Gazavat-ı Hayrettin Paşa/Bölüm 13

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Nuvola apps kate.png
Bu kütüphane maddesinin biçim olarak VikiKaynak standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.

Düzenleme yapıldıktan sonra bu açıklama silinmelidir.


Kaptan-ı Derya Hayreddin Paşa[değiştir]

Deli Mehmet Kaptan'ı beş pare tekne ile keferenin ahvalinden bir taze haber almak için sefere gönderdim.Zira Deli Mehmet Kaptan'ı haber hususunda uğur tutmuştum.Hem gayet yarar bahadır gazi yiğit olmakla onu Kaptan tayin etmiştim.

Kırk pare tekne ile deryaya ilk çıktığında işkuruz limanında İspanya'nın otuz beş pare teknesinden yirmi dokuzunu alıp altısını kaçırmıştı.Ziyadesiyle sancağı mübarek yarar yiğit idi.Divane-meşrep olduğundan onunla daima latifeleşirdim.

Bir mübarek saatte Deli Mehmet Kaptan beş pare tekne ile Cezayir'den çıkıp gitti.Kışmevsimleri yakın olduğundan bunları bir büyük fırtına alıp,bir baş Papa semtlerine götürdü.Hava sakinleşince o taraflarda gezerken bir Papa çektirisine rast geldiler.Bunlar da üç pare çektiri ayakdaş iken fırtınadan öbür ikisi ayrı düşmüştü.

Deli Mehmet Kaptan bi-izni-Huda çektiriye hiç bir zaman vermeyipvarıp boydan boya yapıştırıp sancaktan çata kodu.Öbürleri dahi iskeleden kıçtan baştan çakıp,hasılı çektiriyi döve döve feth edip aldılar.

Çektirinin uçurması hep Müslüman esiri idi.Cümlesi iki yüz elli adet esirdi.Elhemdülillah kurtuldular.Hem çektirinin alınmasına çoğu çoğu esirler sebeb olmuştu.Demirden boşanıp gazilere yardım eylediler.

Büyük kan kafirleri[değiştir]

Bu çektiride büyük kan kafirler vardı.Hemen yirmi beş adet altın zincirli boğazlarında asılı horoz sahibi kuvalyar-zadeler vardı.Öyle ki gün yüzü görmemiş taze civanlar idi.Birisi Rodos Kuvarnodovu'nun oğluydu.Bunlarhep Papa'ya günahlarını tazeletmek için gelmişlerdi.

Çektiride yirmi beş sandık akçe,beş altı kantar gümüş avandanlığı,sahan,tepsi,kaşık var idi.Hasılı hem büyük ganimethem ulu nam ettiler.

On sekizinci gün salimen ve ganimetlere,çektiri yedeklerinde olarak sultan Cezayir'e gelip dahil oldular.Dostlar safaya,düşmanlar cefaya gark oldu.Büyük şenlik şadımanlık eyledik.

Sevincimden,sırtından kürkümü çıkarıp Deli Mehmet Kaptan'a giydirdim.

— Hoş geldin,safa geldin!Gazan mübarek olsun.Koca divane Deli Mehmet Kaptan !

Deyip sırtımı sığadım. Aşağıdan yukarıdan keferenin ahvalinden gereği gibi ifade eyleyip bildirdi.Sonra çektirinin kafirlerini huzuruma getirdiler.Kafirleri üç bölük ettim.Bir bölüğü horoz sahibi yirmi beş kuvalyar-zadeler,bir bölüğü onlardan aşağı olanlar üçüncü bölüğü de sultatlar idi.Bunların hepsi pahalı kafirler idi.

Çektiriden çıkan iki yüz elli Müslüman esirin hizmete yarar olanlarını ulufeye yazıp,esvap,harçlık,silah,pusat verdim.Hizmete iktidari olmayanlara yüzer altın verdim.İsteyen Ocak'a duacı kaldı,isteyen vilayetine gitti.

Çektiriden çıkan yirmi beş sandık akçadan pençik,gemi hakkı ve masraflar çıktıktan sonra kalanı gazilere pay ettik. Adam başına üçer yüz altın pay düştü.Herkes tek doyum oldu.Silahlar urbalar yaptırıp,zevkinde safasında bulundu.

