Recep Tayyip Erdoğan'ın 6 Haziran 2011 tarihli Çankırı mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Çankırı “Yarenler”in, Çankırı ahilerin şehridir. Çankırı Emir Karatekin’in, Hacı Muradı Veli Hazretlerinin, Hilmi Efendinin, Bahaeddin Hazretlerinin şehridir. Çankırı şehitler diyarıdır. Hepsini rahmetle, minnetle yad ediyorum. Tüm şehitlerimize Allah’tan temenni ediyorum, mekanları cennet olsun diyorum.

Çankırı’ya konuşmamın hemen başında bir teşekkür borcum var 12 Eylül’den kalma. Sizler 12 Eylül’de yüzde 76,5 gibi çok büyük bir oranda Anayasa değişikliğine “Evet” dediniz. Bize olan itimadınız için sizlere teşekkür ediyorum. Sizler demokrasiye, özgürlüklere, temel hak ve özgürlüklere sahip çıktığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Sizler bütün Türkiye’yi bir kez daha sahiplendiğiniz için, sizler üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne “Evet” dediğiniz için sizlere teşekkür ediyorum.

Şimdi bakın sevgili Çankırılılar, buraya gelmeden önce bana Çankırı’yla ilgili birkaç güzel haber ilettiler. Siz olmasaydınız biz buralara gelemezdik, biz sizinle buralara geldik, sizinle yürüyoruz. Biz emanetçiyiz, siz sahibisiniz. Biz sizin bu emanetinize layık olmaya çalışıyoruz. Kardeşlerim, tabi sizlere layık olmak için Çankırı’mıza çok hizmet kazandırdık, çok eser kazandırdık. Bunları birazdan aktaracağım. Ama özellikle ben sizinle bugün dertleşmeye geldim, sizinle hasbıhal etmeye geldim. Ne diyorum biliyor musunuz? Bir Başbakanınız olarak değil, bir kardeşiniz olarak diyorum ki, ne olur futbol takımı tutar gibi parti tutmayalım. Buna var mıyız? Hizmet siyasetine, eser siyasetine oy verelim, öyle mi? İstismar siyasetine değil, ideolojik siyasete değil. Kim hizmet ediyorsa, kim hizmet ettiyse alalım, başımız gözümüz üstüne diyelim. Ama yapmayana da kardeşim kusura bakma, sen şu Çankırı’ya ne verdin söyle bakalım. Ey MHP, 3,5 sene iktidar oldun, şu Çankırı’ya ne getirdin söyle bakalım. Bunu sormak Çankırılı kardeşimin hakkı değil mi? Yarenlerin hakkı değil mi? Ahilerin hakkı değil mi? Soralım ya, ne getirdin Allah aşkına söyle, ne yaptın? Eğitimde ne getirdin, sağlıkta ne getirdin, ulaşımda ne getirdin, enerjide ne getirdin söyle. İnanın söyleyecekleri bir şey bulamayacaksınız.

Bakınız, şu su konusu yıllar yılı bu Çankırı’nın sıkıntısı değil miydi? Su konusunda yaptıklarımız sizi ne kadar memnun ettiyse, bizi de o kadar memnun etti. Çankırı öyle günler yaşadı ki, musluğu açıyorsunuz hangi ses geliyordu? Tısss. Kim vardı iktidarda? MHP. Yanında kim vardı? CHP’nin yavrusu DSP, öyle mi? Ama musluklardan tısss geliyordu. Günlerce musluktan damla damlamıyor. Nihayet ne oldu? Nihayet 2010 yılında Orta’dan Güldürcek Barajından memba suyu kalitesinde suyu Çankırı’ya getirdik mi? Hayırlı olsun. Ama bakın bitmedi. Biz sadece şehir merkezlerinin su sorununu çözmüyoruz. KÖYDES’le, BELDES’le en ücra köylerimize ne getiriyoruz? Su ve yol. Bunları da yaptık mı? Yapıyor muyuz? Vaadimiz var, ne dedik? Yolu olmayan, suyu olmayan köy kalmayacak. Varsa hemen kaymakamımıza, hemen valimize bildirin, oradan da çözüm yoksa bu kardeşinize ulaşın.

