Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 Haziran 2011 tarihli Ağrı mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Diyadin’e, Doğubeyazıt’a, Eleşkirt’e, Hamur’a, Patnos’a, Taşlıçay’a, Tutak’a sizlerden hep birlikte selamlar, sevgiler gönderiyorum.

Aşkınıza, sevdanıza, ahde vefanıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Bayburt’ta Bismillah dedik yola çıktık. Değerli kardeşlerim, Genel Başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz, tüm teşkilatımız, Kadın Kollarımız, Gençlik Kollarımız, ana kademedeki arkadaşlarımız 81 vilayette heyecanla çalıştık, işte bugün Ağrı’da şehir mitinglerimizi tamamlıyoruz. Ağrı ile inşallah finali yapıyoruz. Ağrı’nın, Ağrılı kardeşlerimin hayır duasını alıyor, Pazar günü de sandığa gidiyoruz.

Buradan, Ağrı’dan bizi bağrına basan, bizi muhabbetle kucaklayan tüm illerimize teşekkür ediyorum. Bizi coşkuyla, heyecanla misafir eden tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Sizlerle hasbıhalde bulunacağım. Meydanları bir bayram yerine çeviren, 12 Haziran seçimlerini bir demokrasi bayramı havasında yaşayan tüm kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Yılmadan, yorulmadan, dinlenmeden bir dava ruhuyla Türkiye aşkıyla, millet sevdasıyla koşuşturan tüm arkadaşlarıma, tüm kardeşlerime gönülden teşekkür ediyorum.

Sevgili Ağrılı kardeşlerim; 14 Ağustos 2001’de AK PARTi’yi kurarak bu yola beraber çıktık. Ayrımcılığa asla prim vermedik. 74 milyonu bir ve beraber olarak kucakladık. Etnik kökenlere bakmadık, tüm milletimizi aynı muhabbetle kucakladık. Doğu batı demeden, kuzey güney demeden Türkiye’nin 81 vilayetine aynı dille, gönül diliyle konuştuk. Milletin meselelerini, ülkenin sorunlarını her şeyin üzerinde tuttuk. Bu ülkenin çıkarlarını, insanımızın çıkarlarını en üst düzeyde gözettik. Allah’a hamdolsun, kibir, gurur, böbürlenme bizim semtimize uğramadı. Allah’a şükürler olsun, yetimin hakkını kimseye yedirmedik. Hesabımızı gidip terör örgütlerine vermedik. Çetelere vermedik. Milletin huzurunda kendimizi muhasebeye çektik. Başımız dara düştüğünde seçkinlere, sermayeye, karanlık odaklara değil; biz millete geldik, milletle dertleştik. Çünkü AK PARTi’yi millet kurdu, siz kurdunuz. AK PARTi birilerinin değil, sizin.

3 Kasım’da AK PARTi’ye sahip çıktınız, 22 Temmuz’da AK PARTi’ye daha güçlü şekilde sahip çıktınız. 12 Eylül halk oylamasında tehditlere rağmen, korkutmalara rağmen aldırmadınız, Türkiye genelinde rekor kırarak 95,8’le demokrasiye, özgürlüklere “Evet” dediniz. Şimdi bakıyorum bazı bağımsızlar billboardlara “özgürlük, demokrasi” diyor. Özgürlük, demokrasi diyenler 12 Eylül’de sandığın üzerine çarpı işareti koymuşlardı. Bu nasıl özgürlük, bu nasıl demokrasi. Geleceksin benim Cizre’deki imam hatipli yavrularımın kaldığı okulu molotoflarla yakacaksın, çocukları yakacaksın, ondan sonra demokrasi diyeceksin. Diyarbakır’da yurdu yakacaksın, ondan sonra demokrasi diyeceksin. Bu nasıl demokrasi, bu nasıl özgürlük. Özgürlüğün meydanı burası, demokrasinin meydanı burası. Kepenkler kapattırılmakla, tehditlerle demokrasi olmaz, özgürlük olmaz. Özgürlük buradan geçiyor, demokrasi buradan geçiyor.