Papa'nın telaşı[değiştir]

Aldığımız bu çektrinin ayakdaşları olan iki tekne Papa'ya vardıklarında bir de baktılar ki üçüncü çektiri yok...Oysam bir de haber geldi ki,ayakdaşları Cezayir'e gitmiş.Barbaroşo alıp Cezayir'e götürmüş. O zaman kafirler ye'sü mateme batıp,köpekler gibi uluyup eşekler gibi bağırmaya başladılar. "Ol azizlerin hışır hışır hışmına uğrayası,hristiyan düşmanı Barbaroşo İspanya yakasına berbad-ı harabe verip,şimdide bize başladı." Diye saçlarını sakallarını yoldular. Sonra baktılar ki,ağlamakla yar ele geçmez.O zaman bize bir haber gönderip: "Eğer iznin olursa bize pasaporta göndersin biz de gelip esirlerimizi alalım." Dediler. "Geesinler." Diye cevap gönderince Papa'nın papazları bir Fransız teknesine girip Cezayir'e geldiler. Neticede,çektiride ne kadar kefere varsa kuvalyarlarla beraber,götürü pazar olmak üzere hepsine iki milyon akçe verdiler.Ben üç milyon istedim.Papazlar iki milyondan fazla vermediler.Pazarlarımız uymadı.Papazlar gittiler. Papazlar Papa'ya gidince: "Akçe ile bitecek işe niçin muhalefet edip istediklerini vermediniz." Diye çok azar işittiler. Yine gelip üç milyon akçe verip esirleri çıkarmak istediler.O zaman tedbirli kafirlerden biri: "Geldinizdi,bu sene boşladınız.madem üç milyon akçeye Barbaroşo razı oldu,gelecek seneye kalsın.Şimdi hemen yine izinize dönerseniz,o zaman Barbaroşo dört milyon akçe ister." Bu sözü uygun görüp gelecek seneye kaldılar.

Müslüman esirlerin mektubu[değiştir]

Ol aralıkta Papa'dan Steveçe'deki Müslüman esirlerden mektup geldi. Demişler ki: "Sultanım, "Allah teala seni daima a'da-yı hasirin üzerine mansur eylesin.Gazalarınız mübarek olsun.Sizler o Papa'yı çektirisini aldığınız günden beri kafirler fantazyalarını bizden çıkarıyorlar.Şöyle ki,hadden ve kıyastan artık eza cefa etmeye başladılar. "Hem duyduk ki,bütün çektirinin kafirlerini bir biri üstüne üç milyon akçeye salıverecek olmuşsun.Devletlü sultanım,korozlu kuvalyar uşaklarına dayanasın,olur olmaz baha ile salıvermeyesin.Ol üç milyon akçeyi salt yirmi beşi vermeye kadirlerdir.Hemen ayağını pek dayayasın." Bu mektubu alıp ta ahvali öğrenince,o ibrişimi yarıya kaldırmayanbeyzadeleri taşa koydum.Vardiyanlara da tenbih ettim ki biraz eziyet edeler... Kafirler neye uğradıklarını bilemediler.Vardiyandan kırbacı yiyip de etleri kalkınca,başları olan kafir: "Beni Paşa'nın huzuruna götür,ona bir iki çift sözüm vardır." Diye vardiyana baş vurdu. Vardiyan hiç oralı olmayıp neden sonra razı oldu.Gelip bana haber verdi. Ben de: "Var getir bakalım,ne poh yese gerek" Dedim. Vardiyan baş kuvalyaları alıp getirdi. Kuvalyar huzura gelince ayağıma sarılıp: "Sinyor,bu eziyeti bize niçin edersin?Üç milyon akçe vermedik diye edersen,hemen senin mübarek hatırın hoş olsun.İki milyonu veren üç milyonu da vermeye kadir olabilir.Sen herşeyden bilirsin.Bize bu mertebe eziyet insaf değildir." Dedi. O öyle deyince: "Ya mel'un!Sizin ettikleriniz Allah'ın emri midir?Sizin memleketinizdeki Müslüman esirlere aç susuz gece gündüz sırtlarından değnek eksik olmaksızın türlü cefalar etmek reva mıdır?İmdi ne şekil ederseniz,ben dahi sizden ziyade ederim." Dedim. O zaman kuvalyar: "Sinyor biz orada iken bu şeyler yok idi.Esirler güzel geçer idi.Eğer şimdi oldu ise bizim buna razımız yoktur.Bu ahvali yazar bildiririz." Dedi. Bunun üzerine yazıp ne halde olduklarını bildirirler.Bunların mektubunu okuyan kafirlerin akılları başından gidip,kuvalyarlar şöyle eziyette imiş,diye bizim esirlere ikramlar edip yalvarmaya başladılar. "Aman Barbaroşo'ya mektup yazıp,eziyetimizyoktur,iyi geçeriz.deyin!" Dediler. Bizim esirler de tekrar bana mektup yazdılar ki: "Hak teala senin eksikliğini bize göstermişsin.Şimdi Elhemdülillah sayende eziyetimiz yoktur. Hemen uzun ömür ile muammer olasın." Diye dualar ederlerdi. Bu mektubu alınca kuvalyarları taştan çıkardım. Bundan sonra öyle oldu ki,kafir yakasından bir kafir,esirine bir sille vursa,öteki kafirler ona davacı olup çekişirlerdi. Derlerdi ki: "Bizim Cezayir'de bu karad esirimiz vardır.Barbaroşo bir diyavolo heriftir,burada her ne olursa haber alır.Sonra bizim esirlere neler eder!.."

