Recep Tayyip Erdoğan'ın Ocak 2011'deki ulusa sesleniş konuşması

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Aziz vatandaşlarım...

2011 yılının bu ilk Ulusa Sesleniş Programında hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Büyük umutlarla, büyük hayallerle girdiğimiz 2011 yılının, ülkemiz ve aziz milletimiz için her alanda bir atılım yılı için yine canla başla çalışıyoruz.

Boşa geçirilmiş her bir saniyenin dahi milletimiz adına bir kayıp olduğuna inanıyor, durmadan, duraksamadan, asla ve asla rehavete kapılmadan, gece gündüz ülkemiz ve milletimiz için çalışmaya devam ediyoruz.

Anadolu'da eskiden beri kullanılan çok anlamlı bir söz var: "Adam odur ki koya dünyada hayırlı bir eser; eseri olmayanın, gör ki yerinde yeller eser."

Aynı şekilde, şair ve mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek'in, bizim de hizmet anlayışımızın çerçevesini çizen şu anlamlı sözlerini her an aklımızda tutuyoruz: "Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım."

Evet, sevgili vatandaşlarım... Biz, devler gibi eserler bırakmak, ülkemize silinmez izler nakşetmek, Türkiye'nin ilerlemesine, kalkınmasına, daha fazla huzur ve refaha erişmesine azamî katkıyı sağlamak istiyoruz.

Hem halkımızın huzuruna, hem de Hakk'ın huzuruna, vazifesini yapmış, üzerindeki emanete sahip çıkmış, arkasında silinmez izler bırakmış insanlar olarak çıkmak istiyoruz.

Şundan emin olunuz: Bir çocuğun gülümsemesi, bir gencin mutluluğu bizim için en büyük bahtiyarlıktır.

Bir vatandaşımızın, bir hanım kardeşimizin, bir özürlü kardeşimizin, bir yoksulun, emeğiyle çoluk çocuğunun rızkını kazanan bir işçinin, alınterini toprağa katan bir çiftçinin, verilen bir hizmete karşılık, Allah onlardan razı olsun demesi, bizim için en büyük onurdur, en büyük şereftir.

8 yıl boyunca bu anlayışla milletimize hizmet ürettik, aynı şekilde hizmet üretmeye devam ediyoruz.

İşte, 2011 yılına da böyle bir anlayışla adımlarımızı attık.

Bildiğiniz gibi, Aralık ayının son haftasında 2011 yılı bütçesini Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde müzakere ederek karara bağladık.

2011 yılı bütçesi, bizim daha önce yaptığımız 8 bütçe gibi, insanı merkeze alan, sosyal politikaları önemseyen, popülizme tevessül etmeyen, mali disiplinden taviz vermeyen bir bütçe olarak hazırlandı.

Şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum sevgili vatandaşlarım...

Geçmişte, seçim dönemlerinde, milletin tercihini etkilemek amacıyla malî disiplinden ciddi tavizler verildi. Musluklar ardına kadar açılarak, adeta bol keseden dağıtıldı. Hazine'de ne var ne yoksa hatta yurtiçinden, yurtdışından borçlanarak, devlet, gelirinden kat kat fazla harcama yaptı.

Aynı şekilde, geçmiş dönemlerde, seçim öncesinde bazı siyasî partiler, ülkenin gerçeklerini, ekonominin gerçeklerini, devletin gelir ve giderini hiçe sayarak, sadece oy toplama hırsıyla çok uçuk vaatlerde bulundular.

Geçmişteki hükümetlerin bu hesapsız harcamaları, ülkede kısmî bir rehavete, sureta bir rahatlamaya yol açtıysa da, kısa süre içinde bu aldatıcı rahatlamanın faturası yine milletçe en ağır şekilde ödendi.

Merkez Bankası'nda karşılığı olmaksızın para bastırdılar.

Ülkenin önceliklerini, öncelikli ihtiyaçları görmezden gelerek, kaynakları popülist niyetlerle harcadılar.

