Hareketimizin Acil Görevleri

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Hareketimizin Acil Görevleri
Vladimir İlyiç Lenin
Lenin tarafından Kasım 1900'de tarihinde yazıldı, Aralık 1900'de İskra gazetesi, No 1'de yayınlandı. Kaynak: [1]. Kaynakta belirtildiği üzere telif hakkı saklı değildir.
Wikipedia-logo-v2.svg
ile ilgili ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Rusya Sosyal-Demokrasisi, otokrasinin alaşağı edilmesi ve siyasal özgürlüğün kazanılmasının Rusya işçi-sınıfının partisinin acil siyasal görevi olduğunu tekrar tekrar açıklamıştır. Bu, on beş yıldan fazla bir zaman önce, Rusya Sosyal-Demokrasisinin temsilcileri Emeğin Kurtuluşu grubu üyeleri­ tarafından ilan edilmiştir. Bu iki­ buçuk yıl önce, 1898 baharında, Rusya Sosyal-Demokratik İşçi Partisi’ni kuran Rusya Sosyal-Demokratik örgütlerinin temsilcileri tarafından doğrulandı. Tekrarlanan bu açıklamalara rağmen,yine de, Rusya’da Sosyal-Demokrasinin siyasi görevleri sorunu, bugün de, yine önde gelmektedir. Hareketimizin bir çok temsilcisi, sorunun yukarıda bahsedilen çözümünün doğruluğu hakkında kuşkularını dile getiriyorlar. Ekonomik mücadelenin daha büyük bir öneme sahip olduğu iddia ediliyor; proletaryanın siyasi görevleri arka plana itilmekte, darlaştırılmakta ve kısıtlanmaktadır, ve hatta Rusya’da bağımsız bir işçi-sınıfı partisinin oluşturulması üzerine konuşmanın sadece bir başkasının söylediklerini tekrarlamak olduğu, işçilerin sadece ekonomik mücadele yürütmeleri ve siyaseti liberallerle ittifak içinde aydınlara bırakmaları gerektiğinden dahi söz ediliyor.

Yeni inancın en son açıklaması (kötü tanınmış Credo) Rusya proletaryasının daha yeterince olgunlaşmamış olduğu ve Sosyal-Demokratik programın tamamen reddi anlamına gelmektedir. Raboçaya Mysl (özellikle onun Ayrı Ek’i) pratikte aynı tavrı almaktadır. Rusya Sosyal-Demokrasisi, kendi kendini inkar etmeye kadar varan bir sallantı ve kuşku döneminden geçmektedir. Bir yandan, işçi-sınıfı hareketi sosyalizmden koparılmakta, ekonomik mücadeleyi yürütmek için işçilere yardım edilmekte, fakat bir bütün olarak hareketin sosyalist hedeflerini ve siyasi görevlerini onlara anlatmak için ya hiçbir şey yapılmamakta, yada hiçe yakın bir şey yapılmaktadır. Diğer yandan, sosyalizm işçi hareketinden koparılmakta; Rusya sosyalistleri, yine, işçiler kendilerini ekonomik mücadeleyle sınırladıkları için, hükümete karşı mücadelenin tamamen aydınlar tarafından yürütülmesi hakkında daha da fazla konuşmaya başlıyorlar.

Görüşümüzce, bu üzücü durumun zemini üç koşul tarafından hazırlanmıştır. Birincisi, Rusya Sosyal-Demokratları çalışmalarının başlangıcında yalnızca propaganda çevrelerinde çalışma ile kendilerini sınırlamışlardır. Kitleler arasında ajitasyonu üstlendiğimizde diğer aşırı uca gitmekten kendimizi her zaman kurtaramıyorduk. İkincisi, çalışmalarımızın başlangıcında, “siyaset”ten, işçi-sınıfı hareketinden kopuk eylemi anlayan ve siyaseti saf komplocu mücadeleye indirgeyen Narodnaya Volya takipçilerine karşı kendi varolma hakkımız için sık sık mücadele etmek zorundaydık. Sosyal-Demokratlar bu tür bir siyaseti reddetmekle, siyaseti tamamen geri plana iten diğer aşırı uca gittiler. Üçüncüsü, küçük yerel işçi çevrelerinin izolasyonu içinde çalışmakla, Sosyal-Demokratlar yerel çevrelerin eylemlerini birleştirecek ve devrimci çalışmayı doğru çizgiler üzerinde örgütlemeyi mümkün kılacak devrimci bir partinin örgütlenmesi gerekliliğine yeterince dikkat göstermediler. Birbirinden kopuk (izole olmuş) çalışmanın hakim olması, doğal olarak, ekonomik mücadelenin hakim olmasıyla bağıntılıdır.