Kafirlerin kaçma hazırlıkları[değiştir]

Kuvalyarlarla beraber zindanda bir Mayorkin perkende reisi de vardı.Onlara hizmet ederdi.Amma gayet şeytan-ı mel'un idi.Öyle ki İblis'in askeri tükense icadına kadir bir la'in idi. Onu kuvalyarlar mahsus,hizmet etsin diye,bizden curnata ile yanlarına almışlardı.Gayet mukallit olduğundan kafirleri eğlendirdi. Bu reis aslında namlı bir korsandı.Ben Cicel'de müze galeriyi yaptırttıktan sonra ilk tuttuğum kafir gemisi bununki olmuştu.Yirmi dört bank bir perkendisi var idi.İçinde iki yüz elli

kafiri vardı.Hatta aldığımız zaman perkendenin içinde elli altmış kadar Şirşelli Müslüman esir çıktıydı.

O zamana kadar Arap yakası kostalarını yakıp yandırmıştı.Çok kere tekneler onu tutmak için mahsus çıkar,ele geçiremezlerdi.Sonunda vakti saati gelmiş,biz alıp getirmiştik. Feleğin işi çoktur,bir zaman başlı başına tekne sahibi kaptan iken şimdi kuvalyarların maskarası oldu. İşte bu Mayorkin Reisi bir gün kuvalyarlara eyitti: "Bana ne verirsiniz?Eğer sizi akçesiz pulsuz kaçırır isem Barbaroşo'ya milyonla akçe verip,onu daha çok kuvvetlendirirsiniz..." Kuvalyarlar da. "Sen bu iyiliği bize edebilirsen,Barbaroşo'ya vereceğimiz üç milyon akçeyi sana verip,altınada bir tekne çekelim." Dediler. O zaman Mayorkin Reisi: "Pek güzel!" Deyip,mekr ü mel'anetine başladı. O vakit Cezayir'de beş altı bin esir vardı.El altından birbirlerine haber gönderdiler. Mayorkin reisi mel'un: "Filancı günbaş kaldıracağız.Sizler Türklere karşı koyup savaş ederken,ben kuvalyarları kaçıracağım.Eğer azizlerin himmetiyle bütün Türkleri kırıp Cezayir'i zapt edebilirseniz,ne güzel.Bir şey edemezsenizyine esirlik elde birdir.Esiri firara çalışmak ile bir şey lazım gelmez.Azizlerin himmetiyle bolay kim kuvalyarları kaçırabileydik.Eğer dediğimiz olursa ben sizin birinizi de burada komam.Kuvalyarlar Barbaroşo'ya verecekleri üç milyon akçeyi bana verecekler.Ben sizin hepinizi buradan kurtarırım." Diye öteki esirlere pasa verdi.Onlar da bu tedbire hepsi razı oldular. Cezayir şarkında Kale dedikleri bir yer var idi.Bunu zabiti Mayorkin Reisi'nin karındaşı

idi.

Ona mektup yazıp hazır etti: "Mektubumu aldığında gerektir ki,bize filan ayın filancı gününde bir firkate donatıp Temnitos'un Mersayı decac denen yerine gelesin.Bizi orada bekleyesin." Diye tenbih eyledi. Bu mektubu el altından Kale zabiti olan karındaşına ulaştırmak için Araplardan bir çaşıt aramaya başladı.

Mahmut Reis'in oyunu[değiştir]