Çok yüksek faiz oranlarıyla yurtdışından borçlandılar, Türkiye'nin borç yükünü taşınamayacak seviyelere çıkarttılar.

İşte biz, 8 yıl boyunca, bu tuzağa, bu popülizm tuzağına düşmedik.

Her şeyi şeffaf bir şekilde, samimi bir şekilde sizlerle paylaştık.

Fiyatlarda düzenleme gerekiyorsa, gizlemeden, saklamadan, gerekçelerini ortaya koyarak bunu sizinle paylaştık.

Tedbir almak gerekiyorsa, gerekçelerini sizlere anlatarak bu tedbirleri aldık.

Reform yapılması gerektiğinde, dikkatinizi çekiyorum, bir sonraki seçimleri değil, gelecek nesilleri, Türkiye'nin geleceğini, Türkiye'nin topyekûn elde edeceği faydayı dikkate alarak reformları yaptık.

İşte tüm bu reformlar, tedbirler ve malî disiplin sayesinde, bugün, Türkiye ekonomisini, dünyanın en büyük, en dirençli, şoklara karşı en dayanıklı ekonomilerinden biri haline getirdik.

Biz, bize önceki dönemlerden devredilmiş ağır faturaları, milyarlarca Dolarlık borçları ödemekle kalmadık, aynı zamanda devletin hazinesini zenginleştirdik, güçlendirdik.

Bakınız; 2002 yılsonunda, iktidarı devraldığımızda, Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu'na borcu, yani IMF'e olan borcu tam 23,5 milyar Dolardı.

Önceki hükümetler, bırakınız IMF'e borç ödemeyi, daha fazla borçlanarak, borç yükünü katlayarak bize devretmişlerdi.

8 yıl boyunca, bize devredilen bu borcu kararlı şekilde ödedik. Şu an itibariyle, IMF'e olan borçlarımızı 5,7 milyar Dolara kadar indirdik.

Aynı şekilde, Merkez Bankası'nın kasasını biz 2002 sonunda sadece 27 milyar Dolar döviz rezerviyle devralmıştık.

Şu anda, dikkatinizi çekiyorum, Merkez Bankamızın rezervleri altın hariç 82 milyar Dolara ulaşmış durumda.

Bu bizim milli bankamız, güçlü olursa, güçlüyüz.

2008 sonlarında, Amerika Birleşik Devletleri'nde kriz başladığında, Türkiye'de nelerin söylendiğini, Hükümetimize yönelik ne tür eleştirilerin dile getirildiğini lütfen şöyle bir hatırlayın...

Türkiye küresel krize hazırlıksız yakalandı diyenler oldu. Türkiye tedbir almadı, almıyor diyenler oldu. Kriz Türkiye'yi sarsacak diyenler oldu.

Biz ise, bu haksız eleştirilere kulak asmayarak, cesur biçimde tedbirlerimizi aldık, kararlılıkla uyguladık.

Bugün, Amerika Birleşik Devletleri'nde, Avrupa Birliği ülkelerinde, Japonya'da, diğer gelişmiş ekonomilerde küresel krizin etkisi en ağır şekilde devam ederken, biz Türkiye olarak çok farklı bir yerde duruyoruz.

Gelişmiş ekonomiler 2010 yılını durağanlıkla ya da daralmayla kapatırken, biz dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri, Avrupa'nın da en hızlı büyüyen ülkesi konumuna yükseldik.

Şu an itibariyle, millî gelirde 1 trilyon Türk Lirası seviyesini aşmış durumdayız.

İhracatımız aynı şekilde, istikrarlı olarak artıyor ve 2010 yılında 114 milyar Dolar ihracat rakamını yakaladık.

Enflasyon, son 42 yılın en düşük oranına geriledi ve 2010 yılında % 6,4 olarak gerçekleşti.

