Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali/Din Konusunda Kuşkuculuk, Teolojik İlkelerin Yüzeysel ve Derin Olmayan Bir Araştırma ve İncelenmesinin Sonucudur

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Bütün insanlar ya kuşkucu ya da Allahsızdır demek, bir Allah'ın varlığına bütün insanlar sağlam biçimde inanırlar demekten belki daha doğrudur. Hiçbir zaman incelenememiş olan, hakkında sürekli bir fikir edinmek mümkün olmayan, üzerimizdeki etkileri hakkında değişmeyen bir hüküm vermekten bizi yasaklayan, çeşitli iki dimağda anlamı bilinen tek biçimi olmayan bir mevcudun varlığından insan nasıl emin olabilir?

Hakkında edindirilmeye çalışılan fikirlere zıt bir davranış atfetmeye insanın her an zorunlu olduğu birinin varlığına içtenlikle inandığını kim söyleyebilir?

Pekâlâ, aklının almadığı bir şeye insanın inanması mümkün müdür? Bu şekilde inanmak, kendisi hiçbir görüşe sahip değilken başkalarının görüşüne katılmak değil midir? Rahipler bütün insanların inanışını düzenler. Ancak, bu rahiplerin kendileri de Allah'ın bütün insanlar için olanaksız olduğunu açıklayamazlar mı? Dolayısıyla, şu sonucu çıkaralım ki, Allah'ın varlığına tam ve kesin inanış, iddia ettikleri ve doğrulamak istedikleri ölçüde genel değildir.

Kuşkucu olmak, bir hüküm vermek için gerekçelere sahip olmamaktır. Allah'ın varlığını kanıtlar görünen deliller ve Allah'ın varlığını çürüten ihtiyaçlar karşısında bazı kimseler kuşkulanmayı ve karar vermemeyi tercih ediyorlar. Ancak işin aslı, bu kararsızlık, yeterli ölçüde incelememek ve araştırmamak üzerine kuruludur. Apaçık olan hakkında kuşkulanmak, kararsız kalmak mümkün müdür? Aklı başında olanlar mutlak bir Phyrhonisme1 ile haklı olarak alay ederler ve hatta bunu olanaksız bulurlar. Kendi varlığından ya da güneşin varlığından kuşkulanan bir adam, tümüyle gülünç görünür. Ya da, bu düşünce tarzını kötü niyetin yönlendirdiğinden kuşku duyulur. Açık bir biçimde olanaksız bir vücudun var olmadığı hakkında kararsızlığa düşmek, daha mı az aykırıdır? Sıfatları karşılıklı birbirini bozan, yok eden bir varlığın olanaksızlığına karar vermekte tereddüt etmek, insanın kendi varlığından kuşkulanmasından daha saçma mıdır? Ruhsal bir vücuda inanmak için, iki ucu olmayan bir bastonun varlığına inanmaktan öte olasılık bulunur mu? Sonsuz iyi ve kudretli olan ve bununla birlikte sonsuz kötülükler yapan ya da yapılmasına izin veren bir varlık kavramı, dört köşeli bir üçgenin varlığı kavramından daha az saçma ya da daha az olanaksız mıdır? Sonuç çıkaralım ki, kuşkuculuk, en açık ve en iyi kanıtlanmış ilkelerle sürekli çelişki içinde bulunan ilahiyat ilkelerinin yüzeysel ve az muhakemeli incelenmesinin eserinden başka bir şey olamaz.

Kuşkulanmak, verilecek karar hakkında düşünmek ve görüş ileri sürmektir. Kuşkuculuk, eşyanın yüzeysel incelenmesinden çıkan bir kararsızlık durumudur. İlkelerine kadar göz atmaya tenezzül edildiğinde, esas hizmetini gören Tanrı kavramına yakından bakıldığında, din konusunda kuşkucu olmak mümkün müdür?

Kuşku çoğu kez ya tembellikten, ya güçsüzlükten, ya ilgisizlikten, ya da yeteneksizlikten ileri gelir. Kararsızlık, birçok kimse için, ancak pek az önem verdikleri eşyayı inceleme ve araştırma zahmetinden korkmanın sonucudur. Bununla birlikte, din, insanlara hem dünyada, hem ahrette büyük sonuçları olan bir şey olarak sunulduğundan; hakkında kuşku ve kararsızlık duymak, zihin için hoş bir durum olamaz ve ona rahat bir yüz yastığı olmaktan çok uzak olur. Üzerine bütün dinlerin kurulduğu Allah'ı incelemeye cesareti olmayan bir adam, hangi dini kabule karar vereceğini bilemez; neye inanması, neye inanmaması gerektiğini, artık bilmez. Neyi kabul, neyi reddetmek gerektiğini, ümit etmek mi, korkmak mı gerektiğini, kısacası, neye karar vereceğini bilmez.

Din hakkında ilgisizlik, kuşkuculukla karıştırılmamalıdır. Bu ilgisizlik de, içinde bulunduğu güvenlik ya da dinin kendisini ilgilendiren içerikte bulunmaması olasılığı üzerine kurulmuştur. Çok önemli olarak gösterilen bir şeyin hiç de önemli olmadığı ya da, iyi ya da kötü her etkiden kurtulmuş bulunduğu kanaati, sorunun yeterli ölçüde incelenmesini gerektirir. Bu olmadıkça, bu kanaatin olması mümkün değildir. Dinin esas noktalarında kuşkucu geçinenler, daha çok durumlarda vurdumduymazlardır, ya da incelemeye ve araştırmaya hiç yatkın değildirler.


1 Eski Yunan filozoflarından Phyrhon'un felsefesi kuşkuculuktur ve insanların hiçbir zaman gerçek eşyayı bilemeyeceği görüşüdür. Kuşkucuların tartışmasız babası sayılır.