Ben ise kendi akrabamdan mahmut Reis namında bir şahbaz yiğidi,ol yirmi beş kuvalyarların üzerine vardiyan komuşidim. Bir gece rüya aleminde gördüm ki: "Yirmi beş tane samsum köpekleri ki her biri merkep gibi...Mahmut reis dertmendi ortalarına almışlar,paralamak isterler.Varıp ol yirmi beş kelbin elinden Mahmut Reis7i kurtardım." O zaman da uyanıp kalktım. "La havle ve la kuvvete illa billahi aliyyil azim!" Deyip kendi kendime rüyayı tabir ettim: "Bu rüya yaramaz rüyaya benzer.Amma Allah teala bolay kim hayra tebdil ede.La ya'lemül gaybe illellah.bu rüyada görünen ol yirmi beş kelpten murat,yirimi beş kuvalyar kafirlereder.İmdi bizim vardiyan Mahmut'ao kafirlerden bir zarar işirmek ola.Amma yine bizim elimizle def'ola,bi-izninillahi teala!" Sabah olunca,Mahmut Reis adeti üzere elimi öpmeye geldi. Elimden tutup: "Mahmut,oğul!Allah hayırlar ihsan eyleye,bu gece bir yaramaz rüya gördüm.Ol yirmi beş kuvalyar kafirlerden bir fitne çıkacağa benzer.Bir hoşça basiret üzere olup,onlara biraz meyil göster.Bolay kim bir haber alabileydin." Deyip tenbih eyledim. Vardiyan Mahmut da zindana gidip yerine oturunca iki elini yüzüne koyup,güya büyük bir derdi varmış gibi,söylenmeye başladı. "Hayreddin Paşa mısın nesin!senin şimdiye kadar ne hayrını gördüm,bir de adımız akraba olacak.zaten akraba akreptir,dememişler mi?bizi ,önüme bitme kapımdan gitme,usulü çalıştır.Görmediği,bilmediği adamlara iyi mansıplar verip riayet eder,bize de kafir çobanlığı ettirir.Ömrümüz böyle yazık olup gidiyor!" Gibilerden ağzına geleni aleyhimizdeatıp tutardı.Söylemedik söz komadı sonuna: "Kocadıkça kişinin hırsı artar,dedikleri gerçektir.Şu kuvalyarlar iki milyon akçe verdiler,salıvermedi.Ya bu deniz halidir.Kim bilir onun da başına ne hal gelir!" Diye bir miktar da kuvaalyarlardan yana söyleyip,sustu. Kale zabitine gidecek mektup Şimdi kuvalyarlar Mahmut Reis'in sözlerini hep dinlereler idi.Türki lisanını bilenler ötekilere de söylerlerdi. Birbirine bakıp: "Acaba vardiyan gerçekten Barbaroşo'dan canı yandığından mı söyler,yoksa bizim ağzımızı mı arar?" Derlerdi. Amma kuvalyarlar,vardiyan MahmutReis ile gayet mizaç alıştırmışlardı.Kalkıp vardiyanın yanına geldiler. "Ey sinyor Mahmut Reis,bugün gayet hiddetiniz vardır.Hayır ola?" Dediler. Mahmut Reis: "Ne olacak Barbaroşo ile sizin yüzünüzdenkavga ettim.bu kuvalyarlar nan ü nimetle beslenmişler,iyi mancalara alışmış adamlardır.Bunlar pasaka yesirleri gibi değildir.Bakla ile mercimekle olmazlar haftada ikikere et,tavuk,balık tayin eyle,yesinler içsinler...Yok eğeröbür yesirler ne yerlerse bunlar da onu yesinler dersen,iki milyon akçelerini al da salıver.Çünkü bu gidişle ölürse sana zarar olmasın,dedim.Amma sözümü dinlemedi.Ben de,yahu şu heriflerkaçsalar bile mukayyet olmayam,dedim.zaten benden yana hava hoş!Başınızın çaresine bakın.barbaroşo sizden bin milyon akçe de alsa çıkarıp bana bir akçe vermez.Amma eğer Allah size yol verip de selamete giderseniz,elbette ki,bize şu adam iyilik ettiydi,diye umarım ki beni unutmazsınız." Dedi. O zaman kuvalyarlar birbirine: "Gördünüz mü,işimiz nasıl rast gitti.Vardiyan da bizden yana oldu." Diyerek,yirmi beşi de vardiyana birer türlü armağan verdi. Sonra: "Biz senin böyle makul adam olduğunu bilmedik.Az kaldı bugünde yarında senin işini tamam edecektik.Madem ki sen bize bu iyiliği eyledin,işimiz ras gelip beldemize vardıkta sana edeceğimizi biz biliriz." Dediler ve: "Lakin senden bir ricamızbudur ki,şu mektubu alıp bir Arap eliyle kale zabitine

gönderiver.O da bize firkate gönderir."

Dediler. Mektubu,vardiyan Mahmut Reis'in eline verdiler.Çaşıt ile Kale'ye göndermesini istediler.

