Divân-ı Lügati't-Türk dizini

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
1 a şaşalamayı anlatan bir edat· I, 39
2 aba ayı· I, 86
3 aba baba· I, 86
4 aba ana· I, 86 bkz> ana, apa
5 aba başı dağlarda yetişip dağlıların yediği hıyar gibi dikenli bir ot; yer mürveri, Cannabis sativa. I, 86
6 abaçı umacı, bununla çocuklar korkutulur; a ğır basma, kâbus· I, 136
7 abakı bostan korkuluğu, I, 136
8 abalı bir şeyi az görme ve azımsama zamanında söylenen kelime· I, 137
9 abarñ eğer anlamına şart edatı, I, 134, 399, 442; II, 209
10 abıdmak gizlemek, saklamak· I, 216 bkz>ab ıtmak
11 abımak gizlemek, örtmek. III, 250
12 abıtgan daima gizleyen, saklayan· I, 154
13 abıtmak gizlemek, saklamak, örtülmek· I, 206, 216 bkz>
14 abıdmak aç aç, karnı tok olmayan, I, 75, 79, 387, 452. 453, 517; II, 227
15 çağırma, ünde, ünlem edatı· I, 35
16 açı yaşlı kadın, hanım nine· I, 87 bkz> eçi
17 açıg nimet içinde yaşayış, I, 63
18 açıg hanın bahşışı· I, 63
19 açıg acı, acı olan her nesne; ekşi· I, 63, 279; II, 75, 299, 311; III, 272
20 açıglıg bolluk içerisinde bulunan (kimse)· I, 147
21 açıglıg ekşili, içine konanı ekşiten, I, 147 bkz>açıglık § açıglıg küp; içine konanı ekşiten küp, içinde ekşi bulunan küp·.I, 147
22 açıklıg tutmak iyi gıdalar ile beslemek· I, 63 ,
23 açıglık acılık· I, 150 bkz> açıglıg
24 açıgsamak canı ekşi istemek· I, 279, 302
25 açıgsımak ekşimek, acılaşmak· I, 282
26 açık büyük kardeş, I, 64
27 açıkmak acıkmak· I, 21, 190
28 açılmak açılmak· I, 193, 194; II, 71, 122 bkz> açl ınmak
29 açımak ekşimek, (yara, vücut) acımak· III, 252
30 açınmak doyumluk ve yem vermek, açınmak; açılmak; açar gibi görünmek. I, 199, 200
31 açışmak açmakta yardım ve yarış etmek· I, 180
32 açışmak ekşimek, acılaşmak· I, 180
33 açıtgan daima ekşiten, acıtan, ekşitgen· I, 154
34 açıtmak ekşitmek; acıtmak, I, 207
35 açlık açlık· I, 114
36 açlınmak açılmak· I, 256, bkz> açılmak
37 açlışmak açılmak .I, 239
38 açmak açmak; aramak; fethetmek, I, 163, 354, 358; II, 188; III, 18, 217, 234, 235
39 açmak karnı acıkmak· I, 172, 283
40 açsamak açmak istemek, I, 276
41 açturmak açtırmak, I, 218
42 açuk açık, I, 64, 94
43 açuklug koçak, huyu güzel· I, 147
44 açukluk(g) açıklık, I, 150, § yüz açuklugı; yüz gülümseyişi· ı, 150 § kapug açuklugı; kapı açıklıgı. I, 150
45 açurgan çok acıktıran, çabuk acıktıran., I, 156; III, 68
46 açurmak acıktırmak, aç bırakmak. I, 268
47 adaklık üzüm çardaklarına ayak yapılacak ağaç· I, 149
48 adaş arkadaş, dost· I, 61, bkz> adaş·
49 adaşlık dostluk, arkadaşlık; sadakat· I, 149
50 adguk kim olduğu belli olmayan sığıntı adam· I, 99 bkz> aduk, aduk, agduk
51 adın başka, diger, ayrı· I, 45, 76, 98; III, 151, 222 bkz> ad ın, adruk, ayruk, edin
52 aduk tanınmayan, bilinmeyen· I, 65 bkz> adguk, aduk, agduk
53 ad ipekli kumaş ve benzeri glbi dokuma cinsinden sanat eseri olan her şey· I, 79, bkz> ed,
54 ad iyilik ve uğur belgisi· I, 79
55 adak ayak· I, 32, 53, 59, 65, 84. 165, 181, 182. 241, 268, 342, 353, 361, 380, 382, 522; II.II,16,112,131.137,142, 146, 158, 190. 195, 209, 215. 247, 327, 364; III, 97, 276, 280, 288, 296, 307, 337, 421,430, 435 bkz> ayak, azak
56 adaklamak ayağa vurmak· I, 304
57 adaklanmak ayaklanmak, ayak sahibl olmak·I, 293, 294
58 adaklıg ayaklı· I, 147
59 adaş arkadaş, dost· I, 155 bkz> adaş
60 ad bolmak iyilik getirmek· , 79
61 adgır aygır·I, 18, 95, 152, 188, 234, 236; II. 96, 109,153, bkz> ayg ır § ögütlüg adgır; dişisi bulunan aygır, I, 52
62 adgırak kulakları ak, vücudunun öbür tarafları kara olan erkek geyik; dağ keçisi tekesi·1, 144
63 adgırlanmak aygırlaşnnak; aygır bulmak· I, 313
64 adıg ayık· I, 63 § esrük adıg; sarhoş ayık· I, 63
65 adıg ayı· I, 63, 84, 332 bkz> ayıg·
66 adıglıg ayısı çok olan· I, 147
67 adıg merdegi ayı yavrusu·I, 480
68 adıklamak şaşalamak·III, 339 bkz> aduklamak·
69 adılmak ayılmak,I, 194
70 adın başka, diğer, ayrı,I, 45, 76, 98; III, 151, 222 bkz> ad ın, adrıık, ayruk, edin
71 adırmak ayırmak· III, 228 bkz> edirmek, ödürmek, ödürmek, udurmak, üdürmek·
72 adışmak apışmak, ayrılmak. I, 181
73 adma bırakılan, salıverilen, başı bo;· I, 129 § adma yılkı; yaşlı olduğundan yük vurulmayan hayvan· I, 129
74 adnagu yabancı, başkası· III, 68
75 adnamak değişmek; bozulmak· I, 288
76 adrı buğday temizlemek için kullanılan araç,yaba, çatal, çatal de ğnek· I, 126;II, 22, 331
77 adrı butlug bacakları açık kişi, eğri bacak, I,126
78 adrık ayrık otu, Cynodon dactylon. I, 98, 113 bkz> ayr ık
79 adrılmak ayrılmak·I, 247
80 adrım eğerin altına iki yana konan keçe, teyelti I, 107
81 adrış ayrılış, ikiye ayrılan yolun başı· I, 96
82 adrışmak ayrışmak, birbirinden ayrılmak· I, 233, 234, 270. bkz> ayrışmak
83 adruk başka, ayrı· I, 98 bkz> adın, adın, ayruk, edin
84 aduk tanınmayan, bilinnneyen, I. 65 bkz> agduk, aduk, adguk
85 aduklamak tanınmamak, garip görmek, yadırgamak·I, 304 bkz> adıklamak
86 adut avuç·I, 50, 83 bkz> avut
87 adutlamak avuçlamak·I, 298, 299
88 afılgu bir deniz ağacı·III, 146 bkz> avılku
89 aftabı kova·I, 432
90 ag iki bacak arasındaki boşluk·I, 80
91 agan er genizden laf söyleyen insan, genzek·I, 77
92 agartgu Şerbet gibi buğdaydan yapılan içki, bir çeşit buğday birası·III, 442
93 agduk bozuk, belirsiz, değişik·I, 65 bkz> aduk, aduk, adguk § agduk (ki şi); kim olduğu belli olmayan sığınti (adam)·I, 99
94 agı ipek kumaş (altın veya gümüşle işlenmiş sırmalı).I, 89;II, 153
95 agıcı ipek kumaşları muhafaza eden kimse,hazinedar.I, 89, 136
96 agıl ağıl, koyun yatağı; koyun plsliği. I, 65, 73
97 agım çıkım, yükselim· I, 75
98 agır ağır· I, 52, 53, 99; III, 68, 247
99 agırlalmak ikram olunmak· III, 344 bkz> agırlanmak
100 agırlamak ağırlamak, ikram ve ihsan etmek, I, 53, 106, 300, 301; III, 344, 347
101 agırlanmak ağırlanmak, ikram edllmek; pahalı bulunmak·I, 291, 292;III, 344 bkz> ag ırlalmak
102 agırlıg ağırlanan;·I, 45, 146 § agırlıg kişi; ağırlanan adam· I, 52
103 agırlık ikram ağırlayış· I, 114
104 agış yükseliş, ;ıkı;·I, 61
105 agışmak yükseli;mek, çıkıçmak, çıkmakta yarış etmek, artırışmak; koğmakta yarış etmek·I, 185
106 agıtgan daima çıkartan, yükselten· I, 155,156
107 agıtmak çıkarmak, yükseltmek·I, 212
108 agız agız· I, 43, 55, 129, 193, 195, 383; II. 6, 26, 175, 188;III, 102, 110, 247, 257, 339
109 agızlamak ağza vurmak; ağız açmak·I, 302
110 aglak ıssız, çorak, oturulmayan yer, boş.,I, 119, 468 § aglak yér; boş yer· II. 365
111 aglamak yalnız olmak, bo; olmak,III, 258
112 aglatmak savmak, uzaklaştırmak, ıraklaştırmak, boşaltmak,I, 265;III, 365
113 agmak çıkmak, belirmek; aşmak, yükselınek, ağmak; değişmek, başkala;mak, bozulmak, meyletmek, dönmek·I, 65,167,173, 309, 354; II, 43, 50, 61, 67, 68; III, 183, 219, 327
114 agnamak (hayvanlar) yatıp debelenmek; kekemeleşmek, dili tutulmak· I, 289
115 agnatmak (hayvanları) yatırıp debelendlrmek; dili buruşturmak, dili ağırla;tırmak·I, 267
116 agrıg ağrı·I, 98
117 agrıkanmak ağrısından şikâyet etmek·I, 213
118 agrımak ağrımak,I, 46, 273, 274;III, 169
119 agrınmak ağrımak, acı duymak· I, 252
120 agrışmak ağrışmak, sızlaşmak, I, 235
121 agrıtmak ağrıtmak· I, 261
122 agrug süñügi omurga kemiklerinin önce geleni, birincisi, ilki,I, 98
123 agruk pılı pırtı, ağırlık, yük·I, 99;III, 68
124 agruklanmak (bir iş veya yükü) ağırsınmak, ağır saymak·I, 313
125 agrumak ağırlaşmak· I, 273
126 agsamak (çıkmak, yükselmek, ağmak) istemek, I, 277
127 agtarılmak yere vurulmak, sarsılmak·I, 246 bkz> agtılmak
128 agtarmak aktarınak, devirmek, yenmek·II, 74 bkz> axtarmak
129 agtılmak yere vurulmak, sarsılmak,I, 246 bkz> agtarılmak
130 agu agı, zehir,I, 89;III, 339
131 aguj ağız, memeli hayvanların doğurduğu zaman verdigi ilk süt·I, 55 bkz> aguz
132 agujlug agzı, ilk sütü bulunan kişi,I, 146
133 agukmak agılanmak. I, 191
134 agulamak ağılamak,I, 310
135 ağurşak ağırşak,I, 149
136 aguz agız, memeli hayvanların doğurduğu zaman verdigi ilk süt· I, 55 bkz> aguj
137 axlamak göğüs geçirmek, ahlamak III, 118
138 axsak aksak, topal,I, 119
139 axsak buxsak topal ve çolaklar için söylenir. I, 465
140 axsamak aksamak, topallamak.I, 276
141 axsatmak aksatmak,I, 262
142 axsum sarhoşlukta kavga eden·I, 116 bkz>axsuñ
143 axsuñ sarhoşlukta kavga eden· I, 116 bkz>axsum
144 axşam akşam, I, 107
145 axtarmak aktarmak,I, 219, 516 bkz> agtarmak
146 ajmuk ak ;ap,I, 99 bkz> ıjmaklanmak· § ajmuk taz; başı şapla sıvanmış gibi kel I, 99
147 ajun dünya, âlem·I, 41, 77, 160, 179, 407, 420,463;II, 228, 283, 303, 335; III, 41, 52, 288, 303. 378 § bu ajun
148 ak ak, beyaz,I, 81, 134, 258; III, 39 bkz> örüñ, ürüñ § ak at; boz renkli at· I, 81
149 aka turmak akıp durmak·I, 73
150 akı eli açık, koçak, selek, cõmert·I, 90
151 akılamak selek (cömert) saymak; selekli ğe (cömertliğe) nispet etmek, seleklemek·I, 310; III, 329
152 akılık seleklik, cömertlik. III, 172
153 akılmak şaşırtmak, şaşalatmak· I, 39
154 akım akım, bir defada akacak kadar olan· I, 75
155 akın sel, akıntı. I, 15, 77, 96, 156, 212, 377; III, 39, 61, 398 § munduz ak ın; birden bire gelen sel, deli sel·I, 77 § akın munduzı; deli sel·I, 96
156 akınçı akıncı, geceleyin düşmanı basan asker, 1, 77, 134, 212
157 akındı akıntı
158 akışmak akışmak· I, 186
159 akıtgan akıtan· I, 156
160 akıtmak akıtmak; göndermek·I, 212
161 akıyagak iç ceviz, iyi ceviz, I, 90
162 aklışmak akı;mak· I, 88, 241
163 akmak akmak,I, 15. 96, 168, 343, 377;II, 19, 45, 128, 228; III, 3, 39, 127, 159, 325. 398
164 akru yavaş· I, 114 bkz> akrun·
165 akru akru yavaş yavaş· I, 114
166 akrun yavaş·III, 361 bkz> akru
167 ak sakal saçı sakalı ağarmı;, kocalmış· I, 81
168 akturmak aktırmak, akıtmak, I, 222; III, 17
169 akur ahır,I, 7
170 al hile, al,I, 63, 81; II, 289; III, 412 bkz> yap, yup
171 al hanlara bayrak, devlet adamlarının atlarına eğer örtüsü yapılan turuncu ipek kumaş, I, 81
172 al al renk, III, 162
173 ala acele etmeme anlamına bir kelime·I, 92;III, 26
174 ala ala, alaca; ala tenli, alaca tenli ki;l kl bir çe şit derí hastalığından vücudunda alacalar olur, apraşlık.I, 81, 91 § ala at; alaca renkli, ala, k ır at· I, 81
175 ala insanın içinde olan gizli ;eyler· I, 425
176 alaçu alaçuk, çadır· I, 136
177 alaçulanmak alaçuk edinmek· III, 205
178 alañ alan, düz vé açık yer,I, 135 bkz> añıl § alañ yazı; düz ova· I, 135
179 alañır geleni, tarla faresl·I, 161
180 alarmak kamaşmak (göz); kızarmak, al olmak, ala olmak, alacala şmak, I, 179
181 alartmak belertmek (göz), yan bakmak· III, 428
182 alavan timsah· I, 140
183 alçak yumuşak huylu, ince ki;i, uslu· I, 41,100
184 aldamak aldatmak·I, 273, 472 alduzmak malını elinden aldırmak, soyulmak·II 87
185 algu alacak·I, 341
186 alıg kötü, fena, alık,I, 64, 384
187 alıgsamak almak istemek·I, 281 alık kuş gagası· I, 68
188 alıkmak alçalmak; bozulmak, azmak; kötüleşmek· I, 191, 192 bkz> alkmak
189 alım alacak; borç, I, 44, 75, 168,188, 209, 294;II, 72, 96,159,176,185, 214, 294; III, 184, 251,288
190 alımçı alıcı, alacaklı·I, 75, 409
191 alımga hakanın mektuplarını Türk yazısıyle yazan kimse·I, 143 bkz> ılımga
192 alımlıg alacaklı, alacağı olan adam,I, 148, 149, 240
193 alımsınmak alır gibi görünmek·I, 20 alın alın; cephe, dağın ön cephesl·I, 78;II, 79 alınlıg er geniş ve yüksek alınlı adam,I, 148
194 alınmak alınmak; kendi ba;ına alacağını almak.I, 22, 203;II, 159
195 alış borçluyu borcu yüzünden sorguya çekme. I, 62
196 alış su ağzı, suyun havuzdan veya suvattan döküldü ğü ağızlar.I, 62
197 alış beriş bir hakkı alma ve verme.I, 62
198 alışgan alış (veriş) yapan· I, 518, 519
199 alışmak alacak almakta yardım etmek· I, 188
200 alkalmak alkışlanmak, övülmek·I, 249
201 alkamak alkışlamak, övmek I, 284
202 alkaşmak alkışlamak, alkışta yarış etmek·I, 237
203 alkınmak mahvolmak, yok olmak, bitmek, tükenmek I, 82, 195, 254
204 alkış alkış, övme.I, 97, 249, 284
205 alkışmak birbirini mahvetmek, yok etmek; , yok etmekte yar ış etmek I, 237
206 alkmak bozmak, mahvetmek, yiyip bitirmek, bat ırmak.III, 188, 419, 447 bkz> alıkmak
207 alma elma· I, 130 bkz> almıla
208 almak almak· I, 40, 41, 46, 51, 53, 99,114,149, 168. 175, 236, 329, 367, 373, 412, 421, 440;II, 13, 24. 87, 110, 219, 294; III, 6, 155, 161, 224, 371, 372
209 almıla elma· I, 130, 138; II, 311; III, 19, 272 bkz> alma § k ımız almıla; ekşi elma· I, 366
210 alp alp, yiğit, kahraman, bahadır· I, 41, 123, 125, 139, 182, 183, 237, 239, 359, 370, 388, 413, 517;II, 223, 349; III, 65, 332, 393, 406 § alp tégin; yi ğit köle· I, 413
211 alpagut tek başına düşmana saldıran, hiçbir yandan yakalanmayan yi ğit· I, 144; III, 422
212 alsamak almak istemek· I, 278
213 alsıkmak alınmak, soyulmak, I, 243
214 altın aşağı, alt· I, 108, 109
215 altun altın, I, 52, 120, 147. 165, 185, 360, 371, 399, 504;II, 24, 153, 181, 192, 205, III, 138, 251 § altun bakan; altın halka,
216 altunlaşmak altın öndül koyarak bahse girmek, II, 114
217 altun tarım büyük kadınlara verilen ungun·I, 396
218 alturmak aldırmak· I, 223
219 aluç şeftali I, 122
220 aluçın yenilen boğumlu bir bitki· I, 138
221 aluk kel, dazlak, I, 67
222 aluk kaba, haşin, I, 67
223 alvırmak atılmak, sıçramak, I, 226 bkz> el·virmek
224 amaç öküz; sapan ve benzerleri gibi çiftçi ayg ıtları·I, 52
225 amaç hedef, nişan yeri, annaç·I, 52, 333;II, 329;III, 107, 276
226 amaçlamak nişanlamak, nişan almak,I, 299 bkz> emeçlemek
227 amaçlık nişan yeri·I, 150
228 amır sis, kırağı·I, 54 bkı
229 amrulmak (kaynayan tencere, insan solu ğu) senmek, çekilmek· I, 53, 248, 249 bkz> em-rülmek
230 amrulmak yatıştırmak, dindirmek. III, 428 429 bkz> amurtmak, emrülmek
231 amşuy bir çeşit sarı erik·I, 115
232 amuç doyumluktan verilen armağan· I, 140 bkz> armagan, yarmakan amul sakin, rahat, yava ş yavaş, seğnik, kımıl· damayan; yumuşak huylu adam·I, 74;III, 131
233 amurtmak yatiştirmak, dindlrmek, seğnitmek·III, 428, 429 bkz> amrulmak, emrülmek
234 amuşmak çıkışma veya kınamadan dolayı apışıp kalmak. I, 190
235 ana ana· I, 32, 93, 169, 236, 278, 508;II, 96. 175;III, 18, 33, 210, 212. 272 bkz> aba, apa
236 anaç küçükken büyük bir anlay ış gösteren kız; anacık·I, 52
237 analamak ana edinnnek, ana demek·I, 311
238 ança o kadar, öyle, öylece·I, 63, 88, 332;III, 133, 233
239 and ant, yemin· I, 42, 459
240 anda orada, onda, ondan sonra· I, 109, 125, 130. 341; II, 96; III, 144, 224, 226, 240, 251
241 andag böyle, öyle, o kadar· 1. 37,118,164, 200. 321; II, 274; III, 153, 155,186, 247, 271 andan ondan, ondan sonra, I, 108, 109, 126, 130, 223; III, 422
242 andgarmak yemin ettirmek, ant içtirmek I, 226, 312; III, 423 bkz> añarmak
243 andıg elek, kalbur gibi şeylerln kasnağı·I, 118
244 andıkmak ant içmek, yemln etmek·I, 42, 243
245 andın beylerin hizmetçisi; bunların adı yazılı defter,III, 77 bkz> ay
246 andın ondan. 1. 60, 281, 317, 323;II, 12, 245,259, 345;III, 436
247 aña değersiz, kıymetsiz I, 128
248 añarmak yemin ettirmek, ant içirmek·I, 226 bkz> andgarmak
249 anı onu, ona,I, 27, 37, 40, 54, 170, 171, 172, 176, 177, 178, 192, 207, 212. 213, 216, 217, 224.225, 226. 260, 261. 262, 264, 266, 267. 268, 271, 275, 276, 282, 284, 287, 299, 301,304. 305, 307, 308, 310. 311, 312, 333, 340, 352, 354, 372, 376, 395, 407, 419,
250 anın onun, onunla, ondan·I, 155, 285, 301; II, 13, 133, 153, 172, 204;III, 183, 240
251 anıñ onun·I, 27, 47, 65, 84, 87, 97,118,126, 143, 164. 173, 176, 178, 179, 182, 184, 186, 192, 196, 197, 200, 207, 209, 211, 213, 217, 220, 223, 226, 227, 229, 231, 233, 235, 237, 242, 243, 247, 255, 264, 267, 268, 273, 283, 284, 290, 291, 296, 310, 315, 320,
252 anuk hazır·I, 18, 68, 93
253 anuklamak hazır bulunmak· I, 305
254 anukluk hazırlık, hazırlanma· I, 150
255 anumak hazırlanmak· III, 256
256 anumı cüzam hastalığı, Elephantiasis· I, 137
257 anunmak hazırlanmak·I, 114, 206;III, 161
258 anutgan daima hazırlıklı, hazırlayan·I, 156
259 anutmak hazırlamak· I, 215
260 bir kuş adı·I, 40
261 yanak·I, 40
262 yok, değil·I, 40
263 aña ona,I, 352;III, 94
264 añar ona·I, 35, 48, 68, 69, 79, 89, 93, 94,114, 129, 131, 174, 177, 184, 201, 204, 206, 208, 214, 216, 223, 225. 232, 236, 238, .261, 265, 267, 268, 271, 274, 275, 287, 290. 296, 317, 335, 362. 407, 440, 462, 486, 494;II, 26, 61, 73, 86,117, 123,125,127,130.13
265 añdımak yakalamak için hile yapmak, tuzak kurmak, etraf ını sarmak I, 311, 401
266 añduz andız, bu otun kökü çıkarılarak atın karnı ağrıdığı zaman tedavi edilir· I, 115
267 añıl büsbütün, tamamiyle·I, 94, 135 bkz>alañ
268 añılamak anırmak (eşek)I, 311
269 añıt ördeğe benzer kızıl renkli bir kuş, angut, I, 93
270 añıtmak şaşırtmak, II, 274 bkz> eñitmek
271 añız anız, hububatın biçildikten sonra tarlada kalan köke yak ın sapları· I, 94
272 añlamak anlamak· I, 290
273 añut içecek şeylerde kullanılan hunl· I, 93
274 ap nefi ekl gibidir· I, 34 § ap bu ap ol; ne bu ne 0. I, 34
275 apa ana· I, 86 bkz> aba, ana
276 aplan sıçan cinsinden bir hayvanc ık· I, 120
277 ar kestane rengi, kumral, konural, I, 80 bkz> arsal, ars ıl· arsik
278 ara ara, arasında. I, 87, 317, 511, 528; II, 17; III, 60
279 aralamak aralamak, arasını bulmak, barıçtırmak·I, 309 bkz> arılamak
280 aran ahır, at tavlası,I, 76
281 aranlıg ahırlı, ahırı olan·I, 148
282 ar böri sırtlan· I, 79
283 arçı heybe· I, 124, 231, 250
284 ardutal hamamotu· I, 145 bkz> ordutal, urdutal
285 argag balık avlamak için kullanılan ucu eğri demir, olta·I, 141
286 argarmak yormak.I, 225 bkz> argurmak argu iki dag aras ı, uçurum·I, 127
287 arguç 1nsanın aldandığı nesneler·I, 95 § arguç ajun; yalanc ı (aldaticı) dünya·I, 95
288 argulamak arasını yarmak, geçmek·I, 317
289 argun sıçan cinsinden, yarım arşın uzunluğunda bir hayvan· I, 120
290 argurmak yormak, I, 486 bkz> argarmak
291 argurtmak yordurmak· I, 229 bkz> argurturmak
292 argurturmak yordurmak. I, 229 bkz> argurtmak
293 arı arı. I, 87; II, 329; III, 156, 276
294 arıg temiz·I, 12, 18, 63, 66, 103, 230, 237.342, 376 bkz> arr ıg
295 arıg epeyce, çokça,I, 241; II, 328; III, 41
296 arıg ;adır örtüsü· I, 63
297 arıglamak iğdiş etmek; bir şey içinden iyisini seçmek ve toplamak· I, 303
298 arıglık temizlik· I, 149
299 arık ırmak, ark, germeç, kaş, kanal, I, 7, 65, 302, 375. 382; II, 10, 59, 135. 333, 347;III, 182,299.
300 arık zayıf, cılız· I, 66
301 arıklanmak (su) akarak ark yapmak, su yerde kendine ırmaklar glbi yol ve hendek açmak· I, 294
302 árıklıg nehirli, ırmaklı.I, 147
303 arılamak aralamak, I, 308 bkz> aralamak
304 arılmak yerinmek, kaygılanmak; kendine kızılmak. 11. 123 bkz> irilmek § sarılmak
305 arılmak kızmak, darılmak·II, 123
306 arımak temizlemek, temiz olmak, I, 19; III, 252 bkz> ar ıtmak
307 arınçu günah· I, 134 bkz> érinçü
308 arınmak temizlenmek istemek ve yunmak; iyile şmek; ot tutunmak I, 12, 201
309 arış eriş, dokumanın tezgâha sarılmış olan ve uzunluğuna dikine bulunan telleri, I, 61
310 arış arkag eriş argaç, dokumanın yanlamasına atılan ipleri.I, 61
311 arışmak aldatmak, birbirinì aldatmak· I, 182
312 arışmak eriş argaç· I, 61
313 arıtası arıtacak· II, 322 § tarıg arıtası yér; buğday arıtacak yer· II, 322 § tarıg arıtası neñ; buğday arıtacak nesne· II, 322 § tarıg arıtası ogur; buğday arıtacak zaman· II, 322
314 arıtgan her zaman temizleyen, ayıklayan· I, 154
315 arıtgu arıtacak II, 321, 322§tarıg arutgu yér; buğday arıtacak yer·II, 321 § tarıg arutgu neñ; buğday arıtacak nesne, II, 322 § tarıg arutgu ogur; buğday arıtacak zaman· II, 321
316 arıtışmak temizlemekte yardım ve yarış etmek· II, 322
317 arıtmak temizlemek, I, 19, 208 bkz> arımak
318 arıtmak taşağı çıkarmak, Iğdi; etmek; çocuğu sünnet etmek; erkekleşmek·I, 208 bkz> eredmek, eretmek
319 arı yagı bal,I, 87;III, 156 bkz> bal
320 arju çakal· I, 127 bkz> arzu
321 arjulayu çakal gibi·I, 127;III, 401
322 ark pislik·I, 42 § temilr arkı; demir boku·I, 42
323 arka arka, sırt; sıkıntılı anlarda yardım eden kişi, yardımcı.I, 123, 128, 139
324 arkaçak ağıza ilâç akıtmak içln kullanılan içi delik bir aygıt, akıtınaç.I, 144
325 arkag argaç; bez, halı, kilim gibi şeyler dokunurken enlemesine at ılan ip veya iplik,I, 118
326 arkalanmak arka (yani yardımcı) sahibi olmak; bir şeye sırtını vermek, dayanmak· I, 297
327 arkamak yoklamak, arayıp taramak, I, 283, 284
328 arkar boynuzundan bı;ak yapılan dişi dağ keçisi· I, 117, 214, 421
329 arkaşmak yük yüklemekte yardım etmek;arka arkaya gelmek (çıkmak)· I, 237, 395
330 arkın gelecek yıl, öbür yıl, I, 89 bkz> arkun
331 arkın izi gelecek yıl, öbür yıl I, 89
332 arkış kervan; yurdundan uzak dü;mü; olan birine gönderilen kimse, elçi, haberci, mektup·I,97
333 arkış büyü, afsun·I, 249 bkz> arvaş, arvış
334 arkuçı iki kişi arasında araç olan; evlenme zamanında dünürler arasında gelip giden kişi·I, 141
335 arkuk iki duvar veya iki direk aras ına çapraz olarak konulan ağaç· I, 109
336 arkuk aykırı· I, 109
337 arkuk kişi söz dinlemez, kalp, inatçı klmse· I, 109
338 arkuklanmak haylazlık etmek, dikbaşlılık etmek· I, 315
339 arkun yaban aygırıyle evcil kısraktan olan at·l, 107
340 arkun gelecek yıl, öbür yıl,I, 108 bkz> arkın
341 arkun izi gelecek yıl, öbür yıl· I, 108 bkz> arkın izi
342 armagan hısımlara doyumluktan verilen belek·I, 140 bkz> amuç, yarmakan
343 armak yorulmak, dermansız kalnıak·I, 148, 149, 172
344 armak aldatmak,I, 172;III, 62 bkz> armak tevmek, armak yuvmak
345 armak tevmek hile yapmak, aldatmak·I, 172;III, 62 bkz> armak, armak yuvmak
346 armak yuvmak hile yapmak, aldatmak·III, 62 bkz> armak, armak tevmek
347 armut armut·I, 95;II, 284
348 armutlanmak armutlanmak.I, 312
349 arpa arpa,I, 123, 343;II, 121, 316
350 arpagan arpaya benzer başağı bulunan, evini bulunmayan bir bitki, I, 140
351 arpalamak arpa vermek· I, 316
352 arpalanmak arpalanmak, arpa sahibl olmak· I, 296
353 arrıg pek temiz.I, 143 bkz> arıg
354 arsal kumral, konural, I, 105 bkz> ar, ars ıl, arsik § arsal saç; kızıla çalar saç, kumral saç· I, 105
355 arsalık hem erkekliği hem dişiliği olan bir hayvan, aslık· I, 159
356 arsıkmak aldanmak· I, 21, 242
357 arsıl kestane rengi, kumral, konural· I, 80 bkz> ar, arsal, arsik
358 arsik kestane rengi, kumral, konural· I, 80 bkz> ar, arsal, ars ıl
359 arslan arslan· I, 75, 81, 125,153, 231, 308, 409; II, 146, 289, 312; III, 5, 92, 263, 282, 412, 418
360 arslanlayu arslan gibi, arslanımsı· I, 142; II, 13, 138
361 arsu değersiz şey· I, 127
362 art sırt, dag beli ve sırtı; sarp yer, yokuş; boyun, tepe· I, 42, 247, II, 27, 179; III, 4, 143, 197, 261 § art saç; arka saç· I, 42
363 artak bozulmuş, bozuk, I, 119; II, 40
364 artamak bozulmak, kötüleşmek. I, 272; II, 17; III, 358
365 artaşmak birbirini bozmak, I, 230, II, 219
366 artatmak bozmak, harap etmek·I, 203, 260;II, 360
367 artıg yükletilen yükün bir dengi,I, 98
368 artıg kadın mİntanı, gögüslük.I, 98
369 artılmak yüklemek, binmek; ardılmak, bir binit üzerine başı bir tarafa ayakları bir tarafa gelmek üzere heybe gibi ardılmak; erişilmek.I, 244;II, 335
370 artınmak yükletmek·I, 250
371 artışmak bir şeyi hayvana ardmak ve yükletmekte yard ım ve yarış etmek,I, 231
372 artlamak enseyi tokatlamak, sille vurmak, III, 443
373 artmak artmak· III, 425
374 artuç ardıç, Juniperus· I, 95, 377, 412, 424
375 artuçlanmak ardıçlanmak, ardıçı çok olmak·I, 312
376 artuk fazla, ziyade,I, 99;II, 137
377 artuklanmak aşırı gitmek,I, 313 arturmak artirmak; aşırı gitmek. I, 219
378 artut armağan, beylere vb· büyüklere at ve benzer şeylerden verilen armağan ve belek· l, 109, 114, 182
379 arubat temirhindi, tamarinde· I, 138
380 aruk yorgun· I, 66. 148, 259, 298;II, 28
381 aruklamak dinlenmek·I, 304, 305
382 arukluk yorgunluk,I, 150;II, 316
383 arumdun boya· I, 138
384 aruşmak erimek,I, 182 bkz> erilşmek
385 arut kuru, soluk,I, 50, 133 bkz>urut § arut ot; bir y ıl önceden artan kuru ot· I, 50;II, 133
386 arvalmak büyü yapılmak, afsunlanmak· I, 249
387 arvamak büyü yapmak, afsunlamak· I, 283
388 arvaş büyü, afsun· I, 283 bkz> arkış, arvış
389 arvaşmak birlikte büyü veya afsun tekerlemesi, duas ı söylemek· I, 236, 237
390 arvış büyü, afsun, I, 249 bkz> arkış, arva;
391 arzu çakal III, 401 bkz> arju
392 arzulayu çakal gibi· III, 410
393 as kakım, hermelin·I, 80 bkz> az
394 as cariyelere verilen bir ad·I, 80
395 asıg fayda, kazanç, kârI, 64, 494; 111. 13
396 asıglıg faydalı, kazançlı· I, 147
397 asılmak asılmak· I, 196
398 asılmak uzamak, uzatılmak,I, 196 bkz> esilmek
399 asınmak blr ;eyi çekmek, germek·I, 201 bkz>esinmek
400 asışmak asışmak, asmakta yardım etmek· I, 184
401 aslınmak bir şey bir şeye takılmak,I, 258, 259 bkz> eslinmek
402 asmak asmak,I, 173
403 asñarmak haylazlaşmak, işten uzakla;mak· I, 289
404 asra alt, aşağı· I, 126
405 asrı kaplan; kaplan gibl iki renkli, I, 126 bkz> esri § asr ı yışıg; iki renkli ip·I, 126
406 asruşmak aksırışmak. I, 234
407 ast sokak,I, 42
408 astın aşağı, alt· I, 108
409 asturmak astırmak· I, 220, 221
410 asurgan çok aksıran· I, 156
411 asurmak aksırmak· I, 178
412 asurtgu aksırtan· III, 442
413 asurtguk anlayı;lı, akıllı· III, 442
414 asurtmak aksırtmak· III, 442
415 kenet· I, 80
416 yemek, aş· I, 20. 45, 75, 80. 93, 102, 156. 210, 227, 310, 318, 372. 443, 515, 516;II, 18, 73, 74, 130, 147, 158, 191, 241, 278, 299,308, 309;III, 31, 37, 61, 64, 67,116,133,185, 186, 249, 257, 261, 264, 270, 368, 382, 391, 397. 439
417 aşaç tencere,III, 382 bkz> aşıç, eşiç
418 aşak aşağı; dağ dibi·I, 66
419 aşaklamak aşağılamak, küçük saymak·I, 305
420 aşamak yemek, aş 701116^III, 253, 261
421 aşatmak yemek yedirmek· I, 210
422 aşbar saman, kepek ve ot gibi şeyler karıştırı-lıp ıslatıtarak hazırlanan hayvan yemi· I, 117;II, 351
423 aşgınmak aşınmak· I, 254
424 aşıç tencere·I, 52,116, 223, 248, 258, 313, 323, 327, 357, 409, 411, 514, 518;II, 12, 72, 78, 178, 201, 253, 302, 333, 356, 357; III, 142,191 206, 249, 280, 409, 430 bkz> e şiç, aşaç
425 aşlaka aşlara, yemeklere. II, 54
426 aşlalmak kap kenetlenmek· I, 295
427 aşlamak kap kenetlemek·I, 80 ,268
428 aşlatmak kap kenetletmek·I, 265
429 aşlık aş evi, mutfak, yenıeklik·I, 114, 373; II. 204 bkz> tar ıg
430 aşmak aşınak, bir tepeyi õbür yana geçmek·I, 173; III, 261
431 aşnu önce, evveL I, 130
432 aşrulmak aşırılmak, tepeden aşırılmak· I, 247
433 aşsamak tepeyi aşmak istemek; yemek yemek istemek· I, 277
434 aşsatmak yemek arzulatmak· I, 262
435 aştal ogul birinin en son çocuğu· I, 105
436 aşu kırmızı toprak, a;ı toprağı·I, 89
437 aşuk insanın aşığı, topuğu; topuk kemiği,I, 66
438 aşuk demir başlık, tulga·I, 67 bkz> yaşuk, yışıklıg
439 aşukmak özlemek . I, 191; II, 165
440 aşukmak özlemek·I, 191; II, 165
441 aşuklamak aşık kemiğine vurmak· I, 305
442 aşulmak örtülmek, örtünmek· I, 197 bkz>eşülmek
443 aşumak koşmak, aşmak·I, 123
444 aşunmak geçmek, aşmak·I, 202
445 aşutmak örttürmek-I, 210 bkz> eşütmek
446 at ad, isim, unvart, lakap, I, 78; III, 77, 250, 367, 384
447 at at·I, 16, 34, 53, 80,104, 115, 123, 147,178, 184, 201, 203, 206, 225, 244, 255, 273, 275, 276, 278, 285, 289, 292, 296, 297, 300, 322, 324, 326, 329, 338, 343, 361, 363, 390, 395, 406, 417, 426, 427, 430. 436, 446, 458, 461, 470,472,481,483,491, 507, 513,
448 ata baba, ata, I, 32, 86, 206. 288, 508; II, 80; III, 87, 210, 383
449 ataç büyüklük gösteren çocuk· I, 52; II, 80 § ataç ogul; büyliklük gösteren çocuk· I, 52
450 atakı babacığım anlamına sevgi bildiren bir sõz, I, 136, 262, 445; II, 120, 178, 196, 311; III, 87, 210, 212, 272, 291
451 atamak takma ad (lakap) vermek·III, 250, 374
452 atan iğdi; edilmiş deve·I, 75
453 atanlanmak iğdiş deve sahibi olmak·I, 295
454 atanlıg iğdiş edilmiş devesi olan kimse·I, 148
455 atasagun hekim, doktor· I, 86, 403
456 atatmak atlaşmak, (tay) at olmak· I, 206, 207; III, 158
457 at bırkıgı atın ve eşeğln genizden ses çıkar-ması. I, 33, 35, 53, 74, 94,128,155,164,167, 173, 175, 176, 199, 225. 227. 229. 267. 291, 302. 304, 307, 309, 316, 328, 333, 363, 367, 381, 441, 461, 472, 486, 515;II, 3, 13, 20. 21, 74, 78,92,118.137,140. 149, 150, 177,
458 atgak karında blriken sarı su hastalığı, kay· gıdan yüz sararması.I, 118
459 atgak sarı renkte blr bitki,I, 118
460 atgarmak ata bindirmek·I, 225
461 atılmak atılmak; (çiçek) açılmak; herhangi bir şey büsbütün aynlmayarak açılmak.I, 21, 193
462 atım atıcı, nişancı,I, 75;III, 379 § atım er; nişancı, lyi atan adam,I, 75
463 atım atış, atım·III, 59
464 atınçu atılan·I, 133
465 atınmak bir tarafa atılmak, yuvarlanmak; atar gibi görünmek I, 199
466 atış atışma.I, 60
467 atışgan daima atışan,I, 157
468 atışmak atışmak·I, 180
469 atız iki dere arasındaki su geçecek set·I, 54 bkz> etiz
470 atızlamak ark açmak; set yapmak; toprağı parçalara ayırmak, evlek yapmak,I, 301 bkz>etizlemek
471 atızlanmak (tarla hakkında) maşalaya ayırmak, sulanmak ve ekilmek için parçalara ay ırmak·I, 292
472 at kamçısı at siki I, 417
473 atlanmak ata binmek, atlanmak; bir şeyin üzerine çıkmak, atlaşmak, at haline gelmek, I, 255, 256, 285, 353;II, 254
474 atlaşmak at ortaya koyarak bahse girmek, at ı õndül koyarak yarış etmek,II, 114, 226
475 atlıg adlı, unvanlı; ulusun büyüğü,I, 79
476 atlıg atlı, süvari.I, 97, 166;II, 175; III, 37, 64, 435
477 atmak atmak,I, 21,116,129,160, 170, 236, 237, 280, 403, 528;II, 20 26, 221, 226, 303, 306, 326;III, 106, 356, 370, 374
478 atsamak atmak istemek, I, 275, 280
479 attırmak attırmak·I, 217
480 av av·I, 32
481 av emir verenin emrini tanımamayı bildirir bir edat,I, 40
482 av(ş)n agaç·I, 84
483 avlaşmak toplanmak, yığılmak·I, 240 bkz> avlaşmak, evleşmek
484 avut avuç·I, 83 bkz> adut
485 av av·I, 81
486 ava acımak bildiren bir kelime· I, 89
487 avalamak (karışıklık çıktığında) toplaşmak, üşüşmek· I, 310 bkz> avmak, avlamak
488 avçı avcı· I, 63, 311, 425
489 avıçga kocamış klşi, ihtiyar adam· I, 143
490 avılku kırmızı meyveleri olan ve meyvesinin suyu tutmaca kat ılan, göz ağnsına ilâç yapılan ve elbise boyanan bir ağaç·I, 489 bkz>afılgu
491 avınç alışma, avunma·I, 132; III, 449
492 avınçu avunulan, alışılan· I, 134
493 avınmak alışmak, avunmak·I, 132, 202, 263
494 avlalmak avlanmak,I, 295, 296 bkz> avlanmak
495 avlamak avlamak·I, 287, 421;II, 45
496 avlamak toplanmak, üşüşmek·I, 287 bkz>avmak, avalamak
497 avlanmak avlanmak,I, 298 bkz> avlalmak
498 avlaşmak toplanmak, yığılmak·I, 240 bkz> avlaşmak, evleşmek
499 avlaşmak evini ortaya koyup kumaroynamak,evini öndül koymak,I, 240, 241 bkz> evle şmek
500 avlatmak avlatmak·I, 263, 265
501 avmak toplaşmak, üşüşmek; etrafını çevirmek, avlanmak,I, 174, 310;II, 137; III, 401 bkz> avalamak, avlamak
502 avran demirci ocağı biçiminde yapılan ekmek fırını.I, 109
503 avrındı kırıntı, döküntü·I, 145
504 avujgun deri sepilenen palamut ağacı meyvesi I, 157
505 avurta daya, süt nine· II, 144
506 avus mum, balmumu· I, 59 bkz> lav
507 avya ayva· I, 114, 311
508 avzurı buğday ve arpa unu glbi şeyler karıştırılarak yapılan ekmek, karışık ekmek, I,145
509 ay yılın on ikide biri olan zaman; gökteki ay, kamer· I, 82, 258. 259, 270. 288, 348, 507; II, 5,143; III, 33 § ay evi
510 ay buyruğu tanımamayı bildiren bir söz,I, 40
511 ay hitap edatı·I, 74
512 ay turuncu renkte ipek kumaş·I, 40
513 ay beylerin hizmetçisi, kölesi; bunlar ın adı yazılı defter·II,193; III, 77 bkz> andın
514 aya avuç içi, aya· I, 85, 348
515 ayag lakap, takma ad, I, 271
516 ayak çanak, kâse, kadeh,I, 80, 84, 178, 265, 286. 295, 324, 375, 497; II, 17S, 346, 446; III. 15, 143, 296. 306, 371, 397 bkz> çanak
517 ayak ayak·I, 84 bkz> adak, azak
518 ayakçı kâseci, çanakçı,III, 296
519 ayaklıg kaseli·III, 50
520 ayalamak el ayalarını birbirine vurmak·III, 328
521 ayamak lakap vermek; korumak·I, 271
522 ayas ayaz; kõlelere verilen adlardan,I, 123
523 aya kök açık hava,I, 123
524 aya yersgü yarasa·III, 433 bkz> yarısa
525 aybañ (er) kel (adam)·I, 116
526 ay bitigi askerin adıyle azığının yazıldığı defter·I, 40
527 aydıñ aydın, ay aydınlığl.I, 117
528 aygır aygır· III, 122 bkz> adgır
529 ayıg ayı,I, 84 bkz> adıg
530 ayıg ne iyi, ne fena yerine kullan ılan bir edat, iyi ve kõtüye delâlet eden kelimelerde pekitme edatı·I, 84
531 ayık vaat, söz verme·I, 84;II, 45
532 ayılmak söylenmek·I, 268
533 ayıtgan soran·III, 52
534 ayıtmak söylemek, sormak,I, 215, 216
535 ayluk ayluk õyle öyle· I, 113
536 aymak söylemek I, 36, 37, 52, 88, 89, 93, 94, 109, 110, 118. 174, 207. 321, 339, 352, 367, 377. 419, 492. 494;II, 45. 105; III, 80, 158, 208, 212, 218, 245, 357, 363, 368, 375
537 ayran ayran· I, 120
538 ayrık ayrık otu·I, 113 bkz> adrık
539 ayrışmak ayrışmak, birbirinden ayrılmak·I, 233. 234, 270 bkz> adrışmak
540 ayru başka,I, 126
541 ayruk başka, ayrı. I, 113, 417 bkz> adın, adın, adruk, edin
542 aytıg hltap; hatır sorma· I, 113 bkz> aytış
543 aytılmak sorulmak; söylenmek·I, 270
544 aytınmak sormayı kendi üstüne almak·I, 270
545 aytış hatır sorma· I, 113 bkz> aytıg
546 ayturmak söyletmek I, 269
547 az uzunlamasına çizlk, tırnak yarası,I, 71 bkz>ezik, iz
548 az kakım, I, 80 bkz> as
549 az az·I, 75, 80
550 azak ayak·I, 32 bkz> adak, ayak
551 azak nereden ve kimden geldiği belli olmayan ok·II, 20 bkz> azuk
552 azgan kuş burnu, yaban gülü; ağaçların en kötüsü olup gül glbl sar ı, beyaz çiçek1eri olan bir ağaçcık, küpe gibi kırmızı meyveleri olur· I, 439
553 azıg azı dişi·I, 64
554 azıglamak azı dişlyle ısırmak; azı dişine vurmak·I, 304
555 azıglıg azı dişi belirmiş olan·I, 147
556 azılmak azılmak. I, 196
557 azımak sızmak; gürültüden ağır duyar olmak,III, 253
558 azıtgan daima yoldan çıkaran, azdıran,I, 155
559 azıtmak yoldan çıkarmak, azıtmak· I, 208, 209; II, 234
560 azlanmak azımsamak, az görmek· I, 297
561 azma taşağının derisi yarıldığı için aşamayan koç· I, 130
562 azmak azmak, yoldan çıkmak·I, 93, 173
563 azrak daha az,III, 361
564 azu iki şeyden birini dilemeyi anlatır, yahut,veya· I, 88, 429
565 azuk azık,I, 7, 16, 66, 342. 381
566 azuk yolunu kaybeden, nereye gltti ği ve nereden geldiği belli olmayan·I, 66 bkz> azak § azuk ok; nereden geldigi ve kimin attığı belli olmayan ok· § azuk munk; kaçan, yoldan ç ıkan, azan·I, 66
567 azuklanmak azık sahibi olmak,I, 294
568 azuklug azığı olan, azıklı·I, 148
569 azukluk azıklık, azık için hazırlanmış şey·I, 150, 274
570 baçak Isa'lıların (Hıristiyanların) orucu, pehrizi· 1, 411
571 baçıg and, sözleşme.I, 371 bkz> bıçıg, bıçgas
572 baçıg kılmak andlaşmak, ahidleşmek. I, 371
573 badar gürültülü ses anlatan bir kelime, tekrarlanarak kullan ılır, "patır patır" gibidir· l, 360
574 badar kılmak sesle çarpmak, itmek· I, 349
575 badgamak güreşte ayak yakalamak, çelme vurmak, III, 288, 289 bkz> bagdamak
576 badıç asma çardağı· I, 502 bkz> badıç
577 badıçlık yıgaç üzüm asmalarına çardak yapılmak üzere ayrılan agaç, I, 502
578 badıç asma çardağı, I, 295 bkz> badıç
579 badrarn bayram, sevinç ve eğlence günü· III, 176 bkz> bedrem, beyrem
580 bag bağ, düğüm, bağlanacak ip vb.; odun vb, ba ğlamları· I, 409; II, 21; III, 152, 153
581 bag bağ, üzüm asması· III, 152, 212
582 bagdamak güreşte sarmaya almak, sarmalamak, ayak yakalamak, çelme vurmak,II, 364;III, 276, 277, 289 bkz> badgamak
583 bagdatmak güreşte sarmaya aldırmak·II, 327, 364, 365
584 bagır bagır; karaciğer·I, 272, 360;III, 85, 255 § ya bagr ı; yayın orta yeri,I, 360
585 bagırçak eşek semeri·I, 502
586 bagırdak kadın göğüslüğü .I, 502
587 bagırlak bağırtlak denen kuş, Pterocles, 1, 503, 505
588 bagırlamak bağrına vurmak; yayın tutamagını düzeltmek·III, 331
589 bagırlanmak pıhtılaşmak, akar şey koyulaşmak, II, 264
590 bagırlıg kimseyi dinlemeyen· I, 494 § bedük
591 bagırlıg bagırsak merhametli; gönül alıcı· I, 502
592 bagırsamak canı ciğer istemek· III, 332
593 bagırsuk bağırsak· I, 502
594 bagış parmakların ve başka uzuvların ek yerleri; kamış ve benzerlerinin boğumları, I, 367
595 bagışlalmak bağışlanmak· III, 344 bkz> bagışlanmak
596 bagışlamak bağışlamak· III, 334, 355
597 bagışlanmak bağışlanmak· III, 344 bkz> bagışlalmak
598 baglamak bağlamak· III, 292, 309 bkz> boglamak
599 baglanmak bağlanmak· II, 238 bkz> boglanmak
600 baglatmak baglatmak, bohçalatmak, II, 341
601 bagna merdiven basamağı· I, 434
602 bagram kum geniş büyük kumluk yer, I, 484
603 bagrıkmak bağrı (ciğeri) göğüs kemiklerlne yapışmak· II, 227
604 baka kurbağa, I, 73; III, 226 § müriğüz baka; kaplumbağa· III, 226
605 bakaçuk bakanın küçültmesi, küçük baka;e ğe kemiği lle kol arasındaki et parçası· III, 226
606 bakan halka, toka· I, 399, 432 bkz> k ılide §altun bakan; altın halka· I, 339
607 bakanak çatal tırnaklıların iki tırnakları arası ve iki tırnaktan her biri· III, 177 bkz> bakayak
608 bakanlıg halkalı, tokalı,I, 499 § bakanlıg kadış; halkalı, tokalı kayış·I, 499
609 bakanuk at tırnaklarının ortasındaki tümsecik et parçası·III, 177 bkz> bakayuk
610 bakaturmak baka durmak· I, 73
611 bakayak çatal tırnaklıların iki tırnakları arası ve iki tırnaktan her blri· III, 177 bkz> bakanak
612 bakayuk at tırnaklarının ortasındaki tümsecik,et parçası·III, 177 bkz> bakanuk
613 bakıg bakma, bakış· I, 373
614 bakılmak bakılmak· II, 131
615 bakınmak bir şeyin sonuna bakmak ve düşünmek; beklemek, II, 142, 160
616 bakır Çin parası·I, 361
617 bakır bakır- I, 360
618 bakırlıg bakırlı, I, 495 § bakırlıg tag; bakırlı dag· I, 495
619 bakırmak bağırmak· III, 186
620 bakır sokum Merih yıldızı·I, 361, 398;III, 40
621 bakış bakış, bakışma, gözle birbirine bakış·I,367
622 bakışgan herkese göz ucu ile bakan·I, 519
623 bakışmak bakışmak (göz ucu ile)I, 170, 183; II, 103
624 bakıtmak baktırmak, bakıtmak· II, 308
625 bakku tepe, yüksekçe yer· III, 226 bkz> baku
626 baklan kuzı taze ve semiz kuzu·I, 444
627 bakmak bakmak·I, 102, 192, 340, 425;II, 16, 26, 33, 144, 250. 292; III, 23, 194. 272,295, 440
628 baku tepe, yüksekçe yer, yoku ş· III, 219, 226 bkz> bakku
629 bakurmak baktırmak·II, 83
630 bal bal,II, 267, 354; 111.103,156. 338 bkz> ar ı yagı
631 bala kuş ve hayvan yavrusu· II, 274;III,91, 232
632 bala bir adamın içlerinde (çok kere çiftlik i şlerlnde) yardımcısı, çırağı·III, 232
633 balalamak kuş yavrulamak·III, 92
634 balçık balçık, sıvık çamur· 1. 248, 267
635 baldır çağı başında yapı1an iş ya da ilk olarak meydana gelen şey·I, 456
636 baldır üvey·I, 456 § baldır ogul; üvey oğul·1, 456 § baldır kız; üvey kız·I, 456
637 baldır dağın burun gibi çıkan yeri·I, 456
638 baldır kuzu llk doğan kuzu·I, 456
639 baldır tarıg ilkbahar başında ekilen ekin·I,456
640 baldız karının kendinden kilçük kız kardeşi·1, 457;III, 7
641 baldu balta,I, 14, 418;III, 421
642 balıg yaralı,I, 192, 242, 252, 407
643 balık çamur·I, 248 bkz>
644 balk balık kale, şehir·I, 379
645 balık balık· 1. 73, 379;II, 216, 231, 233, 349
646 balıkçın balıkçıl kuşu,I, 512
647 balıklanmak balıklanmak; çamurlanmak; bir yerde kale yap ılrnak·II, 265
648 balıklıg çamurlu yer,I, 498
649 balıklıg balığı olan, balıklı·I, 498, 501
650 balıkmak yaralanmak·II, 119
651 balıksamak balık yemek istemek· III, 334
652 balk çamur·I, 379 bkz> balık
653 balmak bağlanmak,II, 27 bkz> banmak
654 balu balu · ninni·III, 232
655 bamak bağlamak; örgü yapmak,III, 224, 247, 250
656 bandal ağaçtan omuz başı şeklinde çıkarılan parça, bunu çocuklar al ıp yakarlar, geceleyin közünü blrbirlerine atarlar, Buna "ot bandal" denir· Çevgen oyununda oynan ır.I, 482
657 banmak bağlanmak,II, 27 bkz> balmak
658 banzı bağ bozulduktan sonra asmaların üzerindeki üzüm kınntıları, neferneme·I, 422
659 bañ bağırma·III, 355
660 bar var, mevcut.I, 44, 47, 84. 320, 341, 360,373, 375, 427; II, 28, 40; III, 15, 147
661 bar büyük·III, 147
662 baragan çok varan, çok giden·I, 24, 33
663 barak çok tüylü kôpek· 1. 377
664 baraklıg köpeği olan kişi·I, 497, 501
665 barası varılacak, gidilecek·I, 33 § baras ı yér; gidilecek yer·I, 33
666 barça bütün, hep·I, 210, 236, 399, 417; II, 213, 216, 312;III, 322
667 barçın ·ipekli kumaş·I,153,175, 216, 358, 509; III, 17, 28. 143, 156, 335, 338, 394 § yolak barç ın; ; yol yol çizgili ipek kumaş· III, 17
668 bardaçı gidici, varan· I, 24; II, 32, 48. 49
669 bardukı vardığı, varışı· II, 42; III, 309
670 bargalı kaldı gideyazdı· I, 22
671 bargan mersin ağacı yemişi· I, 438 bkz> bazgan
672 bargan varan, giden, gidicl· II, 53
673 bargu varılacak, gidilecek, I, 33;III, 211 §bargu yér; gidilecek yer·I, 33
674 barguçı varıcı, gidici·II, 49, 54
675 barguluk gitmeyi hakeden (kimse)·I, 24;II, 56
676 barıg kokmuş şey (yalnız kullanılmaz)·I, 372bkz> bırıg
677 barıg gidiş ·I, 24, 26, 27, 371;II, 55, 57, 58
678 barıglı varmayı, gitmeyi, dileyen; varmak, gitmek üzere olan (kimse)·I, 25;II, 57
679 barıgsamak varmak, gitmek istemek·I, 281;III, 333 bkz> barsamak
680 barılmak varılmak, gidilmek·II, 130, 139
681 barımsınmak gider gibi görünmek·II, 258,259, 260
682 barınmak gider varır görünmek·II, 141, 158
683 barınmak aybaşı kanı boşanmak·II, 141
684 barışlıg varılan, gidilen (yer); konuk odas ı, I, 370
685 barışmak birbìrine gitmek, gitmekte yardım ve yarış etmek·II, 94
686 bark bark, mülk-III, 333
687 barkın kişi kendini yolundan hiç bir şeyin alıkoymadığı yolcu·I, 440
688 barlıg mallı, zengln·III, 438
689 barmak peyda olmak; vermek·III, 155 bkz> bérmek
690 barmak varmak, gitmek. I, 20, 22, 24, 26, 27, 37, 38, 40, 43, 46, 66, 74, 85, 87 ,88, 96,134,167, 281, 294, 319, 327, 340, 354, 371, 384, 392. 398, 399, 403, 423, 430, 435, 445, 484; II, 6, 31, 32, 34, 35, 36, 38, 40, 42, 43, 45, 46. 47, 49, 53, 55, 58, 59, 60,
691 bar mu var mış I, 430, 462
692 bars pars,I, 344 bkz> pars
693 bars pire, bit gibi ha/vanların ısırmasından hasıl olan kabarti·I, 348
694 barsamak varmak, gitmek istemek,I, 281 bkz> bar ıgsamak
695 bars bolmak kabarmak, I, 348
696 bars yılı Türkler'in on ikili hayvan takvimindeki y ıllardan biri, pars yılı.I, 344, 346
697 bart su içilen bardak; şarap ve benzeri akıcı nesnelerin ölçüsü· I, 341 bkz> yart
698 bart burt tutmak ansızın her yandan yakalamak,I, 341 bkz> yart yurt tutmak
699 barturmak vardırmak, göndermek I, 20; II, 171, 179; III, 424
700 baruçı varıcı, gidici· II, 52
701 bar yigde iri iğde, Zizypha rubra· III, 147
702 basa sonra· III, 224
703 basan ölü gömüldükten sonra yenilen yemek·I, 398, 399
704 basar dağ sarımsağı· I, 360
705 basarlıg tag sarımsaklı dağ· I, 494
706 basıg gece baskını yapılacak olan ve ansızın düşmanın yakalanacağı yer· I, 372
707 basıkmak düşman tarafından basılmak II, 116 bkz> bassıkmak basınçak er zayıf görülen, önem verilmeyen adam· I, 501
708 basınmak zayıf görmek; basmak; kahretmek, II, 116, 142, 165
709 basışmak basmakta yardım etmek· II, 100,101
710 basmak basmak, üzerine çökmek, yıkrnak· I, 434,516; II, 10,74,119,165
711 basruk baskı, basrık· I, 466
712 bassıkmak basılmak, baskına uğramak, II, 116, 119, 228 bkz> basıkmak
713 basturmak bastırmak; bağlamayı ve bastırmayı emretmek; bastırılmak· II, 171
714 basu demir tokmak, III, 224
715 basurmak bastırmak, II, 77
716 basut yardım; arka; acıyan; yardımcı· I, 354,459
717 baş baş· I, 59, 70, 100. 102, 107, 125, 160, 171,179, 193, 259, 273, 274, 290, 305, 307, 313, 336, 349, 384. 397, 399, 439, 492;II, 24, 105, 112, 135, 152, 153, 178, 179, 191, 233, 234, 281, 283, 293. 312, 326, 356; III, 9, 58, 64,126, 133, 151. 169, 217, 230
718 baş yara·I, 191, 192, 272. 386;II, 72, 240, 291, 294, 317; III, 53, 62, 85, 96, 151, 283, 301,406
719 başak okun veya mızragın ucuna geçirilen demir, temren; ok temreni, ok ba;a ğı· I, 378; II, 14, 129, 328; III, 220
720 başak pabuç, I, 378; III, 417 bkz> başmak
721 başaklamak başak, demir uç takmak,III, 337
722 başaklanmak ok temrenlemek, oka temren takılmak·II, 264. 265
723 başaklıg başlı, temrenli·I, 497
724 başamak kertik yapmak, kertiklemek; agaçlar birbirine dayal ı olarak konmak .III, 265,266
725 başgak oyluk kemiklerinin üstü·I, 470
726 başgan 50-100 rıtl ağırlığında büyük bir balık· I, 438
727 başgıl başı ak· I, 481 bkz> başıl § başgıl yılkı; başı ak, dört ayaklı hayvan· I, 481
728 başıl tepesinde beyazı bulunan. I, 392 bkz>başgıl § başıl koy;tepesinde beyazı bulunan koyun· I, 392
729 başlag başıboş, bırakılmış· I, 461 § başlag yılkı; başıboş bırakılmış hayvan· I, 461 bkz>boş yılkı
730 başlamak başlamak, kılavuzluk etmek, komutanlık etmek, III, 291, 292
731 başlanmak başlanmak; yönelmek; hayvan dağa doğru sürülmek; başaklanmak·II, 238;III; 235
732 başlatmak başlatmak,II, 341
733 başlıg başlı,III, 227
734 başlıg yaralı·II, 172
735 başmak pabuç·I, 378, 466;III, 417 bkz> ba şak
736 başmaklanmak başmak sahibi olmak, II, 274
737 başnak er başında tulgası, eğninde zırhı olmayan kimse· I, 466
738 baştar orak·I, 455
739 batga üzerinde külâh yapmak için yünve keçe kesilen tahta·I, 424
740 batıg batak; ırmak ve ırmağa benzer ;eylerin derin olan yerleri·I, 371
741 batlamak kolalamak· III, 291 bkz> patlamak
742 batmak batmak, gözden kaybolmak,I, 528; II, 128, 293, 294
743 batman batman· I, 444
744 batmul kara bibere benzer bir bitki, darü fülfül·I, 481 bkz> bibIi, butmul
745 batrak ucuna bir ipek parçası takılan mızrak· I, 465 bkz> bayrak
746 batruş bulanık, koyulaşmış (çorba vb· hakkında),I, 459 § batruş suv; bulanık su·I, 459
747 batruşmak birbirini batırmak, batırışmak.II, 203
748 batsıg batı, garp·I, 463 § kün batsıg; gün batısı·I, 463
749 baturgan saklayan (kimse)·I, 515
750 baturmak saklamak; batırmak; bağlatnnak· II, 73;III, 192
751 bay zengin, I, 349; III, 158, 239
752 baya az önce,I, 37
753 baybayuk kelebek kuşu·III, 179
754 bayık doğru söz· III, 166
755 bayın koyu kırmızı, gelincik çiçeği rengi· III, 20 bkz> yipin, yipkil, yipkin
756 baynak pislik, gübre. III, 175
757 bayrak bayrak· II, 205; III, 183 bkz> batrak
758 bayumak zenginlemek, zenginleşmek. III, 274, 406
759 bayutmak zenginletnıek· II, 325
760 baz yat, yabancı, garip. III, 148, 159 bkz> yat
761 bazgan mersin ağacının yemişi· I,18bkz>bargan
762 be koyun melemesi bildirir· III, 206
763 beçel sünnet edilmiş kadın; hadım edilmiş erkek; iğdiş edilmiş at ve başka hayvanlar· 1. 392
764 beçkem alâmet, belge; ipekten veya yaban s ığırı kuyruğundan yapılan alâmet olup savaş günlerinde yiğitler takınırlar·I, 483 bkz> perçem
765 beçkemlenmek savaş gününde ve başka günlerde belge takınmak·II, 277
766 beçküm evin sofası·I, 484
767 bedük büyük,I, 93, 360, 385, 499. 500 bkz>bedük
768 bedüklemek büyük saymak·III, 340
769 bedümek büyümek·I, 319; III, 359
770 beder burhan heykel· I, 436 bkz> bedez burhan, burhan, furxan
771 bedhez burhan heykel· I, 436 bkz> beder burhan, burhan, furxan
772 bedizlig ev süslü ev· I, 507
773 bedmek göz zayıf görmek· III, 439
774 bedrem bayram, sevinç ve eğlence günü. I, 263, 484; III, 176 bkz> badram, beyrem § bedrem yér gönül açan yer· I, 484
775 bedük büyük· I, 94 bkz> bedük
776 bedütmek büyütmek, II, 300, 301
777 beg bey, koca, evli erkek, I, 22, 35, 48, 49, 54, 64, 70, 78, 81, 82, 89,97,103, 168, 178, 182, 185, 199, 206, 212, 240, 249, 260, 274, 285, 287, 296, 300, 301, 302, 304, 320, 358, 362, 376, 378,421.424, 428,462,466, 486, 521;II, 8, 9, 10, 19, 21, 38, 75, 84,
778 begeç beyceğiz (küçültme ile birlikte acıma ve sevme bildirir I, 357
779 beglemek bey saymak, bey diye ad vermek·III, 292, 293
780 beglenmek kadın evlenmek, koca sahibl olmak, koca edinmek·II, 239, 254
781 beglig beylik·I, 362
782 begsik bey gibı, beye benzer,III, 128
783 bek muhkem, kavi, pek, sailam, sıkı·I, 333, 349, 455;III, 11 bkz> berk
784 bek bekeç tekinlerin sanı· I, 357
785 bekişmek pekìşmek, sağlamlaşmak. II, 105 bkz> beküşmek
786 bekitmek pekitmek, sağlamlaştırmak II, 309 bkz> bekütmek
787 beklemek beklemek, gözetmek; saklamak, hapsetmek; pekitmek; kapatmak·I, 504; III, 292, 445 bkz> berklemek
788 beklenmek bekişmek, sağlamlaşmak; kapanmak, kapatılmak; saklannnak·II, 239
789 bekleşmek muahede yapmak, ahitleşmek; kapatmakta y»rdım etmek; beklemekte, gözetlemekte yardım etmek,II, 203, 204
790 bekletmek bağlatmak; hapsettirmek; bekletmek, gözettirmek·II, 341
791 bekmes pekmez· I, 440, 459 bkz> pekmes
792 bekni buğday, darı, arpa gibl şeylerden yapılan içki; boza·I, 434;III, 60, 81
793 bekreşmek pekişmek. III, 278 bkz> bekrişmek
794 bekrişmek peklimek·III, 278 bkz> bekreşmek
795 bek turmak yerinde, sağlam durmak,I, 455
796 bekümek berkişmek·III, 270
797 beküşmek pekişmek, sağlamlaşmak.II, 105 bkz> bekişmek
798 beküt gizli, saklı·III, 8 bkz> yaşut (yalnız kullanılmaz "yaşut" ile birlikte gelir)
799 bekütmek pekitmek, sağlamlaştırmak.II, 309 bkz> bekitmek
800 belek armağan, konuğun hısımlarına getirdiği armağan, bir yerden başka yere gönderilen armağan.I, 385, 408
801 beléklemek armağan kılmak, vermek, hediye etmek,I, 307;III, 340 bkz> beliklemek
802 belelmek batmak, bir şeye bulanmak,III, 196
803 belemek koyun melemek· III, 206, 270
804 belgü alâmet, nişan, im, belge, I, 427, 428
805 belgülüg belli- I, 354, 384, 528; II, 40; III, 160
806 belgürmek meydana çıkmak, belirnnek, açığa çıkmak· 1. 387;II, 172
807 belik yara yoklamak için kullanılan mil· I, 385
808 belik fitìl, kandil fitill· I, 267, 385; II, 323
809 beliklemek armağan kılmak· I, 304 bkz> beleklemek
810 beliklik kebez fitillik, fitll yapmak için hazırlanmış olan pamuk·I, 510
811 beliñ düşman gelmesi yüzünden halka düşen ürküntü ve korku· III, 370
812 beliñçi çok korkak, çok ürkek· III, 371
813 beliñlemek belinlemek, korku ile uykusundan s ıçramak, hayvan habersizce bir şeyden korkup sıçrayarak ürkmek, III, 409
814 bel kılmak bir kimseye dileğinden çok yemek vermek· III, 133
815 ben ben· I, 31, 339 bkz> men
816 benek bakır para,I, 386
817 benek tane, habbe·I, 386
818 berge kamçı,III, 323 bkz> berke
819 berk muhafaza edilmiş, tahkim edilmiş, sağlam·I, 349;III, 445 bkz> bek
820 berke döğme, sürmek için kullanılan deynek, kamçı· I, 427 bkz> berge
821 berkitmek berkitmek, sağlamlaştırmak· II, 340
822 berklemek saklamak, hapsetmek· III, 445, 446 bkz> beklemek
823 berkelenmek kanla dolmak; kamçı sahibi olmak, III, 201, 202
824 berkletmek korutmak, muhafaza ettirmek, korumakla emretmek·III, 424
825 bertinmek berelenmek; el yorgunluğu peyda etmek,II, 237
826 bertişmek sertleşmek, birbirini kesmek ve yaralamak,II, 203
827 bertlenmek hırkalanmak, hırka giymek·III, 200 bkz> bertülenmek
828 bertmek berelemek·III, 425
829 bertü hırka, pardesü·I, 416 bkz> partu bertülenmek h ırkalanmak, hırka giymek· III, 200 bkz> bertlenmek
830 berü beri, tarafına. I, 35, 219; II, 55, 259; III, 65, 212, 245
831 besbel bir tel iplik, bir söğüm iplik I, 481
832 beş sayıda beş· I, 121. 132; III. 125, 449
833 beşinç sayıda beşinci· I, 132;III, 449
834 beyrem bayram, sevinç ve eğlence günü.I, 484;III, 176 bkz> badram, bedrem
835 bezek nakış, I, 385, 412; II, 99
836 bezelmek bezenmek, nakışlanmak. II, 131 bkz> bezenmek
837 bezemek bezemek, nakışlamak.III, 263
838 bezenmek süslenmek, bezenmek·II, 142, 155 bkz> bezelmek
839 bezeşmek nakşetmekte yardım ve yarış etmek, II, 99
840 bezetgen daima bezeten· II, 319
841 bezetmek bezetmek, süsletmek, II, 305, 318
842 bezgek titreme, tltreticl sitma·II, 289, 305 bkz> bezig
843 bezig titreme., 385 bkz> bezgek
844 bezinç ipek ve yün yumağı·III, 373
845 b(e)z(i)nç dalları ve yaprakları kızıl olup, bağlarda biten ve ilâç olarak yenen bir bitki·III, 373
846 bezitmek Titretmek II, 305
847 bezmek titremek·I, 385;II, 8
848 bég koca·III, 133 bkz> beg bél bel, III, 133
849 bélemek belemek, beşige bağlamak; bu!aştırmak, III, 270
850 bérgil borç, verecek· I, 427
851 bérigli vermek isteyen, II, 58
852 bérigsemek vermek istemek; vere yazmak· III, 334
853 bérilmek verilmek· II, 131
854 bérim verim, borç, verecek, I, 409; II, 185, 214; III, 288
855 bérimçi borçlu, I, 75, 409
856 bérimlig verimli; borçlu· I, 240
857 bérişmek verişmek II, 94, 95
858 bérmek vermek, gelmek bkz> barmak·I, 35, 63, 79, 97, 102. 120, 128, 130, 131, 210, 219. 243. 274, 320, 321, 354, 357, 459, 498; II, 61, 83. 249, 343; III, 14, 46, 129, 133, 145, 166, 180, 212, 217, 220, 222, 226, 333, 355, 359, 362, 364, 371, 372, 448, 449
859 bért efendisinin köleden her yıl aldığı vergi· I, 341
860 béşik (beşik) beşik,I, 236, 248, 261, 275,408; III, 58, 78, 185
861 béşikliğ uragut beşikli, emzikli kadın· I, 509
862 béz bez; etle deri arasında bulunan bez· III, 123
863 bıçası biçecek, kesecek· I, 14; II, 70 § y ıgaç bıçası neñ
864 bıçgas üluslar vb· arasında yapılan and ve bağlantı· I, 459 bkz> baçıg, bıçıg
865 bıçgıl eldeki, ayaktaki çatlaklar, b ıçılgın; yerdeki yarıklar ve çatlaklıklar· I, 480 bkz> bıçılgan § bıçgıl yér
866 bıçgu bıçkı, bıçak, I, 13;II, 69
867 bıçguç makas, sındı·I, 452
868 bıçıg and, sözleşme·I, 371 bkz
869 bıçılgan elde, ayakta ve yeryüzünde olan yar ıklıklar I, 519 bkz> bıçgıl
870 bıçılmak kesilmek, blçilmek· I, 15; II, 122, 356
871 bıçım kesim, dilim, I, 15, 395
872 bıçınmak kendi için doğramak; kendini dograr gibi göstermek; kendi ba şına doğramak·II, 141
873 bıçış büyüklerin konukluğuna, düğününe, davetine gidenlere verilen ipekll kuma ş·I, 366
874 bıçışmak biçmekte ve kesmekte yardım ve yarış etmek, II. 91, 92
875 bıçma biçme, kesme, I, 431 § bıçma yorınçga; biçilmiş yonca· I, 431
876 bıçmak kesmek, kestirmek I, 13, 15, 282, 338, 427, 434;II, 4, 268
877 bıçturmak biçtirmek, kestirmek· II, 171
878 bıçuk keslk, parçalanmış her çeyin yarısı, buçuk· I, 377
879 bıdık bıyık, I, 377
880 bıgrıg çuval, dağarcık, tulum gibi ;eylerin tıka basa dolu olmasından sonra bu gibi şeylerde olan girinti ve çıkıntı· I, 461 bkz> bıgrıl,
881 bugrıl bıgrıl tulum ve benzeri kapların dolunca hasıl ettiği büküntü, girinti ve çıkıntı · I, 481 bkz> bugrıl,
882 bıgrıg bıkın böğür, boş böğür,I, 399
883 bıldır bıldır, geçen yıl,I, 456
884 bırıg kokmuş·I, 372 bkz> barıg
885 bırkıg atin veya eşeğìn genizden ses çıkarması·I, 461 § at bırkıgı; atın ve eşeğin genizden ses çıkarması·I, 33
886 bırkırmak homurdanmak, genizden ses çıkarmak·II, 171
887 bıruk teşrifatçı, hakanın yanına, aşamasına göre büyükleri alan ve yer gösteren adarn ın adı· (aslı buyruktur), I, 378
888 bi kısrak, III, 88, 206. 310
889 bi böy denen böcek· III, 206 bkz> bög, böy
890 bibli darü fülfül 430 bkz> batmul, butmul
891 biçek bıçak· I, 384, 473; II, 176, 196, 231, 260, 262, 271, 293, 310, 317, 325; III, 18. 82, 91, 126, 169. 254, 270, 273, 299, 350, 420, 442
892 biçeklemek bıçaklamak, bıçakla vurmak. III, 340
893 biçeklenmek bıçak sahibi olmak· II, 265
894 biçin maymun· I, 346, 409
895 biçin yılı Türkler'in on ikili yıllarından biri.I, 346, 409
896 bildüzmek bildirmek, öğretmek·II, 202
897 bile ile, beraber.I, 44, 82, 100, 170, 237, 242, 248, 354, 389, 417, 430, 434, 469, 528;II, 5, 22, 28, 79, 97,128,176, 212, 214, 215, 219, 226, 343; III,11, 15, 22, 66, 71, 101, 166, 392, 393, 443
898 bilegü bileği·I, 447
899 bilek bilek,I, 325, 385, 518;II, 148, 214
900 bileklig bilekli, güçlü kuvvetli· I, 509, 511
901 bilemek bilemek, II. 260, 325;III, 270, 272
902 bilemsinmek biler görünmek·II, 260, 262
903 biletmek biletmek·II, 310, 325
904 bilezük vez)k,I, 518;II, 82
905 bilezüklenmek bllezik takınmak· III, 205
906 bilge bilge, hakim; akıllı, bilgin, alim· I,II, 51. 88, 207, 385, 388, 419. 428; III, 45, 46, 59, 137,155,158, 212, 303, 370, 380, 440 § bilge beg; bilgin, ak ıllı ve hakim bey· I, 428 § bügü
907 bilge akıllı kişi, I, 428 § külüg bilge; ünlü ki şi· 1. 428
908 bilgedmek akıllanmak·II, 340, 341 bkz> bilgetmek
909 bilgelenmek akıllanmak, akıllılaşmak·III, 202
910 bilgetmek akıllanmak·II, 340 bkz> bilgedmek
911 bilgimsinmek kendini akıllı gösternnek·III,202
912 bilig akıl, us; hikmet; bilgi·I, 61, 89, 92, 119, 140, 232, 252, 261, 385, 386, 467. 511;II, 22,148. 243; III, 81, 228, 358, 385, 393
913 biligin bilgi ile,II, 91
914 biliglig bilgili·I, 510
915 biligsemek akıllanmak; akıllı olmak istemek·III, 334
916 biligslzlik bilgisizlik·I, 440
917 bilimsinmek bilir görünmek·I, 262