Kardeşlerim; bana Merkez’e bağlı Yeşilkurt Köyünde, eski adıyla Taytak’tan, bilenenleriniz var mı? Taytak’tan 75 yaşındaki Ayşe ninenin sevincini anlattılar. Köye tarihinde ilk kez su gelmiş. 75 yaşındaki Ayşe nine günlerce mezarlığa gitmiş. Kalkın Taytaklılar, köyümüze su geldi diye sevincini haykırmış. Bundan ötesi var mı? Ben tabi hakikaten çok içlendim ve ağladım. Allah Allah dedim, Ayşe nineye bu sevinci yaşattık ya bundan ötesi olamaz, Rabbim sana hamdolsun dedim.

Ardından dediler ki, bir de Çırçır Köyünden bir başka olay. Ne olmuş orada? Köye su gelince hanımlar çok sevinmiş, ama orada erkekler biraz mağdur olmuş. Ne olmuş biliyor musunuz? Hemen herkes çamaşır makinesi almış. Şimdi de hanım kardeşlerimiz tabi durur mu, demişler ki bulaşık makinesi. Beyler kusura bakmayın, hayat müşterek, artık evlerde içişleri bakanı ne diyorsa o yapılacak. Öyle ya, yani Batı’daki bayan bunlara sahip olacak da, benim Çırçır Köyündeki kardeşim niye sahip olmasın, Taytak’taki niye sahip olmasın, hepsi sahip olacak. Onun en doğal hakkı ve içişleri bakanı talimatı verecek. Sonra fiyatlar filan zaten düştü, eski fiyatlar da yok. İşte AK PARTi budur, fark bu.

Kardeşlerim; Taytak Köyünden, Çırçır Köyünden, Danabaşı Köyünden yaşlı teyzelerimiz amcalarımız, hanım kardeşlerimiz çıkıp da Allah sizden razı olsun diyorsa inanın bize bu yeter. Çünkü biz bu yola makam için, ikbal için, rütbe, paye için çıkmadık. Biz bu yola millete hizmet için çıktık, halka hizmet Hakka hizmettir diyerek yola çıktık. Sizin hayır duanız bize yeter. 8,5 yıl boyunca sadece millete hizmet ürettik.

Sevgili kardeşlerim, sevgili Yarenler; 12 Haziran seçimlerine şurada sadece 6 gün kaldı, öyle mi? 12 Haziran’da sandık bir kez daha önünüze gelecek ve son sözü siz söyleyeceksiniz, son kararı siz vereceksiniz. Şimdi yetki, karar, mühür sizin elinizde. İnanıyorum ki 12 Haziran’da Çankırı bir kez daha hizmet siyaseti diyecek. Kim bize hizmet verdiyse biz oradayız diyecek. İnanıyorum ki Çankırı bir kez daha demokrasi diyecek, bir kez daha özgürlük diyecek, bir kez daha büyük Türkiye diyecek. 12 Eylül’de Çankırı nasıl ki statüko partilerine, çetelerin işbirlikçilerine gereken cevabı verdiyse, 12 Haziran’da da ben inanıyorum ki bu cevabı verecek.

Kardeşlerim; şurada 12 Haziran öncesinde çok ilginç gelişmelere şahit oluyoruz. MHP ne diyor? Ben milliyetçiyim diyor. Allah aşkına, siz milliyetçiyseniz sizin CHP gibi milleti aşağılayanlarla ne işiniz var? 12 Eylül’de MHP’yi CHP’ye vagon yaptılar. MHP geçmişine bakmadan, ülkücülerin hassasiyetlerine aldırmadan, ilkelerini hiçe sayarak CHP’nin yedeğinde siyaset yapmaya devam ediyor. CHP, çetelere avukatlık yapıyor, çetelere kol kanat geriyor, MHP de ona özeniyor, o da çetelere kucak açmaya çalışıyor. Ama bu sefer durumda biraz farklılık var. CHP lokomotif, hangisinde hangi vagon var? Aynen öyle. Ama bir vagon daha var, o da BDP. Vagonları görüyorsunuz. Bakın dün Sayın Bahçeli, Diyarbakır’da konuşuyor, PKK’yı eleştiriyor. Onun siyasetteki uzantısı BDP’ye niye bir laf söyleyemedi, niye konuşamıyorsun? Elazığ’da onları destekleyecek onun için. Ortaklığı görüyor musun?

