Ekim Dersleri/Bölüm 4

Vikikaynak, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Lenin'in Finlandiya garında rus devriminin sosyalist niteliği üzerine yaptığı konuşma birçok parti yöneticisinde bir bomba etkisi yaptı. Lenin'le "demokratik devrimin tamamlanması" taraftarları arasındaki polemik daha ilk günden başlamıştı.

Nisan'da "Kahrolsun Geçici Hükümet!" sloganının çınladığı silahlı gösteri keskin bir çatışmaya sebep oldu. Bu gösteri, sağın bazı temsilcilerine Lenin'i Blankizmle suçlama fırsatı verdi: Henüz o zaman sov-yetin çoğunluğunun desteklediği Geçici Hükümet'in devrilmesi güya sadece emekçilerin çoğunluğunun iradesine rağmen gerçekleştirilebilirmiş. Şekilsel olarak böyle bir suçlamanın tamamen desteksiz olmadığı sanılabilirdi. Oysa gerçekte Lenin'in Nisan'daki politikasında Blankizmin izi dahi yoktu. Onun için bütün sorun şuydu: Sovyetler ne ölçüde hala kitlelerin gerçek haleti ruhiyetini yansıtıyorlar ve parti onlara doğru yönelmekle hata mı ediyordu? Gerektiğinden "daha solda"olan Nisan gösterici kitlelerin haleti ruhiyesini sınamaya ve kitlelerle sovyetlerdeki çoğunluk arasındaki ilişkiyi belirlemeye yarayan bir keşif koluydu. Bu gösteri uzun bir hazırlık çalışmasının gerekliliğini gösteriyordu. Mayıs başında Lenin, coşkuya kapılıp fazla ileri giden ve Geçici Hükümet'i tanımadıklarını ilan eden, Kronştad bahriyelilerini ciddi bir şekilde uyarmıştı.

İktidar mücadelesine karşı çıkanlar ise meseleyi bambaşka bir şekilde koyuyorlardı. Partinin Nisan konferansında Kamanev şikayetlerini şöyle sıralıyordu: "Pravda'nın 19. sayısında bazı yoldaşlar (tabii ki söz konusu olan Lenin; Leon T'nin notu) Geçici Hükümet'in devrilmesi üzerine bir karar tasarısı sunmuşlardı, bu karar son bunalımdan önce basılmıştı ancak daha sonra maceracı izler taşıdığı ve dağınıklık yaratabileceği için geri çekmişlerdi, sözkonusu yoldaşlar bu bunalım sırasında bazı şeyler öğrenmiş gözüküyorlar. Şimdi öneriler karar' (yani Lenin'in konferansa sunduğu karar; Leon T.'nin notu) bu hatayı tekralıyor" Sorunun böyle konulması son derecede anlamlıdır. Lenin denemeyi gerçekleştirdikten sonra Geçici Hükümet'in derhal devrilmesi talebini geri çekmişti. Ancak bunu sadece geçici olarak, kitlelerin uzlaşmacılara karşı öfkesinin gelişimi sürratine bağlı olarak belki birkaç hafta için, belki de birkaç ay için geri çekmişti. Muhalefet ise bu talebin kendisini bir hata olarak değerlendiriyordu. Lenin'in geçici olarak geri adım atması politik çizgisinde herhangi bir değişikliğe tekabül etmiyordu. Lenin demokratik devrimin henüz bitmediği olgusuna dayanmıyor; buna karşın sadece kitlenin Geçici Hükümet'i devirmeye henüz hazır olmadığına ve onu bir an evvel hükümeti devirecek yeteneğe kavuşturmak gerektiğine dayanıyordu.

Partinin tam Nisan konferansı bu temel soruna ayrılmıştı: Sosyalist devrimi gerçekleştirmek üzere iktidarın ele geçirilmesine mi yöneliyoruz, yoksa demokratik devrimin tamamlanmasına mı yardımcı oluyoruz? Ne yazı ki bu konferansın tutanakları henüz yayımlanmadı. Oysa belki de parti tarihimizde devrimin kaderi üzerine bu kadar doğrudan, bu kadar büyük öneme sahip olan başka bir kongre olmamıştır.