918 bilinçek bir zaman sonra hırsızın veya başkasının elinde bulunan her çalınmış malın adı·I, 510 § bilinçek neñ
919 bilinmek kendi işini bilmek; itíraf etmek;bilinmek, anla şılmak· II, 23, 143, 228
920 biliş biliş, tanış; bilen, bilici·I, 12, 367
921 bilişmek bilişmek, tanışmak, II, 107;III, 71, 188
922 bilmedük bilinmemiş, tanınmamış, bilinmeyen, tanınmayan·III, 160
923 bilmek bilmek I,.11, 12, 22, 38, 44, 63, 127, 212, 300, 332, 394, 425, 456, 510;II, 22;III, 20, 222, 233, 259, 359, 372
924 bilmiş bilinmiş, tanınmış, bilinen tanınan·III, 160
925 bilsikmek bilinmek I, 21
926 biltürmek ögretmek, bildirmek·II, 176
927 bir bir· I, 15, 48, 50, 75, 107, 185, 186, 187, 189, 196, 219, 231, 232, 237, 239, 241, 258, 274, 283, 288, 296, 318, 321, 322, 329, 341, 349, 358, 369, 373. 382, 385, 387, 389. 391, 395, 396, 397, 398, 427, 429. 444, 523;II, 26, 42, 89, 92, 93, 94, 103, 107,
928 birin birin birer birer·III, 360
929 birinç sayıda birinciIII, 373
930 birle ile, beraber·I, 49, 61, 157, 167, 177,180. 181, 182, 184, 185, 186, 190, 221, 231, 233, 234, 235, 236, 237, 240, 242, 333, 367, 371, 414, 424, 430, 474, 518, 519, 520;II, 3, 26, 77, 87, 88, 89, 91, 92, 93, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 102, 106, 107, 108,III,
931 birtem uzun müddet·I, 484
932 biste tecimeni evinde konuklatıp onun mallarını satıveren ve koyunlarını toplayan ve tecimen giderken yirmi koyunda bir alan şahıs·III, 71
933 bistik eğrilmek üzere hazırlanmış, atılmış pamuk sümeği I, 476 bkz> pistik
934 bistik fitil-I, 476 bkz> pistik
935 bit bit·I, 320,III, 291 § tarıg biti tahıl biti· I, 320
936 biti gökten inen kitaplardan her biri.III, 217
937 bitig yazma, yazı, bkz> bitik
938 bitigü Türk diviti ve başka divitler. III, 174
939 bitik kitap; mektup, yazma, yazı, yazış;yazılı şey, kâğıt, |, 71, 156, 186, 197, 202, 212, 226, 232, 302, 384, 459;II, 7, 21, 39, 75, 88, 95, 113, 119. 127, 131, 133, 139, 140, 145. 149, 160, 298, 318, 320, 321, 325, 333; III, 59. 64, 94, 105, 254, 305, 353, 43
940 bitik(g) muska, afsun, üfrük· I, 384; III, 164
941 bitiklig yazı yazılacak nesne sahibi· I, 508, 511
942 bitiklik yazı yazılmak için hazırlänan şey· I, 508
943 bitilgen daima yazılan· I, 521
944 bitilmek yazılmak. II, 119, 139, 160; III, 119
945 bitímek yazmak· II, 325
946 bitinmek yazılmak, yazınmak, kendisi için başkasının yardımı olmaksızın yazmak, II, 139, 140, 141, 160
947 bitişmek yazmakta yardım ve yarış etmek·II, 88, 113
948 bitişmek ikrar etmek,II, 88
949 bititdeci yazdırıcı.II, 318
950 bititeçi yazdırıcı· II, 318
951 bititgü yazdıracak· II, 321 § bitíg bititgü oruñ; yazı' yazdıracak yer· II, 321
952 bititküçi yazdırıcı.II, 318
953 bititmek yazdırmak· II, 298, 299, 312, 325
954 bititmiş yazılmış·II, 320 § bititmiş bitik;yazılmış yazı, eser·II, 320
955 bitlemek bit aramak·III, 291
956 bitrik fıstık· 1. 476 bkz> buturgak
957 bitrik kadınların avret yerinde bulunan dilcik, d ılak·I, 476
958 biz biz,I, 24, 25, 46, 94, 325, 341, 452, 509; II, 61, 66. 68, 274;III, 370 bkz> miz
959 bizi ekmeğin üzerinde yanmaktan dolayı peyda olan siyahlık·III, 223
960 bod boy·I, 412 bkz> bod
961 bodug renk; boya·I, 175 bkz> bodug
962 bod boy, kamet· III, 121, 216 bkz> bod
963 bod toy kuşu·III, 121
964 bod misk ile râmek'ten yapılan şey· III, 121 §bod moncuk; cariyelerin misk ile râmekten yaparak takındıkları boncuk·III, 121
965 bodlug boylu, III, 121, 138, 156
966 bodug boya; kına· II,II, 304 bkz> bodug
967 bodumak boyamak; yapıştırmak· III, 260
968 bog bohça, boğ, eşya konan heybe· II, 133, 141;III, 127
969 bogarmak ağaca kertik kertmek,II, 80 bkz>bogramak
970 bogaz boğaz,I, 364;II, 244 bkz> boguz
971 bogım boğum·I, 395 bkz> bogum, bogun
972 boglamak boğlamak, bohçalamak·III, 292 bkz>baglamak
973 boglanmak bohçalanmak,II, 239 bkz> baglanmak
974 boglunmak boğulmak,II, 239
975 bogmak boğmak,I, 86;II, 14, 24, 173; III, 406
976 bogmak gömlek düğmesi. I, 466
977 bogmak gerdanlık, gelin gerdanlığı·I, 466
978 bogmaklalmak düğmelenmek·III, 350 bkz>bogmaklamak, bogmaklanmak
979 bogmaklamak düğmelenmek·III, 350, 351bkz> bogmaklalmak, bogmaklanmak bogmaklanmak
980 bognaklanmak bulut parça parça olmak·II, 274
981 bogra her hayvanın aygırı, boğa, deve aygırı, pohur·I, 187, 188, 420, 443, 521, 11. 223, 287, 334; III, 254, 282, 293
982 bogralanmak pohurlanmak, pohurlaşmak·III, 200, 201
983 bogramak ağaçta kertik kertmek· II, 80; III, 277 bkz> bogarmak
984 bogruşmak ağaç yontmakta yardım ve yarış etmek· II, 203
985 bogsuk kölelerin boyunlanna geçirilen lâle·I, 465 bkz> bohsuk
986 bogturmak boğdurmak, II, 171
987 bogulmak boğulmak,II, 131
988 bogum boğum·I, 399 bkz> bogım, bogun
989 bogun boğum·I, 399 bkz> bogım, bogum
990 bogundı hayvanların sidikliği, mesane (yalnız hayvanların, insanların değil) .1, 449 bogunmak
991 bogurda saç kıvırcık saç· I, 488
992 boguşmak birbirini boğmak· II, 101
993 bog(u)z boğaz· II, 24, 130, 290, 306; III, 264 bkz> bogaz
994 boxsuk kölelerin boyunlarına geçirilen lâle· I, 465 bkz> bogsuk
995 boxsuklanmak eli boynuna bağlanmak·II, 272
996 boxtay elbise bohçası, heybesi·III,239 bkz; boxtuy
997 boxtuy elbise bohçası, heybesi·III, 239 bkz> boxtay
998 bok bok·III, 129
999 boka boğa· II, 79; III, 226
1000 bokadmak boğalanmak, boğa olmak, II, 308 bkz> bokatmak
1001 bokatmak boğalanmak, boğa 0111^.II, 308 bkz> bokadmak
1002 boklamak boklamak, pislemek·III, 292
1003 bolgu olma, oluş·I, 139
1004 bolmagu olmayacak (iş vb.)· § boldiñ erinç
1005 bolmagu ; olmayacak bir şey oldun· III, 245
1006 bolmak olmak· I, 26, 36, 37, 42, 47, 49, 51, 53, 54, 55, 59, 62, 64, 66, 69, 75, 79, 82, 89, 92, 93, 95,104,115, 138, 139, 186, 192, 200, 205, , 219, 243, 250, 251, 252, 288. 307, 309, 318, 322, 325, 326, 330, 333, 342, 348, 349, 358, 369, 390, 400, 402, 410, 42
1007 bolmış olmuş· I, 93 § bolmuş aş; olmuş (pişmiş) yemek· I, 93
1008 boluş sõzle yardım· I, 367
1009 boluş kılmak sözle yardım etmek· I, 367
1010 boluşmak birinden yana çıkmak, birinin dileğine uymak· II, 108
1011 bor şarap, süci·III, 119, 121
1012 borguy üflenerek öttürülen boru· III, 241
1013 borı ok ucuna geçirilen temren oyu ğu halkası; hokka ve taş gibi şeylerin yarılmaması için ağızlarına geçirilen halka· III, 220
1014 borık huy, gidiş· I, 378 bkz> yorık, yoruk
1015 boş boş hür, ergin; boşanmış; sölpük, pörsük gevşek; salıverilmiş,boşaltılmış.I, 330;III, 124,125 § boş yılkı; başıboş salınmış hayvan sürüsü, I, 330 bkz> ba şlag yılkı· I, 461 § ol işler boş; o kadın boştur; ·o kadını boşadı, bıraktı, unuttu, I, 330
1016 boşanmak (kadın) boşamak, bağı çözülmek, II, 142
1017 boşatmak boşaltmak; çözmek, çözülmek, bırakılmak, (kadın) boşatmak· II, 306, 307
1018 boşgunmak boş kalmak, boş olmak, işten yorulmak· II, 238 bkz> boşunmak
1019 boş kılmak bırakmak, azat etmek, I, 330
1020 boşlaglanmak kızmak, öğüt tutmanıak·II, 272
1021 boşug hanın, elçiye dönmesi için izin vermesi,izin·I, 372 §
1022 boşug aşı izin yemeği, I, 372
1023 boşugu salıverme zamanı,I, 446
1024 boşumak boşalmak; boşanmak, çôzulmek, gevşemek; izln verip bırakmak; boşamak·III, 266
1025 boşunmak boşalmak·II,238 bkz> boşgunmak
1026 boşutgan çok yumuşaklık (ishal) veren, çok yumuşatan·I, 514
1027 boşutmak bırakmak, boş bırakmak, serbest bırakmak; yumuşaklık, (ishal) vermek,I,210
1028 botu potuk, deve yavrusu·I, 120;II, 341 bkz> botuk
1029 botuk potuk, deve yavrusu· III, 218 bkz> botu
1030 boy boy, ulus, kavim, kabile, aşiret; hısım·I, 44, 51, 237, 238, 338;II, 209, 274, 316;III, 141
1031 boy yenilen bir ot, poy otu· III, 141
1032 boyın boyun, tutamak,III, 169 bkz>boyun
1033 boymaşmak dolaşmak, açılmamak (ip gibi şeyler ve işler), karışmak· III, 194
1034 boymul boynunda beyazlık olan hayvan, moymul·III, 176
1035 boynak dağ boynu, belen· III, 175
1036 boynak yılana ağı veren keler,III, 175
1037 boynamak kurulmak, gururlanmak, böbürlen-mek, mağrur olmak, dik başlı o1mak·I, 226; III. 377
1038 boynatmak dik başlılık ettirmek·II, 357
1039 boyun boyun·I,127, 213, 370, 518;II, 3,74, 76, 164,180, 218,219, 233, 235, 236;III,194, 230, 248, 288, 325. 427, 431 bkz> boyın
1040 boyunduruk boyunduruk· III, 179
1041 boyunlamak boyuna vurmak·III, 145
1042 boz boz reflk·II, 12; III, 122, 224
1043 bozlamak ses vermek, bağırmak; bozlamak· I, 120; III, 291
1044 bozlatmak böğürtmek,II, 341
1045 bozmak bozmak, yıkmak· II, 8
1046 bozuk bozuk, kırık yıkık, I, 378
1047 bozulmak bozulmak, yıkılmak· II, 131
1048 bozuşmak bozmakta yardım ve yarış etmek, II, 99
1049 bög bir çeşit örümcek, böğ· III, 131, 141 bkz> bi, böy
1050 bögrül bögrü ak olan hayvan· I, 481 § bögrül at; bö ğürleri ak olan at·I, 481
1051 bögür böğrek, böbrek·I, 316
1052 bögürlemek böğüre vurmak; harp safını karşılaşmadan sağ veya soldan vurup yenmek· III, 332, 345
1053 bök aşığın sırtının, tümseğinin yukarı gelmesi, III, 130 bkz> çik bök
1054 böke turmak bükülmek, eğilmek III, 231
1055 bökmek eğilerek yere kapanmak, yemekten b ıkıp, doyup usanmak, bıkmak, gözü doymak, kanmak. II, 18, 19 bkz> bükmek
1056 bökütmek doyurmak, bıktırmak II, 309
1057 bölük bölük-I, 385
1058 bölükmek hayvanlar bölüklere aynlmak·II, 118
1059 böñ iri yarı, yoğun, obur·III, 354
1060 böñ ağır bir şeyin düşmesiyle çıkan ses·III, 354
1061 böri kurt·I, 36
1062 börk başlık, külâh, börk, I, 349;II, 93, 281, 303; III, 175, 200, 336, 351, 361 § kuturma
1063 börk önde, arkada iki kanadı bulunan külâh· I, 490 § sukarlaç börk uzun külâh· I, 493 § kad ıglıg börk kenarlı, kıyılı külãh· I, 496
1064 börkçi takkeci, serpuşçu, külâh yapan ve satan· I, 26; II, 41, 52
1065 börleyü kurt gibi I, 189
1066 börüñ suların yerde yaptığı yarıklar· III, 370
1067 böy bir çeşit örümcek· III, 141, 206 bkz> bi, bög
1068 böz bez· I, 21, 49, 117, 152, 382, 477;II, 129, 308, 337, 345, 365; III, 51, 69, 101, 122, 198, 208, 291, 296, 352
1069 bu bu·I, 34, 36, 46, 49, 64, 72, 74, 77, 94,126, 128, 132, 136, 141, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 186, 190, 193, 197, 204, 230, 235, 238, 244, 246, 253, 255, 259, 266, 270, 288, 291,292, 294, 297, 313, 315, 318, 323, 326, 329, 340, 362, 373, 374, 376, 391,
1070 bu buğ, buhar, bugu·III, 206
1071 buç buç kuşun ötmesi için "güzel güzel" yerinde söylenen bir söz,II, 290
1072 buçgak bucak; açı, zaviye ve benzeri·I, 465
1073 buçgak kesilmiş hayvan derisinden çarık yapılan uçlar·I, 465
1074 buçgak kutur·I, 465
1075 buçgaklanmak köşelenmek·II, 273
1076 buçı bir çeşit kubuz; iyi ses veren, çok inleyen ut·III, 173, 219
1077 buç kubuz inleyen utlardan bir ut·III, 173
1078 budgay buğday· III, 240 bkz> bugday
1079 budun halk, ulus kavim, I, 155, 238, 239. 241, 352, 438, 439;II, 216, 223, 250;III, 398, 420 bkz> budun, buyun § budun başkanı
1080 budunlug bukunlug ulusu, oymağı olan·I, 499
1081 budursın bıldırcın·I, 513
1082 budmak buymak, donmak ve ölmek·III, 439
1083 budun halk, kavim, ulus·I, 45, 231. 398, 466, 512;II, 110, 127, 211, 216;III, 4, 47, 69. 75,80, 90, 147, 185 bkz> budun, buyun
1084 buduşmak bir şey açılmak, ayrılmak (eğri bacaklar gibi), ap;ak olmak· II, 93
1085 budutmak soğukta dondurarak öldürmek· II, 302 bkz> yudutmak
1086 buga Hindistan'dan getirilen bir ilâç, III, 224
1087 bugday buğday· II, 235, 319, 363;III, 4, 73, 240, 254, 325 bkz> budgay
1088 bugrıl tulum ve tuluma benzer dolu kapların hasıl ettiği büküntü, girinti ve çıkıntı. I, 481 bkz> bıgrıg, bıgrıl
1089 buxsamak kabul etmemek; zorla yapmak·III, 284
1090 buxsatmak dik başlılık ettirmek,II, 335
1091 buxsı pişmiş buğday ile badem içl üzerine bal ve süt ile yap ılmı; bulamaç dökülerek meydana getirilen bir yemek·I, 423
1092 buxsum boza, darıdan yapılan bir içki·I, 485
1093 bujın çöpleme denilen ağılı bir ot·I, 398
1094 buk içi boş şeylerin yere düşerken çıkardıkları ses·III, 129
1095 bukaç su kabı, topraktan yapılan çömlek ve benzeri şeyler, I, 357, 411
1096 bukagu hırsızların ellerlne vurulan kelepçe· I, 446
1097 bukak kuş kursagı.II, 285
1098 bukmak bükmek, kıvırmak,II,16
1099 bukramak hayvan sıçramak, çamışlık etmek· III, 279 bkz> bukrımak
1100 bukrımak hayvan sıçramak, çamışlık etmek· III, 279 bkz> bukramak
1101 bukuk çiçek topluluğu; çiçek tomurcuğu.II, 285
1102 bukuk boğazın iki yanında deri ile et arasında peyda olan et bezleri·II, 285
1103 bukuklanmak tomurcuklanmak, kabarmak· I, 437;II, 285
1104 bukuklug er boğazı urlu adam,I, 497
1105 bukulmak bükülmek, burkulmak, toplannnak· II, 131, 132
1106 bukunmak bükmek, kıvırmak· II, 142, 143
1107 bukurmak indirmek· II, 82, 83
1108 bukursı sapan demiri.III, 242
1109 buladmak tencere buğusunda pişirtmek·II, 310 bkz> bulatmak
1110 bulak at boyu kısa, sırtı geniş at·I, 379
1111 bulamak pişirmek·III, 270
1112 bulan Kıpçak illerinde avlanan büyük bir yaban hayvan ı·I, 413
1113 bulatmak tencere buğusunda pişirtmek·II, 310 bkz> buladmak
1114 buldukmak bulunmak· II, 227
1115 buldunı içerisine yaş ya da kuru üzüm konan hoşmerim· I, 492
1116 buldur buldur güldür güldür, I, 456
1117 buldur buldur étmek güldür güldür etmek· l, 456
1118 bulduzmak buldurmak· II, 202
1119 bulgak düşman gelmesi yüzünden halk arasına düşen karışıklık· I, 467 bkz> bulga;
1120 bulgak bulanık· III, 320 bkz> bulgayuk
1121 bulgama yağsız ve tatsız bulamaç· I, 491
1122 bulgamak bulandırmak, karıştırmak, bulanıp kusayaznnak; öfkelendirmek· III, 289, 320
1123 bulgamak can sıkmak (yalnız kullanılmaz).III, 291 § bulgamak telgemek can s ıkmak·III, 291
1124 bulganmak bulanmak; kızmak, öfkelenmek; karışmak,II, 238, 242;III, 21
1125 bulgaş düşman gelmesi üzerine halk arasına düşen karışıklık.I, 460 bkz> bulgak
1126 bulgayuk bulanık·III, 179 bkz> bulgak
1127 bulguna ılgın ağacına benzer gevrek, kırmızı bir agaçtır, develer yer, I, 492 bkz> malguna
1128 bulıt bulut· I, 138,139,173,186, 212, 251. 257, 258, 354, 376;II, 222, 223; III, 50, 147, 282, 298, 319, 398 bkz> bulut
1129 bulıtlanmak bulutlanmak·II, 264
1130 bulmaduk bulunmamı;·I, 419
1131 bulmak bulmak· I, 123, 215, 304, 360, 384, 398, 407, 445, 463, 508;II, 21, 22. 29, 316; III, 12, 90, 440
1132 bulmış bulunmuş· III, 361
1133 bulnamak esir etmek, tutsak etmek·I, 60, III, 29, 301
1134 bulnatmak esir ettirnnek·II, 350
1135 bulun esir, tutsak,I, 215, 307, 399; II, 150, 307; III, 63, 85, 97
1136 buluñ köşe, bucak, zavlye· II, 371
1137 bulunmak bulunmak·II, 143
1138 buluş kişinin yaptığı bir işten elde ettiği kazancı, kâr·I, 367
1139 buluşmak buluşmak,II, 107, 110
1140 bulut bulut·III, 39, 190, 217 bkz> bul ıt
1141 burbag işi uzatma, işi yarına bırakma, sürüncemede bırakma·I, 461 bkz> yurbag
1142 burbalmak karışmak, II, 228, 229
1143 burbamak işi sallamak, savsaklamak, üzerine du şmemek· III, 275 bkz> buybamak, yubalmak, yubamak, yubanmak
1144 burbaşmak karışmak· II, 203, 227
1145 burbatmak karıştırmak ve geciktirmek· II, 327 bkz> yap yup k ılmak, yubatmak, yubılamak, yuplamak
1146 burçak burçak· I, 466
1147 burçak ter taneleri· I, 466
1148 burçaklanmak burçaklanmak; (akar hakkında) tane tane akmak, burçak burçak olmak, l, 466; II, 273, 279
1149 burduz bahçe, bostan· I, 457 (öz Türkçe de ğil)
1150 burxan put, buda· I, 343, 436, III, 84 bkz> beder burhan, bedez burhan, furhan
1151 burış deride ve elblsedeki buruşukluk, I, 367 bkz> burkug
1152 burkı ekşi yüz, kırışık I, 18, 427
1153 burkıtmak (yüz) buruşturmak, ekşitnnek·II, 339
1154 burkug deri ve deri gibi şeylerin büzülmesi· I, 461 bkz> bur ış
1155 burkurmak buruşmak, büzülmek. II, 171, 188
1156 burmak kokmak (iyi), buğusu yükselmek, buğulanmak· II, 6; III, 180
1157 burslan aslında "bebür" denen hayvan; erkek ad ı·III, 418
1158 burt kâbus, karabasan·I, 341; II, 10 § köti burt; kâbus,I, 341
1159 burta altın kırıntıları.I, 416
1160 burtalamak altın varaklar veya kınntılar yapıştırmak· III, 351, 352
1161 burtalanmak altın kırıklan lle süslenmek·III, 200
1162 burun burun, öne doğru çıkınti yapan yer; önce·I, 375, 398, 412, 515. 518, 524,II, 85, 313;III, 107, 273 § kıval burun
1163 burunduk /ular, buruna geçirilen yular, burunduruk,I, 501; II, 16 buru ıîg ok atımı yer· llt, 370
1164 burunlamak buruna vurmak,III, 341, 342 buruşmak (yüz) buru;mak·II, 94 burutmak buğulandırmak, kokutarak yellenmek·II, 302
1165 buşak içi sıkıntılı, mükedder I, 154, 378 bkz> buşgan, puşak
1166 buşgan içi sıkıntılı, mükedder·I, 154 bkz> buşak, puşak
1167 buşgut çırak·I, 451
1168 buşgutlanmak çırak, çömez sahibi olmak· II, 270 bkz> tu şgutlanmak
1169 buşmak sıkılmak, can sıkılmak, usanmak· I, 373; II, 12, 145; III, 262 bkz> pu şmak
1170 buşug can sıkıntısı.I, 373 bkz> puşug
1171 buşulgan (ş) eli işe yatkın·III, 53
1172 buşurmak can sıkmak·II, 78
1173 but but,I, 254;III, 120
1174 but değerli ve büyük peruze· III, 120
1175 but büyük bir adamın armağanını getirene verilen bahşiş,III, 120
1176 butak budak, dal· I, 44, 159, 168, 277, 377; II, 264 bkz> but ık
1177 butaklamak budamak· III, 336, 337 bkz> butıklamak, butımak
1178 butaklanmak budaklanmak, tomurcuklanmak, kollar ı ayrılmak. II, 264, 269
1179 butanmak budanmak· II, 141
1180 butar hasır dokumasında kullanılan ip,I, 360
1181 butık budak, dal, ağaç·I, 377;III, 19, 55, 58, 78, 83, 95 bkz> butak
1182 butık küçük testi, kırba, boduç· I, 377
1183 butık atın ayak derisi çıkarılarak yapılan tulum, I, 377
1184 butıklamak budamak· III, 336, 337 bkz> butaklamak, but ımak
1185 butımak budamak· III, 337
1186 butlamak buduna varmak; budunu ısırmak, III, 291
1187 butlu devenin burnuna geçirilen burunsal ık;(deve) burnundaki yumuşak yer,I, 430;II, 16
1188 butmul karabibere benzer bir bitki, darü fülfül I, 481 bkz> batmul, bibli
1189 buturgak pıtrak, fıstık biçlminde çengelli bir diken-I, 502 bkz> bitrik
1190 buybamak savsaklamak, yüz üstü bırakmak· III, 310 bkz> burbamak, yubamak
1191 buyun kavim, ulus· III, 169 bkz> budun, budun
1192 buyurmak buyurmak, emretmek III, 186 buz buz,I, 186, 353, 425; II, 214, 346; III, 123, 297
1193 buzagu buzağı I, 59, 446, 528; III, 91
1194 buzagulamak buzağılamak, buzağı doğurmak· III, 91
1195 buzluk buzluk, içerisine buz konularak yaz için saklanan yer,I, 466
1196 buztılı sıçan gibi küçük bir hayvan·I, 446
1197 büdik oynayış, zıplayış, raks·I, 412 bkz> büdik
1198 büdik oyun, raks, III, 259 bkz> büdik
1199 büdimek oynamak, raksetmek, III, 259
1200 büdüşmek oyunda ve raksta yarışmak. II, 93
1201 büdütmek oynatmak. II, 302
1202 bügde hançer·I, 31, 418;III, 272 bkz> bükte
1203 bügdelemek hançerlemek,III, 352 bkz> bükdelemek
1204 büglünmek toplanmak, birikmek.II, 239
1205 bügmek durdurmak, hareketine mani olmak; kapanmak, sed çekilmek, toplanmak; bükülmek, I, 100;II, 19 bkz> bükmek
1206 bügri (bukri) eğri büğrü· I, 219. 420
1207 bügü bilgin, akıllı, hakim.I, 428;III, 228, 303 bkz> bükü
1208 bügü bilge akıllı·III, 228
1209 bügülmek büğenmek, önü büğenerek toplanmak ve çoğalmak·II, 132
1210 bügüşmek su büğemekte yardım ve yarış etmek,II, 105
1211 bük bük , sık ağaçlık·I, 245, 260, 333
1212 bük köşe, bucak,I, 333
1213 bük tomurcuk.I, 233
1214 bükdelemek hançerlemek.III, 352 bkz> bügdelemek
1215 büke ejderha, büyük yılan·III, 227
1216 büken karpuz, hint kavunu·I, 399
1217 bükin erliksiz, puluç,I, 399
1218 büklünmek kıvrılmak·II, 239
1219 bükmek durdurmak, toplanmak, bükmek I, 100 bkz> bügmek
1220 bükmek yere kapanmak, yemekten doyup, usanmak, doymak, kanmak, II, 18, 19 bkz> bökmek
1221 bilksek kadının göğsü ile boynu arasında gerdanlık takılan yeri.I, 476
1222 büksüklenmek kızda meme tomurmak·II, 277
1223 büksülmek çatlamak, yanlmak·II, 229
1224 bükte hançer-I, 31 bkz> bügde
1225 büktel orta boylu (insan hakkında); yassı arkalı, oturamaklı (at hakkında). I, 481
1226 büktir dağlardaki çukur ve sert yerler; da ğların inişli çıkışlı yerleri,I, 455, 456
1227 bükü bilgin, akıllı, hakim.III, 228 bkz> bügü
1228 bükü bilge bilgin, akıllì, hâkim.III, 228
1229 bükülmek bükülmek; kesilmek·I, 437;II, 132, 285
1230 büküm etük kadın pabucu, I, 395 bkz> mükim, mükin
1231 bükün kör bağırsak· I, 399
1232 büküşmek bükmekte yardım etmek, II, 105
1233 bül zaman geçerek eskiyen herhangi bir şey,1, 335 § bül at; ayakları sekili olan, ayaklarında aklık bulunan at·I, 335 § bül tarıg; üzerinden yıllar geçerek tadı bozulan tahıl·I, 335
1234 bün çorba,I, 31 bkz> mün
1235 bürge pire· I, 427
1236 bürge kişi bir yerde durmayan, zevzek, taşkın kimse I, 427
1237 bürgelenmek öfkeden pire gibi sıçramak, pirelenmek. III, 202
1238 bürme don, torba gibi şeylerin ağı· II, 94
1239 bürmek büzmek· II, 6
1240 bürük sofra başı, şalvar uçkuru gibı şeylerde bulunan yuvar-lak ip ve iplikler· I, 385
1241 bürülmek buruşturulmak, bükülmek. II, 131
1242 bürünçük bürüncük, kadın baş örtüsü· I, 510; II, 151
1243 bürünmek bürünmek. II, 141
1244 bürüşmek yuvarlak ;ey dikmekte yardım etmek, II, 94
1245 büskeç çörek· I, 452 bkz> püşkel
1246 büsteli kara pazı denen sebze, I, 493 bkz> püstüli
1247 büşinçek üzüm salkımı, I, 506
1248 büte çok anlamına bir kelime; kısa zaman, III, 217 bkz> kibe
1249 bütkü kaka, büyük abdest (çocuklara söylenir)· I, 430
1250 bütmek ses kısılmak, alçalmak; borcu veya alaca ğı gerçekleşmek; yara kapanmak; sona ermek, yok olmak; bir şeye inanmak, ikrar etmek·I, 219; II, 294; III, 137, 166. 240
1251 bütmek bitmek (nüşvü nema), yaratılmak, doğmak· II, 294
1252 bütmiş kapanmış, iyileşmiş (yara)· I, 245 bkz> yetmiş
1253 bütrüşmek muhâkeme olmak ve şahit getirmek.II, 203
1254 bütsemek iyileşmeğe yaklaşmak·III, 284
1255 bütüge patlıcan,I, 447
1256 bütün doğru, dürüst, sahih; bütün·I, 224, 398
1257 bütünlemek gerçekliğini aramak,III, 341
1258 bütürmek sağaltmak, sağlam hale koymak; alacağını tanıklamak, ispat etmek·II, 72, 73 bkz> pötürmek;
1259 cılday atların gögsünde çıkan bir hastalık.III, 240 bkz> çildek
1260 cigi sağlam (dikişte)·III, 229 bkz> yi, yigi
1261 cincü inci.I, 31, 417;III, 30, 229 bkz> yincü yinçü, yünçü
1262 cugdu
1263 devenin uzamış olan 10/11.I, 31 bkz>
1264 yogdu, yogru, yogruy,
1265 yugdu,
1266 cüvüt boya,III, 16Î
1267 ça benzetme edatı·III, 207 bkz> çe çabak Türk gölünde bulunan ufak bir bal ık· I, 381
1268 çabak er soysuz, mayası bozuk, sütsüz adam, I, 381
1269 çaçır çadır· I, 406 bkz> çaşır, çatır
1270 çadan çiyan, kuyruğu örü, akrep· I, 409; III, 367
1271 çaflı şahin· I, 431
1272 çag çug gürültü, çar çur· III, 128
1273 çagı gürültü· III, 225 bkz> çogı, çugı
1274 çagıg kamçı, sırım II, 210 bkz> çavıg
1275 çagılamak bağırmak, çağırmak. III, 324 bkz>çogılamak
1276 çagılamak çağlamak. III, 324 bkz> jagılamak, şagılamak
1277 çagır şarap, şıra· I, 363; II, 336;III, 286, 385
1278 çagır dar yol, küçük yol, çığır·I, 363 bkz> çıgır
1279 çagırlamak şıra yapmak; şıra içmek·III, 331
1280 çagırlanmak şıra veya şarap sahibi olmak· II, 267
1281 çagırlıg şaraplı, şarabı olan· I, 494
1282 çaglanmak börtmek; yarı pişmek (et)· II, 245
1283 çagmur şalgam· I, 16, 457 bkz> çamgur
1284 çagrı doğan kuşu; çakır ku;u· I, 421;II, 343; III, 332
1285 çagruk sertleşen, katila;an·I, 469
1286 çaxa çakmak,I, 9
1287 çaxşak dağ tepelerindeki taşlık yer·I, 469
1288 çaxşak kurutulmuş kaysı, üzüm gibi meyveler, I, 469
1289 çaxşamak çağıl çuğul etmek, takılan süs eşyası ses vermek·III, 286
1290 çaxşu "filiz herç

çakses anlatan bir söz·I, 333"

1291 çak bir şeyin özunü, aynını bildiren kelime,"tam, işte, aynı" sözleri gibi·I, 333
1292 çak çuk odun, ceviz, kemik gibi çeylerin k ırılmasından çıkan ses,I, 333
1293 çak çuk etmek odun, ceviz, kemik gibi şeyler kırılırken ses çıkarmak·I, 333
1294 çak etmek ses çıkarmak·I, 333
1295 çakılmak çakılmak; ateş çakmak; eri;tirilmek·II, 133
1296 çakınmak çakınmak, kendisi için çakmak· II, 149
1297 çakır gök gözlü, çakır gözlü, çakır· I, 363
1298 çakışmak çakmakta yardım ve yarış etmek·II, 104
1299 çaklanmak çalkamak·I, 513
1300 çakmak çakmak; erişmek, II, 17, 23;III, 26
1301 çakmak (kuş) aşağı inmek·III, 46 bkz> çokmak, çukmak
1302 çakmak çakmak (yakma aracı)·I, 469;II, 17, 104, 133, 149, 181;III, 26
1303 çakrak kel, daz, 1. 469
1304 çakratmak gözü çakırlaştırmak·II, 334
1305 çakrışmak çağrışmak·II, 209
1306 çakturmak çaktırmak; iki kişiyi kızı;tırmak· II, 181
1307 çal alaca, kır· III, 156
1308 çalañ geveze, bağıran, çalçene·III, 371 § çalañ ba şı; çalçene, bağıran kişi· III, 371
1309 çalañ yanmış gibi siyah, ot bitmeyen, çorak yer· III, 371
1310 çaldır çaldır ses ifade eden bir söz·I, 457
1311 çaldır çaldır etmek çaldır çaldır etmek I,457
1312 çaldramak ;ağıl çuğul etmek, ses vermek, III, 447, 448
1313 çalgay ku; kanadının uçları·III, 241
1314 çalıg yitik arama; bey|erln önemli bir işi çıktığında gelmeleri için köylere, obalara gönderdi ğl haber, I, 374
1315 çalınmak kendini yere atmak; kulağına söz erişmek; anklannnak, zayıflamak·II, 149, 150
1316 çalış çelme, güreş· I, 368
1317 çalışmak bir şeyin çatlakları, ekleri, araları açılmak; güreşmek. II, 108, 114
1318 çalkan yaranın bir yerden başka blr yere yürümesi veya 20^651.I, 441
1319 çalk çulk itmenin çıkardıgı ses,I, 349
1320 çalk çulk kılmak itmek, çarpmak·I, 349
1321 çalma kerme, kemre, koyun ağıllarında veya deve ahırlarında toplanıp, kurutularak kışın yakmak Içln kesilen kesek, kuru tezek,I, 433
1322 çalmak yere çalmak, vurmak, yenmek
1323 çalpak kir, pislik· 1. 470 § çalpak i ş; karışık iş·I, 470
1324 çalpañ sıvık çamur·III, 385
1325 çalpaşmak çarpışmak, mücadele etmek; sertleşmek; bir şey kötüleşip pisleşmek·II, 207
1326 çalpuşlanmak yapışkan olmak, çelpeklenmek. II, 271
1327 çalturmak yere çeldirmek, yere çaldırmak;aratmak, aramasını emretmek; işittirmek için çağrılmak. II, 182
1328 çamguk koğucu, kovcu·I, 470
1329 çamgur şalgam,I, 457 bkz>
1330 çagmur çamı gürültü, bağırtı (yalnız kullanılmaz, "çogı" ile gelir).III, 234
1331 çamrak çoluk çocuk,I, 469 bkz> çar çarmak
1332 çanak kekez kimse, korkak, gevşek,I, 358
1333 çanak kap kacak, çanak, tuzluk ve tuzlu ğa benzer ağaçtan oyulmuş kap·I, 84, 381; III, 32, 109 bkz ayak
1334 çanaklamak birini arık (zayıf) saymak veya bulmak; arıklığa, gevşekliğe, kekezliğe nispet etmek· III, 330 ça(n)aklık kekezlik, gevşeklik, perişanlık· I, 503
1335 çançu erişte hamuru açılan oklava· I, 417
1336 çandışmak birbirine sertleşmek, birbirinden kaçınmak, çekinmek·II, 207, 208
1337 çañılamak döğülerek çenilemek; kötü söyleyip ba ğırmak·III, 404
1338 çanka bir çeşit tuzak·I, 427
1339 çanturmak caydırmak·II, 182 bkz> çındu·turmak
1340 çap çap ses bildiren bir kelime, vurulan kamç ının ve dudağın şıpırdamasında çıkar· I,318
1341 çap çap yémek şapır şupur yemek·I, 318
1342 çapgut çaput, ;ilte· I, 451
1343 çapılmak Ince, iyi yumuşak çamurla sıvamak;boynu vurulmak·II, 119
1344 çapınmak kamçılamak; yüzmek, II, 149
1345 çapıtgan çok saldıran· I, 513 çapıtgan er cellât, boyun vurnn,I, 513 çap ıtmak saldırmak, vurdurmak,II, 298 çapmak yüzmek; arı çamurla sıvamak; vurmak·II, 3, 149
1346 çapsamak yüzmek istemek III, 284
1347 çapturmak suda yüzdürmek; çamurla sıvatmak; boyun vurdurmak,II, 180
1348 çar çar herhangi bir akarın çıkardıgı ses,I, 324 bkz> şar şar
1349 çar çarmak çoluk çocuk·I, 469;II, 148, bkz> çamrak
1350 çarçur abur cubur·I, 323
1351 çarçur yemek eline geçeni yemek, bir şey bırakmamak,I, 323
1352 çarlamak cırlamak, ağlamak, bağırmak·III, 295 bkz> çoglamak
1353 çarlaşmak ağlaşmak, bağrı;mak, kükremek·II, 210
1354 çarlatmak cırlatmak, ağlatmak·II, 344
1355 çars çars ses ifade eden bir kellme·I, 348
1356 çars çars urmak çat çat dõvmek·I, 348
1357 çart parça,I, 341
1358 çart çurt her şeyln ufağı, döküntusü· I, 341
1359 çaruk çarık·I, 318
1360 çaruklamak çarıklamak, Türk çarığı giymek;çaruk boyuna nispet etmek, III, 337, 338
1361 çaruklanmak çarıklanmak·II, 266
1362 çaruklug çarıklı.I, 497
1363 çarukluk çarık yapılmak üzere yapılmış deri·I, 503
1364 çarun çınar agacı·I, 414 bkz> çünük, şünük
1365 çaşır çadır·I, 406 bkz> çaçır, çatır
1366 çat kuyu·III, 146
1367 çat çat bir şeyin düştüğü zaman çıkardığı sesi anlatır·I, 320
1368 çatllamak şaklamak.III, 323
1369 çatır çadır,I, 406 bkz> çaçır, çaşır çatır nı;adır·I, 406
1370 çatmak kuzuyu koyuna katmak,II, 294
1371 çatpa köy muhtarının ırmak, çeşme sularının yollarını kazmaya gitmeyen kimseterden aldığı tutu,I, 416
1372 çatuk Çin'den getirilen bir balık boynuzu· III, 218
1373 çav şöhret, ;an; ses,I, 45;II, 250
1374 çava delikanlılara verilen adlardan·III, 225
1375 çavar ateş yakmaya yarıyacak nesne, tuturak, I, 17, 411
1376 çavar çuvar ateş yakmaya yarıyacak nesne,tuturak·I, 411
1377 çavarlıg yer yavşan gibi tuturak yapmaya yarar odun bulunan yer· I, 495
1378 çavıg kamçı, kamçı ucu, I, 374; II, 231 bkz>çagıg
1379 çavju dalı, budağı, meyvesi kırmızı bir ağaç olup meyvesi acıdır· Kadınların parmağı kırmızılıkta buna benzetilir, I, 422
1380 çavlanmak sanlanmak, şöhretlenmek, ün sahibi olmakII, 245; III, 200
1381 çavlı ateş yakılan meyve kabukları, III, 442
1382 çavuş çavuş, savaşta safları düzelten ve askeri zulüm etmeğe bırakmayan kimse. I, 368 çaydam yatağa doldurulan veya yağmurluk yapılan Ince keçe· III, 176 bkz> çiydem
1383 çe benzetme edatı,III, 207 bkz> ça
1384 çeçek çiçek I, 119, 179, 193, 233. 388. 437; II, 122, 285
1385 çeçeklenmek çiçeklenmek II, 266
1386 çeçeklik çiçeklik,I, 508
1387 çeçge çulha tarağı,I, 429
1388 çefşeñ koyun kırpılan makas, kırkı·III, 385
1389 çek çizgili, kumaş gibi bir pamuk dokuma·III, 155
1390 çek çük malın en değersizi, kıvır zıvır,I, 334
1391 çekek çiçek hastalığı,I, 388
1392 çekik nokta·II, 149, 181, 287 bkz> çikik
1393 çekik küçük çocuk çükü· II, 287 bkz> çübek
1394 çekik serçeye benzer alacalı bir kuş ki siyah kayalıklarda bulunur· II, 287
1395 çekilmek kitap (10^^111^.II, 133, 134
1396 çeklnmek kendisi için kitaba nokta koymak·II, 149
1397 çekinmek bohça bağlamayı üzerine almak,kendi kendine ba ğlamak,II, 149
1398 çekişmek nokta koymakta yardım ve yarışetmek·II, 107
1399 çekleşmek kur’a çekmek· II, 210
1400 çekmek kitap noktalamak; attan kan almak;s ıkılan oku çekmek· II, 21
1401 çekmek çekerek bağlamak· II, 21 bkz> çıkmak
1402 çekrek kapa yünden yapılan kölelerin giydigi cepsiz blr kaftan·I, 477
1403 çektürmek noktalatmak; kan aldırmak·II, 181
1404 çekük çekiç·II, 287
1405 çekün ada tavşanı yavrusu, göcen·I, 402
1406 çekürge çekirge·I, 490
1407 çeliñ çini; Çin'den gelme·III, 371 § çeliñ ayak; Çin kâsesi, III, 371
1408 çelpek göz çapağı· I, 477
1409 çelpeklenmek çapaklanmak, II, 277, 279 çeuğ zil, çalpara·III, 357 çeñel er şer adam, şerli adam·II, 290 çeıîğlik sarmaşık otu,III, 383
1410 çeñli merigli birçocukoyunu; salıncak·III, 379
1411 çeñşü küçük hırka·III, 378
1412 çepiş altı aylık keçi yavrusu, çepiç·I, 368
1413 çepişlenmek çepiç olmak, çepiç haline gelmek, II, 266
1414 çer vücudun ağırlığını bildiren bir kelime,I, 322
1415 çer savaşta karşılıklı duran saflar·I, 323
1416 çer vakit,I, 323
1417 çerig asker, asker dizisi, ordu,I,123,128, 323, 388, 442, 519;II, 97, 103, 209;III, 332
1418 çerik her şeyin karşısı; her şeyin vakti, sırası, I, 388
1419 çerkeşmek saf haline gelmek, sıralanmak, dizilmek, düzelmek.I, 179, 442; II, 209, 210, 283, 303
1420 çerlenmek vücut ağırlaşmak, agrımak, hastalanmak·I, 322; 11. 244, 245
1421 çerletmek bozmak; ajrıtmak; ağırlık vermek·II, 345
1422 çerlik karşı,I, 323
1423 çerlik vakit·I, 323
1424 çermelmek bir ;eyln ucu kıvrılmak, bükülmek·II, 231
1425 çermeşmek bükmekte yardım ve yarış etmek· II, 210
1426 çermetmek bir şey fltil gibi bükülmek; ördürülmek. II, 349
1427 çertilmek yok edilmek; ortadan yok olmak, ölmek, kaybolmak, uzakla şmak, elden çıkmak· I, 103; II, 148, 229;III, 41
1428 çeş perüze, firuze·I, 330;II, 79, 192
1429 çeşkel çanak çömlek·I, 482
1430 çetgen gem dizgini·I, 443
1431 çetük kedi·I, 388;III, 127 bkz> muş § küvük
1432 çetük ; erkek kedi· I, 388
1433 çevrülmek çevrilmek, döndürülmek. II, 230
1434 çevrüşmek çevrlîmek. II, 208
1435 çevşeñ gözü sulu, gôzü her zaman akan ki şi·III, 385
1436 çevürgen her zaman çevlren, I, 522
1437 çevtirmek çevirmek, bir şeyi sol elin baş parmagı üzerinde çevirmek· II, 82
1438 çétmek eri;mek· II, 314 bkz> yetmek, yétmek
1439 çıbık çubuk, yaş olan dal, I, 318
1440 çıbıklamak taze çubukla vurmak. III, 337
1441 çıbırtmak çırpıçtırmak, taze ;ubukla döğmek· III, 430
1442 çıçalak serçe parmak, sırça parmak,I, 487
1443 çıçamuk yüzük parmağı·I, 487
1444 çıf hurma ve üzüm gibi şeylerin şırasının çömlek veya benzerlerinde kaynamas ından çıkan ses·I, 332
1445 çıfılamak çığıl çığıl ses verı·nek, şıra kaynarken ses vermek.III, 325
1446 çıg göçebelerin sele sazı (çığ otu) lle yaptıkları çadır örtüsü·III, 128
1447 çıg bir Türk arşını, Arap arşının üçte ikisi kadardır, göçebeler bununla bez ölçerler·III,128
1448 çıgan fakir, yoksul· I, 31 bkz> çıgay
1449 çıgay fakir, yoksul·I, 31, 214, 248, 349;III, 238, 239 bkz> ç ıgan
1450 çıgıl tıgıl ses bildiren bir söz·I, 393
1451 çıgıl tıgıl kılmak çığıl çığıl etmek,I, 393
1452 çıgılvar okı bir çeşlt küçük ok·I, 493, 494
1453 çıgır daryol, küçükyol, çığır,I, 363 bkz> çagır
1454 çıgırlamak çığır açmak; çığır açmağa yönelmek; karda ayağıyla yol açmak·III, 331
1455 çıgırlanmak çığırlar peyda olmak·II, 267
1456 çıglamak Türk arşını ile ölçmek·III, 296
1457 çıglanmak õlçülmek·III, 198 çıglatmak uzunluk õlçtürmek· II, 345
1458 çıgmak dürmek, çıkınlamak, bağlamak, II, 14, 15
1459 çıgrı çıkrık, değirmen, çark, dolap gibi şeylerin çıkrığı, ip çıkrığı ve her türlü makara;değre, felek· I, 421, II, 82, 230, 241, 255. 303 § kök ç ıgrısı; felek, gõk değresi- I, 421
1460 çıgrıtmak çiğnetmek; çiğneterek sertleştirmek; işte pişirmek (insan için)· II, 333
1461 çıgrumak gevşek şey sertleşmek, III, 280
1462 çıxansı nakışlı bir Çin ipeklisi· I, 489 bkz>ç ıxansı, çınaxsı
1463 çıxşansı nakışlı bir Çin ipeklisi·I, 489 bkz> ç ıxansı, çınaxsı
1464 çıjmak binilmek veya yüklenmek istenen yag ırlı hayvan eğinmek.II, 9 bkz> çijtürmek
1465 çık inciten ve korkutan kişiye karşı koyamayacak adama söylenen bir korkutma deyimi·III, 130
1466 çıkan yiğen, hala ve teyze oğlu· I, 402
1467 çıkarmak çıkarmak· II, 83
1468 çıkılmak çıkılmak, II, 133
1469 çıkı ; menfaat, çıkar· I, 368
1470 çıkışmak çıkmakta yardım ve yarış etmek· II,104
1471 çıkmak çıkmak· I, 81, 305, 343, 362, 420, 424; II, 17, 18, 116, 246; III, 16, 120, 144, 161 bkz> taşıkmak, tışıkmak
1472 çıkmak çekerek bağlamak,II, 21 bkz> çekmek
1473 çıkmak nemlenmek· III, 183, 184
1474 çıkramak gıcırdamak. III, 280
1475 çıkraşmak çokça gıcırdamak, çıkırdamak· II, 209
1476 çıkratmak gıcırdatmak (diş, kapı, kalem gibi şeyler), II, 334
1477 çıkrışmak çıkarmakta yardım ve yarış etmek (bir şeyi çıkarmak, meydana çıkarmak gibi). II, 208, 209
1478 çıkturmak çıkartmak·II, 181
1479 çıkturmak ıslatmak, ıslak yere koymak· II,181
1480 çılanmak yaşlıktan ıslanmak; at terlemek· II,150
1481 çılaşmak ıslatmakta yardım etmek,II, 108
1482 çılatmak ıslattırmak, atı terletmek·II, 310 bkz> çıylatmak
1483 çıldamak çıldır çıldır etmek· III, 281 bkz>çılramak
1484 çılramak çıldır çıldır etmek, III, 281 bkz>çıldamak
1485 çılratmak seslendirmek, çığıl çığıl ettirmek· II, 333
1486 çımguklanmak koğcu (dedikoducu) olmak· II, 275
1487 çın doğru, gerçek, sahih,I, 86. 339;III, 138 § ç ın bütün kişi; kendine güvenilebilen,do ğru dürüst kişi,I, 398
1488 çınaxsı nakışlı bir Çln ipeklisi,I, 489 bkz> ç ıxansı, çıxşansı
1489 çından sandal ağacı·I, 436; 11 ,122
1490 çından at kula renkli at· I, 436 çınduturmak caydırmak· II, 182 bkz> çanturmak
1491 çıñarmak araştırmak, tahkik etmek·II, 182
1492 çınıkmak gerçekleşmek· II, 117
1493 çınlamak tahkik etmek, gerçekliğini araştırmak·III, 296
1494 çınlatmak gerçekleştirmek, tasdik ettirmek·II, 345
1495 çıñ çınlama, çan ve leğen gibi ;eylerln verdiği ses,III, 357 bkz> çirig
1496 çıñ étmek çınlamak·III, 357
1497 çıñıl çıñıl bir şeyin çingil çingil ses ç ıkarması, III, 366
1498 çıñıl çıñıl étmek çingil çlngil etmek·III, 366
1499 çiñrak gür ve pürüzsüz ses,III, 383
1500 çıñramak çınlamak III, 402
1501 çıñratmak çınlatmak·II, 358
1502 çıp her ince ve yumuşak dal·I, 318
1503 çıpıkan innap, vücutta çıkan kırmızılık· I, 448 bkz> çıpkan
1504 çıpkan innap, Zizyphus vulgarls; vücutta ç ıkan kırmızılık· I, 448 bkz> çıpıkan
1505 çır elbise yırtmakta, yırtılmakta çıkan ses·I, 323
1506 çırguy ok temreninin şişkince olan yeri· III, 241
1507 çırguy elbise kuşağının geçeceğl iki taraflı kõprücük· III, 241
1508 çıvı cinlerden blr bölük· III, 225
1509 çıylatmak ıslattırmak, at terletmek, II, 310 bkz> çılatmak
1510 çi toprakta yaşlık, yaş·III, 207
1511 çibek karguy delice doğan, moymul, at-macaya benzeı- bir ku;·I, 388; 111. 241
1512 çibek karkuy delice doğan, moymul, at-macaya benzeı- bir ku;·I, 388; 111. 241
1513 çibek kırguy delice doğan, moymul, at-macaya benzeı- bir ku;·I, 388; 111. 241
1514 çibek kırkuy delice doğan, moymul, at-macaya benzeı- bir ku;·I, 388; 111. 241
1515 çifşeñ ekşi, ekşimiş III, 385
1516 Çigillemek Çiğil*lerden saymak, Çigil'lere nisbet etmek·III, 345
1517 Çigillenmek Çiğil kılıgına girmek,II, 269
1518 çigilmek düğüm sıkıştırılmak, ip düğümlenmek·II, 134 bkz> çiklişmek, çiktürmek
1519 çigir çigir ekmek içerisinde taş kırıntıları olduğu zaman di;in ezemeyerek çıkardığı ses, I, 363
1520 çigit pamuk çekirdeği·I, 356
1521 çigne mala, çiftçilerin "sürgü" dedikleri aygit·I, 435 bkz> çikne
1522 çij demir çivi, zırh çivileri ucu·III, 123, 214
1523 çijtürmek hayyan yükten belini çökertmek·II, 180 bkz> ; ıjmak
1524 çik bök aşığın sırtının tüseğinin yukarı gelmesi·III, 130 bkz> bök
1525 çik çik oğlağı çağırmak ve gütmek için kullamlan bir söz· I, 334 bkz> çilik çilik
1526 çikik nokta· II, 107 bkz> çekik
1527 çikin ibrişim.I, 414
1528 çikin üzüm bağlarında biten hayvanların yediği başaklı bir ot·I, 414
1529 çiklişmek sıkışmak, düğüm sıkışmak· II, 210 bkz> çigilmek, çiktürmek
1530 çikne çiftçilerin "sürgü" dedikleri ayg ıt· III, 301 bkz> çigne
1531 çiknemek sıkı dikmek, altın tellerle (yani kılaptan denen altın sarılı tellerle) ipek kumaş üzerine nakış işlemek; yere sürgü çekmek, I, 414; III, 301
1532 çikremek bir şeydekl yabancı şey gıcırdamak·III, 280, 281
1533 çikten eğer örtüsü· I, 435
1534 çik turmak aşık oyununda aşık yan yatınca çukur tarafı yukarı gelmek· I, 334
1535 çiktürmek sıkıştırmak, düğüm sıkıştırmak, II, 180 bkz> çigilmek çikli şmek ·
1536 çil çokluk bildiren sıfat edatı· III, 56, 57
1537 çil bere, döğmek yüzünden deri üzerinde olan iz· I, 336; III, 134
1538 çil çirkinlik, çil· III, 134
1539 çildek atın göğsünde çıkan bir çıban·I,477 bkz>cılday
1540 çile õğrekteki atın yaş gübresl,III, 233
1541 çilemek yaşartmak, ıslatmak·III, 271
1542 çilgü at al at·I, 430
1543 çilik çilik oğlağı çağırmak için kullanılan bir söz-I, 388 bkz> çik çik
1544 çim bir şeyin çiğ veya ya; olmasında obartma istenildiği zaman kullanılan bir edat·I, 338 §çim yig et; çim çig et·I, 338 § çim öl ton; çip ıslak elbise·I, 338
1545 çim ayrık otu·I, 338
1546 çiniştürük bir ağaç meyvesi (fındığa benzer,kırmızımsı beyazı olur, ilk yazda yetişir, yenir),I, 530
1547 çinüştürüksemek canı "cinüştürük" istemek· I, 280
1548 çiñ iyice, büsbütün.III, 357 § çiñ tolu; iyice dolu, büsbütün dolu·III, 357
1549 çiñ leğen ve benzeri şeylerin çıkardığı ses· III, 370 bkz> çıñ
1550 çir yag·I, 323
1551 çirt ses ifade eden bir söz·I, 341 §çirt sudmak; di şler arasından "çirt" diye tükürük ç ıkamak· I, 341
1552 çiş çiş kadın çocuğu işetmek istediği zaman söyler; at hakkında da böyledlr, I, 331
1553 çişemek çişemek, çiş etmek, pislemek (çocuklarda)· III, 267
1554 çişetmek çiş ettirmek, abdest bozdurmak· II, 307
1555 çit kamıştan veya dikenden yapılmış duvar veya hüğ, çardak,I, 320
1556 çit üzeri alaca nakışlı Çin ipeklisl, III. 120
1557 çivgin yağlı, doyurucu, besleyici· I, 443 bkz>kevgin § çivgin a ş; besleylci yemek· I, 443 § çivgin ot; hayvanları semirten ot·I, 443
1558 çivgünlenmek vücuda yararlı besleyici bulmak· II, 278
1559 çiydem yatağa doldurulan veya yağmurluk yapılan ince keçe· III, 176 bkz> çaydam
1560 çobulmak elmanın yarısı, blr ;akı, elma kakı,1, 503
1561 çocuk domuz yavrusu; herşeyin küçüğu·I, 381 çodın tunç ve çözülmüş bakır, bakır· I, 409 § çoğın esiç; bakır tencere· I, 409
1562 çog eşya konan heybe, bohça· III, 128
1563 çog ateş alevi, ateş yalını, güneşin yalını, saçaklarL III, 128
1564 çogı savaş· I, 41
1565 çogı gürültü, bağırtı. III, 225, 234 bkz> çagı,çugı
1566 çogılamak bağırmak, çağırmak· III, 324, 325 bkz> çagılamak
1567 çoglamak fil bağırmak· III, 295 bkz> çarlamak
1568 çoglamak bağlamak, bohçalamak, III, 295, 296
1569 çoglanmak ateş yalınlanmak, güne; yalını yere düşmek· II, 245
1570 çoglanmak toplanmak, akışarak toplanmak· II, 245
1571 çoglanmak bağlanmak, heybelenmek· III, 198
1572 çoglatmak bohçalatmak, sardırmak,II, 345
1573 çogmak sarmak, sıkı bağlamak·I, 210
1574 çogulmak bağlanmak, bohçalanmak·II, 133 çok kötü, alçak· III, 130
1575 çokmak süzülüp inmek, konmak· Il, 17; III, 46 bkz> çakmak, çukmak
1576 çokmaklanmak yılan çöreklenmek II, 275, 279
1577 çokramak (pınarda su ve tencerede bir şey) kaynamak·III, 280
1578 çokrama yul suyu çok olan, fışkıran kaynak;fışkırma I, 492;III, 4
1579 çokraşmak çoğalmak ve dalgaIanmak.II, 208
1580 çokratmak kaynatmak.II, 333, 334
1581 çokturmak saldırtmak, üzerine indirtmek II, 181
1582 çolak çolak· I, 381
1583 çomak asâ, çomak, I, 381
1584 çomak üygurlar'ca ve bütün Müslüman olmayan halk taraf ından Müslümanlar'a verilen ad, Müslüman .I, 381;II, 3 § çomak eri; Müslüman.I, 381
1585 çor avret yeri bitişik olan kadın, sarılgan bitki·III, 121, 122
1586 çovlı tutmaç süzgeci, III, 442
1587 çögen topu çekmek için kullanılan ucu eğri bir değnek, çevgen· I, 187, 223, 242, 402
1588 çöjülmek gevşek ip gerilmek; uzayıp silnmek· II, 132 bkz> çüjülmek
1589 çök çök deveyi ıhtırmak için kullanılır bir söz· I, 334
1590 çökdi kulağın altında "kafa baltası" denen yer·I, 418
1591 çökmek diz çökmek, dibe çökmek· II, 21, 33
1592 çöktürmek çöktürmek, maden ayırıp çök-türmek· II, 181, 182
1593 çökürmek çökermek, ıhtırmak· II, 84
1594 çöküt kısa· I, 356 çökütlük kısalık, cücelik. I, 506
1595 çömçe kepçe, çömçe·I, 417
1596 çömgen her zaman dalan, I, 401
1597 çömmek dalmak, çimmek I, 401
1598 çöñek çömçe, kutu· II, 290
1599 çöp tutmaç parçası· I, 318
1600 çöp şarabın tortusu, her şeyin çöküntüsü, çöp, çör çöp; herhangi bir şeyin çökeli I, 318; III, 119
1601 çöp çep kişiler değersiz kimseler.I, 318
1602 çöpik meyve yenildikten sonra atılan şey, çör çöp· I, 390 bkz> şöpik
1603 çörek çörek· I, 388
1604 çöreklemek çörek yapmak· III, 340
1605 çubartmak çalıp, soyup çıplak bırakmak, cıbırlatmak· III, 429, 430 bkz> çubartus ımak
1606 çubartusımak çalıp soymak ve çıplak bırakmak, III, 430 bkz> çubartmak
1607 çufga çabuk gitmek isteyen bir postac ının,yoldan alıp başkasını buluncuya değin binip gittigi at· 1. 424
1608 çufga kılavuz, başbuğ·I, 424
1609 çugı gürültü·III, 128 bkz> çagı, çogı
1610 Çuglan Karluk büyüklerinnin adlarından· I, 444
1611 çugurdan uçurum, yar· I, 512
1612 çuh çuh atı yürütnnek ve azarlamak için ç ıkarılan ses· III, 117, 118
1613 çukmak süzülüp inmek, konmak· bkz> çakmak, çokmak
1614 çukmın kurabiye blçlminde yapılan bir ekmek, çömlekte su buğusunda pişirillr·I, 444
1615 çukubarı pota yapılan çamur, lüleci çamuru· III, 243 bkz> hukubar ı
1616 çulbuş elbiseye ve ele yapi{an meyve yap ı;kanlığı· I, 460
1617 çulık çulluk, öveyik büyüklugünde alacal ı bir su kuşu·I, 381
1618 çulıman su birikintisi· I, 448
1619 çuluman ış içinden çıkılamayan iş, çepreşik iş· I, 448
1620 çulk cılk, büsbütün, dibelik. I, 349 § çulk esgürük (esrük);c ılk sarhoş, bütün bütün sarhoş· I, 349
1621 çulkuy bir tarafa çarpılmı;· III, 242 § çulkuy elig; eli çolak, III, 242 § çulkuy etük; topu ğu çarpık papuç· III, 242
1622 çumalı karınca· I, 448
1623 çumguk ayağı ve başı kızıl, kanadında ak tüy olan karga, ala karga· I, 33, 470 bkz> çumuk
1624 çumılı bolmak sıcaktan göz kararmak, I, 448
1625 çummak insan suya dalmak· II, 26
1626 çumruşmak dalmakta yardım ve yarış etmek·II, 208
1627 çumturmak çimdirmek II, 182 çumuk ala karga· I, 33, 470 bkz> çumguk
1628 çumurmak suya daldırıp batırmak· II, 85
1629 çumuşluk aptesane, ayakyolu· I, 503
1630 çumuşmak suya dalmakta yarış etmek, I,441; II, 111
1631 çunmak yıkanmak,II, 314 bz
1632 çupan köy büyüğünün (muhtarının) yamağı,gizir.I, 402
1633 çupra eski elbise·I, 421
1634 çuram diğerlerinden daha uzağa glden yegnl bir ok atılı;ı· I, 412 § çuram okı; dlğerlerinden daha uzağa gidecek ;ekilde atılan ok,l, 413
1635 çur çur hayvan sagılırken sütün kapta çıkardığı ses, I, 485 bkz> çür çür § tevl emgi çur çur; hayvan sağılırken sütün kapta çıkardığı ses (deve için), I, 485
1636 çurnı Türk hekimlerinin yaptikları sürgünlük ilâcı· 1. 435
1637 çutur huyu kötü,I, 363
1638 çuvaş çadır·I, 195;II, 7. 190; III, 60
1639 çuvı Hotan tõresince hakandan iki derece a şağı kimselere verilen ungun· III, 225
1640 çuvlamak bõrtmek, iyi pişmemek· III, 296
1641 çuvşamak kaynamak ve köpüklenmek; karn ı yanmak ve ekşimek· III, 286
1642 çuvşatmak ekşitmek, II, 336, 337
1643 çuz yaldızlı kırmızı renkli bir Çin kumaşı·I, 325
1644 çü(çu) emirde (olumlu ve olumsuz) pekitme bildiren bir edat-III, 207 bkz> şu, şü
1645 çübek çocuk çükü·I, 388 bkz> çekik
1646 çübür keçi kılı-I, 363
1647 çübür çebür abur cubur, malın kötüsü ve değersizi·I, 363
1648 çübürlenmek keçi kıllanmak, keçinin kılı bitmek·II, 266 bkz> çüpürlenmek
1649 çüjmek çekerek uzatmak, uzunluğunaçekmek.II, 9
1650 çüjtürmek gerdirmek, çektirmek,II, 180
1651 çüjülmek gerilmek, gevşek ip gerilmek, sakız veya macun gibi şeyler uzayıp sünmek· II, 132 bkz> çöjülmek ;
1652 çükreklenmek yün elbise sahibi olmak ve giymek. II, 277
1653 çülükmek bozulmak, perişanlaşmak. II, 118, 119, 166
1654 çümerük kişi her zaman gözü sulanan, gözü az gören adam· I, 488
1655 çümgen çimenlik, ayrıkotu, Panlcum dactylon·
1656 çümmek õrdek suya iylce dalmak·II, 26
1657 çümtürmek suya daha derin daldırmak,II,182
1658 çümürmek suya derin daldırmak·II, 85
1659 çümüşmek suya daha derin daldırmakta yarış etmek·II, 111
1660 çilnük çınar ağacı, I, 388 bkz> çarun, şünilk
1661 çüpürlenmek keçi kıllanmak II, 266 bkz> çübürlenmek
1662 çür menfaat· I, 323
1663 çür çür süt sağılırken kapta çıkardığı ses, herhangi bir akarın çıkardığı ses· I, 323 bkz> çur çur
1664 çürkü çiş (çocuklar için).I, 430
1665 çürlemek menfaat elde etmek,I, 323
1666 çürlenmek faydalanmak·II, 245 çürletmek aşırtmak.II, 345
1667 çüşek ot, çayır·I, 389
1668 çüvüt boya.III,162 bkz> çüvüt § kızıl çüvüt;kızıl boya, zindfre, sülüğen· III, 162 § alçüvüt; al boya· 111.162 § kök çüvüt; lacivert boya· III, 162 § ya şıl çüvüt; yeşil boya· III, 162 § sarıg çüvüt; sarı boya, zırnık. III, 162
1669 çüvüt boya · III, 162 bkz> ·çüvüt
1670 dag atlara ve başkalarına vurulan dağ, dağlamak· III. 153
1671 dag yok, değil III,153 bkz> dag ol, dag, tegül
1672 dag ol değil· I, 393, III, 153 bkz> dag, dag,tegül
1673 dakı dahi, II, 195 bkz> takı
1674 dañ dan diye ses verme.II, 357
1675 dangal saman kesmiği·III, 384
1676 dañ duñ etmek "dan dun" diye ses vermek· III, 357 bkz> tañ tuñ étmek-daş (-deş) iştirak, yakınlık gösteren bir ek· I, 407
1677 dava ılgın ağacı meyvesi.III, 237
1678 dava yün sümeği·III, 237
1679 dede baba,III, 220
1680 deve deve·II, 195; III, 225 bkz> devey, teve, tevey, teve, tevey, tévi, tivi
1681 devey deve· I, 31 bkz> deve, teve, tevey,teve, tevey, tév!, tivi
1682 didek gelin giderken yat kimselere görünmemek için örtülen örtü·I, 408
1683 didim geline gerdek gecesi giydirilen taç·I, 397
1684 dik dik·I, 334
1685 dik turmak dik durmak·I, 334
1686 dük şu kadar, birkaçI, 334;III, 367 § dük miñ
1687 dük urmak yumruğu ile yavaşçavurmak·I, 334
1688 dülek ağzı kırık saksı ve testi,I, 389
1689 dünüşge sülüklü pancar denen sebze·I, 490
1690 dag yok, değil,III,153 bkz> dag, dag ol, tegül
1691 ebek (çocuk dilinde) ekmek·I, 68
1692 eç atları gayrete getirmek ve sıkıştırmak için çıkarılan ş65.II, 282 bkz> heç heç
1693 eçe büyük kız kardeş·I, 86 bkz> eke, eze
1694 eçi yaşlı kadın, hanım nine·I, 87 bkz> açı
1695 eçkü keçi·I, 95, 128; II, 14, 117, 266 bkz> keçi
1696 edermek aramak· III, 11 bkz> edermek
1697 edin başka, dışında. III, 11 bkz> adın, adın, adruk, ayruk
1698 ed ipekli kumaş ve benzeri gibi dokuma cinsinden sanat eseri olan her şey· I, 79 bkz> ad
1699 eder eğer, hayvan eğeri· II, 224, 253, 283, 327; III, 300
1700 edergen çok arıyan; hakkını arayan· I, 157
1701 ederlemek eğerlemek·I, 300 ederlig eğerli, eğeri olan,I, 151
1702 ederlik üzerine eğer konulan ağaç·I, 151
1703 edermek aramak, takip etmek, kovalamak· I, 447 bkz> edermek
1704 edgermek iyi görmek, iyi bulmak, kulak asmak, dinlemek; düzeltmek, onatlamak· I, 227, 237; II, 29
1705 edgü iyi.I, 34, 64, 79 ,114. 128. 177, 221, 319, 386, 428, 432, 458, 523. 524;II, 153; III, 43. 155, 161, 214, 367, 374, 384, 435 § edgü yavlak; iyi kötü· I, 432
1706 edgülüg(·k) iyiIik.I, 44, 129, 158, 420; II, 26, 91, 112
1707 edirmek ayırıp seçmek, ayırmak, I, 177, 178 bkz> adırmak, ödürmek, ödürmek,udurmak, üdürmek
1708 ediz yüksek, yüksek yer, her şeyin yükseği·I, 55, 94, 122 § ediz tag; geçit vermeyen da ğ· I, 55
1709 edizlenmek engel ve sarp saymak· I, 292, 293
1710 edizlik yükseklik. I, 152
1711 edlelmek ıslah olunmak; araştırılmak. I, 295
1712 edlemek ülkü yapmak, değer vermek, ehemmiyet vermek, aklına getirmek; tesir etmek, I, 86. 286;III, 155
1713 edlenmek bir şey bir dllek için kullanılmak, bìr şey dilek edinilmek. I, 257
1714 edleşmek saygı dolayısıyle birbirini aramak, I, .239
1715 edletmek iyileştirmek, ıslah ettirnıek·I, 264
1716 edlig faydalanılan, faydalı.I, 103
1717 eğmek (·admak) yaradılış gösteren isimlerden fiil yapma edat ı· II, 340
1718 ednetmek değişmek, bulunduğu halden başka bir hale girmek. I, 266,
1719 ef ev, III, 207, 212, 266, 313, 314 bkz> ev, ev,öv, üv, üv
1720 eget gerdek gecesi gelin içln gönderilen hizmetçi kad ın·I, 51
1721 egetlemek cariye göndermek, birisi ile birlikte güveyin evine hizmetçi göndermek· I, 299 egetlenmek gelin kendisi ile birllkte gönderllen cariye sahibi olmak, I, 291
1722 egetlig cariye sahibi gelin· l· 151
1723 egetlik kara baş gerdek gecesi gelinle birlikte gönderilen hizmetçi kad ın, sağdıç kadın· I,150
1724 egilgen daima eğilen, eğilebllen·I, 159
1725 egilmek eğilmek I, 198; III, 215
1726 egin eğin, sırt·I, 77, 110
1727 egin eni bir buçuk karış, uzunluğu dört arşın gelen bir bez· I, 78
1728 egir karın ağrısını sağaltmak için kullanılan bir kök (ilâç), Acorus calamus·I, 53
1729 egirgen çok eğiren·I, 158
1730 egirmek sevketmek; dõndürmek, eğirmek,çevirmek; bir yeri kuşatmak, sarmak. I, 178, 179; II, 13, 137
1731 egirsemek egir (ilâç) kullanmak ıstemek·I, 302
1732 egirsemek eğirmek istemek, (çevirmek, bir yeri ku şatmak) istemek·I, 302
1733 egirtmek eğirtmek; kalenin etrafını kuşatmayı emretmek·III, 428
1734 egiş maden eritildiği zaman çıkan pislik,I, 122
1735 egişmek çevgen eğmekte yardım ve yarış etmek· I, 187
1736 egit nazar değmennesi için çocukların yüzüne sürülen bir ilâç, bu ilâç safrana blrtak ım şeyler katılarak yapılır. I, 51
1737 egleşmek birbirine uyup durmak; bir şeyi ayakla çlğnemekte birblrine yardım etmek.,I, 241 bkz> iklemek, ikleşmek, yiklemek
1738 egme evin kemeri.I, 130
1739 egmek eğmek I, 100, 168
1740 egri eğri, I, 127, 458
1741 egrik egirtilen ip, egrilmiş ip· I, 105
1742 egrilmek kale ku;atılmak,sarılmak; ip eğrilmek,I, 248
1743 egrim düden, suyun toplanıp kaynıyarak dönerek aktığı yer·I, 107
1744 egrimlenmek (su göllerde) eğreklenmek, kaynayarak ve akarak dönmek, düdenlenmek I, 314
1745 egrinmek kendi için eğirmek, kendini eğirir gibi göstermek·I, 253
1746 egrişmek bir yeri sarmakta, kuşatmakta yar-, dım etmek, ip eğirmekte yardım ve yarış etmek·I, 186, 236
1747 egsemek eğmek istemek·I, 277
1748 egtürmek eğdirmek,I, 223
1749 egürgen taneleri olan bir bitki, Karluklar bunu yerler·I, 158
1750 ekdi sığır, koyun gibi hayvanların kesildiği yer, mezbaha· I, 125
1751 ekdü kılıç kını ve benzeri şeyleri oymakta kullanılan ucu eğri bıçak,I, 125
1752 eke büyük kız kardeş, koca vey» karının kendinden büyük kız kardeşi, I, 68, 90; III, 7 bkz> eçe, eze
1753 ekeç akıllı küçük kız, büyüklük eseri gösteren küçük k ız, I, 52
1754 ekek ortaya düşmüş. I, 78 § ekek işler; ortaya düşmüş kadın· I, 78
1755 ekek işlerlik kadının arsızlığı, yüzsüzlüğü· I,153
1756 ekeklemek söğmek, "ortaya düşmüş karı"demek, kõtülüğe nispet etmek·I, 306, 307
1757 ekelemek abla diye aytamak, "büyük k ızkardeş, abla" demek,I, 310
1758 ekeme bir çeşit çalgı, III, 174 bkz> ikeme
1759 ekilmek ekilmek I, 198
1760 ekim bir kez ekilecek kadar olan yer· I, 75
1761 ekin çiftlik, ekin ekilen yer, I, 78
1762 ekindi öbürü, öteki· III, 75, 103 bkz> ikindi
1763 ekindi tarıg ekilen tohum, I, 140
1764 ekinmek ekinmek, kendisi için ekmek· I, 203
1765 ekişmek ekmekte yardım ve yarış etmek·I, 187
1766 ekitmek ektirmek· I, 212, 213
1767 eklemek çiğnemek, basmak·III, 443 bkz>erklemek
1768 ekmek bir şey ekmek·I, 64, 168
1769 eksük eksik,I, 105 § eksük yarmak; eksik para· I, 105
1770 eksümek eksilmek.I, 278, 326
1771 ekşig ekşi, I, 105
1772 ektürmek ektirmek,I, 223
1773 eldiri oğlak derisi,I, 127 bkz> elri
1774 eldrük üzerlik otu ve tohumu; Peganum harmala· III, 12, 412, bkz> ilrük, y ıdıg ot, yüzerllk
1775 elgelmek elenmek·I, 250
1776 elgemek elemek·I, 284
1777 elgenmek kendisi içln elemek·I, 255
1778 elgeşmek elemekte yardım ve yarı; etmek,I. 238
1779 elgetmek eletmek·I, 264
1780 elig el·I, 72, 82, 134, 164, 197, 202, 242, 253,288, 410, 448;II, 44, 78, 82, 105, 123, 134,135,147,158, 231, 237, 238, 271, 292,328,346; III, 53, 62, 63, 79,124, 134, 142,154,193, 242. 297, 307, 425 § oñ elig; sag el·I, 72 § sag elig; sa ğ el·I, 72 § sol elig;
1781 eliglig elli, eli olan·I, 336
1782 eliglik eldiven, elcik·I, 153
1783 eliklemek alay etmek, I, 307 bkz> elük·
1784 elkin yelici, koşan; konuk, misafir, yolcu, seyyah· I, 31, 44, 102; II, 242; III, 37, 85 bkz> yelkin, yélkin
1785 elri oğlak derisi. I, 127 bkz> eldiri
1786 elşemek acıkmaktan dolayı göz kararmak·I, 283 bkz> ölşemek
1787 elşetmek açlıktan gözünü karartmak,I, 263 bkz> öl şetmek
1788 elük alay etme, maskaraya alma·I, 122 bkz>eliklemek
1789 elvirmek sıçramak, atılmak· I, 226 bkz> alvırmak
1790 em kadının dişilik aygıtı, am· I, 38, 335
1791 em ilaç.I, 38, 95, 407;II, 363;III, 157
1792 emçi ilâç yapan adam, eczacı,I, 38;III, 252
1793 emdi şimdi.I, 36, 37, 41, 46, 74, 125, 192, 200,367, 380, 442, 498;II, 110, 209, 264;III, 356, 372 bkz> imdi emeçlemek
1794 emek olmak I, 494;II, 29
1795 emet evet·I, 51;III, 8 bkz> evet, evet, yemet
1796 emgek emek, zahmet,I, 110, 205, 420; II, 121,130, 228, 233, 288;III, 372
1797 emgeklenmek zahmetli saymak,I, 315
1798 emgemek emek çekmek, zahmet çekmek· I, 284, 362
1799 emgenmek emenmek, zahmet çekmek· I, 255
1800 emgeşmek birbiri yüzünden zahmet çekmek·I, 238
1801 emgetmek yordurmak, emek çektirmek· I, 264
1802 emik (emig) meme· I, 72, 407; II, 70 § tevi emiki; deve memesi,I, 485 emik ılık, soğuduktan sonra ısınıp sıcaklığı artmayan·I, 72 § emik kün; ılık gün.I, 72
1803 emikdeş bir memeden emen iki çocuk, süt karde ş,I, 407
1804 emiklemek memesine vurmak,I, 308
1805 emiglig işler emzikli kadın·I, 153
1806 emir kırağı, sis· I, 54 bkz> amır, imir, iñir
1807 emirçge kıkırdak, III, 442
1808 emitmek eğilmek, meyletmek· I, 69, 214; II, 312. 325
1809 emlelmek ilaçlanmak I, 296
1810 emlemek ilâçlamak, sağaltmak (yalnız kullanılmaz, "samlamak" ile beraber gelir),I, 287, 380;III, 85, 295, 298
1811 emlenmek kendine ilâç etmek·I, 259
1812 emleşmek ilâçlanmak·I, 242
1813 emletmek ilâçlatmak, ilâç ettirmek·I, 266; II, 363
1814 emmek emmek I, 169
1815 emrimek kaşımak· I, 275