Kardeşlerim; ben şimdi sizlere birkaç örnek vereceğim. Biz iktidarı kimden aldık soruyorum Çankırı’ya? MHP’den aldık değil mi? Bakın ben size deliller veriyorum, örnekler veriyorum. Eğer böyle değilse bize oy vermeyin, ama böyleyse diyorum ki gelin şu temsilcilerinize oyunuzu verin ve bizi güçlü kılın. Kardeşlerim, MHP iktidarı ne kadar milli gelirle aldı biliyor musunuz? 280 milyar dolarla aldı. Peki bize ne kadarla devretti? 230 milyar dolarla devretti, bakın düşürmüş. Peki şimdi milli gelirimiz ne oldu? 740 milyar dolar oldu. Görüyor musunuz, 3 kat artırdık.

Bitmedi. Kardeşlerim, devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63 faizle borçlanıyordu ve 9 ay vade. Şimdi yüzde 7, yüzde 8. Kimin cebinden çıkıyordu bu faiz? Benim Çankırılı kardeşimin cebinden çıkıyordu, işçinin, memurun, çiftçinin, köylünün cebinden çıkıyordu. Şimdi böyle bir şey cebinden çıkıyor mu? Yüzde 56’sı cebinde. Yüzde 7, yüzde 8. Bakınız nereden nereye geldik.

Bitmedi. Enflasyon neydi hanım kardeşlerim? Yüzde 30. Mutfak yanıyordu değil mi? Şimdi enflasyon ne oldu? Yüzde 7. Aradaki fark yüzde 23. Nerede kalıyor? Senin cebinde kalıyor, mutfakta kalıyor. İşte bunu başaran biziz. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.

Sevgili kardeşlerim; bakınız, bir örnek daha vereyim. Devletin borç stoku neydi biliyor musunuz? Milli gelire oranı yüzde 61’di. Şimdi yüzde 27. Bakınız nereden nereye düşürdük. Aradaki farkı görüyor musunuz?

Bir başkasını söyleyeyim. Bakınız, IMF’nin kapısına dayandı MHP, borç istediler, iflas ediyoruz dediler, battık dediler ve kendilerine IMF o zaman 30 milyar dolar borç verdi. Sevgili kardeşlerim, bize ne kadarla devretti biliyor musunuz? 23,5 milyar dolar borçla devretti. Ödedik, ödedik, ödedik, şu anda 5 milyar dolar borcumuz var. Ey Bahçeli, sen ödemedin, biz ödedik biz. Onlar borçlandı, biz ödedik.

Milliyetçiyiz diyorlar değil mi? Bunlar kafatası milliyetçisi, bunlar ırkçı ırkçı. Biz milletimizi seviyoruz, biz Türk’ü de seviyoruz, Kürt’ü de seviyoruz, Laz’ı da seviyoruz, Çerkez’i de seviyoruz, Gürcü’sünü de seviyoruz, Roman’ını da seviyoruz, Arnavut’unu da seviyoruz. Neden? Biz “yaratılanı Yaratan’dan ötürü seviyoruz.” Biz de ayrım yok, birlik beraberlik burada. Eğer sen ayrı gayri yaparsan, Türk’ü Kürt’ten ayırırsan, o zaman Kurtuluş Savaşı mücadelesinde, Çanakkale’de koyun koyuna yatan Türk’ü, Kürt’ü, Arnavut’u, Boşnak’ı nereye koyacaksın soruyorum. İşte bizim anlayışımız bu, bizim özelliğimiz bu. Onun için 81 vilayetin 80’i AK PARTi’ye ne verdi? Milletvekili verdi. Ama diğerleri niye alamıyor? Çünkü kimisi Kürtçülük yapıyor, kimisi Türkçülük yapıyor, kimisi sahil kumsallarda dolaşıyor. Biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz, biz 74 milyonun partisiyiz; bizim farkımız bu.