Gösterge faiz oranları, 2011 yılının ilk günlerinde yine bir rekor kırdı, % 6,86 ile tüm zamanların en düşük oranında gerçekleşti.

Küresel krize rağmen, turizmde de yine rekorlar elde ettik, 28,5 milyon turist, 22 milyar Dolar turizm geliriyle dünyada turist ve turizm rakamlarını artıran nadir ülkeler arasında yer aldık.

2002 sonuna baktığımız zaman gelen turist sayısı 13-13,5 milyon turistti, gelire baktığımızda 8-8,5 milyar Dolardı. Şimdi ise nerdeyiz ortada...

Bunlar, milletçe hepimizi sevindiren, hepimizi daha da umutlandıran gelişmeler.

Ama biz, bu seviyeleri asla ve asla yeterli görmüyoruz.

Türkiye'nin, bu seviyelerden çok daha fazlasını hak ettiğine inanıyor, Türkiye'yi arzuladığı, hak ettiği seviyelere ulaştırmak için hiç durmadan, duraksamadan yolumuza devam ediyoruz.

Şu anda hedefimiz: 2023 yılı...

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100'üncü yıldönümü için kendimize çok büyük, ama gerçekleşmesi mümkün hedefler belirledik.

Bakınız sevgili vatandaşlarım...

8 yılda, Türkiye'nin milli gelirini 3 kattan fazla artırdık, 230 milyar Dolardan, sevgili vatandaşlarım, yaklaşık şu andaki haliyle 700 milyar Doların üzerine çıkardık.

Şimdi, önümüzdeki 12 yıl içinde, millî gelirimizi yine en az 3 kat artırarak, inşallah 2023 yılında 2 trilyon Dolar milli gelir seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz.

12 yıl sonra nüfusumuzun 82 milyon olacağını tahmin ediyoruz.

Bu durumda, kişi başına düşen milli gelirimizi de 25.000 Dolara yükseltmiş olacağız.

Aynı şekilde, 36 milyar Dolardan aldığımız ihracatı 8 yılda yaklaşık 4 kat artırarak 114 milyar Dolara yükselttik.

Önümüzdeki 12 yılda yine 4 kat artırarak 500 milyar Doları yakalayabiliriz, dış ticaret hacminde 1 trilyon Dolara ulaşabiliriz.

İlköğretimde okullaşma oranını % 100'e yaklaştırdık. İnşallah, 2023 yılına kadar orta öğretimde de okullaşma oranını % 100'e çıkarmış olacağız.

Biz iktidara geldiğimizde, Türkiye'de her 100.000 kişiye 87 hekim düşüyordu.

Biz, sağlıkta gerçekleştirdiğimiz dönüşümle her 100.000 kişiye düşen hekim sayısını 153'e yükselttik.

2023 yılında hedefimiz bunu 210 hekime yükseltmek...

2002 yılında, biz görevi devraldığımızda, Türkiye'de toplam bölünmüş yol uzunluğu 6.100 kilometreydi.

8 yılda biz 13.600 kilometre bölünmüş yol yaptık.

Bu uzunluğu en kısa zamanda 15.000 kilometreye çıkaracak, 2023'e kadar buna ilaveten inşallah bir 15.000 kilometre daha bölünmüş yol inşa edeceğiz.

Ankara-Eskişehir Hızlı Tren hattını tamamladık ve hizmete açtık.

Ankara-Konya hızlı tren hattı tamamlandı, test sürüşleri tarafımdan başlatıldı.

Eskişehir-İstanbul; Ankara-Yozgat- Sivas hızlı tren hatları inşaatları devam ediyor.

İnşallah, 2023 yılında, 11.000 kilometre yeni demiryolu hattı döşerken, Türkiye'nin doğusu ile batısını, kuzeyi ile güneyini hızlı tren hattı ağlarıyla örmüş olacağız.

Dünyanın en büyük 10 limanından biri Türkiye'de olacak.

Kendi uçağımızı, kendi uydumuzu yerli tasarımla, yerli teknolojiyle kendimiz üreteceğiz.