1816 emrişmek uyuz vb· şeylerden dolayı kaşınmak, deri karıncalanmak·I, 236, 463
1817 emritmek kaçıma ve gidiştirme yüzünden gıdıklaniTiak·I, 261, 262
1818 emrülmek (kaynayan tencere, insan solu ğu) senmek, çekilmek·I, 53, 248, 249 bkz> amrulmak
1819 emrülmek yatıştırmak, dindirmek·III, 428, 429 bkz> amrulmak, amrutmak
1820 em sem ilãç·I, 407 bkz> samlamak, sem
1821 emsemek emmek istemek·I, 278
1822 emşen (amşan) kuzu derisi, kürk yapılan deri,I, 109
1823 emürmek emzirmek· III, 264 bkz> emilzmek
1824 emüzmek emzirmek I,180; II, 264 bkz> emürmek
1825 endek satıh, bir nesnenin üst yanı; dam· I, 105
1826 endik şaşkın·I, 106 § endik er; budala adam·I, 105
1827 enüç göze inen perde· I, 52
1828 enüçlemek göze inen perdeye ilâç koyn ıak,I, 299, 300
1829 enüçlenmek göze perde inmek,I, 291
1830 enük hayvan yavrusu, enik, arslan, s ırtlan, kurt, köpek yavruları.I, 72
1831 enüklemek eniklemek, yavrulamak·I, 308; III. 92
1832 enüklenmek eniklemek, enik sahibi olmak, I, 294
1833 enüklüg yavrulu·I, 153
1834 eñek ağzın iki yanında, azıların bittiği yer, avurt·I, 135
1835 eñek kadınların baş örtülerini bağladıklan ip·I, 135
1836 eñitmek şa;ırtmak· II, 274 bkz> angıtmak
1837 eñlik kadınlann yanaklarına sürdükleri allık· I, 115
1838 eñgmegü imtihan, sınav· I, 252
1839 eñmek şaşmak· I, 174, 252
1840 eñreşmek canı sıkılmak, inlemek, mızmızlanmak (çocuk hakkında)· I, 258, 289; III, 39
1841 eñtürmek işinde şaşırtmak, dandırnnak·I, 290
1842 ep pekitme ve obartma edatı·I, 34
1843 epmek ekmek·I, 101
1844 er er,erkek, adam· I,16, 21, 24, 33, 34, 35, 36. 37, 38, 49, 54, 63, 71, 99, 104, 124, 128, 139, 146, 147, 148, 152, 154,155,156, 157, 158, 160, 162, 164. 166, 167, 168, 169, 170, 172, 174, 178, 181, 190, 191. 192, 194, 195, 196. 198, 199, 200, 201, 205, 216
1845 erdem fazilet, edep, terbiye; hüner· I, 51, 89, 103, 107, 252; 336,II, 97, 229, 243, 343; III, 41, 133, 143, 211, 303, 440 bkz> erdem
1846 erdini iri 100.I, 71, 141
1847 erdem fazilet, edep, terbiye; hüner. I,482 II, 8 bkz> erdem
1848 ereğmek erkekleşmek, I, 208 bkz> arıtmak, eretmek
1849 eren erin kural dışı çoğul şekli, I, 45, 74, 76,85, 149, 183, 187, 210, 229, 230, 247, 359, 362. 370. 384, 518;II, 17, 83, 101, 104, 220; III, 119. 155. 230, 378, 393, 406 § kurç eren;dayanıklı, yiğit adam· I, 343
1850 Erentüz Terazi yıldızı; Müşteri yıldızı· I, 76; III, 40 bkz> Karakuş, Karakuş yulduz
1851 eretmek taşağı çıkarmak, iğdiş etmek; çocuğu sünnet etmek; erkekleşmek. I, 208 bkz> arıtmak, eredmek
1852 ergürmek eritmek.I, 227;II, 198
1853 ergürmek erişmek, vaktinde yetişmek·I, 227, 228
1854 erik yağ ve yağa benzer eriyen şey, erimiş.I, 70
1855 erik yüğrük.I, 139 § erik yılkı; yorga hayvan· 1, 70 § erik at; yürüyen at·I, 70 § erik er;becerikli, yürekli adam·I, 70
1856 eriklik hayvanın istekliliği,I, 152
1857 erimek erimek III, 367 bkz> erilmek
1858 erinç olur ki, belki· I, 132; III, 65, 245, 309, 449
1859 erinçil günah, bkz> I, 134 arınçu
1860 eriñen ergen, bekâr·I, 117
1861 erinmek erinmek, üşenmek·I, 201
1862 eritmek eritmek.I, 208 bkz> erütmek
1863 erk saltanat, sözü ve buyruğu geçerlik, kudret, iktidar, gücü yeterllk,I, 43
1864 erkeç erkeç, genç teke·I, 95
1865 erkek her hayvanın erkeğl·I, 111; II, 102; III, 6, 178 § erkek takagu
1866 erken iken anlamına hal bildiren edat·I, 108, 121, 376, 526;II, 68, 249, 301, 333; III, 168, 317
1867 erken erken·I, 389
1868 erki şüphe ve sorgu bildlren edat·I, 129
1869 erklemek çiğnemek, basttìak. III, 443 bkz> eklemek
1870 erküz suv ilkbahara doğru karların ve buzların erimesinden hasıl olan su· I, 96
1871 erlenmek kadın evlenmek, er sahibi olmak· I, 257
1872 erleşmek erkeklikte yarış etmek, I, 239
1873 erlik erkeklik.I, 104
1874 ermegil tembel, eringen· I, 42, 70, 138
1875 ermegürmek tembelleşmek· III, 349
1876 ermek olmak, imek·I, 24, 25, 74, 89,109,164, 215, 384, 399, 418, 430, 458, 516;II, 56, 57, 74, 169, 256. 257, 297, 320, 361; III, 38. 44, 168, 218, 219, 315. 333, 385 bkz> érmek
1877 ernek parmak· I, 104 bkz> errigek
1878 erñek parmak.I, 104, 121, 248; III, 130, 443 bkz> ernek
1879 erñeyü altı parmaklı adam· I, 136
1880 erñeyü çok kısa boylu, cüce·I, 136
1881 erre sidik; eşek kaşandırılmak istendiği zaman iki üç kere bu söz söylenir·I, 38
1882 ersek ortaya düşmüş azgın kadın, orospu·I, 104; II, 56
1883 erseklenmek kadın azgınlığından erkek isternek·I, 314
1884 ersig ere benzeyen, erkek gfbı,III, 128
1885 ersinmek erkekleşmek I, 253
1886 ertik işlek yol, I, 103
1887 ertişmek geçmekte yarış etmek· I, 231
1888 ertmek geçmek-III, 233, 425, 427
1889 erttini özük bedeni inci gibi kadın,I, 141
1890 ertürmek vazgeçmek, bağışlamak, kabullenmek; geçirmek·I, 220
1891 erük kendisiyle deri sepilenen nesne·I, 70
1892 erük ;eftali, kaysı, erik gibi meyvelere verilen genel ad·I, 69, 318;II, 282 § tülüg erük
1893 erüklemek sepilemek.I, 70, 306
1894 ernklenmek eriklenmek, erik meyvesi vermek,I, 294;III, 348
1895 erüklük eriklik, erik bahçesi I, 152
1896 erüksemek eriksemek, canı erik istemek·I, 303
1897 erümek erimek.II, 198; III, 252 bkz> erimek
1898 erüşmek erimek; erişmek· I, 182, 186 bkz> aruşmak
1899 erütmek eritmek· I, 208 bkz> eritmek
1900 es fenalık, kõtülük, ayıp şey; avret yeri. I, 210
1901 es yırtıcı, vahşî hayvanların avı, payı·I, 17, 36; III, 46
1902 esberi külde pişirilen bir çeşit ekmek· I, 141
1903 esen sağ, salim· I, 62, 77
1904 esenlemek selamlamak I, 308
1905 esgürük sarhoş,I, 349 bkz> esrük
1906 esilmek uzamak, uzatılmak.I, 196 bkz> asılmak
1907 esin esinti, rüzgâr, I, 77, 165, 266, 288; II, 223; III, 147
1908 esinmek bir şeyi çekmek, germek, uzatmak, I, 201 bkz> as ınmak
1909 esirgemek acımak, eseflenmek· I, 306
1910 esirgenmek acınmak· i, 291
1911 esişmek ip ve benzeri şeyleri (çekmek, germek ve uzatmakta) yard ım ve yarış etmek· I, 185
1912 esitmek uzatmak· I, 209
1913 esiz yazık, esef, III, 51 bkz> essiz, ısız, ıssız, isiz
1914 esizlig fenalık, kötülük, haşarılık· III, 161 bkz> ısızlık, ıssızlık, isizlik
1915 eski eski, I, 129
1916 eskirmek eskimek,I, 228
1917 eskü kalbur, elek,I, 129
1918 eslinmek bir şey bir şeye takılmak· I, 258, 259 bkz> aslınmak
1919 esmek esmek; kalburlayarak savurrnak; uzatmak· I, 165
1920 esnemek esmek; esnemek, I, 288; II, 223; III, 147
1921 esnetmek estirmek; esnetmek· I, 266, 267
1922 esri kaplan; tekir renk, kaplan rengi·I, 126 bkz> asr ı § esri yışık; alaca, iki renkli ip· I, 126
1923 esrilemek nakışlamak, süslemek· I, 316
1924 esrük sarhoş· I, 105, 194; II, 213, 289; III, 281 bkz> esgürük
1925 essiz acınmaa·nlatır, yazık, vah·I, 143; II, 188 bkz> esiz, ısız, ıssız, isiz
1926 estürmek uzattırmak, çektirmek, gerdirmek; elettirmek, I, 221
1927 esürtmek sarhoş etmek· III, 427
1928 eş, arkadaş· I, 47, 458
1929 eşek eşek· II, 246 bkz> eşgek, eşyek
1930 eşgek eşek· I,III, 114 bkz> eşek, eşyek
1931 eşgeklenmek eşek sahibi olmak· I, 315
1932 esiç tencere, çömlek·I, 52, 166, 223, 248, 258, 313, 323, 327, 357, 409, 411, 514, 518; II, 12, 72, 78, 178. 201, 253, 302, 333, 356, 357; III, 142. 191, 206, 249, 280, 409, 430 bkz> a şaç, aşıç § eşiç bukaç; tencere, bardak, tas· I, 357, 411
1933 eşiçlenmek tencere sahibi olmak· I, 291
1934 eşik eşik- I, 42
1935 eşiklik eşiklik I, 152 § eşiklik yıgaç; eşik yapmak için hazırlanan ağaç·I, 152
1936 eşilgen daima eşilen·I, 158
1937 eşilgen her zaman uzayan, çekılen· I, 158
1938 eşilmek eşilmek I, 197
1939 eşilmek uzamak· I, 158
1940 eşişmek toprak eşmekte yardım ve yarış et-mek, I, 185
1941 eşitmek eştirmek, araştırmak·I, 211 bkz> üşetmek
1942 eşittürmek işittirmek· I, 222 bkz> eştlirmek
1943 eşkin uzun yol· I, 109
1944 eşkinci koşa koşa glden at postası· I, 109
1945 eşkin toprak akıp inen, üğünen toprak· I, 109
1946 eşkürti ipekli, nakı;lı Çin kuma;ı· I, 145
1947 eşlig genç kadından eşi bulunan kimse, eşli, eş sahibi I, 47
1948 eşmek eşmek; taşmak; (at hakkında) yorga yürümek· I, 166
1949 eştilmek işitilmek;I, 246
1950 eştürmek eştirmek·I, 222
1951 eştürmek işittirmek·I, 221 bkz> eşittürmek
1952 eşük büyüklerin ölümünde mezarları üstüne serilmek üzere gönderilen ıpek kumaş; bu kumaş sonra parçalanarak fakirlere da ğıtılır, I, 72
1953 eşük bürgü, örtü, üste giyinilen, bürünülen her nesne· I, 14, 72
1954 eşüklig bürgülük kumaş sahibi. I, 153
1955 eşüklik barçın bürgu yapılmak için hazırlan-mış olan ipekli kuma;· I, 153
1956 eşülmek örtülmek, örtünmek· I, 197 bkz> aşulmak
1957 eşümek örtmek, bürümek, I, 14; III, 253, 254
1958 eşütmek örttürmek·I, 210 bkz> aşutmak
1959 eşyék eşek, I,III, 114, 244, 311, 492; III, 62, 326, 330 bkz> e şek, eşgek
1960 et et, I,35.36,95,169,173,177,184,196, 209, 220, 223, 236, 323, 338, 348, 379, 397, 401, 429, 444, 479, 485, 495;II, 4,15, 78,102,120, 126, 129, 141, 156, 157, 174, 211, 217, 222, 230,240, 243,245, 248, 252, 254, 281, 282,292, 293, 342, 348; III, 7, 16. 23,
1961 etçi kasap, II, 48, 49
1962 eteç çocukların ceviz oynadığı çukur, I, 52 bkz> etiç
1963 eteçlik ceviz oynamak için çukur aç ılmış yer· I, 151
1964 etek etek· I, 68
1965 eteklenmek eteklenmek· I, 294
1966 eteklig etekli, eteği olan, I, 122
1967 eteklik eteklik I, 152
1968 etetmek sıkıntıya koymak· I, 207
1969 etiç çocukların ceviz oynadıkları çukur· I, 52 bkz> eteç
1970 etik pabuç, mest· III, 283 bkz> etük
1971 etikmek (çocük) yetişmek, tombullaşmak, büyümek. I, 192
1972 etilgen her zaman düzelen· I, 158
1973 etilgen atlarda bulunan bir hastalık·I, 158
1974 etilgen sayılgan birçok işlere giren, çıkan, I, 158
1975 etiz iki dere arasındaki su geçecek sed·I, 54 bkz> at ız
1976 etizlemek ark açmak, set yapmak, topragı parçalara ayırmak, evlek yapmak·I, 301 bkz> atızlamak
1977 etizlenmek parçalara ayrılmak, (tarla hakkında) maşalaya ayırnnak· I, 292 bkz> atızlanmak
1978 etlelmek et yapılmak· I, 295
1979 etlemek etlik yapmak, et yapmak, I, 284, 285
1980 etlenmek etlenmek, şişmanlamak· I, 256, 285
1981 etletmek kestirip et haline getirtmek, I, 264
1982 etlig kişi etli, şişman.I, 101
1983 etlig ki ;i et sahibi olan kimse·I, 101
1984 etlik et asılacak çengel, I, 101
1985 etlik kesilmek için hazırlanan koyun·I, 101 § etlik koy; etlik koyun, I, 101
1986 etmek (étmek) yenecek ekmek I, 102, 166,197, 202, 211, 247, 262, 329, 391;II, 28, 30,98, 112, 138, 197, 235;III, 93, 223, 280, 287, 304, 352, 426, 428
1987 etmekçi ekmekçi·II, 48, 49
1988 etmeklenmek ekmek sahibi olmak·I, 314
1989 etrek rengi kızıla çalan sarı adam·I, 101
1990 etsemek canı et istemek· I, 275, 279
1991 etsetmek ete istek getirtmek, I, 262
1992 etük pabuç, edik, I, 68, 218, 395; II, 49, 315; III, 97, 242, 426, 430 bkz> etik § büküm
1993 etük ; kadın ayakkabısı· I, 395
1994 etükçi pabuççu, kavaf· II, 49
1995 etüklenmek ayakkabı, edlk sahibi olmak,I, 294;III, 348
1996 etüklük sagrı ayakkabı yapmak için ayrılan sahtiyan I, 152
1997 et yer yumuşak yer· I, 35
1998 etyin vücut· I, 463
1999 ev ev,I, 32, 211, 516 bkz> ef, ev, öv, üv, üv § ev k ızı; aile kızı· I, 326
2000 evet evet, peki· I, 51 bkz> emet, evet, yemet
2001 evin tane,I, 84 bkz> evin
2002 evleşmek evini ortaya koyup kumar oynamak,I, 240, 241
2003 evlig ev sahibi. II, 106, 176
2004 evlük kadın,I, 251
2005 ev ev· I, 24, 25, 32, 33, 37, 38, 85, 104, 124, 147, 148, 169, 191, 197, 214, 225, 226, 227, 231, 251, 253, 257, 281, 283, 293, 298, 323, 343, 370, 375, 377, 378, 384, 422, 435, 446, 447, 464, 495, 496, 498, 499, 501, 504, 507, 514, 515;II, 3, 4, 6, 8. 17, 1
2006 evdilmek ele geçirilmek, toplanmak· I, 246
2007 evdimek toplamak· I, 273
2008 evdinmek toplamak, toplamayı üzerlne al· mak, kendi kendisine toplamak· I, 251;II, 254
2009 evet evet, peki,I, 51 bkz> emet, evet, yemet
2010 evin tane·I, 77, 84 bkz> evin
2011 evlenmek hâlelenmek; kendine ev edinmek· 1. 258, 259
2012 evlenmek evlenmek·III, 87
2013 evleşmek toplanmak, yığılmak·I, 240 bkz> avlaşmak
2014 evmek bir şeyin etrafına koşuşmak I, 167
2015 evrişmek uğraşmak, çabalaşmak, bir işin üstüne düşmek; çevirmekte ve bir şeyin altını üstne getirmekte yardım etmek, I, 235, 248
2016 evrülmek yönelinen yerden çevrilmek. I, 248
2017 evsemek evini özlemek. I, 277, 279
2018 evsetmek evini özletmek, Istetmek, I, 262
2019 evsinmek evi benimsemek, kendi evi saymak. I, 253, 258
2020 evşük bir adama sonradan gelen hal, hastal ık ve benzeri, arıza; evin merteği, direği·I, 105
2021 evşükgen tevürgen her zaman evirip çeviren, güç işleri başaran·I, 157, 521
2022 evürgen tevürgen her zaman evirip çevìren·I, 521
2023 evürmek çevirmek, evirmek, döndürmek, altını üstüne getirmek, I, 178; II, 82
2024 evüsgü savurma aygıtı· I, 13
2025 evüşmek savurmak· I, 13
2026 evzemek koğlamak, müzevirlik etmek I, 275
2027 eyegü her hayvanın eyeğisi, eye kemiği, kaburga; yan; çadırın yanı, I, 137;III, 174, 425
2028 eyegü yér dağın ortası·I, 137
2029 eyle õyle· I, 113, 166; III, 186
2030 eymenmek utanmak; çekinmek·I, 270;III, 377
2031 eze buyük kız kardeş,I, 90 bkz> ece, eke
2032 ezik uzunlamasına çizik, tırnak yarası·I, 71 bkz> az, iz
2033 ezitmek uzunluğuna yirmek,I, 209
2034 ezmek kazımak, sıyırmak·I, 165
2035 eztürmek yirdirmek-I, 220
2036 él i1, vilâyet·I, 48, 106, 168, 219, 354;II, 9, 10, 18, 25. 29, 238
2037 él atı anlatır bir isim·I, 48 él açıklık, boşluk·I, 48
2038 él kötü, değersiz. |, 49 él iki bey arasında barışıklık·I, 49
2039 él başı ata bakan, seyis·I, 49
2040 él bolmak sulh olmak, banşmak·I, 49
2041 él kuş kartala benzeyen alacalı bir kuş·I, 49
2042 én çukur; iniş.I,49;III,4 bkz> in § én yér
2043 én en, yan tarafa olan genişlik, yan·I, 49
2044 énemek enemek; kulaktan bir parçasını keserek imlemek III, 256
2045 énetmek enetmek; kulağın bir parçasını keserek imletmek·I, 215
2046 ér delik açmak için kullanılan aygıt, delgiç,I, 45
2047 ér yer·I, 45 bkz> yér
2048 ér yerin güneye bakan güneşli tarafı·I, 464 bkz> ir
2049 érilmek gedilmek, gedik açılmak; eksikleşmek·I, 270
2050 érin dudak,I, 70, 77 bkz> ir(i)n
2051 érinç iyi ya;ayı;, nimet içinde geçiniş, nimet, bolluk,I, 46, 132; III, 449 bkz> érinj
2052 érinçü günah· I, 134 bkz> arınçu
2053 érinj nimet, bolluk, I, 132; III, 449 bkz> érinç
2054 érle yurtluk, yurt tutulan yeı\ III, 251 bkz> irle
2055 érmek i.rkilmek, yalnızlık duymak; (duvar) yarmak· I, 172, 173
2056 érmek olmak, imek, I, 24 bkz> ermek
2057 érte erte· I, 124
2058 értelemek erken başlamak· I, 316 bkz> ırtalamak
2059 ésilmek eksilmek. I, 270
2060 éşitmek işitmek. I, 212,508, bkz> işitmek
2061 étilmek düzelmek; edilmek, yapılmak· I, 53, 442; II, 209
2062 étinmek edlnmek, hazırlanmak· I, 82
2063 étişmek bariştırmak, beraber yapmak· I, 76
2064 étmek (yardımcı fiil) yapmak, etmek, eylemek, kılmak· I, 171, 324, 332, 333. 342. 361.456, 457, 486; 11. 25; 111. 128. 129, 130, 357,366, 370
2065 éttürmek büktürmek· I, 267, 268 bkz> iytürmek
2066 éttürmek onartmak, düzeltmeyi emretmek. I, 217, 218
2067 évek acele, ivme; aceleci, iven·I, 77, 104, 387;II, 13, 19 § évek er; aceleci adam,I,122
2068 éveklik işlerde ivme, acelecillk·I, 153
2069 évet acele, ivnne· III, 26
2070 évilmek ivilmek, acele edilmek.I, 271
2071 évişmek koşu;mak, acele edl;mek· I, 186
2072 évmek acele etmek, I, 167 .168;II, 12; III, 26,183
2073 évsemek ivmek, acele etmek (lstemek)· I, 277
2074 furxan put·I, 343 bkz> burxan, beder burxan bedez burxan ·
2075 furhan evi put evi, puthane·I, 343,
2076 ge zarf (mefulüileyh) edatı·III, 212,.
2077 gerü ...doğru III,251
2078 geşür havuç, I, 431 bkz> gezer, gizri, sar ıg, turma
2079 gezer havuç, I, 431 bkz> geşür, gizri, sarıg turma
2080 gizri havuç. I, 431 bkz> geşür, gezer, sarıg turma
2081 gine küçültme eki· III, 359 bkz> ·kıya, -kiye
2082 gu fiillerin emir kipi üzerine gelerek zaman, yer ve ayg ıt ismi yapan edat· III, 211
2083 hana ana,I, 32 bkz> ana
2084 hata ata,I, 32 bkz> ata
2085 heç heç atları gayrete getirmek ve sıkıştırmak çıkarılan ses I, 321; II, 282 bkz> eç eç
2086 hoç hoç keçilergüdülüp sürülürken söylenen, ·II, 282
2087 hukubarı pota yapılan çamur, lülecl çamuru· için ç ıkarılan ses, III, 243 bkz> çukuban
2088 xafsı hokka·I, 423
2089 xakan Afrasyab'a verilen ungun,III, 157
2090 xamir emir, bey·I, 112
2091 xan han, Türkler'in en büyük başbuğu, Afrasyab oğullarına verilen ungun·I, 63, 82, 199, 255, 271, 410, 427, 459;II, 3, 7,190, 273, 288; III, 60, 127, 141, 157, 266. 327, 368
2092 xanda nerede·I,46, 418; III, 69, 173, 218 bkz> kanda, kayda, kayuda
2093 xasnı çocukları semirtmek için bir kese içine konularak a ğızlarına verilen bir deva, Hin-distan'dan gelir· I, 435
2094 xayu hangi, hani, I, 31; III, 218, 237, 367 bkz> kanu, kayu
2095 xıyar maraz ücretle çalışan adam, ırgat·I,411 bkz> maraz
2096 xız kız· III, 218 bkz> kırkın, kırnak, kız
2097 xulıñ Çin'den getirilen birçok renkleri olan ipek kuma ş,III, 371
2098 xumaru andaç olarak verilen mal, ölen büyük bir adam ın malından hakana ayrılan güzel parça, uzağa giden adamın hısımlarına bıraktığı mal I, 445
2099 xumaru miras I, 445;III, 440
2100 xumarulanmak mirasa konmak; dostunun veya ba şkasının malından kendine azık edin-mek,III, 205
2101 xun kaba, faydasız.III, 138
2102 xun xara ışlamak kaba, faydasız iş i;lemek· III, 138
2103 xüçünek kırlangıç dahi denilen benekli, güzel kokulu küçük kavun, y ılkıç·I, 488
2104 ıçgın kaçırmak; kaybedilmek, yok edilmek,elden gitmek; yellen^ìek.I, 253, 254;III, 307
2105 ıdılmak salıverìlmek, boşanmak·I, 194
2106 ıdınçu saç erkeğin sonradan bırakılan saçı·I, 133
2107 ıdınçu yılkı yük vurulmayarak bırakılan hayvan· I, 134
2108 ıdışmak birbirine armağan vermek, armaganlaşmak ve bunda yarış etmek· I, 182
2109 ıdmak salmak, gôndermek, serbest bırakmak, I, 210, 421; III, 172, 230, 343, 438 bkz> tonatmak, tonıdmak
2110 ıdsamak göndermek istemek·I, 276
2111 ıdu zaruret, zahmet·I, 110
2112 ıduk kutlu ve mübarek olan; aslında sahibininyaptığı bir adak için saklanarak yünü k ırkılmayan, sütü sagılmayan, yük vurulmayarakbaşıboş bırakılan, salıverilen her hayvana bu ad verilir.I, 65
2113 ıduk tag geçitsiz sıra dağlar·I, 65
2114 ıglamak ağlamak·I, 286, 287 bkz> yıglamak
2115 ıglaşmak ağla;mak·I, 240 bkz> yıglaşmak
2116 ıjmaklanmak bir yerde veya bir şeyde çok şap bulunmak; kelliği artmak, azmak·I, 313bkz> ajmuk
2117 ık soğuk su içilerek üzerine ekmek yenildikte gögsü kabartarakç ıkan bir hıçkırık, hık· I, 37
2118 ıkılaç asil, yüğrük at· I, 139
2119 ık tutmak hıçkırık tutmak, hık tutmak· I, 37
2120 ıldurmak indirmek I, 224
2121 ılıg ılık,I, 31, 64 bkz> yılıg
2122 ılımga hakanın mektuplarını Türk yazısıyle yazan kimse· I, 143 bkz> al ımga
2123 ılınmak ilişmek, tutulmak, uğramak, takılmak·I, 204; II, 288; III, 358 bkz> ilinmek
2124 ılışmak inmekte yarış etmek, ini;mek·I, 190
2125 ılışmak blrbirine ilişmek; çatışmak; asmakta yardım etmek I, 188, 190 bkz> ilişmek
2126 ılmak inmek· 1.169,175;III,69,220 bkz> inmek
2127 ılsamak inmek istemek·I, 278 bkz> insemek
2128 ımga malmüdürü, tahsildar, hazinedar.I, 128
2129 ınal anası hatun (kökten), babası ortalık adamı olan bütün gençlere verilen ungun, I, 122
2130 ınanç güvenilen, inanılan, I, 133;III, 450 § ınanç beg; inanılan, güvenilen bey·I, 133, 206
2131 ınanmak inanmak, güvenmek· I, 206; III, 161
2132 ınışmak inişmek I, 190
2133 ıñan dişi deve· I, 120, 289 bkz> iñen
2134 ıñramak deve inlemek·I, 120
2135 ıñranmak inlemek· I, 289
2136 ıñraşmak inleşmek III, 398
2137 ıñratmak inletmek,II, 357, 358
2138 ır ır, ırlama·III, 4 bkz> yır
2139 ır utanma bildiren bir söz·I, 36 bkz> ıra, ırra, ir
2140 ıra utanma·I, 39 bkz> ır, ırra, ir
2141 ır bulmak utanmak.I, 36
2142 ırgag donmu; olan buzu, buzluga çeklp getirmek için kullan ılan kanca,I, 141
2143 ırgalmak sallanmak, ırgalanmak. I, 249
2144 ırgamak sallamak, ırgalamak, I, 283; III, 316, 321
2145 ırganmak ırgalanmak· I, 254
2146 ırgaşmak ırgalamakta yardım ve yarış etmek· II, 322
2147 ırgatmak ırgalatmak, sallatmak· I, 263
2148 ırk kâhinlik, fal, yürektekini d ı;arı çıkarma, I, 42
2149 ırklamak kâhinlik etmek, ırk (fal)a bakmak· III, 443
2150 ırra utanma· I, 39 bkz> ır, ıra, ir
2151 ırtalamak erken başlamak· I, 316 bkz> értelemek
2152 ısınmak ısınmak; sevmek· I, 201, 202 bkz>isinmek
2153 ısırgan ısırgan, çok tsıran·I, 156
2154 ısırmak ısırmak, sokmak·I, 178; II, 329
2155 ısırtmak ısırtmak· III, 428
2156 ısışmak ısınmak, bir nesnenln bütün parçalar ı arasına sıcaklık yayılmak, I, 185 bkz> isişmek
2157 ısız ele, avuca sığmayan, haşarı çocuk, utanmaz, arsız, ırsız, fena, kõtü· I, 122, 386; II, 117 bkz; esiz, essiz, ıssız, isiz
2158 ısızlık fenalık, kötülük, haşarılık.III, 161 bkz> esizlig, ıssızlık, isizlik ıslanmak ; islenmek· I, 298 bkz> işlenmek
2159 ısrık çocukları perilere ve göz dokunmasına karşı afsunlamak için ilâç yapıldığı zaman tekrarlanarak söylenir. I, 99
2160 ısrılmak ısırılmak, I, 247
2161 ısrım kişi suratsız, sıkıntilı adam·I, 107
2162 ısrınmak öfkelenip derlenmek, toplanmak, çekilmek, büzülmek· (Bu kellme sebzelere iyice pi şmeden soğuk su konmasıyle pişme yerek çiğ kalması, sinirsek olması halinde 50/10^. Yumuşak huylu bir kimsenin ser-telmesi de bôyledir)·I, 251, 252
2163 ısrışmak ısırışmak· I, 234, 285
2164 ısrumak ısırmak· I, 163
2165 ıssız kişi yüzsüz, lyilik bilmez adam· I, 142 bkz> esiz, essiz, ısız, isiz
2166 ıssızlık , fenalık, kötülük, haşarılık. III, 161 bkz> esizlig, ısızlık, isizlik
2167 ış iş·I, 47, 53, 64, 141, 146, 147, 155, 156, 157, 158, 168, 171, 179, 186, 187, 190, 193, 197, 201, 204, 209, 217, 220, 221. 230, 235, 238. 244, 255, 270, 271, 272, 295, 300, 307, 313, 315, 316, 320, 348, 368, 376, 391, 410, 428, 448, 459, 462, 470, 494, 52
2168 ışçı işçi·I, 468 § tarfak ışçı; kıvrak, çalışkan işçi·I, 468
2169 ışgunmak Fársça'sı "aşhun" Arapçası el-rîbâs olan bitki·I, 18, 109
2170 ış küdük iş güç·I, 391
2171 ışlamak işlemek· III, 138 bkz> işlemek
2172 ışlar kadın·II, 150, .171 bkz> işiler, işler
2173 ışlıg i; sahibi olan (kimse).I, 495, 509 § ışlıg küdüglüg; işli, güçlü· 1. 509
2174 ıt it, kõpek·I, 35. 116, 156, 157, 164, 178, 228, 294, 308, 336, 346, 363, 365. 375, 483;II, 7, 8. 10, 16, 24, 73, 84, 177, 221. 292, 298, 305; III, 23. 70, 73, 214. 232, 255, 262, 291, 294, 300, 324, 353, 404, 405, 410, 429
2175 ıtlamak köpekletmek, söğmek- I, 285, 286
2176 ıtlıg itli, köpekli I, 98
2177 ıtlıg yılı Türkler'ln on Ikill yıllarından biri·I, 346
2178 ıvık kırlarda, taşlı yerlerde yaşıyan geyik·I, 67, 239, 265
2179 ıvrık ibrik I. 99, 100; III, 131
2180 ıyınmak ıkınmak, I, 269
2181 îç iç·I, 35, 91, 225, 245;II, 208
2182 içegü kaburga kemiklerinin iç tarafında bu·lunan şeylerin adı,II,içirik I, 137
2183 et ciğere bitişik olan ince et· I, 35
2184 içgermek içeriye koymak; suçlarını sôylemek, koğlamak· I, 227
2185 içi yaşça büyük olan erkek karde ş; kocanınyaşça büyük erkek kardeşL I, 87; III, 7
2186 içikmek savaşta kendi dileğiyle teslìm olmak· I, 192;II, 118
2187 içilmek içilmek .I, 194
2188 için ara, iç anlamını bildiren birek, I, 76, 230
2189 içişmek içişmek, içmekte yardım ve yarış etmek, I, 181 içkin er düşmanlardan iken bu yana geçen, kendisine dokunulmayan, baysall ık verilen kişi, mülteci· I, 108
2190 içkur iç kuşağı, uçkur, I, 35, 324
2191 içkü içki, içilen şey,I, 128 içlemek iç geçirmek, astarlamak, I, 286
2192 içlenmek içlenmek, tanelenmek, içi olmak· I, 256, 257
2193 içlik eger keçesi, içlik, I, 102, 104
2194 içmek içmek, bir şeyi içmek veya sorup içine çekmek.I, 35, 47, 142, 164, 192;II, 6
2195 içmek kuzu derisinden yapılmış olan kürk·I, 102
2196 içmeklenmek kuzu kürkü giymek 've buna sahip olmak, I, 314
2197 içre de, içinde, içerisinde. I, 223, 367, 393; II, 83, 250;III, 235, 247, 339, 448
2198 içrüşmek içirişmek, içı'rmekte yardım ve yarış etmek,I, 233
2199 içsemek içmek 1516010^I, 20, 276
2200 söz yürekteki gizli şey, sır·I, 35
2201 içtonlamak iç donu giymek·I, 314 bkz> iştonlanmak
2202 içtürmek içirmek, su içirmek,I, 218; II, 173
2203 içük samur, tegin gibi hayvanların derisinden yapılan kürk, I, 69
2204 içüklemek samur, teğin gibi hayvanların kürkünden urbasına iç geçirmek, iç kaplatmak, I, 305
2205 içürgen çok içiren· I, 157
2206 içürmek içirmek I, 47, 177. 218; II, 173
2207 idiş kadeh, tas, bardak, tencere gibi her nevi kap· I, 61 bkz> idi ş
2208 idi sahip, efendi; Tan^ı. I, 87. 320, 330, 410; II, 243
2209 idiş kadeh, kap; mal mülk, III, 61,131, 232 bkz> idi ş
2210 idrik katı nesne· I, 102 bkz> irik
2211 ig iğ,I, 48, 85 bkz> ik, yig, yik
2212 ig hastalık.I, 48, 296;III, 30, 224, 278, 281
2213 igçil hasta, III, 57
2214 igemek eğelemek, gıcırdatmak, III, 254, 255
2215 igemek inat etmek, III, 255
2216 igenmek benimsemek; (kısrak) gebe kalmak;çamışlaşmak, harınlaşmak; çekinmek· I, 104, , 200, 203
2217 igeşmek arka olmak, güvenmek·I, 187
2218 igeşmek eğelemekte yardım ve yarı; etmek; çarpışmak, ısırı;mak, boğufmak· I, 187, 188; II, 287
2219 igiş harınlaşan, inatlaşan hayvan, at·I, 122
2220 iglelmek hastalanmak,I, 296
2221 iglemek hasta olmak·I, 287, 380
2222 iglenmek bir parça hastalanmak
2223 igleşmek hastalaşmak·I, 241
2224 igletmek hastalandırmak· I, 266
2225 iglig hasta·I, 79, 196, 273; II, 351
2226 ik iğ· III, 144 bkz> ig, yig, yik
2227 ikdilmek terbiye edilmek, eğitllmek; beslenlenmek·I, 246
2228 ikdi ; anaları bir olan·III, 382
2229 ikdük peynlr gibi süt ve yoğurttan yapılıp yenen bir azık,I, 105
2230 ikeme bir çeşit saz, kubuz gibi çalınan bir çalgı·I, 137; III, 174 bkz> ekeme
2231 iki sayıda iki; ikisi I, 49, 131, 233, 256; II, 45, 251;III, 45, 101, 244, 363, 382 bkz> ikki
2232 ikidmek terbiye etmek, eğitmek, yetlştirmek, I, 213 bkz> ikitmek
2233 ikinç sayıda 1^1110.I, 131, 132; III, 449
2234 ikindi bazısı, öteki, ikinci· I, 140, 185, 186, 231, 238. 239;II, 89, 103, 203, 214, 217 bkz> ekindi
2235 ikindi ikindi,I, 140
2236 ikirçkün tereddüt, ikircim; tereddütlü, ikircimli.III, 419
2237 ikit yalan·I, 51
2238 ikitmek terbiye etmek, yetiştirmek .I, 213 bkz> ikidmek
2239 ikki iki, birblri, ikisi, iklden her biri·I, 182, 187, 188. 189, 234, 237, 239. 268, 270, 308, 317, 410, 519;II, 17, 88, 89, 93, 98, 99, 101, 102, 104, 105, 107, 108, 109, 112, 196, 203, 206, 207, 209. 211, 215, 217, 218, 220, 221, 222, 224, 258, 287; III, 71,
2240 ikkiz ikiz, I, 143 § ikkiz oglan; ikiz çocuk·I, 143
2241 iklemek çiğnemek, basmak·I, 287, 380;III, 310 bkz> egle şmek, ikleşmek, yiklemek
2242 ikleşmek birbirine uyup durmak, bir şeyi ayakla çiğnemekte birbirine yardırn etmek, I, 241 bkz> egleşmek, iklemek, yiklemek
2243 ikletmek çiğnetmek, bastırmak·I, 265
2244 iktü ekti, elde beslenen hayvan, I, 114
2245 iktülemek ot vermek; beslemek· I, 317
2246 ilel (beylere ve hanlara cevap verilirken) evet· I, 78
2247 ilenç düşüncesinin yanlışlığı belli olan bir ki-şinin bir iş üzerine sözsöy]emesini kınama; ayıplama, tekdir, çıkışma·I, 133, 204;III, 450
2248 ilenmek kötü dua etmek, ilenmek; ayıplamak, tekdir etmek,I, 204, 205
2249 ilermek göze ilişmek, belirmek, gôrünmek· I, 179; II, 283
2250 ilersük şalvar uçkuru·I, 152
2251 ilertmek iliştirmek, iliştirtmek. III, 427, 428
2252 iletmek iletmek, götürmek· I, 214, 369; II, 263
2253 ilik ilik I, 72. bkz> yilik
2254 ili kapug iliştirilivermiş, anahtarsız açılabilen kapı·I, 92
2255 ilinmek tutulmak, yakalanmak·I, 204, 205, 206;II, 288;III, 358 bkz> ılınmak
2256 ilişmek birbirine ilişmek; çatışmak; asmakta yardım ve yarış etmek·I, 188, 190 bkz> ılışmak
2257 ilk ilk, her şeyin evveli· I, 43
2258 ilmek ilişmek I, 169
2259 ilrük üzerlik tohumu, Peganum harmala· I, 105 bkz> eldrük, y ıdıg ot, yüzerlik
2260 iltürmek iliştirtmek, astirtmak· I, 224
2261 im parola, orduda başbuğun askerler arasına silâh veya kuş adlarından birini belge olarak koyduğu kelimeler· I, 38
2262 imdi şimdi. I, 36, 37, 41 bkz> emdi
2263 imir aydınlıkla karanlığın birbirine karışması·I, 94 bkz> emir, imir, iriğir
2264 imlelmek gôz kırpmakla ve buna benzer şeyle işmar olunmak·I, 296
2265 imlemek işmar etmek, işaret etmek, göstertmek· 1. 82, 287, 288;III, 84, 295, 310 bkz> yimlemek
2266 imleşmek işaretleşmek· I, 242
2267 imletmek işaret ettirmek· I, 266
2268 imren yurttaşlardan toplanan her yığnak· I, 88, 107
2269 imtili düşünüp taçınılmadan birdenbire yapılma. I, 141
2270 in çukur· I, 49 bkz> én
2271 in yırtıcı hayvan ini.I, 49, 55 bkz> yın, yin
2272 in koyun pisliği·I, 49 bkz> yin
2273 inç rahat, içi sakin, yüreği dölek·I, 74;III, 437
2274 inçikmek duygusu gitmek, bayılmak, büzülmek, titremek·I, 243, 244
2275 inegil vücut içerisinde, göbek kar şısında kulunca benzer bir hastal ık·I, 137
2276 ini yaşça küçük kardeş, kocanın küçük erkek kardeşi· I, 93; III, 7
2277 inilmek inilmek.II, 130
2278 inmek inmek I, 169; II, 204; III, 61 bkz> ılmak
2279 insemek inmek istemek· I, 278 bkz> ılsamak
2280 iñek 1116^I, 111; III, 91 iñek kaplumba ğanın dişisi· I, 111
2281 iñek küçi küçü otu tohunnu· III, 121
2282 iñen dişi deve, I, 120, 289 bkz> ıñan
2283 iñes kişi yabancı gibi sağına, soluna bakan adam· I, 94
2284 iñir aydınlıkla karanlığın birblrine karışması, alaca karanlık.l, 94 bkz> amır, emir, imir
2285 iñliç kebapla yenir, sarımsağa benzer blr dağ otu· I, 115
2286 iprük içerisine pekllk gelene (içlni sürdürmek için) yo ğurt ile süt karıştırılarak verllen ilâç· I,101
2287 ir yerin güney, güneşli yanı· I, 464 bkz> ér
2288 ir utanma bildiren bir söz, I, 36 bkz> ır, ıra, ırra
2289 ir bolmak utanmak,I, 36
2290 irdemek aramak·III, 228
2291 irik katı olan nesne·I, 71, 102 bkz> idrik
2292 irik kel ve uyuzun kafası·I, 71
2293 irik erpik ve eski olan her nesne, I, 70
2294 irik otuñ odun kırıkları, kıymık I, 70
2295 irilmek kaygıdan titremek, kendi kendini yermek·I, 196 bkz> ar ılmak
2296 ir(i)n dudaklar, ağız· III, 74 bkz> érin iririg 11-10.I, 135;III, 59
2297 irk dört yaşına girmek üzere bulunan koyun·I. 43
2298 irkeklenmek dalgalanmak; erkek olmaki ür-permek·I, 315 bkz> erkeklenmek
2299 irkeşmek topla;mak.I,144 bkz> irkişmek
2300 irkilmek toplanmak, çoğalmak I, 249
2301 irkin irkilen, iriken şey· I, 108 § irkin yagmur; günlerce süren ya ğmur, I, 108 § irkin suv; irkinti su· \, 108
2302 irkinmek irkmek, mal irkmek, kendisi için toplamak· I, 254, 255
2303 irkişmek irkmekte yardım ve yarış etmek, toplaşmak· I, 238, 325 bkz> irkeşmek
2304 irkmek toplamak· III, 420
2305 irle yurtluk, yurt tutulan yeı\ III, 251 bkz>érle
2306 irpelmek bıçkı ile biçilmek, bo2ulmak· I, 244
2307 irpemek bıçkılamak, biçmek, bozmak· I, 271
2308 irpetmek bıçkı ile biçtirmek, bozdurmak. I, 260
2309 irtelmek aranmak, araştırılmak; istenmek. I, 245
2310 irtemek arkasına düşmek; istemek· I, 245, 272; III, 356 bkz> istemek
2311 irteş araştırma, irdeme; isteme; iş hususunda vaki olan bahis, dögü ş, kavga,I, 97, 402;II, 214;III, 416
2312 irteş kopmak bahis kızı;mak· I, 97
2313 irteşmek araştırmak. I, 230
2314 irtetmek istetmek, aratmak, I, 260
2315 irük duvar ve duvara benzer şeylerdeki gedik· I, 70
2316 irvi Hindistan'dan gelir bir ilâç·I, 128
2317 irvi ince uzun·I, 128 § irvi kulak; ince uzun kulak· I, 128
2318 isig sıcak· 1. 72;III, 400
2319 isiglemek çok sıcakta gitmek·I, 306
2320 isiglenmek bir şeyi sıcak bulmak·I, 294
2321 isiglik sıcaklık.I, 152
2322 isiglik sevda· I, 152
2323 isig yer uzayıp giden bozkır·I, 72
2324 isimek ısınmak·III, 253
2325 isinmek ısınmak; sevmek·I, 201, 202 bkz> ısınmak
2326 isirgenmek sıcak yüzünden isiriklenmek·I, 290
2327 isişmek ısınmak, bir nesnenin bütün parçalar ı arasına sıcaklık yayılmak·I, 185 bkz> ısışmak
2328 isitmek ısıtrnak; ısıtmaya tutulmak· I, 209, 210
2329 isiz kötü, fena· II, 91 bkz> esiz, essiz, ısız, ıssız,
2330 isizlenmek sevimsizleşmek, yaramazlaşmak·I, 293
2331 isizlik şer, kötülük I, 152 bkz> esizllg, ısızlık, ıssızlık, isizlik
2332 iskemek ditmek·I, 284
2333 iskenmek (kıl, ot vb· hakkında) koparmak, yolmak, ditmek·I, 255
2334 isre aşağı; sonra,I, 126
2335 istek istek; ara;tırma· I, 120
2336 istek kopmak istek gelmek,I, 120
2337 istelmek istenmek, aranmak, I, 246 i
2338 stemek istemek, arkasına düşmek, aramak· I, 272 bkz> irtemek
2339 istetmek istetmek, aranması için arkasından adam göndermek.I, 260
2340 is, kandil dumanı·I, 37
2341 iş·I, 132, 253, 265; II, 166, 315; III, 68 bkz> ış
2342 bolmak islenmek, klrlenmek·I, 37
2343 işenmek güvenmek, inanmak I, 202
2344 işiler kadın·I, 117 bkz> ışlar, işler
2345 işilmek işe yatmak, işe yordam hasıl etmek· I, 197 bkz> yişilmek, yuşılmak, yuşulmak, yüşilmek, yüşülmek
2346 işitmek işküm saraylarda hanlar 1çin kurulan, büyük çanak gibi ayaks ız sofra·I, 107
2347 işlelmek işlenmek·I, 295
2348 işlemek işlemek,I, 286 bkz> ışlamak
2349 işlenmek Islenmek, dumanla örtülmek, tütsülenmek; kendini i ş yapar göstermek·I, 297. 298;II, 72 bkz> ıslanmak
2350 işler kadın·I, 117, 153, 158, 314, 330, 477; III, 18, 57, 205, 432 bkz> ışlar, işiler
2351 işleşmek iş yapmakta yarış ve yardım etmek, I, 240
2352 işletmek işletmek I, 265
2353 iştonlanmak iç donu giymek,I, 314, 315 bkz> içtonlanmak
2354 itegü değirmende dönen taşın üzerlne bindirilen ağaç parçası, ünun biraz kalın olması istenirse taş, bununla biraz yukarı kaldırılır, ince olması istenirse aşağı indirilir, I, 137
2355 itilmek itilmek, defedilmek; serpilmek, büyümek; imeklemek; sürünmek I, 193; II, 139
2356 itinçü nerig itilen nesne, I, 133
2357 itindi neñ itilmiş nesne, itik·I, 140
2358 itinmek itilmek, sürünmek II, 139
2359 ítìş itişme, iki kişi arasında elle müdafaa· I, 61
2360 itişmek itişmek, bir şeyi müdafaada yardım ve yarış etmek I, 180
2361 itlinmek itilmek· I, 256
2362 itlişmek itilmek, itilişmek, I, 239
2363 itmck itmek.,I, 171; III, 137, 251
2364 itsemek itmek istemek, itsemek· I, 276
2365 iytürmek büktürmek·I, 267, 268 bkz> éttürmek ·
2366 iz yerde ve deride uzunlamasına olan çizik, 80 bkz> az, ezik
2367 izderig balık avlanan bir çeşit ağ,I, 116
2368 izi õbür yıl, gelecek yıldan sonrakl yılı, 89
2369 izlik kesilen hayvanların derisinden yapılan Türk çarığı.I, 104
2370 jagılamak çağlamak,III, 324, 325 bkz> çagılamak, şagılamak
2371 ka kap, akar konan kap, zarf·I, 407;III, 211 bkz> kaça, kakaça
2372 ka kalın kelimelerde "de" anlamına zarfedatı· III, 211, 212
2373 ka Arapça'daki "ilâ ve izafet l'ı" anlamlarına edat, III, 212
2374 kabak(g) kabak, yaş iken yemeği yapılan bir sebze, I, 382
2375 kabaklık kabak tarlası, kabak biten yer· I, 503, 505
2376 kabargan vücutta kaşınmak ve sıcak yüzünden çıkan kabartı, sivilce· I, 516
2377 kabarmak kabarmak· II, 71
2378 kabartgan kabartan, şişiren, obartan (kimse)· I, 516
2379 kabartmak kabartmak, şişirmek, obartmak·III, 430
2380 kabırçak tabut, (çok kere) ölü tabutu· I, 501
2381 kaç kaç, sayı soran bir edat· I, 321, 476, 498
2382 kaça kap· III, 238 bkz> ka, kakaça
2383 kaçaç ipekli Çin kumaşı; cariye adı· II, 285
2384 kaçaç kir, II, 285 bkz> kakaç
2385 kaçalamak kaba koymak· III, 323
2386 kaçan ne vakit, vaktaki, ne zaman·I, 352, 403, 467;II, 69;III, 207, 272
2387 kaçar kaç kere·III, 247 bkz> kaçur
2388 kaçgın kaçan·I, 21, 79
2389 kaçıgay kaçan·III, 106 § kaçıgay er; kaçan adam, I, 106
2390 kaçı1mak kaçılmak·II, 134
2391 kaçınmak kaçar görünmek. II, 154, 155
2392 kaçış halk arasındaki uyuşmazlık, döğüş, I, 369
2393 kaçışmak kaçışmak·II, 92
2394 kaçıtmak kaçırtnnak·II, 300
2395 kaç kaç cin çarpmasına karşı üzerlik ile yapılan tütsüde söylenen söz·III, 163
2396 kaçmak kaçmak; gitmek, I, 12, 60, 142, 195, 235, 272, 386, 529;II, 5, 33, 87,164, 225, 234, 335; III, 40, 178, 208
2397 kaçrumsınmak kaçırır gõrünmek, II, 261, 262
2398 kaçruşmak birbirini kaçırmak, II, 218, 225
2399 kaçturmak kaçırtmak· II, 89 kaçur kaç kere· III, 247 bkz> kaçar
2400 kaçurgan her zaman kaçıran· I, 516, 517
2401 kaçurmak kaçırmak. I, 47; II, 75, 87,164,166, 225, 261, 262
2402 kaçurtmak kaçırtmak· III, 431
2403 kaçut savaş ve kavgada yiğitlerin blrblrleriyle çarpışmaları.I, 356
2404 kaçut kısa mızrak·I, 12
2405 kadaş kardeş, hısım, akraba, I, 86, 403. 407; II, 102;III, 62, 96, 143, 245, 382 bkz> kada ş
2406 kadaşlık kardeşlik, hısımlık· I, 503
2407 kadgu kaygı, III, 295, 309 bkz> kağgu kadılmak seyrekçe dikilmek· II, 134 bkz> kadumak kad ır güç, sarp, zor· I, 364; II, 54 § kad ır han; hakanlann sert ve çetin olan ı; "Hakanlı" ulusunun büyükleri· I, 364 § kadır
2408 kadırmak döndürmek, reddetmek·I, 144, 508
2409 kadışmak seyrekçe (ikileme) dikiş dikmekte yardım ve yarış etmek·II, 93
2410 kadıtmak inat etmek, dik ba;lı olmak, boyun egmemek,I, 513 bkz> kad ıtmak
2411 kadıtmak geri dönmek, çekinmek; soğuktan ölmek.II, 301
2412 kadıtmak seyrekçe diktirmek. II, 301
2413 kadrak dağ katları ve kıvnmları, yamaç, yan· I, 320, 471 § kat
2414 kadrak ; yan, yamaç I, 472
2415 kadrınmak huyunu çetinle;ir göstermek· II, 267 bkz> kad ırlanmak
2416 kadruklanmak dağın girintisi, çıkıntısı, sert yeri çok olmak· II, 275
2417 kad kar fırtınası, insan öldüren bora, tipl·II, 223;III, 147
2418 kadag kanal, ırmak· II, 190
2419 kadaş kardeş glbi yakın olan hısım, akraba, I, 369; III, 23, 327 bkz> kada ş
2420 kadgu kaygı, tasa, I, 106, 425, 486; III, 374 bkz> kadgu
2421 kadgulanmak kaygılanmak. III, 201
2422 kadgurmak kayırmak; kaygıya düşmek, kaygılanmak. II, 192, 193; III, 193. 194 bkz> kay-gurmak
2423 kadllg ikileme dikiş, çifte dikiş, I, 375
2424 kadık ağaçtan oyulmuş nesne·I, 382
2425 kadın kayın, dünür, hısım.I, 32, 403, 528;II, 110; III, 245 bkz> kay ın, kazın
2426 kadın kadnagun kayın ve kayınbabalar; "kayın mayın" gibi bir deyim· I, 523
2427 kadıñ kayın ağacı, I, 32, 356; III, 134, 151. 369bkz> kay ıñ
2428 kadırgak çok çalışmak yüzünden elde peyda olan nas ır·I, 502
2429 kadırgan daima egdiren, daima büktüren,I, 518;II, 74
2430 kadırlanmak huyunu çetinleşir göstermek·II, 267 bkz> kadrınmak
2431 kadırmak büktürmek, eğdirmek, burdurmak; reddetmek·I, 370;II, 76, 164
2432 kadırtmak bıiktnrmek.III, 431
2433 kadış kayış.I, 369, 499;III, 10, 325
2434 kadışlamak kayış yapınak. III, 335
2435 kadıtgan kimseye boyun egmeyen, inatçı, dik başlı,I, 513
2436 kadıtmak inat etmek, dik başlı olmak, kimseye boyun egmemek.I, 513 bkz> kad ıtmak
2437 kadız ağaç kabuğu, I, 365
2438 kadızlanmak kabuklanmak· II, 267
2439 kadmak tipiden ölmek· III, 440
2440 kadnagun kadın ile birlikte kullanılır, "kayın mayın" gibi bir deyim. I, 528
2441 kadranmak kızmak, köpnrmek. II, 249
2442 kadrılmak bükülmek, egilmek· II, 235
2443 kadrışmak bükmekte yarış etmek; karşılıklı olarak birbirinin sözlerini reddetmek, II, 218, 219
2444 kadumak seyrekçe dikmek, III, 260 bkz> kad ılmak
2445 kafçıtmak kızdırmak. II, 329 bkz> kavçımak
2446 kafgar safran renginde ipek kumaş· III, 438
2447 kaftan kaftan, elbise; kapama. I, 435; III, 109, 287, 298
2448 kagıl üzüm asmaları bağlanan yaş söğüt dalı, I, 409
2449 kag kug kazın çıkardığı ses· III, 128 bkz> kak kuk
2450 kag kug etmek kaz ses vermek, III, 128
2451 kagrulmak kavrulmak.II, 144, 235 bkz> kagurmak, kavrulmak, kovurmak, kugurmak, kuvurmak
2452 kagruşmak kavruşmak· II, 219 220 bkz> kavruşmak
2453 kagun kavun·I, 15, 88, 174, 214, 268, 269, 395, 410;II, 290; III, 107, 129, 146, 190, 435
2454 kagunlanmak kavun sahibi olmak, III, 206
2455 kagunlug kavunlu· I, 499
2456 kagunluk kavunluk, kavun tarlası· I, 504, 505
2457 kagunsamak canı kavun ıstemek· I, 280
2458 kagurmak kavurmak· II, 81 bkz>kagrulmak, kavrulmak, kugurmak, kuvurmak
2459 kagut kavut, darıdan yapılan bir yemek,I, 406;III, 163 bkz> kavut
2460 kah kah köpeği çağırmak için kullanılan söz, III, 118
2461 kak erik, kaysı gibl meyvelerin kurusu, II, 282; III, 155
2462 kak kurutulmuş nesnè· II, 282
2463 kak göl, kurumuş göl, su birikintisi.I, 179; II, 282. 283; III, 155
2464 kakaç kir, pas, bulaşık.I, 358;II, 285 bkz> kaçaç kakaça içine akarlar konan kap; kap kacak, III, 211, 238 bkz> ka, kaça
2465 kaka turmak kaka durmak, dürte durmak, döge durmak·I, 73
2466 kakıg kakıma, kızma, istemezlik, rağmen,I, 376
2467 kakılgan her zaman itilip kakılan·I, 520, 525
2468 kakılgan sokulgan itilip kakılan·I, 520. 525
2469 kakılmak kakılmak.II, 135
2470 kakılmak sokulmak itilip kakılmak· II, 135
2471 kakımak birine kızmak, danlmak. III, 269 bkz> kakumak
2472 kakışmak birbirine kızışmak, birbirinln başına vuruşmak. II, 104, 105
2473 kakıtgan daima kızdıran, can sıkan· I, 514
2474 kakıtmak kızdırmak, canını sıktırmak· II,308
2475 kak kuk kazın çıkardığı ses· III, 130 bkz> kag kug
2476 kakkuk yarma, kurutulmuş et veya meyve. III, 130 bkz> kakuk
2477 kaklanmak kurutulmak, kakaç yapılmak, su toplanmak·II, 252
2478 kaklatmak kurutturmak II, 348
2479 kakmak kakmak, hafifçe vurmak,I, .102; II, 293, 356
2480 kakraşmak su çekilmek, şiş ve ur ínmek., II, 220
2481 kakratgu kaçırmak için çalınan şey, II, 334
2482 kakratmak davul çalarak zararlı hayvanları,kuşları kaçırtmak· II, 334 bkz> kokratmak
2483 kaksımak kakaç olmak, kakaç olayazmak· III, 286
2484 kakturmak başına kaktırmak· II, 191
2485 kakuk yarma, kurutulmuş et veya meyve·III,130 bkz> kakkuk
2486 kakumak birine kızmak, darılmak· III, 269 bkz> kakımak
2487 kakurgan yağla yogrulan bir ekmek hamurudur, fırında veya tandırda pişirilir. I, 518
2488 kal yaşlı adam, I, 409
2489 kal aç kalın ve bekleyin anlamınadır· Halaç oymağının adı buradan gelmi; denir. III, 415
2490 kalamak yığmak, sandığa koymak,III, 249 bkz> kamak
2491 kalatmak kaplatmak, kılıf geçirtmek, bir şeyi sargıya veya sandığa koydurmak.II, 310; 311; III, 311
2492 kalbuz lokma, yudum· I, 458
2493 kalbuzlamak yutmak; tıkım veya lokma yapmak, I, 458'; III, 350
2494 kaldramak hışırdamak III, 447
2495 kaldruga hışırtı yapan her nesne için verilen s ıfat,III, 442
2496 kalı eğer, hasıl, nice, artık, ne kadar, ise, olduğunda anlamlarında bir edat·I, 82, 93, 207, 274, 425;II, 234;III, 26, 137, 158, 233, 234, 239, 272, 288
2497 kalık hava, gök, sema, I, 354, 383; III, 46
2498 kalıma güne;lik, yüksek çardak, III, 174
2499 kalımak sıçramak, çamiflanmak· III, 272
2500 kalın kalabalık, çok, sürü, kalın, kesif, yıgarlı olan her nesne· I, 149, 371, 404, 424, 487; III, 216
2501 kalıñ öncül mihir olarak kadına verilen çeyiz· III, 371, 372
2502 kalıñuk ba;taki kepekler, kürk ve deriye yap ışkan bir şey bulaşmasıyle olan kıvrıntı· III, 383 bkz> kalñuk
2503 kalıñulamak suyun yüzüne çıkmak, şudan başını yüksek tutmak. III, 410 bkz> kalugulamak
2504 kalışmak sıçraşmak; halkı terketmekte iki kişi yarış etmek,II, 109
2505 kalıtgan her zaman kalkıtan, sıçratan· I, 515
2506 kalıtmak kalkıtmak, sıçratmak· I, 515
2507 kalkan kalkan, I, 441; II, 356; III, 82, 221, 386 bkz> kalkañ
2508 kalkañ kalkan, III, 386 bkz> kalkan
2509 kalmak kalmak, bırakmak· I, 41, 45, 68, 85, 110, 219, 294, 362, 370, 376, 384, 409, 410;II, 25, 250; III, 30, 49, 156, 221, 222, 258, 309,367, 378, 384, 398
2510 kalnadmak kalınlaşmak· II, 350 bkz> kalnatmak, kalnumak
2511 kalnatmak kalınlaşmak· II, 350 bkz> kalnadmak, kalnumak
2512 kalñu suyun yüzünde durma, suyun yüzüne ç ıkma· III, 379
2513 kalñuk başta hasıl olan kepekler; kürk ve deri gibi şeylere yapışkan bir şey bulaşmaşsıyle olan
2514 kıvrıntı· III, 383 bkz> kalıñuk
2515 kalñulamak suyun yüzüne çıkmak, sudan başını yüksek tutmak· III, 379 bkz> kal ıñulamak kalnumak kalınlaşmak, III, 302 bkz> kalnadmak, kalnatmak
2516 kaltuk yaban sığırı boynuzu· I, 475
2517 kalturmak geçmek, arkada bı^akmak. II, 191
2518 kalva öğrence oku, üzerinde temreni bulunmayan, yuvarlak bir tahta parças ı bulunan ok·I, 426, 528
2519 kam kam, şaman, kâhin. I, 236, 283; III, 157, 443
2520 kamak kılmak, III, 231 bkz> kılmak
2521 kamak yığmak; sandıga koynnak· III, 249 bkz> kalamak
2522 kamamak kamaşmak· I, 340; II, 311; III, 272
2523 kamaşmak ekşi yemeden diş kamaşmak· II, 110, 111
2524 kamatgan çok kamaştıran·I, 515
2525 kamatmak kamaştı^mak. II, 311 kamçı kamçı· I, 417 § kılıç kamçı; içinde kılıç olan kamçı· I, 417
2526 kamçı at, deve ve sığırın erkekllk aygıtı· I, 417
2527 kamçıgu ağızda ve parmaklarda ;iddetli ağrı ve sıcaklık yüzünden çıkan bir sivilce.I, 491 kamçılamak kamçılamak, kamçı ile vurmak· III, 352
2528 kamdu dört arşın boyunda, bir karış eninde bir bez parçasıdır, üzerlne üygur Hanı'nın mührü basılıp alış verişte para yerine kullanılır I, 418
2529 kamgak eylerin açık yerlerine értülür, kamış gibi yüksekçe bir ot, semer otu· I, 475
2530 kamgı eğri büğrü, çarpık·I, 426 § kamgı yüzlüg; çarpık yüzlü·I, 426
2531 kamgırmak çarpılayazmak, eğrlleyazmak·II, 194
2532 kamıç kepçe, kaşık, I, 52, 359; II. 75
2533 kamıçak kurbağa yavrusu da denen su böce ği.I, 487
2534 kamıçlamak kepçelemek, kepçeyi daldırmak, III, 331
2535 kamiş kamış, kamışlık.I, 369, 439;III, 193, 391
2536 kamışlanmak kamışlık olmak, II, 268
2537 kamışlıg kamışlı· I, 495
2538 kammak çok (dövüleni öldüresiye, kuvveti kesilesiye) dövmek· II, 27
2539 kamturmak bayıltmak, sesl kısılayazmak· II,191
2540 kamug bütün, hep, kamu, hepsi· I, 44, 103, 179, 183, 186, 190, 191, 235, 236, 239, 241, 274, 359, 376;II, 17, 45, 92. 98, 101, 104, 110, 128, 204, 205, 206, 210, 211, 213, 214, 215, 216, 217, 220 ,221, 222, 245, 274, 283, 350;III, 6, 65, 74, 88, 102,105, 131, 1
2541 kamulmak söykenmek, yana yatmak·II, 135,136
2542 kan kan· I, 192, 272, 498; II, 115, 128, 141,171, 184, 188, 264;III, 53, 66, 70, 77, 79, 157, 196, 270, 325, 356
2543 kanak kaymak· I, 383 bkz> kayak, kıyak, konak
2544 kanamak kanamak, kan gelmek, kan almak· II, 323; III, 263, 273 bkz> kan ımak
2545 kanat kanat· I, 34, 357; II, 4, 183
2546 kanatgan daima kanatan·I, 515
2547 kanatlanmak binek sahibi olmak; uçmak, kanatlanmak, kanad ı çıkmak, bitmek, II, 267
2548 kanatmak kanatmak. II, 313, 323
2549 kança nereye, I, 74, 354; III, 40
2550 kançık dişi köpek; bir kadına sögülürken de böyle denir.I, 188, 475
2551 kançuk nereye?, nasılş·I, 195
2552 kanda nerede? I, 46,418;III, 69,173, 218bkz> handa, kayda, kayuda
2553 kandır sepilenmeye yarayan deri yüzüldükten sonra etin üzerinde kalan ince zar,I, 457
2554 kandurmak su ve başka şeylere kandırmak·II, 192 bkz> kanturmak
2555 kangu nişter, kan alacak aygıt· I, 477
2556 kanı nere? III, 237, 238
2557 kanıg sevinç· I, 376, 377 bkz> kan ık
2558 kanık kanmış, kanık; sevinç· I, 46 bkz> kahıg
2559 kanımak kanamak· III, 274 bkz> kanamak
2560 kanıtgan her zaman şevke getiren, I, 515
2561 kanıtmak şevke getirmek, I, 515
2562 kanmak su ve başka şeylere kanmak, I, 377; III, 184, 261
2563 kanturmak su ve ba;ka şeylere kandırmak. II, 192 bkz> kandurmak
2564 kanu hangi, hangi şey,I, 31; III, 237 bkz> hayu, kayu
2565 kañ kazın çıkardığı ses· III, 358
2566 kañdaş babaları bir olan· III, 382 bkz> kañsık
2567 kañ etmek kaz ses vermek, III, 358
2568 kañlı kagnı arabası (yük 1^).III, 379
2569 kañrak damak-III, 383
2570 kañrak çan,III, 383
2571 kañsık üvey·III, 383 bkz>
2572 karigdaş kap kap, tulum, çuval, dağarcık; zarf; anası karnında, çocuğun bulunduğu torba·I, 195, 268; II, 122,127, 128, 164,170, 189, 218, 229; III, 15, 16, 77, 81, 146, 174
2573 kap egreti hısım· III, 146
2574 kapa kaba ve yüksek olan her nesne, III, 217
2575 kapak göz kapağı, I, 382
2576 kapak kızın kızlığı, bekâret. I, 382
2577 kapaklamak kız bozmak, III, 338
2578 kapaklıg kız kız oğlan kız,I, 496 bkz> kapıglıg
2579 kapçak su kollarının birbirine kavuştuğu yer, I, 471
2580 kapga büyük kapı, kale kapısı·I, 425
2581 kapgak kapak, sadağın kapağı·I, 471
2582 kapgaklanmak kapaklanmak· II, 275
2583 kapguçı kapıcı, kapan, çalan vb· II, 50
2584 kapıglıg kız oğlan kız,I, 496 bkz> kapaklıg kız
2585 kapılmak kapanmak, hapsedilmek; kapılmak·II, 120
2586 kapınmak yağma eder görünmek; hastalığa kapılmak, yakalanmak· II, 154
2587 kapış kapış, kapıp alma, yağma etme, çalma· I, 369
2588 kapışmak kapışmak·II, 88 bkz> kapuşmak
2589 kaplanmak kap sahibi olmak,III, 199
2590 kaplıg ogul anne karnından torbası ile doğan çocuktur ki uğurlu olur· III, 146
2591 kapmak kapmak, çalmak; dokunnnak, çarpmak, uçurmak; hücum ve defi etmek· II, 4, 90, 113; III, 33, 80, 422
2592 kapsamak kaplamak, kaplamak istemek; etrafını kaplamak, sarmak; kapmak istemek·I, 155, 463; III, 285
2593 kapturmak kaptırmak, çaldırmak. II, 189
2594 kapug kapı·I, 48, 64, 94, 150, 163, 180, 218, 239, 256, 276, 337, 375, 478, 506. 511, 520; II,11, 27, 108. 135, 203, 308;III, 49, 57, 76, 83, 94, 167, 234, 262, 268. 280, 292, 330, 345. 348, 376 § kapug sedrekmek; parmaklıklı kapı
2595 kapuglug kapılı·I, 495
2596 kapulgan daima sıkı;an·I, 520
2597 kapulmak sıkş;mak·I, 520
2598 kapuşmak kapışmak·II, 113 bkz> kapışmak
2599 kar kar· 1. 7,186, 326, 386;II, 99,134.193, 204, 211. 305, 347; III, 39, 148, 263, 319, 324
2600 kara kara; karanlık,I, 7, 60, 338, 354, 382; II, 163, 223
2601 karabaş gerdek gecesi gelinle birlikte gönderilen hizmetçi kad ın, sağdıç kadın; köle ve cariyelere verilen adlardandır· "kara baş" anlamınadır.I, 150; III, 222
2602 karaçı kapıları dolaşan dilenci· I, 445
2603 kara ermek kararmak, II, 163 bkz> kararmak
2604 kara erük erik I, 69
2605 kara étmek bir çeşit ekmek·III, 222
2606 karagu zaç denilen kara boya,I, 446
2607 karagu kör·I, 446
2608 karagunı akşamleyin çocukların oynadıkları bir oyun.III, 243
2609 karak göz bebeği, gözün renkli yeri; göz·I, 382;II,116; III, 29 § kara karak; göz karas ı, I, 382 § ürüng karak
2610 karakan dağ ağaçlarından bir çeşit ağaç· I, 448
2611 kara karak göz karası· I, 382
2612 karaklamak yol kesip mal almak· III, 338
2613 karaklıg gözlü, gözü olan her hayvan, I, 497
2614 karaksız gözsüz. I, 497
2615 kara kura yan yana söylenen iki kelime· III, 222
2616 Karakuş Müşteri, (jüpiter), Mizan yıldızı, (Libra), I, 331, 332 III, 40, 221 bkz> Erentüz, Karaku ş, yulduz
2617 karakuş kara kuş, tavşancıl· I, 331; III, 221
2618 karakuş deve tabanının uçları.I, 332;III, 221
2619 Kara Kuş Yulduz Müşteri gezegeni, Jüpiter. III, 221 bkz> Erentüz, Karaku ş
2620 karalamak karalamak; pislemek. III, 324, 329
2621 karamuk karamuk·I, 487
2622 karamuñ karakun, kara belâ·III, 33
2623 karañgu karanı, karanlık·III, 388 bkz> karañku
2624 karañku karanlık·III, 217, 290 bkz> karañgu
2625 kara orun sin, mezar· III, 221, 222
2626 kara ot Hindistan'dan gelen ağılı bir bitki; baldıran otu, Aconitum· III, 222
2627 kararmak kararmak· II, 77, 163 bkz> kara ermek
2628 karartmak kaı'artmak,III, 431
2629 kara yag neft· III, 222
2630 karçamak katılaşmak· III, 276
2631 karç kurç "hatır hutur" gibi bir ses bildirir I, 343
2632 karç kurç yémek hatır hutur yemek·I, 343
2633 kardu zemheri sıralarında su üzerinde yüzen fındık büyüklüğündeki buz parçaları,I, 419
2634 karga karga,I, 254, 425;II, 26
2635 kargak lânet, kargış,II, 288 bkz> kargış
2636 kargak tarmak bir çeşit bitki I, 467
2637 kargalmak länetlenmek·II, 236
2638 kargamak lânet etmek, beddua etmek; lânetlemek·I, 284;III, 290 bkz> alkamak, kargamak arkamak, kırgamak, kızgamak kargamak
2639 karkamak lânet etmek, kötülüğü sayıp dökmek· t, 284 bkz> alkamak, kargamak, k ırgamak, kızgamak
2640 karganamak kendine lânet etmek II, 249
2641 kargaşmak birbirine lânet etmek,II, 220
2642 kargatmak lânetletmek,II, 338
2643 kargılaç kırlangıç kuşu·I, 526, 529;III, 178 bkz> karlıgaç
2644 kargış lânet, beddua, 1161^0.I, 274, 461 bkz> kargak § karg ış kişi; lânetlenmiî adam· I, 461
2645 kargu dağ tepelerine minare biçlminde yapılan yapı olup düşman geldiği zaman herkesin hazır bulunması için üzerinde ateş yakılır·I, 426 bkz> karguy
2646 karguy atmaca·III, 241 bkz> karkuy, kırguy, kırkuy § çibek karguy; atmacaya benzer bir ku ş,III, 241
2647 karguy dağ doruklarında düşmanı ihbar için yapılan kuleler·III, 241 bkz> kargu
2648 karı yaşlı, ihtiyar; yaşlı olan herhangl bir şey· I, 425; II, 30; III, 128, 222, 223, 421
2649 karı karış, ölçü, bez ölçülen arşin· I, 117; III, 223 bkz> karış
2650 karıkmak kardan göz kamaşmak. II, 115, 116
2651 karı kurı tay kısrağın arkasında geri kaldığı zaman bu sözlerle çağrılır. III, 223 bkz> kurıh kurıh, kurı kurı, kurrıh kurrıh
2652 karılamak yaşlı saymak, ihtiyarlığa nispet etmek· III, 324, 329
2653 karılamak boylamak, karışlamak, arşınlamak, ölçmek· I, 309; III, 324, 329
2654 karılamak karlamak, ses çıkararak kar getirmek, III, 324
2655 karılmak karışmak, karılmak· II, 134 bkz> katılmak, katılmak karılmak
2656 karımak kocalmak, yaşlanmak, kocamak,I, 147; III, 263
2657 karımsınmak boğulur gibi olmak II, 260
2658 karın karın.I, 32, 171, 226, 324, 403, 486, 514; II. 201, 202, 288, 315, 337;III,222, 244, 286. 289, 439
2659 karın atmak hayvan boğazlandıktan sonra, işkembe nişan alınarak ok atılır, Vuran adam etinden bir parça alarak götürür.I, 403
2660 karınça karınca.I, 501; III, 375 bkz> karınçak
2661 karınçak karınca· I, 501 bkz> karınça
2662 karındaş kardeş· I, 407
2663 karınlamak karına vurmak· III, 345
2664 karınlıg karınlı· I, 499, 500
2665 karış karış, I, 369; II, 365 bkz> karı
2666 karış yünlü kumaş, III, 28
2667 karışlamak karışlamak· III, 335
2668 karışmak karışmak; kamaşmak; karşılanmak; karşı koymak I, 367;II, 95, 97, 98;III, 11
2669 karıt söğme, kufür· I, 356
2670 karıtmak kocatmak· II, 304
2671 karızan çok kocamış k.iy, I, 448
2672 karkag çöl, suyu ve bitkisi bulunmayan k ırlar,I, 465
2673 kar kur ses anlatan bir kelime·I, 324
2674 kar kur etmek guruldamak.I, 324
2675 karkuy atmaca kuşu·III, 241 bkz> karguy, kırguy, kırkuy
2676 karlamak karlamak. I, 463; III, 298, 319
2677 karlanmak karlanmak, kar yağmak· III, 197
2678 karlatmak kar yağdırmak· II, 347
2679 karlıgaç kırlangıç· I, 527 bkz> kargılaç
2680 Karluklamak Karluk boyundan saymak, Karluk boyuna nispet etmek· III, 351
2681 Karluklanmak Karluk kılığına girmek· II, 275, 276
2682 karma yağma. I, 410, 433
2683 karmak bir şeyi bir şeyle karıştırmak, katmak, karmak; boğazda su durmak, su bir yerde durmak, taîmak· I, 432;'II, 187;III, 182
2684 karmalamak yağma etmek, kapmak, yağmalamak.I, 433;III, 354
2685 karmalaşmak yağmalamakta yarış ve yardım etmek II, 221 bkz> karmaşmak
2686 karmaşmak yağmalamakta yarış ve yardım etmek, II, 221 bkz> karmalaşmak
2687 karnagu er koca karınlı adam·I, 491 bkz> karnak er
2688 karnak er koca karınlı adam· I, 473 bkz> karnagu er
2689 kars deve veya koyun tüyünden yap ılan elbise· I, 348
2690 karsak derisinden güzel kürk yapılan bir hayvan, bozkır tilkisi.I, 473
2691 kars kars el çırpmaktan çıkan ses·I, 348
2692 kars kars aya yapmak el ayalarını birbirine vurarak ses çıkarmak·I, 348
2693 karşag elbisenin bir karış kadar olan parçası I, 464
2694 karşamak karışlamak, ölçmek III, 286, 287
2695 karşatmak ölçtürmek, karışlatmak·II, 337,365
2696 karşı hakan sarayı, köşk,I, 255, 423;III, 374
2697 karşı karşı, zıt,I, 423 bkz> karşu
2698 karşı iki bey arasındaki uyu;mazlık·I, 424
2699 karşu karşı·III, 272 bkz> karşı
2700 karşut zıt·I, 451
2701 kart yara·I, 342;II, 234, 248, 255
2702 kartal et parçalanmış et,I, 483
2703 kartal koy aklı karalı, alaca koyun·I, 483
2704 kartalmak azmak, yaranın başı koparılmak·II, 234
2705 kartamak tırmalamak; sağaltmak·I, 245, 272; II, 255 bkz> kartanmak, k ırtlamak
2706 kartanmak sağaltmak.II, 248, 455 bkz> kartamak, k ırtlamak
2707 kart er huysuz adam·I, 342
2708 kart kurt ses bildiren bir kellme.I, 342
2709 kart kurt etmak çitlamak·I, 342
2710 karturmak tıkamak; kardırmak, karıştırmak·II, 190. 197
2711 karu ..karşı ..dogru anlamına edat·II, 83 bkz> kerü
2712 karvamak ararken bir şeye dokunmak,III, 290 bkz> karvamak
2713 karvı ince, yayımsı·III, 239 § karvı kaşlı kişi; yay gibi ince kaşlı adam·III, 239
2714 karvamak ararken bir şeye dokunmak·III, 290 bkz> karvamak
2715 karvanmak aramak,II, 250
2716 karvaşmak aramakta yardım etmek; karanlıkta el ile bir şey aramak,II, 221
2717 karvatmak gõzü ile görmeden eliyle dokunarak aratmak· II, 339
2718 kas kabuk, her ağacın kabuğu; sertllk, katilık, I, 356, 382; III, 134, 151, 369 bkz> kasuk, kaz
2719 kası hayvanlara ağaçtan yapılan ağıl·III, 224
2720 kasıg ağzın içi, sag ve sol yanları, avurt·I, 375;III, 345