"Firtate yolunu şaşırmış"[değiştir]

Arap gelip mektubu bana verdi.Papazı çağırıp kağıdı okuttum. Demiş ki: "Benim karındaşım, "Arap eliyle gönderdiğin mektubu aldım.İstediğin malumun oldu.Bolay kim istediğin tedbirin,azizlerin himmetiyle vücud bulması asan olaydı.Firkate için elem çekme.Söylediğin vakitte orada olacaktır.Hemen siz o işe gayret edesiniz." Biçare kafir bilmiyordu ki,bizim kılıcımız azizlerin himmetinden önce yetişip,karındaşının kellesini turp gibi uçurmuştu.Üstelik uğursuzluğu Müslüman vardiyanlara bile dokunup bile dokunup onlar da ecel şerbetini içtiler.Esirlere de bir fazla demir vuruldu... Hesap ettim,esirleri kaçırmaya Temtinos'a gelecek olan firkatenin kaleden çıkma vaktinden beş altı gün önce,bir yürük firkate donatıp gönderdim.Gör hikmeti sen ki,o kuvalyarları kaçırmaya gelen tekne henüz bekleyeceği yerde yatıp yağlanırken,Cezayir'den onun için çıkan tekne görünüp,Allah'ın izniyle varıp bastırdı.Cümlesini esir eyledi.İçinde yüz seri beş kafiri vardı.Yedeğe takıp onuncu günü Cezayir'e getirdi. O zaman kuvalyarlarla istihza edip: "Gitmeğe hazır olzunlar.Onları götürecek firkate yolunu şaşırmış,söyledikleri yere yanaşamayıp buraya gelmiş!" Diye haber gönderdim. Onlar da: "Sinyor sağ olsun!İnşallah istediğinden fazla pahamızı verip,göğsümüzü gererek vilayetimize çıkar gideriz.Ne edelim,natura

onunmuş."

Dediler. Amma bu ahval Papa'da duyulunca: "Şimdi barbaroşo cümle kuvalyarların boyunlarını vurur!" Diye telaş ettiler. Hemen papazları Cezayir'e gönderipüç milyon akçe verip kuvalyarları ve pasaka yesirlerinden bir çoğunu kurtardılar.

İslambol yolunda [değiştir]

Bu sırada seçme yirmi tekneyi yağlatıp her şeyi gereği gibi hazır etmiştim. Divan toplayıp bütün gazileri,alim,salih,şeyh ve murabıtları davet ettim.Hepsiyle vedalaştım.Yerime oğulluğum Hasan Reis'i halife bıraktım. Bir mübarek saatte: "Getir elin islambol!" Deyip yola çıktık. Uygun hava ile giderken,üçüncü gün Trapane körfezinde bir şehtiyeye ras geldik.Benim bulunduğum tekneye yakın bulunmakla,çatıp feth nasip oldu. Gazilerden rica eyledim ki: "Oğullar,buganimet şevketlü Padişahımızın uğurundadır.Cümlemizin izniyle inşallah Padişahımıza peşkeş çekeriz,duasına mahzar oluruz." Ben böyle dedikte,gaziler dahi: "Pek makuldür,Paşa babamız!" Dediler. Burdan kalkıp Preveze'ye geldik.Preveze halkı gelip bize tazim ve ikram eylediler.Meğer Andirya Dorya üç gün önce otuz altı pare kadırga ile burada imiş. Preveze'de üç gün eğlenip sonra çıkıp İslambol'a geldik.Amma İslambol'a girerken öyle bir şenlik oldu ki anlatılmaz. Getirdiğimiz hediyeleri üç yüz kafirin omzuna vurup huzura takdim eyledik. "Bir Hayreddin kulun geldi,sen ol şah-ı Süleyman'e "Sana layık nemiz vardır,kabul eyle fakirane."

Sultan'nın huzurunda[değiştir]

Hediyeler sultan Süleyman indinde çok makbule geçti.Dualar edip,üç kere sırtımı sığayıp,Kürk giydirdi. At Meydanı'nda Ahmed Paşa Paşa sarayı,konak döşendi.Tayın ve tayinatım verildi.Beşir Ağa namında bir hadım kara ağa bize nedim kılındı ki,bizi eğlendireve devlete dair bazı işleri öğrete. Amma veziriazam ibrahim Paşa,Halep tamirine gitmişti idi.Bizim Cezayir'den geldiğimiziişitince,pek ziyade teessüf çekip: "Şu gazi mücahit Hayreddin Paşa ile görüşüp hayır duasını alamadık!" Diye üzülmüştük. Sonra hatırına gelmiş ki: "Acaba şevketlü Hünkar'ıma teslim telhis etsem,Hayreddin paşa karındaşımı bu tarafa göndereydi de,onunlahem didar görüşseydik,hem ne kadar olsa iş bilir tecrübeli adamdır,kendisiyle müşavere ederdik." İbrahim Paşa,şevketlü Hünkar'a telhis eylemiş,Hünkar dahi bir Cuma günü bana söyledi: "Lalam İbrahim Paşa,siz gazi lalamla didar görüşmeklik için padişahane-i hüsravanemdenseni rica eylemiş,ne dersin?" "Baş üstüne,ferman şevketlü Hünkarımındır." Diye cvap verdim. Ertesi gün bir çektiri sefinesine binip Mudanya'ya çıktım.Oradan kalkıp, "-Kandesin Halep!" Deyip ihtişamla çekip gittik.