Değerli kardeşlerim; ne zamandan beri köylere havaalanı kuruluyor, ne zamandan beri? Değerli kardeşlerim, bu Partiyi siz kurdunuz, siz büyüttünüz. Bu ülkede bu şehirlerimizi köy gibi yaşatan ne yazık ki BDP’dir. BDP’li belediyelerin olduğu yerlere bakın köy müdür, şehir midir? Bakınız, biliyorsunuz kısa bir süre önce buraya geldim. Burada 200 trilyonluk açılışlar yaptık. Biraz sonra onları tek tek sizlerle tekrar görüşeceğim. Değerli kardeşlerim bakınız, sizden aldığımız güçle sizlere hizmet ürettik. Sizin dualarınızla 81 vilayete, 780 bin kilometrekareye yatırım yapıyoruz. 79 yılda yapılamayanları biz Türkiye’ye kazandırdık. Yollarla, barajlarla, okullarla, üniversitelerle Türkiye’yi değiştirdik. Demokrasiye en güçlü şekilde biz sahip çıktık, özgürlükleri en cesur şekilde savunduk. İlklerin partisi olduk, rekorların partisi olduk. Bu ülkede yasaklar vardı, anlamsız kısıtlamalar vardı, tek tek kaldırdık. Konuşulamayanlar bu ülkede konuşulur hale geldi, tartışılamayanlar tartışılır hale geldi, yazılamayanlar bugün yazılıyor artık. Ne dedik? Yola çıkarken bu ülkede adına ister Güneydoğu sorunu deyin, ister Kürt sorunu deyin, ister terör sorunu deyin bu sorun bizim sorunumuzdur dedik, yola böyle çıktık. Bu ülkede bir acıyı, bir hüznü, kangren olmuş bir yarayı biz tedavi etmeye başladık.

Buraya ilk geldiğimde bana ne dediniz? Olağanüstü hali kaldırın yeter dediniz. Olağanüstü hali kim kaldırdı? Çekiç güç gitsin yeter dediniz. Çekiç gücü kim kovdu? Değerli kardeşlerim, anadilde kurs dediniz. Anadilde kursları bu ülkede kim başlattı? Sevgili kardeşlerim, TRT’de Kürtçe yayın dediniz. TRT Şeş’i tam gün yayına kim açtı? Değerli kardeşlerim, propagandada Kürtçe propaganda dendi. Bunu kim başlattı? Sevgili kardeşlerim, bu ülkede Güneydoğu Bölgesi tarihinde bizim şu 8 senede verdiğimiz hizmeti hiçbir dönemde aldı mı? Allah’ınızı severseniz, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşıma varıncaya kadar işte geçen geldim buraya, Ağrı Havaalanına indim, helikopterle Iğdır’a gidemedim, sis vardı. Ve ben Iğdır’a 110 kilometreyi o gün karadan gittim. Allah’ıma hamd ettim ve bölünmüş yoldan gittim Iğdır’a. 110 kilometre bölünmüş yolu kim kazandırdı buraya? Şuradan Doğubeyazıt’a şu yolları bu hale kim getirdi? Bunları görmemek için kör olmak lazım, ama bazılarının gözü var görmüyor. Kardeşlerim, dili var hakkı söylemiyor, ağzı var söylemiyor, kulağı var duymuyor.

Sevgili kardeşlerim; biz hizmet siyaseti yapıyoruz, eser siyaseti yapıyoruz. Birileri de istismar siyaseti yapıyor, ideoloji siyaseti yapıyor. Biz gücümüzü çetelerden almıyoruz, ama birileri gücünü çetelerden alıyor, terör örgütünden alıyor. Onunla siyaset yürümez. İnsanlar arasında biz ayrım yapmayız, yapamayız. Biz hepimiz Fatih Sultan Mehmet’in torunları olduğumuz kadar, Şark’ın büyük kumandanı Selahaddin Eyyubi’nin torunlarıyız. Biz Hazreti Mevlana’nın torunları olduğumuz kadar, Ağrılı Ahmedi Hani’nin torunlarıyız. İşte onun için Ağrılı Ahmedi Hani’nin yasaklanmış kitabını Mem-û Zin’i Kültür Bakanlığı eliyle biz bastık biz. İstediğiniz kadar provoke edin, onlar tutmaz. Burada ne kadar derslik yaptık onlarla konuşun, hastaneyle konuşun, İbrahim Çeçen Üniversitesiyle konuşun, bunlara bakın. Ağrı Havalimanıyla konuşun. Şu anda yapılmakta olan terminalle konuşun, yollarla konuşun. Sevgili kardeşlerim, işte dert başka. Sevgili kardeşlerim, kardeşliğimiz Ağrı Dağı’ndan çok daha büyük. Bizim kardeşliğimiz Köse Dağından, Süphan Dağından daha yüce. Biz hepimiz Nuh Tufanının ardından şu Ağrı Dağı’ndaki gemiden dünyaya dağıldık. Hepimiz Adem’in çocuklarıyız, hepimiz Nuh’un çocuklarıyız. Diller farklı olsa da dualarımız bir. Bizim kıblemiz bir, ayetlerimiz bir, ezanımız bir, inancımız birse bizim vatanımız, bayrağımız, toprağımız bir. Biz ezelden kardeşiz. Allah’ın izniyle ebediyen kardeş kalacağız.