2721 kasıglamak iteklemek, itmek; avurda vurmak,III, 336, 345 bkz> k ısıglamak
2722 kasırku kasırga·I, 489
2723 kasnamak zırıncımak, çeneleri birbirlne vurmak; titre şmek II, 223;III, 147, 302 bkz> kasnatmak, kıstaşmak
2724 kasnatmak titretmek·II, 350 bkz> kasnamak, kıstaşmak
2725 kasuk ağaç kabuğu·I, 382 bkz> kas, kaz
2726 kasuk at derisinden yapılan tulum·I, 382
2727 kasuklug er kendisinde kımız tulumu bulunan adam.I, 497
2728 kaş kaş, lekesiz beyaz veya kara ta;·I, 330; III, 22, 152
2729 ka herhangi bir şeyin kıyısı·III, 152
2730 kaş göz üstündeki kaş· I, 424, 524; II, 328; III,152
2731 kaşak kındıra otu, halfa·I, 383;II, 328
2732 kaşañ köleye söğmekte kullanılan bir kelime, "alçak" anlamınadır.III, 370
2733 kaşanmak (hayvan, at) i;emek·II, 155
2734 kaşga at yüzü ak, gözlerinin çevresi kara olan at, peçeli at·I, 426 § ka şga koy; başı ak, başka yerleri kara olan koyun·I, 426
2735 kaşgalak ördekten küçük blr su kuşu·I, 528
2736 kaşık kaşık·I, 504 bkz> kaşuk
2737 kaşıklamak kaşıklamak,III, 338 bkz> kaşuklamak
2738 kaşıklık müñüz kaşık yapmak içtn hazırlanan boynuz,I, 504
2739 kaşımak kaşımak·I, 438;III, 267
2740 kaşınmak I, 261 kaşıtgan çok kaşitan, I, 514
2741 kaşıtmak kaşıtmak, II, 307
2742 kaşlamak kaş, germeç yapmak; kaşa vurmak· III, 299
2743 kaşlıg kaşlı· III, 239
2744 kaşuk kaşık· I, 383; III, 347 bkz> kaşık
2745 kaşuklamak kaşıklamak. III, 338, 347 bkz> kaşıklamak
2746 kaşuklanmak kaşık sahibi olmak· II, 268, 269
2747 kaşuklug kaşıklı. I, 497
2748 kat kat· I, 320; III, 27
2749 kat nezd, yan· I, 64, 320; III, 240
2750 kat mugaylan dikeni meyvesi; dikenli ;eylerin meyvesl; her bir a ğacın meyvesi· II, 146, 147
2751 kata kere, defa, kez, I, 321, 498; III, 218
2752 katargan her zaman geri döndüren·II, 74
2753 katarmak geri döndürmek, yöneltisinden döndürmek, çevirmek.II, 74;III, 193 bkz> kaytarmak
2754 katgı katı, sert· I, 441 bkz> katkı
2755 katgurmak gülerek katilmak· II, 188,192, 201
2756 katıg katı, sert, sıkı, kuvvetli, I, 110, 375, 472; II, 338, 354; III, 44, 219, 287, 373
2757 katıglanmak çabalamak, uğra;mak· II, 268, 270; III, 159
2758 katıglıg soysuz, katiklı· I, 496
2759 katıglık felâket· III, 233
2760 katık katgı, herhangi bir nesneye katılan; sirke, yoğurt gibi tutmaç yemejine katılan nesne· I, 382
2761 katılgan karılgan her işe her zaman katılan, karışan· I, 520
2762 katılmak karıştırılmak; erkek kadın çiftleşmek, II, 121 bkz> karılmak, katılmak karılmak katılmak karılmak
2763 katınmak sertelmek·I, 498
2764 katınmak katar görünmek·II, 154
2765 katır katır,I, 364, 495;III, 302
2766 katırtmak döndürmek; reddetmekle emretmek·III, 430, 431
2767 katışmak katmakta yardım ve yan; etmek, II, 89
2768 kat kadrak yan, yamaç· I, 472
2769 katkı katı, I, 427 bkz> katgı § katkı kişi; kimseye boyun eğmeyen adam· I, 427
2770 katkı (a?) ç çıyana benzer bir böcek· I, 455
2771 katlanmak meyvelenmek; dikenll ağaçlar meyvelenmek .III, 196, 197
2772 katlış katlış; su kollarının kavşıtında olan su birikintisi· I, 460
2773 katlışmak su kolları kavu;mak·I, 460
2774 katmak katmak, karıştırmak; katılaşmak, sert olmak; mihnete ve sıkıntıya düşmek, yorulmak·I, 205, 432, 440, 467;II, 295
2775 katmak karmak katmak, karıştırmak.I, 432
2776 katnatmak tekrar ettirmek·II, 349
2777 katrunmak duraklamak, çekinmek,II, 249
2778 katturmak büktürmek, katlatmak, kattırmak·II, 189, 190
2779 katun kadın, hatun, Afrasyab kızlarından olanların adı· I, 138, 376 ,410;III, 240
2780 katunlanmak hanımlanmak, han karısı şekline girmek·III, 206
2781 katurgan çok sevlnen, çok öğünen, çok gülen· I, 516
2782 katurlug ok temreni ağıya bulaştırılmiş ok, II, 284
2783 katurmak katılaştırmak.II, 74
2784 katurmak sevinmek, öğünmek, gülmek.I, 516
2785 katut katık,II, 284
2786 katut kak, yarma·II, 284
2787 katut pabuçcu çirişi·II, 284
2788 kavık kepek, darı kepeği,III, 165 bkz> kavık
2789 kavuk mesane, sidiklik; kavuk, III, 165 bkz> kavuk
2790 kavut kavut· III, 163 bkz> kagut
2791 kavuz şaraptaki çôr çöp, tortu·III, 164
2792 kav kav-III, 155
2793 kavçımak saldırmak, üstüne du;mek· III, 276 bkz> kafç ıtmak
2794 kavdınmak acınmak, şefkat göstermek, fenalıktan kurtulması yollarını aramak· II, 249 bkz> kavdunmak
2795 kavdunmak acınmak, ;efkat göstermek, fenalıktan kurtulması yollarını aramak· II, 249 bkz> kavdınmak
2796 kavık kepek, darı kepeğl; kavuz· I, 221, 383; III, 165 bkz> kav ık
2797 kav kuv dikişin büzülmesi, çekllmesi, elblsenin dikilirken k ırışıp büzülmesl· III, 129,155
2798 kav kuv bolmak diklllrken büzülmek, çekilınek, kötü dikilmekten kıvrışmak.III, 129
2799 kavramak sıkmak, kavramak· II, 82 bkz>kavurmak
2800 kavrulmak kavrulmak, II, 235 bkz> kagrulmak, kagurmak, kovurmak, kugurmak, kuvurmak
2801 kavruşmak kavurmakta yardım etmek·II, 219, 220 bkz; kagruşmak
2802 kavşı ince, çatık·I, 424
2803 kavşut iki hanın, ülkelerinin baysallıği için, buluşarak barışmaları. I, 451; II, 102
2804 kavuk sidiklik, mesane; kavuk, I, 383; III, 165 bkz> kavuk
2805 kavurmaç kavrulmuş buğday·I, 493 bkz> kogurmaç, kovurmaç
2806 kavurmak kavramak, sıkmak,I, 518;II, 82 bkz> kavramak
2807 kavuşmak kavuşmak, yaklaşmak.II, 102, 103; III, 153, 188
2808 kaya kaya·I, 73;II, 7, 19, 20, 170 § yal ım kaya; sarp dağın eteği·III, 19, 20
2809 kayaçuk güzel kokulu bir dağ otu· ("Safran"denen bitki olmak ihtimali vard ır).III, 177
2810 kayak kaymak (yenecek)· III, 167 bkz> kanak, k ıyak, konak
2811 kaya körmek uzaktan görmek·III, 219 bkz> kıya körmek· kura körmek, kuya körmek kayda nerede·I, 52, 419; III, 173 bkz> handa, kanda, kayuda
2812 kaygık kayık, I, 100; III, 175 bkz> kayguk
2813 kayguk kayık· I, 186 bkz> kaygık
2814 kaygurmak kayırmak, kaygılanmak·II, 193; III, 193, 194 bkz> kadgurmak
2815 kayıg yer yoldan sapa olan yer·III, 166
2816 kayın kardeş, hısım ve akraba· I, 32 bkz> kadın, kazın
2817 kayınmak kaynamak. III, 191 bkz> kaynamak
2818 kayıñ kayın ağacı·I, 32 bkz> kağıñ
2819 kayır kum, kaba topraklı yer·I, 158, 166; III, 165
2820 kayırlıg düz ve kaba topraklı·III, 178
2821 kayışmak birbirine acımak, birbirini kayırmak· III, 188 bkz> kaymak, kışmak
2822 kaymak meyletmek, kaymak; caymak; acımak, kayırmak, tınmak, iltifat etmek·I, 403; II, 45;III, 182, 245, 246 bkz> kayışmak, kışmak
2823 kaynamak kaynamak; karşı gelmek, kabulden çekinmek, sözünü reddetmek· I, 166, 225, 248, 390, 441;III, 191, 280, 302 bkz> kay ınamak
2824 kaynatmak kaynatmak· II, 357
2825 kayrışmak bükmekte yarış etmek· III, 194, 195
2826 kaytargan daima geri döndüren, kaçıran.I, 516, 517
2827 kaytarmak yõneltisinde döndürmek, çevirmek,III, 193 bkz> katarmak
2828 kaytarmak saldırtmak,III, 429
2829 kaytışmak birbiri ardına gitmek,III, 195
2830 kayturmak kayırttirmak, yardım ettirmek· III, 193
2831 kayu hangi, hani, nice·I, 31;III, 218, 237, 367 bkz> hayu, kanu
2832 kayuda nerede, I, 99,419;III,173 bkz> handa, kanda, kayda
2833 kayuklanmak kaymaklanmak.III, 197, 198
2834 kaz kaz·I,100,104, 254, 256, 487;II,177,181, 359;III, 128, 130. 149, 332, 358, 384
2835 kaz her ağacın kabugu· III, 151 bkz> kas, kasuk
2836 kazañku karma karışık, dolaşık (ip), III, 388
2837 kazgan sel sularının yardığı yer· I, 18 § kazgan yér; içerisinde yarlar, batakl ıklar, çatlaklıklar bulunan yer· I, 439
2838 kazganç kazanç· III, 386
2839 kazganmak kazanmak· II, 249, 250
2840 kazı etlilikten insan karnındaki girlnti ve çıkıntılar, at karnı içinden çıkan yağ· III, 223
2841 kazılmak kazılmak· II, 135
2842 kazımak kazmak ve eşmek, deşmek, kazımak· III, 264
2843 kazın kayın, dünür, hısım· I, 403 bkz> kadın,kayın
2844 kazındı toprak kazılmış toprak· I, 449
2845 kazınmak kazılmak, kazmayı iş edinmek, kazar görünmek· II, 155
2846 kazışmak kazmakta yardım ve yarı; etmek, II, 100
2847 kazlınmak kazılmak, çukurlar yapılmak,II, 251
2848 kazmak kazmak, at hafarılanarak ve çamışlanarak ayağıyle yerl kazmak, kazılmak·II,10, 59
2849 kazñuk kazık,III, 383 bkz> kazuñuk
2850 kazturmak kazdırmak·II, 190
2851 kazuk kazılmış·I, 382 § kazuk arık; kazılmış ark·I, 382
2852 kazuñuk kazık·III, 383 bkz> kazñuk
2853 kebeli ışık etrafında geceleri uçan kelebek, pervane, evelek·I, 448
2854 kebez pamuk,I, 293, 303, 510 bkz> kepez
2855 kebezlig pamuklu, pamuk sahibi·I, 507
2856 kebezlik pamukluk, pamuk biten yer·I, 507
2857 kebimek bazı yerleri kurumak·III, 257 bkz> kepimek
2858 kebit dükkân, magaza, içkl içllen yer, meyhane,I, 357 bkz> kepit
2859 kebitmek kurutmak·II, 298 bkz> kepitmek
2860 keçe keçe,III, 219
2861 keçe karpuz ve hıyara ben2er şeylerin taşındığı sele ve sepet·III, 220
2862 keçi keçi,III, 219 bkz> eçkü
2863 keçik köprü, geçit,I, 390;III, 191 bkz> keçi ş
2864 keçilmek geçilmek· II, 136
2865 keçiş geçit, ırmağın, derenin geçidi, I, 369 bkz> keçik
2866 keçişmek geçmekte yardım ve yarış etmek, II, 93
2867 keçitmek geçirtnnek· II, 300
2868 keçmek geçmek, ölmek· I, 44, 79, 80, 82, 94, 245, 451;II, 5, 6, 87, 164, 225; III, 5, 9, 33, 85, 121, 288
2869 keçrümsinmek geçer görünmek· II, 261
2870 keçrüşmek birbirini geçmek, geçirmekte yard ım etmek· II, 222, 225, 257
2871 keçsemek geçmek istemek·I, 155
2872 keçsetmek geçmek umudunda bulundurmak· II, 336
2873 keçtürmek geçtirmek II, 194
2874 keçünmek geçer görünmek· II, 156
2875 keçürgen her zaman başaran·II, 521, 522
2876 keşürgen çok bağışlayan·I, 521
2877 keçürmek evirip çevirmek, başarmak; bağı;lamak,I, 47
2878 keçürsemek geçirmek istemek·III, 247
2879 keçürtmek geçirtmek.III, 431, 432
2880 ked bir şeyi anlatmakta obartma ve pekitme istenirse kullan ılan edat·I, 321 bkz> ked, key
2881 kedkirmek hayvan çamışlık etmek, üstüne yük vurdurmaz olmak·II, 196
2882 kedrim et derisi yüzülmüş et· I, 485
2883 kedük tulganın altına giyilen tüyden yapı1mış takke·I, 390
2884 kedük yağmurluk-I, 508 bkz> kedük
2885 kedüklüg yağmurluk sahibi·I, 509
2886 kedüklük kidiz yağmurluk yapmak için ayrılmış, hazırlanmış keçe·I, 508
2887 ked obartma, pekitme bildiren blr edat·I, 322 bkz> ked, key
2888 kedgü giyilecek nesne,I, 430
2889 kedilmek giyilnıek·II, 136
2890 kedindi ton çok giyilen elbise I, 449
2891 kedirmek hayvan derisi yüzmek, bir hayvan ı kakaç (pastırma) yapmak· II, 76
2892 kedlemek çabalamak. III, 299, 300
2893 kedmek giymek·I, 12, 394;II, 296;III, 20, 156, 441 bkz> ketmek
2894 kedrilmek et soyulup kurutulmak, kakaç (past ırma) yapılmak· II, 237
2895 kedrişmek et soyup kurutmakta yardım etmek, II, 222
2896 kedrülmek giyilmek· II, 237
2897 kedrüşmek birbirine giydirmek, II. 222
2898 kedük kepenek, yağmurluk; elbise, giyecek, I, 390;III, 38 bkz> kedük
2899 kedüklüg kepeneği olan kimse·III, 256
2900 kedürmek giydirmek.II, 76, 161
2901 kedürsemek giydirmek istemek III, 332
2902 kedüt çamaçır, giyecek, gelin ve güveyin h ısımlarına armağan olarak giydlrdlkleri elbise· I, 12, 357
2903 kefeñ zahire armağanı· III, 385 bkz> kefşeng
2904 kefgek peltek, kekeme kimse· II, 289
2905 kefremek gevşemek, I, 103 bkz> kevremek, kövremek, küfremek
2906 kefşeñ harman temizlendikten sbnra gelen kimseye verilen zahire armagan ı. III, 385 bkz> kefeñ
2907 kegirmek geğirmek· II, 84
2908 kek kin, hınç, öç; sıkıntı, zahmet, mihnet I, 44, 230, 479;II, 283 bkz> kekmek, kekmen
2909 keklig kinli, hınçlı·II, 283
2910 keklik keklik·I, 479
2911 kekmek er tecrübeli adam·I, 479 bkz> kek, kekmen
2912 kekmen başından geçen sıkıntı ve zahmetlerle pişmiş, pekleşmiş adam.I, 480 bkz> kek, kekmek
2913 kekre develerin yediği acı bir ot·I, 422
2914 kekteşmek hınçlaşmak, kin bağlaşmak·II, 222
2915 kekük seksek kuşu; kemiği büyü ve tılsım için kullanılır· II. 287
2916 keküş ;işlik iç!n sürülen blr ilâç, aks ırgan otu; "Saponaria" veya "Veratrum album"·I, 407
2917 keldeçi gelici, gelen·I, 24
2918 keldügi geli;i.I, 36;II, 42
2919 keldürmek getirmek.I, 20, 71, 93, 94. 97, 251, 340;II, 195; III, 144 bkz> keltürmek
2920 keleçü söz· I, 445
2921 kelegen gelen· I, 24
2922 kelegü tarla sıçanı soyundan bir hayvancık, geleni- I, 448
2923 kelep Türk yaylalarında biten bir ot; davarı çabuk semirtir.I, 353
2924 keleplenmek bir yer "kelep" otuna sahip olmak· 11. 269
2925 keler keler, kertenkeleler!n genel ad ı·I, 364
2926 kelesi gelme zamanı·II, 69
2927 kelgelimet gelmek için·I, 144, 325
2928 kelgin büyük ırmaklann veya denizlerin taşar gibi kabarması, med·I, 443
2929 kelgirmek gele yazmak, gelmek istemek,II, 196
2930 kelgü gelme zamanı, geliş, gelecek·I, 119; II, 68
2931 kelgüçi gelici, gelen·II, 54
2932 kelgülük gelmeye hak kazanmış (kimse).I, 25
2933 kelig gelecek, gelecegi.I, 26;II, 41, 52, 58, 172;III, 160
2934 keligli gelmek üzere olan·I, 25;II, 58
2935 keligsek gelmeye istekli olan;II, 55
2936 keligsemek gelmek istemek·III, 285, 335 bkz> kelsemek
2937 kelimsenmek gelir görünmek.II, 259
2938 kelin gelin·I, 404;III, 12, 242
2939 keliş geliş.I, 370
2940 keliş barış geliş gidiş.I, 370
2941 kelişlig barışlıg ev konuk odası,I, 370
2942 kelişmek gelişmek.II, 110
2943 kelişmek barışmak birbirine gelip gitmek· II, 110
2944 kelmek gelmek,I, 20, 24, 26, 35, 36, 37, 53, 76, 77, 82, 87, 88. 93, 97,108, 125, 126, 129, 130, 132, 136, 165, 212, 219, 226, 315, 319, 323, 325, 328, 334, 339, 350, 387, 391, 403. 409, 417, 441, 442, 445, 462, 463, 468;II, 25, 26, 35, 38, 41, 43, 46. 59, 60, 6
2945 kelñiz sel I, 343
2946 kelñizleyü sel gibi.I, 343
2947 kelsemek gelmek istemek, gelsemek·III, 285 bkz> keligsemek
2948 keltürmek getirtmek·II, 195 bkz> keldürmek
2949 kem hastalık·I, 338;II, 363
2950 kemdük söñük sıyrılmış, eti yenmiş kemik. I, 480
2951 kemek pamuktan yapılmış çubuklu ve nakışlı bir dokuma; bundan bürgü yapılır, Kıpçaklar yagmurluk yaparlar·I, 392
2952 kemí gemi·I, 179; III, 235 bkz> kimi
2953 kem(i)şmek saldırmak, çıkarmak, atmak, sürmek; bir ;eyi çıkarıp atmak·I, 309, 441, 472; II, 112, 115
2954 kemlemek kötülemek, hasta olmak,III, 301 bkz> kemlenmek
2955 kemlenmek hastalanmak· I, 338; II, 253 bkz> kemlemek
2956 kemletmek sıkıntı veya zarar vermek, kötületmek, hasta etmek· II, 348, 349, 363
2957 kemrüşmek kemirişmek, kemirmekte yariş etmek· II, 224
2958 kemürmek kemirmek. II, 85, 86
2959 ken dogu ülkelerinde her şehre verilen bir addır· I, 339 bkz> kend, kent
2960 kenç genç, çocuk; her hayvanın küçügü· I, 169, 278; II, 304, 307; III, 181, 270, 438
2961 Kençeklenmek Kençek kılığına girmek, Kençekleşmek II, 277
2962 kençliyü hanların düğünlerlnde veya bayramlarda ya ğma edilmek üzere yapılan sofra· III, 438
2963 kend şehir; kale·I, 22, 178, 236, 248, 302, 339, 343, 344; III, 150 bkz> ken, kent kendü
2964 kendi , zat, nefs, kendisi. I, 127, 419; III, 29
2965 kendük küp gibi topraktan yapılan büyükçe bir kap, küp·I, 480;II, 129
2966 kenpe bir ot adı·I, 416
2967 kent şehir·III, 34 bkz> ken, kend
2968 kenzi kırmızı, sarı, ye;il gibi birtakım renkleri bulunan bir Çin dokuması·I, 422
2969 keñemek danışmak, görüşmek, tedbir etmek· III, 396
2970 keñes sığ, az, kolay, hafif·III, 364
2971 keñeş işlerde danışma, görüşme, düşünme,tedbir·III, 365
2972 keñeşlik danışıklı, tedbirli,I, 232;III, 358
2973 keñeşmek kar;ılıklı danı;mak, tedbir etmek· III, 393, 394
2974 keñeşsiz danışıksız, tedbirsiz·I, 232
2975 kerígirsimek dlbi yanmak, dibl yanarak koku yükselmek·III, 409
2976 kepek unda ve başta bulunan kepek,I, 390; II, 310; III, 93, 101
2977 kepeklig kepeği olan,I, 508
2978 kepeklik kepek konan yer·I, 508, 510
2979 kepek yincü küçük inci·I, 390
2980 kepez pamuk-I, 293, 303, 510 bkz> kebez
2981 kepimek bazı yerleri kurumak, III, 257 bkz>kebimek
2982 kepit dükkân, mağaza, meyhane·I, 357 bkz> kebit
2983 kepitmek kurutmak·II, 298 bkz> kebltmek
2984 keregü çadır; kışlık ev,I, 404, 447, 448
2985 keregülenmek çadırlanmak, çadır edinmek, çadıra girmek·III, 205
2986 kerek gerek, olmalı, yaraşır, lâzım, ihtiyaç, gerekli. 1. 126, 152, 163, 391;III, 44, 216, 371
2987 kereklemek yokluğu dolayısıyle aramak, araştırmak, III, 341
2988 kereklig gerekli· I, 509
2989 kerem izbe· I, 398
2990 kerey saç tıra; eden ustura,III,174 bkz> yüligü
2991 kergemek yaraşmak· I, 362
2992 kergük koyunun içerisinde, kırkbayır ile beraber bulunan şirden gibi ;ey· II, 289
2993 kerik geniş· I, 94
2994 kerilgen her zaman gerilen, gerinen, esniyen· I, 523 kerilmek gerllmek, gerinmek, esnemek· I, 119; II, 136 kerim duvarlara örtülen, kaplanan dokuma nesneler.I, 398
2995 keriş üstüne çıkılabilen dağ tepesi·I, 370
2996 keriş atin karnı, sırtı·I, 370
2997 keriş savaşta dayanma,I, 370
2998 keriş kavga, çeki;·I, 370
2999 kerişmek uğraşmak, kavga etmek, çekişmek· I, 370;II, 99, 115
3000 kerişmek germekte yardım ve yarış etmek· II, 98
3001 keritmek havlatmak, ürdürmek· II, 305
3002 kerjü tüfekte atılan yuvarlak taneler, III, 441
3003 kerki dülger keseri, keser· I, 430
3004 kermek germek, çeklp uzatmak; kapatmak; ürümek, havlamak· II, 8; III, 39
3005 kerpiç kerpiç· I, 455; III, 119 § pışık kerpiç
3006 kerşegü at kürek kemiğinin altında yağırı bulunan at·I, 491
3007 kertik ekmek ve ekmeğe benzer şeylerin sayısını bilmek için bir ağaçta yapılan kertik, çetele· I, 478 bkz>
3008 kertük kertilmek kenilmek; (insanlar için) horlanmak· I, 160; II, 236
3009 kertişmek kenmekte yardım ve yarış etmek· II, 222
3010 kertmek kertmek (köleyi yola getirmek için söylenir)· III, 427
3011 kertük ağaçta açılan kertik- I, 478 bkz> kertik
3012 kertük kemrük kesik, gedik· I, 478
3013 kertürmek gerdirmek, serdirmek· II, 194
3014 kerü geri,.. den ise·I, 205, 361; II, 133 bkz>karu
3015 kes parça·I, 329 bkz> kesek
3016 kes kesek, abdest bozduktan sonra bununla temizlenilir.I, 329
3017 kesek kesik, parça·I, 14, 391 bkz; kes
3018 kesgü kesecek nesne· I, 13
3019 kesgük halka, köpeğin boynuna geçirilen halka, tasma· II, 289
3020 kesilgen her zaman kesilen· I, 523
3021 kesilmek kesllmek· I, 339; II, 136, 137
3022 kesinmek kesinmek·II, 157
3023 keslşmek kesmekte yardım ve yariş etmek· II, 101
3024 keslemek kesekle koğmak· III, 300
3025 keslinçü sarı keler, III, 242
3026 keslinmek kesilmek· I, 352; II, 253
3027 keslişmek kesilip ayrılmak· II, 224
3028 kesme enli ok 100^01^.I, 434
3029 kesme kakül, zülüf, perçem,I,II, 233, 434
3030 kesmek kesmek· I.11 13, 14. 434; II. 11
3031 kesmelenmek zülüflenmek, kâküllenmek· III, 203
3032 kestem geceleyin davetsiz gelen adamlara verilen içki ziyafeti· I, 485
3033 kester saksı· I, 457
3034 kestürmek kestirmek· II, 195
3035 kesürgü dağarcık, kap·I, 358, 490; 111. 48
3036 keten zahmet, sıkıntı,I, 404
3037 ketişmek ayrılmak, ayrışmak·II, 89, 90
3038 ketki at sırtı dar, yanları geniş at·I, 430
3039 ketmek giymek·II, 296 bkz> kedmek
3040 ketmen yeri kazmak için kullanılan aygıt·I, 444
3041 ketü çolak·III, 219
3042 ketüt ekşi suratlı, buruşuk yüzlü· II, 284
3043 kevçi Uygur ellerine kadar Kâşgaristan'da kullanılan 10 rıtllık bir hububat ölçeği· I, 417
3044 keveg burundaki kıkırdak·I, 391
3045 kevel at yürüyüşlü, küheylan at, soylu at· I, 395; II, 133
3046 kevelmek gevşemek, zayıflamak,I, 397 bkz> kevllmek
3047 kevgin aş doyurmayan aş·I, 443 bkz> çivgin
3048 kevilmek gevşemek, zayıflamak·II, 131, 137, 138 bkz> kevelmek
3049 kevli ırmak ağzı, III, 442
3050 kevmek gevelemek, gevmek; gevşetmek· II,16; III, 288
3051 kevrek gevrek, yunnu;ak (bitki)· I, 479
3052 kevremek zayıflamak; gevşemek· III, 41, 282 bkz> kefremek, kövremek, kilfremek
3053 kevretmek gevşetmek· II, 334, 335
3054 kevrik gürgen ağacı· I, 479
3055 kevşek gevşek, yumuşak. I, 479 bkz> küvşek § kevşek etmek; bir çeşit ekmek· III, 287
3056 kevşemek geviş getirmek; gevşemek, III, 287
3057 kevşengen çok geviş getiren· II, 256
3058 kevşenmek geviş getlrmek· II, 252, 255
3059 kevşeşmek birbirini görerek geviş getlrmek·II, 351
3060 kevşetmek gevşetmek, yurnuşatmak; geviş getirtmek· II, 338
3061 kevtürmek gevşetmek·II, 195
3062 kevürken dağ soğanı· I, 525 bkz> kümürgen, kümürken, küvürken
3063 key pek, gâyet, sağlam· I, 459 bkz> ked, ked
3064 keyik geyik, yaban hayvanı, aslında yabanî olan her şey, eti yenen hayvanlardan ceylân, s ıgın, dağ keçisi gibi hayvanlar, yabanî (vah şî) -evcil (ehlî) karşıtı-, av hayvanı ve av, I, 26,155,157, 171, 206, 224, 228, 263, 295, 306, 311, 421; 11, 8, 10, 16, 120, 14
3065 keyik maymun yapılı (insanlar için)·III, 168
3066 keyik söğüt yaban sogüdü·III, 168
3067 keylig maynıun·III, 175
3068 keylig kişi şaşkın veya yabanş gibi iki tarafına bakarak yürüyen adam. III, 175
3069 keyük kebe ve kepenek gibi ;eyler· III, 168
3070 kez gez· I, 326; III, 106, 318
3071 kez süt ve un gibi şeylerín tencere dibinde yap ışıp kalan parçaları. I, 327
3072 kez ipekli bir Çin kumaşı· I, 327
3073 kezgermek gezlenmek, geze getirmek· II, 196; III, 106
3074 kezik gezek; sıtma, nöbet, işte nöbet· I, 391
3075 kezik cesaret · I, 391
3076 kezişmek gezmekte yari{mak· II, 100
3077 kezitmek gezdirmek· II, 306
3078 kezlemek gezlemek, gezini düzeltmek, temizlemek. III, 300, 318 ·
3079 kezlenmek gezlenmek; dibi tutmak, II, 252,253
3080 kezleşmek gezlemekte yardım ve yarış etmek·II, 224
3081 kezletmek gezletmek· II, 348
3082 kezlik küçük kadın bıçağı, kadınlar üst elbiselerine takarlar· I, 478
3083 kezmek gezmek, dolaşmak· II, 10
3084 kéç geç (vakit).I, 294;III, 121
3085 kéçe gece, III, 219
3086 kéçilmek geciktirilmek. III, 195
3087 kéçitmek geciktirmek·II, 300
3088 kéçmek gecikmek·III, 180, 183
3089 kéçürmek geciktjrmek· III, 187
3090 kéñütmek genişletmek, II, 326
3091 kétermek §1(161-1116^ III, 164
3092 nida "ya"sı yerine; çağırma edati·III, 212
3093 hısımlık bildiren isimler sonuna gelerek ac ıma ve sevme anlatan bir edat·III, 212
3094 kıçı hardal· III, 238
3095 kıçılamak gıdıklamak· III, 323, 329
3096 kıçurmak kınamak, ayıplamak; başkasınm kaygısından ferah duymak· III, 187
3097 kıdışmak kenar dilkmekte yardım etmek, değirmi bir şeyin kenarını dikmekte yardım etmek·II, 93 ,94
3098 kıdıtmak kenar diktlrmek, kıyılatmak·II, 301
3099 kıdıg kıyı, yan, kenar 1. 375, 496
3100 kıdıglamak kıyı dikmek, kıyılamak·III, 336
3101 kıdıglanmak kıyılanmak, kenarlanmak.II, 268
3102 Kıfçaklamak Kıpçak boyundan saymak· Kıpçak boyuna nispet etmek·III, 351
3103 Kıfçaklanmak Kıpçak kılıgına girmek· II, 279 bkz> Kıvçaklanmak
3104 kıftu makas, kırkı. I, 416
3105 kıftulamak sındı ile kırkmak, kırpmak,III, 352
3106 kıg topragı kabartmakta kullanılan gübre·III, 129
3107 kıglatmak fışkı ile gübreletmek; (at) sıçırtmak, tersletmek·II, 348
3108 kıkı gürültü·III, 227 bkz> urı kıkı
3109 kık(ı)rmak yüksek sesle çağırmak, bagırmak, haykırmak,I, 441, 442;II, 83
3110 kıkrışmak çagrışmak, bağrişmak·II, 220
3111 kıl kıl (insanda ve hayvanda)·I, 337
3112 kıldruk buğday vb· başaklanndakl kılçık,III, 417
3113 kılgan çok kılan, çok yapan· I, 470
3114 kılgu kılı;, yapış, kılgı· I, 494
3115 kılıç kılıç·I, 183, 321, 339, 359, 397, 417;II, 116, 129, 147, 197, 246, 281, 308. 344, 356; III, 70, 77, 135, 169. 268. 277, 296, 373, 437
3116 kılıçlamak kılıçlamak, kılıç ile çalmak ve vurmak,III, 331, 346
3117 kılıçlanmak kılıç sahibi olnnak· II, 267
3118 kılıg kılış, yapış· II, 40
3119 kılık huy, gldi;· I, 383; II, 230 bkz> k ılk
3120 kılınç iç, amel, ahlâk, nninez, huy, fena huy,kad ın naz ve kırışması· II, 156;III, 374
3121 kılınçlanmak nazlanmak (kadın), kırışmak· III, 374
3122 kılınmak tavır takınmak (kadın), nazlanmak; yapılmak, kılınmak, işlenmek I, 64, 394, 508; II, 156; III, 20
3123 kılışmak yapmakta yardım ve yarış etmek· II, 109
3124 kılide gerdanlık· I, 432 bkz> bakan
3125 kılk huy, gidiş· I, 383 bkz> kılık
3126 kıl kudruk kıl kuyruk; ördeğe benzer bir kuş· I 337
3127 kıl kuş ördeğe benzer bir kuş, I, 337
3128 kılma yapma, yapı;, I, 150;III, 213
3129 kılmak kılmak, yapmak, etmek, eylemek, olmak· I, 36, 39. 44.74,113,114,141.171, 237. 263, 274, 321, 330, 342, 349. 350. 367. 371, 374, 376, 393, 399, 459, 462; 11. 25;III, 17, 122, 133, 159, 179, 213, 216, 224, 234, 239, 381, 432, 449 bkz> kamak
3130 kılmış yaptıgı, I, 205, 221, 253, 407
3131 kıltık başta bulunan kepek, konak·I, 475
3132 kılturmak yaptırmak·II, 191
3133 kımız kımız.I, 365;II, 12; III, 197
3134 kımız almıla ekşi elma·I, 366
3135 kımızlanmak kımız sahibi olmak,II, 268
3136 kın kın, bıçak ve kılıç kını, kılıf·I, 183, 339, 359, 397; II, 246; l1l, 140
3137 kınamak işkence etmek, cezalandırmak; bir şeye kın yapmak· III, 273
3138 kınatmak işkence yaptırmak, cezalandırmak· II, 313
3139 kınışmak istekle işe koyulmak, II, 113
3140 kınlamak kın yapmak·III, 299
3141 kıñır kızgın, şiddetli.I, 170, 183, 359
3142 kıñır aşı, yan bakış· III, 363 bkz> kıñru
3143 kıñrak et ve hamur kesilen satıra benzer büyük bıçak· III, 382
3144 kıñru yan, şaşı· III, 23 bkz> kıñır
3145 kır kır, basık dağ, açık yer· I, 94, 324; III, 39
3146 kır su bendi, §61-1116^I, 324
3147 kır kır rengi·I, 324
3148 kıragu kırağı·I, 446
3149 kırbas er başında saç olmayan adam·I, 459
3150 kırçalmak değmek, değip sıyırmak·II, 234
3151 kırçamak amacın kenarına dokunmak, silip geçmek·III, 276
3152 kırçatmak sıyırtmak, yaralamak, amacı delip geçmek·II, 328, 329
3153 kırgag bey ve hanın eli altındakilere kızması ve kakıması·II, 288
3154 kırgag elbisenin yanı, kenarı·II, 288
3155 kırgamak kakımak, birine kızıp ondan yüz çevirmek, birine k ızıp uzaklaştırmak (yalnız yapan insan olduğu zaman söylenir)·II, 288; III, 290 bkz> alkamak, kargamak, kargamak arkamak (Tanr ı için), kızgamak
3156 kırgaşmak birbirinin tarafını dilemek·II, 220
3157 kırgatmak koğulamak, kızarak yüz çevirtmek· II, 338, 339
3158 kırgıl kırçıl,I, 483
3159 kırguy atmaca·II, 95;III, 241 bkz> karguy, karkuy, k ırkuy
3160 kırılmak kabuğu soyulmak; malı alınmak, yoksullaşmak; kar kürünmek II, 134
3161 kırındı her şeyin kınntısı, kazıntısı, soyuntu su·I, 449
3162 kırınmak soyar veya kazır görünmek·II, 155
3163 kırışmak kazımakta ve sıyırmakta yardım ve yariş etmek·II, 98
3164 kırk sayıda kırk,I, 349;II, 331
3165 kırkılmak kırkılmak I, 236
3166 kırkın cariye.II, 110 bkz> xız kırnak, kız
3167 kırkışmak kırkmakta yardım etmek·II, 221
3168 kırklum dolusu bir klle edip orancıların kullandıkları bir ölçeğe verilen sıfat,III, 418
3169 kırkmak kırkmak· III, 422
3170 kırkuy atmaca· III, 241 bkz> karguy, karkuy, k ırgüy
3171 kırlamak kazmak, yerde çukurlar açmak· III, 298, 299
3172 kırlanmak kırla;mak, kıraçlaşmak, yerde çatlaklar ve hendekler meydana gelmek· II, 251
3173 kırlatmak kıyı, kenar yaptirmak· II, 347
3174 kırma söbü (mahrut) şey· I, 433 § kırma topık; herhangi söbü (mahrut) topaç· I, 434
3175 kırmak kazımak, bir şeyi kökünden çıkarmak; kırmak, II, 7. 24, 401, 406
3176 kırnak cariye·I, 473 bkz> xız, kırkın, kız
3177 kırt kısa,I, 342 § kırt ot; kısa ot·I, 342
3178 kırtış yüz rengi; yüz·I, 460 § yer kırtışı; yeryüzü. 1. 461
3179 kırtışlamak kazımak·III, 350
3180 kırtışlanmak güzelleşmek, güzelliği artmak· II, 272
3181 kırtışlıg yüzlü·I, 461
3182 kırt kişi kötü huylu ve plnti adam·I, 342
3183 kırtlamak kötü huylu saymak, yarayı iyi etmek·III, 445 bkz> kartamak, kartanmak
3184 kırturmak kazıtmak, sıyırtmak,II, 190
3185 kıruk sakat·I, 382 § kıruk adak; topal·I, 382 § kıruk er; çolak·I, 382
3186 kıruk adak topal·I, 382
3187 kıruk er çolak,I, 382
3188 kır yagı gizll düşman·I, 324
3189 kısga kısa·II, 11
3190 kısgaç kısgaç·I, 455
3191 kısganmak kıskanmak; pintilik etmek, kısmırlanmak·II, 250 bkz> kısırkanmak
3192 kısıg kısı, hapis, sıkınti·I, 376
3193 kısıglamak itelemek, itmek, avurduna vurmak·III, 336 bkz> kas ıglamak
3194 kısılmak kısılmak, arada kalmak.II, 135
3195 kısınmak kısmakcimrilik etmek; sidiği tutulmak· II, 155
3196 kısır kısır, doğurmayan insan veya dört ayakl ı hayvan; kısrak· I, 236, 364; III, 88
3197 kısır bolmak (kısraktan başka hayvan) kısır kalmak· III, 88 bkz> yozamak kısırkanmak
3198 kısırganmak , yedirmekten çekinmek· II, 263, 264 bkz> k ısganmak
3199 kıslınmak kısılmak, araya sıkışmak II, 251
3200 kısmak kısaltmak, daha kısa yapmak, kısarak çalmak; kıstırmak· II, 11
3201 kısmak üzenginin iki yanında bulunan kayış,ilmikli ip, kement· I, 474; II, 219
3202 kısrak kısrak·I, 203, 207, 364, 474, 491, 500; II,96
3203 kısraklanmak kısrak sahibi olmak·II, 275, 279
3204 kısruşmak kısmakta yardım etmek,II, 219
3205 kıstaşmak titreşmek, sı2laşmak. II, 221, 222 bkz> kasnamak, kasnatmak
3206 kısturmak kıstırmak, işkence ile cezalandırmak; kısalmasını emretmek, azalmasını em-retmek· II, 190, 191
3207 kısurmak kısaltmak II, 78
3208 kış kış·I, 13, 22, 82, 170, 332;II, 26, 54, 97, 204; III, 159, 278
3209 kışlag kışlak, kışlanacak yer,I, 13, 464; III, 88
3210 kışlaglanmak kışlak edinmek, kışlamak· II, 273
3211 kışlamak kışlamak;III, 299
3212 kışlatmak kışlatmak, bir şeyi üzerine alıp saklamak.II, 348
3213 kışlık kışlık, kış için hazırlanmış şey·I, 474
3214 kışmak meyletmek, kaymak·III, 182 bkz> kay ışmak, kaymak
3215 kıv devlet, kut, baht·I, 301, 332 bkz> kuv
3216 kıval çekme, düzgün· I, 412 § kıval burun; çekme burun·I, 412
3217 Kıvçaklanmak Kıpçak kılığına girmek, II, 276 bkz> Kıfçaklanmak-kıya küçültme eki· III, 170, 359 bkz> -gine, -kiye
3218 kıyak et suyu yağı, tereyağı, kaymak, III, 32 bkz> kanak, kayak, konak
3219 kıya körmek yan bakmak, arkaya bakmak, I, 369 bkz> kaya körmek, kura körmek, kuya kärmek
3220 kıyık cayma, caymak; iğrilik, igri olan, sözde durmama, sõzde durmayan· I, 70; III, 167 k ıyılmak inmek; geçmek; agaç ígrilemesine
3221 kıyılmak sözden dönülmek· III, 190
3222 kıyım düşman gelmesi yüzünden bir vilâyet halk ının korku ve dehşete düşmesi· III, 168
3223 kıyışmak igrilemesine ağaç kesmekte yardım ve yarış etmek·III, 189
3224 kıyma kıyılmış,III, 173 § kıyma ügre hamuru serçé dili gibi i ğri kesilen bir çeşit erişteIII, 173
3225 kıymaç Çiğiller'in giydiği tiftikten yapılan beyaz başlık. III, 175
3226 kıymak sözden dönmek; kıymak, eğrilemesine doğramak· III, 246
3227 kıyturmak iğrilemesine kestirmek· III, 193
3228 kız kız, kız çocuk; cariye; pahalı nesne· I, 7, 236, 280, 291, 299, 312, 326, 382, 412, 442, 474, 496;II,10. 25, 94, 96,109, 182. 220, 272, 276, 277, 304, 340;III, 120, 137, 170, 203, 218, 259, 260, 265, 272, 289, 301, 328, 338, 371, 380, 408, 411, 450 bkz>
3229 kızamak kızlık bozmak, III, 265
3230 kızarmak kızarmak· II, 77, 163 bkz> kızıl ermek
3231 kızartmak kızartmak· III, 431
3232 kızgamak (kul) kızıp uzaklaştırmak, kakımak· III,290 bkz> alkamak, kargamak, kargamak arkamak, kırgamak
3233 kızgul at boz ile kır arasında olan at· I, 483
3234 kızgurmak işkenceye koymak, cezasını çektirmek, cezalandırmak. II, 194, 200
3235 kızgut ceza, işkence, başkaları görerek çekinmeleri için yap ılan ceza ve işkence·I, 451
3236 kızgutlanmak suçunun cezasını görerek rüsva olduğundan bir işten çekinmek. II, 271
3237 kızıl kızıl, kızıl renk, kırmızı· I, 40, 60, 362, 394, 395; II, 133; III, 20, 162, 183, 219, 325, 363
3238 kızıl ermek kızarmak· II, 163 bkz> kızarmak
3239 kızılmak yaptığı suça bir daha dönmemek üzere ceza görmek, nedamet etmek, k ıyılmäk. II, 135, 200
3240 kız kırkın cariye· I, 326
3241 kız kişi pinti kişi, I, 326
3242 kız kuş insan üzerine düşecek gibi alçaktan uçan ve tüylerinin rengi bukalemuna benzeyip aç ılınca renkten renge giren bir kuş, I, 326, 332
3243 kızlamuk kızamık, I, 528
3244 kızlanmak pahalı bulmak, II, 251; III, 198, 199
3245 kızlanmak kız edinmek, kız çocuk sahibl olmak· II, 251, 254; III, 198
3246 kızlaşmak bahse bir kız (cariye) koymak II, 221
3247 kızumak pahalılanmak, fiyatı yükselmek. III, 265
3248 kibe az zaman, kısa zaman· III, 217 bkz> büte
3249 kibe bolmak az zaman geçmek, III, 217
3250 kiçik küçük, küçüklük·I, 227, 390;II, 29, 95, 268;III, 87, 175 bkz> kiçük
3251 kiçiklemek küçük saymak, III, 341
3252 kiçimek kaşınmak, gidişmek. III, 259
3253 kiçinmek orospu olmak, gidişmek, ka;ınmak·II, 156
3254 kiçitmek kaşıtmak· II, 300
3255 kiçük küçuk· I, 93 bkz> kiçik
3256 kid arka, äon, sonra· I, 200, 225; II, 142; III, 14 bkz> kid
3257 kid arka, son, sonra· II, 25 bkz> kid
3258 kidiz keçe, Türkmenler'in çadır örtüleri ve göç zamanı bürgüleri gibi· I, 316, 366, 508; II, 96, 304;III, 262, 329 bkz> kiviz, küvüz
3259 kidizgek tazeliği gidip keçeleşmiş (kavun için)· II, 290
3260 kidizlig keçe sahibi olan·I, 507
3261 kidlzlik yüng keçe yapmak için hazırlanan yün·I, 507
3262 kikçtirmek iki klşiyi birblrine kışkırtmak, sürttürmek II, 195, 196
3263 kikmek bilemek, bir şeyi bir şey üzerine sürtmek· II, 293
3264 kikrülmek sokulmak, II, 237
3265 kìm kim.I, 125, 192, 200, 325, 338, 353, 362, 371. 377, 425, 440, 506;II, 118. 274, 284;III, 22, 106, 123, 141, 239. 251. 288
3266 kimi gemi· III, 235 bkz> kemi
3267 kimişke Kaşgar'da çıkan nakışlı bir keçe· I, 490
3268 kimsen başlıklan ve kavukları süslemek için kullanılan aitın kırıntıları· I, 437
3269 kimünçe sivri sinek· III, 358 bkz> kümiçe
3270 kirig geniş· III, 358
3271 kiñitmek genişletnıek· III, 396
3272 kiñrünmek genişlemek, bir zaman nimet içinde yaşamak. III, 400
3273 kiñümek genişlemek, III, 396
3274 kiñürmek genişletmek. III, 392
3275 kip kalıp, benzer, öğür, I, 483; III, 23, 61, 119
3276 kipi gibì, I, 483; III, 23, 61, 119
3277 kir kir·II, 212, 230
3278 kirdeş bir avluda beraber oturan k6mşu· I, 461
3279 kirgü girme zamanı, gırecek·II, 68;III, 6
3280 kirgüci girici, giren.II, 51
3281 kirigsemek girmek istemek· III, 334, 335
3282 kirikmek kirlenmek II, 117, 119. 165 bkz> kirlenmek
3283 kirilmek girilmek. II, 136
3284 kirimsinmek girer görunmek· II, 260
3285 kirinmek girinmek, girer gôstermek, girmek· II, 156, 157, 160
3286 kiriş kiriş, yay kirişi, yay· I, 198, 370; II, 83; III, 215
3287 kiriş bir adamın akarlarından olan geliri· I, 370
3288 kiri ;mek glri;mek, glrlşmekte yarış etmek· II, 99
3289 kirit anahtar, kilit·I, 357;III, 345
3290 kiritlemek kilitlemek III, 330, 345, 348
3291 kiritlig anahtarlı, kilit kilit ,I, 306, 506 § kiritlig kapug; killtli kap ı·I, 506
3292 kirkin boğranın, devenin kızgın zanıanı·I, 443
3293 kirlenmek klrlenmek; yumulmak.II, 252 bkz> kirikmek
3294 klrmek girmek.I, 87, 362, 395, 422, 443, 457, 488;II, 8, 18, 44, 55, 61, 67, 223;III, 65,120. 147, 212, 222, 226
3295 kirmişçe girmìş gibi·I, 251
3296 kirpi kirpi· I, 415
3297 kirpik kirpik. I, 478
3298 kirpilenmek sertle;erek kirpi gibi buzülmek, yüzü as ılmak· III, 200
3299 kirpüklenmek gõzde kötü kıl bitmek· II, 277, 279
3300 kirşen üstübeç; yüze sürülen düzgün. I, 437; II, 353
3301 kirşenlenmek yüze düzgün sürünmek II, 278
3302 kirtginsemek tasdik etmek istemek·I, 280
3303 kirtgünmek inannnak, gerçeklemek·III, 423 bkz> kirtínmek
3304 kirtinmek inanmak I, 416 bkz> kirtgünmek
3305 kirtü yemin, ant; gerçekllk, doğruluk· I, 416
3306 kirtüç kişi kimseyi ;ekemeyen huysuz kişi· I, 455
3307 kürtülemek tasdiklemek· III, 352
3308 kirtürmek girdirmek, II, 195
3309 kirü geri, arka, III, 65, 245, 246
3310 kis karı, I, 329. 333
3311 kiş sadak, I, 393, 457, 494; II, 275, 333; III, 126, 281
3312 kiş samur.III, 126
3313 kişemek kösteklemek, bağlamak· III, 268
3314 kişen köstek· II, 13
3315 kişi kisi, adam, insan, kimse; halk; kar ı, kadın·I, 24, 44, 45, 46, 64, 74. 87. 91, 98,106, 109, 127, 129, 140, 142, 146, 147. 152, 154,155, 156, 166, 167, 174, 179, 186, 187, 216, 240. 243, 265, 287. 296, 307, 308, 310, 317, 319, 326, 332, 342. 356, 363, 365,
3316 kişirgek er evinde birini görünce canı sıkılan, evi kendine dar gelen ki şi,II, 290
3317 kiş kurman ok ve yay konan kap·I, 444
3318 kiş kurugluk sadak, gedeleç·I, 504
3319 kişnemek kişnemek I, 236,III, 302
3320 kitermek gidermek, kaldırmak.I, 440;III, 187
3321 kitmek gitmek, çekilmek.II, 296; III, 48
3322 kiviz yaygı, halı, kilim gibi şeyler· I, 366 bkz> kidiz, küvüz-kiye küçültme eki, III, 170, 359 bkz> -gine,-k ıya
3323 kiyim kiyim uyuşukluk, ne çalışmak ne işi büsbütün bırakmak, gaflet, elevaylık· III,169
3324 kiz kutu, misk kutusu, taht, kürsü, sand ık, kap, heybe gibi îeyler· I, 327; III, 318
3325 kizlemek gizlemek-I, 100; II, 172, 264; III, 71, 300, 318
3326 kizlençü gizli.III, 242
3327 kizlenmek saklar görünmek, kendi kendine saklamak,II, 253
3328 kizleşmek birbirinden gizlemek·II, 224
3329 kizletmek gizletmek·II, 348
3330 koç koç·I, 321; II, 184 bkz> koçñar
3331 koçmak kucaklamak· II, 5
3332 koçñar koç, I, 321; II, 101;III, 102, 381, 382 bkz> koç
3333 koçturmak kucaklatmak, koçturmak· II, 189
3334 koçu kucaklaşma, koçuşma, I, 369
3335 koçuşmak kucakla;mak· II, 92; III, 188
3336 kodı a;ağı, aşağıya, arkası sıra· III, 46, 61, 69 bkz> kudı
3337 koduşmak birbirine güvenmek· II, 94 ,
3338 kodmak koymak, bırakmak, terk edilmek, koyuvermek· II, 29, 54, 140, 263, 295; III, 39, 172, 440 bkz> kotmak, koymak
3339 kog göze veya yemeğe düşen çör çöp, pislik. III, 128
3340 kogış deri, II, 355 bkz> koguş
3341 kogşak gevşek, çürük· I, 474
3342 kogşamak katı şey gevşek olmak· III, 287
3343 kogşamak koğuş ağacı dalı iIe cilâlamak, perdahlannak· III, 287 bkz> kov şamak
3344 kogşaşmak birlikte gevşemek, II, 350 bkz>kohşaşmak
3345 kogşatmak kuvvetini gevşetmek, II, 337 bkz> kohşatmak
3346 kogurmaç kavr·ulmuç buğday· I, 493 bkz> kavurmaç, kovurmaç
3347 kogu ; okları perdah etmek içln koğu; (huş) ağacından yapılan aygıt· I, 369
3348 koguş oluk, su oluğu, değirmen oluğu, I, 369
3349 koguş sepili, sepisiz (tabaklanmış, tabaklanmamiş) deri, kayı;· I, 369; II, 205. 210; III, 140, 308, 319 bkz> kogış
3350 koguşlanmak su fışkırmak· II, 268 koh;aşmak birlikte gevşemek, II, 350 bkz>kogşaşmak
3351 koxştmak kuvvetini gevşetmek, II, 334, 337 bkz> kogşatmak
3352 kokıtmak kokutmak, II, 309, 323, 324
3353 kokmak fena kokmak, kokusu yükselmek (su) senmek, (hastal ık) sakinleşmek· II, 293, 323; III, 184
3354 kokratmak eksiltmek, davul çalarak zararl ı hayvanları kuşları kaçırtmak,II, 334 bkz> kakratmak
3355 kol kol·III, 134, 161, 288
3356 kol kılıç veya bıçakta bulunan yol biçimi oyma·III, 134, 135
3357 kol dağın tepesinden a;ağı inen ve derenin ortasından yüksekçe olan yer·III, 134
3358 kolaç kulaç· I, 358 bkz> kulaç
3359 kolan kolan, bağırdak; yaban eşegi,I, 214, 263, 404, 415, 424; III, 122
3360 koldaçı dilenci· I, 417
3361 koldaş koldaş, arkadaş· I, 461;III, 11
3362 koldaşlanmak arkadaş olmak, arkadaş saymak·II, 272
3363 kolgırmak isteyeyazmak·II, 194
3364 kolmak rica etmek, istemek I, 274, 399;II, 25
3365 koltık koltuk· I. 475
3366 koltuklamak koltuklamak, koltuğuna almak,koltuğa vurmak·III, 351
3367 kolturmak istetmek· II, 191
3368 kolunmak rica etmek, kendi kendlne rica etmek, istemek .I, 22;II, 156
3369 koluşmak birbirinden istemek, isteşmek· II, 109, 110
3370 kom deve havudu· III, 136
3371 komımak (bir şeye karşı) 02161110^III, 273
3372 komınmak coşmak·II, 324
3373 komıtgan her zaman özleten, her zaman coşturan·I, 515
3374 komıtmak coşturmak, heyecana getirmek. I, 69; II, 311. 312, 324 bkz> komutmak
3375 komşuy kanla dolmuş kene·III, 241
3376 komuk at gübresi. I, 383 bkz> kumuk
3377 komuklamak pislemek, terslemek; Komuk boyuna nispet etmek·III, 339 bkz> kumuklamak
3378 komutmak coşturmak,I, 214 bkz> komıtmak
3379 kon koyun· I, 31, 309; III, 140, 244 bkz> koy
3380 konak bir çe;it kaba darı,I, 384;III, 347 bkz>koyak
3381 konak kaymak (yenecek),I, 383 bkz> kanak, kayak, k ıyak
3382 konaklamak darı yemek·III, 347
3383 konat birbirlerine yanaşan, toplanan insan kümesi·I, 357
3384 konatmak kondurmak, oturtmak,II, 313
3385 kondurmak kondurmak, üzerine koymak· II, 192
3386 konmak konmak, bir yere konmak·I, 319; II, 331; III, 184, 185
3387 konşı komşu, I, 435 bkz> koşnı
3388 konuk konuk, misafir; ruh· I, 45, 46, 85, 332, 384, 517;II, 312
3389 konuklamak konuk etmek; ev sahibinin rızası olmadan evde gecelemek· III, 339, 347
3390 konuklaşmak birbirine konuk olmak, II, 258
3391 konuglug konuk sahibi olan .1, 498
3392 konukluk konukluk, misafirlik I, 274, 504
3393 konum 'yurt, konulan yer, konak·I, 114; II, 103, 313
3394 koñragu çıngırak, konrak, tongurak, çan, I l, 358; III, 387, 402
3395 koñragu kulağın altındaki çıkıkça kemik· III, 387
3396 koñramak ses kalınlaşmak; bir şey
3397 koñur (yani kestane rengi) olmak, III, 402
3398 koñur boğuk ses· III, 363
3399 koñur kestane rengi· III, 363
3400 koñurmak sökmek, kanırmak, III, 392
3401 koñuz osurgan bõceği· III, 363
3402 kop çok, pek, obartma ve pekitme edat ı·I, 319
3403 kop sevinç, ferah, hop· III, 119
3404 kop kılmak sevinmek, ferahlamak, içi hop etmek· III, 119
3405 kopmak kopmak, gelmek; kalkmak; başlamak, çıkmak; baş kaldırmak· I, 88, 97, 104, 120, 142, 234, 258; II, 4; III, 128, 137, 367
3406 kopruşmak bir şeyi yerinden kaldırmakta yardım etmek· II, 218
3407 kopsamak çıkmak istemek· III, 285
3408 kopurgan çok koparan, I, 517
3409 kopurmak yerinden kaldırmak, kurcalamak· II, 72
3410 kopurtmak yerinden kaldırtmak· III, 430
3411 kopuşmak kalkışmak, kalkmakta yardm ve yarış etmek· II, 88
3412 kor ziyan , III, 122
3413 kor yoğurt mayası· III, 122
3414 korday kuğu kuşu, kuğu cinsinden bir kuş,II, 177;III, 240
3415 korıg koru, küçük orman·I, 17, 18, 375; II, 98
3416 korımak korumak· III, 263
3417 korınmak sıkılık etmek, pintilik etmek,II, 155 bkz> korunmak
3418 korışmak korumakta yardım etmek· II, 98
3419 korkıtmak korkutmak.II, 339 bkz> korkutmak
3420 korkluk korkak·III, 417
3421 korkmak korkmak· II, 312, 331; III, 282, 377,421, 422
3422 korkulmak korkulmak· II, 236
3423 korkunç korkunç· II, 365; III, 168, 387
3424 korkunmak korku duymak ve korkusunu saklamak· II, 250
3425 korkuşmak birbirinden korkmak, korkuşmak II, 221
3426 korkutmak korkutmak· II, 365 bkz> korkıtmak
3427 korluk içinde kımız biriktlrilen küçük testi· I, 473 bkz> kurluk
3428 koru kendisine "demir dikeni" ad ı verilen bitkinln "putrak" veya "p ıtrak" denilen meyvesi· III, 223 bkz> yapuşgak
3429 korugçı korucu, bir koruyu koruyucu .III, 242
3430 korum kaya,I, 398;III, 61, 105
3431 korumlug taşlı, çakıllı· I, 498
3432 korunmak sıkılık etmek, pintilik etmek· II, 155 bkz> kor ınmak
3433 kosık fındık I, 382;III, 347 bkz> kosuk
3434 kosıklamak fındıklanmak-III, 347
3435 kosıklıg fındıklı·I, 497
3436 kosuk fındık III, 347 bkz> kosık
3437 koş çift, çifte, herhangi bir şeyin çifti, eşi·I, 359;III, 126 bkz> koşa
3438 koşa çift· III, 33, 60 bkz> koş
3439 koş at hakan yanındaki yedek at· III, 126
3440 koşlanmak koşlunmak iki şey birblrine yakın olmak, öğür kılınmak, hayvan bir araya koşulmak· II, 251, 252
3441 koşmak koymak, katmak; türku düzmek, II, 14
3442 koşnı komşu·I, 435;III, 220 bkz> konşı
3443 koşug şiir, kaside·I, 376
3444 koşulgan her zaman koşulan, katılan·I, 520
3445 koşulmak birleşmek, katılmak, tertip edilmek, öğür kılınmak·II, 128, 135; III, 102
3446 kotkı alçak gönüllü, yumuşak huylu, mütevazi I, 427
3447 kotkılık gönül alçaklığı, tevazu,II, 140
3448 kotmak bırakmak· II, 295 bkz> kodmak, koymak
3449 kotrulmak boşaltılmak· II, 234, 235
3450 kotruşmak boşaltmakta yardım etmek, II, 218
3451 koturmak boşaltmak, aktarmak· II, 71, 72,164
3452 koturmıış boşalmış. II, 170 § koturmuş kap; boşalmış kap, II, 170
3453 kova kova· I, 147; III, 237
3454 kova Türkler'in kullandığı gemlerde atların burnuna dogru dikilen kay ış· III, 237
3455 kovı içi kof ve çürümüş olan· III, 226 bkz> kovuk, kov ı, kovuk
3456 kovuç cin çarpması eseri, III, 163 bkz> kovuz
3457 kovuç kovuç cin çarpmasına karşı üzerlik ve ödağacı ile yapılan tütsüde cinlere "kaç, kaç"demek üzere söylenen kelimeler. III, 163
3458 kovuk içi boş olan her şey·III, 164 bkz> kovı, kovı, kovuk
3459 kovuz cin çarpması eseri·III, 163 bkz> kovuç
3460 kovı içi kof ve çürümüş olan· III, 225 bkz> kovı, kovuk, kovuk
3461 kovı talihsiz, uğursuz, III, 226
3462 kovmak kogmak, kovalamak, sürmek. II, 16;III, 183
3463 kovşalmak perdahlanmak, huş ağacından yapilmış aygıtla perdahlanmak· II, 236
3464 kovşamak koğuş ağacı dalı ile cilâlamak· III, 287 bkz> kog şamak
3465 kovşaşmak koğuş ağacı ile cilâlamakta yardım etmek· II,' 350, 351
3466 kovşatmak perdahlatmak, koğu; ağacıyle perdah yaptırmak· II, 338
3467 kovuk kovuk, içi boş olan her şey, I, 383; III, 164 bkz> kovı, kovuk, kovı
3468 kovurmaç kavrulmuş buğday·I, 493 bkz> kavurmaç, kogurmaç
3469 kovurmak kavrulmak,II, 114, 235 bkz> kagurmak, kagrulmak, kavrulmak, kugurmak, kuvurmak
3470 kovuşmak koğmağa, tardetmege çalışmak· II, 103
3471 koy koyun, I, 31, 173, 193, 199, 215, 263, 264, 284, 295, 306, 317, 326, 346, 387, 389, 392, 411, 426, 472, 483;II, 14, 15, 27, 50, 76, 90, 118, 142, 152, 184, 185, 237, 238. 310, 330,355, 359;III, 5, 60, 88, 95, 122, 126, 130,132, 142, 148, 156, 157, 167, 17
3472 koy elbisenin koynu; kucak·III, 142 bkz> koyun koy derenín koyag ı, dibi, düzlüğü, III, 142 bkz> kuy
3473 koyak konak darısı· III, 167 bkz> konak
3474 koyar hayvanlara ve kölelere sö ğülen bir kelime; "ağızdan salya saçan" anlamınadır· III, 171
3475 koygaşmak koynuna girmek, I, 243
3476 koyka deri, kürk, III, 173
3477 koykalamak derinin kıllarını temizlemek, yolmak.III, 173
3478 koyluşmak dökülüşmek·III, 195
3479 koyluşmak koyula;mak, III, 195
3480 koymak koymak, koyuvermek, bırakmak, dökmek, çalkamak·II, 45; III, 39, 171. 246 bkz; kodmak, kotmak
3481 koyturmak
3482 koyu koyu, kalın, sık· III, 367
3483 koyug (akarlarda) koyu· III, 166
3484 koyugluk koyuluk, (akarlarda) koyuluk· III,178
3485 koyulmak akar (nesne) koyulmak· III, 190
3486 koyun koyun, kucak, II, 339, 346; III, 18, 297 bkz> koy
3487 koyunmak kendine su koymak, dökünmek.III, 191
3488 koyuşmak koyı·nakta yardım etmek, III, 189
3489 koy yılı koyunyılı; Türkler'in on ikili yıllarından biri.I, 346;III, 142
3490 kozanmak süslenmek, bezenmek ("bezenmek" fiili ile birlikte gelir), II, 155
3491 köç saat, an, müddet· I, 321
3492 köç göç· I, 321
3493 köçmek göçmek· II, 5
3494 köçrüm belinleme, telâş, köy halkının şehre kaçışması, I, 485
3495 köçük sagrı; bir hayvana binen iki adamdan arkadaki I, 390
3496 köçüklemek sağrıya vurmak· III, 341
3497 köçürgen göçüren, uzaklaştıran·I, 522
3498 köçürmek göçürmek; yazmak, istinsah etmek, nakletmek,II, 75, 76köçürme oçak; bir yerden öbür yere göçürülebilen ocak,I, 490
3499 köçürme oyun "on dört" adı dahi verlien bir oyun·I, 491
3500 köçüt at·I, 357;II, 76
3501 ködüşmek bekleşmek, birbirini bekleşmek, II, 94 bkz> küdüşmek
3502 ködeç bardak, testi·I, 360 bkz> közeç, közüç
3503 ködezmek saklamak, beklemek, korumak, gözetmek,II, 86, 162; III, 43, 263 bkz> köz atmak, közetmek
3504 ködmek gözlemek; görmek· II, 87; III, 23
3505 kög şiirin vezni, aruzu, ırın ölçüsü, ırlamakta sesin yükselip alçal ışı.III, 131
3506 kög bir şehir halkı arasında bir sene içinde çıkıp gülünen şey, gülmece· III, 131
3507 kög koç veya ba;ka hayvanlar ın kı;a yakın aşması, III, 132
3508 kög ayna yüzünde meydana gelen pas; kad ınların yüzüne düşen çillik· III, 132
3509 kögen ilmikli köstek, süt sağılacağı zaman hayvanların ayağına vurulur I, 415
3510 kögermek göğermek, gök rengini almak· II, 84
3511 köglemek (hayvan) yeşil ot yemek· III, 300, 301
3512 köglemek ırlamak, taganni etmek· II, 255; 301 bkz> köglenmek
3513 köglenmek yüzde çiller çıkmak; şarkı söylemek, ırlamak, taganni etmek, sesi yükselte alçalta şarkı çağırmak, I, 253; II, 253, 255; III, 131 bkz> köglemek
3514 kögüz göğüs· I, 366 bkz> köküs
3515 kög yılkı başıboş yayılan hayvan· III, 131
3516 kök gök, hava, sema·I, 64, 123, 139, 193, 244,338, 361, 362, 421;II, 27, 78, 81, 170, 252, 264, 283, 289, 307; III, 27, 124, 132, 282, 439
3517 kök gök rengi, gök renk, lâcivert. III, 132, 162 § kömgök; gömgök, I, 328, 338 § köpgök; gömgök· I, 328
3518 kök şehrin dõrt yanını saran yeşil bõlge, III, 132
3519 kök eğer bağı· II, 283
3520 kök kök, asıl· II, 284
3521 kökdedmek eğer tahtalarını diktirmek, bağlatmak- II, 328 bkz> kökletmek
3522 kökegün gök sinek I 188; II, 287
3523 köklemek eğer bağını sıkı bağlamak, III, 300
3524 köklenmek sıkı bağlanmak; asaletli veya zengin olmak· II, 253
3525 kökleşmek ilişip sokulmak; eğer bağlamakta yardım etmek; hısımlıkla bağlanmak, II, 224, 225 bkz> kökteşmek
3526 kökletmek eğer tahtalarını diktirmek, bağlatmak· Il, 327, 328 bkz> kökdedmek
3527 kökremek kükremek· I, 125, 142, 354; II, 13,138; III, 282, 398
3528 kökreşmek gürlemek, kükremek, kişnemek, kükreşmek· II, 222, 223; III, 147
3529 kökşin göğümsü, gök renkte·I, 186, 437
3530 kökteşmek ilişip sokulmak, eger bağlaınakta yardım etmek; hısımlıkla bağlanmak· II, 224 bkz> kökleşmek
3531 kök tubulgan bir kuş adı· I, 519 bkz> kök tupulgan
3532 kökürşgünleşmek güvercini öndül koyarak yar ışa gitmek.II, 226
3533 kökürçkün güyerdn·III, 419
3534 kök(ü)s göğüs·I, 230 bkz> kögüz
3535 kökyuk köylü ve Türkmen büyüklerine verilen ungun·III, 133
3536 köl göl, havuz, birikmiş su,I, 104; II, 79, 265; III, 135, 137, 357, 360
3537 köl denizin kendisi,III, 136
3538 kölermek gõl hallne gelmek, gôlermek, toplanmak, su göllenmek.I, 179; II, 84, 283
3539 kölige koyu gölge· I, 448; III, 174 bkz> köllk
3540 kölik gölge·I, 409 bkz> kölige
3541 köliklik gölgelik·I, 510
3542 köl suv Karluk büyüklerine verilen ungun·I, 108
3543 kölük arka; gölük, yuk yükletilen herhangi bir hayvan·I, 392
3544 kölüklüg gölüklü·I, 510
3545 költiñ kuşların indiği su birikintisl, gölcuk· I, 73;III, 372
3546 kömçü gömü, define, hazlne·I, 418 bkz> kömüç § Tavgaç kömsi; Âd ulusundan kalma hazine, I, 418
3547 kömeç küle gömülerek pişirilen çörek· I, 12, 360
3548 kömmek gömmek. I, 12;II, 27
3549 kömtürmek gömdürmek·II, 196
3550 kömüç gömü, deflne·I, 360 bkz> kömçü
3551 kömüldürük at göğüslüğü.I, 17, 530 bkz> kümüldürük
3552 kömündi neñ gömülmüş nesne, I, 450
3553 komünmek gömülmek; gömer görünmek· II, 158
3554 kömür kömür·I, 506
3555 kömürlüg kõmür sahibi, kömürü olan·I, 506
3556 kömürlük kömür yapmak içln yakılan ağaç ve kömür konan yer,I, 506
3557 kömüşmek gõmmekte yardım etmek·II, 111
3558 kön at derisi veya gönü, ham derl, gön·III, 140, 335, 353, 425
3559 köndgermek doğrultmak, düzeltmek, dikmek yola kılavuzlamak; Ikrar ettirmek· II, 199; III, 423 bkz> köndgürmek, köngermek
3560 köndgürmek doğrultmak·II, 199 bkz> könd·germek, köñermek
3561 köndgürtmek dogrultmak, diktirmek· III,424
3562 könek matara, ibrik, su tulumu (kırba)· I,392
3563 köni düz, dogru; emniyetli.III, 151, 237
3564 könikmek arkadaşlarından geri kalacak derecede zay ıflık. II, 165
3565 könitmek dogrultmak,II, 313
3566 könmek düzelmek, doğrulmak; yola gelmek;inkârdan sonra ikrar etmek;yola ç ıkmak· II, 29, 30, 199
3567 köñermek doğrultmak; doğru yolu göstermek, kılavuzlamak; doğruyu söyletmek· II, 196, 197 bkz> köndgermek, köndgürmek
3568 köñlek gomlek· III, 350, 383
3569 köñleklenmek gömleklenmek, gömlek giymek· III, 411
3570 köñül gönül, kalp, yürek; anlayış·I, 69, 89, 152, 194, 207, 212, 214, 225, 245;II, 15, 125,178, 203, 238, 243; III, 108,137, 154, 239, 245·246, 289, 295. 309, 366, 391, 419
3571 köñülde ; gönül arkadaşı,I, 407
3572 köñüllenmek gönüllenmek; (çocuk) düşünmek ve anlamak; arzu etmek,III, 408
3573 köñüllüg gönüllü .I, 63;III, 366
3574 köp çok, bütün, hep; (saç ve ağaç hakkında) gür, sık,I, 319;II, 328
3575 köpçük eğerin ön ve arka yastıkları·I, 478
3576 köpitmek diktirmek, oyulgatmak·II, 298 bkz>kübimek, kübitmek
3577 köprüg köprü·I, 478
3578 köpsün şilte, minder·I, 437
3579 köpük(g) kõpük,I, 390;III, 136
3580 köpülmek dikilmek· II, 120 bkz> kübülmek
3581 köpürmek köpürmek- II, 72
3582 köpürtmek köpürtmek. III, 430
3583 köpüşmek diknnekte yardım ve yarış etmek· II, 88 bkz> kübüşmek
3584 kördügüñ gördüğün· II, 42
3585 körk güzellik. I, 353; II, 340; III, 161
3586 körke ağaçtan yapılmış tabak·I, 430
3587 körkedmek güzelleşmek.II, 340 bkz> körketmek
3588 körketmek güzelleşmek.II, 340 bkz> körkedmek
3589 körklüg iyi, güzel ve gösterişli; dostça,I, 45,319, 353. 461;III, 43
3590 körkütmek göstermek·II, 340
3591 körmek görmek, bakmak,I, 62, 79, 85, 108,139, 149, 167, 205, 212, 274, 281, 352, 369,373, 380, 384, 404, 420, 456, 464, 497, 528; II, 8, 17, 18. 41, 58, 82, 157, 283;III, 23, 26, 46, 60, 69. 119, 130, 137, 143, 245, 258, 265, 295, 317, 327, 339, 355, 365, 426 bk
3592 körmiş görmüş· III, 125
3593 körpe körpe, mevsimi geçtikten sonra ç ıkan şey; zamanından sonra dogan yeni hayyan·I, 415 § körpe ot; yeni bitmiş ot· I, 415 § korpe yémiş; vakti geçtikten sonra çıkan taze meyve, yemiş·I, 415 § körpe ogul; yazın doğan çocuk·I, 415
3594 körpelemek körpe ot yernek, III, 351
3595 körpelenmek yeniden çıkmak, yeniden bitmek· III, 200
3596 körsemek görsemek, görmek istemek, I, 281; III, 285 bkz> körügsemek
3597 körtürmek gördürmek.II, 194, 195
3598 körügsemek görsemek, görmek veya ka· vuşmak istemek,I, 281;III, 285, 334 bkz>körsemek
3599 körük kuyumcu veya demirci körüğü·I, 391
3600 körüklemek körüklemek.III, 341, 348
3601 körülmek görülmek.I, 119; II, 136, 139
3602 körünç görülecek şey; blr ;ey seyreden halk· I, 167;III, 373 bkz> közünç
3603 körünmek görünmek, kavuşmak,I, 75, 191; II, 157; III, 43, 126
3604 körüş bakış .I, 370
3605 körüşmek (gözle) bakmak·II, 99
3606 körüşmek güreşmek.II, 97 bkz> küreşmek
3607 kösekçi yemeklere i;tahlı·I, 153
3608 kösemek arzu etmek·III, 265
3609 köseşmek istemek, öğünmek,II, 101
3610 kösgük göz değmesinden sakınmak için üzüm bağlarına ve bostanlara dikllen nazarl ık·II, 289
3611 kösrük tuşag atın ön ayaklarına vurulan köstek,I, 479
3612 kösülmek (ayak) uzanmak, uzatılmak·II, 137
3613 kösürge köstebek, tarla sıçanı soyundan bir hayvan·I, 490 bkz> küsürge
3614 kösürgen birçe;it köstebek,I, 522 bkz> kösürken
3615 kösürken bir çeşit köstebek,I, 522 bkz> kösürgen
3616 kösürmek hayvanın ön ayaklarını kösteklemek·II, 78
3617 köşige açık gölge, zayıf gölge, gölgemsi.I, 448;III, 174
3618 köşik örtü, perde, gölge·I, 409
3619 köşiklik gölgelik,I, 509
3620 köşimek kapatmak, örtmek,III, 267, 268
3621 köşinmek gölgeye çekilmek, kendini gizlemek örtmek·II, 157 bkz> kö şünmek
3622 köşitmek örtmek II, 307, 308
3623 köşünmek gólgelenmek, gölgeye çekilmek, kendini gizlemek, örtmek II, 157 bkz> kö şinmek
3624 köt göt, arka· I, 321
3625 köti burt kâbus, kara basan·I, 341
3626 köt iç genç çocuğa söğüldüğü zaman söylenen bir kelime· I, 360
3627 köti kızlak kuyruğu kırmızı bir çeşit kaba kuş· I, 473
3628 kötki tepe, dağlık yer, tòprak yığını, tepecik, I, 18, 430
3629 kötlemek fenalık yapmak· III, 299
3630 kötletmek düzdurmek· II, 348
3631 kötlük söğmek için kullanılır; puşt, I, 478
3632 kötrüm üzerinde oturulan kerevet, seki, dükkân· I, 485
3633 kötrüşmek kaldırıp götürmekte yardım etmek, II, 222, 225
3634 kötü dam· I, 269, 278; III, 219
3635 kötürgen her zaman götüren· I, 521
3636 kötürgü götürge, kendisiyle bir şey taşınıp götürülen nesne· I, 490
3637 kötürmek götürmek, II, 44, 75, 166
3638 kötürsemek götürmek istemek· I, 280
3639 kövez kurumlu· I, 325 bkz> küfez, küvez
3640 kövezlik şımarıklık, kurumluluk· I, 507, 508, 511
3641 kövremek gevşemek· III, 282 bkz> kefremek, kevremek, küfremek
3642 köyde altın ve gümüş eritilerek suzülen ocak, III, 173
3643 köymek yanmak; yakmak, I, 43, 448; II, 188; III, 47, 246, 435
3644 köytürmek yakmak; yaktırmak· III, 187, 193 bkz> köyürmek
3645 köyük yanmış, yanık· III, 168
3646 köyürmek yanmak, yaktırmak, II, 133; III, 187, 188 bkz> köytürmek
3647 köz gôz·I, 46, 55, 157. 170,178, 179, 183, 212, 222, 243, 291, 296, 299, 340, 359, 379, 464, 477, 515, 524;II, 45, 115, 130, 157, 172, 176, 228, 232, 245, 247, 252, 277, 279, 280, 306, 311, 334, 345; III, 5.14,17, 33, 42, 55, 64, 76, 83, 84, 86, 97, 124, 151,
3648 köz ateş koru, köz, I, 337
3649 köz atmak gözetmek, gözetilmek. II, 86 bkz>ködezmek, közetmek
3650 közeç bardak, testi· I, 360 bkz> ködeç, közüç
3651 közegü küskü, ateş çekmek veya aktarmak için kullan ılan aygıt· I, 448
3652 közemek ateş çevirmek, karıştırmak, toplamak· III, 265
3653 közeşmek ateş ölçermekte ve karıştırıp altüst etmekte yardım ve yarış etmek· II, 100
3654 közetdeçi gözetici, II, 318 bkz> közetteçl
3655 közetgen gözeten,II, 319.