Bu koşullar, hareketin yalnızca bir yönüne yoğunlaşma ile sonuçlandı. “Ekonomist” akım (yani, eğer ondan bir “akım” olarak söz edebilirsek) bu darlığı özel bir teori haline getirmeye çabalamış ve bu amaç için, eski burjuva düşünceleri yeni bir etiketle sokmaya çalışan moda olmuş Bernsteincılıktan ve “Marksizm eleştirisi”nden yararlanmayı denemiştir. Yalnızca bu çabalar Rusya işçi-sınıfı hareketi ile, siyasi özgürlük mücadelelerinde öncü Rusya Sosyal-­Demokrasisi arasındaki bağı zayıflatma tehlikesine yol açmıştır. Hareketimizin en acil görevi bu bağı sağlamlaştırmaktır.

Sosyal—Demokrasi, işçi-sınıfı hareketi ile sosyalizmin birliğidir. Görevi, yalnızca işçi-sınıfı hareketine her ayrı aşamasında pasif olarak hizmet etmek değil, fakat bir bütün olarak hareketin çıkarlarını temsil etmek, bu hareketin nihai hedefini ve siyasi görevlerini göstermek ve siyasi ve ideolojik bağımsızlığını korumaktır. Sosyal-Demokrasiden kopuk işçi-sınıfı hareketi yüzeyselleşir ve kaçınılmaz olarak burjuvalaşır. Yalnızca ekonomik mücadele yürütmekle, işçi-sınıfı siyasi bağımsızlığını kaybeder; diğer partilerin kuyruğu haline gelir ve şu büyük ilkeye ihanet eder: “İşçi sınıflarının kurtuluşu, işçi sınıflarının kendileri tarafından kazanılmalıdır.” Bütün ülkelerde, işçi-sınıfı hareketi ile sosyalizmin birbirinden ayrı olarak varolduğu ve her birinin kendi yolundan yürüdüğü bir dönem varolmuştur; ve bütün ülkelerde bu ayrılık hem sosyalizmi hem de işçi-sınıfı hareketini zayıflatmıştır. Bütün ülkelerde ancak sosyalizmin işçi--sınıfı hareketi ile kaynaşması, her ikisi için sağlam bir zemin yaratmıştır. Fakat her ülkede sosyalizmin işçi-sınıfı hareketi ile olan bu bağı tarihsel olarak, özgün bir şekilde, yer ve zamanın hüküm süren koşullarıyla uyum içinde evrimleşmiştir. Rusya’da sosyalizmin işçi-sınıfı hareketi ile birleşmesi zorunluluğu çok önceden teorik olarak ortaya konmuştu, fakat ancak şimdi pratiğe uygulanıyor. Bu çok zor bir süreçtir ve bunun için çeşitli kararsızlık ve kuşkuların, bu sürecin yol arkadaşı olmasında sürpriz hiçbir şey yoktur.

Geçmişten öğrenilmesi gereken ders nedir?

