Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali/Ahlakı, Bütün Doğru Fikirleri, Bütün Doğru İnançları Bozan Dinin Meydana Getirdiği Sayısız Felaketler

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Din -özellikle yeni kavimlerde- ahlakı istila ederek, ahlakın ilkelerini kararttı, karıştırdı. İnsanları, görevi gereği, toplumdan uzaklaştırdı. Kendileri gibi düşünmeyenlerin tümüne karşı insanları acımasız olmak zorunda bıraktı.

Birbirine düşman topluluklar için anlaşılması mümkün olmayan teolojik tartışma ve savaşlar, imparatorlukları sarmış, ihtilallere neden olmuş ve hükümdarları yok etmiş, bütün Avrupa'yı harap ve perişan etmiştir. Bu iğrenç, bu aşağılık ağız dalaşının ateşi, kan ırmaklarında da sönmemiştir. Paganizm'in sönmesinden sonra, sağlam inanışa muhalif saydıkları bir görüş, bir anlayış tarzı her ortaya çıktığında, kavimler çıldırmayı, öfkeli delilikler geçirmeyi alışkanlık haline getirdiler. Görünüşte, yararlı güzel işlerden, uyumdan, barıştan başka bir şey getirmeyen bir dinin mensupları, hocalar, ruhaniler, kardeşlerini yok etmeye kışkırttıkça, yamyamlardan ya da vahşilerden daha kan dökücü olmuşlardır. Tanrısallığın hoşuna gitmek ya da gazabını yatıştırmak için, insanların işlemeyeceği hiçbir cinayet yoktur. İster istemez bir zorba gibi gösterilen müthiş bir Allah fikrinin, bu Allah'ın kullarını, her işin kötülüğünü isteyenler durumuna getirdiği kesindir. Korku, ancak esirlere vücut verir; esirler ise korkaktır, aşağıdır, zalimdir; korktukları hüdavendin lütuf ve teveccühünü elde etmeleri ya da cezasından kurtulmaları söz konusu olduğu zaman her şeyi mubah görür, her naneyi yerler. Yalnız düşünce özgürlüğü insanlara büyüklük ve merhamet verir. Zorba bir Allah fikri, ancak iğrenç, tasalı, kavgacı, hoşgörüsüz kullar vücuda getirir.

Çabuk hiddetlenen, kıskanç, öç alıcı, hukuku ya da etiketi üzerine kılı kırk yaran bir Allah varsayan, hakkında beslenilebilen fikirlerden gücenecek kadar küçük bir Allah varsayan ve gerektiren her din, ister istemez, kuruntulu, toplum hayatından hoşlanmaz, kan dökücü olur. Böyle bir Allah'ın kulları, bu Allah'ın düşmanları olarak kendilerine gösterilenlerin tümünü, cinayet işlemiş olmaksızın lanetlemekten ve yok etmekten çekinmeyeceklerine inançlıdırlar. İnançsız hemşehrileriyle iyi geçinmenin, semavi hükümdarlarının davasına ihanet olacağını sanırlar. Allah'ın sevmediğini sevmek, kendini, bu Allah'ın acımasız öfkesine sunmak olmaz mı?

Ey alçak zalimler! Ve siz, ey insan yiyici sofular! Hoşgörüsüz, bağnaz uyruğunuzun budalalığını ve haksızlığını asla hissetmeyecek misiniz? Görmüyor musunuz ki, insanın filan ya da falan dini inanışa sahip olması, inançlı ya da inançsız bulunması, çocukken öğrendiği ve artık değiştiremediği dili kadar isteği dışındadır.

Bir adamın sizin gibi düşünmesini istemek, bir yabancının meramını sizin gibi ifade etmesini istemek değil midir? Bir adamı sapmalarından dolayı cezalandırmak, sizin aldığınız eğitimden ayrı bir eğitim aldığı için cezalandırmak değil midir? Ben bir inançsız isem, inancımı sarsmış olan muhakemeleri, düşünceleri, zihnimden uzaklaştırabilir miyim? Eğer sizin Allah'ınız insanlara, kendilerini lanetlemek özgürlüğünü veriyorsa, siz neden karışıyorsunuz? Hukukunun intikamını almak istediğiniz bu Allah'tan, siz daha çok tedbirli misiniz? Daha çok hâkim misiniz?