3656 közetgü gõzetecek· II, 321
3657 közetigli gözetmeyi düşünen .II, 320
3658 közetlglik gözetmeye hak kazanan,II, 320
3659 közetişmek gözetmekte yardım ve yarış etmek·II, 322
3660 közetküçi gözetici.II, 318
3661 közetlig gözetilen, saklanan, esirgenen· I, 506
3662 közetmek gözetmek, gözetilmek muntazır, olmak II, 86, 234, 306 bkz> ködezmek, közatmak
3663 közetmiş gözetilmiş.II, 170, 320
3664 közetteçi gözetici. II, 318 bkz> közetdeçi
3665 közgermek gördürmek, görüştürmek.II, 196
3666 közgine gözceğiz·III, 359
3667 közi çerlig gece görüp gündüz göremeyen, bulutlu günde görüp bulutsuz günde göremeyen kìmse; Nyctalopie'ye tutulmuş adam· I, 477
3668 közkiye gözceğiz,III, 359
3669 közlemek göze vurmak·III, 300
3670 közler gözler,III, 105
3671 közleşmek görme içinde (gözlemekte) yarış etmek· II, 224
3672 közleyü göz gibi, I, 100
3673 közlüg gözlü· I, 521
3674 közlük at kuyruğundan yapılmış bir dokumadır, göz ağrıdığı veya kamaştığı zaman üzerine konur I, 478, 530 bkz> közüldürük
3675 közmen közde plşirilen eknnek, közleme, gömme·I, 444;II, 27
3676 közñü ayna·III, 379 bkz> közüñü
3677 közüç çömlek·I, 506 bkz> ködeç, közeç
3678 közüçlüg çömlek sahibi,I, 506
3679 közüçlük titik çömlek yapmak için ayrılan çamur·I, 506
3680 közüldürük at kuyruğundan dokunur bir bez parçasıdır,I, 529 bkz> közlük
3681 közünç bir şey seyreden halk,III, 373 bkz> körünç
3682 közüñü ayna,III, 45, 132, bkz> közñü
3683 közünmek görülmek.II, 157 bkz> körmek
3684 kuba at rengi kumral (konur al) lle sarı arasında olan at· III, 217
3685 kubsalmak kubuz çalınmak
3686 kuburga baykuş·I, 489
3687 kubuz ut, kopuz, kubuz·I, 19, 365;II, 235; III, 173, 283 § buç ı kubuz; inleyen utlardan bir ut·III, 173
3688 kubuzlug kişi kubuzu olan adam·I, 495
3689 kubzalmak kubuz çalınmak,II, 235 bkz> kupsalmak, kubzalmak, kupzalmak
3690 kubzaşmak kubuz çalmakta yarış etmek·II, 220 bkz> kupzaşmak
3691 kuçak kucak·I, 382 bkz> kuçam
3692 kuçaklamak kucaklamak·III, 338
3693 kuçam kucak·I, 398 bkz> kuçak
3694 kuçgundı soğan·I, 493
3695 kudgu karasinek, sinek·I, 425 bkz> kudgu
3696 kudruçak kuyruk kemiği·III, 179 bkz> kuduçak
3697 kudruk kuyruk, göt, kıç·I, 472 bkz> kudruk
3698 kuduçak kuyruk kemiği.III, 179 bkz> kudruçak
3699 kudug kuyu III, 122, 282 bkz> kudug, kuyug
3700 kudurgak kaftanın arka eteklerinden biri·I, 502 bkz> kudurgak
3701 kudurmak kudurmak; üstüne düşmek, çabalamak,I, 144; II, 76 bkz> kuturmak
3702 kudgu sinek, III, 367 bkz> kudgu
3703 kudgulanmak sineklenmek, kendinden sinek ko ğmak· III, 201
3704 kudı kuyu, çukur; a;ağı, aşağıya· I, 100, 164, 169, 190;II, 24, 83, 228;III, 46, 61, 69, 220 bkz> kodı
3705 kudruk kuyruk· I, 513; ll ,298; III, 164, 256, 367 bkz> kudruk
3706 kudug kuyu· I, 375, 456, 457;II, 155;III, 166. 226, 448 bkz> kudug, kuyug
3707 kuduglug kuyulu·I, 496
3708 kudurçuk bebek, kukla·I, 501
3709 kudurgak kaftanın iki eteğinden biri·I, 17 bkz> kudurgak
3710 kudurgun kuskun, egerin kuskunu·I, 17, 518
3711 kuduz dul kadın·I, 365
3712 kuduzlanmak dul karı ıle evlenmek·II, 267, 268
3713 kugu kuğu kuşu,III, 225, 250
3714 kugurmak kavurmak·II, 81 bkz> kagurmak, kavrulmak, kogurmak, kovurmak, kuvurmak
3715 kukun kıvılcımI, 404
3716 kukunlug kıvılcımlı·I, 499
3717 kul kul, köle·I, 27, 33.165, 276, 302, 320, 330,336, 385, 386, 475;II, 5, 10, 152, 180, 219,236, 277, 292, 294, 305, 338; III, 85, 84, 97, 263, 268, 336, 409, 421, 423, 427, 450
3718 kula kula renk· III, 233
3719 kulabuz kılavuz·I, 487 bkz> kulavuz
3720 kulaç kulaç·I, 358 bkz> kolaç
3721 kulaçlamak kulaçlamak III, 330
3722 kulak kulak,I, 209, 212, 220, 377, 383;II, 17, 23, 73, 133, 150, 154. 161, 337, 352; III, 31, 253, 286, 357, 358, 370.405,410 bkz> kulhak, kulkak
3723 kulaklamak kulaga vurmak·III, 338, 339
3724 kulaklıg kulaklı-I, 498
3725 kulak ton yenlerl kısa elbise·I, 383
3726 kulavuz kılavuz·I, 487 bkz> kulabux
3727 kulhak kulak·I, 383 bkz> kulak, kulkak
3728 kulkak kulak·I, 383 bkz> kulak, kulhak
3729 kulnaçı kısrak doğuracak kısrak,I, 491
3730 kulnamak kulunlamak, kısrak yavru dogurmak,III, 92. 302, 319 bkz> kulunlamak
3731 kulsıg er kõleye benzeyen, huyu köleye benzeyen adam· I, 465; III, 128
3732 kulun tay· I, 215, 404; II, 90; III, 92
3733 kulunlamak kısrak yavru doğurmak· III, 92bkz> kulnamak
3734 kulunlug tay sahibl olan· I, 500
3735 kum kum, I, 197, 222, 268, 338, 457, 484;II, 80, 212
3736 kum dalga, su dalgası·III, 137
3737 kuma urmak birbirine kuvvetle vurmak·III, 382
3738 kumgan kova; ibrík; gügüm, gülsuyu şişesi·I, 432, 440;II, 353
3739 kumlak Kıpçak illerınde yetişir, yaprağı fasulye yapragına benzer sarmaşik gibi bir ot, I, 475
3740 kummak dalgalanmak·II, 27
3741 kumturmak dalgalandırmak·II, 192
3742 kumuk at gübresi·I, 383 bkz> komuk
3743 kumuklamäk pislemek, terslemek; Kumuk boyuna nispet etmek·III, 339 bkz> komuklamak kumu şmak
3744 kunçuy hatundan birderece aşağı kadın, bige, prenses· III, 240
3745 kundıgu döven, harman dövenl· I, 491
3746 kundımak parlätgıçla blr şeyi parlatmak·III, 277
3747 kunduz kunduz, su köpegi·I, 458
3748 kunduz kayrı kunduz taşağından yapılan bir ilâç,I, 458
3749 kunmak soymak, çalmak·II, 29
3750 kunuşmak birbirine soymakta yarış ve yardım etmek, birbirini soymak, çalmak,II, 112, 113
3751 kuñ et kas, adale·III, 358
3752 kupsalmak kubuz çalınmak·II, 235 bkz> kubsalmak, kubzalmak, kupzalmak
3753 kupzalmak kubuz çalınmak·II, 235 bkz> kubzalmak, kubsalmak, kupsalmak
3754 kupzamak kubuz çalmak·I, 19; III, 283
3755 kupzaşmak kubuz çalmakta yarış etmek, II, 220 bkz> kubzaşmak
3756 kupzatmak kubuz ;aldırmak· II, 335
3757 kur kuşak, kemer·I, 324; § iç kur; iç ku şağı, uçkur·I, 35; 11. 249, 255, 337;III, 84. 305
3758 kur mertebe, a;ama·I, 324
3759 kur kuru,III, 122 bkz> kurug, kuruk kura
3760 körmek uzaktan görmek,III, 219 bkz> kaya körmek, k ıya körmek, kuya körmek
3761 kuram mertebe, aşama; sırasına göre.I, 413 § kuram kişiler; sankı hakanın yanında oturur gibi sırayla oturmuş olan kimseler· I, 413
3762 kurarmak kurtarmak II, 199, 200 bkz> kutgarmak
3763 kurası kuracak· II, 68
3764 kurbaka kurbağa, III, 122
3765 kurç katı, içi dolu ve sorn nesne; çelik·III, 287
3766 kurç eren dayanıklı ve yiğit adamlar·I, 343
3767 kurç temür çelik I, 343
3768 kurdaşmak bir dereceye, bir sıraya oturmak· II, 218
3769 kurgadmak kuraklamak. II, 338 bkz> kurgatmak
3770 kurgak kurak· III, 69
3771 kurgalır kurmak üzere bulunan· II, 67
3772 kurgamak kurunnak· III, 290, 318
3773 kurgatmak kuraklamak, kıtlık olmak· II, 338 bkz> kurgadmak
3774 kurgırmak kurumak, II, 193, 194 '
3775 kurgırmak zevzeklik etmek, yeğnilik etmek· II, 194
3776 kurgu zevzek, kararsız, huyu yeğni kişi· I, 18, 426
3777 kurgu kuracak· II, 68
3778 kurguçı kurucu· II, 50
3779 kurgulanmak taşkınlık ve yeğnilik etmek, III, 201
3780 kurguluk taşkınlık, yeğnilik, zevzeklik·I,528
3781 kurı bir şeyin etrafı,I, 127, 324
3782 kurıgu kuruyacak zaman; kurumak üzere olan nesne, I, 446 kur ıh
3783 kurıh tay kısrağın arkasında geri kaldığı zaman bu kelimelerle çağırılır· III, 223 bkz> karı kurı, kurı kurı, kurrıh kurrıh
3784 kurı kurı tay kısrağın arkasında geri kaldığı zaman bu kelimelerle çağırılır· III, 223 bkz> karı kurı, kurıh kurıh, kurrıh kurrıh
3785 kurımak kurumak, I, 12, 20;II, 188; III, 140, 263, 264 bkz> kurumak, kuz ımak
3786 kurınmak kurunmak, kurulanmak,I, 505;II, 155, 160 bkz> kurunmak
3787 kurırmak kurumaya yüz tutmak· II, 77 bkz> kururmak
3788 kurışmak kuruşmak, kurumakta yardım ve yarış etmek· II, 97 bkz> kuruşmak
3789 kurıtgan her zaman ve çok kurutan,I, 514, 524
3790 kurıtmak kurutmak, II, 304 bkz> kurutmak
3791 kur kur étmek guruldamak·I, 486
3792 kurlamak kuşak yapmak ve bağlamak·III, 298
3793 kurlanmak acınmak, tasa, acı duymak, ziyan görmek; katılaşmak, koyulaşmak, mayalanmak, ekşimek·II, 250, 251; III, 197 bkz> korlanmak
3794 kurluk içinde kımız biriktirilen küçük testi, l, 473 bkz> korluk
3795 kurmak kurmak, germek, toplamak; himaye etmek· II, 7, 8, 37, 59. 61, 65, 66, 67, 83,198; III, 62, 219, 318
3796 kurmak yuvmak erişmek, varmak, mal vererek gönül almak, III, 62 bkz> yavsamak, yüvmek, yüvsemek
3797 kurman gedeleç, yaylık, yay kabı· I, 444; III, 16
3798 kurmış kurulu· I, 198; II, 59; III, 215
3799 kurrıh kurrıh tayı çağırmak içln nida.I, 9 bkz; karı kurı, kurıh kurıh, kurrıh kurrıh
3800 kurşag kuşak kuşanma·I, 464
3801 kurşag tura; yünden dokunur, bel kuşağına benzer bir nesne olup çadıra sarılır·I, 464
3802 kurşamak kuşanmak, kuşağı bağlamak,II, 255;III, 287 bkz> kurşanmak
3803 kurşanmak kuşanmak, ku;ak kuşanmak,II, 249, 255 bkz> kurşàmak
3804 kurşatmak kuşak kuşatmak,II, 337
3805 kurt solucan soyundan olan hayvanlar; y ırtıcı hayvanlardan olan kurt·I, 342;III, 6
3806 kurtanmak bitten kaşınmak, koyunlarda bit aramak·II, 248
3807 kurtga kocakarı·III, 259
3808 kurtlamak kurt çıkarmak·III, 447
3809 kurtulmak kurtulmak, doğurmak·II, 121, 233, 234, 237 bkz> kut bulmak, kutulmak
3810 kurturmak kurdurmak, toplatmak·II, 190, 198 kurug kuru; as ılsız· I, 12, 198, 375, 383;III, 82, 122 bkz> kur, kuruk
3811 kurug ev içinde kimse bulunmayan ev·I, 375
3812 kurugjın kurşun·I, 512;II, 293 bkz> kuşun
3813 kuruglamak kuru olarak kullanmak III, 336
3814 kuruglanmak kuru bulmak·II, 268
3815 kuruglug sadak, okluk, gedeleç·I, 501 bkz> kurugluk
3816 kuruglug ya kurulu, kurulmuş yay· I, 496, 500, 501
3817 kurugluk kuruluk·I, 503, 505
3818 kurugluk sadak, okluk, gedeleç·I, 504 bkz> kuruglug § ki ş kurugluk; sadak, okluk, gedeleç·I, 504
3819 kurugsak kursak, 01^6.I, 17, 502; III, 334
3820 kurugsımak kurumaya yüz tutmak· III, 334
3821 kuruk kuru· I, 383 bkz> kur, kurug
3822 kurulgan daima kurulan,I, 520
3823 kurulmak kurulmak; büzülmek I, 195; II, 134, 138
3824 kurumak kurumak, II, 206 bkz> kurımak, kuzımak
3825 kurun kurum, duvara, ocaga sıvaşmış, toplanmış olan duman eseri· 'l, 404
3826 kurunçı dumandan kirlenmiş olan keçe· II, 242
3827 kurunlug kurumlu· I, 499
3828 kurunmak kurunmak, II, 155 bkz> kurınmak
3829 kururmak kurumaya yüz tutmak· II, 77 bkz>kurırmak
3830 kuruşmak kurmakta yardım ve yarış etmek,Il, 98, 114 bkz> kunşmak
3831 kuruşmak her tarafı kurumak, II, 98
3832 kurut keş, çökelek, yağı alınmış yoğurttan yapılan lor peyniri, kurut, kuru yogurt, I, 357; II, 15, 81
3833 kurutlug çökelekli.I, 494
3834 kurutmak kurutmak·I, 19 bkz> kurıtmak
3835 kurutsamak kurut istemek III, 332
3836 kurvı çuvaç hana ait yuvarlak çadır,I, 195
3837 kusgaç küçük, kara bir hayvancık, insanı 1511-11-. I, 455
3838 kusıg kusu, kusma,I, 376
3839 kusınçıg kusunç, iğrenç·III, 232
3840 kusmak kusmak; (boya) solmak, bezikmek· II, 10, 11
3841 kusturmak kusturmak, (boya) soldurmak II, 190
3842 kuş kuş, I, 22, 34, 36, 156, 163, 176, 233, 253, 280, 299, 319, 331, 439, 483;II, 4, 7, 12, 17, 18, 45, 83, 173, 181,183, 192, 199, 204. 218, 239, 267,324, 331, 348, 359; III, 6, 63, 92,144, 184, 194, 232, 328, 357,358,390,397,403 § ürüñ ku ş; akdoğan· I, 331,
3843 kusgaç serçe kuşu·I, 455
3844 kuşgun hayvanların yedlği taze kamı;·I, 440
3845 kuşgun ekşi bir çeşlt ot·I, 440 bkz> uşgun
3846 kuşıl atmaca·I, 331
3847 kuşlag kuşların çok olduğu yerdir, burada av yapılır·I, 465
3848 kuşlaglanmak kuş avlağı yapmak·II, 273
3849 kuşlamak kuş avlamak,I, 22;III, 299 kuşlatmak kuş tutturmak, kuş avlatmak·II, 343, 348
3850 kuşluk kuşluk vaktl·I, 474
3851 kuşun kur;un,I, 513 bkz> kurugjın
3852 kut kut, uğur, devlet, baht, talih, saadet, I, 85, 92, 164, 200, 272, 301, 304, 320, 384. 508; II, 177. 229 kut almak
3853 kutalmak mesut olmak·II, 121 bkz> kut almak, kutatmak
3854 kutanmak kutlu olmak, ulu nasipli olmak· II, 154
3855 kutarma börk õnde arkada Iki kanadı bulunan bork. I, 490
3856 kütatmak kutlu olmak, baht ve devlet sahlbi olmak· II, 299 bkz> kutalmak, kut almak
3857 kut bulmak baht bulmak- II, 122 bkz> kurtulmak, kutulmak
3858 kutgarmak kurtarmak.II, 192, 199, 201 bkz;kurarmak
3859 kutlug kutlu,I, 60. 82, 320, 413. 463, 464 §
3860 kutlug tégin ; uğurlu köle·I, 413
3861 kutruşmak oynamak ve sevlnmek·II, 218
3862 kutsuz kutsuz, işlerl ters giden adam·I, 457
3863 kutulgan daima kurtulan,I, 520
3864 kutulmak kurtulmak; doğurmak,II, 121, 234 bkz> kurtulmak, kut bulmak
3865 kuturmak haddini aşmak, kudurmak, azmak· I, 508; II, 74. 75 bkz> kudurmak
3866 kutuz yaban sığırı· I, 365
3867 kutuz ıt kuduz köpek, kudurmuş köpek· I, 365
3868 kutuzluk yaban sığırı sahibi· I, 495
3869 kuv kut, saadet· I, 320 bkz> kıv
3870 kuvurmak kavurmak. II, 81 bkz> kagurmak, kavrulmak, kogurmak kovurmak, kugurmak
3871 kuy dere; kuytu yer, dip·III, 65.106,142 bkz> koy
3872 kuya körmek uzaktan görmek,III, 219 bkz> kaya körmek, k ıya körmek, kura körmek
3873 kuyaş güneş; koyu sıcak, güneşin şiddetli vurması· 1. 155; 353;II, 337;III, 172
3874 kuyma bir çeşit yağlı ekmek· III, 173
3875 kuyma herhangi bir madenden (çekiçle dövme ile de ğil, eritilerek dökme ile) yapılmış havan, çırakman, çekiç gibi aygıtlar· III, 174
3876 kuymak üremek III, 246
3877 kuyug küyu·III, 166 bkz> kudug, kud,ug
3878 kuyutmak ürkütmek· II, 326
3879 kuz güne; gormeyen yer, gôlgeli yer· I, 325; 326; III, 124
3880 kuzgırmak kar sağnak halinde esmek· II, 193
3881 kuzgun kuzgun·I, 439;III, 240
3882 kuzı kuzu·I, 7, 208. 303, 444, 520;II, 294, 310;III, 102, 224, 270. 408, 444 kuz ımak kurumak; yemeğe iştihası gelmek· III, 264 bkz> kurımak, kurumak
3883 kuzutmak boğazını kurutmak; yemeğe iştihasını getirmek II, 306 bkz> kurutmak
3884 ün, şan· III, 212
3885 küben deve havudunun altına konulan çul; gölüğe gerekli olan çul ve çula benzer şeyler· I, 404 klibe yarık bütun vücuda giyilen zırh· III, 15, 217
3886 kübimek sık dikişli dikmek. III, 257 bkz> köpitmek, kübitmek kübitmek diktirmek, oyulgatmak· II, 298 bkz> köpitmek, kübimek
3887 kübülmek dikilmek, oyulgan II,120 bkz> köpülmek
3888 kübüşmek kaba dikmekte ve oyulgamakta yard ım ve yarış etnnek· II,88 bkz> köpüşmek
3889 küç kuvvet, zor, güç; zulüm· I, 81, 167, 183, 237, 359, 381, 397;II, 13, 18, 103, 137, 138, 195, 289, 334, 335; III, 120, 239, 282, 288,412
3890 küç susam, künçü, III, 121
3891 küçelmek zulmetmek; malı zorla elinden alınmak· II, 136
3892 küçemçi zulmeden kimse· III, 121
3893 küçemek zulmetmek, zorla fe'nalık etmek, III, 258, 259
3894 küçenmek gücü kuvveti kalmamak; zulmetmek; ag ırlaşmak, fazla yüklenmiş olmak· II,148, 156
3895 küçeşmek yağmada yardım ve yarı;.etmek· II, 93
3896 küçetmek yağma ettirmek· II, 300
3897 küçlenmek kuvvetlenmek, II, 252 küçlig güçlü, kuvvetli. I, 509
3898 küçlüg güçlü, kuvvetli· III, 121, 161
3899 küç tégin kuvvetli tegin· I, 413
3900 küden düğün yemeğl, düğün, I, 404
3901 küdük iş güç, alış verl; (yalnız kullanılmaz, "ış" ile birlikte 86111-).I, 391 bkz> küdük § ış küdük; iş güç,I, 391
3902 küdilşmek bekleşmek· II, 94 bkz> ködüşmek
3903 küdegü güveyi. III, 12, 166
3904 küdmek durmak, beklemek, gözlemek, gütmek, I, 321; III, 441 bkz> kütmek
3905 küdük iş güç, alı; veriş.I, 509 bkz> küdük § ışlıg küdüklüg; işli güçlü·I, 509 küfeç, gem, damakl ı gem,III, 256 bkz> küvüç
3906 küfeçlik gemli,III, 256
3907 küfez kurumlu, kasalak,I, 411 bkz> kövez, küvez
3908 kilfremek gevşemek·I, 103 bkz> kcfremek, kevremek, kövremek
3909 kilfyenmek üstüne düşmemek. III, 196 bkz> küyfenmek
3910 küjik perçem, zülüf·I, 391
3911 kükü hala·III, 232 bkz> küküy
3912 küküy hala,III, 232 bkz> kükü
3913 kül kül I, 129, 337
3914 küldremek güldür güldür etmek-III, 448 bkz> külremek
3915 külergen her zaman karnı şiş;en ve yıkılıp yere yayılan·I, 523
3916 külermek yıkılıp yere yayılmak, karın şişkinliğinden ve benzeri şeylerden yere yıkılıp yayılınak.II, 84 külf gürültü (ses taklidi)·I, 348
3917 külgen daima gülen·II, 54
3918 külgü gulüş, gülme; kalb sektesiI, 96, 430 bkz> kültgü
3919 külguçi gülücü-II, 51
3920 küli yarmaksızın çeklrdeğiyle kurutulan zerdali, kay ısı, ;eftali ve erik glbi meyveler· III, 234
3921 külimek gömmek· III, 272
3922 külişmek gömmekte yardım etmek· II, 110
3923 külitmek gömdürmek II, 311
3924 külmek gülmek 129;II, 26, 35, 54, 65, 192, 249, 260;III, 43
3925 külremek gürlemek, güldür güldür etmek· III, 282, 283 bkz> küldremek
3926 külsirgen gülümseyen-II, 256
3927 külsirmek gülümsemek, gülümser görunmek· II, 196
3928 kültgü kalb sektesi· I, 430 bkz> külgü
3929 kültürmek güldürmek II, 195 kültürmek (at) bağlatıp kö!tekletmek ve yıktırmak· II, 195
3930 külüg iğreti .I, 391
3931 külüg ünlü, şanlı .III, 212 § külüg bilge; ünlü şanlı .III, 212
3932 külümsinmek gülümsemek, güler görünmek, gülümsenmek·I, 20;II, 259, 260
3933 külünç gülünç,III, 374
3934 külünmek eli ayağı yorulup zayıf olmak II 158
3935 külüşmek gülü;mek, II, 110
3936 külüt halk arasında gülünç olan nesne· I, 357
3937 kümiçe sivrisinek I, 445 bkz> kimünçe
3938 kümüldürük at göğüslüğü·I, 17, 530 bkz> kömüldürük
3939 kümürgen dag soğanı·I, 522 bkz> kevürken, kümürken, küvürken
3940 kümürken däğ soğanı·I, 522, 525 bkz> kevürgen', kümürken, küvürken
3941 kümüş gümüs; akça; kadın adı,I, 165, 370, 371, 413; II, 153, 181; III, 251
3942 kün gün, güneş, gündüz,I, 69, 70, 72, 82, 100 124, 165, 202, 245, 288, 320, 331, 340, 423, 515;II, 5, 9, 14, 97, 125, 128, 140, 143, 157, 163, 170, 172, 232, 293, 303, 304, 311, 313, 335; III, 52, 63, 77, 83, 86, 128, 167, 169, 182, 190, 247, 258, 267, 333, 3
3943 künçek yaka, urba yakası· I, 480 bkz> künçük
3944 künçük yaka, urba yakası· I, 480 bkz> künçek
3945 künçüklenmek yaka yapılmak. II, 277
3946 kündi aşağılık, kötü (sözün arkası akla gelmediği zaman söze yardım olarak kullanılır) I. 419
3947 kündüz gündüz, gün ışığı, I, 458; III, 87, 288
3948 küni kuma· III, 237
3949 künlük ,gün hesabıyle yapılan iş, gündelik. I, 480
3950 künlük yém günlük azık, I, 480
3951 kün togsug doğu· I, 463
3952 kün yıpar misk göbeği· I, 340
3953 küriğ cariye· II, 82, 186, 248; III, 358, 428
3954 küngrenmek harınlaşarak kendi kendine söylenmek· III, 399, 400
3955 küñüz örenliklerde, yıkıntılarda bulunan küllük, gübre, III, 363
3956 küp küp· I, 147, 154, 209; III, 119, 246, 253, 325
3957 küpe küpe, III, 217
3958 küpik hırka, bezin iki katı arasına pamuk koyarak dikme; seyrek diki ş, kaba dikiî, I, 408
3959 kür yiğit, sarsılmaz, pek yürekli, kabadayı·I, 324, 325
3960 küremek kaçmak·III, 263
3961 küreşmek güreşmek·I, 474 bkz> körüşmek
3962 küreşmek kürümekte yardım ve yarış etmek· II, 99
3963 kilretmek kaçırtmak,II, 305
3964 küretmek küretnnek·II, 305 kürgek kürek· 11. 289
3965 kürilemek kebap kızartmak·III, 444 bkz> kürplemek
3966 kürimek eşinmek, yeri e;mek, kürümek, (hayvan) ha şarılık etmek,III, 256, 263
3967 kürin kürün; içerisinde kavun, karpuz, h ıyar gibi şeyler taçınan küfe·I, 404
3968 kürk kürk,I, 353
3969 kürküm safran,I, 486
3970 kürlenmek gürlemek·II, 252
3971 kürmet pek kuvvetli·I, 325
3972 kürplemek kebap kızartmak.III, 444 bkz> kürilemek
3973 kürsemek kanlanmak, etlenmek; hamur gibi şeyler kap içine konduktan sonra mayalan ıp taşmak.III, 421 bkz> kürsmek
3974 kürsmek kanlanmak, etlenmek; hamur gibi şeyler kap içine konduktan sonra mayalan ıp taşmak· III, 420, 421 bkz> kürsemek
3975 kürşek darı özü suda veya sütte kaynat ıldıktan sonra üzerine yağ dökülerek yenen bir yemek· I, 478
3976 kürt kayın ağacı, bundan yay, kamçı, değnek gibi şeyler yapılır· I, 343
3977 kürt kürt yémek bir şeyi "kütür kütür" ses çıkararak yemek, I, 343
3978 küsmek küsmek. II, 12
3979 küsri kaburga kemikleri; göğsün yanları· I, 422
3980 küsürge tarla sıçanı soyundan bir hayvan· I, 490 bkz> kösürge kü şermek dolmak, taşasıya dolmak· I, 73; II, 79
3981 kütmek gütmek, II, 264 bkz> küdmek
3982 küttürmek güttürmek· III, 187
3983 küvüç küçük·III, 163 bkz> küfeç
3984 küvüç yügün küçük yular, çilbir· III, 163
3985 küvük erkek· III, 165 bkz> küvük § küvük mu ş; erkek kedi- III, 165
3986 küvük saman· III, 165
3987 küvüz yaygı, yünden dokunmu; döşek ve yaygı gibi şeyler· III, 164 bkz> kidiz, kiviz
3988 küvenmek öğünmek· II, 157
3989 küvez gurur, magrur, gururlu,I, 252;II, 140 bkz> kövez, küfez
3990 küvij söğüt gibi çürüyen, içi kovalan her a ğaç; tadı bozulan, kaçan her ;ey,I, 366 § küvij turma; tadı bozulan, tadı kaçan turp·I, 366
3991 küvlük çamurdan fındık büyüklüğünde yapılan yuvarlaklar, kururnadan önce ve kuruduktan sonra zıp zıp gibi atılır,I, 479
3992 küvre hayvan ölerek, içerisindeki nesneler çürüdükten, eti kemikler üzerinde kuruduktan sonraki kalıbı·I, 422
3993 küvrüg kös, davuLI, 479
3994 küvşek gevşek, yumuşak, sölpük·I, 479 bkz> kevşek § küv;ek et; gevşek, sölpük et· I, 479
3995 küvşek étmek iyi hamurdan yapılan ekmek, I, 479
3996 küvük erkek·I, 391 bkz> küvük § küvük mu ş; erkek kedi· I, 391
3997 küvürgen dağ soğanı. I, 522 bkz> kevürken, kümürken, küvürken
3998 küvürken dağ soğanı· I, 522 bkz> kevürken, kümürken, küvürgen
3999 küye güve III, 170
4000 küyelemek güve silkmek, güveden kurtarmak ve korumak, III, 329
4001 küyfenmek üstüne dü;memek· III, 196 bkz> küfyenmek
4002 küz güz, güz mevslmi, sonbahar, I, 327; II, 172; III, 160
4003 küzemek güzlemek· III, 265
4004 küzermek güzleşmek II, 77
4005 küzgermek güzleşmek, güze doğru gitnnek· II, 196
4006 küzkünek çakıra ve kelere benzer bir kuş, hava yutmakla geçlnir,I, 528
4007 küzküni bok bõceği cinsinden bir böcektir, geceleri ses vererek uçar, ate ş böceği·I, 493
4008 küzük çulha aygıtlarındandır, blrblri üzerine düğünnlenen birtakıın Iplikler olup, onunla üst eri ş, alt erişten ayrılır Kumaş ve kumaşa benzer şeyler dokuyanlara da bõyle denir, I, 391
4009 küzükmek güzleşnìek· II, 118
4010 küzün kendisiyle serçe kuşu, tarla sıçanı, köstebek gibi şeyler avlanan sıçan cinsinden bir hayvan· I, 404-la işin tahakkukunu ve bitmesini gösteripfiiller sonuna gelen bir ek· III, 213 veya balgam akmak. I, 127
4011 laçın şahin; yiğit adam· I, 410
4012 lagun ölçek gibi oyulmuş bir şey olup ayran,süt gibi şeyler içilir I, 410
4013 latu kar, buz gibi şeylerle sogutulup içerisine baharat konarak so ğukluk yerine yenen bir çeşit şehriye çorbası ,III, 237 bkz>
4014 lav mühür mumu III, 155 bkz> avus-lıkın (-likin) "ile" anlamına ek· II, 91
4015 limgen sarı erik· I, 444
4016 liş salya, balgam·III, 127 § liş akmak salya veya balgam atmak I, 127
4017 litü kar buz gibi şeylerle sogutulup içerisine baharat konarak sogukluk yerine yenen bir çe şit şehriye çorbası, III, 237 bkz> latu
4018 liyu kuruyunca balçık haline gelen ince kumlu çamur,III, 238
4019 loxtay üzeri sarı benekli kırmızı bir Çin İpeklisi.III, 240
4020 lüçnüt imice; buğday ve buğdaya benzer şeyleri temizlemekte, köylülerin yard ımlaşması· I, 451;
4021 ma emirlerin sonuna gelen nefi eki·III, 213
4022 ma al, işte anlamına bir kelime· III, 213 bkz> mah, meh
4023 mah işte, al anlamına bir şey verildiği zaman söylenen bir kelime, III, 118 bkz> ma, meh
4024 malguna ılgın ağacına benzer bir ağaç· I, 492 bkz> bulguna
4025 mama harmanda ortada bulunup öteki öküzlerín etraf ında döndükleri öküz, III, 235 bkz>op
4026 mamu gerdek gecesi gelinle beraber gõnderilen kad ın (öz Türkçe degil), III, 235
4027 mançu sanat sahlbine verilen ücret· I, 418, 419
4028 mançuk heybe, torba gibi at eğerine takılan îey· I, 476
4029 mançuklanmak elbiseyi eğer heybésine koy-mak ve heybeyi egerin arkas ına asmak, II, 276
4030 mandar ağaçlara sarılan bir bitki, sarmaşık· I, 457
4031 mandarlanmak sarmaşıklanmak II, 271
4032 mandu bir çeşit sirke·I, 420
4033 mandürmak kuşattırmak; bandırmak·II, 197
4034 mangırmak bandırayazmak, II, 197
4035 manılmak banılmak, II, 138
4036 manmak kuşanmak; banmak· II, 30
4037 man yaşlıg koy dört yaşını geçen koyun (yalnız koyun için)·III,157
4038 maña bana·I, 20, 26, 36, 63, 69, 84. 126,132, 174, 176, 180, 182. 183, 184, 185, 187, 188, 202, 205, 210, 212, 215, 218, 221, 223, 224, 226, 231, 232, 233. 234, 235, 238, 251, 254, 261, 264, 265, 267, 269, 276, 308, 318, 354, 367, 399;II, 12, 16, 24, 28, 33, 5
4039 mañıg adım· III, 365
4040 mañramak bağırmak· III, 402 bkz> müñremek
4041 mañraşmak bağrışmak· III, 398 bkz> müñreşmek
4042 mañratmak bağırtmak. II, 358 bkz> müñretmek
4043 maraz karanlık gece, I,411
4044 maraz ücretle çalı;an adam, ırgat· I, 411 bkz> hıyar maraz
4045 mat öyle, ancılayın·I, 321 § andag mat; o öyle· I, 321
4046 mayak hayvan gübresi (en çok deve için)· III, 167, 168
4047 mayguk paytak klmse; top tırnaklı hayvan-lardan tüyleri kısa olan·III, 175
4048 mayıl olgun; meyvelerde çürümeye yakla şma halL III, 168
4049 mayılmak gev;emek,II, 190
4050 mayışmak buyurulan bir Işi yapmaktan çe-kinmek; tembellikten yere yap ışıp kalmak, III, 189 bkz> yamaşmak;
4051 me oğlakların ve kuzuların seslerlni bildlren bir kelime. III, 214
4052 meh al, işte anlamına blr kellnne·III, 213 bkz> ma, mah
4053 mekkeh Çin'den getlrilen bir çeşlt mürekkep, Türk yazısı bununla yazılır·III, 424
4054 mejek pislik·I, 392 § ıt mejeki; it plsliği·I, 392
4055 meldek keçeleşen, sölpıiyen nesne·I, 480
4056 men ben·I, 20, 22, 25, 26, 31, 37, 40, 51, 52, 53, 61, 69. 80, 87, 109, 120, 125, 130, 131, 163. 166, 167, 169, 171, 174, 179, 180, 181, 184, 185, 186, 190, 198, 199, 201, 202, 204, 206, 207, 209, 211, 215, 216, 217, 223, 225. 226, 231, 233, 237, 240, 256, 26
4057 mendiri gelin ile güveyinin başlarına, gece-le/in, saçı saçmak için toplanılan yer, I, 492
4058 meñ yem, tane, kuş yemi·I, 425;II, 18;III, 358
4059 meñ yüzdeki ben,III, 359
4060 meñdemek /olmak, ditmek·III, 401, 402 bkz> mirigdetmek
4061 meñdeşmek kıl yoluşmak. III, 399 bkz> mirig-deşmek
4062 meñgü ebedi, daima, sonsuz, ebedilîk, son-suzluk,I, 44;III, 65, 378
4063 meñgü ajun sonsuz dünya, âhiret·III, 378
4064 meñilemek beyin yemek; beyni için koyun kesilmek; yan ında güzel gıdalar bulunmak·III, 405, 406 bkz> mürigilemek;
4065 meñ(i)z beniz, yüz,I, 60, 65. 486;III, 363
4066 meñizlenmek benizlenmek, güzelleşmek, benzine renk gelmek·III, 407, 408
4067 meñlenmek kendine tane toplamak·II, 290
4068 meñletmek yemletmek·II, 359
4069 meñlig benli.III, 359
4070 meñzemek benzemek·III, 403
4071 meñzetmek benzetmek.II, 358
4072 merdek(g) ayı yavrusu, domuz yavr·usu.I, 480
4073 meşiç üzüm kara üzüm·I, 360
4074 mı(mi) yalnız füllerin üçüncü ;ahıs' sorgu şekli edatı·III, 214 bkz> mu (mü)
4075 mırigar pınar, su gözü· III, 280, 363, 376
4076 mıñuy kâğıt yapjştırılan bir çeşit hamur· III, 241
4077 min ben· I, 60, 69 bkz> ben, men
4078 mindetü ipek elbise- I, 491
4079 miñ sayıda bin·I, 243, 334, 417; III, 14, 360, 367
4080 miñdeşmek kıl yolu;mak· III, 399 bkz> meıíğ-deşmek
4081 miñdetmek dittirnıek·II, 358 bkz> meñ-demek
4082 miñeşmek birlikte ^1115010^III, 399 bkz> müñe;mek
4083 miñi beyin·II, 299
4084 miz biz·I, 327 bkz> biz
4085 monçuk boncuk, süs Için boyuna tak ılan değerli taşlar-I, 475;II, 123;III, 121
4086 monçuk atın boynuna takılan değerli taş, arslan tırnagı, muska gibi şeyler· I, 475
4087 monçuklanmak boncuklanmak· II, 276
4088 mörigmek ayaklarını toparlayıp tekme atmak· III, 391
4089 mu (mü) soru edatı, Isim ve fül sonuna gelir·I, 88;III, 147. 154, 214, 224, 256, 437 bkz> m ı (mi)
4090 muguzgak bal arısına benzeyen blr sinek· I, 504
4091 mun hastalık, ayıp· III, 140, 141
4092 munda bunda, burada·I, 74, 160, 219, 352, 419, 420;II, 55, 56, 57, 61; III, 54, 143, 333 mundag böyle·I, 36, 64, 160; III, 154
4093 mundın buradan,II, 57
4094 munduz budala, alık,I, 458
4095 munduz akın ansızın gelen sel·I, 77, 96, 458
4096 munduz yorıga at yorga yürıiyüşten başka yürüyüş bilmeyen at·I, 458
4097 mungan geveze, bo;boğaz·I, 440, 476
4098 munı (munu) "işte, bu" anlamına edattır, "kanu"ya cevap olur, bu, bunu·I, 126; III, 237, 238, 372
4099 mun kişi yüreği dölek, gönlü selek adam· III, 140
4100 munmak saçmalamak· II, 30
4101 muñ sıkıntı, ıztırap, bun, mihnet·I, 425; III, 33, 359, 360
4102 muñadmak bunaltnak·II, 84
4103 muñar buna, bunda,I, 352;III, 363, 375
4104 muñkarmak bunaltmak, sıkıntiya sokmak, III, 397, 398
4105 muñlug bunlu, sıkıntılı·III, 382
4106 muñ tag kişi kendine gelip 16-17 yaşına girdiğinde çıkan di;, ergenlik dişi. III, 359
4107 muñukmak bunlanmak, sıkıntılanmak· III, 395
4108 murç karabiber- I, 343; II, 186
4109 muş kedi·I, 438;II, 14, 105;III, 127,165, 267 bkz> çetük § küvük mu;; erkek kedi,I, 391 § küvük muş; erkek kedl· III, 165
4110 muyan sevap, hayır, III, 172, 179
4111 muyançılık muyancılık, aracılık, barjştırıcılık. III, 179
4112 muyanlık yollarda yolcuların su Içmelerl için yapılan hayrat, III, 172
4113 muyavmak miyavlamak· II, 14
4114 mük bükük·I, 335
4115 mükim kadın pabucu,I, 395 bkz> büküm, mükin
4116 mükin kadın pabucu·I, 395 bkz> büküm,mükim
4117 mük turmak rükû eder gibi durmak, eğilınek· I, 335
4118 mün çorba·I, 31, 36. 75, 163, 176, 198, 209,232, 245, 340;III, 122, 253, 331 bkz> bün münderü ipekle süslenmiş gelin odası· I,529 k
4119 mündürmek bindirmek. ll', 197,
4120 münelmek uçları ve artıkları kesilmek. II,138
4121 münemek eğríliğini düzeltmek için bir şeyinuçlarını kesmek,III, 274
4122 münlemek çorba içmek·III, 301 ·
4123 münmek binmek I, 421; III, 30, 48, 60, 177, 429
4124 münülmek binilmek· II, 138
4125 müñeşmek birlikte binişnnek·III, 399 bkz miñefmek
4126 müñilemek nimet bulmak·III, 406 bkz> meñilemek
4127 müngremek böğürmek·III, 403 bkz mañramak
4128 müngreşmek böğrüşmek, gürültü etmek·II, 79; III, 398 bkz mañra şmak
4129 müñretmek böğürtmek; büngüldetmek. II, 358 bkz> mañratmak
4130 müñüz boynuz, I, 504; II, 327; III, 145, 363,364
4131 müngüz baka kaplumbağa·III, 225, 226
4132 müñüzgek çalışma yüzünden elde peyda olan kat ılık, nasır·III, 388
4133 müñüzlenmek boynuzu çıkmak, boynuzlanmak· III, 408
4134 müñüz müngüz blr çe;it çocuk oyunu ve bu oyunda söylenen bir söz·III, 363, 364
4135 namıja kadının kız kardeşinin kocası, bacanak, I, 446
4136 naru bir taraf,' yan, bir yana, nereye, nere,I, 199, 352; II, 140, 193; III, 223
4137 ne ne, nasıl, (soru anlamıyle) ne· I, 44, 53, 72, 74, 79, 87, 94, 126, 132, 320, 406;II, 287; III, 131, 207, 214, 215, 236, 360, 364
4138 ne Araplar'daki şaşalama, "ma"sı yerine bir edat, III, 214 '
4139 nece (neçe) ne kadar, nice, kaç· I, 49, 63, 332, 384, 458; III, 157, 220
4140 neçük neden, 111^111.I, 79, 392
4141 ne elük nasıl-I, 94 bkz> nelek, nelik, nelük
4142 negü ne anlamına edat·III, 215 bkz> nü nek timsa^1. III, 155
4143 ne kerek ne gerek·I, 392 bkz> nerek
4144 nek yılan ejderha·III, 155
4145 nek yılı Türkler'in on ikili yıllarından biri, timsah yılı,I, 346;III, 156
4146 nelek niçin.I, 370, 498 bkz> ne elük, nelik, nelük
4147 nelik niçin·III, 385 bkz> ne elük, nelek, nelük
4148 nelük niçin, neden,I, 392;III, 188, 245 bkz> ne el ılk, nelek, nelik
4149 neme ne kadar,III, 38
4150 neme bilmem anlamına bir kelime, "ne" anlamında pekitme edatı·III, 214, 215, 236
4151 neñ nesne, şey, mal· I,II, 12, 13, 14, 15, 31, 34, 50, 53, 84, 98, 126, 140, 143, 145, 147,157, 159, 162, 164, 169, 170, 177, 179, 185, 189,193,196,197,204,227,238,239,241, 245,246, 247, 251, 254. 256, 257, 258, 264, 268. 269, 270, 272, 273, 278, 281, 282, 28
4152 nerek neye, I, 392 bkz> ne kerek
4153 netek nice, nasıl-I, 27, 378, 392;II, 40, 52; III, 15. 123, 366
4154 nıjdag bileği taşı· I, 465
4155 nom millet; şeriat, yasa· III, 137
4156 ne anlamına, "ve" yerine blr edat·III, 215 bkz> negü
4157 oba oba·I, 86
4158 obrak eskimiş· I, 118 bkz> oprak
4159 obramak eskimek, I, 273 bkz> opramak
4160 obratmak yıpratmak· I, 261 bkz> opratmak
4161 obu üstübeç ;.I, 86
4162 obuz katı olan·I, 54
4163 obuzlug sarp,I, 146 bkz> opuzlug § obuzlug yér; sarp, engebeli yer,I, 146
4164 oçak ocak,I, 64, 490
4165 oçaklanmak ocaklanmak·I, 293
4166 oçaklıg ocaklı·I, 147
4167 oçaklık titik ocak yapılacak çamur ve benzeri olan her nesne·I, 150 oçakl ık yer ocaklık yer·I, 150
4168 oğgarmak düşünme sonunda anlamak,I, 255
4169 odguç ateşin alevì.I, 95, 177, 248
4170 odluk kol kemiğinin kalın yeri· I, 98
4171 odunmak sönmek, I, 200 bkz> udınmak, udunmak
4172 ogla genç, yiğit· I, 129
4173 oglagu bolluk içinde büyüyen· I, 138
4174 oglagu katun asaletli, asîl kadın, I, 138
4175 oglak oğlak· I, 65, 119, 468; II, 22, 266, 294; III, 102, 145
4176 oglak ay ükbahar, I, 347 bkz> ulug oglak ay
4177 oglan oğlan, oğul, çocuk, çocuklar· I, 74, 119, 143, 192, 193, 208, 209, 240, 263, 286, 289, 293, 373, 386;II, 4, 19, 26, 74, 93. 121, 154. 209, 210, 212, 218. 244, 272, 294, 300, 302, 329, 340, 341, 344, 348, 351. 354, 366; III, 80,102,108,125,145,196, 202, 25
4178 oglansıg çocuk gibi, çocuk huylu·III, 128
4179 oglıtmak üretmek, çoğaltmak· I, 265
4180 ogradaçı uğrayan, uğrayıcı· III, 314 ograg niyet, kurma, kas ıt; uğrama, uğrak· I, 118 ograg dağ yamacı, derenin dönemeci· III, 65 bkz> ogrug, ovrug
4181 ogragan uğrayan· I,II, 314
4182 ograglı uğramak isteyen· III, 315
4183 ograglık uğramak hakkı olan· III, 315
4184 ogragsık uğramak hakkı olan· III, 315
4185 ograguçı uğrayan, uğrayıcı· III, 314
4186 Ograklanmak Ograk kılığına girmek,I, 313; II, 279 bkz> Ugraklanmak
4187 ogralmak uğranılmak· I, 247
4188 ogramak uğramak· I, 125, 160, 274; III, 106, 272, 311, 312, 313. 321. 372
4189 ogramsınmak uğrar görünmek, III, 322
4190 ograşmak uğraşmak· I, 170, 234, 235
4191 ogratmak göndermek, uğraştırmak· I, 261
4192 ogrı gizli, I, 380;II, 234
4193 ogrı hırsız; hırsızlık·I, 126, 224, 300, 483; II, 29, 171, 174, 197. 341; III, 75, 89, 423, 429
4194 ogrılamak çalmak, hırsızlık etmek· I, 316, 317
4195 ogrılık hırsızlık II, 208
4196 ogrug kemiğin ek yerleri, bel kemlğinln boyu-na birleştiği yer; dağ yamacı ve dağın bittiği yer; derenin dönemecl·I, 98, 118; III, 65 bkz> ograg, ovrug § tag ogrug ı; dağın dönemeci· I, 98
4197 ogrulayu hırsız gibi· I, 102
4198 ogrulmak kemlk yarılıp ayrılmak. I, 247, 248
4199 ogruşmak kemik yarıp ayırmakta yardım ve yari{ etmek· I, 235
4200 oguk çizme· I, 67
4201 ogul ogul, çocuk, I, 37, 51, 68, 74, 86, 123, 180, 206, 220, 246, 253, 256, 262, 264, 288, 299, 319, 370, 415, 440, 515, 524;II, 14, 80, 84, 120, 143, 173, 175, 178, 183, 240, 249, 302, 311, 330. 333, 335. 343, 357;III, 33, 58. 78, 87,105, 128,137,141,146,159,
4202 ogulçuk ana rahmi, oğulduruk· I, 149
4203 ogulmuk üstüne hatıl atilmak için uzatılmış olan düz direk· I, 149
4204 ogur karşılık, ivaz· I, 53
4205 ogur bir işte imkân ve fırsat· I, 53
4206 ogur uğur, bereket, devlet· I, 53
4207 ogur vakit, zaman· I, 33, 53, 136, 273, 294; II, 68, 321, 322, 362;III, 55, 317
4208 ogur bolmak yol uğurlu, hayırlı olmak I, 53
4209 ogurlamak vaktinde yapmak; çalmak, hırsızlık etmek·I, 300
4210 ogurlanmak vakti yaklaşmak; uğurlanmak, uğurlu olmak; bağışlananın karşılığı verilmek·I, 292
4211 ogurlug bolmak sırasında ve yerinde olmak·I, 53
4212 ogurlug ış vaktinde ve yerinde yapılan 1;.I, 146
4213 ogurluk karşılık, ivaz olan,I, 114
4214 ogurmak kemik yarıp ayırmak·I, 178
4215 oguş oymak; hısım, akraba·I, 61, 88, 114; II, 83, 103
4216 oguşlanmak aile, hısım sahibi olmak, I, 293
4217 oguşlug aile, hısım sahibi· I, 146
4218 Oguzlamak Oğuz saymak, Oğuzlar'dan saymak, Oğuzlar'a nispet etmek, I, 302; II, 345
4219 Oguzlanmak Oğuzlaşmak, Oğuz kılığını almak, Oğuz kılığına girmek, kendini Oguz'lar'dan saymak, I, 293; II, 269
4220 oxsınmak pişman olmak, I, 253 bkz> oxsunmak
4221 oxsunmak pişman olmak III, 373 bkz> oxsınmak
4222 oxşag benzeyen, benzer. I, 118
4223 oxşagu oyuncak; (mecazen) kadın·I, 138
4224 oxşamak okşamak, şakalaşmak; benzemek; (at) uyumak. I, 282, 283; II, 286
4225 oxşançıg okşanmaya deger, III, 232 oxşatmak benzetmek· I, 262
4226 ok ok, I,II, 21, 37,157,160,166,170,171,180,193, 199, 217, 222, 237, 267, 275, 326, 393,457, 493,494, 522
4227 ok paylar ve toprak hisseleri üzerine üle şmek için atılan ok, çekilen kur'a, mirasta düşen pay· I, 37, 48
4228 ok hâl anlamına yakın anlamlı bir edat; fiillerde pekitme edat ı; vakit, zaman· I, 37, 71, 160; III, 16
4229 oka kefillik, kefâlet. I, 40
4230 oka almak kefil olnnak· I, 40
4231 okçı okçu· II, 199
4232 okılmak okunmak· I, 197 bkz> okınmak
4233 okımak okumak; çagırmak. II, 333; III, 254
4234 okınmak okunmak, okur görünmek· I, 202, 203 bkz> ok ılmak
4235 okışmak okuşmak, okumakta yardım ve yarış etmek; (ağrı;mak· I, 186, 359 bkz> okuşmak
4236 okıtgan çok okutan· I, 156
4237 okıtmak okutmak I, 212 ,
4238 okıtsamak okutmak istemek, çagırtmak istemek· I, 302
4239 oklug kirpi büyük kirpi, oklu kirpi· I, 415
4240 okluk sadak, I, 100 okramak yem zamanında kişnemek, homurdanmak· I, 275
4241 okraşmak yem zamanında birlikte ki;nemek·I, 235, 236
4242 oktam ok atımı; okluk, I, 107 § bir oktam yer; bir ok atim ı yer·I, 107
4243 oktamak ok atmak, I, 26; II, 97
4244 oktaşmak ok atışmak; kur'a içln ok atıçmak· I, 231
4245 oktatmak ok attirnnak· I, 260
4246 okta yazturmak ok atmakta yanıltmak· III, 95
4247 okuşmak çağrı;mak· I, 183; II, 103 bkz> okışmak
4248 ok yılan kendisini insan üzerine atan y ılan, I, 37;III, 29
4249 ol o,-dır,-dir,-dur,-dür.I, 20 21, 22, 24,25, 27, 33, 34, 36, 37, 38, 39, 40, 46, 60. 61, 71, 72, 76, 77, 97,108,126, 129, 132, 136, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 164, 165, 166, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 176 ,177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184,
4250 oldañ pabuç altı, tabanı, mestin alt yanı· I, 116 bkz> uldañ
4251 oldrum kötürüm, yatalak, oturum· III, 412
4252 olduk nalsız, yalın ayak· I, 101 bkz> ulduk
4253 oldurmak oturmak· III, 235 bkz> olturmak
4254 olgun olgun· III, 167
4255 olgutmak oturtmak· I, 260 bkz> olhutmak
4256 olhutmak oturtmak·I, 260 bkz> olgutmak
4257 olma testi, çanak çömlek·I, 130 ,375; II, 234; III, 182 bkz> ulma
4258 olturmak oturmak·I, 219, 224, 374, 413; II, 21; III, 230 bkz> oldurmak
4259 oluk oluk, yalak· I, 67
4260 oluk küçük kayık, I, 68
4261 on sayıda 011. I, 49, 69, 219
4262 onu onu· III, 238
4263 onunç sayıda onuncu· I, 132, 133;III, 449, 450
4264 kolay·I, 41 bkz> oñay
4265 sağ, solun karşıtı· I, 41 § oñ elig; sağ el·I, 41, 72
4266 oñay kolay·I, 41, 244, bkz> ong
4267 oñiklanmak zülüflü olmak, takma saçlanmak. I, 311, 312 bkz> öñlklenmek
4268 oñmak solmak· I, 175 bkz> oñukmak
4269 oñukmak solmak, rengi atmak, hastalık ve benzerlerinden dolayı buruşmak, tazeliğlni ve parlaklığını kaybetmek· I, 175. 216;III, 394, 395 bkz> oñmak
4270 oñulmak iyileşmek, düzelmek, lyl olmak, 1 216, 217; III, 395
4271 op harman dövmek Için koşulan öküzlerin ortasında bulunan öküz· I, 34 bkz> mama
4272 opmak hõpürdeterek içmek,I, 172 bkz> öpmek
4273 op op eşeğin ayağı kaydığında ,söylenen söz· I, 34
4274 oprak yıpranmış, yıpramış, eskimiş· I, 118; III, 16, 38 bkz> obrak
4275 opramak yıpramak· I, 273; III, 358 bkz> obramak
4276 opraşmak yıpraşmak, yıpranmaya başlamak· I, 231. 232
4277 opratmak yıpratmak·I, 261 bkz> obratmak
4278 oprı obruk, çukur; dere· I, 125; III, 134
4279 opruşmak içmekte yardım ve yarış etmek·I, 232 bkz> öprüşmek
4280 opuzlug sarp,I, 146 bkz> obuzlug
4281 or at donu al ile doru arasında bulunan at· I, 45'
4282 ordu hakanın oturduğu şehir.I, 124
4283 ordu sıçan, köstebek gibi yerde ya şayan hayvanların yuvası· I, 124
4284 ordu başı hakanların döşeyicisi, yaygıcısı. I, 124
4285 ordulanmak başşehir edinmek· I, 296 bkz> ordulanmak
4286 ordutal hamamotu. I, 124 bkz> arğutal, urdutal
4287 ordulanmak yurt tutmak, yerleşmek·II, 294 bkz> ordulanmak
4288 orgak orak· 1. 14, 119;II, 128, 244, 307;III, 45, 267
4289 orılaşmak bağrışmak, çağrışmak.I, 239 bkz> orlaşmak, urılamak, urılaşmak, urlamak, yurlamak
4290 orlaşmak bağrışmak, çağrışmak.I, 239 bkz>orılaşmak, urılaşmak, urlamak, urlaşmak, yurlamak
4291 ormak kesmek, biçmek, vurmak, urmak·I, 14, 172; III, 45
4292 ornamak yerleşmek, yer tutmak, yer edinmek; (güneş) batmak, kaybolmak.I, 288
4293 ornatmak yerine koymak·I, 266
4294 orpatmak ürpertmek, saçını dağıtmak,I, 259, 260 bkz> örpeşmek, ürpekmek, ürpermek, ürpeşmek
4295 ortak ortak·I, 99, 439;III, 71
4296 ortaklık ortaklık II, 90
4297 ortu orta,I, 124,125 bkz> otra, otru, utru § ortu er; orta ya şlı adam·I,124 § kün ortu; ögle vakti.I, 124
4298 ortulamak ortalamak, ortasına varmak, I, 316
4299 oru şalgam, buğday ve buna benzer şeyleri saklamak için kazılan çukur,I, 87
4300 orulmak biçlmek I, 194, 195
4301 orum kesim·I, 75 § bi orum ot; bir orakta ç ıkarılan ot·I, 75
4302 orun yer, mekân, ınevki.II, 72, 177; III, 222, 430
4303 orunç rüşvet, gevik· III, 449 bkz> urunç
4304 orunçak emanet· I, 148, 149
4305 osruk osuruk· I, 99
4306 osruşmak osuruşmak· I, 234
4307 osug bir nesnenin bir nesneye de ğişmesi, bir nesnenin bir nesne ile kar; ılandırılması· I, 64 osuglamak hile ile kilit açmak· I, 306 bkz> üsüglemek
4308 osurgan osurgan, çok osuran· I, 156
4309 osurmak osurmak·I, 178
4310 ot ot, hayvan yemlerinin hepsi·I, 14, 35, 65,75, 169, 172, 195, 225, 255, 342, 415, 469; II, 79, 108, 133, 294, 330, 348, 351; III, 4, 47, 68, 122, 141, 200, 263, 277, 287, 374, 436, 442 § çivgin ot; hayvanları semirten ot· l, 443
4311 ot ilâç, em, zehir. I, 35, 47, 154, 514, 515;II, 72, 116, 127, 176, 315, 345;III, 224, 252
4312 ot ateş, duman,I, 43, 164, 176, 177, 183, 195, 200, 202, 208, 230, 332, 400, 499, 513, 514,522;II, 78, 100, 133, 144. 176, 245, 292, 293, 299, 302, 353, 358; III, 16, 23, 63, 65, 96. 97, 265, 341, 348, 430
4313 otaçı hekim, ilâç yapan,I, 35, 299
4314 otag otag·III, 208
4315 otamak ısınmak, odun yakmak; ilâç yapmak·III, 252
4316 otgarmak otlatmak·I, 225
4317 otgun eğerin solunda kolanın geçirilerek dile bağlanan enli bir kayışı·I, 107
4318 ot karak gözün gören yeri·I, 382
4319 otlamak otlamak,I, 285
4320 otlanmak ateşlenmek, ateş kesilmek, ateş gibi olmak; öfkelenmek·I, 297
4321 otlug otlu·I, 98
4322 otlug yemlik, ahır,I, 98
4323 otra orta, ortada, arada,I, 125, 188, 308;II, 89, 287 bkz> ortu, otru, utru
4324 otran don, elbise,I, 108
4325 otru karşı, õn, ara, orta, ortasında·I, 68, 126, 494; II, 28, 145;III, 40, 156, 422 bkz> ortu, otra, utru
4326 otrug ada·I, 97
4327 otrulanmak yüz yüze gelmek·I, 296, 297 bkz> utrulanmak
4328 otrunmak karşı koymak istemek·I, 251 bkz> utrunmak
4329 otruşmak karşı koymak, karşı gelmek, karşılaşmak·I, 232 bkz> utru;mak ottuz sayıda otuz·I, 142
4330 otulmak ekini bozan bitkiler keslimek, ba şi vurulmak.I, 193 bkz> utulmak
4331 otuñ odun·I, 14, 67, 70, 134, 272, 449;II, 238, 341;III, 153, 187, 246, 249, 252, 292, 351 otuñluk odunluk,I, 162 ot yem karabiber, klmyon glbi tohum ve baharlar,III, 5
4332 ovrug kemiğin ek yerlerl, bel kemiğinln boyunla birleştiği yer; dagın yamacı ve bittiği yer,I, 118 bkz> ograg, ogrug
4333 ovunmak oğuşturmak,I, 202;II, 147 bkz> uvunmak
4334 oy yerdeki oyukluk, çukurluk·I, 49, 146
4335 oy at yagız at, I, 49
4336 oyma çizme yapılacak Tnrkmen keçesi· II, 100, 207
4337 oymak oymak, yerleştirmek, sıkıştırmak, I, 174
4338 oynagu yér oynanacak yer,I, 121 oynak i şler oynak kadın·I, 120
4339 oynamak oynamak.I, 225. 226, 240;II, 114, 226;III, 131, 377
4340 oynaş oynaş, başka biriyle sevişen kadın,I, 120
4341 oynatmak oynatmak,I, 271
4342 oy obuz basık, düz yer·I, 54
4343 oy obuzlug yér sarp, engebeli yer·I, 146 bkz> oy opuzlug yér
4344 oy opuzlug yér sarp, engebeli yer·I,146 bkz> oy obuzlug yér
4345 oyturmak oydurmak, bastırmak, sıkı;tırmak· I, 269
4346 oyuk hayal, belge, bostan höyügü·I, 81, 85, 384
4347 oyulmak oyulmak, çukurlaşmak, sıkıştırılınak· I, 268, 269 oyun oyun, yar ış,I, 85;II, 25
4348 oyuşmak oymakta ve basmaktä yardım ve yarış etmek· I, 268
4349 ozgan at çok ileri giden, başkalarını geçenat· I, 470
4350 ozıtgan daima ileri sürüp geçerek kazanan·1, 155
4351 ozıtmak ileri sürmek·I, 155
4352 ozmak başkasından lleri geçmek· I, 173 bkz uzmak
4353 ozuk at koşu ve benzerlerinde lleri glden ve ba şka atları geçen at·I, 66
4354 öç öç, hınç, kin, 111^111.I, 41, 43, 44, 50, 230; II, 103
4355 öçeş yarış, t, 61
4356 öçeşmek yarış etmek· I, 61, 181
4357 öçlüg öcü ve hıncı olan,II, 283
4358 öçrüşmek söndürmek, yatıştırmak.I, 233
4359 öçürmek söndürmek, yatiîtırmak, soluğunu kesmek·I, 176, 177, 522 bkz> üçürmek
4360 öçüt öç, I, 50
4361 öd duvarda ve ağaçta delik,I, 31 bkz> öt
4362 öd zaman, vakit; mevsim, hava· I, 44, 330, 353; II, 77, 101; III, 125 bkz> öd
4363 öd sığır, ôküz, I, 45, 346 bkz> ud, ud
4364 ödürmek seçmek, üstün tutmak, III, 11 bkz>ad ırmak, edirmek, ödürmek, udurmak, üdürmek
4365 öd öz, kendi. f, 243 öd zaman, vakit· I, 245, 477; II, 68, 321;III, 190, 191
4366 öd dag arasındaki dere, geçit·I, 110 bkz> öz, özi
4367 ödik sevgi· II, 144, 311 bkz> üdik
4368 ödlek zaman, felek, I, 41, 82, 103;II, 196, 234, 304. 335;III, 41, 233, 425
4369 ödrülmek ayrılmak, seçilmek·I, 247
4370 ödrüm her şeyin seçilmişi.I, 107
4371 ödründi üründülenmiş, seçilmi;· I, 145
4372 ödrüş birtakım şeyler arasında muhayyerlik, seçim· I, 96
4373 ödrüşmek seçmekte yardım ve yarış etmek, I, 234
4374 ödürgen her şeyi seçen, üyürtleyen. I, 157
4375 ödürmek seçip ayırmak. I, 144, 370; III, 228 bkz> adırmak, edirmek, ödürmek udurmak, üdürmek,
4376 öfke öfke· I, 195 bkz> öpke
4377 ögdi alkış,I, 515
4378 öge çok akıllı, yaşlı kimse, ulusun büyüğü.I, II, 48, 90, 310, 356
4379 ögelemek öge demek, "öge" adı vermek I, 310 bkz> öklemek
4380 öge tégit orta halli adamların büyüklerine ve hakan çocuklar ının küçüklerine verilen ungun, I, 356
4381 ögey üvey· I, 123 § ögey ogul
4382 ögmek ögmek, sena etmek·I, 174, 472; II, 38
4383 ögrenmek 1
4384 ögretmek öğretmek· I, 261
4385 ögreyük görenek, âdet, I, 159, 160
4386 ögsemek öğmek istemek·I, 277, 278
4387 ögtürmek öğdürmek I, 223
4388 ögülmek öğülmek, ögünmek·I, 198; III, 343
4389 ögünç ögünç, öğünme.I, 132; III, 449
4390 ögüngüçi kendini öğen· I, 203
4391 ögünmek kendini öğmek· I, 140, 203. 252, 309
4392 ögür koyun, geyik, bağırtlak ku;u, deve, cariye gibi şeylerín toplu bir halde bulunmas ı, bunların sürüsü, bölük· 1. 54, 236, 285, 389;II, 153;III, 6
4393 ögürlenmek at sürüsü, aygıra sahip olmak,başka hayvahlar sürü ve bölük hallne gelmek·I, 292
4394 ögürlüg er koyun ve benzerl hayvanlardan sürüsü bulunan adam·I, 152 § ögürlüg adg ır; kısrakları, eşleri bulunan aygır·I, 152
4395 ögüşmek öğü;mek·I, 187
4396 ögüt ögüt, vaaz· I, 51, 89, 102, 440;III, 46, 155, 440 bkz> ötlük, övüt
4397 ögütlemek ögüt vermek, öğütlemek I, 299
4398 ök akıl ve anlayış,I, 48, 96, 243 bkz> öksüz
4399 ök orta yaşı bulup büyümüş hayvan·I, 48 § ök at; dört ya şını geçmiş at·I, 48
4400 ök kendi·I, 71
4401 ökil çok, J, 74
4402 öklemek öge adı vermek· I, 310 bkz> ögelemek
4403 öklenmek dinlenmek; önceden anlamayıp sonradan anlamak; (çocuk) büyumek,I, 259, 298
4404 öklimek aıtmak, çoğalmak; büyümek.I, 287, 362;II, 366
4405 öklitmek çoğaltmak II. 366
4406 öklünmek yığılmak.I, 258
4407 öklüşmek birbiri üzerine yığılmak, toplanmak·I, 241
4408 öklütmek çoğaltmak, arttırmak.I, 264
4409 ökme yığılan her ;ey,I, 130 bkz> ökmek § ökme toprak; y ığma toprak,I,130
4410 ökmek yığmak, biriktirmek· I, 168
4411 ökmek toplanmış olan her nesne· I, 105 bkz> ökme
4412 ölsemek ölmek istemek I, 278
4413 ölşemek acıkıp gözleri kararmak, açlıktan bayılayazmak·I, 283 bkz> elşemek
4414 ölşetmek acıktırarak gözü görmez etmek·I, 262, 263 bkz> el şetmek
4415 ölüg ölü,I, 15, 72, 463; II, 27, 110, 127, 128, 139, 179, 311, 324;III, 272, 309, 424
4416 ölügsemek ölmek istemek·I, 303
4417 ölüm ölüm·I, 47, 75, 516;II, 74, 134;III, 327. 339
4418 ölüt birbirini öldürme, öldürüşme·I, 52
4419 ölütçi öldüren, katil·I, 52
4420 ölüt er kuvvetten düşmüş, yaşlı kimse·I, 52
4421 ölütlemek çarpı;mak, aralarında ölüm olayazmak·I, 299
4422 ömek düşündükten sonra anlamak.I, 11
4423 ömgen şah damarının iki tarafında bulunan damar, I, 1·20
4424 ömzük eğerin ön ve arka tarafları, 11011.I, 105
4425 ökmek kadınların kulaklarına taktıkları altın veya gümüşten yapılmış halka·I, 105
4426 ökmeklenmek küpelenmek, küpe sahibi olmak· I, 314
4427 öksemek yıgmak istemek I, 278
4428 öksüz öksüz; şaşkın, akılsız·I, 96 bkz> ök
4429 öktürmek yığdırmak·I, 223
4430 ökülgen daima yığılan,I, 159
4431 ökülmek yığılmak, toplanmak, I, 198, 437; II, 285
4432 öküm yığın. I, 75 bkz> ökün § öküm toprak; bir tarafa toplanm ış toprak· I, 78