Ama şu anda birileri çıkıp bizim ezanımızı Kürtçe okutursa… Kürtçe okutursa burada ne var? Burada ayrılık var. Bunlar ayrımcı. Bizim Cuma’mız bir, ama kalkıp orada Cuma namazı kılınırken arkada ayrı bir Cuma namazı kalkanlar bu ülkeyi bölmeye çalışanlardır. Bunlar bugüne kadar yoktu, nereden çıktı bunlar? BDP ayrımcıdır, bölücüdür ve hiçbir zaman da bunların karşısında duramamıştır. Neden? Dert başka. Biliyorlar ki bu ülkede Kürtlerin dini Zerdüştlüktür diyen İmralı. Bu benim Kürt kardeşlerime hakarettir. Çünkü benim Kürt kardeşlerimin dini İslam’dır. Aynı zamanda kalkıp benim Kürt kardeşlerime onların üzerinden siyaset yapmaya kalkan İmralı, kendisini aynı zamanda da Tanrı ilan ediyor. Kitapları var, yazılmış kitabında var bu, bunları kitabından söylüyorum. Kardeşlerim, işte 12 Haziran’da bağımsız olarak ortaya çıkanlar sizi aldatmasın. Onların soruyorum size Ağrı’ya getireceği bir şey var mı? Biz oylarımızı zayi edemeyiz ve biz Ağrı’mızı daha ileriye nasıl taşıyacağız onun adımlarını atalım.

Sevgili kardeşlerim; biz aracılarla konuşmayız, biz birbirimizle dobra dobra konuşuruz, düz konuşuruz, biz birbirimizle gönül diliyle konuşuruz. İşte onun için aramıza aracıları almayacağız, aramıza nifak sokulmasına izin vermeyeceğiz, fitneye, bozgunculuğa, istismara bu ülkede fırsat tanımayacağız. Şu CHP’yle BDP’nin arasında fark var mı? İşte sene 1932. Ezanı Türkçe kim okuttu? CHP. Şimdi de Kürtçe olarak BDP. Bak farkı var mı? Ezan evrenseldir, ezan sünnetçedir. Allah Resulü nasıl okuduysa öyledir. Dünyanın neresine giderseniz gidin “Allah-u Ekber Allah-u Ekber” bunu duyarsınız. Yok şöyle yok böyle, hayır böyle bir şey. Onun için kimse bunların üzerinden istismara girmesin. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz Ağrı’yla gurur duyuyoruz.

Kardeşlerim; söylüyorlar bir şeyler, şu karşımdaki işte 8,5 yılda Ağrı’da neler oldu, hayaldi gerçek oldu, her şey burada. Çoğu var, evvel Allah yapılacak olanlar var. Ben biliyorum ki Recep Tayyip Erdoğan’ın acısı Ağrı’nın acısıdır. Ağrı’nın acısı bu kardeşinizin acısıdır. Biz bu topraklarda daha fazla kan, daha fazla gözyaşı görmek istemiyoruz. Biz bu topraklarda annelerin, babaların ağladığını görmek istemiyoruz. Allah’a çok şükür güzeller güzeli bir ülkemiz var, Allah’a binlerce hamdolsun her biri birbirinden güzel 81 vilayetimiz var. Çok güzel işler başardık, daha da iyisini yapacağız. Türkiye’yi 3 kat büyüttük, daha da büyüteceğiz. Yoksulluğu azalttık, çok daha azaltacağız. İşsizliği daha köklü çözümlerle inşallah azaltacağız. Bu ülkede engelli, yaşlı, çocuk, kadın, emekli, işçi, memur huzurla yatağa girecek.

Sevgili kardeşlerim; artık evinde özürlü bakan asgari ücret alıyor mu? Özürlü yavrular okula getirilip götürülüyor mu? Bunlar bizimle geldi. Sevgili kardeşlerim, bu ülkenin doğusuna batısına, kuzeyine güneyine her zamankinden çok daha yakın olan bir iktidar var. Türkiye’yi bölgesinin en güçlü ülkesi yaptık, dünyanın en güçlü, en büyük 10 ülkesinden biri yapacağız. Bölgesel meselelerde, küresel meselelerde her konuda söz söyleyeceğiz. Her yerde hakkı savunacağız, adaleti, barışı, dostluğu savunacağız, dayanışmayı savunacağız. Kendimiz üreteceğiz, alın terimizle üreteceğiz, umudu, aydınlığı, refahı hep birlikte çoğaltacağız. Kardeşlerim, demokrasi daha ileri gidecek, ileri demokrasi ileri standartlara kavuşacak. Özgürlükler inşallah daha da genişleyecek. Çeteler bu ülkeye istikamet veremeyecek. Milli irade bu ülkede artık çiğnenmeyecek. Millet ne derse o olacak, Ağrı ne derse o olacak. Herkes diliyle, kültürüyle, kendi kimliğiyle, kendi değerleriyle mutlu, huzurlu şekilde geleceği kucaklayacak. Bunu yaptık, daha da fazlasını yaparız, yapacağız. Nice sorunları çözdük, hep birlikte nicesini de inşallah çözeceğiz.