Kardeşlerim; bitmedi. Bakınız Merkez Bankası bizim milli bankamız değil mi? Göreve geldiğimizde kasasında ne vardı biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Yarıdan fazlası da yurt dışındaki vatandaşlarımızın dövizleri. Şimdi Merkez Bankasının kasasında ne var biliyor musunuz? 97 milyar dolar var. Artış ne kadar? 70 milyar dolar yaklaşık. İşte bu Türkiye güçlü Türkiye’dir, bu Türkiye büyük Türkiye’dir. İşte bu Türkiye’ye karşı konuşan önce bir kendine çeki düzen verecek. Öyle rasgele, el pençe divan duran bir Türkiye yok. Ama geçmişte biliyorsunuz bu ülkenin yetkilileri birilerinin yanına gittiği zaman böyle duruyordu, öyle mi? Adam gibi duracaksın adam. Bu millete o yakışır. Biz kimlerin torunlarıyız ya. Biz 3 kıta, 7 iklime hükmetmiş bir ecdadın torunuyuz ya. Bize düşmek yakışmaz, bize onursuz yürümek yakışmaz. Adam gibi adam olacağız. Ve Selçuklu’dan al Osmanlı ve Cumhuriyet aynı o mirasın üzerinde asla ameliyat yaptırmayacağız, olaya böyle bakacağız. Ve bizde etnik milliyetçilik yok, hepsine eşit mesafedeyiz, hepsi kardeşimiz, ayırım yok. Bizde bölgesel milliyetçilik yok, 780 bin kilometrekare batısıyla, doğusuyla, kuzeyiyle, güneyiyle hepimizin. Bizde dinsel milliyetçilik de yok. Biz bu ülkede yaşayan her inanç sahibinin, ister Müslüman, ister Hıristiyan, Alevi, Sünni ayırım yok, bunu da başarmamız lazım. Birileri bölmeye çalışıyor, biz onlara prim vermeyeceğiz. Çünkü Allah kullarını kabileler halinde yarattı. Birbiriyle iyi anlaşsınlar diye yarattı. Şu kabile şu kabileden, şu ırk şu ırktan daha üstündür, bizde böyle bir şey yok. Hiçbir ırkın bir diğer ırka üstünlüğü var mı? Yok. Bunu iyi bileceğiz ve bu yola böyle devam edeceğiz.

Değerli kardeşlerim; bakınız, Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı diyor ki, uluslararası siyasette bunların zaten pek öyle ufku filan yok, diyor ki ben olsaydım Mavi Marmara’yı yola çıkarmazdım, buna izin vermezdim. Ben olsaydım İsrail’le ilişkilerin bozulmasına izin vermezdim. Değerli kardeşlerim, biz bunların politikalarını biliriz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun zihniyeti Hitler’in doğum gününü kutlayan zihniyettir. Bunlar Almanya’ya heyet gönderirler. İsrail’in kuruluşunu hemen kabul eden zihniyettir. Değerli kardeşlerim, Mavi Marmara’da öldürülen 9 Türk’ü görmezler, Gazze’de çilek tarlasında öldürülen yavruları görmezler, ancak Tel Aviv’i görürler. Bizi işte birbirimizden ayıran bu. Fakat Sayın Bahçeli’ye de bir sormak lazım, 3,5 sene Başbakan Yardımcılığı yaptın, acaba dünyada kaç tane ülkeye gittin? İnanın parmak sayılarını bulmaz biliyor musunuz? Devlet adamı bu mudur? Türkiye gibi bir devleti yönetmek bu mudur? İşte bizi birbirimizden ayıran bu. Onun için şu 6 günlük süre içinde gece-gündüz çalışmaya var mıyız? Gece-gündüz çalışmaya var mıyız? Gece-gündüz çalışmaya var mıyız? Kapı kapı dolaşacağız tamam mı? Eş, dost, ahbap telefonları bu ara iyi çalıştıracağız tamam mı? Sevgili kardeşlerim, bu iş sizinle biter, hele hele hanım kardeşlerim.