4433 ökün para, gül ve buna benzer şeylerin yığını· I, 75, 78 bkz> öküm
4434 ökünç pişmanlık· I, 132;III, 449
4435 ökünmek pişman olmak I, 132, 200, 203; III, 361
4436 öküş çok I 62, 89,167,233, 467, 477, 516; II,156; III, 373, 374
4437 öküşlenmek çok saymak; çok sanmak· I, 303
4438 öküş yılkı haşarı hayvan, harın at· I, 62 390, 438, 498, 501,
4439 öküş yılkı haşarı hayvan,
4440 öküz ırmak, dere,I, 59, 513; III, 191, 341
4441 öküz öküz· I, 59, 446, 528; III, 421
4442 öküzlenmek öküz sahibi olmak I, 293
4443 öl ıslak, yaş, nem,I, 48, 338
4444 öldeci ölecek,I, 438;III, 267
4445 öldürmek öldürmek-I, 224, 522
4446 ölimek ıslanmak·II, 324;III, 256
4447 ölişmek nemlenmek, yaşlık yayılmak·I, 189
4448 ölitmek ısıtmak I, 213;II, 324
4449 ölmek ölmek I, 15, 38, 41, 54, 115, 228;III, 47
4450 öndürmek (bitki) bitirmek, yetlştirmek; yöneltmek·I, 225
4451 önmek (bitki) bitmek, yetişmek, neşvünema bulmak; bitmek ,I, 35, 65, 169, 424; II, 21, 204, 328; 111. 359
4452 öñ ön, önce, öndün.1, 40, 115
4453 öñ renk, bir şeyin rengi,I, 41
4454 öñdün öndün, önce·I, 40, 115
4455 öñdünki önceki, III, 14
4456 öñeyük bir şeye, bir kimseye mahsus olan, ayr ılan, özel I, 162
4457 öñi ba;ka, I, 135 bkz> öñin
4458 öñik kadınların takma olarak keçi kılından yaptıkları zülüf· I, 135 § öñik yörgeyek; ulanm ış zülüf·I, 135
4459 öñiklenmek zülüflü olınak, takma saç (zülüf) takmak. I, 311, 312 bkz> oñ ıklanmak
4460 öñin başka, başkası·I, 94, 135 bkz>
4461 öñi öñlenmek renklenmek, kızarmak, hastalıktan sonra rengi yerine gelmek·I, 289
4462 öñlüg renkli.I, 41
4463 öñmek delmek· I, 174 bkz> öñmek
4464 öñük yastıkların uçlarına yapılan ipek Sal kımlar, saçaklar· I, 135
4465 öpke akciğer, ciğer · I, 128;II, 144; III, 393
4466 öpke öfke, kızgınlık· I, 125, 128, 158, 164,176, 233;III, 392, 428 bkz> öfke
4467 öpkelemek ciğerine vurmak; öfkelenmek,I, 317; III, 208 bkz> öpkilemek
4468 öpkliemek öfkelenmek, kızdığı için yüz çevirmek· i, 317 bkz> öpkelemek
4469 öpmek öpmek·I, 163, 280
4470 öpmek içmek,I, 163; III, 122 bkz> opmak
4471 öp öp bir kimse çok öğünüp de dediğini tanıklayamazsa, o kimse için söylenir· I, 43
4472 öprülmek -içiilmek 1. 245, 246
4473 öprüşmek içişmek, höpürdetişmek, içmekte yardım ve yarış ^ş0^I, 232 bkz> opruş-mak
4474 öpsemek öpmek istemek·I, 275, 280
4475 öptürmek öptürmek I, 217
4476 öpülmek öpülmek .. I, 193
4477 öpüm yudum·I, 75
4478 öpünmek içer gibl görünmek·I, 198
4479 öpürgen daima, çok içiren I, 157
4480 öpürmek içirmek I, 171, 176
4481 öpürtmek içirtmek III, 427
4482 öpüş öpüş (iki kişi arasında)·I, 60
4483 öpüşmek õpüşmek·I, 180
4484 ör kaftanın koltuk altları· I, 45
4485 örçük örülmü; saç· I, 103 bkz> örgüf, örküç
4486 ördek ördek·I, 103, 104, 222, 528; II, 26; III, 17, 391
4487 ören her şeyin kötüsü·I, 76
4488 örgen urgan,I, 108, 195
4489 örgüç kadınların başlannda bulunan saç ör-güsü, örülmü ş saç·I, 95, 103 bkz> örçük, örküç
4490 örgüçlenmek örgülü saç sahibi olmak·I, 312, 313
4491 örimek içten çürümek·III, 252, 253 bkz> ürimek
4492 örk yular; at tavlası, 1; 43
4493 örklemek örklemek, sıkı sıkıya bağlamak. III, 443
4494 örkü örküç, hörküç,I, 129
4495 örküç örülmüş saç,I, 103 bkz> örçük, örgüç
4496 örküç dalga·I, 95
4497 örküç sacayagı.I, 95
4498 örküçlenmek dalgalanmak.I, 95, 312
4499 örküçlenmek sacayaklanmak.I, 313
4500 örlenmek belirmek, çıkmak, yükselnìek.I, 257, 258 bkz> örmek
4501 örmek belirmek, çıkmak, kopmak, yükselmek (bulut).I, 139, 173, 257; III, 398 bkz>örlenmek
4502 örmek õrmek, I,II, 172, 173
4503 örme saç õrme saç, I,II, 129
4504 örpeşmek (tüy) ürpermek. I, 229, 230 bkz>orpatmak, ürpekmek, ürpermek, ürpe şmek
4505 ört yangın, yanan nesne· I, 42
4506 örtelmek yakılmak. I, 245
4507 örtemek yakmak. I, 129, 245, 272; III, 356
4508 örtenmek yanmak, tutuşmak, kızarmak· I, 251; II, 133
4509 örteşmek karşılıklı birbirini yakmak; saldırışmak .I, 231; II, 219
4510 örtetmek yaktırmak· I, 260 örtgün samanı ayrılmış harman, çeç· III, 412, 416 bkz> örtkün
4511 örtkün harman, samanı ayrılmış harman, çeç; harman zamanı·I, 402, 526;II, 214; III, 412,416 bkz> örtgün
4512 örtrnek örtmek· II, 26; III, 425
4513 örtmen dam, satıh· III, 412
4514 örtük bir şeyin örtüsü, eğer örtüsü· I, 103
4515 örtülmek örtülmek, kapalı kalmak; kanşmak·,I, 139, 244; II, 237
4516 örtünmek örtünmek· I, 250
4517 örtüşmek örtmek, örtmekte yardım etmek, birbírini örteyazmak· I, 230, 231; II, 97
4518 örük örülmüş olan her nesne· I, 69
4519 örük bir yerde bir müddet kalmak· I, 69
4520 örülemek ayakta kesmek, boğazlamak, I, 309, 310
4521 örümçek örümcek, I, 152
4522 örtiñ gençlerin tirnakları üzerinde bulunan aklık,I, 134 bkz> ak, ürüñ § tırñak örüñi; tırnak beyazlığı· I, 134
4523 örüñ arpacıya (afsuncuya) verilen para· I, 134
4524 örüşmek belirmek, yükselmek. I, 186
4525 örüşmek örmekte yardım ve yarış etmek I, 183 örü tartmak birbirine yard ım etmek· III, 382
4526 östikmek özlemek, istek göstermek, I, 244 bkz> öztikmek
4527 öşergen açlık ve benzerlerinden daima gözü kararan.I, 157
4528 öşermek açlıktan göz kararmak. I, 178; III, 68
4529 öt acılık; öt kesesi·I, 43
4530 öt delik, çukur·I, 31, 43, 276; II, 119, 247; III, 263 bkz> öd
4531 ötelmek çalışmak, yorulmak,I, 193
4532 ötemek ödemek, III, 251
4533 ötgen çok öten.I, 473
4534 ötgünmek yansılamak, takllt etmek ve bunda yar ış etmek,I, 254
4535 ötgürmek ötüıtmek, sürdürmek; göndermek bir şeyi bir şeyin içinden öteye geçirtmek.I, 226, 227
4536 ötgürüşmek bir şeyi bir şeye geçirmekte yardım ve yarış etmek; mektupla;nnak·I, 232 bkz> ötrü şmek
4537 ötki ivaz, bedel, karşılık·I, 128
4538 ötkünç hikâye,I, 161 bkz> ötükünç
4539 ötkünmek hikâye söylemek; hakana dilek sunmak· I, 161, 199 bkz> ötünmek
4540 ötleşmek yağma zamanında eşya dellk deşik olmak. I, 238, 239
4541 ötleşmek savaşmak, uğraîmak,I, 239
4542 ötlüg delikli, delinmiş .III, 30
4543 ötlük ögüt,I, 102 bkz> ögüt, övüt
4544 ötmek ötmek·I, 529;II, 290;III,178,194, 240, 384
4545 ötmek bir şeye geçmek; delmek; boşalmak, (karın) sürmek, I, 171, 371, 424; II, 303
4546 ötmek (yenecek) ekmek· II, 268, 276; III, 57
4547 ötnü ödünçI, 130 bkz> ötünç
4548 ötrüm müshil, sürgün ilacı I, 106, 226
4549 ötrüşmek göndermek, herhangi bir şeyde yardım ve yarış etmek·I, 232 bkz> ötgürüşmek
4550 ötsemek öte geçmek istemek, delip geçmek istemek I, 276
4551 öttürmek öttürmek·I, 217 bkz> ötürmek
4552 ötuş ötuş bir çeşit çocuk oyununda "arkada şını, yanındakini, it" anlamına söylenen söz·I, 61
4553 ötüg kusma· I, 68
4554 ötük hikâye; hakana sunulan dilek· I, 68, 199
4555 ötükçi ötüncü, hakan yanında şefaatçi .II, 144
4556 ötüglük kişi hakandan dileği olan kimse· I, 152 ,
4557 ötükünç hikaye.I, 161 bkz> ötkünç
4558 ötünç ödünç· I, 131;III, 448 bkz> ötnü
4559 ötünmek büyüklerden bir dilek istemek·I, 376 bkz> ötkünmek ötünmek hikâye söylemek·I, 199 bkz> ötklinmek
4560 ötürmek hatırlatmak· I, 267
4561 ötürmek delmek, I, 176; II, 44
4562 ötürmek hatırlatmak I, 176 bkz> öttürmek
4563 ötüş bir çeşit çocuk oyunu; bu oyunda ütme, yutma· I, 60 bkz> ütü ş
4564 övüt öğüt, nasihat- I, 102 bkz> ögüt, ötlük
4565 öv ev· I, 81 bkz> ef, ev, ev, üv, üv
4566 övmek ufalamak I, 166 bkz> uvmak, uvmak
4567 öyez öyez, övez, bir çeşit sivrisinek I, 84
4568 öyle öğle vakti· I, 113 bkz> özle
4569 öz öz, kendi, nefs; can, ruh, gönül,I, 45, 46, 63, 154, 201, 202, 203, 206.210, 243, 251, 254, 296, 298, 300, 309, 384, 433. 464, 504,513;II,141,145,146,147 ,149,150,151, 155,157, 159, 238, 240, 241, 244, 245, 248, 249,252, 254, 313, 315;III, 5, 14, 33, 43,
4570 öz yürek ve karnın içindeki nesne· I, 46
4571 öz yağ· I, 36, 45
4572 öz iki dağ arasında bulunan dere,I, 46 bkz> öğ, özi
4573 öz ağaç özü·I, 46
4574 öz sağır·I, 45 bkz> üz § öz kül; sağır adam· I, 45
4575 özek beliniç yanında bulunan damar·I, 71
4576 özeklemek ;ah damarını kesmek, şah damarına vurmak, I, 306
4577 özelmek özlemek III, 131
4578 özi iki dağ arasındaki yol, geçit·I, 89 bkz> öd, öz
4579 öz kişi hısım·I, 46 özle öğle vaktl·I, 114 bkz> öyle
4580 özlemek külde plşlrmek, közleme yapmak, I, 286
4581 özlüg yağlı· I, 36, 45
4582 özlük hususi, hususi at· III, 438
4583 öztikmek õzlemek, istek gösternnek·I, 244 bkz> östlkmek
4584 özük kadınlara verllen ungun·I, 71 § altun özük; alt ın gibi temiz ruhlu kadın,I, 71 § ertini özük; bedeni inci gibi temiz olan kad ın· I, 71
4585 özük oyularak havuz yapılan her yer· I, 71
4586 özük suv büyük derelerden ayrılan her çay,kol· I, 71
4587 pamuk pamuk,I, 380;III, 346
4588 pars yırtıcı bir hayvan; Türkler'in onikili y ıllarından 611-1.I, 344, 346 bkz> bars
4589 partu üste giyilen hırka, pardesü·I, 416 bkz>bertü
4590 pat cibre, her nesnenin çöküntüsü.I, 319
4591 pat ses ifade eden kelime· I, 319, 320
4592 patlamak kolalamak, mayalı bir tortu ile tortulamak,III, 291 bkz> batlamak
4593 pat tüşmek ağır bir şey düşerken ses çıkarmak· I, 320
4594 pekmes pekmez, I, 448 bkz> bekmes
4595 perçem alâmet, belge,I, 483 bkz> beçkem
4596 pışıg pişmiş.I, 372, 373, 379, 455;II,124; III, 23, 321 bkz> p ışık
4597 pışıg kerpiç pişmiş kerpiç, tuğla, kiremit· I, 373, 455
4598 pışıglamak pişirmek· III, 335, 336
4599 pışık pişmiş·I, 379;III, 23 bkz> pışıg
4600 pışmak pişmek, olmak, kımız tulumıınu olması için sallamak.I, 169;II, 12,120; III, 321, 382
4601 pışrılmak pişirilmek. III, 32
4602 pışurmak pişirmek, II, 78
4603 pis pis, dağar ve tulum gibi şeylerin dibinde kalan çöküntü, tortu· I, 328
4604 pistik egrilmek üzere hazırlanmı;, atılmış pamuk sümeği· I, 476 bkz> bistik
4605 pistik fitil· I, 476 bkz> bistik
4606 porsmuk porsuk· III, 417 bkz> porsuk
4607 porsuk porsuk·III, 417 bkz> porsmuk
4608 pov bayatsımak veya kokuşmak sonu ekmek üstünde beliren ye şillik. III, 129
4609 pötürmek sağlam hale koymak ispat etmek· II, 72, 73 bkz> bütürmek
4610 pus sis, duman· III, 124 pusarmak pusarmak, sislenmek· II, 78
4611 pus bolmak puslanmak, duman |nmek· III, 124
4612 pusmak pusu kurmak, pusuya girmek, I, 434; II, 10 bkz> püsmek
4613 pusug pusu· I, 372, 407 bkz> püsüg
4614 pusuglug pusu kuran· I, 496 § pusuglug yag ı; pusu kuran düşman· I, 496
4615 pusukmak pusuya girmek, II, 116
4616 pusuşmak birbirine pusu kurmak·II, 101
4617 puşak kederli. I, 154, 378 bkz> buşak, buşgan
4618 puşmak sıkılmak (can), usanmak· I, 373;II, 12, 145; III, 262 bkz> bu şmak
4619 puşug can sıkıntısı· I, 373 bkz> buşug
4620 pürçek insanın kâkülü, perçeml, atın perçemi. I, 476
4621 pürçeklenmek pürçeklenmek, yelesi çıkmak, kâkül (perçem) çıkmak· II, 276
4622 pürkürmek bulutlanmak, bürünmek; püskürmek, f ışkırmak.II, 170, 171
4623 pilrlenmek tomurcuklanmak, filizle^mek. II, 237, 238
4624 püsmek pusu kurmak; çok dövmek, I, 385; II, 10 bkz> pusmak
4625 püstüli karapazı denilen, yenilen bir ot·I, 451 bkz> büsteli
4626 püsüg pusu,I, 385 bkz> pusug
4627 püşkel yufka, pide glbl ince ekmek, çörek·I, 481 bkz> büskeç
4628 rak fazlalık bildiren edat·I, 7
4629 rapçat angarya, beyin halkın gölüklerini alıp üzerine yük yükletmesi .I, 451-sa şart bildiren ek,III, 207
4630 sa sen anlamına bir kelime·III, 208
4631 saban sapan, çift ve çiftçi takım ve aygıtları; çifçilik·I, 402;II, 214; III, 216
4632 sabanlamak sapanla sürmek· III, 342 bkz> sapanlamak saç saç (ba ştaki)· I, 14, 42, 69, 172, 176, 246, 319, 321, 342, 354, 403, 488;II, 126, 145, 316, 358; III, 47, 84, 85, 207, 260, 386, 401
4633 saç tava· III, 347
4634 saçgak kişi malını saçan, israf eden kişi I, 470
4635 saçgırmak saçtırayazmak· II, 187 bkz> saçgurmak
4636 saçgurmak saçtırayazmak· II, 187 bkz> saçgırmak
4637 saçılmak saçılmak· I, 258; II, 122
4638 saçındı nerig saçılan, yayılan şey· I, 449
4639 saçınmak saçmayı iş edinmek· II, 150
4640 saçıtmak saçtırmak, dağıtmak, dağıtmayı emretmek.. II, 299
4641 saçlanmak saçlanmak· II, 246
4642 saçlaşmak birbirinin saçlarını yakalamak. II, 215
4643 saçlıg saçlı· I, 464
4644 saçmak saçmak· I, 79, 272; II, 4
4645 saçramak sıçramak· II, 133
4646 saçratgu bir çeşit kuş tuzağı· II, 331 bkz> saçrıtgu
4647 saçratmak istemeksizin sıçratmak· II, 331,332 bkz> saçrıtmak
4648 saçrıtgu bir çeşit kuş tuzağı· II, 331 bkz> saçratgu
4649 saçrıtmak istemeksizin sıçratmak· II, 331,332 bkz> saçratmak
4650 saçtaşmak birbirinin saçlarını yakalamak· II,211
4651 saçturmak saçtırmak, II, 183, 184
4652 saçu elbise ve mendil saçağı, II, 219
4653 saçuk neñ saçık, saçılmış nesne· I, 381
4654 saçulamak saçaklamak, saçak yapmak· III, 323
4655 safdıçlanmak sepet sahibi olmak· II, 271
4656 sag sağlık, esenlik· I, 89; III, 154 sag sa ğ, tatII, iyi, temiz, halis; sağ, sağlam; sıcak· III, 154 § sag yag; sade yag, sag ya ğ· III, 154, 159
4657 sag akıl, zeyreklik, anlayı;· III, 153, 154
4658 sag yün atmak ve kabartmak için kullan ılan "sağ" denen çubuklar· III, 154
4659 sagdıç sagdıç, dost·I, 455;III, 374
4660 sagılmak sağılmak·II, 124, 163
4661 sagım sağış, sağım· I, 397 § bir sagım süt; bir sağışta sağılan süt· I, 397
4662 sagın sağmal·I, 499
4663 sagınlıg sağmal sahibi, sağmalı olan·I, 499
4664 sagınmak sağar gõrünmek·II, 152
4665 sagınmak sanmak, zannetmek; sözle yardım etmek· II,
4666 sagır içerisine şarap konulan havana benzer söbü bir kap· I, 406
4667 sagışmak sağmakta yardım ve yarış etmek· II, 101
4668 sagız sakız· I, 365 bkz> sakır, sakız
4669 sagızlıg sakızlı, sakızı olan· I, 495
4670 sagızlıg çamurlu yapışkan· I, 495
4671 sagız toprak yapışkan toprak· I, 365
4672 saglıg sayılı olan her ;ey· I, 464
4673 saglık dişi koyun; sağmal, sağılan hayvan· I, 471, 520; II, 22; III, 102
4674 saglıklanmak sağmal sahlbl olmak· II, 275
4675 sagmak sağmak. I, 389; II, 15, 37, 43. 50, 51, 61, 66; III, 325, 339
4676 sagnagu kurumu; kabak·I, 491
4677 sagrak sürahi, kâse, kap·I, 100, 468, 471
4678 sagrı deri, her şeyin derisi· I, 421, 422;III, 350 § yer sagr ısı; yeryüzü·I, 422
4679 sagrılamak kaba derlyi sertle{tirmek·III, 353
4680 sagturmak sağdırmak·II, 185
4681 sagu ölçek· III, 225, 418
4682 sagulamak ölçeklemek, ölçekle ölçmek· III, 325
4683 sagurmak su içmek, suyu Içlrmek, suyu çektirmek, kurutmak, suyunu s ızdırarak keş haline getirmek; tükürmek· II, 18, 80, 81 bkz> sudmak, sutmak
4684 sag yag sade yag· III, 154, 159 saht e ğerlere, kemerin ba;ına, tokalara işlenen altın veya gümüş l{leme· I, 107 bkz; üstem sak i'şte uyanık ve zeyrek olan·I, 333
4685 saka dağ yamacı·III, 226
4686 sakak çere·I, 282;II, 286
4687 sakal sakal·I, 230, 282, 390;II, 286;III, 228
4688 sakalduruk külahın başta durması ve yere düşmemesi için çene altından geçirilerek bağlanan ipekten örülmüş bir kaytan·I, 530
4689 sakalduruklanmak sakalduruğu bağlamak· III, 205
4690 sakıg ılgın, yalgın, serap·I, 191; III, 268
4691 sakımak hayal imiş gibi görünmek· III, 268, 269
4692 sakınç sakınacak şey; sıkıntı, sakınma, kaygı·I, 69, 100, 142; III, 333, 374
4693 sakınmak sakınmak; sanrnak, düşünmek· I, 242,419;II,153,167;III,61, 361
4694 sakır elbiseye bulaşan meyve suyu veya hurma pekmezi gibi nesneler· I, 365 bkz> sag ız, sakız
4695 sakırgan büyük sıçan, geme· I, 521 bkz> sıkırkan
4696 sakırku kene, sakırga· I, 489
4697 sakış sayma, sayış, III, 247 bkz> sakmak, samak, sanamak, sanmak
4698 sakız elbiseye bulaşan meyve suyu veya hurma pekmezi gibi şeyler· I, 365 bkz> sagız, sakır
4699 sakızlıg sakızlı, yapışkan şeyler yapışmış olan· I, 495
4700 saklanmak saklanmak, çekinmek· II, 247
4701 saklaşmak saklaçmak, gizlennnek· II, 216 "
4702 saklık uyanıklık·I, 471
4703 sakmak saymak, I, 85, 384 bkz> sakış, samak, sanamak, sanmak
4704 sak sak nöbetçinin, bekçinin kaleyi ve at ı koruyablimek için uyanık olmasını emreden söz·I, 333
4705 sal sal·III, 156
4706 sal kaplardaki sır· III, 157
4707 salçı aşçı, mutfakta bulunan kimse· III, 442 § salç ı biçek; aşçı bıçağı, III, 442
4708 salga at gem alınaz, başı sert, çamış at· I, 425
4709 salı sıva aygıtı, mala· III, 233
4710 salımlaşmak çarpışmak ve saldıri{mak· II, 258
4711 salındı atılan, çıkarılan; erkegin arkaya doğru salıverdiği saç· I, 449 bkz> sulındı § salındı otuñ; sellerin getirerek kıyıya attığı odun· I, 449
4712 salınmak sarkmak· II, 154
4713 salıñulamak yukandan aşağı sarkmak; taşlamak·III, 410
4714 salışmak sallaşmak, birbirini güreşte sallamak, silkişmek, birbirine sallamak; işaretleşmek, II, 109
4715 salmak átmak; bir ;eyle işaret etmek; göndermek, götürmek; toplamak, toplu hale getirmek· II, 24
4716 salñu çakıl taşı atılan sapan· III, 379
4717 salturmak saldırtmak; sallatmak, sallamayı emretmek; çıkarıp atmayı emretmek II, 187 samak saymak, I, 281; III, 247, 250 bkz> sak ış, sakmak, sanamak, sanmak
4718 saman saman, I, 415; II, 316
4719 samanlıg saman sahibi olan·I, 499, 500
4720 samda ayağa glyilen sandal·I, 418
4721 samduy ılık yemek· III, 240
4722 samlamak ilâç etmek; sağaltmak· III, 298 bkz> em sem, sem
4723 samsıtmak incitmek· II, 336
4724 samursak sarımsak, sarmısak· I, 527 bkz> sarmusak
4725 samurtug ış içinden çıkılamayan karışık i;, I, 494
4726 san sayı, sayma, addü itibar, III, 157, 429
4727 sanaç dağarcık· I, 358 § sanaç kesürgü; k ırmızı dağarcık· I, 358
4728 sanamak saymak· III, 274 bkz> sakış,sakmak,samak, sanmak
4729 sançıkmak yenilmek; vurulmak, sancılmak· II, 228
4730 sançılmak saplanmak, sancılmak; (asker, ordu) yenilmek. II, 231
4731 sançışmak birbirine hançer, bıçak gibi şeyler saplamak, birbirine sanc ımak; birbirlyle savaş yapmak· II, 217
4732 sançmak sançmak, dürtmek, sokmak; yenmek· III, 420
4733 sandırış kavga, çekişme· I, 402; II, 214;III, 416 bkz> sandr ış, sandruş
4734 sandırışmak kavga etmeki saçmalamak·II, 214 bkz> sanr ışmak, sanruşmak
4735 sandrımak saçmalamak· III, 281 bkz> sanrımak
4736 sandrış çekişme· III, 416 bkz> sandırış, sandruş
4737 sandruş çekişme· III, 416 bkz> sandırış, sandrış
4738 sanduvaç bülbül·I, 529;III, 178, 311
4739 sangarmak bir şeyden saymak, bir şeye nispet etmek· II, 188, 189
4740 sanmak saymak, sayılmak; sanmak,I, 68;II, 28 bkz> sak ış, sakmak, samak, sanamak
4741 sanrımak saçmalamak.III, 281 bkz> sandrımak
4742 sanrışmak saçmalamak·II, 214 bkz> sandırışmak, sanruşmak
4743 sanruşmak saçmalamak·II, 213 bkz> sandırışmak, sanrışmak
4744 sañ kuş pisliği·III, 357
4745 saña sana·I, 391, 392, 423;II, 57, 78, 193; III ,156, 208, 272, 285, 313, 315, 322, 368, 372, 440
4746 sañan tadı buruk olan· III, 376
4747 sañlamak kuş pislemek. III, 403
4748 sañlatmak kuş pisletmek. II, 359
4749 sap sap, kılıç veya bıçak sapı· I, 384; III, 145
4750 sap bir söze verilecek cevapta s ıra, yanut; değirmende, su!amada ve gezekte sıra· III,145
4751 sapanlamak sapanla sürmek, III, 342 bkz>sabanlamak
4752 sapıg çadırın eteği· I, 374
4753 sapılmak saplanmak, birisi giderken yan ına takılmak, katılmak· II, 120
4754 sapımak sallamak, hareket ettirmek· III, 256, 257
4755 sapınmak saplamayı üzerine almak, saplar gibi görünmek II, 150
4756 sapıtgan daima sallayan·I, 513
4757 sapıtmak sallamak, hareket ettirmek; sallatmak II, 298
4758 saplamak sap yapmak·III, 296
4759 saplatmak saplatmak, sap taktırmak·II, 344
4760 saplık saplık, kılıç ve bıçak gibi şeylere sap olmaya yarayan nesne·I, 470
4761 sapmak ipliği iğneye geçirmek, saplamak; bir şeyi sarmak, cinsinden eksik kalan bir şeyi başkasıyle tamannlamak· II, 3, 4
4762 sapturmak ördürmek, yamatmak. II, 183
4763 saraguç kadın yaşmağı· I, 487
4764 saraguçlanmak başörtüsü örtmek· III, 205
4765 saran hasis, cimri, II, 250
4766 saranlamak pinti saymak, pintilere nispet etmek· III, 345
4767 saranlık pintilik, cimrilik I, 504
4768 sargan çorak yerlerde biten bir ot·I, 438
4769 sargan kamış kamışı kurutan tepe·I, 439
4770 sargan yér "sargan"ın bittiği yer·I, 438
4771 sargarmak sararmak·I, 69, 486;II, 187, 188
4772 sarıçga çekirge, I, 489 bkz> sırıçga
4773 sarıçga er gevşek ve tembel adam· I, 489
4774 sarıg sarı, sarı renk· I, 329, 374, 395; III, 162, 224 § sap sarıg
4775 sarıg erük kayısı, zerdali·I, 69
4776 sarıg kezik sarılık hastalığı·I, 391
4777 sarıglamak sarılamak, sarı yapmak· III, 336
4778 sarıglıg sarılık hastalığı olan· I, 496, 500
4779 sarıglık sanlık· I, 503 sarıg surıg herhangi bir sarı renk· I, 374
4780 sarıg suv karında toplanan sarı su· I, 374
4781 sarıg turma havuç· I, 431 bkz> geşür, gezer, gizri
4782 sarılmak kırmak, darılmak· II, 123 bkz; sarmak, sermek, sürmek
4783 sarılmak sarılmak II, 123
4784 sarım ibrik, testi glbi şeylerden içilecek olan nesnenin süzülmesi Için bu kaplar ın ağzına gerilen ipek kumaş parçası· I, 397
4785 sarıñulamak buz ve benzeri ;eyler üstıinden kaymak. III, 409, 410 bkz> seriñülemek
4786 sarınmak bir şeyi sarınmak, ôrtünmek; bir işe sanlmak· II, 151
4787 sarışmak sarmakta yardım ve yarış etmek· II, 96
4788 sarıtmak sardırmak, sarmayı emretmek· II, 304 bkz> sarutmak
4789 sarkaç karamuk; yaban hindibasına benzer bir ot· I, 454; III, 240
4790 sarkaçlanmak yerde yaban hindibasına benzer bir ot bitmek, karamuk otu bitmek II, 271 bkz> surkuçlanmak
4791 sarkanık hayvanlardaki "kırk bayır" denen işkembe·III, 179 bkz> sarkayık
4792 sarkayık hayvanlardaki "kırk bayır" denen işkembe· III, 179 bkz> sarkanık
4793 sarkım soğuk günlerde kar glbi yağan çiğ·I, 485
4794 sarkındı suv iri su damlası·I, 493
4795 sarkışmak çok damlamak.II, 214, 215
4796 sarkıtmak damlatmak· II, 339
4797 sarkmak akar şey sızıp damlamak; uyuşmak, III, 421
4798 sarkurmak damlatmak· II, 189
4799 sarlamak sarmak,III, 296
4800 sarlanmak sarınmak, sarılmak.II, 246
4801 sarlaşmak sarmakta yardım ve yarış etmek·II, 215
4802 sarlatmak sardırmak, II, 346
4803 sarmaçuk bir çeşit şehriye .I, 527
4804 sarmak bir şeyi süzmek ve ayırmak; olgun hale gelmek,III, 167 bkz> sarmalmak, sarma şmak, sarmatmak, sermetmek
4805 sarmak kızmak, çıkışmak, sertelmek, sert söz söylemek II, 38, 39;III, 181 bkz> sar ılmak, sermek,
4806 sürmek
4807 sarmalmak süzülmek,dolanmak II, 233, 237 bkz> sarma şmak, sarmatmak, sermetmek
4808 sarmalmak sarılmak, dolanmak.II, 233, 237
4809 sarmaş sarmaş, bir şeyin bir ;eye sarılması.I, 460
4810 sarmaş bolmak halk birbirine kanşmak·I, 460
4811 sarmaşmak sarmakta yardım etmek·II, 216
4812 sarmaşmak karışmak; süzülmek; bir akarın içinden başka bir şey çıkmak, bunda yardım ve yarış etmek,II, 216, 217 bkz> sarmak, sarmalmak, sarmatmak, sermetmek
4813 sarmatmak sardırmak. II, 349
4814 sarmatmak bir şeyi sudan ayırıp çıkartmak, süzdürmek. II, 349 bkz> sarmak, sarmalmak, sarma şmak, sermetmek
4815 sarmusak sarmısak, sarımsak·I, 527 bkz> samursak
4816 sarnıç deve derisinden yapılan su tulumu; ağaçtan oyulmuş kap·I, 454
4817 sarsal sansar, samura benzer bir hayvanc ık· I, 483
4818 sarsıg katı ve sert olan her şey·I, 464 § sarsıg söz; katı söz,I, 464
4819 sarsıtmak sert ve kaba muarnele yaptırmak, II. 336
4820 sart tacir, tecimen, satıcı,I, 66, 342;III, 13
4821 sartlamak sart (tecimen, tacir) saymak· III, 444
4822 sart surt "zart zurt", "fart furt" gibi ses bildiren söz· I, 342
4823 sart surt kılmak "zart zurt", "fart furt" gibi ses ç ıkarmak· I, 342
4824 sarumak sarmak· III, 262
4825 sarutmak sardırmak, sarmayı emretmek· II, 304 bkz> sarıtmak
4826 sasıg kokmuş· I, 372
4827 sasıg barıg kokmuç, sası· I, 372
4828 sasık saksı· I, 382
4829 sasımak sasımak, kokmak· III, 265
4830 saş ürkek, III, 152
4831 saşturmak sayışmak, kesişmek· II, 185 bkz> sayışturmak
4832 saşurmak arasını ayırmak· II, 79
4833 sata mercan, III, 218
4834 satgalmak çiğnenmek; borç, takas yapılmak· II, 233
4835 satgamak çiğnemek; bir yol bir yola çatılmak; uğramak; ödeşmek; kar;ılaştırmak· III, 288
4836 satgan satan, çok satan, II, 296
4837 satgaşmak rastgelnnek, kavuşmak; sataşmak, saldırışmak; sayışmak, ödeşmek, II, 214
4838 satguçı satıcı·II, 296
4839 satguluk satmaya hakkı olan·II, 297
4840 satıg satış, satma·I, 374
4841 satıglamak satışmak·III, 336 bkz> satıglaşmak
4842 satıglaşmak satışmak·III, 336 bkz> satıglamak,
4843 satıglı satmak azminde olan·II, 297
4844 satıglık satılık·I, 503
4845 satıgsak satmak isteyen·II, 296, 297
4846 satıgsamak satmak Istennek·III, 333
4847 satılmak satılmak II, 121
4848 satınmak satar görünmek· II, 150
4849 satır piç, aslı belirsiz anlamına sövme .I,406
4850 satışgan alışgan daima alıp satan,I, 518, 519
4851 satışgan tavışgan daima satan ve tasarruf eden; daima alan satan· I, 519
4852 satışmak satmakta yardım ve yarış etmek, karşılıklı alış veriş etmek II, 89;III, 71
4853 satlanmak cesaret göstermek, cüret etmek, atılmak· II, 248
4854 satma kulübe, bağ bekçisinin geceleri barınmak için ağaç üzerinde yaptığı çardak· I, 433
4855 satmak satmak. I, 519; II, 193, 219, 294, 295, 296
4856 satsamak satmak istemek· III, 284
4857 sattaçı satıcı· II, 296
4858 satturmak sattirmak· II, 183
4859 satulamak faydasız söz söylemek, gevezelik etmek· III, 194, 323
4860 saturmak saydırmak· III, 186, 187, 192
4861 sav şöhret, san·III, 43
4862 sav söz, haber, salık; mektup; risale; atalar sözü, darb ımesel; kıssa, hikâye, tarihsel şeyler,I, 97, 207, 362, 409, 471, 508, 523, 524; II, 20; III, 154, 155, 158, 441
4863 savaşmak sava;mak, çarpı;mak·II, 102
4864 savçı elçi, peygamber; hısım ve dünürler ara sındaki elçi·III, 154, 441
4865 savdıç sepet, sele, I, 173, 455
4866 savılmak savulmak; (güneş) inmek I, 106; II, 170 bkz> savulmak
4867 savlamak söylemek, atalar sözü söylemek· III, 297
4868 savlanmak atalar sözu söylemek· III, 199
4869 savlaşmak birbirine sav söylemek; sal ık vermek; herhangi bir şey üzerine konuşmak, II, 215, 216
4870 savramak savulmak; azalmak, seyrekleşmek, savsamak, gevşemek; savmak, sağalmak· III, 41, 278, 281 bkz> savrımak, sevremek
4871 savrımak azalmak, seyrekleşmek, III, 278 bkz> savramak, sevremek
4872 savrukmak savrulmak, akan su köpüre kö-püre dalgalanarak çalkalanmak, II, 172, 228
4873 savrulmak savrulmak, saçılmak· II, 232
4874 savruşmak savurmakta yardım etmek·II, 212, 213
4875 savulmak bulunduğu halden ayrılmak, bir yana eğilmek, batmak; savulmak, gitmek II, 125, 163;III, 80 bkz> savılmak
4876 savurmak savurmak, saçmak·I, 330;II, 82
4877 savurtmak savurtmak III, 431
4878 say kara taşlık yer· III, 158
4879 say vücuda giyilen zırh, III, 158 § say yarık; demir göğüslük III, 15, 158
4880 saygırmak yer kara taşlı olayazmak. III, 193
4881 sayıkmak yer kara taşlı 0111^.III, 189, 190
4882 sayılgan étilgen birçok işlere giren çıkan· I, 158
4883 sayış ödenek· III, 126 bkz> seyş
4884 sayışturmak sayışmak, kesişmek, II, 185 bkz> saşturmak
4885 saypamak israf etmek III, 310, 311
4886 saypatmak israf ettirmek II, 357
4887 sayramak şakımak, ötüşmek; saçmalamak, hezeyan etmek,I, 467;III, 240, 311
4888 sayramlanmak su azalmak, sığ bir hal almak, su biraz çekilmek· III, 205
4889 sayram suv topuktan yukarı çıkmayan sığ su II,.111, 176
4890 sayratmak çok söyletmek II, 357
4891 sazınçı taşı alçı taşı· III, 375
4892 seçe serçe kuşu· III, 219
4893 seçişmek saçmakta yardım ve yarış etmek·II, 92
4894 sedretmek seyrek hale getirmek; seyretmek. II, 332
4895 sedrek(g) seyrek,I, 384, 477 § sedrek böz; seyrek bez·I, 477
4896 sedrek kapug parmaklıklı kapı·I, 478
4897 sedremek incelmek, seyremek, seyrekleşmek; elbise erpimek.III, 167, 277
4898 sedreşmek seyrekleşmek. II, 211
4899 sefinç memnun olma, sevinç· III, 377 bkz> sevinç
4900 segirtmek segirtmek, koşturmak II, 274; III, 429 bkz> sekirtmek
4901 segremek seğirtmek·I, 142 bkz> sekremek, sekrimek
4902 segrişmek seğrişmek, koşuşmak, seğirtmekte yardım ve yarış etmek· I, 214; II, 225 bkz> sekrişmek
4903 sekirtmek seğirtmek, koşturmak· II, 274; III, 429, 431, 432 bkz> segirtmek
4904 sekitmek sektirmek· II, 310
4905 sekiz sayıda sekiz·I, 365 bkz> sekkiz
4906 sekiz on sayıda seksen·I, 437 bkz> seksün
4907 sekkiz sayıda sekiz·I, 365 bkz> sekiz
4908 sekremek seglrtmek,I, 142 bkz> segremek, sekrimek
4909 sekrimek seğirtmek· I, 354; III, 281 bkz>.segremek, sekremek
4910 sekrişmek seğrişmek, koşuşmak, sejlrtmekte yardım ve yariş etmek I, 214; II, 225 bkz> segrişmek
4911 sekritmek sıçratmak, atlatmak· II, 333
4912 seksün sayıda seksen·I, 437 bkz> sekiz on
4913 sekü dükkân; seki·III, 230
4914 Selçük sü-başı Selçuk hanlannın dedesi olan kişi-I, 478
4915 sem ilâç·III, 157 bkz> em sem, samlamak
4916 semiz semiz· I, 365 bkz> semüz
4917 semizlik semızlik. I, 507
4918 semrimek semirmek, yağlanmak· II, 365; III, 281
4919 semrişmek semizleşmek II, 213
4920 semritmek semirtmek.II, 333
4921 semürgük bülbüle benzer bir kuş·II, 290
4922 semüz semiz·I, 285 bkz> semiz
4923 sen sen·1, 36, 43, 74, 76, 79,87,110, 126, 134, 207, 281, 339, 353. 365, 391, 403, 412, 462, 529;II, 40, 42, 69, 167, 185, 204, 347; III, 26, 124,131,138,145,147,154,173,178,179. 207, 208, 214, 222, 233, 234, 256, 349, 357, 367, 440-
4924 senkeç fındık küçüklüğünde akı ve kırmızısı olan bır çeşit tatlı elma.I, 455 bkz> señeç
4925 senlemek sen diye aytamak, küçük say ılmak III, 298
4926 senletmek sen ile aytatmak·II, 346, 347
4927 señeç fındık gibi küçük ve tatlı bir elma·III, 381 bkz> senkeç
4928 señek su içilen testi; ağaçtan oyulmuş su kabı, III, 367
4929 señil insanın yüzünde çıkan siyil, ergenselik; yüzde olan çi ğit hastalığı· I, 483
4930 señir dağ çıkıntısı, dağ burnu; herhangi bir duvarın ucu .III, 360, 362
4931 señregü her zaman burnundan sümük akan çocu ğa sövmede kullanılan kelime·III, 387
4932 señregü at engi hastalığına tutulmuş olup burnundan irln gibi sümük akan at·III, 387
4933 sep gelinin malı olan çeyiz·I, 319
4934 septürmek çeyizlemek, çeyizle güveyin evine gönderme ği enrıretmek· II, 182
4935 sergek sarhoşun, sarhoşluk yüzünden iki tarafa sallan ınası· II, 289
4936 sergeklemek yalpalanmak, iki yana sallanmak II, 289
4937 serilmek sarsılmak, sendelemek, yalpa ile dü şeyazmak· 1. 196; II, 123
4938 serinmek sabretmek,II, 167; III, 233
4939 seriñülemek buz ve benzeri şeyler üstünden kaymak· III, 400, 410 bkz> sar ıñulamak
4940 serk saksı ve saksı kırıkları·I, 353
4941 serker haydut, yol kesen·I, 457
4942 sermek sabretmek·II, 7, 38
4943 sermek kızmak, çıkışmak, sertelmek, sert ve kaba söz söylemek,II, 38, 39;III, 181 bkz> sar ılmak, sarmak, sürmek
4944 sermetmek bir şeyi sudan åyırıp çıkartmak, süzdürmek. II, 349 bkz> sarmak, sarmalmak, sarma şmak, sarmatmak
4945 serü evlerde üzerine eşya konan raf· III, 221
4946 sesinmek niyetlenmek, hazırlanmak; (at) bağından çõzülmek üzere olmak· II, 152 bkz> se şilmek, seşlinmek, seşümek
4947 seşilgen daima çözülen·I, 524, 525
4948 seşilmek çözülmek, ayrılmak.II, 124; III, 102 bkz> sesinmek, se şlinmek, seşümek
4949 seşlinmek çözülmek, bagından boşanmak. II, 247 bkz> sesinmek, seşilmek, seşümek
4950 seşmek çözmek· II, 13, 14 bkz> şeşmek
4951 seştürmek çözdürmek, II, 184, 185, 187 bkz> şeştürmek
4952 seşük çözük, çözülmüş· I, 390
4953 seşümek gevşemek, çözüleyazmak. III, 267· bkz> sesinmek, se şilmek, 'seşlinmek,
4954 sevinç sevinç, I, 12; III, 373, 374 bkz> sefinç
4955 sevinmek sevinmek. I, 12. 100, 142, 285, 419; II, 167, 268; III, 87, 159 bkz> sevünmek
4956 sevişmek sevişmek· II, 102
4957 sevmek sevmek· II, 15; III, 175, 385
4958 sevremek seyremek· I, 103 bkz> savramak, savrımak
4959 sevritmek eşyayı boşaltmak, işi bitirmek ve işten vaz geçmek II, 332, 333, 335
4960 sevtıirmek sevdirmek.II, 185
4961 sevük sevgili, seviIen. I, 94, 390
4962 sevüklük sevgi- II, 172
4963 sevüksüz sevgisiz· II, 250
4964 sevünmek sevinmek. II, 153 bkz>
4965 sevinmek sey ; ödenek· III, 126 bkz> sayış
4966 sezinmek sezinmek, sanmak· I, 419; II, 152
4967 sézik seziş, sezme· I, 408; II, 152
4968 sézikmek sezmek· II, 117
4969 sıbızgu düdük, boru·I, 217, 246, 489 bkz> s ıbuzgu
4970 sıbuzgu düdük, boru·I, 176 bkz> sıbızgu
4971 sıçgak sıçırgan, sık sık sıçan· I, 470
4972 sıçgan sıçan, fare· I, 75, 345, 409, 438; II, 263; III, 263, 267. 282, 412
4973 sıçgan yılı Türkler'in onikili yıllarından biri· I, 345, 438
4974 sıçıtmak sıçırtmak·II, 300
4975 sıçmak sıçmak,I, 343;II, 4
4976 sıçturmak sıçtırmak .II, 184
4977 sıdırgak çatal tırnaklı olan sığır, geyik gibi hayvanların tırnakları· I, 502
4978 sıdrım sırım.I, 485 bkz> sıdrım
4979 sıdrım ışlıg er işlediği işi bitiren, başkasına bırakmayan adann·I, 485
4980 sıdrışmak sıyırmakta, kar kürümekte yardım etmek II, 211 bkz> sıdrışmak
4981 sıdıg kaftanın göğse kadar olan iki eteğinden biri.I, 374, 389 bkz> sidig
4982 sıdıg diş etleri arasındaki a(iklık·I, 374 bkz> sıgzag
4983 sıdırgan sıyırmak yaratilışında olan, daima sıyıran·I, 517
4984 sıdırmak sıyırmak· I, 517
4985 sıdrılmak sıyrılıp kaçmak, kaymak; bütün kıvrıntı ve büküntüleriyle yola bak ılmak ve düşünülmek. II, 231, 232
4986 sıdrım sıyrım; sırım· I, 517 bkz> sıdrım
4987 sıdrışmak sıyırmakta ve kar kürümekte yardım etmek· II, 211 bkz> sıdrışmak-sıg (·sig) isim sonuna getirilen benzetme eki, III, 128
4988 sıgan saç sığanmış saç, kıvırcık olmayan saç· I, 403
4989 sıgdatmak ağlatmak· II, 327 bkz> sıgtatmak, sıhtatmak
4990 sıgınmak sığınmak· II, 152, 160
4991 sıgır hanların halk ile beraber yaptığı sürgün avı- I, 364
4992 sıgır sığır· I, 364; II, 79, 189 § suv
4993 sıgırı ; manda· I, 368
4994 sıgırçık sığırcık kuşu· I, 501 bkz> sıgırçuk
4995 sıgırçuk sığırcık kuşu·I, 505 bkz> sıgırçık
4996 sıgırlamak sığırdan saymak, sığıra nispet etmek,III, 331
4997 sıgırlıg sığırlı, sığır sahibi· I, 495
4998 sıgıt ağlama, ağlayı;·I, 356 bkz> sıhıt
4999 sıgmak sığmak; tesir etmek, dokunmak, koymak·I, 183, 359, 397; II, 15
5000 sıgra iki dağ arasındaki geniş dere·I, 422
5001 sıgruşmak 51^5111-11^.II, 212
5002 sıgtamak ağlamak. III, 275, 355 bkz> sıhtamak
5003 sıgtaşmak ağlaşmak. II, 211 bkz> sıhtaşmak
5004 sıgtatmak ağlatmak, II, 360 bkz> sıgdatmak,sıxtatmak
5005 sıgturmak sığdırmak· II, 185
5006 sıgun yaban sığırı, dağ keçisi tekesi· I, 409
5007 sıgun ot kökü insana benzeyen, çiftle;me kuvveti kalmayanlarca kullan ılıp erkeğl ve dişisi bulunan ve erkeği erkeğe, dişisi kadına verilen bir ot·I, 409
5008 sıgurmak sığdırmak.II, 81
5009 sıgzag dişlerin arasındaki açıklık,I, 464 bkz> sıdıg
5010 sıgzalmak bir şeyi bir şeye sığdırmak, sıkıştırmak·II, 232, 233
5011 sıgzamak dişek ve hilâl ile diş kurcalamak; papuçta dikiş arasına parça koyarak sızgı yapmak, iki şeyin arasına bir şey sıkıştırıp koymak,III, 283
5012 sıgzıg mest ve ayakkabı gibi şeylerde iki dikiş arasına konulan sahtiyan·I, 464
5013 sıgzıg iki şeyi birleştiren kenet·I, 464
5014 sıxıt aglama·III, 275 bkz> sıgıt
5015 sıxtamak ağlamak.III, 275 bkz> sıgtamak
5016 sıxtaşmak aglaşmak·II, 211 bkz> sıgtaşmak
5017 sıxtatmak aglatmak,II, 327 bkz> sıgdatmak, sıgtatmak
5018 sık az,III, 130
5019 sıkamak el ile sığamak· III, 269
5020 sıkılmak sıkılmak· II, 125
5021 sıkırkan büyük sıçan, geme, I, 521;II, 263 bkz> sak ırkan
5022 sıkırmak ıslık çalmak·II, 83
5023 sıkış itişme, çarpışma·I, 368
5024 sıkışmak sıkışmak, sıkmakta yardım ve yarış etmek·II, 104
5025 sıklışmak sıkışmak, sıkılmak.,II, 216
5026 sıkmak sıkmak·II, 18
5027 sıkman üzüm sıkma zarnanı·I, 444
5028 sıkrışmak birlikte ıslık çalmak,II, 213
5029 sıkturmak sıktırmak, sıkılnmak,II, 186
5030 sımak kırmak; bozmak; yenmek, galebe etmek, I, 282, 382, 473; III, 249
5031 sımsımrak bir çeşit yemek· III, 136
5032 sın boy, bos· III, 138
5033 sın mezar·III, 65, 138
5034 sınalmak sınanmak·II, 126
5035 sınamak denemek, sınamak· I, 242; III, 273
5036 sınatmak sınatmak, tecrübe 0111^0^II, 312, 313
5037 sınçgan mugaylan dikeni, Lycium europeum· III, 146
5038 sındu makas· I, 418
5039 sınlıg boylu poslu· III, 138
5040 sınmak kırılmak, bozulmak, incitmek I, 254; II, 19, 29; III, 365
5041 sınuk sınık, kırılmı;· III, 365 bkz>
5042 sıñuk sııîgar bir şeyin tarafı, yanı· III, 375
5043 sıñarlamak yalnız ve yardımcısız bulduğu için zayıf görüp ôç almak· III, 409
5044 sıñarsuk iki kişi bir ata bindiğinde ikincinin oturduğu yer, III, 388
5045 sıñılamak soğuktan zırıncımak, donacak halde soğumak; çınlamak· III, 405
5046 sıñuk sınık, kırılmış· III, 365 bkz> sınuk
5047 sıp iki yaşına girmiş olan tay· I, 207, 319;III, 158
5048 sıp akur hayvan torbası· I, 487 § sıp akurı; hayvan torbası; ikl yaşındaki tayın yem yedigi yer· I, 487
5049 sır kendisiyle Çin kâseleri dlâlan ıp üzerine nakış yapılan macun, sır· I, 324
5050 sır ağustos böceginin, kalem ve kaleme benzer şeylerin çıkardığı sesi anlatan bir kelime. I, 324
5051 sır étmek (agustos böcegi) ötmek· I, 324
5052 sırıçga sırça· I, 489
5053 sırıçga çekirge· I, 489 bkz> sarıçga
5054 sırıçga er gevşek ve tembel adam, I, 489
5055 sırılmak bulaşmak, yapı;mak· II, 123, 124
5056 sırımak pislemek, siymek; sık dlkişle dlkmek· III, 262
5057 sırışmak sık dikmekte yardım etmek·II, 96
5058 sırıtmak sık diktirmek·II, 304
5059 sırlamak sırlamak, sır vurmak·III, 296
5060 sırlanmak (işe) hazırlanmak; sırlanmak·II, 246, 247
5061 sırlatmak sırlatmak·II, 346
5062 sırlıg sırlı, nakışlı.I, 324 § sırlıg ayak; sırlı kâse·I, 324
5063 sırmak eşek palanındaki teyeltl·I, 471
5064 sırt kıl, kalın kıl; bayır, yokuş, sırt, küçük dere· I, 342
5065 sırtıg herhangi bir sözün izeridir kl hepsl de ğil bir parçası anla;ılabilır·I, 463 sırtıg bulmak sözün izerini bulmak·I, 463
5066 sırtlamak kuyruğu iple bükmek; küçük bir dereden yukar ı çıkmak.III, 444
5067 sıruk sırık, çadır direği. I. 381
5068 sırukluk sırıklık,I, 503, 505
5069 sış şiş, tutmaç şişi.I, 331;II, 15, 174; III, 125bkz> şış
5070 siş şişmiş olan her nesne, yumru· III, 125, 184 bkz> s ışılmak, siş
5071 sışılmak kabına sığmayacak kadar su ile şişmek, II, 124 bkz> sış, siş
5072 sıtgalmak sığanmak, sığanılmak II, 233
5073 sıtgamak sığamak·I, 325; 111. 288
5074 sıtganmak sığanmak·II, 245, 246
5075 sıtgaşmak sıgaşmak, sığamakta yardım ve yarış etmek·II, 214
5076 sıturmak kestirmek, kıydırmak, kırdırmak. III, 187
5077 sıyumak yenmek, bozmak, yarmak.I, 123, 128
5078 sızgurmak sızdırmak, eritm·ek; arıklatmlak, zayıflatmak· II, 188
5079 sızıtmak sızdırmak, I, 374; II, 305, 306
5080 sızlag soğuk su içmekten veya buz çiğnemekten dişlerin üşüyerek uyuşması, I, 464
5081 sızlamak sızlamak, ağrımak. III, 297
5082 sızlatmak sızlatmak, soğuktan ağrı veya 'sızı duyurmak· II, 346
5083 sızlatsı(-si) sónu sâkin kelimelerde izafet edat ı· III, 209, 210
5084 sızmak sızmak, erimek; (güneş) belirmek, ucu görünmek; arıklamak, zayıflamak· II, 9, 10; III, 182
5085 sibek değirmen taşının üzerinde döndüğü demir.I, 389
5086 sibek sübek, çocuğun içine işemesi için beşiğe konan kamış,I, 389
5087 sibiz kişi alık, dalgın adam,I, 406
5088 sidük sidik·I, 389 bkz> sidük
5089 sidig kaftanın iki yanından, sağ ve sol taraflarından birisi,I, 389 bkz> sıdıg
5090 siditmek işetmek·II, 302
5091 sidmek işemek, siymek,II, 295;III, 321, 440 bkz> sitmek
5092 sidtürmek işetmek, siydirmek·II, 183 bkz> sittürmek
5093 sidük sidik, III, 321 bkz> sidük
5094 sigil siyil·I, 394
5095 sigrig dağda atlamakla geçilen yer·I, 478 bkz> sikrig
5096 sik sik,I, 201, 334
5097 sikilmek sikilmek II, 126
5098 sikiş sikiş, I, 369
5099 sikişmek sikişmek· II, 107
5100 sikitmek düzdürmek, siktirmek II, 309
5101 sikken her zaman siken·I, 401
5102 sikmek sikmek· I, 401; II, 22
5103 sikrig dağda atlamakla geçilen yer· I, 478 bkz> sigrig
5104 siktürmek siktirmek II, 186
5105 sil her yemekten tiksinen, bogazs ız insan; az yem yiyen hayvan· III, 134
5106 silig temiz, ince, yakışıklı, tatlı dilli. I, 390
5107 silkmek silkmek, III, 422, 423
5108 silkinmek silkinmek; ürpermek· II, 246
5109 sin sen· III, 138
5110 sinçü somunla yufka arası bir çeşit ekmek, pide. I, 417
5111 siñ çınlama, vızlama sesi· III, 358
5112 siñdürmek sindirmek, hazmettirmek; saklamak· III, 397 bkz> siñirmek, singürmek
5113 siñ étmek çınlamak, vızlamak· III, 358
5114 siñek sinek, sivrlsinek, karaslnek. II, 13, 352;III, 100, 367
5115 siñi içe sinen, hazmolunan, III, 368
5116 siñil kocanın kendinden küçük kız kardeşi I,57;III, 7, 366
5117 siñillenmek kız kardeş edinmek.III, 408
5118 siñir 51^1-.I, 520;III, 362
5119 siñirlemek sinir sarmak·III, 409
5120 siñirlenmek sinirlenmek, siniri çoğalmak, sinir sarılmak.III, 407
5121 siñirmek sindirmek, emdirmek III, 392 bkz> siñdürmek, siñürmek
5122 siñişmek çekilmek; başkasının parçaları arasına sinip sızmak (akarlar için) III, 394
5123 siñmek sinmek, hazmedilmek; işlemek, girmek; saklanmak, sahibine sormadan bir yere girip sinmek III, 155. 391
5124 siñürmek yutmak, hazmetmek. III, 392, 397bkz> siñdürmek, siñirmek
5125 siñüt karşılığına bir şey verilmeyen ve geri gönderilmeyen arma ğan. III, 362 bkz> süñüt
5126 sipüt karabiber, kimyon gibi yemeğe katılan bir ot· I, 356
5127 sirke sirke,I, 191, 207, 209, 430;II, 30, 138, 295, 337; III, 121, 252, 284
5128 sirke bit yumurtası, sirke· I, 430
5129 sirkelemek (bir şeye) sirke katmak; (baştan) sirke toplamak III, 353
5130 sirkelenmek sirkelenmek, (baş) bit yavrusu (sirke) ile dolmak·III, 202
5131 siş şişmiş olan her nesne, yumru. bkz> sış, sışılmak
5132 sitmek işemek II, 295 bkz> sidmek
5133 sittürmek işetmek, siydirmek·II, 183 bkz>sidtürmek
5134 siz siz, büyük ve sayılan kişilere "sen" yerinde aytanan sôz,I, 25, 339, 365. 376,407;II, 347; III, 124
5135 sizlemek aytarken büyüklemek· III, 298
5136 sizletmek siz diye aytatmak, hitap ettirmek II, 347
5137 sogan soğan, I, 409 bkz> sogun
5138 sogan yılan tulum gibi irl bir yılan· I, 409
5139 sogımak soğumak. III, 268
5140 soglımak aramak için elini koynuna sokmak· III, 297 bkz> sogl ıtmak, sogratmak, sugratmak
5141 soglıtmak aramak için elini koynuna sokturmak II 346 bkz> sogl ımak, sogratmak, sugratmak
5142 sogmak elde etmek, edinmek· II, 15 bkz> sogratmak, sogurmak, sugratmak
5143 sograşmak sormak, emmek,II, 212
5144 sogratmak aratmak, aratarak her şeyi görmek·II, 332 bkz> soglımak, soglıtmak, sogmak, sogurmak, sugratmak ;
5145 soguk soguk·I, 503
5146 soguklanmak soguk bulmak veya soğuk saymak·II, 266, 267
5147 sogukluk sogukluk için hazırlanmış·I, 503
5148 sogulgan daima çabuk soğulan, sızıp kaybolan. I, 520
5149 sogulmak (su) topraga sızıp kaybolmak, (su, süt) çekilmek, azalmak.II, 124, 125, 139, 163, 170
5150 sogun sogan. I, 409 bkz> sogan
5151 sogunlug soğanlı, I, 499
5152 sogunmak üşümek; sidikten ve benzerlerinden temizlenmek. II, 152
5153 sogur ada tavşanı, kelere benzer bir çeşit ada tavşanı.I, 363;II, 227 bkz> sugur
5154 sogurlug tavşanı çok ve bol olan·I, 494
5155 sogurmak elde etmek, edinmek·II, 15 bkz> sogmak, sogratmak, sugratmak
5156 soguşmak soğumağa yüz tutmak· II, 101
5157 sogut bumbar dolması, bumbar yemeği·I, 356 bkz> soktu
5158 sogut ekşi sütten yapılan peynir,I, 356
5159 sok aç gözlü; alçak·III, 130 bkz> suk § sok er; aç gözlü; alçak adam· III, 130
5160 sokar boynuzsuz hayvan; başı saçsız adam, I, 411 § sokar koy; boynuzsuz koyun,I, 411
5161 sokım bir agaç parçasıdır ki çam kozası şeklinde kesilerek içi oyulur, üç taraf ından delinerek okun üzerine konur,I, 397
5162 sokku havan·III, 226 bkz> soku
5163 sokluk oburluk.I, 471
5164 soklunmak sokulmak·II, 247
5165 sokluşmak birbirine sokulmak ve yerleşmek II, 216
5166 sokmak sokmak, delmek, döverek inceltmek, toplamak I, 425;II,18; III, 142 bkz> sukmak
5167 sokru izinsiz, gizlice. I, 422
5168 soktu sucuk; karaciğer, et ve baharat karıştirılarak doldurulan ve pi;irildikten sonra yenen bağırsak dolması·I, 416 bkz> sogut
5169 sokturmak sokturmak; bir nesneyi dövdü rerek inceltt ırmek.II, 185, 186
5170 soku havan. III, 226 bkz> sokku
5171 sokulmak bir şeyin içine sokulmak; dövülerek inceltilmek II, 125
5172 sokuşmak döverek inceltmekte yardım ve yarış etmek,II, 104
5173 sol sol.I, 72;III, 134
5174 solamuk solak, I, 487
5175 soluşmak solmak; yaş meyve veya sebze tazeliğini kaybetmek. II, 109
5176 son' som, içi dolu madenden olan şey·III, 138
5177 soñ bir adamın çolugu çocuğu; her şeyin ve her işin sonu, sonra·III, 357
5178 soñdamak arkasından kovalamak.III, 400, 401
5179 soñkur sonkur kuşu, yırtıcı kuşlardan biri. II, 95;III, 381
5180 soñramak kabulde tembellik etmek ve sözü ikircimlemek III, 402
5181 soñuk son, bir şeyin sonu·III, 107
5182 sorgu hacamat aygıtı, kendlsiyle kan alınacak ve emilecek aygıt ve şişe·I, 16, 425; II, 69
5183 sorışmak yüzü ek;inıek·II, 96
5184 sorıtmak emdirmek; buruşturmak, sorutmak,II, 304
5185 sormak emmek, sormak·I, 16; II, 70; III, 181
5186 sormak (sorgu) sormak, aramak. III, 181
5187 sorturmak sordurmak (sorgu) sordurmak; emdirmek II, 184
5188 sorug sorma, soru, arama; kaybolan şey, aranan şey, I, 374; II, 184
5189 sorugçı sorucu, kaybolan şeyi arayıcı· III, 242
5190 sorukmak kaybolan ;eyin arandıktan sonra haberí alınmak, aranıp sorularak salık almak·II, 115
5191 soruşmak (suyu veya teri) sormak II, 96
5192 sovuşgan solucan yüzünden olan sarılık has talıgı·I, 519
5193 soymak soymak; deri yıizmek.III, 244
5194 soysukmak soyguna uğramak·I, 21 bkz> soyukmak
5195 soyukmak malı soyulınak· III, 189 bkz> soysukmak
5196 soyulmak açılmak, dağılmak, (deri veya elbise) soyulmak. III, 190
5197 soyuşmak bir şeyi soymakta yardım etmek, III, 188
5198 söbi uzun veya sivri nesne (yuvarlak olmayan). III, 217 bkz> sub ı
5199 söge turmak sövmekte devam etmek,III, 230
5200 sögmek söğmek, sövmek I, 27;III, 184 bkz> sökmek
5201 sögtürmek sövdürmek.II, 186 bkz> söktürmek
5202 sögük küfür, sövme. I, 27
5203 sögüş sövme, sövüşme· I, 368
5204 sögüş kebap etmeye yarar oğlak veya kuzu· I, 369
5205 sögüşmek sövüşmek II, 89, 107
5206 sögüt sögüt ağacı·I, 319, 356;III, 134, 168. 369 bkz> söküt § keyik
5207 sögüt ; yaban söğüdü, III, 168
5208 sögütlenmek söğütlük olmak, II, 266
5209 sögütlüg söğüt sahibi olan, I, 506
5210 sögütlük söğütlük, sögüt ağacı biten yer, I, 506, 510
5211 söke diz üstü çökmek, III, 230
5212 sökel hasta, II, 10, 40, 216, 394; III, 181, 286, 395
5213 söke olturmak diz çökerek oturrT>ak. II, 21; III, 230
5214 söke turmak diz üstü oturmak III, 230
5215 söklünçü kebap,II, 309;III, 242
5216 söklünmek kebap edilmek, kebap etmek, kendi kendine et kebap etmek II, 248, 254
5217 sökmek sövmek·I, 27 bkz> sögmek
5218 sökmek sökmek, yarmak, yırtmak; diz çökmek,I, 444;II, 21, 22
5219 sökmen yiğitlere verilen ungun· I, 444
5220 sökmenlenmek kahramanlaşmak, kendini kahraman saymak· II, 278
5221 sökti kepek, I, 416
5222 söktürmek sövdürmek II, 186 bkz> sögtürmek
5223 söktürmek sõktürmek. II, 186
5224 sökülmek sõkülmek, bozulmak. II, 125, 126
5225 sökülmek kızartılmak, kebap 0(^010^II, 126
5226 sökünmek diz çökmek; söker görünmek II, 154
5227 söküşmek sökmekte ve yıkmakta yardım ve yarış etmek· II, 90, 107
5228 söküt söğüt ağacı· I, 319, 356; III, 134,168, 369 bkz> sögüt
5229 sömrüşmek sömrüşmek ve bunda yarış et-mek, II, 213
5230 sömürgen daima sömüren·I, 523, 525
5231 sömürmek sömürmek,II, 85
5232 sövlemek söylemek, III, 278
5233 sövlenmek fısıldamak,III, 278
5234 söz söz,I, 35, 92, 96, 122, 156, 174, 197, 215, 216, 221, 223, 227, 228, 229, 230, 243, 246, 267, 268, 269, 270, 275, 277, 290, 305, 319, 374, 383, 428, 463, 464, 515, 525;II, 9, 15, 16, 17, 23, 73, 76, 84,86,112,117, 118, 130, 133,150, 218,247, 312,315,325,3
5235 sözeñri saçma sapan söyleyen·III, 389
5236 sözkeli söze,III, 145
5237 sözkiye sözceğiz. III, 359
5238 sözlemek söylemek, konuşmak· I, 339, 402; III, 208, 296, 297
5239 sözlenmek söylemek, sözü açıklamak· II, 247
5240 sözleşmek söyleşmek, konuşnnak· II, 215;III, 104
5241 sözletmek söyletmek,II, 346
5242 subı uzun ve sivri nesne (yuvarlak olmayan)· III, 217 bkz> söbi
5243 subılamak enll şeyi söbü yapmak, ucunu sivriltmek, yanlar ını daraltmak· III, 323
5244 subımak uzamak, incelmek, söbüleşmek· III, 257
5245 subıtmak sivriltmek, söbütmek·II, 298
5246 suburgan maşatlık·I, 516 bkz> subuzgan
5247 subuzgan maşatlık .I, 516 bkz> suburgan
5248 suç suç, cürüm, bir çeyin sapmasını bildirir.I,321
5249 suçgurmak sıçrayayazmak· II, 187
5250 suçımak sıçramak. III, 258, 279 § suçımak burkımak; sıçramak· III, 279
5251 suçıtmak sıçratmak· II, 300
5252 suç kılmak sapmak, kesmemek,I, 321
5253 suç kılmak işl üzerine almaktan çekinmek. I, 321
5254 suçlunmak sıyrılmak, bir şey yerlnden çekilip çıkarılmak II, 246
5255 suçluşmak bir şeyi dışarı çekip çıkarmakta yardım ve yarış etmek·II, 215
