Kur'an/Sâd Suresi

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

1Sâd. bu zikrile meşhun Kur'ana bak 2Fakat o küfredenler bir onur, bir şikak içindeler 3Kendilerinden evvel nicelerini helâk ettik! Çığırıştılar: Değildi fakat vaktı halâs 4İçlerinden kendilerine uyandırıcı bir Peygamber geldiğine şaştılar da dediler ki kâfirler: bu, bir sihirbaz, bir kezzâb 5İlâhları hep bir ilâh mı kılmış? Bu cidden şaşılacak bir şey: çok tuhaf 6İçlerinden o hey'et de fırladı şöyle: ilâhlarınız üzerinde sabr-u sebat edin, bu cidden arzu olunur bir şey, bir murad 7Biz bunu diğer millette işitmedik, bu bir uydurmadır mutlak 8O zikr aramızdan ona mı indirilmiş? doğrusu onlar benim zikrimden bir kuşkulu şekk içindeler, doğrusu henüz azâbımı tatmadılar 9Yoksa sana onu veren azîz vehhab rabbının rahmeti hazîneleri onların yanında mı? 10Yoksa onların mı bütün o Göklerin, Yerin ve aralarındakilerin mülkü? Öyle ise haydi esbab içinde üstüne çıksınlar 11Onlar burada Ahzab döküntüsünden (muhtelif partilerden) bozuk bir ordu 12Onlardan evvel tekzib etmişti Nuh kavmi ve Âd ve o kazıkların sahibi Fir'avn 13Ve Semûd ve kavmi Lût ve eykeliler, bunlar işte o ahzab 14Başka değil, hepsi gönderilen elçileri (Resulleri) tekzib etti de öyle hak oldu azâbım 15Onlar da başka değil, bir tek sayhaya bakıyorlar öyle ki ona hık yok 16Bir de ya rabbenâ bizim pusulamızı hisab gününden evvel acele verdediler 17Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davudu an, çünkü o çok tecri' yapar (evvab) idi 18Çünkü biz onun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık: tesbih ederlerdi akşamleyin ve işrak vaktı 19Kuşları da toplu olarak, hepsi onun için terci' yapar (evvab) idi 20Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve faslı hıtab vermiştik 21Bir de hasım kıssası geldi mi sana? Hani surdan mihraba aştıkları vakıt 22O vakıt Davudun üzerine giriverdiler de onlardan telâşa düştü, korkma dediler: iki hasmız, ba'zımız ba'zımıza tecavüz etti, şimdi sen aramızda hakk ile hukmet ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar 23Şu benim biraderim onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken «bırak onu bana» dedi ve beni söyleşmede yendi 24Dedi ki: doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına istemesiyle sana zulmetmiş ve hakıkaten karışıkların çoğu birbirlerine tecavüz ediyorlar, ancak iyman edib de salâh istiyenler başka, onlar da pek az, ve sanmıştı ki Davud kendisine sırf bir fitne yaptık, hemen rabbına istiğfar etti ve rükû' ederek yere kapanıb tevbe ile rücu' etti 25Biz de onu kendisine mağrifet buyurduk ve hakıkat ona ındimizde kat'î bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği vardır 26Ya Davud! muhakkak ki biz seni Arzda bir halîfe kıldık, imdi nâs arasında hakk ile hukmet de (keyfe) hevaya tabi' olma ki seni Allah yolundan sapıtmasın, çünkü Allah yolundan sapanlar hisab gününü unuttukları cihetle kendilerine pek şiddetli bir azâb vardır 27Hem o Göğü ve Yeri aralarındakileri biz boşuna yaratmadık o, o küfredenlerin zannı, onun için küfredenlere ateşten bir veyl var 28Yoksa iyman edib de salih salih işler yapanlar biz o Yerdeki müfsidler gibi yapar mıyız? Yoksa o korunan müttekıleri arsız çapkınlar gibi yapar mıyız? 29Bir kitab ki indirdik, çok mübarek, âyetlerini düşünsünler ve ıbret alsın temiz özlüler 30Bir de Davuda Süleymanı bahşettik, ne güzel kul, o cidden bir evvab 31Arzolundukda kendisine akşam üstü sâfinat halinde halıs atlar 32Ben dedi, o hayır sevgisini rabbımın zikrinden sevdim, nihayet hıcaba gizlendi 33Geri getirin onları bana, tuttu bacaklarını, boyunlarını silmeğe başladı 34Celâlim hakkı için Süleymana bir fitne de verdik ve tahtının üstüne bir cesed bıraktık sonra tevbe ile rücu' etti 35Ya rab! bana mağrifet buyur ve bana öyle bir mülk bağışla ki ardımdan kimseye yaraşmasın, şübhesiz sensin bütün dilekleri veren vehhab sen, dedi 36Bunun üzerine ona rüzgârı müsahhar ettik, emriyle istediği yere yumuşacık cereyan ederdi 37Şeytanları da: bütün benna' ve gavvas 38Ve daha diğerlerini bendlerde çatılı çatılı 39Bu işte, dedik: bizim atâmız artık diler kerem et, diler imsâk hisabı yok 40Ve şübhesiz ki ona huzurı ızzetimizde bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği var 41Kulumuz Eyyubu da an, o vakıt ki rabbına şöyle nidâ etmişti: «bak bana: meşakkat ve elem ile bana Şeytan dokundu.» 