Ulusal savumnacılığa ve ulusal savunmacılara karşı amansız mücadele; sovyetlerde .çoğunluğun ele geçirilmesi; Geçici Hükümet'in sovyetler aracılığıyla devrilmesi; devrimci bir barış politikası; içerde sosyalist devrim programı, dışarda uluslararası devrim programı; işte Lenin'in platformu buydu. Bilindiği gibi muhalefet Geçici Hükümet'e baskı yapılarak demokratik devrimin tamamlanmasından yanaydı. Sovyetler burjuva iktidarı ,üzerinde bir "denetim" organı olarak kalmalıydılar. Bu da, ulusal savunmacılık karşısında çok daha uzlaşmacı bir tavra neden oluyordu.

Lenin'e karşı çıkanlardan biri Nisan konferansında şöyle diyordu: "İşçi, Asker Sovyetlerinden söz ettiğimizde bunları güçlerimizin ve iktidarın düzenleyici birer merkezi olarak değerlendiriyoruz... Salt ad-ları dahi bunların proleter ve küçük burjuva güçlerin bir bloku olduğunu kanıtlamaya yeter; bu blok burjuva demokratik görevleri tamamlama gerekliliği ile karşı karşıyadır. Eğer burjuva demokratik devrimi tamamlandıysa bu blok artık varolamaz... Ve proletarya devrimi mücadeleyi ona karşı yürütür... Ne var ki bu sovyetleri güçlerimizin örgütlenme merkezleri olarak kabul ediyoruz... Böylece burjuva devrimi henüz tamamlanmamış, tüm boyutunu açığa çıkarmamıştır ve dolayısıyla eğer tümüyle tamamlanmış olsaydı o zaman iktidarın proletaryanın eline geçeceğini kabul etmeliyiz." (Kamanev'in konuşması)

Bu akıll yürütmenin tutarsızlığı çok açıktır: Gerçekten de iktidar başka ellere geçmedikçe devrim hiçbir zaman tümüyle tamamlanmış olmayacaktı. Yukardaki konuşmanın sahibi devrimin temel eksenini gözardı ediyor ve partinin görevlerini, sınıf güçlerinin gerçek gruplaşmasına bakarak değil, devrimin baştan burjuva demokratik olarak şekilsel bir tanımlanmasından çıkartıyordu. Ona göre küçük burjuvaziyle blok yaparak burjuva devrimi tamamlanmadıkça, burjuva iktidarını denetlemek gerekirdi, Bu açıkça Menşevik bir şemadır. Devrimin görevlerini doktrinci bir şekilde sınırlayıp onu "burjuva" bir devrim olarak niteleyince, kaçınılmaz olarak Geçici Hükümet üzerine denetim politikasına, ilhaksız bir barış programı talebine vs. varılacaktı. Demokratik devrimin tamamlanması denilirken, Bolşevik partisinin içinde, sol kanat rolü oyanadığı bir Kurucu Meclis aracılığıyla gerçekleştirilecek bir dizi reform kastediliyordu. Böylece "tüm iktidar soyyetlere" sloganı gerçek içeriğini yitiriyordu. Muhalefette olan diğer yoldaşlarından daha mantıkılı olan Nogin Nisan konferansında şöyle demeye kadar varıyordu: "Gelişim evresiyle birlikte sovyetlerin en önemli yetkileri giderek yokolacak, bir dizi idari işlevleri belediyelere, Zemstvos'lara vs. devredilecektir. Devlet örgütlenmesinin gelecek gelişmesine bakarak: Kurucu bir meclisin olacağını ve arkasından bir parlamento geleceğini inkar edemeyiz. Dolayısıyla giderek sovyetler temel işlevlerini yitirecektir. Ancak bu utanç verici biçimde varlklarına son vereceklerdir anlamına gelmez. Yetkilerini devretmekle yetineceklerdir. Komün cumhuriyeti, bizde şu an varolan tipteki sovyetlerle kurulmayacaktır."