Kendi savaş gemimizi, kendi tanklarımızı, kendi insansız hava uçaklarımızı üretmeye başladık, çok daha büyük projelerin altına imza atacağız.

Kendi savunma uydumuzu, Türk mühendislerince tasarlıyor, imal ediyor ve GÖKTÜRK uydumuzu uzaya gönderiyoruz.

Havacılık Organize Sanayi Bölgeleri, Gemi İnşa Organize Sanayi Bölgeleri kurarak Türkiye'yi üç kıtanın buluştuğu bir üretim ve lojistik merkezi haline getirmenin gayreti içindeyiz.

Toplam 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın tamamına yakını, Allah'ın izniyle 2023 yılına kadar suyla buluşacak.

Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, 2023'te, Türkiye en az 3 nükleer enerji santralini inşallah tamamlamış olacak.

Yaptığımız hesaplamalara göre, bugün yıllık 28,5 milyon kişi olan turist sayısı 2023 yılında 50 milyona yaklaşmış olacak.

22 milyar Dolar olan turizm geliri 2023 yılında 50 milyar Dolara yaklaşacak.

GAP, DAP ve KOP gibi bölgesel projelerini tamamlamış, dünyanın tahıl ambarına, tarım merkezine dönüşmüş bir Türkiye'yi inşallah el ele, omuz omuza, gönül gönüle, milletçe inşa edeceğiz.

El ele verirsek sevgili kardeşlerim, demokratikleşme adımlarını kararlılıkla sürdürerek, Türkiye'yi dünyanın en ileri demokratik standartlara sahip ülkelerinden biri haline getirebiliriz.

Özgürlükleri daha da ileri standartlara kavuşturabiliriz.

Yeni bir anayasayla, katılımcı, özgürlükçü bir anayasayla, büyük Türkiye vizyonuna denk düşen güçlü bir anayasayla geleceği kucaklayabiliriz.

Kardeşlikle, birlik ve beraberlikle, istikrar ve güvenle, barış ve huzurla bütün bu hedeflerimizi gerçeğe dönüştürebiliriz.

Sevgili vatandaşlarım...

Türkiye, 2011 yılı Haziran ayında bir kez daha sandık başına gidecek, hür iradesiyle tercihte bulunacak ve parlamentoyu şekillendirecek.

Uzun koalisyon ve erken seçim dönemlerinin ardından, son 8 yıldır Türkiye Anayasa'da belirtilen süre çerçevesinde seçimlerini gerçekleştiriyor; böylece uzun soluklu politikalar, istikrar ve güven ülkemizde daha da pekişiyor.

2007 yılında Anayasamızda yapılan değişiklik çerçevesinde biz de 4 yılın ardından Haziran ayında seçimleri gerçekleştiriyoruz.

Hükümet olarak, seçimlerin güvenlik içinde yapılması, millet tercihinin en güzel şekilde sandığa yansıyabilmesi için gerekli tedbirleri aldık ve alıyoruz.

Ancak, burada önemli bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum.

Türkiye'de, her seçim öncesinde gündeme taşınan, vatandaşımızın tercihlerini belirlemeye dönük bazı tezgâh ve kampanyaların bu seçim öncesinde de uygulamaya konulmak istendiğine şahit oluyoruz.

O malum çevreler, milleti korkutarak, sindirerek, tahrik ederek, seçim sürecini etkilemeye, aziz milletimizin hissiyatını tahrik etmeye, böylece tercihleri baskı altına almaya bir kez daha niyetlenmiş durumdalar.

Özellikle terör örgütleri, seçim öncesinde yoğunlaştırdıkları tahrik eylemleriyle, tedhiş eylemleriyle, milletimizin hissiyatını, özellikle de millî duyguları istismarı hedefliyorlar.

Ben, aziz milletimden, oynanan oyunları görmelerini, bu oyunlara gelmemelerini bilhassa rica ediyorum.