5256 suçulmak (çiçek) açılmak, çıkmak; (elbise) çıkarmak, soyunmak; (koyun) yıizülmek. II, 122
5257 suçuşmak sıçraşmak, kalkı;mak· II, 92
5258 sudmak tükurmek, II, 81, 295; III, 132, 321, 439 bkz> sagurmak, sutmak
5259 sudturmak tükürtmek II, 183 bkz> sutturmak
5260 suduk tükrük, I, 381;III, 102, 321
5261 suf su, III, 427, 431 bkz> suv
5262 suf yün ipliklerinden elie örülen ku şak,III, 129
5263 sufsamak fısıldamak, okuyup üflemek·III, 286 bkz> suf şamak, şuvşaşmak, şuvşatmak
5264 sufşamak fısıldamak, okuyup üflemek·III, 286 bkz> sufsamak, şuvşaşmak, şuvşatmak
5265 sugdıç kışın dostlar arasında sıra ile yapılan şölen·I, 455
5266 sugratmak aratmak, aratarak her şeyi görmek·II, 332 bkz> soglımak, soglıtmak, sogmak, sogratmak, sogurmak
5267 sugur kelere benzer bir çeşit ada tavşanı.I, 363 bkz> sogur
5268 suk aç gözlü; alçak,III,130 bkz> sok § suk er
5269 sukak sığın, geyik, be/az geyik· I, 214;II, 287
5270 sukaklıg geyikli, geyiği çok olan·I, 498
5271 sukarlaç börk uzun külâh, börk,I, 493
5272 suk erıñek işaret (şahadet) parnnağı·III, 130
5273 sukımak parmağıyla gıdıklamak· III, 269
5274 sukınmak yıkanmak· II, 153, 154
5275 sukmak delmek· I, 425 bkz> sokmak
5276 suk yalñus er kendine yardım eden bir kimsesi ve arkadaşı bulunmayan, yapyalnız adam· I, 333
5277 sulak dalak· I, 411 bkz> talak
5278 sulındı erkeğin arkaya doğru salıverdiği saç· I, 449 bkz> salındı
5279 suluk sarık·III, 262 bkz> suvluk
5280 suma önce ıslatılıp sonra kurutularak öğüdülen ve bulamaç, ekmek gibi şeyler yapılan bugday, aynı suretle hazırlanıp şerbet hamurunda kullanılan arpa·III, 234
5281 sumak itaat etmek; bükülmek üzere sümek göndermek III, 248. 249
5282 sumlım Türkçe bilmeyen kimse.I, 486;II, 347
5283 sumlımak Türkçe'den başka bir dille konuşmak,III, 298
5284 sumlım Tat hiç Türkçe bilmeyen Farslı·I, 486 sumlışmak yabancı dil konuşmak·II, 216 bkz> sumluşmak
5285 sumlıtmak yabancı dil ile söyletmek,II, 347
5286 sumluşmak yabancı dil konuşmak.II, 216 bkz> sumlışmak
5287 sundılaç yund kuşu, çayır kuşu,I, 526, 529; III, 178
5288 sundırı deniz· I, 492 bkz> sundurı
5289 sundurı deniz. I, 492 bkz> sundırı
5290 sunı evin kirişleri .III, 236
5291 sun kişi yumuşak huylu, yüreği selek adam· III, 138
5292 sunmak sunmak· II, 28
5293 sunu çörek otu, Nigella sativa· III, 238
5294 sunuşmak birbirine sunmak· II, 112
5295 sunzı pire soyundan bir hayvan· I, 422
5296 suramak kullanmak· I, 428
5297 surçıtmak sürçtürmek· II, 328 bkz> sürçitmek, silrçmek
5298 surkaç lök agacı zamkı· I, 454 bkz> surkuç
5299 surkuç lõk ağacı zamkı, I, 454 bkz> surkaç
5300 surkuçlamak lõk macunu ile sap peklştirmek· III, 350
5301 surkuçlanmak lök macunu ile sıkiştırılmak, berkitilmek. II, 271
5302 surkuçlanmak yerde yaban hindibasına ben-zer bir ot bitmek, karamuk otu bltmek· II, 271 bkz> sarkaçlanmak
5303 surplamak kur'a çekmek·III, 443, 444. 446 bkz> sürllemek
5304 sur sur dudağın çıkardığı ses·III, 122
5305 sur sur öpmek şarul şurul içmek· III, 122
5306 suruş buğday başaklarındaki taneler sertleş-meden õnce başak alevde ütülür, sonra dövülerek yenir, ütme, firik I, 368
5307 suruşlamak başak ütmek, başak kavurmak·III, 335
5308 susgak susak, kendisiyle su ve benzeri ;eyler dald ırılarak alınan nesne·I, 470
5309 susık kova·I, 382
5310 sutmak tükürmek·II, 295 bkz> sagurmak, sudlmak
5311 sutturmak tukürtmek,II, 183 bkz> suğturmak
5312 suvık sıvık, cıvık, sulu, durultularak akar haline getirilen her şey; ağaç ve kuyruk gibi şeylerin upuzun ve çırıl çıplak kalmış hali· III, 164 bkz> suvuk, suv ıglanmak § suvık kudruk; katır kuyruğu gibi kılsız ve uzun kuyruk·III, 164
5313 suvuk
5314 suv su· I, 15, 20, 31, 73, 75, 79, 95, 140, 144, 155, 164, 168, 172, 177, 179. 186, 191, 194, 212, 218, 222. 246. 258, 276, 294, 312, 314. 315, 325, 369, 374, 375, 379, 387, 389, 396, 401, 424. 440, 443, 449. 450, 459, 560, 492, 493, 520, 525, 528;II, 3, 4, 5
5315 suvalmak sulanmak, su verilmek, su saç ıltnak· II, 125, 162; III, 240
5316 suvalmak (çamur vb.) sıvanmak. II, 125
5317 suvarmak sulamak, suvarmak· I, 498
5318 suvaşmak (çamur vb.) sıvamakta yardım veyarış etmek, II, 102
5319 suvgardaçı sulayan, sulayıcı· II, 256
5320 suvgarguçı sulayan, sulayıcı, su veren· II,50, 256
5321 savgarguluk sulamak hakkı olan· II, 256
5322 suvgarıglı sulayan· II, 257
5323 suvgarıgsak sulamak dileğind·e, azminde olan, II, 257
5324 suvgarımsınmak sular görünmek, suvarır gôrünmek. II, 202, 261
5325 suvgarışmak sulamakta yardım etmek·II, 201
5326 suvgarmak sulamak, su vermek.II, 44, 188, 199, 255 bkz> suvrarmak
5327 suvgartmak sulatmak, sulatmak için birini göndermek· II, 256
5328 suvgarunmak sular görünmek II, 202
5329 suvıglanmak sulu bulmak,II, 267 bkz> suvık, suvuk
5330 suvışmak sıvıklaşmak, cıvıkla;mak·II, 102
5331 suv katlışmak su kollarının kavşıtında su birbirine karışmak·I, 460
5332 suvlag hayvan sulanacak yer, yalak,I, 464
5333 suvlamak sulanmak, su içmek; sulandırmak, su koymak·III, 297 bkz>
5334 mak
5335 suvlañ dalı budağı olmayan ağaç; kıvırcık olmayıp düz olan saç,III, 386
5336 suvlanmak sulanmak, sulu olmak II, 247
5337 suvlatmak sulatmak·II, 346
5338 suvluk sarık, mendil ve benzerleri.·I, 201, 471; II, 96, 151, 215, 246, 304, 346; III, 296, 323 bkz> suluk
5339 suvrarmak sulatmak .II, 199, 200 bkz> suvgarmak
5340 suvsamak susamak· I, 281; tII, 284
5341 suvsatmak susatmak· II, 336
5342 suv sıgırı manda, dombay· I, 364, 368
5343 suvsımak sùlanmak, sulu olmak· I, 282; III, 284
5344 suvsuş buğdayın kuvveti gittikten sonra al ınan son suyu; üzerine su kat ılmış ayran, I, 460
5345 suv tirkeşi dere kolları suyunun toplandığı yer· I, 460
5346 suvulmak bkz> suvlamak
5347 suyagu horozun ayağındaki mahmuz·III, 174
5348 suyran minare ve buna benzer şeyler gibi uzun olan her nesne, I, 436
5349 asker I, 69,144,195, 249, 307, 321, 353, 371, 399, 443, 490, 516, 521; II, 5, 7, 19, 29, 190, 209, 231. 239, 245. 274, 312;III, 59, 77, 78, 81, 94, 104, 105, 114, 180, 192,208, 249, 260, 292, 305, 339
5350 sücinmek tadını bulmak, mahzuz olmak·II, 150 bkz> süçünmek
5351 süçik tatlı; içilecek şey, şarap· I, 154,157, 211, 282, 338, 373, 408; III, 164,166, 397, 427 bkz> süçük § kızıl
5352 süçik şarap·I, 408
5353 süçimek tatlılanmak ve güzelleşmek III, 258
5354 süçirmek tatlılaşmak, tatlanmak·II, 75
5355 süçişmek tatlılanmak,II, 92 bkz> süçüşmek
5356 süçitmek iyileştirmek, tatlılandırmak·II, 299, 300
5357 süçük şarap·II, 190 bkz> süçlk
5358 süçünmek tadını bulmak, mahzuz olmak, II, 150 bkz> süçinmek
5359 süçüşmek tatlılanmakII, 92 bkz> süçişmek·
5360 süglin sülün,I, 444 bkz> süvlin
5361 sügrüg kadının avret yeri·I, 478
5362 süken eşek yükünün bir tarafında olan sepet, sele gibi şeyler, seklem·I, 403
5363 süknegü et ile tirnak arasında çıkan sivilce I, 491
5364 silknemek siğile ilãç yapmak, sağaltmak·III, 301, 302
5365 süksük dağdağan denilen bir agaç, Kaloxylon ammodendron· I, 486
5366 sükül siğil· III, 301 sül ette ve ağaçta olan yaşlık ve tazelik· I, 1, 356; III, 134, 369
5367 sülemek düşmana karşı asker göndermek, savaş yapmak,III, 271, 272
5368 süllüg çiğ, pişmemiş. III, 134
5369 sümsüçik tap tatlı, pek tatlı nesne·I, 338
5370 süñiş savaşta saldırma ve süngü durtme·III, 365 bkz> süñü ş
5371 süñü süngü, mızrak, kargı·I, 349, 441, 497; II, 264; III, 337, 368
5372 süñük(g) kemik. I, 178, 235, 247, 380;II, 85, 224;III, 52, 297, 367
5373 süñüklenmek kemiklenmek, büyümek.III, 408
5374 süñülemek süngülemek, süngü ile dürtmek III, 405, 406
5375 süñüş savaşta saldırma ve süngü dürtme·III, 365 bkz> süñi ş
5376 süñüşmek çarpmak, süngüleşmek, savaşta süngüleşmek·III, 393, 394
5377 süñüt karşılıgına bir şey verilmeyen ve geri gönderilmeyen arma ğan .III, 362 bkz> siñüt
5378 süprük süprüntü; bir adama kızıldığında sõğme olarak kullanılır·II, 231
5379 süprülmek süpürülmek. II, 231
5380 süpründi sıiprıintıi.I, 493
5381 süpürgü süpürge,I, 490
5382 süpürmek süpürmek·II, 85
5383 sürçek gece toplantısı, müsamere·I, 478 bkz>sürçük
5384 sürçitmek sürçtürmek·II, 328 bkz> surçıtmak, sürçmek
5385 sürçmek sürçmek, ayak kaymak·III, 420 bkz>surç ıtmak, sürçitmek
5386 sürçük gece toplantısı, müsamere·I, 478 bkz>sürçek
5387 sürgüci sürücü·II, 51
5388 sürilemek kur'a çekmek, III, 443, 444,446 bkz>surplamak
5389 sürk soğuktan donma, katıla;ma,I, 353
5390 sürkilemek kovalamak, sürmek, kovalayıp sürerek üzerine saldırmak.III, 353 bkz> sürkülemek
5391 sürkülemek kovalamak, sürmek, kovalayıp sürerek üzerine saldırmak,III, 353 bkz> sürkilemek
5392 sürmek sürmek, kovmak, sürgün etmek; devam etmek·II, 7, 39, 51, 90,177; III, 217 bkz> sar ılmak, sarmak, sermek
5393 sürsemek sürmek istemek III, 284
5394 sürtmek sürtmek; sürmek,III, 426, 427
5395 sürtük ezilen, sürüştürülen her şey·I, 477 § sürtük işler; sürüştüren, kendis!ne sürüştürülen kadın; sevici kadın·I, 477
5396 sürtülmek sürtülmek, dövülmek; ezilmek II, 231; III, 303
5397 sürtünmek sürtünmek, 3111-11^6^ II, 245
5398 sürtürmek sürdürmek, sürttürmek·II, 184
5399 sürtüşmek sürmek ve sürtmekte yardım ve yariş etmek· II, 210, 211
5400 sürüg sürü, I, 389; III, 102
5401 sürülgen her zaman, her yerden sürülen· I, 523, 525
5402 sürülmek sürülmek; ezllmek, II, 123
5403 süründi er her yerden sürülen, sürüntü adam· I, 449
5404 sürünmek kendini kaşımak; sert bir şey dövülerek ezilmek·II, 151
5405 sürüşmek (aygır aşmak Istediğinde kısrağı) dişleyerek sürüklemek; itiçmek; borcu alacakla ödemek II, 96, 97
5406 süsgen (süsegen) çok süsen· III, 364
5407 süsgirmek süsmek istemek, süsmeğe saldırmak· II, 189 bkz> süsgürmek
5408 süşgürmek süsmek istemek, süsmeğe saldırmak· II, 189 bkz> süsgirmek
5409 süsmek süsmek·II, 293 süst(irmek süstürmek, tos yapt ırmak,II, 184 süslinmek (başını) vurur gibi görünmek· II, 152
5410 süsilşmek süsüşmek, II, 101
5411 süt süt·I, 157, 180, 181. 193, 218, 397. 398, 449, 468. 523;II,13, 37. 43, 51, 61. 66, 72. 85,101, 124, 139;III, 102, 120, 129, 167, 181, 195, 197. 198, 264
5412 sütgermek süt gibl sulu, duru yapmak,II, 189
5413 süt ötrüm mercimeğe benzer ishal veren bir ot·I, 107
5414 süvün sülün· I, 444, 447; III, 11 bkz> sügün
5415 süvri sivri·I, 422
5416 süvritmek sivriltmek·II, 332
5417 süzgün rengi kara, dikenli bir dağ ağacı·I, 443
5418 süzlünmek süzülmek·II, 247
5419 süzlüşmek süzülmek·II, 215
5420 süzme keş denilen yağsız kuru peynlr, ayran süzmesi· I, 433
5421 süzmek süzmek,I, 450;II, 9
5422 süztürmek süzdürmek·II, 184
5423 süzuk süzük, süzülmü;· I, 389
5424 süzülmek süzülnnek· II, 124, 139
5425 süzündi suv süzülmüş su· I, 449, 450
5426 süzünmek süzülür glbi görünmek· 11. 151,152
5427 şa alacalı bir kuş, III, 211 § erdemsiz şa
5428 şagılamak çağlamak· III, 324 bkz> çagılamak, , jagılamak
5429 şalaşu bir çeşit Çin dokuması· I, 446.
5430 şamuşa yenilen bir ot, poy otu· I, 446
5431 şap şap vurmada çıkan ses, yemekte ağızda çıkan şapırtı, III, 145, 146
5432 şar şar yağrnurun sağnak halinde yağmasından çıkan ses, herhangi bir akarın çıkardığı ses· I, 324 bkz> çar çar
5433 şat cüret, cesaret· I, 320 ·
5434 şav üç'ta biten ve elbise temizlenen çöven gibi bir ot· III, 155
5435 şebeng demirden yapılmış baston, cop·III, 354 bkz> şebing
5436 şebiñ küçük demir çomak, demir baston, III, 369 bkz> şebeñ
5437 şebük çabuk·I, 147
5438 şekirtük fıstık, I, 507
5439 şel şül udumsuz, yöntemsiz· I, 336
5440 şenbuy ba;ka bir davetten sonra geceleyin gidilen içki ziyaføti· lil, 239
5441 şep ivmeyi, aceleyi anlatan bir edat· I, 319
5442 şep kelmek çabuk gelmek,I, 319
5443 şeşmek çözmek·II, 293 bkz> seşmek
5444 şeştilrmek çözdürmek·II,187 bkz> se;tilrmek
5445 şın taht; sedir, III, .140
5446 şış şiş, tutmaç yedikleri ş1ş.II, 179, 282 bkz> sış
5447 şi Çin hakanlarının selâmlandığı bir kelime. III, 211
5448 şöpik meyve yenildlkten sonra atılan şey, çör çöp,I, 390 bkz> çöpik
5449 şu emir ve nehiyde sona gelerek pekitme bildiren "çu" yerine kullan ılan bir kelıme.III, 211 bkz> çu, çü, şü
5450 şuglu tilki üzümü, Solanum nigrum·I, 431
5451 şutı kırkayak, örümcek, çıyan glbi bir böcek, III, 218
5452 şuvşaşmak gizli söz fısıldaşmak· II, 350 bkz> sufsamak, sufşamak, şuvşatmak
5453 şuvşatmak fısıldatmak, II, 337 bkz> sufsamak, suf şamak, ;uvşaşmak
5454 şü emir ve nehiyde sona gelerek pekitme bildiren "çü" yerine kullan ılan bir kellme· III, 211 bkz> çu, çü, şu
5455 şük susturma edati· I, 335
5456 şük turmak sükut etmek, I, 335
5457 şünük çınar ağacı· I, 390 bkz> çarun, çünük
5458 şüñle Argu diyarında biten ve kökü yenen bir ot, III, 379
5459 şüt soy, asıl· III, 120
5460 şiltük sığır boynuzundan yapılan divit·I, 390 şütük sakal köse sakal,I, 390
5461 taba yan, taraf, cihet; "...e, ...e dogru.. ..e yan ına" aniamlarına ve Arapça "ila" ve "rağmen" karşılığında bir edat ve kelime·I, 94, 214. 425, 445; II, 103, 312; lil, 23, 216, 235, 272
5462 tabalamak kınamak, ayıplamak· III, 322, 327
5463 taban taban; deve tabanı· I, 400, 405
5464 tabanlamak (deve) tepmek, III, 342
5465 tabanlıg tabanlı,I, 499
5466 tabaru ...ya dogru, „.ya karşı anlamına edat· I, 445;III, 69, 440 tabızmak bilmece söylemek ve sormak·II, 164 bkz> tabuzmak, tapuzmak
5467 tablag rıza, muvafakat· I, 462 bkz> taplag
5468 tabuzgu(neñ) bilmece.l, 489 bkz> tabuzguk, tapzug, tapzuguk
5469 tabuzguk bilmece· I, 502; II, 164 bkz> tabuzgu, tapzug, tapzuguk
5470 tabuzmak bilmece söylemek veya sormak, I, 462; II, 86 bkz> tab ızmak, tapuzmak
5471 tada on adımdan görülebilen yer parçası· III, 220 bkz> tata
5472 tadgun Fırat ve ona benzer akan dere· I, 438
5473 tadu insanın tab'ı ve tabiatı· III, 220
5474 tadun bir yaşındaki buzağı, III, 171
5475 tadun tosuñ, iki yaşında olan sığır I, 400
5476 tafarçı yük taşıyan·III, 149
5477 tafrak çabuk, acele, kıvrak, çalı;kan·I, 468 bkz> tavrak, tofrak § tafrak i şçi; kıvrak, çalışkan işçi·I, 468
5478 tag dag,I,89,100,148.156, 160,169, 173, 179. 185, 186, 190, 212, 224, 256, 277, 278, 292, 297, 312, 325, 398, 424, 451, 466, 494, 495, 498, 499;II, 43, 50, 61, 67, 68, 77, 103, 130, 157, 238, 275, 278, 283, 288, 294, 296, 355, 357; III, 18, 106, 124. 153, 195
5479 tagar çuval, dağarcık, içerisine buğday ve başka şeyler konan nesne, harar· I, 17, 244, 411; II, 147, 306
5480 tagay dayı·III, 238
5481 tagıkmak dağa çıkmak, daga kaçmak, yozlaşmak·I, 192;II, 117
5482 tagılmak (bıçak gibi keskin ;eyler) körle şmek·II, 129 bkz> tıgmak, tigmek
5483 taglamak dağlamak· III, 294 tàglatmak daglatmak· II, 344
5484 tagna yava kasnı ağacı püsresi olup yogurtla kariştırılarak tutmaca katilan ve ona renk veren bir deva·I, 434
5485 taguzmak er etine dolgun, bodur ki;i·I, 504 bkz> takuzmak
5486 tahçek bir çeçit Çin ipeği.'I, 476 bkz> taxtu
5487 tah tah salındıktan sonra doğanı veya ;ahini çagırmak için bir nida·I, 9;III, 117, 118
5488 taxtu eğrilmeıniş ham ipek, I, 416 bkz> tahçek
5489 takagu tavuk (cins adı)· I, 217, 447; III,II, 97 bkz> takuk § t ışı takagu; tavuk· I, 447
5490 takagu yılı Türkler'in on ikili yıllarından biri I, 346, 447
5491 takı dahi. I, 73, 274, 412, 456, 468, 494;II, 110, 118, 177, 195, 263, 335, 356; III, 188, 226, 278, 378, 398 bkz> dakı
5492 takılmak takılmak, dizilmek·II, 129 takır takır ses blldiren bir kellme, I, 361 bkz> tíkir tíkir
5493 takmak takmak· II, 16, 17
5494 takturmak taktırmak, dizdirmek· II, 174
5495 takuk horoz, tavuk· II, 286; III, 114 bkz> takagu § takuk yal ıgı
5496 takuklug tavuklu,I, 497
5497 takuzmak er etlne dolgun, bodur kişi·I, 504 bkz> taguzmak
5498 tal dal, yaş dal,I, 412; 11. 105; III. 156
5499 talagu çabuk õldüren ağı; iç ağrısı·I, 447
5500 talak dalak·I, 411 bkz> sulak
5501 talas at yarı;ında, top ve çevgen oyununda çizilmi ş sınır ve gerilmiş ip·I, 366, 392 bkz> tasal
5502 talbınmak (kuş) dalbınmak, çırpınmak·II, 239, 240 bkz> talpınmak, talpırmak, talpışmak
5503 tal bodlug boyu düzgünce kişi; (en çok) ince uzun cariyeler için kullan ılır·III, 156
5504 talgag Insanı öldürecek derecede şiddetli tipi, II, 288
5505 talgan ig sara, tutarık, I, 438
5506 talgırmak kar tipisi kopmak· II, 179 bkz> talgurmak
5507 talguç hayvan sırtına yükletilen yükü sıkiştirmak için kullanılan agaç, I, 453
5508 talguk baltanın sapını sıkıştırmak Içln çakılan çivi· I, 469
5509 talgurmak kar tipisi kopmak·II, 179 bkz> talg ırmak
5510 talgurmak (mide, iç) bulanmak, karışnrtak· II, 178, 179
5511 talıg tat, lezzet·I, 408
5512 talka koruk·I, 179, 427 bkz> tarka
5513 talkalanmak koruklanmak, salkım koruk olmak, III, 201 talkan kavut, kavrulmu; dövülmü ş arpa·I, 440;II, 89, 154, 189, 190
5514 talkıg dağların çatıçtığı yer· I, 463
5515 talkıg işleri sürüncemede bırakma· I, 463
5516 talkılmak itilmek, kakılmak, defedilmek, savulmak· II, 230
5517 talkımak ayıp sayılnnak. II, 304
5518 talkışmak dürmekte ve bükmekte yardım etmek, II, 207
5519 talkıtmak işi geciktirmek; yükü çarpıtmak, çarpık yapmak; yükle ip arasına bir ağaç parçası koyarak yükü düzeltmek için bük türmek, II, 339 bkz> t ılkatmak
5520 talkmak (talkamak) zarar vermek· I, 506
5521 talku eğrilmiş, bükülmü; nesne· I, 427 § talku y ışıg
5522 talpınmak (kuş) dalbınmak, çırpınmak· II, 239, 240 bkz> talbınmak, talpırmak, talpışmak
5523 talpırmak kanat çırpmak, dalbınmak· II, 173 bkz> talbınmak, talpınmak, talpışmak
5524 talpışmak kanat çırpışmak, dalpışmak, dalgalanmak.II, 204, 205 bkz> talb ınmak, talpınmak, talpırmak
5525 talu seçme· III, 232 talulamak seçmek· III, 326, 347
5526 talvır keklik- II, 173 tam duvar, dam, kale· I, 153, 172, 176, 214, 270, 307, 348, 398;II, 13, 22, 44, 108, 146, 147, 152, 174, 177, 231, 232, 242. 325, 354; III, 32, 54, 57, 74, 81, 82, 89, 93,111,137,157, 267, 306 § tam ul ı
5527 tamak boğaz, I, 33 bkz> tamgak tamar damar· l„362; III, 201 bkz> tam ır, tamur
5528 tama tama damlaya damlaya· III, 360
5529 tamçırmak damlamak, serpilmek· II, 201 bkz> tamçurmak
5530 tamçurmak sepelemek· II, 175 bkz> tamçırmak
5531 tamdu kuvvetli, alevli ateş, tuturuk· I, 418 bkz> tamduk
5532 tamduk kuvvetli, alevli ate;, tuturuk·I, 418 bkz> tamdu
5533 tamdurmak yaktışmak. II, 176 bkz> tamturmak
5534 tamga denize ,göle veya dereye dökülen suyun bir kolu; gemilerin demlr att ıkları ìskele veya liman·I, 424
5535 tamga damga, hakanın ve başkalarının damgası, 1. 424
5536 tamgak boğaz, damak·I, 33; 467, 469 bkz> tamak
5537 tamgaklamak boğaza vurmak III, 351
5538 tamgalamak hakanın damgasını (turasını) vurmak, III, 353
5539 tamgalıg blr kişilik sofra; küçük ibrik; hakan ın damgası bulunan eşya· I, 527 bkz> tamgalık
5540 tamgalık küçük ibrlk; bir kişilik sofra; hakanın damgası bulunan eşya·I, 527 bkz> tamgalıg
5541 tamgırmak dannlayayaznıak·II,179 bkz> tamgurmak
5542 tamgurmak damlayayazmak. II, 179 bkz> tamgırmak
5543 tamındı sıv su damlası, I, 450
5544 tamınmak yağ çıkarmak, taktir etmek· II, 149
5545 tamır damar, sinir ,I, 495 bkz> tamar, tamur
5546 tamırlıg damarlı·I, 495
5547 tamışmak damlaşmak·II, 110, 111
5548 tamıtmak damlatmak· II, 311
5549 tammak damlamak· I, 60, 376; II, 26. 87; III, 123, 360
5550 tamturmak damlattirmak, damzııtmak. II, 175
5551 tamturmak yaktırmak· II, 176 bkz> tamdurmak
5552 tamu cehennem· III, 234
5553 tamu hele, cümlenln anlamını pekitme için gelen bir edat· I, 420
5554 tamulamak sıkılamak, sıkıştırmak, pekitmek· III, 327
5555 tamur damar· I, 362 bkz> tamar, tamır
5556 tamurgan her zaman kanayan, damlayan· I, 518, 524 bkz> yamurgan
5557 tamurmak (burun) kanamak, damlamak. II, 85 bkz> yamurmak
5558 tamuzmak damlatmak, damzırmak· II, 86, 164
5559 tan sabah, ak;am esen serin esinti· III, 157
5560 tançamak bozulmak, çürümek· III, 303 bkz> tançgamak, tanç ımak, tınçamak, tınçımak,tunçımak
5561 tançgamak bozulmak, çürümek· III, 303 bkz>tançamak, tanç ımak, tınçımak, tunçımak
5562 tançımak bozulmak, çürümekIII, 303 bkz> tançamak, tançgamak t ınçamak, tınçımak, tunçımak
5563 tançışmak bozulup kokuşmak II, 217
5564 tançu lokma, tıkım, III, 392 bkz> tunçu
5565 tançulamak (ağızda) çiğnemek, III, 352
5566 tanışmak birbirine karşı borçlarını inkâr etmek· II, 112
5567 tanmak inkâr etmek·III, 184
5568 tanturmak inkâr ettirmek· II, 176
5569 tanuk şahit, tanık, I, 18, 380; II, 37; III, 166
5570 tanukluk şahitlik, tanıklık; tutak· I, 503
5571 tanulmak söz söylenmek, söz geçilmek; i şaret edilmek II, 130
5572 tanumak danışmak; işaret etmek; söylemek, emretmek; tavsiye etmek· II, 112; III, 273 bkz> tanıışmak tanuşmak
5573 tanutmak başkasına söz eriştirmeyi tavsiye ve emretmek· II, 312
5574 tañ şaşacak, şaşılacak nesne, danılacak şey, acayip şey, I, 62; III, 355
5575 tañ tan, sabah vakti. I, 170, 251;III, 355, 356 tañ eski zamanlardan kalm ış olan yapı·III,356
5576 tañ elek,III, 355
5577 tañ atmak tan yeri ağarmak.III, 356
5578 tañılmak iple sarılmak.III, 395
5579 tañınmak bir sargı ile sarmak; bir işi başlı başına yapmak.III, 395
5580 tañızmak şişmek.III, 392, 393
5581 tañlamak danlamak, taaccüp etmek III, 403
5582 tañlaşmak şaşmak, taaccüp etmek,I, 395; III, 398
5583 tañlatmak danlatmak, şaşırtmak·II, 350, 359
5584 tañmak bir şey ile sarmak,III, 390
5585 tañsuk şaşılacak, acayip; nefis·III, 382
5586 tañ tuñ étmek "tan tan" diye ses vermek· III, 357 bkz> dañ duñ étmek
5587 tañuk hakanlara sefer ve benzeri zamanlarda yemek ve ipek kuma ş gibi şeylerden verilen armağan·III, 365
5588 tañuk çevgen oyünunda topu gerilen ipten geçirebilene verilen ipek kuma ş·III, 365
5589 tañuk savaşta mızrakların ve bayrakların uçlarına takılan ipek kuma;·III, 365 tap elverir, yeter,I, 318
5590 tap yaralama veya dövme izleri .III, 145
5591 tap bolmak elvermek, yetmek· I, 318
5592 tapçan erişilemeyen üzüm salkımlarını kesmek için toplayının üzerlne çıktığı sofra biçiminde üç ayaklı bir nesne· I, 435 bkz> tapçañ
5593 tapçañ eri;ilemeyen üzüm salkımlarını kesmek için toplayanın üzerlne çıktığı sofra biçiminde üç ayaklı bir nesne· III, 385 bkz> tapçan
5594 tapçurmak tapşırmak, ulaştırmak, teslim etmek· II, 175 bkz> tapşurmak
5595 tapı bir şeye razı olma· III, 216
5596 tapı ne uzun ne kısa, orta· III, 216
5597 tapındaçı tapan, tapınan· II, 168
5598 tapıngan tapınan, daima tapan, II, 168
5599 tapınguçı tapan, tapınan, II, 168
5600 tapınguluk tapınmaya hakkı olan· II, 169
5601 tapınıglı tapan, tapınan. II, 169
5602 tapınmak tapmak, tapınmak, hizmet etmek· II, 140, 160, 161, 167, 168
5603 tapış iki kişinin işlerini birbirine tapşırması, vekilleşme, yekeleşme· I, 367
5604 taplag rıza, muvafakat· I, 462 bkz> tablag
5605 taplamak kabul etmek, razı olmak· III, 293
5606 taplaşmak bir işe razı olmak, uzlaşmak II, 206 bkz> tepleşmek
5607 taplatmak razı etmek·II, 341
5608 tapluk yer yarıkları· I, 467
5609 tapmak tapmak, hizmet etmek; bulmak, sezmek· I,425; II, 3; III, 222
5610 tapraşmak sıçraşmak (yalnız deve için ).II, 217
5611 taprımak sıçramak (yalnız deve için)III, 277
5612 tapşurmak tapşırmak, ulaştırmak, teslim etmek,II, 175 bkz> tapçurmak
5613 tap tap çabuk çabuk· III, 145
5614 tapug hizmet, tapma, tapı· I, 373, 376; II, 168; III, 58, 251
5615 tapugçı hizmetçi· I, 376
5616 tapuglug devamlı hizmeti olan· I, 495
5617 tapugsak hizmet eden, hizmet etmeyl seven· II, 168; III, 377
5618 tapulmak (kaybolan şey) bulunmak, II, 119
5619 tapuzmak bilmece sormak ve säylemek·I, 462 bkz> tab ızmak, tabuzmak
5620 tapzug bilmece·I, 462 bkz> tabuzgu, tabuzguk, tapzuguk
5621 tapzuguk halkın birbirini sınamaya çektikleri bilmece·I, 462, bkz> tabuzgu, tabuzguk, tapzug
5622 tar dar·III, 97, 148. 259
5623 tar kelek, (ırmaklarda) sal, III, 148, 157
5624 tar yağ tortusu· III, 148
5625 taralmak taranmak, II, 126
5626 taramak taramak, dağıtılmak,I, 14
5627 taranmak taranmak, kendini yardımsız taramak. II, 145
5628 taraslamak bir şeyi kuvvet ile dağitmak· III, 332
5629 targak tarak, I, 14, 467
5630 targıl (attan ba;ka her hayvan için) alaca· I, 15, 482 § targ ıl yılkı; alaca hayvan·I, 482
5631 tarhan islamlık'tan önce verilmi; olan bir addır, "bey" demektir.I, 436
5632 tandaçı çiftçi·II, 51 bkz> tarıgçı
5633 tarıg ekin, bitki, arpa, buğday, tane, tohum, zahire.I, 19, 140, 154, 165, 168, 187, 193. 194, 198,203. 208, 212, 213, 223, 256, 293. 302, 320, 373, 499, 509, 514;II, 49, 74, 81, 82, 106, 124, 125. 126, 145, 159. 162, 204, 212, 219,232,238,240, 259,263,307,319,
5634 tarıg biti tahıla düşen ufak hayvan· I, 320
5635 tarıgçı çiftçi, ekinci. II, 49. 51; III, 242 bkz> tar ıdaçı
5636 tarıglag tohum ekilecek yer, tarla, ekerge· I, 496, 500
5637 tarıglanmak ekin sahibi olmak· Il, 269
5638 tarıglıg ek!n bulunan yer, ambar· I, 496 § tar ıglıg ev; buğdaylı ev· I, 501
5639 tarıglıg yér ambar·I, 496, 501
5640 tarıglık ambar·I, 503
5641 tarıkmak daralmak·II, 115
5642 tarılmak (bir nesne, õtekisi içine) da ğılmak, yayılmak; ayrtlmak· I, 15; II, 126. 209; III, 6
5643 tarılmak ekilmek· II, 126 tarım tekinlere ve Afrasyab soyundan olan hatunlara ve bunlar ın çocuklarına karşı söylenen bir kelime, Hakanlı hanları oğullarından başkasına söylenmez·I,396 § altun ta rım; büyük kadınların ungunu·I, 396
5644 tarım göllere, kumluklara dökülen çay kollar ı·I, 396
5645 tarımak (ekin) ekmek·III, 262
5646 tarımlamak ırmağı bir adadan öbür adaya atlamak suretiyle geçmek·III, 341
5647 tarımsınmak ekin eker görünmek· II, 259
5648 tarınmak yalnız başına ekmek; ekin eker görünmek II, 145, 159
5649 tarırku otları birbirine karışmamı; olan yer, otu az yer· I, 489
5650 tarıtgan ekincilik eden· I, 514;II, 319
5651 tarıtgu (ekin) ekecek· II, 321
5652 tarıtıglı çiftçllik etmek üzere olan· II, 320
5653 tarıtıglık çiftçllik yapmak hakkı olan· II, 320
5654 tarıtıgsak çiftçiliğe düşkün olan· II, 319
5655 tarıtmak eklncilik etmek, ektirmek·I, 514
5656 tarka koruk- I, 427 bkz> talka
5657 tarmak dağıtmak, yaymak, ayırmak·I, 399; III, 180, 260 bkz> taramak
5658 tarmak yırtıcı hayvanların pençesi.I, 467
5659 tarmaklanmak kol kol kuş pençesi glbl akın etmek; pençe sahibi olmak (ku ş); kol kol olmak (su)·II, 274 bkz> tarmutlanmak
5660 tarmamak tirmalamak·II, 364
5661 tarmaşmak tirmalaşmak, birlikte kaşınmak·II, 207 bkz> tırmaşmak
5662 tarmatmak tırmalatmak·II, 349, 364
5663 tarmaz ;en hıyarı·I, 457 bkz> turmuz
5664 tarmut dağların tepelerl, derelerl,I, 451
5665 tarmutlanmak (su) kollara ayrılmak· II, 270 bkz> tarmaklanmak
5666 tartar kumruya benzer bir kuş· I, 485
5667 tartıg yük ipi, denk sargısı; blr iş çıkması üzerine hakanın adamlarını çağırması·I, 462
5668 tartıgçı davetçi·I, 462
5669 tartılmak tartılmak; gerllemek vé çekilmek· II. 229, 237
5670 tartın ylyecek, başka bir yerden getirilen zahire·I, 435;III, 426
5671 tartınmak 6zlemek; acınmak; götürür görünmek,II, 240
5672 tartışmak tartışmak, taıtmada yardım etmek; germekte yardım etmek; birblrinl cezbetmekte ve çekmekte ve kurmakta yardımetmek; sızlamak,I, 230;II, 205;III, 255
5673 tartmak tartmak; cezbetmek; çekmek, uzatmak, germek; getirmek, almak, ç ıkarmak, III, 426
5674 tarumak daralmak·III,261 262
5675 tarunmak canı sıkılmak, usannnak, sıkılmak· II, 145
5676 tarus evin çatısı· I, 366; II, 105
5677 taruslamak çatı yapmak, III, 332
5678 tarutmak darla;tırmak·II, 302 ·
5679 tas her nesnenin kötüsü, bayağısı,I, 329
5680 tasal çevgen oyununda çlzilmlş sınır·I, 392 bkz> talas
5681 tasgamak tokatlamak·III, 287, 288
5682 tasgaşmak tokatlaşmak; tokatlamakta yardım ve yarış etmek,II, 220 bkz> yasgaşmak
5683 tasgatmak tokatlatmak,II, 338
5684 tàş taş, kaya,I,135,163, 254, 256, 276, 517;II, 7, 14, 23, 129, 133.184, 234; III, 58,152,187, 280. 282. 286, 372, 375. 426. 435, 447, 448
5685 taş dış, taşra, gurbet; geniş açıklık; yazı; yabancı yer·I, 91, 435;II, 74;III, 152
5686 taşak erkeklik aygıtı.I, 380, 438;III, 267
5687 taşaklıg taşaklı·I, 497
5688 taşgurn -ıak taşayazmak,II, 178, 201
5689 taşıkmak dışarı çıkmak· II, 116 bkz> çıkmak,tışıkmak
5690 taşırkan közlüg patlak gözlü, lokma gözlü· I, 521
5691 taşırmak tafirmak· I, 521
5692 taşıtgan daima taşıtan, taşınan· I, 514
5693 taşıtmak taşitmak· II, 307
5694 taşlamak taşlamak; gurbete gitmek, dışarılıklı olmak, III, 294
5695 taşlatmak taşlatmak; taşràya yollamak. II, 343
5696 taşmak taşmak·II, 12
5697 taşra dışarı·I, 424
5698 taşug taşınabilen mal, eşya, menkul mal·I, 411
5699 taşumak taşımak; çıkarıp atmak, kovmak· I, 102; III, 266
5700 taşurgan daima ta;ıran· I, 518
5701 taşurmak taşırmak, II, 78
5702 taşutmak taşitmak·I, 210
5703 tat tat, yabancı; müslüman olmayan; üygur, Farslı, Acem, Farsça konuşan·I, 36, 349, 454, 483, 486;II, 3, 216, 280, 281, 294
5704 tat kılıç ve benzeri îeylerin üzerine çöken pas· II, 281 bkz> tut
5705 tata on adımdan görülebilecek yer parças ı, III, 220 bkz> tada
5706 tatganmak tatlı bulmak, tat almak·II, 241
5707 tatıg tat, lezzet·I, 408
5708 tatıglanmak tatlanmak· II, 265
5709 tatıglıg tatlı· I, 495, 496
5710 tatıgmak tat, lezzet· I, 408
5711 tatıgsamak canı tatlı istemek, I, 279; III, 332, 333
5712 tatıg talıg tat, lezzet, I, 408
5713 Tatıkmak Tatlaşmak; Farslaşmak· II, 116, 281
5714 tatıkmak paslannnak· II, 281 bkz> tutukmak
5715 tatılmak tadılmak, tadına bakılmak, II, 120
5716 tatımak tat vermek· III, 257
5717 tatındı süt bol süt· I, 449
5718 tatınmak tadar görünnnek·II, 158
5719 tatırga tirşe denen sepilenmiş beyaz deri· I, 489
5720 tatırlıg yér toprağı düz ve sert olan yer, bozkır, I, 494
5721 tatır yér kıraç yer, I, 361 tatıtmak tadılmak, tadına tesir etmek, tat vermek, II, 299
5722 Tatlamak Fars, vé Farslı saymak· III, 293
5723 Tatlaşmak Farsça veya üygurca konuşmak, II, 206, 207ı
5724 tatlıg tatlı· I, 45, 529; III, 178, 194
5725 tatruşmak birbirine tattırmak· II, 217
5726 Tat Tavgaç üygur ve Çinli; Farslı ve Türk· I, 454;II, 280
5727 taturgan daima tattıran·I, 515, 516;II, 74
5728 taturmak tattırmak·II, 73;III, 186
5729 tavar mal, davar·I, 79, 234, 235, 238, 264, 265, 300. 303, 362;III, 310, 334, 338, 419, 420, 445, 447 bkz> tavar
5730 tavuş duygu ve kımıldanma· III, 165 bkz> tavış,tavuf
5731 tavar mal, mülk, eîya· I, 22. 79, 86, 114, 189, 210, 238, 255, 261, 264, 284, 291, 295, 362, 411, 498, 514;II, 17, 19, 29, 50, 55. 58, 61, 81, 87, 89. 93, 101, 112, 113, 121, 125, 136, 153, 154, 155, 156, 158. 183. 189, 224, 237, 249, 250, 253, 295, 296, 297, 3
5732 tavarlıg mallı, mal sahibi. I, 495
5733 tavarluk mal konan yer, hazine. I, 503
5734 tavarsak mal sever· II, 56
5735 tavgaç edi Araplar'ın "Âd ulusunun izeri" dedikleri büyük ve eski yap ılara verilen ad· I, 454
5736 Tavgaçlarmak Maçinli saymak·III, 350
5737 Tavgaçlanmak Maçin halkı kılığına girmek II, 271
5738 tavgaç yudası susam çiçeğinin (urfağının) yaprağına benzer yaprakları bulunup ilaç için kullan ılan bir
5739 ağaç· I, 454
5740 tavılguç tabarhun; innap dediklerl meyve; k ızıl ağaç; bakam ağacı; tarhun denen sebze; kızıl sõğüt, I, 488, 489 bkz> tavılku
5741 tavılku tabarhun· I, 489 bkz> tavılguç
5742 tavış duygu ve kımıldanma. III, 165 bkz> tavuş, tavuş
5743 tavışgan tavşan·I, 513, 525
5744 tavışganlaşmak öndül olarak tavşan koyup yarış (bahis) etmek· II, 226
5745 tavışgan yılı Türkler'in on ikili yıllarından biri.I, 346, 513
5746 tavmak tasarruf etmek,I, 519
5747 tavrak çabuk, acele, kıvrak, çalışkan, çabukluk· I, 156, 468, 520; III, 46, 69, 258 bkz> tafrak
5748 tavramak davranmak; büyümek, kuvyetlenmek,I, 103; III, 41, 279 bkz> tuvramak
5749 tavran şalvar uçkuru ve sapan kolu yapmak için örülmü ş ip,I, 436
5750 tavranmak davranmak·II, 240
5751 tavratası davrandıracak·II, 362 § tavratası yér; davrandıracak yer·II, 362
5752 tavratgan daima acele ettiren, daima davrand ıran·II, 360
5753 tavratgu davranılacak.II, 362 § tavratgu ogur; davran ılacak zaman·II, 362
5754 tavratguçı acele ettiren, davrandıran.II, 360
5755 tavratıglı acele ettiren ve işe başlatmak üzere olan·II, 361
5756 tavratıglık davrandırma, acele ettirme hakkı olan, II, 361
5757 tavratıgsak acele ettirmek, davrandırmak isteyen II, 360, 361
5758 tavratıgsı davrandırına, acele ettirme hakkı olan. II, 361
5759 tavratışmak ivmekte ve yürüyüşte yarış etmek, II, 363
5760 tavratma davrandırrria. II, 360
5761 tavratmak acele etmek, acele ettirmek, davrand ırmak; (ip) eğirmek· II, 330, 335, 336, 360 tavratmış kıvratılmış. II, 362 § tavratmış yıp; kıvratılmış ip, II, 362
5762 tavrattaçı acele ettiren, davrandıran· II, 360
5763 tavuş duygu ve kımıldanma· I, 367 bkz> tavuş, tavış
5764 tavuşlamak kımıldanma, duyu ve hareket belirtmek III, 335
5765 tay tay,I, 206, 207, 313; III, 71, 158
5766 tayagu taş ve tezek parçası· III, 174
5767 tayak dayak, dayangaç·I, 417; III, 166
5768 tayaklanmak dayak, baston sahibi olan III, 197 ,198
5769 tayamak dayak koymak, dayak dikmek, dayamak, III, 274
5770 tayanmak dayanmak, III, 161, 190, 191, 380
5771 tayañu mabeyinci, perdeci· III, 380
5772 taygan tazı, av köpeği. I, 421; II, 15, 343; III, 174, 175
5773 tayıg kaygın· III, 165
5774 tayışmak kaymakta yarış etmek· III, 188
5775 tayıtmak kaydırmak· II, 325, 326 bkz> tayturmak
5776 taylañ er ince, kibar, güzel, boylu boslu, rengi parlak, elbisesi temiz adam (en çok gençlerde kullanılır)· III, 386 bkz> tayuk § taylañ yigit; dalyan (daylan) gibi genç, III, 386
5777 taymak kaymak· III, 166, 243, 244
5778 tayturmak kaydırmak, 2iyındırmak· III, 192 bkz> tayıtmak
5779 tayuk er ince, kibar genç· III, 166 bkz> taylañ
5780 tayuklanmak dayılanmak, kibarlanmak. III, 197, 198
5781 taz kel, daz, boynuzsuz, bitkisiz, çorak· I, 26, 313; II, 41, 52; III, 148, 149 § taz koy; kel koyun, boynuzsuz koyun, III, 148 § taz yér; bitkisi az olan çorak yer, kel toprak·III, 148
5782 tazarmak kelle;mek· II, 77 bkz> tazgarmak, tazg ırmak
5783 taz at alacalı at· III, 148
5784 tazgarmak kelleşmek, dazlaşmak, II, 178 bkz> tazarmak, tazgırmak
5785 tazgırmak dazlaşmak, kelle;mek· II, 178 bkz> tazarmak, tazgarmak
5786 tazlamak birine kel demek, birini kel saymak. III, 293
5787 tebiz çorak yer; haset eden· I, 19, 365;II, 208
5788 tebizlik(g) çekememezlik, haset·I, 506
5789 tef dek, al, hile·I, 332 bkz> tev
5790 tefçitmek sıkıca geçmeli olarak diktlrmek· II, 329 bkz> tevçimek
5791 tegdeg sebep,I, 160 bkz> tıldag
5792 tegdi ziyaretçi.III, 230 bkz> teki
5793 tegilmek şaşıla;mak, tek gözlü olmak,II, 130
5794 tegin değin I, 349
5795 teginmek bir büyük adamın yanına gelmek veya oradan gitmek. II, 143
5796 tegiñ tekin, samur·III, 370
5797 tegir değer, kıymet·I, 352;II, 82
5798 tegirme çörek, değirmen taşı, para gibi değirmi olan her nesne·I, 490
5799 tegirmek yaklaştırmak·II, 148
5800 tegirmek deve üzerine ikl taraflı atılarak içerisine bìnilen sepetle, sepete benzer nesne· I, 506 bkz> ügürmek
5801 tegirmen değirmen, değirmen taşı· I, 369; II, 128; III, 266. 267, 282, 355
5802 tegiş değişme. I, 368
5803 tegişmek muhakeme olmak; (bir yere) değmek; dürüm dürüşmek. II, 105, 106
5804 tegme değme, her, her bir, türlü türlü·I, 157, 241, 296, 433, 434, 437, 523;II, 156, 285; III, 26 tegmek değmek, dokunmak, ermek, erişmek, varmak, yakalamak, dü;mek; hücum etmek· I, 48, 104, 167, 319, 363, 375, 410, 429, 471, 472, 522;II,19, 20,91 ,129;III,44,4
5805 tegre etraf, çevre, daire, değre,I, 310, 421, 424; II, 13, 45, 137; III, 285, 401, 422
5806 tegrek(g) herhangi bir şeyin halkası, değresi· I, 477
5807 tegü kadar, dek,III, 237
5808 tegül değil.I, 329, 393;II, 57, 68;III, 153 bkz>dag, dag ol, dag
5809 tegürgen daima degiren, eriştiren . I, 522
5810 tegürmek eriştirmek, dokundurmak, değirmek· I, 207, 335, 376; II, 84; III, 134, 158
5811 Tejik Tacık, Farslı· I, 387
5812 Tejiklemek Farslı saymak, Farslılığa nispet etmek,III, 340
5813 tek tek, sadece, bir şey dilemeyerek; gibi, benzetme edat ı,I, 334, 353, 354, 490, 497;III, 155
5814 teke teke, boynuzundan yay yapılan' erkek geyik· III, 102, 228 § teke sakal; teke sakall ı, köse adam· III, 228
5815 teki ziyaretçi· III, 230 bkz> tegdi
5816 tekiş her şeyin sonu, bitimi.I, 368
5817 tekne tekne·I, 434
5818 tekşüt değişit, karşılık, bedel·I, 451
5819 tek turmak susmak· I, 334
5820 teküz atın alnındaki akıtma,I, 507 bkz> tüküz
5821 teküzlig akıtmalı.I, 507
5822 telgemek sıkmak, can sıkmak,III, 291
5823 telgenmek kızmak, içlenmek· II, 242
5824 telik delik· I, 388
5825 telim çok, pek çok, bol, fazla, daima, hep, pek· I, 44, 73, 110, 132, 156, 157, 166, 167, 200, 235, 249, 255, 397, 427, 467, 514, 515, 520, 521, 522, 523;II, 38, 179, 241, 260, 315, 342; III, 20, 52, 159, 194, 297, 311, 323, 404
5826 telinmek delinmek· II, 147, 148
5827 telişmek delmekte yardırn ve yarış etmek, II, 108
5828 telmek delmek; sıirüye katmak· II, 22
5829 telmirmek sağa sola bakınmak (bir şey istemek için).II, 179, 180
5830 teltürmek deldirmek. II, 174, 175
5831 telü deli,çılgın III, 156, 232 bkz> telve
5832 telve deli, I, 426 bkz> telü
5833 tem tırkaz· I, 337
5834 temen büyük iğne, çuvaldız, I, 402; III, 35, 367 bkz> tümen § temen yiñne; büyük i ğne, çuvaldız· I, 402 § temen yigne; büyük igne, çuvald ız, III, 35
5835 temlemek tırkazlamak· I, 337
5836 temregü temregi· I, 491
5837 temür demir. I, 42, 187, 361, 520; II,II, 21; III, 253
5838 temıirçi demirci· III, 268
5839 temürgen ok temreni .I, 522 bkz> temürken
5840 temür kazñuk kutup yıldızı; demir kazık·III, 383 bkz> temür kazuk (kazuñuk)
5841 temür kazuk kutup yıldızı; demir kazık,III, 40 bkz> temür kazñuk
5842 temürken ok tenıreni·I, 522 bkz> temürgen
5843 temürlüg demir sahibi·I, 506
5844 temürlük demir eritllen ve süzülen yer·I, 506
5845 ten vücut·II, 307
5846 tençmek ısırmak, kötüleşmek, yoksullaşmak· II, 281;III, 303 bkz> yençimek, yunç ımak
5847 tene tane; susam, mışmiş gibi şeyler·III, 44, 236
5848 tenrimek uyuyamamaktan baş dönmek,III, 282
5849 teñğ imkân, fırsat, sıra·II, 103; III, 355 terig gõl, batakl ık·I, 528
5850 teñ denk, ögür, akran·III, 355 § teñ
5851 tuş denk, eş, küfüv·III, 355
5852 teñek hava·III, 366
5853 teñelgüç dölengeç kuşu·III, 388 bkz> terigelgün
5854 teñelgün dölengeç kuşu·III, 388 bkz> teñelgüç
5855 teñermek iki şeyi birbirine denklemek, denkle ştirmek·III, 398
5856 teñeşmek denkleşmek, ikl şey birbirine denk olmak III, 393
5857 teñil ön ayakları çizgili·III, 366
5858 Teñirgen Tanrıya tapınan bilgin.III, 389 bkz> Teñrigen
5859 teñitmek havaya doğru yükseltmek·III, 396 bkz> tüñitmek
5860 teñiz deniz·I, 100; II, 45; III, 136, 363, 370
5861 teñlemek Iki şeyi birblrine denklemek, denk etmek, denkle ştirmek. I, 427, III, 403
5862 teñlenmek işi düşünmek, çare düşünmek· III, 400
5863 teñleşmek iki şey birbirine denkle;mek, III, 398
5864 teñmek havalanmak, havaya yükşelmek, göz-den kaybolmak, III, 390
5865 teñri gök, sema· III, 377
5866 teñri büyük bir dağ, büyük bir ağaç gibi göze ulu görünen Her şey· III, 377
5867 Teñri Tanrı. I, 53, 68, 150, 171, 206. 212, 225, 266, 280, 300, 301, 304, 373, 416, 461, 472, 475;II, 3, 77, 140, 152, 160, 161, 162, 167, 169, 173, 179, 185, 192, 200, 201, 288, 294, 303, 315, 316, 324, 325, 347, 356,III, 52, 53, 84, 95, 137, 271, 273, 290, 34
5868 Teñrigen Tanrı'ya tapınan bilgin, bilgin kimse· III, 377, 389 bkz> Teñirgen
5869 Teñrigerü Tanrı'ya doğru, Tanrı'ya yõnelerek, III, 251 bkz> Teñrikeri
5870 Teñrikeri Tanrı'ya doğru, Tanrı'ya yônelerek. III, 251 bkz> Teñrigerü
5871 teñtürmek elindekini havaya doğru saldırmak, yükseltmek, III, 397
5872 teñüç saçayağı gibi yarım arşın yüksekliğinde olan her şey· III, 381
5873 teñürmek havaya doğru yükselip kaybolmak, yükselen bir ;eyl sal ıvermek. III, 392
5874 tepik tepiş, tepme· I, 27, 386
5875 tepilmek tepilmek· II, 119
5876 tepinmek tepmek, bir şeyi ayakla kımıldatmak· II, 140
5877 tepişmek tepişmek, II, 87, 113
5878 tepleşmek bir işe razı olmak, uzlaşmak· II, 206 bkz> taplaşmak
5879 tepmek dövmek, vurmak, tepmek, I, 27, 178, 386, 526; II, 3, 33, 113
5880 tepremek tepremek, kımıldamak III, 277
5881 teprenmek teprenmek,II, 240
5882 tepreşmek oynamak, tepreşmek, kaynaşmak· I, 88;II, 204
5883 tepretesi tepretilecek.II, 362 § tepretesi yér; tepretilecek yer·II, 362
5884 tepretgen çok tepreten·II, 360
5885 tepretgü tepretilecek,II, 362 § tepretgü ogur
5886 tepretgüçi tepreten,II, 360
5887 tepretíglik tepretme hakkı olan·II, 361
5888 tepretigsek tepretmek dlleğinde olan· II, 360. 361
5889 tepretigsi tepretmek hakkı olan ve tepretmekte acele eden· II, 362
5890 tepretişmek tepretmekte yardım ve yarış etmek· II, 363
5891 tepretme teprendirme. II, 360
5892 tepretmek tepretmek, teprendirmek, kımıldatmak, saldırmak; (yalnız deve için) sıçratmak, II, 329, 330, 360
5893 tepretmiş tepretilmiş, II, 362 § tepretmiş neñ
5894 tepretteci tepreten· II, 360
5895 tepsemek haset etmek, günülemek, çekememek· I, 463; III, 283 bkz> tepzemek
5896 tepsetmek haset ettirmek· II, 336 bkz> tepzetmek
5897 tepük kurşun eritilerek iğ ağırşağı şeklinde dökülür, üzerine keçi kılı veya başka bir şey sarılır,
5898 çocuklar bunu teperek oynarlar· I, 386
5899 tepzemek haset etmek, günülemek, çekememek, I, 19; III, 283 bkz> tepsemek
5900 tepzeşmek hasetleşmek· II, 206 tepzetmek haset ettirnşek, II, 335, 336, bkz> tepsetmek
5901 ter ter, I, 181, 322, 466; 11. 96, 273, 279, 303, 336;III, 148, 196
5902 ter ücret, çalışana verilen para· III, 148, 212
5903 ter atmak beden teri dışarı atrnak·II, 303
5904 teritmek teri ötmek
5905 ter bolmak terlemek, utanmak, mahcup olmak·I, 322
5906 terçi ücretle çalışan, ırgat·I, 417; III, 148
5907 tergüşi deren, toplayan·II, 51
5908 teri deri, I, 70, 165, 306; II, 149, 229, 231, 303, 354; III, 188, 190, 221, 244, 392
5909 terigsek dermeyi, toplamayı dileyen· II, 55
5910 terinçek iki parçadan yapılan kadın carı· I, 510
5911 teriñ (yalnız su için) engin, geniş, derin, her derin ve çok şey· III, 370
5912 teringüklenmek (su) derlnlemek, ;oğalmak· III, 411
5913 teri ötmek ter derlden geçmek,II, 303 bkz> ter atmak, teritmek
5914 teritmek terlemek·II, 303, 304 bkz> ter atmak, teri ötmek
5915 terk tez, çabuk,I, 350, 441 bkz> terkin
5916 terken egemen, hükümdar, mellk; vilâyet üzerine vali olan kimseye kar şı hakanlann aytası; "kendisine itaat edilen" anlam ına I, 376, 441, 442; 11. 209
5917 terkin toplu olan, toplanmiî olan her şey· I. 442, 443;II, 209
5918 terkin tez, çabuk,I, 441 bkz> terk
5919 terk kelmek tez gelmek· I, 350
5920 terk kılmak çabuk olmak· I, 350
5921 terklemek ivmek, acele etmek· III, 445
5922 terlemek terlemek; kaşağılamak, gebrelemek, silmek· III, 293
5923 terlenmek terlemek, II, 242, 254
5924 terletmek terletmek· II, 342
5925 terlik teri çekmek için eğerln veya palanın altına konulan keçe·I, 476
5926 terñek su sızıntısı, su blrikintísi; kaynak, II, 291, 328 bkz> terñük
5927 terñük kaynak· II, 6 bkz> terñek
5928 ters güç olan her nesne· I, 348
5929 tersinmek terslemek, kızmak; (yara kapandıktan sonra) azmak· II, 240, 241
5930 ters ters urmak her yanından, her yanına vurmak· I, 348
5931 tes obanma edatı·I, 328 § tesdegirme; des- değirmi·I, 328
5932 teşik obur, karnı dolduğu halde gözü dolmayan kişi·I, 387 bkz> teşüklemek
5933 teşilmek yarılmak, değilmek II, 127, 128
5934 teşrüm eğrilmiş ip yumağı· I, 485 bkz> tüşrüm
5935 teşük taşagı yarık; deşik, yarık, I, 387
5936 teşüklemek obur, aç gözlü saymak, III, 340 bkz> te şik
5937 tetik akıllL III, 33 bkz> teytik
5938 tetrü her şeyin tersine dönüşü· I, 420
5939 tetrülmek çevrilmek, ters olmak, kötü olmak, kötüle şmek·II, 229, 230
5940 teve deve·III, 139 bkz> deve, devey, tevey, teve, tevey, tevi, tévi, tivi
5941 tevey deve· III, 314, 342,447 bkz> deve, devey, teve, tevey, tevi, tévi, tivi
5942 tev al, hile, aldatma,I, 332 bkz> tef
5943 tevçimek oyulkamak, seyrekçe dikmek·III, 276 bkz> tefçitmek
5944 teve deve·II, 181 bkz> deve, devey, teve, tevey, tevey, tevl, tévi, tivi
5945 tevey deve, I, 31; II, 84, 195, 206, 217, 255, 256, 329, 351;III, 49, 60, 67, 113, 136, 140, 168, 186, 200, 225, 309 bkz> deve, devey teve, tevey, teve, tevi, tévi, tivi
5946 tevgen her zaman 0126^I, 401
5947 tevi deve· 1. 127, 385, 485;II, 21, 75, 246, 252, 338; III, 139, 277. 287 bkz> deve, devey, teve, tevey, teve, tevey, tévi, tivi
5948 tevinmek tasalanmak, utanmak, sıkılmak, II, 147
5949 tevişmek şişe et dizmekte yardım ve yarış etmek· II, 102 bkz> tüvi;mek
5950 tevlüg alcı, aldatıcı· I, 477; III, 33 bkz> tevlük
5951 tevlüglenmek kendini hileci saymak, hileci olmak, II, 277 bkz> tevlüklenmek
5952 tevlük alcı, hileci, aldatıcı, III, 33 bkz; tevlüg
5953 tevlüklenmek kendini hileci saymak, hileci olmak, II, 277 bkz> tevlüglenmek
5954 tevmek eti şişe saplamak, dizmek. I, 401; II, 15
5955 tevsi tepsi, sofra· I, 423; III, 50
5956 tevşelmek ufalanmak; karışmak. II, 235, 236 bkz> tevşülmek
5957 tevşemek karı;mak, dolaşmak (ip), III, 286
5958 tevşetmek karıştırmak, dolaştırmak (ip); birinin terini burçaklat ıncaya kadar yormak, II, 336
5959 tevşinmek çalışmak, çırpınmak. II, 241 bkz> tevşünmek
5960 tevşülmek karışmak· II, 236 bkz> tevşelmek
5961 tevşünmek çalışmak, çırpınmak· II, 241 bkz> tevşinmek
5962 tevürgen her zaman çeviren·I, 521 § evürgen tevilrgen; her zaman evirlp çeviren· I, 521
5963 tevürmek çevirmek·II, 82 § evürdi tevürdi; evirip çevirdi, alt üst etti; tasarruf etti· II, 81
5964 teyitilmek akıllanmak, zekile;mek· II, 121
5965 teytik akıllı, zeki· III, 33 bkz> tetik
5966 tezek tezek, at gübresi· I, 386
5967 tezeklemek pislemek. III, 340
5968 tezgek (er) işten ve işe benzer şeylerden kaçan, çekingen· II, 289 bkz> tezik
5969 tezgi düşman gelmesi yüzünden halk arasında olan ürkuntü, panik· I, 429 bkz> tezik
5970 tezgi bolmak düşman gelmesi yüzünden ürküntü meydana gelmek, I, 429
5971 tezginç dağ dönemeci, dağ büklümü· III, 387 bkz> yörgenç
5972 tezginç yol büküntülü, kıvrımlı yol- III, 387
5973 tezginmek dönmek, tavaf etmek; çevrilmek· II, 241, 255, 303, 312
5974 tezik halk arasında ürküntü, panik, I, 387 bkz> tezgi
5975 tèzik (kişi) işten kaçan kimse· I, 387 bkz>tezgek
5976 tezinmek kaçar görünmek.II, 146
5977 tezişmek blrbirinden kaçışmak, II, 99
5978 tezitmek kaçırmak, II, 305
5979 tezmek kaçmak, tezlkrnek· II, 8
5980 tégin aslında "köle" anlamına; sonraları hakan okullarına verilen ungun· I, 355, 357, 413; III, 368 bkz> tigin § kümüş tégin; rengi gümüş gibi saf köle· I, 413 § alp tégin; yi ğit köle I, 413 § kutlug tégin; uğurlu köle. I, 413
5981 tégit tegin kelimesinin çoğul şekli.I, 355, 356
5982 témek demek, söylemek·I, 43, 74, 79, 87, 127, 178, 403;II, 287; III, 214, 215, 233. 245, 247, 259 bkz> timek
5983 témin demin·I, 409
5984 térgelir dermek, toplamak üzere o1an· II, 67
5985 térgeşmek arka arkaya gelerek derleşmek· II, 206 bkz> tirkeşmek
5986 térgi sofra, I, 429; II, 54 bkz> térgü
5987 térgü sofra üzerindeki çeîitli yemek; s ıra, dizi·I, 428 bkz> térgi
5988 térig derme, derl{; dernek, derge,I, 388; II, 41 bkz> tirik
5989 térilgen her zaman derilen, toplanan·I, 521, 523
5990 térilmek derilmek, toplanmak· II, 127; III, 6
5991 térimsinmek derer gibi görünmek· II, 261
5992 térinmek kendisine dermek, II, 146
5993 térişmek toplanmak, toplamakta ve dermekte yard ım ve yarış etmek· I, 107; II, 95, 96
5994 térkek bohça· II, 21
5995 térmek dermek, toplamak· II, 39, 44, 62, 66, 83; III, 181
5996 térnek dernek, işlerini konuşmak için ulusun toplandığı yer· I, 477
5997 tétürmek söyletmek, dedirtmek. III, 186
5998 tévi deve· I, 389,499 bkz> deve, devey, teve, tevey, teve, tevey, tevi, tivi
5999 tıdış engellik, engel oluş· I, 407
6000 tıdıglıg neñ kendisine varılması yasak edilmiş nesne· I, 496
6001 tıdıgmak bir şeyden alıkoyma, engel o1ma· I, 373
6002 tıdılmak kaçınmak, çekinmek, alıkoymak, engel olmäk·II, 126 bkz> t ıdınmak
6003 tıdın vakit bildiren bir kelime· III, 171
6004 tıdındı nerig esirgenen, yasak edilen şey·I, 449
6005 tıdınmak kaçınmak, esirgenmek, yasak edilmek I, 449;II, 144, 145 bkz> t ıdılmak
6006 tıdışmak engel olmakta, alıkoymakta yarış etmek· II, 93
6007 tıdlınmak kaçınmak, tıyınmak; söz söylerken duraklamak. II, 242
6008 tıdmak geri koymak, men etmek· II, 292; III, 244, 439 bkz> t ıtmak, tıymak
6009 tıg al ile doru arası at rengi, konur al· III, 127
6010 tıgdamak diğrek, sert, katı olmak III, 278 bkz> tıgramak, yavramak
6011 tıgmak eğmek; değmek; bir yere değerek keskinliği gitmek, körleşmek I, 307;II, 14, 83;III, 231 bkz> tagılmak, tigmek