Sevgili kardeşlerim; buraya Erzurum’dan geliyorum, Erzurum’un sizlere selamları var. İnşallah her engeli aşıyoruz, aşmaya devam edeceğiz. Ben ne istiyorum biliyor musunuz, neyi hayal ediyorum biliyor musunuz? Değerli kardeşlerim, dünyanın dört bir yanından şu Ağrı’ya turistler akın etsin. Japonya’dan, Kanada’dan, Avustralya’dan, Amerika’dan, Avrupa’dan binlerce, on binlerce, yüz binlerce turist şu Ağrı’ya gelsin. Ağrı Dağı, Süphan Dağı, İshak Paşa Sarayı, meteor çukuru, Balık Gölü, Nuh’un Gemisi her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlasın. Ağrı’ya inşallah oteller yapılsın, Ağrı’ya yeni işyerleri açılsın, Ağrı’da özel sektör fabrikalar kursun, üretsin. Azerbaycan’a, Nahçıvan’a, İran’a, Irak’a, Suriye’ye kamyonlarımız çalışsın, ürettiklerimizi götürsün. Ağrı’da bizim kurduğumuz İbrahim Çeçen Üniversitesine 80 vilayetten öğrenciler gelsin. 80 vilayet yetmez, Şam’dan gelsin, Beyrut’tan gelsin, Cidde’den, Sana’dan, Kahire’den, Paris’ten, Berlin’den öğrenciler gelsin. Onun için bir üniversite Ağrı’ya yetmez, 2’ncisi de olsun, 3’üncüsü de olsun. Değerli kardeşlerim, Ağrılı bacım, Ağrılı hanım kardeşim, her sabah çocuğunu hayır dualarıyla okuluna göndersin. Benim Ağrılı annelerim gözünü dağlara dikmesin, gözünü okul yoluna diksin istiyorum. Ağrı’da her bir kardeşim akşam evine ekmek götürsün, sofranın başında tüm aile toplansın, huzur ve afiyetle bütün evlere neşe gelsin. Bunu yaparız sevgili kardeşlerim, olmaması için bir sebep yok.

Ancak bakınız, havaalanından gelirken geçen gelişimde YİBO karneler dağıtılıyor, uğradım. Başarılı öğrencilere karnelerini verdim. En başarılı olanlarına dedim ki akşam sizin evinize uğrayacağım. Akşam evlerine uğradım, Valimizle, eşimle, kızımla hep beraber uğradık. Bakınız, fakat çıktıktan sonra tabi o evlerin halini görünce üzüldüm. Kendilerine dedim ki, gelin bu evleri yıkalım, sizin bütün hayvanlarınızı organize bir hayvancılık bölgesi kuralım, hayvanlarınızı oraya alalım. Ama buraya da altyapısıyla, her şeyiyle evlerinizi yapalım, siz buralarda çok daha huzurlu bir şekilde yaşayın isterim dedim. Yaklaşık bir 20-30 kişi vardı erkekler, ne dediler biliyor musunuz? Bir kısmı ben isterim dedi, bir kısmı dedi ki hayır, biz istemeyiz dediler. Niye dedim. Biz bu hayvanlarımızı buradan çıkarmayız dediler. Anladım ben derdinin ne olduğunu, onların derdi farklı. Onlar ideolojiyle konuşuyor, onlarda insani olarak yaşam diye bir şey yok. Ama er veya geç ben inanıyorum ki şu şehrin merkezindeki Ağrılı kardeşim bizi anlayacak ve bize diyecek ki gelin buraları yıkın, buralara evleri yapın, biz burada insanca yaşayalım. İşte biz TOKİ olarak bu kentsel dönüşümleri niye yapıyoruz? İnsanca yaşayalım diye yapıyoruz. Buralara doğalgaz gelsin istiyoruz, bunun için istiyoruz. Neden benim kardeşim hala kömürün kokusuyla, külüyle niye yaşasın? İnşallah bunların hepsini çözeceğiz. Geldik, 9 vilayette doğalgaz vardı, şimdi 69 vilayette doğalgaz var. Hepsini halledeceğiz, 81 vilayetin tamamında olacak. Bunlar hayal değil, biz bunları gerçekleştiririz, el ele vererek, birbirimize inanarak, güvenerek, sizleri mağdur etmeden, sizleri sıkıntıya sokmadan değerli kardeşlerim inanın bunu yaparız. 8,5 yılda 500 bin konut inşa ettik. 360 binini sahiplerine teslim ettik ve devam ediyoruz. Şimdi ikinci 500 bine başlayacağız. 12 yılda 500 bin konut daha yapacağız.