Halep'te İbrahim Paşa ile[değiştir]

Günlerden bir gün Halep'e vasıl oldukta veziriazam İbrahim Paşa binip istikbalimize karşı çıktı.Birbirimize yakın olunca attan indim,vezir dahi indi.Sarılıştık,hal hatır soruştuk. Tekrar binip,at başı beraber sohbet ederek,gelip saraya girdik. Sahib-i oevlet ile gereği kadar konuştuktan sonra taamlar çekilip yenildi,şükür denildi. Sonra bir cevahir taş oturtma eyer pusatlı atı,binektaşına çektiler.Üzerine binip yanımda sağlı sollu çevgenli çavuşlar yürüyüp saltanat ile konağıma geldim.Vezir sarayının yanına benim için bir konak döneip hazırlanmış idi. Bu şekilde kırk gün Halep'te sahib-i devletle kalıp zevk-ü safa eyledik.Sonunda izin alıp,bir saat-i ferah-fezada Veziriazam hazretlerine veda eyledim. Yollarda her nereye uğradımsa,fakirlere yemekler yedirip,ihsanlar eyledim. Konya'ya gelip Molla Hünkar'ı ziyaret ettim.Fukarasına ihsanlar edip,dualarına mahzar oldum. Oradan sonra Bursa'ya geldim.Burda yatan meşhur Emir Sultan ile geçmiş padişahları ve padişah-zadeleri hep yollu yolunca ziyaret edip ruhları için hatm-i Kur'an eyledim.Talebe-i ulumdan olan fukaraları,yetimler ve kimsesiz hatunları gözetip ihsanlar kıldım. Bursa'dan gayetle hazzettim.Burası mesire yeri büyük bir şehirdir.Burada bir ay kalıp,kaplıca safaları eyledim.Türlü meyveleri yedim. Sonra sürüp selamete Asitane-i saadete geldim.Şevketlü Sultan Süleyman hazretmerine buluşup devletine dualar eyledim.Sadrıazam vezir İbrahim Paşa ile nicesine görüştüğümüzü,ikramda bir vechile kusur komadığını,hadden birun ve kıyastan efzun riayette bulunduğunu nakl ü beyan kıldım.

Kaptan-ı Deryalığım[değiştir]

Padişah-ı alem dahi çok memnun oldu.Kürk kaftan giydirip;beni Kaptan-ı Derya eyledi. Ben de gayri Tersane-i Amire'ye nizam verip,donanma düzüp gemiler inşa etmekliğe giriştim. Kafiristan iklimlerinde: "Barbaroşo,Gran Senyör'e Kaptan Paşa olmuş.Gözünüz aydın,işte şimdi belayı bulduk!" Diye,kafirler kan kuşandılar. Allah teala korkularımı ziyade eyleye. Ben ise yabca yabca,bahara kadar donanmayı düzdüm,koştum. Elli altmış kıta kadırga çektiri ile daha başka gemiler hazır olunca,mübaretbir saatte Beşiktaş önünden kalkıp,Sarayburnu'ndantaşra yola revan olup gittik.Cezayir'den getirdiğim yirmi kıta çektiri ile birlikte cümlesi seksen pare temne idi. Muvafık rüzgarla Misine adasına geldik.Burada Arçile kalesi denen birvardı.Burası gayet zengin bir vilayetti.Bu kelayi alıp askere yağma ettirdim.Bundan sonra da Kızıllık denen kale ile Anadolu'yu aldım.Elhasıl o taraflarda berbad -ü harap kılmadığımız yer kalmadı. Gemilerde,Müslümandan çok esir oldu.O zaman kırk tekneye bütün esirleri ve ganimetleri koyup İslambol'a yolladım.hepsi on altı bin esir idi.Aldığım on sekiz kalenin anahtarlarını da gönderdim ve şevketlü Sultan Süleyman hazretlerine name yazıp,eyittim ki: "Şevketlü Hünkarım duan bereketi ile hak-i pay-i saadete on altı bin esir kafirle dörtyüz yirmibeş sandık mal gönderilmiştir.Bu kullarını duadan unutmayasın.İnşallahu teala muradımız İspanya kostalarını ta Sette boğazına varıncaya kadar sıyırtmaktır." Kırk pare tekne ganimetlerle Asitane'ye varıp,namem Sultan Süleyman hazretlerine vusul bulunca,çok memnun kalıp,bana olan muhabbeti bir iken bin olmuş. Zira bazı münafıklar haset ederek: "Şevketlü Padişahımız bu hususta gayet tizlik eylediniz.Bir korsan gidisine donanma verip Kaptan Paşa eylediniz.O evvelden birşey değil iken bile kimseye baş eğmezdi,şimdi ki bu kadar donanmaya malik oldu,onun bir baş gideceği Cezayir'dir." Diyerek hakkımda pek çok dedikodu etmişler. On altı bin esir ile dörtyüz yirmibeş sandık akçe Asitane'ye vardıkta,nifakçıların yüzleri kara,başları aşağı oldu. Sultan Süleyman hazretleri kendi mübarek eliyle bir hat-ı hümayun yazıp kırlangıç teknesi ile Temaşalık'a gönderdi. Hatt-ı hümayunda: "Sensin ki lalam gazi Hayreddin Paşa, "Selamdan sonra...Padişahane-i hüsrevaneme gönderilen on altı bin esir ile dörtyüz yirmi beş sandık akçe,name mucebince gelip vüsul bulmuştur.Berekat versin.Hak teala seni düşmanlar üzerine mansur ve muzaffer eylesin." Buyurmuşlar.