8 yıl boyunca terör örgütüyle olduğu kadar, terör örgütüyle işbirliği halinde çalışan çetelerle de kararlı bir mücadele yürüttük sevgili kardeşlerim.

Türkiye'nin en ileri demokratik standartlara ulaşması için her türlü gayreti gösterdik, bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz.

Bu bağlamda yine bir hususu özellikle dikkatlerinize sunmak isterim.

Bizler, 3 Kasım ve 22 Temmuz seçimlerinde, milletimizin tercihine mazhar olarak iktidar görevini üstlendik.

Sadece bize oy verenlerin değil, dikkatinizi çekiyorum, 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının her birinin hükümetiyiz.

Kendi fikirlerimizi, kendi yaşam tarzlarımızı topluma empoze etmek için değil, herkesin özgürce yaşayabildiği, kimsenin başkasının özgürlük alanına müdahale etmediği, ileri demokrasinin tüm kurallarıyla işlediği bir Türkiye inşa etmek üzere bu yola çıktık.

Topluma pompalanan korkuların tamamı yersizdir, asılsızdır.

Biz kimseye yaşam tarzı dayatmadık, dayatmıyoruz, dayatamayız. Tam tersine herkesin yaşam tarzı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak bizim teminatımız altındadır.

Bu noktada sürdürülen kampanyalar karşısında da milletimin uyanık olmasını, söylentilere değil, 8 yıllık icraatlarımıza bakmalarını özellikle rica ediyorum.

Bakınız, Cumhuriyet tarihimiz boyunca, sanatın, sanatçının, sanat eserinin en fazla değer gördüğü, itibar gördüğü, korunduğu, kollandığı ve desteklendiği dönem, açıkça ifade ediyorum ki, hükümetimiz dönemidir.

Toplumun en ciddi meseleleri hakkında dahi görüşlerine başvurulmayan sanatçılarımızın görüşlerine biz başvurduk.

Sanatın her dalını destekledik.

Başta İstanbul olmak üzere çeşitli şehirlerimizde uluslararası sanat organizasyonlarını teşvik ettik.

İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olmasını biz sağladık.

İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya başta olmak üzere şehirlerimize kültür ve sanat merkezlerini biz kazandırdık.

Tüm bunların ötesinde, sanat eserlerini, tarihi eserleri, kültür mirasımızı korumak noktasında çok büyük yatırımları gerçekleştirdik.

2002 yılında 9.483 vakıf eserimiz tescilli iken, 2010 yılında tescilli vakıf eseri sayısını tam iki kat arttırarak 20.078'e çıkardık.

1998-2002 yılları arasında sadece 46 vakıf eserinin restorasyonu yapılmıştı. Bakınız, yanlış duymadınız; bir kez daha, üstüne basa basa söylüyorum: 1998-2002 yılları arasında, yani bizden önceki dört yıllık dönemde, sadece 46, evet 46 vakıf eserinin restorasyonu yapılmıştı. Biz, 8 yılda tam 3.484 adet vakıf eserimizi onardık, restore ettik ve kültür mirasımıza kazandırdık.

Ankara, Konya, Tokat, Kastamonu, Edirne ve Gaziantep'te 6 Vakıf Müzesi açtık ve bu müzelerde binlerce ata yadigârını gençlerimizin ilgisine sunduk.

25 ilde daha Vakıf Müzesi açılması için çalışmalarımız devam ediyor.

Sivas Gök Medrese, Kayseri Gevher Nesibe Medreseleri, Kütahya İshak Fakih Medresesi, Diyarbakır İskender Paşa Konağı, Niğde Ak Medrese, Samsun Süleyman Paşa Medresesi, Malatya Karakaş Konağı restore edildi ve müze haline getirildi.

81 vilayetimizin tamamında, Osmanlı'dan, Selçuklu'dan, diğer medeniyetlerden kalan ne kadar eser varsa, bunları gün yüzüne çıkardık, çıkarıyoruz.