Sevgili Ağrılı kardeşlerim; Pazar günü mutlaka ama mutlaka sandığa gidin. Gidiyor muyuz? Gidiyor muyuz? Oyunu kullanın, hür vicdanınla, hiçbir tehdide boyun eğmeden, kimseye kanmadan, hiçbir etki altında kalmadan git ve kararı sen ver. Biz güvenlik olarak her türlü tedbiri aldık, alıyoruz, alacağız. Çünkü bu Pazar farklı bir Pazar. 12 Haziran farklı bir 12 Haziran. Şunu yapın: 4’e var mıyız? 4’e var mıyız? Ben sizden bir şey istiyorum, hizmete oy verelim, esere oy verelim. Allah aşkına soruyorum, şimdi diyelim ki bağımsız aday kazansa ne yapacak? Soruyorum Ağrılı kardeşime, kazansa ne yapacak? Bütün kamuoyu araştırmaları, her şey ortada. Hizmet neyle gelir? Değerli kardeşlerim, bu iş bir takım işidir takım. Eğer güçlü bir takımınız varsa o zaman hizmet gelir, ama yoksa sadece Meclis’te gelir laf üretirsiniz başka bir işe de yaramazsınız. Ben diyorum ki, şimdi biraz sonra şu hizmetlerin bir kısmını sayacağım, hepsini değil. Samimiyetle oy verin, elimizi vicdanımıza koyarak umuda, aydınlık bir geleceğe oy verelim. Çocuklarınız için, gençler için, geleceğimiz için kararı sen var, söz artık sende, mühür sende, yetki sende. Ağrı Pazar günü büyük Türkiye’ye evet mi? Büyük Ağrı’ya evet mi? AK PARTi’ye evet mi? Hizmet siyasetine, eser siyasetine evet mi? Çetelerle mücadelede yanımızda mısınız? Demokrasi, özgürlük mücadelemizde yanımızda mısınız? 12 Eylül’de siz bir tarih yazdınız, siz rekora imza attınız. Daha büyük bir katılımla kardeşlik için, istikrar için, hizmet için kendiniz, çocuklarınız, gelecek için AK PARTi diyeceğinize yürekten inanıyorum.

Kardeşlerim; 28 Ocak’ta Ağrı’ya geldim, toplu açılışlar yaptım. 41 ayrı yatırımı 200 trilyon değerinde Ağrı’ya kazandırdık. Ve o gün İbrahim Çeçen Üniversitesine yeni bir fakülte binası kazandırdık. Yeni havaalanı pistinin açılışını yaptık. Bölünmüş yolların, okulların, dersliklerin açılışını yaptık. Konutları hak sahiplerine teslim ettik. Belediyelerimizin yatırımlarını, ilçelerimize yaptığı hizmetleri o gün resmi olarak hizmete açtık.

Ağrı’da çok enteresan, güzel bir hatıra olarak bana bunu bildirdiler de, sizlerle paylaşmak istiyorum. Ağrı’da bir ailemizin 3. çocuğu doğuyor. Güzel bir isim koymuşlar, ismi ne biliyor musunuz? Mısra. Ne var ki Mısra çok ağır hastalıklarla doğuyor, aile çok tedirgin, çocuğu kaybetmekten korkuyor. Bir gece Mısra rahatsızlanıyor. Hemen çocuğu hastaneye götürüyorlar. Ağrı’daki hastane bu durumdaki bir bebek için uygun değil. Daha ileri, donanımlı bir hastaneye gitmesi lazım, hem de acilen. Sağlık Bakanlığından hemen Mısra bebek için jet ambulansımız görevlendiriliyor. Jet ambulansımız uçak Ağrı’ya iniyor. Mısra bebeği alıyor, Ankara’ya götürüyor. Mısra’nın Ankara’da tedavisi yapılıyor. Şu anda da elhamdülillah çok çok sağlıklı. Var mı bunun ötesi? Bir bebeğimizin elinden tutmaktan, o küçücük parmaklarının sizi kavrayışını hissetmekten ötesi var mı? Mısra’nın annesini, babasını sevindirmekten ötesi var mı? Benim insanım bu hizmeti fazlasıyla hak ediyor, daha da fazlasını hak ediyor. Değerli kardeşlerim, işte AK PARTi iktidarı bu.

Ağrı’ya merhum Ahmedi Hani’nin memleketine üniversiteyi biz kurduk. Bu üniversitemizin bakın süratle kampusu gelişiyor. Bünyesinde 4 fakülte, 4 yüksekokul, 2 enstitü ve 3 meslek yüksekokulu şu anda hizmete girdi. Bu yıl Eczacılık Fakültesi, Doğa Bilimleri ve Mühendislik Fakültesi, Eleşkirt ve Doğubeyazıt Yüksekokulları, Turizm ve Meslek Yüksekokulları öğrenci almaya başlıyor.

