11
vurgulayan Kılıçbay (1993)'e göre kent, "iktidarın kök salma noktası" olarak farklılaşmaktadır.
Düşünsel açıdan kente yaklaşıldığında, Cansever (1996)' in,
"Ahlakın, sanatın, felsefe ve dini düşüncenin geliştiği ortam olarak, insanın bu dünyadaki vazifesini, en üst düzeyde varlığının anlamını tamamladığı ortam❞
tanımı ortaya çıkmaktadır. İçinde barındırdığı insanların düşünsel, ekonomik, toplumsal anlamdaki her tür etkinliğinin şekillendirdiği kenti, " sınırları son derece net çizilen özgürlükler sistemi” olarak gören Demirkan (1996), özgürlüğü ise farklı olabilme izni olarak tanımlamaktadır.
Kostof (1991) kentin oluşumunu demografik, düşünsel, ekonomik, coğrafik ve topografik koşullara bağlayarak, kente ilişkin 9 ana unsur belirlemiştir:
1. Kentler, yoğun enerjili insan topluluklarının yer aldığı yerlerdir.
2. Kentler, kümelerden oluşur. Kendini destekleyen arka alanları vardır.
3. Kentler, kentsel alanı, kentsel olmayan alandan ayırmak için fiziksel veya
sembolik sınırları olan yerlerdir.
4. Kentler, işin özelleştiği, sosyal hiyerarşinin olduğu yerlerdir. İnsanların
sınıflara ayrıldığı, gelirin vatandaşlar arasında eşit dağılmadığı, zenginin
fakirden güçlü olduğu yerlerdir.
5. Kentler, yoğun tarım ve artık ürün imkânı, metal veya su gibi fiziksel
kaynak, doğal liman gibi jeomorfolojik kaynak, ticari gelir veya kral gibi insan
kaynağı gücüyle desteklenen yerlerdir.
6. Kentler, mutlaka yazılı kayıtlara dayanan yerlerdir. Topluluğun yönetimi
için kanunlar yapılması, malların kayıtlarının tutulması, toprağın
adlandırılması gibi hususların yazılı olarak belgelenmesi gereklidir.
7. Kentler, kendilerini besleyen ve koruyacakları, servis sağlayacakları kırsalı
ile yakın ilişki içindeki yerlerdir.
8. Kentler, anıtsal tanımlarla ayrılan yerlerdir.