Sevgili Çankırılılar; nasıl bir ittifak kurarlarsa kursunlar, milletin iradesini, Çankırı’nın iradesini gölgeleyemeyecekler. Ne yaparlarsa yapsınlar, çetelere tekrar can suyu veremeyecekler. İşte seçim süresi boyunca AK PARTi’ye yaptıklarını gördünüz. Kastamonu’da Ilgaz’da konvoyumuza saldırdılar. 1 polisimizi şehit ettiler. Hopa’da içinde bulunduğum otobüs ve konvoy bize saldırdılar. Ve benim otobüsümde olan koruma polisimi ağır yaraladılar. Ve Rabbim onu da bize bağışladı, başarılı ameliyatlardan sonra şu anda daha iyi durumda. 150’den sonra seçim büromuza, aracımıza saldırdılar. Milletvekillerimize saldırdılar. Cizre’de imam hatipli çocukların kaldığı yurda saldırdılar. Yavrularımızın yüzlerini yaktılar. Bir tanesinin durumu ağırdı, ama şu anda o da inşallah iyileşiyor, bazı operasyonlar geçirecek, onu da gittim hastanede ziyaret ettim, durumunu gördüm. Sizler de dua edin inşallah. Bıkmadılar, dün Diyarbakır’da bir kez daha imam hatipli çocukların yurtlarına saldırdılar. Değerli kardeşlerim, bakın, nereye karşı düşmanlık görüyor musunuz? Dinini, diyanetini öğrenmek isteyen imam hatiplilere olan bu düşmanlık nereden geliyor? Dert başka. Hakkari’de Aziz imam, Allah rahmet etsin, sabah namazını kıldırıyor, çıkıyor ve evine giderken onu şehit ediyorlar. Ve bunlarla el ele, kol kola olan bir MHP’ye eğer bu Çankırı’da sandıktan oy çıkarsa gerçekten biz üzülürüz. Bu BDP mikrofonun önüne geçince barış diyor, özgürlük diyor, demokrasi diyor, ama sokakları ateşe vermekten, kışkırtmaktan, gençlerin eline taş, sopa, molotof vermekten de bir adım geri durmuyor. İşte bunlar ikiyüzlü, hak derler, hukuk derler, demokrasi derler, öbür taraftan İstanbul’da Serap kızımızı otobüste molotofla canlı canlı yakarlar. Bunlar insanlıktan nasibini almamış.

Bazı yazarlar da çıkmış ne diyor biliyor musunuz? Başbakan, BDP’ye sert çıkıyor. Polis katillerine karşı CHP, MHP yumuşak olsun, ben sert olacağım. İmam hatip talebelerinin yüzlerini yakanlara CHP, MHP yumuşak olsun, ben sert olacağım. Kimse de bana bu noktada akıl vermesin, bu kadar açık konuşuyorum. Esnafa zorla, tehditle kepenk kapattıranlara karşı CHP, MHP, onların yandaş medyası yumuşak olsun, ben sert olacağım. Çünkü biz “yumuşak başlı isek kim dedi uysal koyunuz, kesilir belki fakat, çekmeye gelmez boynum.” Olay bu. Değerli kardeşlerim, kim milletin karşısındaysa, kim barışın, huzurun, bayrağın karşısındaysa, biz de onların karşısında olacağız. Hem de en sert şekilde. Soruyorum, ey MHP, sen bu CHP’nin Hakkari mitingi konusunda hala neden konuşmuyorsun? Orada CHP bayrağından başka BDP’lilerin eline bir Türk bayrağı tutuşturamadı Kılıçdaroğlu, bunu görmüyor musun? Sen bu özerklik konusunda neden açıklama yapmıyorsun? Sen bu Hakkari’deki bayrak olayıyla ilgili neden çıtını çıkarmıyorsun? Sayın Bahçeli, ne oldu sana? Bize gelince ağzından hakaretten, küfürden başka hiçbir şey çıkmıyor da, CHP’ye, BDP’ye neden kuzu kesiliyorsun? Çünkü ittifak var, çünkü aralarında muhabbet var. Soruyorum, Çankırı bu oyunu bozmaya var mıyız? Var mıyız? Var mıyız? Çankırı bir kez daha demokrasiye sahip çıkacak mı? Çankırı, çetelerle mücadelede yanımızda mı? İstikrar sürsün, Çankırı büyüsün. İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün.