Sadece yurtiçindeki kültür varlıklarımızı değil, yurtdışında, 5 kıtaya dağılmış kültür varlıklarımızı, ata yadigârlarımızı da buluyor, ortaya çıkarıyor ve restore ederek dünya kültür mirasına kazandırıyoruz.

Kazakistan'da Hoca Ahmet Yesevi Türbesi'nin Restorasyonu, onarım ve çevre düzenleme işi yapılmış ve tamamlanmıştır.

Türkmenistan'da bulunan Sultan Sancar Türbesi'nin restorasyonu tamamlanmıştır.

Moğolistan'da bulunan 1300 yıllık Türk Anıtları, Bilge Kağan ve Köl Tigin Anıtları'nın kopyalarını çıkararak Göktürk Anıtları'nın bulunduğu bölgede müze binası yapımını gerçekleştirdik. Orhun Müzesinin teşhir ve tanzim çalışmalarını tamamladık ve bu arada Moğol İmparatorluğu'nun başkentini anıtlara bağlayan 46 kilometrelik yolun yapımı da 2008 yılında tamamlanarak hizmete açıldı.

Kırım'da Zincirli Medrese ve Hacı Giray Han Türbesi'nin Restorasyonunu ve Çevre Düzenlemesini tamamladık.

Romanya'da Sarı Saltuk Türbesi restorasyonunu 2007 yılında bitirdik.

Bosna-Hersek'te Konyiç Köprüsü ve Drina Köprüsü'nü elden geçirdik.

Arnavutluk İşkodra'da Parruce Yusuf Ağa Camii tezyinatını tamamladık.

Kosova Priştine'de Sultan Murat Hüdavendigar Türbesi ve selamlık binası teşhir ve tanzimini tamamladık, bizzat giderek açılışını yaptım.

Prızren'deki Namazgâh Restorasyonunu tamamladık.

Fılıstın'de Kubbet-üs Sahra Hilalinin üç parçadan oluşan altın renkli bakır hilali tarihinde 5. defa TİKA tarafından yenilendi.

Lübnan'da Sultan İkinci Abdulhamid'in 1902 yılında Trablusşam'a hediye ettiği saat kulesi, aslına uygun olarak yenilendi.

Bunlar, Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansımız TİKA ile Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yürüttüğü projelerden yalnızca bir kaçı.

Tüm Türkiye genelinde olduğu gibi, 5 kıtada da bize ait, kültürümüze ait ne varsa, atalarımıza ait hangi eser, hangi kültür mirası varsa, ona sahip çıkıyor, dünya mirasına, gençliğe, gençliğimize bu eserleri yeniden kazandırıyoruz.

Sevgili vatandaşlarım...

Sanata verdiğimiz değerin yanında, sporu da, sporun tüm dallarını da desteklemeyi sürdürüyoruz.

Şu günlerde, Erzurum şehrimiz, dünyanın en önemli spor organizasyonlarından birine ev sahipliği yapıyor.

25'inci Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları şu anda başarılı bir organizasyonla Erzurum'da gerçekleştiriliyor.

Dünyanın 5 kıtasından, 50 ülkeden 3.500 sporcu Erzurum'da dostça, kardeşçe bir heyecan yaşıyorlar, aynı heyecanı biz de yaşadık.

Erzurum'u bu büyük olimpiyatlara hazırlamak için çok büyük yatırımlar gerçekleştirdik. Spor tesislerini, konaklama tesislerini, alt yapı hizmetlerini tamamlamak amacıyla Erzurum'a yaklaşık 650 trilyon tutarında yatırım yaptık.

Bu yatırımlar, olimpiyatlar sonrasında Erzurum gençliğine, tüm Türkiye gençliğine, tüm halkımıza hizmet verecek ve yarının sporcularını yetiştirecektir.