Değerli kardeşlerim; Ağrı’da havaalanını uluslararası standartlara kavuşturuyoruz. 2012’de yeni terminal binasının tamamı bitiyor. Artık Ağrı’dan haftada 7 gün İstanbul’a, 6 gün Ankara’ya uçuş yapılıyor.

Biz geldiğimizde Ağrı’da 17 kilometre bölünmüş yol vardı. Şu anda biz 8 yılda 220 kilometre bölünmüş yol yaptık Ağrı’ya. Vaka ortada. Ağrı-Patnos arası bölünmüş yolu inşallah seneye tamamlıyoruz. Erzurum-Gürbulak yolunun ihalesini yaptık, seneye tamamlıyoruz.

İshak Paşa Sarayının restorasyon ihalesini tamamladık, işe başladık.

Ağrı Dağı, Hazreti Nuh’un gemisinin tufandan sonra indiği yer olarak biliniyor. Ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek noktasındaki en büyük buzulu ile dünyada Alaska meteor çukurundan sonraki 2. büyük göktaşı çukuru da Ağrı Dağı’nda bulunuyor. Bütün bu özellikleri sebebiyle 2004 yılında 88 bin hektarlık bir alanı Ağrı Dağı Milli Parkı olarak tescil ettik.

Ağrı’da 166 trilyon lira kaynak kullanarak 299 kilometre asfalt, 3 bin 325 kilometre stabilize yaptık.

Sevgili kardeşlerim; bakınız, bu attığımız adımlarla beraber benim en çok önemsediğim şey şu: Ağrı’da eğitimde nereye geldik. Ama daha yeni bir adım atıyoruz şimdi. SUKAP denilen bir proje, bu proje bize ait. Bununla belde belediyelerine, ilçe belediyelerine bazılarına hibe olarak geleceğiz içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu kanalları yapacağız. İlçe belediyelerinde ihtiyacı olanlara yüzde 50 hibe, yüzde 50’si ise çok düşük faizle kredi vereceğiz. Onlarda da içme suyu, yağmur suyu kanalı ve kanalizasyon yaparak pisliklerden istiyoruz ki beldeleri ve ilçeleri kurtaralım.

Bakınız, Ağrı’ya 8 yılda 2 bin 306 derslik yaptık. Okullarımıza ne kadar bilgisayar gönderdik biliyor musunuz? 5 bin 798 bilgisayar gönderdik. Bilişim teknolojisi sınıflarını Ağrı’ya kim kurdu? CHP mi kurdu? MHP mi kurdu? Bu bağımsızlar mı kuracak? Kardeşlerim, bütün kitapları ilköğretimde, ortaöğretimde ücretsiz olarak verdik mi? Veriyor muyuz? Bitmedi. Sosyal güvencesi olmayan ailelere ilköğretimde erkek çocuklara 30 lira veriyoruz, kız çocuklara 35 lira veriyoruz. Ortaöğretimde erkek çocuklara 45 lira veriyoruz, kız çocuklara 55 lira veriyoruz. Sosyal güvencesi olmayan kaymakamlıklara müracaat etmek suretiyle bu hakkınızı alın. Sevgili kardeşlerim, 150 lira da anneye veriyoruz. Ben size yolunu gösteriyorum, müracaatınızı yapın, eğer vermiyorlarsa… Değerli kardeşlerim bakınız, şu anda üniversitelerde biz gelmeden önce MHP döneminde 45 lira burs veriyorlardı. Biz 240 lira veriyoruz üniversite öğrencilerine. Üniversite öğrencilerinin ellerini bir göreyim, İbrahim Çeçen, maşallah. Kredi Yurtlar Kurumunun yurdunda kalanlara 150 lira da beslenme yardımı veriyoruz. 390 lira. İnşallah mastır yapacağınız zaman 480 lira, o zamana kadar tabi çok artacak.

Ama bugün ben size bir müjde veriyorum. Bakınız, artık karatahtaları kaldırıyoruz. Akıllı tahtaya geçiyoruz, bilgisayar donanımlı akıllı tahtalar. Değerli kardeşlerim, tüm dünyaya internetle bağlı. Her çocuğumuza birer tane elektronik kitap vereceğiz. Şu gördüğünüz elektronik kitap. Bunu ücretsiz olarak vereceğiz, ücretsiz. Değerli kardeşlerim, 4 yıl içinde okullara bu akıllı tahtaları monte edeceğiz, 4 yıl içinde elektronik kitapları dağıtacağız. Sevgili Ağrılılar, bunun içinde bütün müfredat var, bütün ders kitapları var. İstersen bununla gidip gel. Ve 4 yılda bunları montesi bitecek, peyderpey okullara bunları monte edeceğiz ve bu elektronik kitapları da dağıtacağız. Ben neyi düşünüyorum biliyor musunuz? Yahu diyorum, Amerika’da Edward, George, Mary onlar bundan istifade ediyor da, bu teknolojiden istifade ediyor da, benim Ağrı’mda Ahmet’im, Mehmet’im, Ömer’im, Akif’im, Ayşe’m, Fatma’m, Hatice’m niçin bunlardan istifade etmesin, neden? İşte onun için biz bunları ücretsiz olarak sizlere dağıtacağız ve bunları okullara süratle monte edeceğiz.