42Depren ayağınla, işte serin bir yıkanacak ve içecek dedik 43ve ona bütün ehlini ve beraberlerinde daha bir mislini bahşettik tarafımızdan bir rahmet olarak hem de bir dersi ıbret temiz akıllar için 44Bir de al bir demet elinle de vur onunla hânis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır 45Kullarımız İbrahimi, İshakı, Ya'kubu da an, eller ve gözler sahibleri idiler 46Çünkü biz onları temiz bir hassa, halîs yurd düşüncesiyle halîslerimizden kılmışızdır 47Ve çünkü onlar muhakkak nezdimizde seçilmiş ahyardan 48İsmaili de, Elyeser de, Zül'kifli de an, hepsi de o ahyardan 49İşte bu bir zikirdir, ve şübhesiz korunan müttekîler için her halde güzel bir istikbal (bir husni meâb) var 50Adin Cennetleri: açılarak kendilerine bütün kapılar 51İçlerinde kurularak orada bir çok yemişle bambaşka bir içki isteyecekler 52Yanlarında da gamzeleri kasan hep bir yaşıd dilberler 53İşte bu, o hisab günü için size va'dolunan 54İşte ki bu bizim rızkımız, muhakkak ki ona hiç tükenmek yok 55Bu böyle, şübhesiz azgınlar için de fena bir istikbal (şer bir meâb) var 56Cehennem, ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşek 57İşte, artık tatsınlar onu bir hamîm ve bir ğassâk 58Ve o şekilden bir diğeri: çifte çifte 59,60Şu: bir alay: maıyyetinizde göğüs germiş; onlara merhaba yok, çünkü onlar Cehenneme salınıyorlar. Hayır derler size merhaba yok, onu bize siz takdim ettiniz, bakın ne fena yatak 61Ya rabbenâ derler: bize bunu takdim edene ateşde azâbı hemen kat kat artır 62Bir de derler ki: neye görmüyoruz biz o eşrardan saydığımız bir takım adamları 63Onları eğlence yerine tuttuktu ha! yoksa onlardan kaydı mı bu gözler? 64Şübhesiz ki bu haktır muhakkak olacaktır ehli nârın birbirine husûmeti 65De ki ben ancak korkuyu haber veren bir Peygamberim, başka bir tanrı da yok ancak Allah: o vahidi kahhar 66O Göklerin, Yerin ve aralarındakilerin rabbı azîz, gaffar var 67De ki bu bir azîm haberdir 68Siz ondan yüz çeviriyorsunuz 69Benim melei a'lâya ne ılmim olurdu onlar münakaşa ederlerken? 70Fakat ben açık inzar edecek bir Peygamber olduğum içindir ki o ılmin bana vahy olunuyor 71Rabbın Melâikeye dediği vakıt: haberiniz olsun ben bir çamurdan bir beşer yaratmaktayım 72Onu tesviye ettim de ruhumdan ona nefheyledimmi derhal ona secdeye kapanın 73Onun üzerine Melâikenin hepsi toptan secde ettiler 74Yalnız İblîs kibirlenmek istedi ve kâfirlerden oldu 75Ey İblîs! buyurdu: o benim iki elimle yarattığıma secde etmene ne mani' oldu sana? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa âlîlerden mi bulunuyorsun? 76Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni bir ateşten yarattın, onu ise bir çamurdan yarattın 77Buyurdu ki: hemen çık oradan çünkü artık sen matrud (racîm) sin 78Ve her halde üzerindedir lâ'netim ceza gününe kadar 79Dedi: ya rab! o halde ba'solunacakları güne kadar beni geri bırak 80Haydi buyurdu: geri bırakılanlardansın 81Malûm vakıt gününe kadar 82Öyle ise dedi: ızzetine kasem ederim ki ben onların hepsini mutlak iğva eder sapıtırım 83Ancak içlerinden ıhlâs ile seçilmiş has kulların müstesnâ 84Buyurdu ki o doğru ve ben hep doğruyu söylerim 85Celâlim hakkı için Cehennemi mutlak dolduracağım senden ve onların sana tabi' olanlarından topunuzdan tıka basa 86De ki: bir ecir istemiyorum sizden ona karşı ve ben o tekellüfcilerden değilim 87O sırf bir zikir, bir öğüttür bütün âlemîn için 88Ve her halde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz