Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali/Halk İçin Dinin Çok Gerekli Olduğu Hakkında Sık Sık Tekrarlanan Görüşlerin Reddi

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Bize hep diyorlar ki, "Halk için bir din gereklidir. Aydın kişiler bir manevi zabıtaya muhtaç değilse de, hiç olmazsa akıl ve muhakemelerini eğitilmediği için hiç geliştirmemiş olan kaba adamlar için din gereklidir." Aşırılığa, sarhoşluğa, hayvanlığa, saldırganlığa, hilekârlığa, her türlü aşırılıklara bu dinin engel olduğunu görüyor muyuz? Tanrısallık hakkında hiçbir fikri bulunmayan bir kavim, aralarında bölünmelerin ve kötü ahlakın hâkim olduğu görülen birçok inançlı kavimden daha iğrenç bir tarzda hareket edebilir mi? Daha kötü bir yaratılışta bulunabilir mi? Mabetlerinden başları öne eğik çıktıktan sonra, esnafın ve sıradan insanların bilinen eğlencelerine daldıkları ve belirli zamanlarda Allah'a sundukları bağlılıkların, vicdan azabı olmaksızın, kötü alışkanlıklarını ve alışılmış eğilimlerini izlemek hakkını kendilerine verdiğine inanmış oldukları görülmüyor mu? Sözün kısası, kavimler, bu kadar kaba ve bu kadar az aklı başında iseler, bunların ahmaklıkları genel eğitimle ilgilenmeyen ya da uyruklarının gözlerinin açılmasına, kültür ve aydınlanmaya sahip olmalarına karşı olan hükümdarların ihmalleri sonucu değil midir? Kısaca, kavimlerin akılsızlığı; insanları makul bir ahlak doğrultusunda eğitecek yerde, yoksulları hiçbir zaman masallardan, hayal uykusundan, dini işlerden, kavramlardan ve her şeyi içerdiğini kabul ettikleri sahte erdemlerden başka bir şeyle doyurmayan ve bilgilendirmeyen rahiplerin açık bir şekilde eseri değil midir?

Halk için, alışkanlık sonucu bağlı olduğu ve gözlerini eğlendiren, mizacı üstünde etkili olan ve ahlakını iyileştirmeksizin uyuşuk zihnini geçici olarak tahrik eden boş bir merasimin süslü altınlarından başka bir şey değildir. Bizzat din adamlarının itiraf ettiği gibi, insanın hayatını düzenleyen ve her türlü kişisel isteklere üstünlük sağlayan biricik yetenekli din olan içsel ve ruhani din kadar ender bulunan hiçbir şey yoktur. Adil ve hakkaniyetli düşünelim; en kalabalık ve sofu kavimde, dini sistemlerinin ilkelerini bilmeye, bu ilkelerde, fesat eğilimlerini söndürmeye yeterli ölçüde kuvvet bulmaya yetenekli kafalar çok var mıdır?

Birçok kimse bize diyecektir ki; hiçbir dizgine, hiçbir zabıtaya sahip olmamaktansa, gelişigüzel bir dizgine sahip olmak daha iyidir. Bunlar iddia ederler ki, din; büyük çoğunluk üzerinde etkisiz kalsa da, olmadığı takdirde hiç vicdan azabı duymaksızın cinayetlere girişecek olan bazı şahısları zapt etmeye yarar. Kuşkusuz, insanlara bir dizgin, bir fren gereklidir. Ancak gerekli olan dizgin, hayali dizgin değildir. Onlara, gerçek ve gözle görülen dizginler gereklidir. Onlara, Pan yıldırmalarından ve umacı korkutmalarından daha zapt edici gerçek korkular gereklidir. Din ancak, birkaç korkak ruhu korkutur; bunların ise karakterlerinin zayıflığı zaten kendilerini vatandaşları için az korkunç kılar. (Yani bu korkak ruhlular zaten iyilik ve kötülüğe güçleri yetmediği için, bunların dinden korkmalarından, toplum bir yarar sağlamaz.) Adil bir hükümet, şiddetli yasalar, çok sağlam bir ahlak, herkese, eşit olarak herkese, saygı ve büyüklük bırakır. Hiç olmazsa bunlara inanmak zorunda olmayacak ve bunların hükümlerine riayetsizliğin tehlikesini hissetmeyecek kimse kalmaz.