Tüm Rusya sosyalizminin tarihi en acil görevin otokratik hükümete karşı mücadele ve siyasi özgürlüğün kazanılması olduğu koşuluna götürmüştür. Denilebilir ki, bizim sosyalist hareketimiz dikkatini, otokrasiye karşı mücadele üzerinde yoğunlaştırmıştır. Diğer yandan; tarih bize, Rusya’da sosyalist düşüncenin, başka ülkelerde olduğundan çok daha fazla, işçi-sınıflarının öncüsünden soyutlanmış olduğunu ve eğer bu durum devam ederse, Rusya’da devrimci hareketin güçsüzlüğe mahkum olduğunu göstermiştir. Bu koşuldan, Rusya Sosyal-Demokrasisinin yerine getirmesi gereken görev -proletarya kitlelerini sosyalizm düşünceleriyle ve siyasi bilinçle aşılamak ve kendiliğinden işçi-sınıfı hareketi ile kopmazcasına bağlı devrimci bir partiyi örgütleme­ yükselir. Bu doğrultuda Rusya Sosyal-Demokrasisi çok şey yapmıştır, ama hala daha yapılacak çok şey vardır. Hareketin büyümesiyle birlikte, Sosyal-­Demokratlar için eylem alanı daha da genişlemekte; çalışma daha da çeşitli hale gelmekte ve hareket içindeki artan sayıdaki militan propaganda ve ajitasyonunun günlük gereksinmelerinin öne çıkardığı çeşitli özel görevlerin yerine getirilmesi üzerinde çabalarını yoğunlaştıracaklardır. Bu olgu oldukça doğal ve kaçınılmazdır, ama bizi bu özel eylemlerin ve mücadele yöntemlerinin kendi içlerinde amaç haline gelmelerini engelleme ve hazırlık çalışmasının esas ve biricik eylemi olarak görülmesini engelleme ile özel olarak ilgilenmemize neden olmaktadır.

Başlıca ve temel görevimiz işçi sınıfının siyasal gelişmesini ve siyasi örgütlenmesini sağlamaktır. Bu görevi arka plana iten, tüm özel görevleri ve tek tek mücadele yöntemlerini ona bağlı kılmayı reddedenler, yanlış bir yol izlemektedirler ve harekete ciddi zarar vermektedirler. Ve birinci olarak, hükümete karşı mücadele için, devrimcilere yalnızca işçi-sınıfı hareketinden kopuk komplocu çevrelerin güçlerini kullanma çağrısı yapanlarca geri plana itilmiştir. İkinci olarak, siyasi propaganda, ajitasyon ve örgütlenmenin kapsamını ve içeriğini sınırlayanlar; işçilere yalnızca yaşamlarının özel anlarında, yalnızca kutlama fırsatları çıktığında “siyaset”sunmayı olanaklı ve yerinde sayanlar; otokrasinin vereceği bazı tavizlere ilişkin talepleri otokrasiye karşı siyasal mücadele yerine istekle geçirenler; ve kısmi tavizlere ilişkin bu taleplerin, devrimci, işçi-sınıfı partisinin otokrasiye karşı sistemli ve kararlı bir mücadelesi yoluna kanalize edilmesi için yeterince çaba göstermeyenler tarafından geri plana itilmiştir.

Raboçaya Mysl, tüm ses tonlarında, işçilere ikide bir “örgütlenin!” diye çağrıda bulunuyor, “ekonomist” akımın tüm yanlıları bu çağrıyı yineliyorlar. Tabii ki biz, bütünlükle bu çağrıyı onaylıyoruz, ama mutlaka şunu da ekleriz: örgütlenin, ama yalnızca karşılıklı yardım birliklerinde, grev fonlarında ve işçi çevrelerinde örgütlenmeyin; ayrıca siyasal bir parti içinde örgütlenin; otokratik hükümete ve tüm kapitalist topluma karşı kararlı bir mücadele için örgütlenin. Böyle bir örgüt olmadan proletarya sınıf-bilinçli mücadelesine hiçbir zaman yükselmeyecektir; böyle bir ­örgüt olmadan işçi-sınıfı hareketi güçsüzlüğe mahkumdur. İşçi-sınıfı yalnızca fonlarla ve çalışma çevreleriyle yardımlaşma birlikleriyle büyük tarihsel görevini -kendini ve tüm-Rusya halkını siyasi ve ekonomik kölelikten kurtarmak­ yerine getiremeyecektir. Tarihte tek bir sınıf bile, bir hareketi örgütleyebilecek ve yönlendirebilecek siyasi önderlerini, seçkin temsilcilerini üretmeden iktidarı kazanmamıştır. Ve Rusya işçi-sınıfı hali hazırda böyle erkek ve kadınlar üretebileceğini göstermiştir. Son beş ya da altı yıl içinde yaygın bir şekilde gelişen mücadele işçi-sınıfının büyük devrimci potansiyelini açığa çıkarmıştır; hükümetin en acımasız zulmü, sosyalizm yönünde, siyasi bilinç yönünde, ve siyasi mücadele yönünde çaba gösteren işçilerin sayısını azaltmak yerine, tersine artırmaktadır.

