Kâtip Çelebi'nin İçel'i tasviri

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Tarihî belgeler Kâtip Çelebi'nin İçel'i tasviri
Kâtip Çelebi
Kaynak: [1]

(İçel), batıdan Antalya, kuzeyden Karaman ve Edna, doğudan Ayıntap Şehri ile komşudur, güneyi Akdeniz’dir. Bu şehir Kıbrıs karşısına düştüğünden Kıbrıs’a katmışlardır. Sekiz sancağa bölünmüştür. Lefkoşe Paşa Sancağı’dır, Girne, Baf, Magosa ve karşısında kıyıda içel, Alaiyye, Tarsus,Sis. Bu eyalet Kaptan kalemindedir. Hazine defterdarı, timar defterdarı, defter kethüdası vardır. Paşanın bir gemisi ile bir yedeği olur. Teke ve Menteşe beyleri gibi bazen karada ve bazen de denizde gezerler. Değirmenlik, Selanik, İskenderiye ve Dimyat beyleri birer gemi ile sefer ederler. Tümü 20 kadar gemi olur, fazla ve eksik olabilir. Adı geçen sancaklarda yazılan 138 zeamet ve 1.434 timar vardır. İkisi 1.572 kılıç olur. Kısaca kanun üzre cebellileriyle askerin tümü 6.300 nefer olur. Zeamet ve timar erbabı bedel vermezler.

İçel Tanrı’mn kalesi gibidir. Çok çetin, taşlık ve yüksek dağlar içindedir ki ancak kapı gibi dar bir boğazdan girilebilir. Orada dahi bazı kaleler, korunaklar ile sağlamlaştırılmıştır. Onbir kalesi vardır.

(Tarsus) Şam denizi kıyılarındaki Rum şehirlerindendir. Sonra Ermeni olmakla Ermeni şehirlerinden sayılmıştır. Taşlardan yapılmış iki kalesi vardır. Halife Reşid Tarsus’a gelince imaretini onarıp nehirini ayırdı. Tarsus’un iyi ve dindar kişileri çoktur. 961′den beri Müslümanlar’ın elindedir. Tarsus’ta kutsal sanılan bir yer vardır ki cin himayesinde olan Halife Me’mun sefere çıktığında buraya konar. Bu yerin sonunda güzel bir su vardır. Me’mun bu suyun kenarında oturup endaze (75 -90 cm) uzunluğunda bir balık görür. Emr eder o balığı sudan çıkarırlar. Gümüş gibi gayet güzel olan bu balık sıçrayıp tekrar suya düşer ve su damlacıkları Me’mun’un giysilerine sıçrayınca Me’mun gazab edip balığın tekrar sudan çıkarılmasını buyurur. Çıkarttıklarında Me’mun bakıp: Seni şimdi kebab edeyim, diye aşçıya verir. Me’mun titreyerek yerine döner. Aşçı balığı kebab edip getirir, Me’mun bir lokma yiyemez, titremesi artıp ölür. Eshab-ı kehf (Kur’an’da sözü edilen bir mağarada uzun süre uyumuş 7 kişi ve köpekleri) burada olmuş derler.