Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali/Gurur, Büyüklenme ve Kalp Bozukluğu, Allahsızlardan ve İnanmayanlardan Çok, Sofularda, Hocalarda, Hahamlarda Bulunur

Vikikaynak, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Gurur ve kibirlenme, ruhanilere özgü kötülük olmuştur ve hep olacaktır. Allah tarafından verilen iktidarı uygulamak ve böyle bir iktidarın yürütme kuvveti olmakla kutsal bir sıfat ve karaktere sahip bulunmak, "zatı ecellü âlâ"nın elçisi, göstericisi olmak iddiası kadar, insanı mağrur kılacak ve büyüklendirecek başka hiçbir şey var mıdır?

Kavimlerin safdillikleriyle, hükümdarların göz yumması, uyum sağlaması ve ayrıcalıklarıyla ruhbanın erişmiş olduğu görülen teveccühlerle, rahiplerin bu durumları sürekli olarak beslenip desteklenmiş olmuyor mu? Sıradan insanlar, her ülkede, ilahi insanlar gözüyle baktıkları ruhani rehberlerine, ancak alelade insanlar gözüyle baktıkları cismani üstlerinden daha çok bağlı ve gönüldendirler. Bir köyün papazı, o köyün ağasından ya da hâkiminden daha büyük rol oynar. Hıristiyanlarda bir rahip, kendisini bir kral ya da imparatorun çok üstünde sayar. İspanyol eşrafından biri, bir papaza karşı şiddetli bir lisan kullandığı için, papaz, o kişiye şöyle küstahça karşılık vermiştir:

"Allahınızı her gün elleri içinde ve kraliçenizi ayakları önünde
tutan bir adama saygı göstermeyi öğreniniz."

Bu durumda, rahipler, inançsızları gururla suçlamak hakkına sahip midir? Kendileri de ender görülen bir alçakgönüllülük ya da derin bir vaziyetle seviliyorlar mı? Benzerlerinden seçiliyorlar mı? Açık değil midir ki, insanlara hâkim olmak, mesleklerinin esas temelidir. Eğer Allah'ın göstericileri, gerçekten alçakgönüllü olsalardı, saygı görmeye bu kadar susamış her muhalefete kızmakta bu kadar çabuk tepkili, görüşleri kendilerini yaralayan kimselerden intikam almak konusunda bu kadar zalim olurlar mıydı? Alçakgönüllü bilim, gerçeği ayırt etmenin ne kadar güç olduğunu hissettirmez mi?

İnançsız bir gururdan başka, hangi ihtiras insanları bu kadar korkunç, bu kadar intikamcı, acıma ve yumuşaklıktan bu kadar yoksun kılabilir? Asıl ve esastan uzak zan ve kuruntuları yerleştirmek ya da savunmak için kavimleri silahlandırmaktan ve kan selleri akıtmaktan daha çok kibir ve böbürlenme eseri olan ne vardır?

Ey din imamları! "Allahsızlara vücut veren, yalnız kibir ve böbürlenmedir" diyorsunuz; o halde Allah'ınızın ne olduğunu onlara öğretiniz; Allah'ın gerçek içyüzü hakkında onları aydınlatınız; anlaşılır bir şekilde, onlara Allah'tan söz ediniz; onlara Allah hakkında akla uygun olan, çelişkili ya da hayali olmayan şeyler söyleyiniz. Onları tatmin edecek bir durumda değilseniz; eğer şimdiye kadar içinizden hiç kimse Allah'ın varlığını açık ve inandırıcı bir şekilde kanıtlayamadıysa; eğer, itirafınız altında olduğu gibi, Allah'ın gerçek kökü, içyüzü, öteki insanlara olduğu kadar size de meçhul ve karanlık örtüyle örtülü, kapalıysa; anlayamadığı ve aklıyla uyumlu hale getiremediği şeyleri kabul etmeyenleri hoş görünüz, bağışlayınız. Bilgisizliklerini itiraf etmek içtenliğine sahip olanları kibirlenme ya da çalım satmayla suçlamayınız. Çelişkilere inanması mümkün olmayan kimseleri delilikle, budalalıkla suçlamayınız. Hakkında sizin de hiçbir fikriniz olmadığı bir zata ilişkin olarak, sizin gibi düşünmeyen insanlar aleyhine kavimlerin kin ve gazaplarını, hükümdarların öfkesini kışkırtmayınız. Akıl erdirmenin imkânsız olduğu teslim edilen bir madde üzerinde muhakeme yürütmekten daha küstahça, daha çok şaşılacak hiçbir şey var mıdır?

"Ateizm"i ancak kalp bozukluğunun ortaya çıkardığını ve Allah'ın müthiş cezalarından korkulduğu için ve ancak bu nedenle tanrısallık boyunduruğunun atıldığını bize sürekli tekrarlıyorsunuz. Ancak Allahınızı neden savunulmaz bir duruma getiren çizgiler ve dış görünüşle bize tanımlıyorsunuz? Bu kadar güçlü bir Allah, bozucu kalplere neden izin veriyor? Kalplerini istediği gibi yapabildiği halde, insanların bozulmasına razı olan, merhametsiz kılan, kör eden, onları iyiliklerinden yoksun bırakan ve bu işlemleri, ancak böyle oldukları için insanları sonsuz cezalara uğratma keyfi için yapan bir zorbanın boyunduruğunu kırmak yolunda nasıl çaba gösterilmez? Bize bildirdikleri Allah kadar tuhaf bir hüdaventten iğrenmemek için Tanrıdan gelen iyiliklerden ve mutlu bir gelecekten, ilahiyatçıların ve rahiplerin çok emin olması gerekir. Sonsuz cezalara mahkûm eden bir Allah, açıktır ki, insan kavrayışının icat edebileceği şahısların en iğrenci, en taş yüreklisi, en sevilmeyenidir.