Bizim yoldaşlarımızın, 1898’de yaptıkları kongre görevlerimizi doğru olarak tanımladı ve sadece diğer insanların sözlerini tekrarlamadı, sadece “aydınların” coşkusunu dile getirmedi... Parti programı, örgütlenme ve taktikler sorununu gündeme koyarak bu görevleri yerine getirmek için çalışmaya koymalıyız. Hali hazırda programımızın temel tezleri üzerinde görüşlerimizi belirttik tabii ki, burası, onları detaylı olarak geliştirmenin yeri değildir. Gelecek sayılarımızda, karşılaştığımız en can alıcı sorunlar arasında olan örgütlenme sorunlarına bir dizi makaleyi ayırmayı öneriyoruz. Biz bu konuda, Rusya devrimci hareketi içindeki eski işçilerin oldukça gerisindeyiz. Bu eksikliği açıkça kabul etmeliyiz ve tüm çabalarımızı çalışmalarımızda daha büyük gizlilik yöntemlerini düşünüp bulmaya, uygun çalışma yöntemlerini, jandarmaları aldatmak için ve polisin tuzaklarından sakınmak için uygun yöntemleri sistemli olarak yaymaya harcamalıyız. Yalnızca boş akşamlarını değil, tüm yaşamını devrime adayan insanlar yetiştirmeliyiz; içinde çalışmamızın değişik türleri arasında sıkı bir işbölümüne girişebilecek kadar büyük bir örgüt inşa etmeliyiz. Son olarak, taktikler sorunu ile ilgili olarak, kendimizi aşağıdakiyle sınırlandıracağız: Sosyal-Demokrasi ellerini bağlamaz, eylemlerini daha önceden düşünülmüş bir siyasal mücadele planı ya da yöntemi ile sınırlamaz; partinin elindeki güçlerine uygun düşmesi koşuluyla tüm mücadele yöntemlerini kabul eder ve verilen koşullar altında en iyi sonuçların başarılmasını sağlar. Güçlü örgütlenmiş bir partimiz varsa, tek bir grev siyasal bir gösteriye, hükümet üzerinde bir siyasal zafere dönüşebilir. Güçlü bir partimiz varsa, tek bir yerdeki ayaklanma zafere ulaşan bir devrime dönüşebilir. Unutmamalıyız ki, kısmi talepler için hükümete karşı yapılan mücadeleler ve bazı tavizlerin kazanılması sadece düşmanla yapılan hafif çatışmalardır, ileri karakollar arasındaki çatışmalardır, oysa tayin edici (karar verici) savaş sonradan gelecektir. Önümüzde tüm gücü ile üstümüze kurşun ve gülle yağdıran, bizim en iyi savaşçılarımızı biçmekte olan düşman kalesi yükselmektedir. Biz bu kaleyi ele geçirmeliyiz, eğer uyanan proletaryanın tüm güçlerini, Rusya devrimcilerinin tüm güçleriyle, Rusya’da önemli ve dürüst olan ne varsa çekecek olan bir partide birleştirirsek, bu kaleyi ele geçireceğiz. Ancak o zaman, Rus devrimci işçisi Pyotr Alexeyev’in şu büyük kehaneti gerçekleşecektir: “Çalışan milyonların güçlü kolu kalkacak ve askerlerin süngüleriyle korunan despotizmin boyunduruğu paramparça olacaktır!”