Benzerd limanında[değiştir]

Kırk pare tekne olmak üzere Temaşalık'tan lenger endazları alıp yola revan olduk.Uygun rüzgarla Sardinya üzerine geldik.Burada dahi büyük gazalar eyledik. Sonra Cezayir semtine doğru gider olduk.Yolda bir kaba kacağa sığışmaz batı rüzgarı bizi önüne katıp götürdü.Benzerd limanına güç hal ile girdik. O zaman kendi kendime: "Ya İlahel alemin!Sana malumdur ki,ben günahkar kulunun buraya uğramak hatırında yoktu.Bizi bu tarafa getirmenin kim bilir nice hikmetleri vardır.Hayırlısını müyesser eyle." Diye dua ettim. O gece Benzerd'in nöbetçilik ağası,kethüdası ve ileri gelen birkaç kişisi firar edip Tunus'a gitmişler. Benzerd'in nöbetçilik yoldaşları ve ahalisi de onların kaçtığını anlayınca evlerini basıp yağma etmişler. Sabah olunca beş on pare kayık,kuş sütünden gayrısı ile ağzına kadar dolu olarak geldiler.Ayağıma yüz sürüp,hepsi bana biat ettiler. Nöbetçilik ağası ise Tunus'a varıp da ahvali ifade edince,Tunus Beyi'nin aklı başından gitti. "Şimdiden sonra oldu bana olacak!" Deyip sahraya kaçtı. Tunus askeri ve ahalisi beylerinin firar ettiğini görünce,cümlesi bir yere gelip: "Hayreddin Paşa evvelden bu ocağa az iyilik etmedi.Lakin ol küstah Tunus Beyi,Hayreddin Paşa'nın hakkını katm edip,türlü mel'anetler eyledi.En kötüsü de Hayreddin Paşa ve merhum Oruç Reis,iki karındaşlar,din uğruna cihad edip Becaye kalesini muhasara eylediklerinde,fethi yaklaşmış iken barutları bitince bu taraftan barut istediklerinde barut vermemesidir.Bu iş İslama yakışır mıydı?İmdi Hayreddin Paşa ol küstahın etini nime nime kılsa,yine yarı suçu yanına kalırdı.Bahusus ki Hayreddin Paşa bugüne bugün şevketlü Padişahımızın bir tuğlu veziridir,dahi Kaptan Paşadır.Bize göre itaatten gayri bir çare yoktur." Dediler. Cümlesi bu fikri uygun görüp,bana bir mektup yazdılar. "Devletlü efendim sultanım hazretleri, "Duyduk ki,mübarek ayağınız ile Benzerd'e şeref vermişsiniz,bu tarafa dahi zahmet buyurmanızı pek çok arzu etmekteyiz.Mektubumuzun varmasından sonra bir saat evvel teşrif buyurmanız bais-i iftiharımızdır.Ol hayın Tunus Beyi sizin Benzerd'e geldiğinizi haber alıcak,sahraya doğru firar edip kaybolarak esfeline gitmiştir.Hemen bir gün evvel bu tarafa gelmeye gayret edesiniz.Seni medihte bizim dilimiz acizdir.Hak teala sen efendimizi uzun ömür ile muammer eylesin.1 Diye çok dualar eylediler.

