118
EK-3. İlk Meclis
İnsanlık tarihinin bilinen ilk meclisi herkesin düşündüğü gibi Avrupa kıtasında değil, tiranların ve despotların geleneksel yatağı olan, dünyanın siyasal meclislerinin hiç bilinmediği düşünülen bir bölgesinde, Asya'nın Yakın Doğu diye adlandırılan kısmında toplanmıştır. Bu bilinen eski meclis, Dicle ile Fırat ırmakları arasında, Basra Körfezi'nin kuzeyinde bulunan ve eski devirlerde "Sümer" olarak isimlendirilmiş yerdedir.
Bu meclisin kurulduğu toplum, M.Ö.3000 yılında o günün dünyasında en yüksek uygarlığı geliştirmiştir.
4-5 bin yıl önce Sümer; merkezlerinde anıtsal ve dünyaca ünlü kamu kurumlarının bulunduğu sayısız büyük kenti olan, komşu ülkelerle karadan ve denizden yaptıkları yaygın ticaret ağlarına sahip, en ciddi düşünürleri ve aydınlarının geliştirdiği dinsel düşünce sisteminin neredeyse tüm Yakın. Doğu'da kutsal öğreti olarak kabul gördüğü, daha da önemlisi kil üzerine kamıştan bir kalemle yazılan yazı dizgesini aşama aşama geliştirip insanoğlunun eylemlerini, düşüncelerini, umutlarını, yargılarını ve inançlarını ayrıntılı ve sürekli bir biçimde kaydetmesine olanak sağlayan bir ülkedir. Dolayısıyla Sümer'lerin politika alanında önemli ilerlemeler kaydetmiş olmaları şaşırtıcı değildir. Özellikle kralların gücünü engelleyip, siyasal meclisin hakkını tanımakla demokratik yönetime doğru ilk adımları atmışlardır.
Yazılı insanlık tarihinin en eski "meclisi"nin toplanmasına neden olan politik durum Sümer efsanelerinde; krallığı, tufandan hemen sonra gökten inen Kiş ile Kiş'in güneyinde bulunan ve Kiş'in etkinliğini ve gücünü tehdit edecek kadar güçlü bir diğer kent devleti olan Uruk'un, bu konumundan rahatsız olan Kiş'in son hükümdarı Agga'nın, Uruk efendisi Gılgamış'a elçilerle gönderdiği ültimatomla başlar. Bu noktada, Uruk'ta bulunan iki meclis barış veya savaş yollarından hangisinin izleneceğine karar vermek için