108
yöntemle planlama yapılmıştır. İlkçağ sonrasında bir süre kullanılmayan, Izgara plan, çağımızda modernizm ile birlikte tamamen farklı bir ideoloji ile uygulama alanı bulmuştur.
Sonuç olarak, hep önceden planlanan, belli bir düşünsel temele genellikle de baskıcı bir düşünsel temele oturan uygulamalarda hayata gelmiştir. Neredeyse kentlerin ortaya çıkışı kadar eski bir tarihe sahip olan bu planlama şekli, Hippodamos tarafından uygulamasından sonra geniş bir alanda kullanılma imkânına sahip olmuş, sonrasındaki ideolojilerde de çeşitlenerek ve ihtiyaçlar doğrultusunda değişerek uygulanmaya devam edilmiştir.
Esasen, önceden düşünülmüş ve planlanmış yerleşimlerde genelde dik açılar ve/veya ızgara sistem tercih edilmiş, zaman içinde gelişen ve değişen yerleşimler ise düzensiz bir şekilde organik olarak biçimlenmiştir. Dik açı ve düzen, bu tür yerleşimlere sonradan ve bilinçli olarak yapılan genişletmelerde de başvurulan yöntem olmuştur.
Elbette ki önceden planlama, planlayıcılarının istek ve amaçlarına hizmet edecektir ve bu nedenle diyebiliriz ki dik açı ve ızgara plan hep bir düşüncenin sonucunda uygulanmıştır. Bu düşünce ise, genelde egemen sınıfın düşüncesi olmuştur. Ancak, ilkçağ kentlerinde bu düşünce kuramsallaştırılarak uygulama öncesi ortaya konmamıştır. Doğrudan planlamaya karar veren zümrenin çıkarlarına ve hâkim ideolojisine göre uygulanmış, demokratik düşünce kent planlamasında kuramsal anlamda rol oynamamıştır.
Egemen ideolojinin iktidarını pekiştirdiği, ticari kapitalizm ve endüstriyel yerleşimlerin can simidi [Kostof, 1991], askeri düzenlemelerin kurallı yöntemi, yeni yerleşimlerin hızlı, organize ve kolay kurulduğu ızgara plan; Hippodamos'dan sonra da Yunan sitelerinden Çin'in imparatorluk kentlerine, Roma garnizon ve kolonilerinden Amerika kıtasının yeni kentlerine geniş bir alanda uygulanmıştır.