Değerli kardeşlerim; sağlıkta şu ana kadar Ağrı’ya 143 trilyonluk yatırım yaptık. Bakınız Ağrı Devlet Hastanesi, Eleşkirt Devlet Hastanesi, Diyadin Devlet Hastanesi, Merkez Eğitim Aile Sağlığı Merkezini tamamladık, hizmete açtık. Doğubeyazıt Devlet Hastanesi, Hamur Devlet Hastanesi, Ağrı Devlet Hastanesi Acil Ünitesi, Patnos Devlet Hastanesi ek binası, 5 adet aile sağlığı merkezinin yapımına biz başladık, tamamladık, hizmete açtık. Ayrıca Diyadin Devlet Hastanesi, Merkez Devlet Hastanesi ve 6 adet aile sağlığı merkezinin yapımına da süratle devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda onları da tamamlayıp hizmetinize sunacağız.

Şimdi soracağım, şu Ağrı’da biz geldiğimizde biliyor musunuz tomografi cihazı yoktu, MR cihazı yoktu, ama şu an her ikisi de var. Diyaliz cihazı 9 taneydi. Şimdi 50 adet diyaliz cihazı var. 112 acil 1 taneydi. Şimdi 12 tane 112 acil var. Koskoca Ağrı’da kaç ambulans vardı biliyor musunuz? 4 tane 4. Şimdi 21 ambulans var Ağrı’da. Uzman doktor sayısı biz geldiğimizde neydi biliyor musunuz? 20. Ahh benim Ağrılı kardeşim, şimdi 167 tane uzman doktor var. Ebe ve hemşire 364’tü. Şimdi 857 ebe ve hemşire var. Kardeşlerim, istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Biz gelmeden önce MHP’nin döneminde hastanelerde rehine kalıyor muyduk? Sayın Kılıçdaroğlu, SSK’nın Genel Müdürlüğünü yaptı. Ah ah, hastanelerde anamızı ağlattılar, anamızı. Sen Genel Müdürsün, ne işe yararsın.

Şimdi bak çok enteresan, yeni bir oyun oynuyorlar. Eskişehir’den elime geldi, Eskişehir’den. Şimdi vatandaşı kandırmaya başladılar, çok enteresan. Hani bir aile sigortası diye bir şey tutturdu ya, aile sigortası. Makbuz bastırmışlar, şimdiden gidip vatandaşı kandırıyorlar. Alındı belgesi bakın, CHP’nin mührü var, herkes için CHP ve alındı belgesi. Yani şimdiden yarın diyor sen bundan istifade edeceksin, ya böyle cambazlık olur mu? Böyle yalan olur mu? Dedim ya, akşam buradan NTV’den yayın yapacağız, Ağrı’dan bütün Türkiye’ye, orada da bunları işleyeceğim. Çünkü bu CHP’yi, bu Kılıçdaroğlu’nu benim milletim çok iyi tanıması lazım. Bunların eskisi, yenisi yok.

Bakın, Antalya’da benim elime şu toz şeker dağıtım kartını tutturdular. Kardeşlerim, düşünebiliyor musunuz toz şekeri bile biz bu ülkede karneyle aldık. Hatırlayanlarınız var değil mi? Sen daha iyi hatırlarsın anacığım. CHP bu. Benim şimdi çiftçi kardeşim, bak İstanbul Valiliği akaryakıt kartı dağıtmış. Hatırlıyor musun? Bu kartın varsa akaryakıt alıyorsun, yoksa akaryakıt alamıyorsun. Benim çiftçi kardeşim traktörüne mazot alamıyordu mazot. Zaten kaç tane traktör vardı ki? Biçer döver diye bir şey yoktu, ama şimdi artık maşallah traktörümüz bol.