Sevgili Yarenler, sevgili Çankırılılar; Çankırı’ya çok büyük eserler kazandırdık. Biraz önce ifade ettim, 75 kilometreden su getirdik Çankırı’ya, 75 kilometre. Suyun memba suyu kalitesinde olması bizi ayrıca mutlu ediyor. Buraya gelen siyasetçilere ne olur siz ne deyin biliyor musunuz? Sizden ne aş, ne iş istiyoruz, geçmişte böyle diyordunuz unutmayın. Sizden üniversite istiyoruz diyordunuz. Çankırı’da Karatekin Üniversitesini kim kurdu? Biz kurduk biz. 5 fakülte, 3 enstitü, 1 yüksekokul, 4 meslek yüksekokulu hizmete girdi. Ayrıca Bakanlar Kurulumuz kararıyla Türkiyat Enstitüsü kurulması kararını da aldık ve çalışmalara başlandı. Çankırı’yı tüm çevresine bölünmüş yollarla bağlıyoruz. Biz gelene kadar Çankırı’ya kaç kilometre bölünmüş yol yapılmıştı biliyor musunuz? Ahh benim Çankırılı kardeşim, yahu 18 kilometre ya, 18 kilometre. Peki biz ne kadar yaptık? Neredeyse 10 katını yaptık, 159 kilometre. Bakın, Koyunbaba Barajını ihale ettik, Hamzalı Barajının ihalesi yapıldı, Akhasan Barajını bitirdik. Çankırı sıçrıyor, Çankırı güçleniyor. Çankırılı emekli kardeşimi, esnafı, çiftçiyi, yoksulu biz gözettik. Allah’ın izniyle çok daha fazlasını yapacağız.

Değerli kardeşlerim; emeklinin intibak sorunlarını biz çözeriz. Bunların palavralarına bakmayın, bunların kurusıkı atmasına bakmayın. Bakınız, göreve geldiğimizden bu yana en düşük artış 1’e 3 katlamıştır maaşlarda, en düşük. 1’e 5, 1’e 6 artanlar var, ama daha da artacak. Güçlenen Türkiye’de bunlar daha da artacak. Bakınız, 2023 hedefleri doğrultusunda Çankırı’yı yeni yatırımlarla buluşturacağız.

Türkiye’nin 81 vilayetiyle birlikte bu getirdiğimiz hizmetlerden bazılarını sizlerle paylaşayım. Bakınız 8,5 yılda Çankırı’ya 247 derslik yaptık. Okullarımıza Çankırı’da 3 bin 645 bilgisayar gönderdik. Kitapları ücretsiz verdik mi? İlköğretimde, ortaöğretimde ücretsiz olarak kitaplarınızı aldınız mı? Değerli kardeşlerim, bununla kalmadık. Bakınız, üniversitede MHP öğrencilere ne kadar burs veriyordu? 45 liracık. O zaman zaten Çankırı’da üniversite yoktu, ayrı bir mesele. Ama Türkiye genelinde bunu yapıyordu. Biz ne veriyoruz şimdi? 240 lira. Aramızdaki fark bu, bunu görün istiyorum. Bu MHP hangi yüzle hala gelip de Çankırı’dan oy istiyor, hangi yüzle Allah aşkına. Şimdi yükseköğretimde Çankırı’da 1000 yatak kapasiteli projemiz var, yurt. İnşallah ihalesini bu ayın 27’sinde gerçekleştiriyoruz. Ve öğrencilerimize 1 yataklı, 3 yataklı odalar yapıyoruz. Tuvaleti, banyosu her şeyi içinde. Huzur içinde, mutluluk içinde buralarda yaşıyorlar.

Şimdi benim Çankırı’daki öğrencilerimize bir müjdem var. Artık okullardan karatahtayı kaldırıyoruz. Akıllı tahtaya geçiyoruz, bilgisayar donanımlı olacak, internet ağıyla dünyaya bağlı olacak. Ve çocuklar, sizlere birer tane elektronik kitap vereceğiz. Nasıl? Elektronik kitap. Çocuklar nasıl? Ve bunları ücretsiz vereceğiz. Fakir-zengin ayrımı yapmaksızın bütün öğrencilere vereceğiz. Bütün müfredat bunun içinde mevcut, böyle olacak. İster bununla beraber gitsin gelsin, ister kitaplarını da yanına alsın kendisi bilir. Değerli kardeşlerim, neyi düşünüyorum biliyor musunuz? Yahu diyorum, kendi kendime konuşuyorum, Amerika’da Edward, George, Mary, Almanya’sında Hans, Helga onlar bu imkanlardan istifade edecek de, benim Çankırı’mda Ahmet’im, Mehmet’im, Ömer’im, Hasan’ım, Hüseyin’im, Ayşe’m, Fatma’m, Betül’üm onlar bundan niçin istifade etmesin, neyimiz eksik. Şurada okullara bilişim teknolojisini biz gelene kadar bu Bahçeli getirmedi, bu CHP getirmedi. Ama biz geldik getirdik, tüm okullarda bilişim teknolojisi sınıflarını kurduk. Niçin? İş bilenin, kılıç kuşananındır. Bunu böyle yaptık. Şimdi yavrularımız hepsi bilgisayarı şakır şakır kullanıyorlar, olay bu.

Sağlıkta artık benim Çankırılı kardeşim istediği hastaneye gidiyor mu? İstediği eczaneden ilacını alıyor mu? Kim getirdi bunu? AK PARTi. Ah benim kardeşlerim ah, biz sadece Çankırı’ya 53 trilyon sağlık yatırımı yaptık. Kardeşlerim, daha da yapacağız, daha da artıracağız yatırımlarımızı. Bakınız, ben SSK’lıydım 90’lı yıllarda. Bu Kılıçdaroğlu da o zaman SSK’nın Genel Müdürüydü, 8 yıl orada kaldı. Bize o sigorta hastanelerinde ne çile çektirdiler değil mi? Anamızı ağlattılar. Gidersin hastaneye, gel muayenehaneye. Ver parayı muayene ol. Reçeteyi al eczaneye git hastanenin eczanesine, ilaçların yarısı yok. Bunları yaşadık mı? Ama şimdi böyle bir şey var mı? Soruyorum, Allah aşkına, bizden önce Bahçeli’nin iktidarında Sağlık Bakanı da onlardaydı. Kardeşlerim, ölülerimizi bile rehin aldılar mı? Daha önce aldılar mı? Şimdi böyle bir şey var mı? Genelgem var genelgem, bir hastayı kapıdan çevirdiğiniz anda kendinizi kapıda bulursunuz. Evet, böyle. Neden? Çünkü biz, “halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyerek yola çıktık.

Kardeşlerim; yapımına bizden önce başlanan Merkez Devlet Hastanesi, Ilgaz Devlet Hastanesi ek binası, Şabanözü İlçe Hastanesi, 2 adet aile sağlığı merkezini tamamladık, hizmete açtık. Kurşunlu Devlet Hastanesinin yapımına biz başladık, süratle tamamladık, hizmete açtık. Çankırı’da tomografi yoktu, biz başlattık. 14 tane diyaliz cihazı vardı. Şimdi 38 tane diyaliz cihazı var. 112 acil 5 taneydi. Şimdi 12. Ambulans kaç tane vardı koskoca Çankırı’da biliyor musunuz? 2 tane. Şimdi 35 tane ambulans var. Kardeşlerim, işte bugün karşınızda bunun için varım. Biz Çankırı’ya efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. 35 tane uzman hekim vardı. Şimdi 85 tane uzman hekim var.

Adalette, Ilgaz Adalet Sarayını tamamladık. Çankırı Adalet Sarayı bitmek üzere, seçimden sonra inşallah açılışını yapacağız.

Çankırı’ya 1889 konut uygulaması başlattık. 1609 konutu teslim ettik. Şimdi fakir fukaraya sesleniyorum, evleneceksiniz diyorum. Bak böyle köprü altında şurada burada yaşamak yok. Beyaz eşyanız, mobilyanız içinde olmak üzere 20 yıl vadeyle, ayda 100 lira taksitle sizleri konut sahibi yapacağız. 50 metrekare daireler olacak, 50 metrekare. Maksat evliliği teşvik edelim. Biz muhafazakar bir partiyiz. Bu milletin en küçük birimi ne? Aile. Sağlım aileler kuracağız, bunu başarmamız lazım. Ve Çankırı zaten gelişiyor. Daha güzel olacak.

KÖYDES’le Çankırı’ya 63 trilyon gönderdik. Yolu olmayan, suyu olmayan köy kalmayacak, bunu da bitireceğiz.

Doğalgazı ne zaman gönderdik size? 2008’de. Anacığım, sen kaç kat apartmanın bodrumuna iniyordun? 6 kat öyle mi? Zaman zaman da böyle sıçanlar cirit atıyor muydu sizin bodrumda? Çünkü bizim bodrumda çok atıyordu. Ah anam neler çekti. Ben inerdim çocuktum korkardım, cirit atıyorlar. Ve bir odayı ısıtırsın, diğerleri soğuk. Sıcak su yok. Ama şimdi kombinin düğmesine bas, bütün daire ısınıyor mu? Sıcak su her an var mı? Peki Batı’daki Helga bundan istifade edecek de, benim Çankırı’da Ayşe ablam, Fatma kardeşim niye istifade etmesin? Sayın Bahçeli, senin zamanında doğalgaz yok muydu? Vardı. Ama 9 ile kadar ulaşabildiler. Biz 69 ile ulaştık. Farkımız bu. Dertli olacaksın dertli, bu millete sevdalı olacaksın sevdalı, aşkın olacak aşkın. Bu varsa bunlar olur, yoksa olmaz.

Tarımda Bahçeli’nin döneminde 2002’de 8 trilyon destek verdiler. 2010’da biz ne verdik biliyor musunuz değerli kardeşlerim? 23 trilyon, 3 kat. Çiftçiye verdiğimiz desteği söylüyorum. Hayvancılık desteğine bakınız. Çankırı’da değerli kardeşlerim, bu süre içerisinde 39 trilyon hayvancılık desteği verdik. Ve benim çiftçi kardeşim Ziraat Bankasından Bahçeli döneminde yüzde 59 faizle kredi alıyordu. Şimdi yüzde 5. Yüzde 59 faiz nerede, yüzde 5 nerede. Ah kardeşlerim, nasıl olacak da bu MHP’ye oy vereceksiniz, soruyorum. Esnaf, sanatkâr Halk Bankasından MHP’nin bize devirden öncesinde yüzde kaç faizle kredi alıyordu biliyor musunuz? Yüzde 47. Şimdi yüzde 5. Nereden nereye. Allah ilminizi artırsın.

Değerli kardeşlerim; Devlet Su İşleri aracılığıyla Çankırı’ya 131 trilyonluk yatırım yaptık. Akhasan Barajı, Çankırı İçme Suyu Arıtma Tesisiyle 3 gölet, 3 içme suyu, ishale hattı ve 14 taşkın koruma tesisini tamamladık. Yaptığımız baraj ve göletlerle 31 bin 430 dekar tarım arazisini suya kavuşturduk. Çankırı’ya 15 adet gölet yapımı planladık, çalışmalara devam ediyoruz.

Değerli kardeşlerim; bu arada 2 bin 199 aileye 5 trilyon ferdi proje kredisi sağladık.

Sevgili kardeşlerim; şimdi geliyorum işin sonuna. Oy pusulası önünüzde, 1. sırada hangi parti var? Ve ampulün altına… Maşallah siz işi bitirmişsiniz. Zaten kale içeriden fethedilir. Beyler, hanımların coşkusu sizde yok. Koyun bu coşkuyu ortaya, el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Ve 12 Haziran’da sandıkları AK PARTi’yle patlatmaya var mıyız? Sağ olunuz, var olunuz.

Şimdi bayrakları bir göreyim. Şarkımızı, ahdimizi beraber söyleyelim. Hazır mıyız? Ben söyleyeyim, ardından siz. Allah’ın rahmetinden kaçılmaz değil mi? Kaçmıyoruz. Tam da bizim şarkımıza, ahdimize uygun.

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. 12 Haziran Türkiye’miz, Çankırı’mız için, tüm milletimiz, Çankırılı kardeşlerim için, yeni anayasamız, demokrasimiz, ileri demokrasi, temel hak ve özgürlükler için aydınlık yarınlara vesile olsun diyorum. Sandıklar AK PARTi’yle inşallah gümbür gümbür bizi barışa, özgürlüğe taşısın diyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum. Kalın sağlıcakla.