7 Ocak tarihinde Erzurum'a giderek, Kış Oyunları için inşa ettiğimiz yatırımları açtık. 27 Ocak'ta Erzurum'a bir kez daha giderek, muhteşem bir açılış töreniyle Cumhurbaşkanımızla birlikte Kış Oyunlarını başlattık.

Bu vesileyle, tüm ülke sporcularına Erzurum'a hoş geldiniz diyor, başta ülkemizin sporcuları olmak üzere tüm katılımcılara başarılar diliyoruz.

Ocak ayı içinde birçok ilimizde önemli açılış törenleri gerçekleştirdik.

Kars'ta, vatandaşlarımızın coşkulu katılımıyla, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan konuta 43 farklı tesisin açılışını gerçekleştirdik.

Aynı şekilde, Muğla'da, Fethiye ilçemizde, yine heyecan dolu vatandaşlarımızla birlikte, Muğla ve ilçeleri için yaptığımız 33 hizmet ve eseri hizmete aldık.

16 Ocak'ta İstanbul'daydık... İstanbul'da, ulaşım ve spor alanlarında gerçekleştirdiğimiz, toplamı 750 trilyon eski rakam, yeni rakamla 755 milyon Lirayı bulan 36 dev eseri hizmete açtık.

Bir başka açılış törenimizi, en doğuda, Ardahan ilimizde gerçekleştirdik. Ardahan'da, bir tek açılış töreniyle, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan güvenliğe, konuttan sosyal hizmetlere kadar 27 kalem eser ve hizmeti oradaki vatandaşlarımızın hizmetine sunduk.

Batman, açılış şöleni gerçekleştirdiğimiz bir başka ilimiz oldu.

Batman'da, çok geniş katılımlı ve coşkulu bir kalabalıkla, 69 farklı eseri resmi olarak açtık ve Batman'a, Batmanlı kardeşlerimize kazandırdık.

Allah'ın izniyle bu açılış şölenlerimiz hız kesmeden devam edecek.

Biz, temel atmaya, temel atma törenlerine değil, sadece açılış törenlerine katılıyoruz.

Açılış törenlerine de, tek tek katılmak mümkün olmadığı için, bir kalemde 30, 40, 50 bazen 100 kalem açılışı aynı anda gerçekleştiriyoruz.

Ocak ayında önemli yurtdışı temaslarımız da oldu.

Kuveyt ve Katar'a, geniş bir işadamı kafilesiyle resmi ziyaretlerde bulunduk.

Biz, Kuveyt ve Katar'da devlet ve hükümet yetkilileriyle temaslarda bulunurken, işadamlarımız da karşılıklı ticaret ve işbirliğini artırmak için görüşmelerde bulundular.

Ukrayna'ya aynı şekilde bir ziyaretimiz oldu ve orada da, iki ülkenin 4,5 milyar Doları bulan dış ticaret hacmini, ilk 5 yılda 20; ilk 10 yılda da 40 milyar Dolara çıkarma irademizi beyan ettik. Ukrayna ile Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey kurulması kararını aldık ve vizelerin kaldırılması için müzakereleri başlattık.

Sevgili vatandaşlarım...

Türkiye hızlı bir şekilde büyüyor, istikrarlı şekilde kalkınıyor.

Türkiye, bölgesel bir güç haline gelirken, küresel denklemlerde vazgeçilmez roller üstleniyor.

Güvenle, istikrarla geleceğe doğru ilerliyoruz.

Kardeşlik içinde, dayanışma içinde aydınlık geleceğimizi bugünden inşa ediyoruz.

Bu ülke, bu millet her şeyin en iyisine layık.

Bu millet, her engeli aşacak, her hedefe ulaşacak güce ve iradeye sahip.

Allah'ın izniyle, sizlerin gayret ve hayır dualarıyla, inşallah daha güzel günler görecek, daha sevindirici başarıları inşallah hep birlikte idrak edeceğiz.

Ailenizle, sevdiklerinizle mutlu, bereketli, huzurlu günler diliyor, aydınlık yarınlar temenni ediyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.