Kur'an/Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır/Kalem Suresi

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Mülk Suresi Kur'an
Kalem Suresi
Çeviri: Muhammed Hamdi Yazır
Hâkka Suresi
Toplam ayet sayısı, 52'dir. Mushaf sırası, 68'dir. Nüzul sırası, 2'dir.

1Nun ve kalem ve ehli kalemin satra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için. 2Sen rabbının ni'meti ile, mecnun değilsin. 3Ve tükenmez bir ecir var muhakkak senin için. 4Ve her halde sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin. 5Yakında göreceksin ve görecekler. 6Hanginizde imiş o fitne, o cünun? 7Şübhesiz rabbındır en bilen yolundan sapanı, yine odur en bilen hidayete irenleri. 8O halde tanıma o yalan diyenleri. 9Arzu ettiler ki müdahene etsen, o vakıt müdahene edeceklerdi. 10Ve tanıma şunların hiç birini: çok yemin edici, değersiz. 11Gammaz, koğuculukla gezer. 12Hayır engeli, mütecâviz, vebâl yüklü. 13zobu, sonra da dakma (zenîm). 14Mal sahibi olmuş ve oğulları var diye. 15Karşısında âyetlerimiz okunurken «eskilerin masalları» dedi. 16Haberiniz olsun ki biz onlara belâ vermişizdir. 17Haberiniz olsun ki biz onlara belâ vermişizdir. O bağ sahiblerini belâlandırdığımız gibi; o sıra ki yemin etmişlerdi; sabah olunca onu mutlaka divşireceklerdi. 18Bir istisna da yapmıyorlardı. 19Derken ona rabbından bir dolaşan dolaşıvermişti onlar uyuyorlardı. 20Sabaha kadar o bağ sırıma dönüvermişti. 21Derken sabaha yakın birbirlerine seslendiler. 22Haydin kesecekseniz harsinize irkence koşun dediler. 23Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı: 24Sakın bu gün aranıza bir miskîn sokulmasın diyorlardı. 25Sırf bir men'a güçleri yeterek erkenden gittiler. 26Vakta ki o bağı gördüler, biz, dediler: her halde yanlış gelmişiz. 27Yok biz mahrum edilmişiz. 28Ortancaları (en mu'tedilleri) demedim mi size: tesbîh etseydiniz. 29Sübhansın ya rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz. 30Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı. 31Yazıklar olsun bizlere, bizler doğrusu azgınlarmışız. 32Ola ki rabbımız bize onun yerine daha hayırlısını vere, her halde biz bütün rağbetimizi rabbımıza çeviriyoruz. 33İşte böyledir azâb ve elbette Âhıret azâbı daha büyüktür, fakat bilselerdi. 34Şübhesiz ki korunan müttakîler içindir rablarının ındinde na'îm Cennetleri. 35Ya artık, müslimleri mücrimler gibi kılar mıyız? 36Neniz var? Nasıl hukm ediyorsunuz? 37Yoksa size mahsus bir kitab var da onda şu dersi mi okuyorsunuz. 38Siz âlemde her neyi ıhtiyar ederseniz o her halde sizin olacak diye? 39Yoksa size karşı üzerimizde Kıyamet gününe kadar sürecek yemînler, teahhüdler mi var; Siz her ne hukm ederseniz her halde öyle olacak diye? 40Sor bakalım onlara içlerinde ona kefîl hangisi? 41Yoksa onların şerikleri mi var? O halde şeriklerini getirsinler, sadık iseler. 42O gün ki saktan bir keşf olunur ve secdeye da'vet edilirler o vakıt güçleri yetmez. 43Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur, halbuki o secdeye onlar sağ sâlim iken da'vet olunuyorlardı. 44O halde bana bırak bu sözü tekzib edenleri, biz onları istidrac ile çıkarır, bilemiyecekleri cihetten yuvarlarız. 45Ve ben onların ipini uzatırım, çünkü fendim sağlamdır. 46Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da mı cereme vermekten ezilmişler? 47Yoksa gayb yanlarında da onlar mı yazıyorlar? 48O halde sabret rabbının hukmüne de sahib-i hut gibi olma, hani öfkeye boğulmuş da nida etmişti. 49Rabbından bir ni'met yetişmiş olmasa idi ona, elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı. 50Fakat rabbı onu ıstıfa buyurdu da salihînden kıldı. 51Ve gerçek o küfr edenler o zikri işittikleri vakıt az daha seni gözleriyle kaydıracaklardı, bir de durmuşlar o her halde bir mecnun diyorlar. 52Halbuki o halis bir zikirdir bütün ukalâ âlemleri için

Kaynak:

Diyanet İşleri Başkanlığı

Telif durumu:

Çeviri sahibinin ölümü üzerinden 70 yıl geçtiğinden dolayı kamu malıdır.