İçeriğe atla

Sayfa:İlkçağ kentlerinde kullanılan grid planlamanın toplumsal, düşünsel ve ekonomik yönlerinin değerlendirilmesi için bir çalışma örneği.pdf/17

Vikikaynak, özgür kütüphane
Bu sayfa istinsah edilmiş

1

1. GİRİŞ

Varoluşundan itibaren doğaya karşı ayakta kalma mücadelesi yürüten insan, mücadelesi boyunca birçok deneysel süreçten geçmiştir. Bu süreçleri gelişimi yararına kullanarak uygarlığı yaratmıştır. İnsanlık tarihinde uygarlığın başlangıcı kentlerin ortaya çıkışıyla tanımlanmıştır [Childe, 1961].

Birçok açıdan tanımlanabilir olan kent, ekonomi, toplumbilim, askeri yaklaşımdan mimari yaklaşıma kadar geniş bir yelpazedeki disiplinlerin ortak çalışma alanıdır. Kentle ilgili bütün disiplinlerin ürettiği kavramlarla, kent kendini değiştirmekte ve belki de yenilemektedir. Bu içinde bulunduğu dinamiklerle sürekli değişen kent kavramı, ilk ortaya çıkışından itibaren çok farklı bakış açılarıyla değerlendirilmiş ve incelenmiştir. Arkeolojik verilerle, çizimlerle, edebi eserlerle, toplumsal hareketlerle, sınıf mücadelesiyle içinde barındırdığı insanların temel konularından biri olmuştur.

Kente dair çok çeşitli araştırma yapılmıştır. Bu çalışmada, Bumin (1990)’ın “Atina’da düşünce hayatında görülen zenginlik ve uyum kentin maddesel yapısında, evlerinde, sokaklarında okunmuyordu. Kenti kent yapan taşlar değil yurttaşların varlığıydı. Kenti hiç kimse dışardan eline pergel ve cetveli alarak bir plana göre organize etmemiş, kent organik olarak doğmuştu. Kenti dışarıdan organize etmek isteyen, onun oluşmasına müdahale etmek isteyen ilk girişim, bir şehirci-ütopistten Hippodamos’dan geldi.”

ifadesindeki, planlı özellikle de kentin bütününe uygulanan düzenli bir plana sahip kentlerin ilk Yunan Uygarlığı ve Hippodamos ile başladığına dair görüşün izleri sürülmüştür.

Avrupalı araştırmacılar, uygarlığın ana geleneğinin temellerini genelde Akdeniz Uygarlığına dolayısıyla Yunan Uygarlığına dayandırmaktadır. Bu amaçla, yakın tarihimize kadar yapılan araştırma ve incelemelerde, genellikle Avrupa Uygarlığının eşsizliğinin nedenleri ve temellerinin bulunması ana amaçlardan biri olmuştur. Elbette ki bu konuda anılan döneme ait bilgi ve