Nihayet bir üçüncü muhalif de sorunu Rusya'nın sosyalizm için olgunluğu açısından koydu: "Proleter devrimi programını öne sürüdüğümüzde kitlelerin desteğine güvenebilir miyiz? Hayır! Çünkü Rusya Avrupa'nın en küçük burjuva ülkesidir. Eğer parti sosyalist devrim programını! kabul ederse bir propaganda derneğine dönüşecektir. Devrim batıdan başlamalıdır... Sosyalist ,devrimin güneşi nereden doğacaktır? Bizdeki küçük burjuva ortam dikkate alınırsa sosyalist devrimin insiyatifini ele almanın bize düşmediği kanısındayım. Bunun için yeterli güce sahip değiliz, ayrıca nesnel koşullar da mevcut değildir. Nasıl bizde Çarlığın devrilmesi gündeme gelmişse batıda da sosyalist devrim gündemdedir."

Nisan konferansında Lenin'in tüm muhalifleri Nogin'in vardığı sonuçlara kadar gitmiyorlardı. Ancak tamü de eşyanın tabiatı gereği birkaç ay sonra, Ekim'in arifesinde bu sonuçları kabullenmek zorunda kaldılar. Ya proleter devrimini yöneltmek ya da burjuva parlamentosunda muhalefet rolüyle yetinmek: İşte partimizin önündeki alternatifler bunlardı, ikinci tavır Menşevikti, veya daha doğrusu menşeviklerin Şubat Devriminden sonra terketmek zorunda kaldıkları tavırdı. Gerçekten de yıllar boyunca Menşevik liderler gelecek devrimin burjuva olacağını tekrarlayagelmişler ve burjuva bir devrimin hükümetinin de sadece burjuvazinin görevlerini yerine getirebileceği, sosyal demokrasi’nin ise burjuva demokrasisinin görevlerini üstlenemeyeceğine göre, "burjuvaziyi sola itmeye çalışmakla birlikte" muhalefet rolüyle kendisinin sınırlaması gerektiğini savunuyorlardı. Özellikle Martinov bu temayı geliştirmekten bıkmamıştı. Şubat Devrimi kısa bir süre sonra Menşevikleri hükümete katılmaya sürükledi, ilkesel tutumlarından Menşeviklerin sahip çıkmaya devam ettikleri tek nokta, proletayanın iktidarı ele almaması gerektiği teziydi. Yani böylece, Bolşeviklerin, Menşeviklerin hükümete katılmasını mahkum etmekle birlikte proletaryanın iktidarı ele almasına karşı çıkan kesimi, aslında Menşeviklerin devrim öncesi çizgilerine kayıyorlardı.

Devrim iki yönde de politik kaymalara neden oldu. Sağcılar, Kadet oldu ve Kadet'ler ise Cumhuriyetçi (sola kayma), Sosyal-Devrimciler ve Menşevikler ise yönetici bir burjuva partisi oldular (sağa. kayma). Burjuva toplumu bu tür yöntemlerle iktidarı, istikrarlı ve düzenini korumak için yeni bir iskelet yaratmaya çağırıyordu.

Ancak Menşevikler; bilimsel sosyalizmlerini bayağı bir demokrasi için terkederlerken, Bolşevkilerin sağ kanadı ise şekilsel sosyalizme, yani daha dün Menşeviklerin işgal ettiği konuma geçiyorlardı.

Aynı gruplaşma savaş konusunda da ortaya çıktı. Birkaç doktrinci hariç, burjuvazi (ki zaten askeri zaferden umudunu kesmişti) şu formülü benimsedi: "Ne ilhak, ne pay!" Zimmerwaldcı Menşevkiler ve S.R'ler (ki bunlar burjuva cumhuriyetçi vatanlarını savundukları için fransız sosyalistlerini eleştirmişlerdi) kendilerini burjuva demokrasisi içinde hisseder hissetmez ulusal savunmacı kesildiler: Pasif enternas-yonalist konumdan aktif yurtseverliğe geçtiler. Aynı zamanda bolşeviklerin sağ kanadı ise pasif enternasyonalizmden "ilhaksız ve pay-sız demokratik bir barış için Geçici Hükümet'e "baskı" tavrına kaydılar. Böylece proletaryanın ve köylülüğün demokratik diktatörlüğü formülü Nisan Konferansında teorik ve politik olarak parçalandı ve birbirine zıt iki görüş açığa çıkarttı. Şekilsel sosyalist sınırlamalarla gizlenmiş demokratik görüş ve sosyal devrimci yani gerçek bolşevik görüş.

< Önceki Bölüm İçindekiler Sonraki Bölüm >