Daha ileri gideceğim, Trabzon’da bir vatandaşımız bana nüfus kağıdını verdi, Trabzon’da. Çok ilginç, burada da tabi bu Trabzon’a belki yönelik bir şey ama, ne diyor biliyor musunuz? 2 metre tirit bezi verin. Altında mühür. Ne hallere gelmişiz ya, şeker alacaksın öyle, Sana yağı alacaksın öyle, Vita alacaksın öyle, nüfus kağıdına mühür…

Değerli kardeşlerim; işte AK PARTi iktidarının bunlardan farkı bu. Var mı bizim böyle bir sıkıntımız? Fakat konfor artınca konforun da sınırı yok, tabii ki daha fazlası isteniyor, ama daha fazlası da olacak buna inanıyorum. Ben sizden yardım istiyorum, ne biliyor musun? Şu şehirleri değiştirelim. Ben inanın şu caddeler üzerindeki evleri görünce benim yüreğim kan ağlıyor. Sizleri mağdur etmeden Ağrı şehrimizi ilçeleriyle TOKİ’yi devreye sokmak suretiyle anında gelin değiştirelim. Ben hazırım, siz hazır mısınız? Ama bak geçen gelişimdi şu Kağızman Caddesiyle ilgili bana söz verildi, ama hala Karayolları ve Ulaştırma Bakanıma sordum hala sıkıntımız var, ikna edemiyoruz diyorlar. Şimdi Kağızman Caddesi bize yardımcı olacak, bize yardımcı olsun ki burayı bölünmüş yol haline getirelim değil mi? Şu Kağızman Caddesi bir bölünmüş yol haline geldiğinde buralar çok daha farklı olacak, çok daha güzel olacak. Hem buralardaki kardeşlerim kazanacak, hem Ağrı kazanacak. Çünkü Ağrı’ya bunlar yakışmıyor.

Adalet, Doğubeyazıt Adalet Sarayını tamamladık, hizmete açtık. Patnos inşaatı devam ediyor.

TOKİ olarak bugüne kadar Ağrı’da 3 bin 63 konut uygulaması başlattık. Değerli kardeşlerim, bunların 448’ini tamamladık, sahiplerine teslim ettik. Diğerlerinin inşaatı devam ediyor.

Tarımda 2002’de biz geldiğimizde 29 trilyon tarımsal destek verilmişti. 2010’da biz 36 trilyon destek verdik. 2003’ten 2010’a 426 trilyon destek verdik. Hayvancılık desteği 113 trilyon ayrıca. Ah benim kardeşlerim, Ziraat Bankası benim Ağrı’daki çiftçi kardeşime yüzde 59 faizle kredi veriyordu. Şimdi yüzde 5. Halk Bankası esnaf, sanatkâra yüzde 47 faizle kredi veriyordu. Şimdi yüzde 5.

Devlet Su İşleri olarak Ağrı’mıza 267 trilyonluk yatırım yaptık. Değerli kardeşlerim, içme, sulama, kullanma ve sanayi suyu problemini uzun vadede çözecek olan Ağrı Yazıcı Barajını 2008 yılında hizmete aldık biliyorsunuz değil mi? Yıllardır yapımında aşama kaydedilmiş olan 25 bin hektar araziyi sulayacak Ağrı Ovası Yazıcı sulaması inşaatını hızlandırdık, onu da süratle bitireceğiz inşallah. 2009 yılı sonunda ihalesini yaptığımız Ağrı İçme Suyu Arıtma Tesisi ve İshale Hattı inşaatında çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah önümüzdeki 2 ay içerisinde onu da tamamlayacağız. Böylece Ağrı’ya içme suyu noktasında da o sıkıntısını aşacak kullanma sanayi suyunu da sağlamış olacağız. 20 adet taşkın koruma tesisini tamamladık. Birçok yerleşim yerini ve araziyi taşkın zararlarından koruduk.

Değerli kardeşlerim; ben bu son Ağrı’da final yaparken sizlerden bana hakkınızı helal etmenizi istiyorum. Ağrı, bize hakkını helal ediyor mu? Değerli kardeşlerim, şunu bilin: Önümüzdeki 4 yıl ustalık döneminin hizmetleri olacak. Onun için 4’e hazır mıyız? Fakat bir yarınımız var, çok çalışmamız lazım. Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Köy köy dolaşmaya var mıyız? Telefonlarımızla bütün eş, dost, ahbap aramaya var mıyız? Ben size inanıyorum, sizler de bize inanın. Ve inanıyorum ki bu duruşunuz, bu tavrınız Ağrı’yı 4-0 olarak bir demokrasi mücadelesinde, özgürlük mücadelesinde sandıklardan çıkaracaktır.

Şimdi gelelim ahdimize. Biliyorsunuz değil mi şarkımızı? Bayrakları bir görelim bakalım, bayraklar bayraklar bayraklar.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

12 Haziran ülkemiz, Ağrı’mız, milletimiz, tüm Ağrılı kardeşlerim için yeni bir dönemin başlangıcına, yeni bir anayasa, ileri demokrasi, temel hak ve özgürlükler için aydınlık yarınlara vesile olsun diyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum. Sizleri bu duygularla selamlıyorum.