Tunus'un alınması[değiştir]

Benzerd'den kalkıp Halk ül Vad'e gelip yatık.Karındaşım merhum Gazi Oruç Reis ile Tunus'a ilk geldiğimizde burasını Tunus Bey'i bizlere kışla vermiş idi. Tunus askeri,ahalisi ve Arap kabilelerinin büyük boyları,şeyhleri ve murabıtları kalabalık halde gelerek: "Ey mücahitlerin reisi Paşa efendimiz!Allah,Sultan'a ve sana yardım eylesin!" Diye dualar kıldılar. Sonra altın üzengili,cevahir pusat vurulmuş bir at getirdiler,bindim.Levent gazilerden iki üç bin yiğit,pür silah yanımda yürüdüler.Bir o kadar Tunus askeri,Arap kabile şeyhleri ve murabıtları da beraber olmak üzere bir alay eyledik.Ortalarında bu şekilde darat ü ihtişam ile Tunus'a girdim.Firar eden beyin sarayına oturdum.Üç gün boyunca Tunus saker ve ahalisi yer yerden gelip,alkışlayıp mübarek olsun.Dediler. Bu şekilde ortalığa nizam ve intizam verdim.Herkes alış verişini zevk ü safasında oldu.

Nifakcıları derkelle[değiştir]

Amma Arap kabilelerinden bir fırka: "Eski beyimizin Hayreddin Paşa'dan daha iyi idi!" Demişler. Bunların hepsini derkelle edip rtadan kaldırdım. Amma bizim askerlerin de beş on tanesini hile ile öldürdüler.Misafirlik bahanesiyle evlerine götürüp yok ederlerdi.Leventler bunu anlayınca bellerine birer pala birer tabancalı sokup gezer oldular. Bir gün Baba Suyka semtinde bir levent ile bir Tunus yoldaşı kavga ederlerdi.öteki leventler de bunların üzerine varıp ayırmak istediler. Bu sırada Tunus yoldaşı,bizim levende: "Fılanı filanın filan ettğim Hayreddin Paşa payzanları!Şimdiye kadar beş on tanenize siftah eyleyip vücutlarını kaldırdık.Amma yakında ne Paşanız Hayreddin kalır ve ne siz kalırsınız!" Demiş. O zaman zaten bu işi araştırmak için çıkmış olan beş altı yüz levendin cümlesi birden dalkılıç olup önce onun kellsini uçurdular.Sonra huruç edip Tunus askerine ve Araplarına öyle bir kılıç çektiler ki,ya medet Allah! Göz açıp kapayana kadar,tahminen üç dört yüz can toprağa düştü.Hle kavgayı haber alıp da binip geldim.Güç bela ile leventleri yatıştırdım.Sebebini soruşturupanladım. Bu Tunus halkının hileci ve nifakcı olduklarını bildiğimden bütün ahalisini ve askerini çağırtıp galaba divan eyledim. "Her kim güzellikle geçinmezse,sonra günahı vebali boynundadır.Muhakkak vücudu bu dünyadan kaldırılıcaktır.Karındaşlar

gibi birlik edesiz."

Şeyhlere mektub[değiştir]

Bu kavgadansonra bizim askerler ile Tunus askerleri kedi köpek gibi,kerhen bir arada durabilirler.Şimdi dahi!Tunus askerinin

Cezayir gazilerine düşmanlığını eksik değildir.

Bundan sonra Tunus'un taşrasındaki Arap Beylerine ve murabıtlara name yazıp,herkesin mertebesine göre hil'atler gönderdim. Yazdım ki: "Herkes eskiden beri ne şekilde ise yine yerli yerindedir.Ancak sizlerden istediğimbudur ki,firar eden Tunus beyi hayını her hanginizin yanına gelip dahil olursa komayıp reddedersiniz." Onlar da nameleri alıp okuyunca: "Paşa efendimiz, "Tarafımıza gönderilen hil'atlar,namemiz mucebince gelip vüsul buldu.Allah size hayırlar versin.Ey Paşa efendimiz bizler dahibu vatanda cedbeced evvel zamandan beri şeyh oğlu şeyhleriz.Padişah beratı ile her sene Tunus Beyi'nden surre avayidimiz vardır.Sen dahi adet üzere bunu göndermeklikte ihmal göstermezsen biz can baş ile emrine uyanlarız.Her ne hizmetin olursa baş üstüne." Diye cevap yazdılar. Onların mektubunu alınca ben de cevap verdim: "Sizin olagelmişiniz her ne ise, eskisi gibi biz dahi riayet ederiz. Hemen kalbinizi hoş tutasınız. Namemi alınca sahraya gidip halka ahvali bildiresiniz. Onlara hiç bir şekilde zulüm etmeyesiniz." Dedim. Şeyhlerin cümlesi bir araya gelip, bu hakimane cevapları beğendiler. Hepsi bana tabi oldular. Yalnız iki üç tanesi ayrı kaldı. Firari Tunus Beyi bunların içine girip sığınmıştı.