6012 tıgrak yılmaz; yiğit, bahadır· I, 468; II, 212
6013 tıgrak elçi, haberci, postacı· III, 65
6014 tıgraklanmak yiğitlik göstermek, yiğitlenmek· II, 274
6015 tıgramak diğrek, katı, sert olmak· III, 277, 278 bkz> tıgdamak, yavramak
6016 tıgraşmak gürbüzleşnıek, bahadırlaşmak. II, 212
6017 tıgratmak sıkıştırmak; becerikli, tıgrak yapmak, II, 330
6018 tıkılamak tık diye ses vermek· III, 326 bkz> tiki, tíkilemek
6019 tıkıtmak tıkılmak, sıkışmak,II, 129
6020 tıkınmak teperek tıkmak, doldurmak, fazla yemek· II, 147
6021 tıkışmak tikılmak, sıkı;mak· II, 104
6022 tıkıtmak tıktırmak, sıkı;tırmak· II, 308
6023 tıkma (üzüm) sıkışık, birbirine girmiş (üzürn)· II, 16
6024 tıkmak tıkmak, doldurmak·II, 16
6025 tıkturmak tıktırmak, bastırmak· II, 174
6026 tıl dil, söz, lûgat·I, 107, 335, 336, 429;II, 20; III, 43, 133, 134, 161
6027 tıl durumunu öğrenmek için düşmandan yakalanan tutsak, çaşıt, casus· I, 336; III, 134
6028 tılak kadının kadınlık aygıtı, avret yeri,I, 335, 411
6029 tıldag bahane, I, 160, 462 bkz> tegdeg
6030 tılıkmak konuşmak, haber vermek; dile düşmek· II, 116, 117
6031 tılkatmak işi geciktirmek; yükü çarpitmak, çarp ık yapmak; yükle ip arasına ağaç parçası koyarak yükü düzeltmek için büktürmek. II, 339 bkz> talk ıtmak
6032 tıllıg dilli· III, 313
6033 tıl tegürmek dil uzatmak, söz dökundurmak, dille (sözle) incitmek.I, 336
6034 tıl tutmak düşmanın durumunu õğrenmek üzere blr adam yakalamak·I, 336;III, 134
6035 tın ruh, nefes, soluk· I, 164, 177. 179. 192, 249, 339;II, 118, 283 bkz> t ınıg
6036 tın dinmiş; haylaz, işslz; tembelleşmiş, harın- lafmış III, 138
6037 tınçamak bozulmak, çürümek, III, 303 bkz>tançamak, tançgamak, tanç ımak, tınçımak, tunçımak
6038 tınçımak bozulmak, çürümek, III, 276, 303 bkz> tançamak, tançgamak, tanç ımak, tınçamak, tunçımak
6039 tındurmak rahatettirmek, dinlendirmek,11,176
6040 tınıg nefes alma, soluk alma· II, 40 bkz> t ın
6041 tınılmak dinlenilmek, rahat edilmek. II, 130, 131
6042 tınma susma· II, 28
6043 tınmak dinlenmek, solumak, nefes almak; dinmek, sonu gelmek,I, 206, 207, 529; II. 28, 40, 176, 204, 316;III, 158 tın
6044 tııt sus·II, 28
6045 tıñılamak agır bir şey yere düşerek ses vermek,III, 404 bkz> tiñilemek
6046 tıñlamak dinlemek·III, 403 bkz> tlñlemek
6047 tiñlaşmak dinlemekte yarış etmek·III, 398
6048 tiñlatmak dinletmek-II, 359
6049 tırmalmak tırmalamak II, 230
6050 tırmaşmak tırmaşmak, kaşınmak·II, 207 bkz> tarmaşmak
6051 tırñak tırnak.I, 134, 177;III, 382
6052 tırt tekrarlanarak "cart" diye ses vermek·I, 341
6053 tış diş,I, 464;II, 20, 97, 110,III, 209, 311, 334; III, 25, 73, 125, 216, 254, 270, 272, 280, 283, 297
6054 tış sapan demiri·III, 125
6055 tış alın akıntisı gözü önüne varıp kulaklarına çıkmayan ve burnuna inmeyen ikìsi ortas ı kalan at·III, 125
6056 tışı dişi, her hayvanın dişisi; kadın· I, 396, 400, 447, 529; II, 102; III, 6, 178, 224, 229 bkz>tí şi tışıkmak dışarı çıkmak·II, 116 bkz> çıkmak, taşıkmak
6057 tışı takagu tavuk·I, 447
6058 tışlatmak dişletmek.II, 343, 344
6059 tıt dağda biten çam fıstığı ağacı, Pinuslarix. III, 120
6060 tıtılmak didilmek II, 120
6061 tıtışmak ditmekte yardım etmek, yırtılmak· II, 89 bkz> titişmek
6062 tıtlanmak çamlanmak, çam sahibi olmak· III, 199
6063 tıtmak geri koymak men etmek· II, 292 bkz> tıdmak, tıymak
6064 tıtmak ditmek, ziyadesiyle parçalanmak, II, 292
6065 tıymak men etmek· III, 244 bkz> tıdmak, tıtmak
6066 tigin aslında "köle" anlamına iken sonra hakan oğullarına verilen ungun· I, 355 ,357, 413; III, 368 bkz> tégin
6067 tigmek egmek, III, 231 bkz> tagılmak, tıgmak
6068 tigretmek ses çıkartarak, hışıldatarak yürütmek,II, 330, 331 bkz> tikretmek
6069 tikemek dikmege gücü yetmek· I, 117
6070 tiken diken·I, 204, 400;II, 215, 280;III, 44 bkz> tikken
6071 tiki geceleri işitilen ses,III, 230 bkz> tıkılamak,tikilemek
6072 tikiglig dikilmiş (elbise),I, 509 bkz> tikiklig
6073 tikiklig dikilmiş.I, 509 bkz> tikiglig
6074 tikilemek ses, hışırtı çıkarmak,III, 326 bkz> tıkılamak, tiki
6075 tikilmek dikilmek, (ağaç) dikilmek, bir şeyi dikine koymak,II, 130
6076 tikim parça, I, 396 bkz> tikkü, tikü tikir
6077 tikir at nalının çıkardığı sesi bildiren bir kelime. I, 361 bkz> tak ır takır
6078 tikişmek (agaç, elbise) dikmekte yardım etmek, II, 106, 113
6079 tikken diken, I, 401 bkz> tiken
6080 tikkü parça, lokma· III, 229 bkz> tlkim, tikü
6081 tiklinmek (ağaç ve benzeri) dikilmek. II, 244
6082 tiklişmek (ağaç ve benzeri) dikilrnek. II, 207
6083 tikme (neıíğ) dikilmiş (nesne), I, 433
6084 tikmek bir şeyi delmek, dürtmek, sokmak, (ağaç) dikmek, bir şeyi dikey hale getirmek; (diki ş) dikmek. I, 195, 201; II, 20; III, 25, 367 § tikmeginçe; dikilmedikçe· II, 21
6085 tikremek ses vermek; gelişmek, yeti;mek. II, 280
6086 tikreşmek ses vermek; büyüyüp serpilmek. II, 209
6087 tikretmek ses çıkartmak, hışıldatarak yürümek·II, 330, 331 bkz> tigretmek
6088 tiktürmek (dikiş) diktirmek· II, 174
6089 tikü parça, lokma·III, 229 bkz> tikim, tikkü
6090 tiküç ekmekçilerin ekmek üzerine nak ış yapmak için kullandıkları nesne, kuş yeleği·I, 358
6091 tikülemek lokma lokma vermek; rüşvet vermek·III, 326
6092 tildürmek dildirmek· 11.176 bkz> tiltürmek
6093 tilek dilek,I, 412;II, 148; III, 90
6094 tilemek dilemek, istemek; beklemek, aramak·I, 21, 36, 51, 126, 252, 459;II, 8, 112, 260, 262; III, 87, 90, 143, 271
6095 tilemsinmek diler, ister gibi görünmek·II, 259, 261
6096 tilenmek aranmak, dilenmek· I, 407; III, 43
6097 tileşmek dilemekte yanş etmek·II, 108
6098 tiletmek istetmek, diletmek. II, 310
6099 tilge dilim, uzunlamasına kesilen her şey·I, 429 bkz> tilim
6100 tili ok temreni üzerine sarılan sırım,III, 233
6101 tilim dilim.I, 397 bkz> tílge
6102 tilimsinmek dilim yapar görünmek·II, 262
6103 tilinmek uzunlamasına dilinmek·II, 149
6104 tillşmek dilmekte yardım ve yarış etmek· II, 108
6105 tilki tilki· II, 343 bkz> tilkü
6106 tilkü tilki.I, 54, 421, 429; II, 15; III, 5, 175, 244 bkz> tilki
6107 tilkülenmek tilkilik etmek, yaltaklanmak· III, 202
6108 tilmek dilmek, uzunluğuna yarmak veya kesmek, II, 23
6109 tiltürmek dildirmek. II, 175 bkz> tildürmek
6110 tim şarap dolu tulum; şarap satan, III, 136
6111 timci şarap satan, meyhaneci·III, 136
6112 timek demek· III, 231 bkz> témek
6113 tin yular I, 339;III, 138 § tin tizgin; yular dizgin· I, 339
6114 tiñ dik- III, 356
6115 tiñilemek ağır bir şey yere düşerek ses vermek· III, 404 bkz> tıñılamak ,
6116 tiñlemek dinlemek .I, 96 bkz> tıñlamak
6117 tiñ turmak dik durmak·I, 356
6118 tiregü direk, kendisine bir ;ey dayan ılan ve kendisiyle bir şey durdurulan her nesne, direcen ve buna benzer şeyler,I, 447
6119 tirek direk; kavak·I, 387, 412
6120 tireklig direk sahibi. I, 509
6121 tireklik direklik ağaç yetişen yer, kavaklık; direklik· I, 509, 511
6122 tiremek dayak veya direk dikmek· III, 262
6123 tirenmek dayanmak; direnmek, çekinmek· II, 14S, 146;III, 233
6124 tireşmek direşmek, çekinmek, diremek, şıkıntidan yürümez olmak (hayvan); çeki şmek· I, 414; II, 95, 96
6125 tirgürmek diriltmek II, 179, 200, 324; III, 424
6126 tirig diri, canlı, yaîayan· I, 14, 62, 386; III, 333 § tirigle; diri iken, hayatta iken. III, 257
6127 tirik derme, deriş; dernek, derge· I, 388 bkz> térig
6128 tirilgen her zaman yaşayan· I, 523, 524
6129 tirilmek dirilmek, yaşamak· I, 14; II, 127, 139, 200, 324; III, 6, 65
6130 tiriñ kulağın tınlamasına benzer sesi bildiren kelime. III, 370
6131 tiriñ étmek tın etmek· III, 370
6132 tiriñ éttürmek tın etmek III, 370
6133 tirkeş yığlışma; kalabalık yüzünden yürümekte güçlük·I, 460 § suv tirke şi; dere kollarının suyunun toplandığı yer·I, 460
6134 tirkeşmek toplanmak, toplaşmak, derleşmek·I,149,459; III, 65 bkz> térgeşmek
6135 tirsgek göz kapaklarında çıkan sivilce, it dirseği, arpacı·k. III, 424
6136 tirsgek dirsek· III, 424
6137 tişek şişek, iki yaşını bitirerek üçüne basmış olan koyun· I, 387
6138 tişelmek bilenmek, di;enmek· II, 128
6139 tişemek dişemek· III, 266, 267
6140 tişetmek dişetnnek, II, 307
6141 tişi dişi, her hayvanın dişisi; kadın·I, 396, 400,447, 529;II, 102; III, 6, 178, 224. 229 bkz> t ışı
6142 tişlemek dişlemek, dişle ısırmak· III, 294
6143 tişlenmek dişlenmek; dişenmek, bilenmek II, 244
6144 titig (yara, ağrı) acıma, acıyı;·I, 386
6145 titik çamur·I, 386, 506;III, 297 § oçakl ık
6146 titik çamur ve çamura benzer ocak yapılacak her nesne·I, 150
6147 titinmek dayanmak, direnmek, dik bakmak· II, 144
6148 títinü bakmak dik, keskin bakmak, II, 144
6149 titir dişi deve·I, 361; III, 291
6150 titişmek ditmekte yardım ve yarış etmek; yırtılmak.II, 89 bkz> tıtışmak
6151 titiz tadı hel;le glbi kekremsi olan·I, 365
6152 titizlik kek^elik.I, 506
6153 titmek (yara) acımak·I, 386
6154 titmek direnmek, karşı koymak; dik bakmak·II, 292
6155 titreşmek titreşmek II, 217, 218
6156 titrü bakmak dik bakmak, keskin gözle bakmak, II, 292; III, 272
6157 tivi deve,III, 139 bkz> deve, devey, teve, tevey, teve, tevey, tevi, tévi
6158 tiz yüksek yer· II, 344; III, 123 § tar ıg art tiz; Kaşgar'a yakın bir yayla· III, 123
6159 tíz diz,III, 123
6160 tizgin dizgin, I, 339, 424
6161 tizig (tizik) sıra, saf, dizi. I, 214, 387
6162 tizildürük çedik ve mest gibi çeylerin ucuna tak ılan pullar·I, 529
6163 tizilmek dizilmek·I, 233, 331;II, 127;III, 131
6164 tizim dizi· I, 396
6165 tizinmek dizinmek. II, 146
6166 tizişmek dizmekte yardım ve yarış etmek·II, 100
6167 tizlemek dizle ezmek, çiğnemek III, 293, 294
6168 tizletmek dizletmek, dizle teptirmek·II, 342
6169 tizlinmek dizilmek·II, 243
6170 tizme alvarın uçkurluğu, torbanın bağı ve buna benzer nesneler·I, 433
6171 tizmek dizmek·II, 9, 31
6172 to bulamaç gibi pişirllen blr un· III, 207
6173 todunmak doyar gibi gõrünmek· II, 144 tod toy ku şu· III, 142 bkz> toh, toy
6174 todgurdaçı doyuran, doyurucu· II, 256
6175 todgurgan her zaman doyuran· I, 517; II, 256 bkz> todurgan
6176 todgurçı doyuran· II, 256 todgurguluk doyurmak hakk ı olan,II, 256
6177 todgurmak doyurmak, bıktırmak·I, 261; II, 76, 176, 177, 255, 324; III, 424 bkz> to ğurmak
6178 todgurmış doyurulmu;· II, 257
6179 todgurtmak doyurtmak. II, 256
6180 todguruglı doyuran·II, 257
6181 todgurumsınmak doyurur görünmek·II, 263 bkz> todgurunmak
6182 todgurunmak doyurur görünmek.II, 202 bkz> todgurums ınmak
6183 todguruşmak doyurmada yarış etmek·II, 201
6184 todmak doymak.I, 32;II, 324;III, 244, 439 bkz> toymak
6185 todurgan her zaman doyuran·I, 517;II, 256 bkz> todgurgan
6186 todurmak doyurmak·II, 76;III, 68 bkz> todgurmak
6187 tog at ayaklarının kazdıgı çukurlardan çıkan toz, toz,III, 127
6188 toga hastalık, iç ağırlIğı. III, 224
6189 togmak doğmak, meydana çıkmak, belirmek; yükselmek, havalanmak, gö ğe ağmak· I, 65, 96, 301, 332, 340, 429, 456;II, 14, 80, 128; III, 183,194, 247, 282, 333, 378 § kün togs ıg dogu·I, 463
6190 togradaçı dograyan, dograyıcı. III, 314 bkz> tograguçı
6191 togragan daima dograyan·III, 314
6192 togragı doğrama· III, 317
6193 tograglı doğramayı düşünen. III, 315
6194 tograglık dogramak hakkı olan·III, 315 bkz; tograksık
6195 togragsak dogramak isteyen,III, 314
6196 togragsık dogramak hakkı olan·III, 315 bkz> tograglık
6197 togragu doğranacak· III, 317
6198 tograguçı dograyan, dograyıcı.III, 314 bkz> togradaçı
6199 tograk kavak agacı· I, 468
6200 togralmak doğranmak, parçalanmak, (ayakta ve dokumada) yar ıklar peyda olmak· II, 230
6201 tograma dograına. III, 311
6202 togramadaçı doğramayıcı. III, 316
6203 togramaglı dograyan. III, 316
6204 togramak dogramak· I, 125; II, 278; III, 277, 278, 311, 312, 313, 316
6205 togramış doğranmış,III, 316
6206 togranmak dograr görünmek. II, 240
6207 tograşmak doğramakta yardım etmek, parçalanmak ve yarılmak.II, 211, 212
6208 togratmak dogratmak,II, 330
6209 togrıl yırtıcı ku;lardan bir kuş, bin kaz öldürür, bir tanesini yer; erkek ad ı da olur· I, 482;III, 381
6210 togrıl et ve baharatla doldurulan ba ğırsak, bumbar dolması,I, 482
6211 togrumak doğrulmak, yönelmek.II, 80
6212 togruşmak yola duruşmak, yürümekte yariş etmek,II, 212
6213 togturmak dogurtmak· II, 173 bkz> togurtturmak
6214 togurmak doğurmak· II, 80
6215 togurtturmak doğurtmak·II, 173 bkz> togturmak
6216 toh toy kuşu, III, 142 bkz> tod, toy
6217 tok tok, aç olmayan; saçsız insan; boynuzsuz hayvan,I, 79, 332, 358, 387;III, 239 § tok er; başında Türkler gibi saçı olmayan, Türkler gibi saç bırakmayan·I, 332, 358 § tok yılkı; boynuzsuz hayvan·I, 332
6218 tokılmak dövülmek, dokunmak, adam dövülmek I, 21; II, 129 bkz> tokulmak
6219 tokımak (insan) dövmek, (demir) dövmek, vurmak, çarpmak; dokumak; dokunmak; götürmek ve batirmak· I, 12. 21; III, 268
6220 tokımak tokmak, çamaşır tokmaêı·III, 177
6221 tokınmak (insan) dövülmek; çarpmak; dövülerek sertle ştirmek; dokunmak·II, 147; III, 12
6222 tokış savaş, cenk· I, 367; III, 172 bkz> toku ş
6223 tokışmak çarpışmak, harp etmek,I, 359; II, 103; III, 183 bkz> toku şmak
6224 tokıtmak vurdurmak, dövdürmek; dokutmak, II, 308
6225 toklı toklu, altı aylık kuzu· I, 106, 431
6226 tokluk tokluk; insanın ba;ı saçsız ve hayvanın başı boynuzsuz olması·I, 469
6227 toksun sayıda doksan·I, 437 bkz> tokuz on
6228 tok tok bolmak arada geçimsizlik olmak· I, 333
6229 tok tok étmek taşın taşa vurmasından çıkan ses gibl ses çıkarmak·I, 332
6230 toku toka, kemer tokası,III, 226
6231 tokuç çörek·I, 358
6232 tokulamak toka yapmak,III, 325, 326
6233 tokulmak dövülmek, dokunmak; adam dövülmek,II, 129 bkz> tok ılmak
6234 tokum boğazlanacak, kesilecek hayvan; bo ğazlanan, kesilen hayvanın derisi. I, 396, 472; II, 147 bkz> tugum
6235 tokunmak hayvan kesmek, boğazlanmak·II, 147
6236 tokurka ibrik ve benzeri şeylerin emzigi· I, 489 bkz> tütek
6237 tokuş savaş, II, 83 bkz> tokış
6238 tokuşgan her zaman çarpışan, kavgacı· I, 519
6239 tokuşmak vuruşmak, ;arpı;mak, harp etmek· I, 170, 183; 11. 103 bkz> tok ışmak
6240 tokuşmak yayılmak, bulaşmak·III, 74 bkz>yukuşmak
6241 tokuz sayıda dokuz·III, 127
6242 tokuz on sayıda doksan· I, 437 bkz> toksun
6243 tolarsuk ayak ökçesi I, 502
6244 tolgag kadın küpesi·II, 288
6245 tolgag sıkıntı, kulunç ve iç ağrısı·II, 288
6246 tolgamak takınmak, dolamak; ağrı tutmak, iç bulanmak, burulmak.II, 288;III, 289
6247 tolganmak dolanmak, kendine dolamak, içi bulan ıp kusma gelmek·II, 241
6248 tolgaşmak dolaşmak, dolamakta ve bükmek-te yanş etmek, burulmak· II, 220, 221
6249 tolı gökten yağan dolu·I, 139, 354; III, 233
6250 tolmak 811-010^I, 431
6251 tolturmak 00^1-1113^II, 175
6252 tolu dolu, boş olmayan· I, 100; III, 232, 357
6253 tolum silah·I, 183, 215, 359, 397;II, 30
6254 tolumlanmak silahlanmak II, 266
6255 tolumlug silahlı I, 498
6256 tolun ayın on dördü, dolun·I, 82, 288, 402; III, 33 § tolun ay; ay ın on dördü.I, 402
6257 tomrum yıgaç ağaçtonnruğu üzerinde pabuçla-rın sahtiyan ve gön gibi şeyleri kesilen ağaç kütük·I, 485
6258 tomruşmak tomruk yapmakta yardım ve yarış etmek·II, 213
6259 tomşuk kuş gagası·I, 469
6260 tomurmak tomruk yapmak, kesmek·II, 85; III, 69 bkz> yamurmak, yemilrmek
6261 ton elbise·I, 19, 37, 41, 45, 48, 118, 129, 152, 181, 204, 213, 228 ,231, 261, 268, 271, 273, 294, 305, 320,323,338,341,358,383,449,495, 509, 524; 11. 4, 20, 23, 24, 76, 77, 88, 89, 93, 96,106,107,113,117,119, 120, 122, 125,134, 136,138,154,161,163,165,171,17
6262 tonatmak giydirmek, donatmak, II, 312 bkz> ton ıdmak
6263 tonığmak elbise göndermek, donatmak,II, 312 bkz> tonatmak
6264 tonluk elbiselik· II, 11
6265 toñ içi boş olmayan, sonn olan, III, 356
6266 toñ (soğuktan) donmuş, don· III, 356
6267 toña bebür, kaplan cinsinden bir hayvan; ki şi adı· III, 368
6268 toñalamak yiğit ve kuvvetlilerin yaptığı işi yapmak· III, 405
6269 toñ kamış halfa, kandıra otu· III, 356
6270 toñmak soğuktan donmak· III, 390, 391
6271 toñ tuñ étmek katı blr şey sert blr şey üzerine düşerek ses vermek· ·III, 353
6272 toñuşmak gözlerini dikerek bir şeye saldırmak; bir işi kabulden çekinmek; emreden ki şiye, gözlerlni dikerek, iğrenerek, bakmak· III, 394 bkz> töñü şmek
6273 toñuz domuz·I, 304, 346;II, 343;III, 363, 394 § toñuz merdegi; domuz yavrusu·I, 480
6274 toñuz yılı Türkler'in on ikili yıllarından biri.I, 346; 363
6275 top buğday su ile kaynatılır, arpa hamuru ile yoğrularak bir keçeye sarılır, sıcak bir yere bırakılır, eridikten sonra yenir.I, 318
6276 top top· I, 318;III, 119 bkz> topık
6277 topık topuk; top, çevgenle vurulan top, topaç· I, 190, 318, 380; 11. 22, 88, 113; III, 61, 74, 80, 96, 112, 119, 306 bkz> top
6278 topık süñük topuk kemiğinden yapılan yemek, paça·I, 380
6279 toprak toprak,I, 15, 185, 198, 267, 278, 467, 514;II, 305; III, 19, 22, 80, 183, 434 §ag ız toprak
6280 topramak kurumak- III, 277
6281 topraşmak kuruyup tozlaşmık, toz olayazmak· II, 206
6282 topratmak (hayvan) yeri kurutasıya dek otunu yemek· II, 330 bkz> töpretmek
6283 topulgak kulunç· I, 502
6284 topulgak yaraya konulan bir ot, topalak otu, Cyperus· I, 502
6285 topurgan ayak basıldıgında tozıyan yumuşak toprak· I, 516 § topurgan yér; ayak bas ıldığında tozıyan yumuşak toprak·I, 516
6286 topuz yük üzerinde durulamayan, üstüne binilemeyen hayvan yükü· I, 365
6287 tor tuzak, ağ· III, 39, 57, 121
6288 torıg at doru renkli at· I, 374 bkz> torug
6289 torku ipek kumaş· I, 18, 427; III, 72, 380 bkz> turku
6290 torug at rengi, doru renk·I, 373 bkz> tor ıg § tüm torug at; düz, tamamlyle doru at· I, 338
6291 torum torum, deve yavrusu,I, 396 § tışı torum; dişi torum·I, 396
6292 torumlug torumlu,I, 498
6293 tosun haşarı (atlar içın), tosun tay·II, 30;III, 429
6294 toşgurmak taşarak doldurmak·II, 178;III, 32
6295 tovıl davul, avda doğan kuşu íçin çalınan davul, III, 165
6296 toy ordu kuragı, I, 522; III, 141
6297 toy ilâç yapılan bir ot·III, 141
6298 toy çanak yapılan çamur.III, 141 § toy eşiç; toprak tencere·III, 142
6299 toy toy kuşu,III, 142 bkz> tod ,toh
6300 toyın toyın, (islâm olmayan Türkler'de) Buda dininin, din ulusu·I, 274;III, 84, 169, 377
6301 toymak doymak, III, 244 bkz> todmak
6302 toz toz· I, 296; III, 123, 186 bkz> tör
6303 toz yaylara sarıtan sırım.III, 123
6304 tozarmak tozacmak, toz yükselmek. III, 186 bkz> tozmak
6305 tozgırmak tozarmak, toz kalkar gibi olmak· II, 178
6306 tozıtgan çok tozutan,I, 514
6307 tozıtmak tozutmak· II, 305
6308 tozlug tozlu, III, 16
6309 tozmak tozarmak, toz ynkselmek. III, 186 bkz> tozarmak
6310 tögi darının kabuğu çıkarıldıktan sonra kalan oz, III, 229
6311 tögmek döğmek, dövmek, inceltmek III, 184
6312 tögün dağ, dağlama, dögün.I, 414 bkz> tükün
6313 tögüşmek döğmekte yardım ve yarış etmek· II, 106 bkz> töküşmek
6314 tökleşmek dökülüp akmak, II, 207
6315 töklünmek dökülmek, II, 244
6316 tökmek dökmek·II, 19
6317 töktürmek döktürmek, II, 174
6318 töküglüg dökölmüş. I, 509 bkz> töküklüg
6319 töküklüg dökülmüş.I, 509 bkz> töküglüg
6320 tökülmek dökülmek.II, 129
6321 töküşmek döğmekte ve dökmekte yardım ve yarış etmek, II, 106, 107 bkz> tögüşmek
6322 töl yavrulama zamanı, yavru, döl.III, 133
6323 tölek dölek, gönlıi sakin kişi·I, 387
6324 tölemek döllenmek, kuzulamak,III, 271 bkz> tülemek
6325 tönmek dönmek. III, 184
6326 töñdermek döndermek, altını üstüne getirmek, III, 397
6327 töñülmek ümidini kesmek, vaz geçmek,I, 74;III, 395
6328 töñüşmek gözlerini dikerek bir şeye saldırmak; işi kabulden çekinmek; emreden ki şiye, gözlerini dikerek, igrenerek bakmak,III, 394 bkz> toñu şmak
6329 töpretmek (hayvan) yeri kurutasıya dek otunu yemek,II, 330 bkz> topratmak
6330 tör evin veya odanın en lyi, en önemli yeri, sediri·III, 121 bkz> töre
6331 tör toz·I, 301, 456 bkz> toz
6332 töre evin önemli yeri ve sediri III, 221 bkz> tör
6333 törpig törpü, keser·I, 476 bkz> törplgü
6334 törpigü agaç yontacak keser,I, 476, 491 bkz> törpig
6335 törpimek yontmak, törpülemek· III, 275
6336 törpitmek törpülettirmek. II, 327
6337 törpülmek yontulmak, törpülenmek· II, 229
6338 törpüşmek törpülemekte yardım ve yarış etmek· II, 204
6339 tört sayıda döıt·I, 132, 341; III, 449
6340 törtgül (törtgil) dört köşeli, murabba· III, 417
6341 törtünç sayıda dördüncü·I, 132; III, 449
6342 törü düzen, nizam, görenek, âdet· I, 106;II, 18, 25;III, 120, 121
6343 törümek yaratılmak·III, 262
6344 törütmek yaratmak; bir şey takdlr veya ıslah edilmek·II, 303 bkz> türütmek
6345 töş döş, göğsün başı,III, 125, 346
6346 töşek döşek. I, 387, 511; II, 128, 147, 162, 307; III, 49, 50, 70, 93, 266, 305
6347 töşeklig döşeli, döşennıi;·I, 511
6348 töşeklig döşekli, döşek sahibi.I, 509
6349 töşeklik döşeklik, döşek ve benzeri şeyleri yapmak üzere hazırlanıp ayrılmış olan·I, 509, 511 § töşeklik barçın
6350 töşelmek
6351 töşemek döşemek·III, 266
6352 töşenmek döşenmek, kendi kendine döşemek. II, 147
6353 töşetmek döşetmek· II, 307
6354 töşlemek döşe, göğse vurmak. III, 346
6355 töşletmek döşüne vurdurmak, II, 342
6356 tözmek soğuktan acıkmak· III, 182
6357 tublu mezar· I, 430, 431 bkz> tuplu
6358 tubulgan her zaman yarıp yırtan, delen·I, 519 § kök tubulgan; bir ku ş adı, I, 519
6359 tubulmak
6360 tubun yemekte bulunan çör çöp parçalar ı; bugday kesmigi.I, 400, 405 bkz> tupun,tübün tubunlug
6361 tarıg kesmikli buğday, 1. 499 bkz> tupunlug tarıg
6362 tuç tunç·II, 353;III, 120
6363 tudrıç fışkı· I, 453
6364 tudun kõyün büyüğü, tanınmışı, köylülere kaynaktan Içme su/u da ğıtan adam, su beyi·I. 400;III, 171
6365 tug hakan yanında çalınan kös ve davul, nöbet davulu; tu ğ; bayrak, sancak· I, 194; III, 127 tug herhangi bir nesnenin tıkacı, kapağı; su bendi, büvet, germeç III, 127
6366 tugaklık süzgeç yapılacak ağaç· I, 503 bkz> tukaklık
6367 tuglamak suyun gedigini, yarığını kapatmak, III, 294
6368 tuglug bayraklı, sancaklı· III, 127
6369 tugrag tuğra·I, 462
6370 tugrag dõnüşte geri alınmak üzere savaş zamanında askerin binmesi için hakan taraf ından verilen at·I, 462 bkz> tugzag
6371 tugraglanmak alay ve biniş günlerinde han tarafından sonra alınmak üzere at verilmek, atlandırmak; tuğra ile mühürlenmek II, 272, 273 bkz> tugzaglanmak
6372 tugru parazvana, kılıç, bıçak, hançer gibi şeylerin saplarının içlerlne geçirilen ince demir· I, 421
6373 tugsak dul kadın, I, 468 bkz> tul
6374 tugum kesilecek hayvan· III, 59 bkz> tokum
6375 tugzag dönüşte geri alınmak üzere savaş za-manında askerin binmesi için hakan taraf ından verilen at·I, 462 bkz> tugrag
6376 tugzaglanmak alay ve biniş günlerinde han tarafından sonra geri alınmak üzere at veril-mek, atlandırmak; tuğra ile mühürlenmek· II, 272, 273 bkz> tugraglanmak
6377 tukaklık süzgeç yapılacak ağaç, süzeklik·I, 505 bkz> tugakl ık§ tukaklık yıgaç; süzek yapmak içln ayrılmış ağaç·I, 505
6378 tul dul,III,133 bkz> tugsak § tul tugsak; dul kad ın·I, 468
6379 tuldramak herhangi bir şey her yanından dağılmak·III, 447
6380 tuldurmak çarpmak,II, 175
6381 tulkuk tulum, örülmüş ve şişirilmiş tuluk· II, 289
6382 tulkuklanmak tulum gibi şişmek, II, 351
6383 tulmak topa vurmak, II, 22, 23
6384 tulun kulakla ağız arasındaki kemlk; gemin iki yanında bulunan parçalar, I, 401 bkz>
6385 tuluñ tuluñ dulun, kulak altı; gemde kulak altında bulunan bir halka· III, 371 bkz> tulun tuluñlamak duluna, kulak altına vurmak· III, 409
6386 tum soğuk· I, 338, 463 bkz> tumlıg, tumlug
6387 tuma buhsun küpte bulunan darı şarabının köpüren, fışkıran kısmı·III, 234
6388 tumagu nezle, ingi, dumağı·I, 447
6389 tumak kapatmak, tıkamak·III, 247
6390 tuman duman, sis·I, 139, 236, 414;II, 6
6391 tumlıg soğuk·I, 463;II, 8, 217, 221 bkz> tum, tumlug
6392 tumlımak soğumak.III, 294, 295
6393 tumlıtmak akarları soğutmak·II, 344 bkz> tumlutmak;
6394 tumlug soğuk, soğuk nesne·I, 119, 211, 338, 463; II, 54, 301, 302, 305, 350;III, 107,182, 302, 400, 439 bkz> tum, tumlıg
6395 tumluglanmak soğuk bulmak; soğuk davranmak, surat asnnak· II, 273
6396 tumlutmak sogutmak, II, 344 bkz> tumlıtmak
6397 tun dinlenme, dölenme· III, 137
6398 tun kadının ilk çocuğu; kadının ilk kocası· III, 137
6399 tunçımak kokmak, bozulmak. II, 281 bkz> tançamak, tançgamak, tanç ımak, tınçamak, tınçımak
6400 tunçu tıkım, lokma .I, 417 bkz> tànçu
6401 tunçukmak kaygıdan soluyamaz olmak; hayvan kış için inlne girip bahara dek ç ıkamamak.II, 227, 228
6402 tunmak kapanmak, tıkanmak; bulutlanmak.II, 27
6403 tunturmak kapatmak, örtmek·II, 176
6404 tungra bedendeki kir· III, 378
6405 tuñra tüşmek yüz üstü düşmek, III, 378 bkz> uñra yatmak tuñu sa ğır· III, 368
6406 tuplu mezar· I, 430, 431 bkz> tublu
6407 tuplunmak delinmek. II, 242 bkz> tubulmak, tupulmak
6408 tupulgan her zaman yarıp yırtan, delen· I, 519 § kök
6409 tupulgan blr kuş adı· I, 519
6410 tupulmak delinmek· I, 520 bkz> tubulmak, tuplunmak
6411 tupun buğday kesmiği. I, 499 bkz> tubun, tübün
6412 tupunlug tarıg buğdaylı· I,499 bkz> tubunlug tarıg
6413 tura kalkan, siper; düşmandan gizlenmek için kullanılan şey· II, 356; III, 106, 221
6414 turag sığnak·II, 152
6415 turası duracak· I, 33; II, 68 § turası yér; duracak yer,I, 33
6416 turbı yardımcı, yaver, uyuntu; tosun·I, 415
6417 turbınlamak araştirmak, kıyas etmek, ölçümlemek· I, 435 bkz> turbunlanmak
6418 turbun araştırma, ölçme, kıyas etme·I, 435
6419 turbunlanmak bir şeş hakkında araştirmalarda bulunmak·II, 278 bkz> turbınlamak
6420 turdaçı durucu, duran·II, 32, 48, 49 bkz> turguç ı
6421 turdukı durduğu, kalktıgı· Jl, 42 § turdukı turmadukı bir; kalktığı, kalkmadıgı bir· II, 42
6422 turgu duracak·I, 16. 33, 420;II, 68;III, 211 § turgu ogur; duracak zaman· II, 33
6423 turguçı durucu, duran· II, 49 bkz> turdaç ı
6424 turguluk durmak hakkı olan,durmayı dileyen· II, 56 bkz> turıgsak
6425 turgurmak durdurmak; kaldırmak, dikmek, yapmak, inşa etmek; zayıflatmak, yordurmak, durgunlaştırmak· I, 486; II, 177, 178, 198; III, 295, 355
6426 turıga turga kuşu, bir çeşit serçe· III, 174
6427 turıgsak durmayı seven, durınak dileğinde olan, II, 55 bkz> turguluk
6428 turk bir cismin uzunluğu, boyu, I, 349
6429 turkıglanmak üstelemekten çekinmek, gocunmak, sayg ı göstermek· II, 272 bkz> turkuglanmak
6430 turkınmak utanmak, sıkılmak, çekinnıek·II, 241 bkz> turkunmak
6431 turklamak ölçmek III, 445
6432 turku ipek kumaş·I, 18, 427; III, 72, 380 bkz>torku
6433 turkug hayâ, utatnma. I, 462
6434 turkug bolmak utanır olmak, I, 462
6435 turkuglanmak üstelemekten çekinmek, gocunmak, sayg ı göstermek. II, 272 bkz> turkıglanmak
6436 turkun durgun, I, 440
6437 turkunmak utanmak; duraklamak· II, 255 bkz> turk ınmak
6438 turlak zayıf, her hayvanın arığı, insanın ihtiyarlayışında zayıflıgı· I, 467
6439 turma turp, I, 366, 431
6440 turmak toplanmak· I, 139 bkz> türümek
6441 turmak durmak; çıkmak, yükselmek; ayakta durmak, kalkmak, kalk ımak; zayıflamak· I, 20, 73, 139,149, 214, 236, 334, 335, 361,455, 494;II, 6, 7, 31, 32, 35, 36, 38, 42, 43, , 49, 55, 58, 61,64, 65, 67, 170,198, 206, 297; III, 26, 180, 181, 219, 230, 231, 233, 25
6442 turmuz bir çeşit hıyar· I, 343 bkz> tarmaz
6443 turna durna, turna kuşu· III, 239
6444 turplamak örnegini yapmak, ölçümlemek III, 443
6445 turşu turşu eşegi durdurınak için söylenen kelimeler·III, 224 bkz> tu şu tuşu
6446 turuçı durucu, durmayı iş edlnen,II, 52
6447 turugı durıuşu,II, 52
6448 turug dağlarda sığınılacak yer·I, 373
6449 turuglag durulan, durulacak yer·I, 496, 500
6450 turuglı durmayı düşünen, tasarlayan·II, 57
6451 turugsak durmayı seven, durmak dileğinde olan·II, 57
6452 turugsamak durmak istemek·III, 333, 334
6453 turuk zayıf,I, 380
6454 turuklamak durgunlaştırmak, arık saymak· III, 337
6455 turuklanmak durgun, argın saymak.II, 265, 266
6456 turukluk durgunluk, cılızlık I, 503, 505
6457 turııkmak durmak; toplanmak·I, 192; II, 115
6458 turulmak usanmak, bıkmak· II, 126
6459 turum durum, birinin boyu kadarınca olan uzunluk· I, 396
6460 turumlamak suyun derinliğini boyu lle ölçmek· III, 341
6461 turumsınmak kalkar görünmek· II, 260
6462 turumtay yırtıcı bir ku;; erkek adı· II, 110; III, 243
6463 turunmak dayatmak, durup direnmek; arıklaşmak; duruklamak.II, 145, 146
6464 turur -dır, mazisi ve mastarı olmayan bir fiil. III, 180, 181, 316
6465 turuşgan daima karşı koyan·I, 182, 518;II, 95 turuşmak ayaga kalkışmak, duru;mak, karşı durmak,I, 20;II, 95
6466 tus tus keçe ve elbise gibi her yumu;ak şeye vurmaktan çıkan ses·I, 329;III, 124
6467 tus tus urmak tıp tıp vurmak.I, 329
6468 tusu menfaat; ;ifa·III, 224
6469 tusu bolmak yaramak, fayda vermek·II, 127 bkz> tusulmak
6470 tusukmak iyi gelmek, faydası olmak, yaraşmak, II, 116
6471 tusulmak yaramak, fayda Yermek· II, 127 bkz> tusu bolmak
6472 tuş denk, öğür, benzer·III, 125
6473 tuş karşı, bir şeyin kar;ısı, III, 125
6474 tuş kemer kayışları ucuna takılan altın veya gümüş toka,III, 125
6475 tuşag köstek, at ayagına vurulan bukagı·I, 411 bkz> tuşagu
6476 tuşagu köstek·I, 446 bkz> tuşag
6477 tuşalmak dolaşmak, , kösteklenmek·II, 146 bkz> tu şanmak
6478 tuşanmak dolaşmak, kõsteklenmek·II, 146, 147 bkz> tu şalmak
6479 tuşgurmak kavuşturmak·II, 178 bkz> tuşmak, tuşurmak
6480 tuşgutlanmak çırak, çömez sahibi olmak· II, 270 bkz> bu şgutlanmak
6481 tuşiamak hizasına, karşısına durmak
6482 tuş kılmak kavuşmak, inmek· III, 17 bkz> tüş kılmak, tüşlenmek
6483 tuşlanmak yönelmek, karşılaşmak· II, 243, 344
6484 tuşlatmak karşısına gelecek surette durdurmak, II, 342, 343
6485 tuşmak kavuşmak, rastlamak, yetişmek· I, 26; II, 12, 13 bkz> tuşgurmak, tuşurmak
6486 tuşnamak karşılaşmak, harekete geçmek, I, 236
6487 tuşurmak kavuşturmak· II, 78, 178 bkz> tuşgurmak, tuşmak
6488 tuşu tuşu eşeği durdurmak için söylenen kelimeler· III, 224 bkz> tur şu turşu
6489 tut kılıç ve benzeri şeylerin üzerine çöken pas, II, 281 bkz> tat
6490 tutaşı yakın, komşu; her zaman, daima, muttasıl, I, 423 bkz> tutçı, tutşı
6491 tutçı daima, her vakit, durmadan; komşu, yakın· I, 159, 376, 423, 515, 518, 520, 521, 523, 524; III, 53, 54, 55, 378 bkz> tutaşı,tutşı
6492 tutgak geceleyin düşmanın gözcülerini ve ileri karakollar ını yakalamak için çıkanlan atlı bölük·I, 467
6493 tutgan daima tııtan·II, 296
6494 tutguç kahvaltı, bir parça yemek·I, 453
6495 tutguçı tutucu,II, 296 bkz> tuttacı
6496 tutguluk tutmak hakkı, isteği olan·II, 297
6497 tutgun tutgun, yakalanan, esir, tutsak·I, 194, 205, 438; II, 219
6498 tutma aç tutmaç I, 453 bkz> tutmaç
6499 tutmaç herkesçe bilinen bir Türk yeme ği.I, 452;II, 233, 349;III, 119, 289 bkz> tutma aç
6500 tutmak tutmak, yakalamak· I, 37, 45, 63, 68, 81, 93, 125, 133, 195, 230, 325, 333, 336, 341, 372, 376, 399, 421, 428, 452, 504;II, 12, 24, 28. 33, 68, 74, 97, 118, 172, 289, 291, 292, 296; III,11, 12, 15, 39, 71, 118, 133, 134, 156, 359, 412, 429
6501 tutrug vasiyet·I, 79 bkz> tutsug
6502 tutsug vasiyet·I, 462 bkz> tutrug
6503 tutsukmak tutulmak, yakalanmak·II, 227
6504 tutşı yakın, komşu·I, 423 bkz> tutaşı, tutçı
6505 tuttacı tutucu·II, 296 bkz> tutguçı
6506 tutturmak tutturmak, yakalatmak·II, 174
6507 tutug efsun, büyü tutması· I, 373
6508 tutug rehin, tutu· I, 373; III, 63
6509 tutuglı tutmaya azmeden· II, 297
6510 tutuglug yér tekln olmayan yer, cin çarpan yer, I, 496
6511 tutugsak tutmak isteyen· II, 296, 297
6512 tutuk enenmlş, iğdi; edllmiş·I, 380
6513 tutuklamak enemek, enenmişliğe nispet etmek,III, 337
6514 tutuklanmak hadım köle sahibi olmak·II, 265
6515 tutukmak paslanmak,II, 116, 281 bkz> tatıkmak
6516 tutulmak tutulmak, yakalanma'<· II, 120
6517 tutunçu ogul evlâtlığa alınmış çocuk· III, 375
6518 tutunmak tutulmak, edinmek, tutmak, yalnız başına tutmak, tutuşnìak· II, 23, 143, ,144 bkz> tütünmek
6519 tuturgu buyrulması ve tutulması haklı olan şey,I, 489
6520 tuturkan pirinç, döğü·I, 521
6521 tutuş çıkışma, çekişme· I, 367
6522 tutuşmak tutuşmak·I,170; II, 88 bkz> tütüşmek
6523 tutuzmak emretmek· I, 462; II, 86
6524 tuvırmak kulak dikmek, kulak kabartmak· II, 73 bkz> tuvurmak
6525 tuvramak davranmak; büyümek, kuvvetlenmek I, 103; III, 279 bkz> tavramak
6526 tuvurmak kulak dlkmek, kulak kabartmnak. II, 73, 162 bkz> tuv ırmak
6527 tuvuz büyük, iri III, 279
6528 tuy halk·III, 447
6529 tuyag at tırnağı, hayvan tırnagı, tuynak·II, 96;III, 165
6530 tuyaglı tırnaklı III, 178
6531 tuyın pinti; sıkıntılı III, 169
6532 tuymak duymak. I, 44; III, 244
6533 tuysukmak duyar gibi olmak· III, 195
6534 tuyturmak duyurmak; anlatmak, III, 192
6535 tuyuk sisli, puslu, kapalı; canı sıkılmış III, 166, 167
6536 tuz tuz· II, 18, 104, 106. 299; III, 31, 123, 184. 359
6537 tuz güzellik. I, 296
6538 tuzak tuzak· I, 380
6539 tuzak sevgili, sevgi için söylenen sö ı· I, 380 bkz> tuzakı
6540 tuzakı sevgili. I, 380 bkz> tuzak
6541 tuzamak tuzlamak, I, 206, 358, 380, 425; II, 234; III, 304 bkz> tuzlamak
6542 tuzgu yoldan geçen hısımlara veya tanıdıklara armağan olarak çıkarılan yemek·I, 424
6543 tuzgulanmak yemek hediye etmek·III, 201
6544 tuzgun armağan·I, 419
6545 tuzkıya sevgili, güzel III, 359
6546 tuzlamak tuzlamak· III, 263, 293 bkz> tuzamak
6547 tuzlanmak tuzlanmak· II, 243
6548 tuzlatmak tuzlatmak. II, 342
6549 tuzlug tuzlu· I, 209
6550 tüy, kıl, saç; renk, at tonu· I, 406; II, 24; III, 207
6551 tüb dip, asıl, kõk· I, 52, 73 bkz> tüp
6552 tüblüg asaletli III, 40
6553 tübiln yemekte bulunan çör çöp parçalar ı; buğday kesmiği· I, 400, 405 bkz> tubun, tupun
6554 Tübütlemek Tibet'li saymak, Tibet'e nispet etmek, III, 330
6555 Tübütlenmek Tibet'li kılığına girmek, II, 265
6556 tüdeş birbirine benzeyen, aynı renkte olan, I, 406, 407; III, 207
6557 tüge düğe, iki yaşına girmiş olan buzağı, III, 229
6558 tüglünmek düğümlenmek, düğülmek II, 244
6559 tüglüşmek birbiriyle düğümlenmek II, 207
6560 tügme düğme .I, 433
6561 tügmek düğmek, düğümlemek, bağlamak·I, 472;II, 20, 243
6562 tügmelenmek düğmelenmek, ilikleri ilikle mek·III, 202, 203
6563 tügsin dört köşeli düğümlenen bir çeşit düğüm .I, 436, 437;II, 285
6564 tüğülgen her zaman duğülen, her zaman can sıkıntısından kaşıgözü düğülen, çatılan·I, 524
6565 tügülmek düğülmek, dügümlenmek; yemek boğazda kalmak.I, 198, 437; II, 130, 162, 285; III, 215
6566 tügün düğüm· I, 400, 437, 524, 525;II, 20,106, 124, 130, 134, 142, 143, 162, 180, 184, 187, 210, 285, 293, 307; III, 59, 73, 78, 95, 105, 110,III, 112, 266, 267, 270
6567 tügünmek kendi başına düğüm yapmak, II, 143
6568 tügüşmek düğüm düğmekte yardım ve yanş etmek· II, 106
6569 tükek halka, yük yükletilirken yükü s ıkıştırmaya yarayan ve Ipe takılan halka· II, 287
6570 tükel tamamen, büsbütün· I, 60, 214, 456; II, 24, 223, 228;III, 147
6571 tükemek tükenmek, bitmek; yetmek, kifâyet etmek, III, 270
6572 tüketmek tüketmek, bitirmek II, 309
6573 tüklüg kör·I, 477
6574 tüknemek yara dağlamak·III, 301
6575 tüksin halktan olup handan üç kat a şağı bulunan kişi,I, 437
6576 tükün dağlama, dağ döğün·I, 414 bkz> tögün
6577 tükü tükü kõpek enlğlni çağırmak için kullanılan kelime, III, 229
6578 tüküz atın alnındaki akıtma· I, 367 bkz> teküz § tilküz at; aln ında bir parça beyaz olan at· I, 365
6579 tülek(g) dört ayaklı hayvanların tüylerlnl atıp dõktükleri sıra, koyun kırkımı I, 387 § tülek yılkı; tüliyen, kış tüyünü dõken hayvan, I, 412
6580 tülemek tüyünü dökmek· III, 270, 271
6581 tülemek döllemek, kuzulamak·III, 271 bkz> tölemek
6582 tületmek kuzulatmak, doğurtmak· II, 310
6583 tülfir kumaştan ve ipekten yapılan örtü ve perde, I, 457 bkz> tülvir
6584 tülüg tüylü· I, 406; III, 207 § tülüg yad ım; tüylü yaygı, halı· III, 19
6585 tülüg erük feftali·I, 69, 318;II, 282
6586 tülüg yadım tüylü yaygı, halı,III, 19
6587 tülvir gelin odası tülleri .III, 100 bkz> tülfir
6588 tüm at tonlannda düz renk· I, 338
6589 tümen tümen tümen, pek çok· I, 233, 402 § tilmen mi ıíg; bin kere bin, I, 402
6590 tümen büyük iğne· III, 367 bkz> temen
6591 tümilemek timbildemek, sekerek koşmak· III, 326, 327, 330 bkz> tümilenmek
6592 tümilenmek timbildemek, sekerek koşmak· III, 327 bkz> tümilemek
6593 tümrük dümrük, def, I, 478
6594 tümse minber· I, 423
6595 tün gece· I, 82, 100, 245, 331, 339, 423; 11. 77, 97, 232, 303;III, 247, 258, 288, 377
6596 tünek hapishane, zından,I, 408
6597 tünemek gecelemek.III, 273
6598 tünermek karanlık olmak, kararmak, gece olmak-II, 86
6599 tünerik karanlık; mezar,I, 488
6600 tünetmek geceletmek·II, 312
6601 tünle geceleyin.I, 251, 339, 434; II, 5; 111. 87
6602 tüñitmek eğmek·II, 326 bkz> tüñütmek,
6603 tüñitmek yukarıya doğru yükseltmek·II, 326 bkz; teñitmek
6604 tüñlük pencere, ocak, baca gibi evdekl delikler,II, 18;III, 120, 127, 383
6605 tüñşü şamdan. III, 378
6606 tüñür dünür, karının hısımları· II, 110;III, 362, 372
6607 tüñürlemek birinl· kendlne dünür saymak, dünürlü ğe nispet etmek,III, 408
6608 tüñürlenmek kendini birine dünür salmak· III, 407
6609 tüñüşmek baş eğmek-III, 393, 394 bkz>tüñütmek, tüñütmek
6610 tüñütmek eğmek-III, 396 bkz> tüñitmek, tüñüşmek
6611 tüp asıl, kök, dip, temel, herhangi bir şeyin aslı, kõkü, insanın aslı·I, 52, 73;II, 280;III, 119, 123 bkz> tüb
6612 tüpçil tipisi çok olan yer, III, 56
6613 tüpi tipi· I, 219;II, 4, 71; III, 57, 97, 216, 217, 324
6614 tüpirmek rüzgâr eserek toprağı savurtnnak· II, 71 bkz> tüpürmek
6615 tüpkermek araştırmak, izine düşmek. II, 179
6616 tüplemek diplemek, kökten aramak, III, 293
6617 tüplenmek kökleşmek; zenginle;mek· II, 242
6618 tüpleşmek aslını araştırmak· II, 206
6619 tüpletmek aratmak, II, 342
6620 tüplüg asaletli III, 40, 119 § tüplüg y ıldızlıg; asaletli, köklü· III, 40
6621 tüpü tepe, insanın başının üst tarafı· I, 309; II, 79; III, 216
6622 tüpülemek tepelemek, tepesine vurmak·III, 322, 323, 327
6623 tüpürmek rüzgâr eserek toprağı savurtmak. II, 71 bkz> tüpirmek
6624 türçimek başlamak. III, 275, 276
6625 türçitmek başlatmak. II, 329
6626 türgek bohça- II, 289 bkz> türkek
6627 türi tadı kekre olan; huyu sert olan·I, 47; III, 220 bkz> türü
6628 türk vakit anlamına gelen bir kelime·I, 353 § türk kuya ş ödi; gün ortası·I, 353 § türk üzüm ödi; üzümün olgunluk vakti· I, 353 § türk yigit; gençlik ça ğının ortasında olan genç·I, 353
6629 türkek türkeklenmek dürülmek, bohçaya sarılmak·II, 351
6630 Türklemek Türkler'den saymak (Araplar'a gôre) Acem, yani Arap'tan ba şka, saymak· III, 446 türkün oymakların, hısımlann toplandığı yer; ana baba evi·I, 441, 442; II, 209
6631 türkünlenmek kendini bir yerden saymak ve o yerì kendinin say ıp oturmak· II, 278
6632 türlüg türlü.I, 119, 296, 402, 476, 477;II, 122
6633 türlünmek dürülmek, bükülmek· II, 243
6634 türmek dürmek· II, 7, 39
6635 türmek kadınbudu denllen yemek, dürüm. I, 396, 477; II, 106
6636 türmeklenmek dürüm yapılmak· II, 276
6637 türtmek sürtmek, sıvamak, çalmak· III, 425, 426
6638 türtülmek sürulmek· I, 486; II, 229
6639 türtünmek (yag) sürünrnek, sürünür görünmek, II, 240
6640 türtüşmek (yağ) sürmekte yanş etmek·II, 205
6641 türü tadı kekre olan, buruşturan·I, 47 bkz>türi
6642 türülmek dürülmek.II, 127
6643 türümek toplanmak·I, 139 bkz> turmak
6644 türünmek kendi başına dürmek. II, 145
6645 türüşmek dürmekte yardım ve yarış etmek,II, 95
6646 türütmek yaratmak; blr ;ey takdir veya ıslah edilmek,II, 303 bkz> törütmek
6647 tüş eğlek, durak, yolculukta dinlenilecek yer ve konulacak zaman,I, 330
6648 tüş düş, rüya, düş azması, ihtilam,III, 18, 125, 266
6649 tüşemek düş görmek, ihtilam olmak, düşü azmak- III, 266
6650 tüş kılmak inmek, toplanmak .III, 17 bkz> tuş kılmak, tilşlenmek
6651 tüşkün dikenli kitre ağaçcığı·I, 443 bkz> tüşürkün
6652 tüşkünlenmek dağda kitre ağacı çoğalmakII, 278
6653 tüşlenmek inmek, toplanmak,I, 222;II, 242 bkz> tu ş kılmak, tüş kılmak
6654 tüşlük konulacak yer·I, 477
6655 tüşlük ödi dinlenmek için yolcuların gece yarısından sonraki konak vakltleri·I, 477
6656 tüşmek düşmek; inmek I, 320, 456;II, 13, 81, 137; III, 5, 14, 65, 122, 129, 132, 378, 439
6657 tüş ödi konulacak zaman, kuşluk vakti· I, 330; III, 125
6658 tüşrüm eğrilmlş ip yumağı·I, 485 bkz> teşrüm
6659 tüşük işten güçten kalan, haylaz, dü şkün.I, 387
6660 tüşürgü çayın ırmağa karışan agzı, degirmenin blr ırmağa olan savağı·I, 490
6661 tüşürkün kitre ağaçcığı·I, 522 bkz> tüşkün
6662 tüşürmek düşürmek, indirmek·II, 78, 79, 316
6663 tütek ibrik ve benzeri şeylerin emziği I, 386 bkz> tokurga
6664 tütetmek tütütmek·II, 299 bkz> tütitmek
6665 tütitmek tütütmek·II, 299 bkz> tütetmek
6666 tütkürmek saldııtmak, kışkırtmak·II, 73 bkz> tütürmek
6667 tütsük kinci .I, 476 § tütsük kişi; kinci adam, yaman düşman·I, 476
6668 tütü türlü·I, 179; II, 283
6669 tütün duman I, 400;II, 72, 299; III. 16
6670 tüt(ü)nmek duman tütmek, II, 23 bkz> tutunmak
6671 tütürmek saldırtmak, kışkırtmak II, 73 bkz> tütkürmek
6672 tütüşmek kavga etmek, tutuşmak, çekişmek, avı yakalamağa yardım ve yarış etmek,II, 71, 88, 89 bkz> tutuşmak
6673 tüvek patlangıç·I, 388
6674 tüveklik patlangıç için oyulan ağaç dalı·I, 508
6675 tüvişmek şişe et dizmekte yardım ve yarış etmek·II, 102 bkz> tevişmek
6676 tüvşemek ter, tane tane olmal<· III, 286
6677 tüz halk, reayâ· III, 123
6678 tüz asıl, kök, soy sop, III, 123
6679 tüz düz· I, 60, 121, 325, 376, 433; III, 123
6680 tüzermek düzelmek· II, 77
6681 tüzeşmek düzlemekte yardım ve yariş etmek· II, 99, 100 bkz> tüzüşmek
6682 tüzgermek armağan vermek, II, 179 bkz> tüzgürmek
6683 tüzgürmek amnağan vermek·II, 179 bkz> tilzgermek
6684 tüzlinmek düzelmek, rnüsavileşmek· I, 349 bkz> tüzlünmek, tüzülmek
6685 tüzlünmek düzeltmek· II, 243 bkz> tüzlinmek, tüzülmek
6686 tüzmek düzmek, düzeltmek· II, 9
6687 tüzülmek düzelmek, tertip ve tanzim edilmek.II, 71, 127, 243;III, 131 bkz> tüzlinmek, tüzlünmek
6688 tilzün yumuşak huylu·I, 221, 414
6689 tüzünlüg yumuşaklık.III, 188 bkz> tüzünlük
6690 tüzünlük yumuşaklık II, 250 bkz> tüzünlüg
6691 tüzüşmek düzlemekte yardım ve yarış etmek· II, 99 bkz> tüzeşmek
6692 u uyku·III, 247 bkz> ud, udu
6693 ubanmak gizlenmek·I, 198
6694 Türkler'in kalem yaptıkları bir ağaç· I, 35
6695 bir nesnenin tükenmesi, bitmesi; uç, kenar· I, 44, 319; III, 426 § uç él; s ınır, sınırdaki il·I, 44
6696 uça sırt, arka, uca· I, 87
6697 uçan iki yelkenli gemi· I, 122
6698 uçguk uçuk, ingi, dumagu· I, 98
6699 uçlanmak uç peyda etmek, I, 257
6700 uçmak uçmak, cennet· I, 118, 119; III, 374
6701 uçmak uçmak· I, 163, 164, 483; II, 45, 324; III, 240
6702 uçruşmak uçurmakta yardım ve yarış etmek I, 233, 529;III, 178
6703 uçukmak sonuna varmak·I, 191
6704 uçun sebep bildiren bir edat, için· I, 76, 86; II, 290; III, 358
6705 uçurgan çok uçuran· I, 156
6706 uçurmak uçurmak; düşürmek I, 176; II, 199, 324
6707 uçursamak uçurmak istemek· I, 280; III, 247
6708 uçuz ucuz, hor ve alçak, değersiz· I, 54
6709 uçuzlamak hor ve alçak görmek, hakaret etmek·I, 54, 301
6710 uçuzlanmak ucuz bulmak, ucuz saymak· I, 292
6711 uçuzluk değersizlik, küçüklük, ucuzluk· I, 149
6712 ud sığır, öküz·I, 45, 346 bkz> öd, ud
6713 udukluk insanın bir ;eyden gafleti ve dalg ınlığı,I, 149 bkz> udugluk
6714 ud yılı Türkler'in on ikili yıllarından biri· I, 45, 346
6715 ud uyku, I, 46, 200 bkz> u, udu
6716 ud sığır, öküz· II, 358
6717 udgarmak uyandırmak, uyarmak·I, 46 bkz> udgurmak, uygurmak
6718 udgırmı uyanmış·II, 257
6719 udgurgan daima uyandıran·II, 256
6720 udgurguçı uyandıran·II, 50
6721 udgurmak uyandırmak, uyarmak·I, 46, 225, 260;II, 44, 193, 255 bkz> udgarmak, uygurmak
6722 udık er uyuklayan kişi·I, 65
6723 udıklamak uyuklamak·III, 349 bkz> uduklamak
6724 udım arkası sıra, ard, arka, müteaklp·III, 401 bkz> udu
6725 udımak uyumak I, 39;III, 259, 260 bkz> udumak
6726 udınmak sönmek,III, 26 bkz> odunmak, udunmak
6727 udışmak uyumakta yarış etmek; uyuşmak, katılaşmak,-pıhtılaşmak.I, 181, 182 bkz> uduşmak
6728 udıtgan çok uyutan, hep uyutan·I, 154
6729 udıtma yaş peynir, taze peynir,I, 143
6730 udıtmak uyutmak; katilaştirmak, peynlr yapmak; sõndürmnek. I, 207, 208
6731 udlaşmak birbiri ardınca yürümek·I, 239 bkz> üdleşmek
6732 udlatmak uydurmak, arkasına düşürmek I, 264, 265
6733 udluk sığır glbl hayvanların ahırda yattığı yer, I, 98
6734 udmak uyan, çırak, şâkirt; uşak, ırgat·I, 99
6735 udmaklanmak uşak ve ırgat sahlbl olmak·I, 313
6736 udu uyku· I, 39; II, 193; III, 247 bkz> u, ud
6737 udu art, arka, arkası sıra, müteaklp, arkasında; yüzünden, dolayı· I, 87, 110, 167, 272, 399; II, 17, 303; III, 80, 231, 309. 401 bkz> ud ım
6738 udu tepe, I, 87 § kum
6739 udu kum yığını· I, 87
6740 udug uyanık, I, 63 § udug köñüllilg er;uyan ık gõnüllü, anlayışlı adam· I, 63
6741 udugluk işlere karşı (^111^1^I, 149 bkz> udukluk
6742 uduklamak uyuklamak, III, 339 bkz> udıklamak
6743 udukmak ardına dü;mek, kovalatmak· III, 231
6744 udulamak uymak· I, 308
6745 udumak uyumak· I, 39 bkz> udımak
6746 udunmak uyanmak. I, 200; III, 194
6747 udunmak uyanmak I, 200 bkz> odunmak, udınmak
6748 udurmak seçip ayırmak·I, 370;III, 228 bkz> adırmak, edirmek, ödürmek, ödürmek, üdürmek
6749 uduşmak uyumakta yarış etmek; uyuşmak, katılaçmak, pıhtila;mak·I,181 bkz> udışmak
6750 uduz uyuş I, 54, 55;II, 300; 111. 5, 63, 74
6751 uduzlamak uyuzuna ilâç yapmak·I, 301
6752 uduzlug uyuzlu·I, 146
6753 ufut hayâ, utanma, ut· I, 309 bkz> uvut, uvut
6754 ufut bolmak utanmak, I, 309; III, 208 ,231
6755 ug çadırın üst yanındaki köşelerden her biri I, 48
6756 ugan her şeye gıicü yeten, kadir, I, 77 § ugan Teñri; gücü yeten Tanr ı· I, 77
6757 ugança gücü yetinceye kadar· I, 44
6758 ugarat alnındaakı olanat· I, 53
6759 uglı Kaşgar'da yetişen ve yenen beyaz ve tatlı bir havuç· I, 129
6760 Ugraklanmak Ograk kılığına girmek, I, 313 bkz> Ograklanmak
6761 ugut içki yapılan bir çeşit hamur· I, 50
6762 uxak kaysı, erik gibi meyvelarin sıkılmış suyu· I, 122
6763 ujlañ kaya keleri, I, 116
6764 ukımak kusmak, III, 254
6765 ukmak anlamak .I, 168; II, 228; III, 20, 46
6766 ukruk kement· I, 100; III, 215
6767 uksamak anlamak istemek· I, 277
6768 ukturmak anlatmak I, 223
6769 ukulmak bilinmek, anlaşılmak ,I, 197
6770 uku anlayı;· I, 62
6771 ukuşlug anlayı;lı· I, 62, 147
6772 ukuşmak anlamak· I, 186 ul duvar temeli· I, 48
6773 ula kırda belge, alâmet· I, 92
6774 ulag ulak, beyin emriyle koşa koşa giden postacının başka bir ata erişip bininceye değin bindiği at· I, 122
6775 ulag yama, elbise yaması· I, 122
6776 ulaga savaş atı, III, 172
6777 ulagu neriğ kendisiyle bir şey ulanan nesne·I, 136
6778 ulamak ulamak, eklemek; ulaşmak ve buluşmak III, 255
6779 ulanmak ulanmak, vasıta olmak,I, 64, 204
6780 ular erkek keklik·I, 122; II, 213
6781 ularlıg kekliği çok olan· I, 148
6782 ulas köz süzgün ve yakışıklı göz· I, 59, 60
6783 ulaşmak ulaşmak, bitişmek· I, 189
6784 ulatmak ulatmak· I, 213
6785 ulatu burun temizlemek için koyunda ta şınan ipek kumaş parçası· I, 136
6786 uldañ pabuç altı, tabanı, mestin alt yanı,I, 116 bkz> oldañ
6787 uldımak yalın ayak, nalsız kalmak; ayağı ya-ralanmak, ayağı aşınmak·I, 104, 273
6788 ulduk nalsız, yalın ayak· I, 101 bkz> olduk
6789 ulgadmak büyümek, ulu olmak, I, 263, 505; II, 268; III, 87 bkz> ulgatmak
6790 ulgatmak büyümek· I, 263; II, 366 bkz> ulgadmak
6791 ulıç erkek çocuklara sevgi bildirmek içln söylenen bir kelime I, 52; II, 250
6792 ulıgu uluyacak zaman· I, 136
6793 ulımak ulumak·III, 255
6794 ulınç yol kıvrımlı yol, iğri, büğrü, büküntülü yol, düz olmayan yol·I, 133;III, 450
6795 ulınmak usanmak, bıkmak; kıvrılmak, dolanmak,I, 204, 205;II, 241 bkz> ulunmak
6796 ulışmak ulaşmak I, 189
6797 ulıtgan çok ulutan·I, 156
6798 ulıtmak ulutmak·I, 213
6799 ulıtmak eğdirmek, büktürmek·I, 213
6800 ulma testi, çanak çömlek·I, 130, 371; II, 234; III, 182 bkz> olma
6801 ulmak erpimek, eriyecek ve dağılacak halegelmek, eskiyerek y ıpranıp yırtılmak. I, 169
6802 ulnatmak altını üstüne getirerek düzelttirmek, çevirtmek.I, 267
6803 ulturmak erpitmek, yıpratmak·I, 223, 224
6804 ulug ulu, büyük, yüce, büyüklük, ululuk·I, 51,64, 301, 304, 324, 347, 348, 367; 11. 19, 28, 40. 54. 95, 328; III, 69, 70, 175
6805 ulug ay senenin "ulug oglak ay"dan sonra gelen parças ı, yaz ortası·I, 348
6806 uluglamak yüceltmek·I, 304
6807 ulugluk büyükluk, ululuk, Irilik; ya şça kocalık·I, 64, 150, 352, 505; II, 91
6808 ulug oglak ay senenin "oglak ay"dan sonra gelen ve o ğlakların büyüduğü parçası·I, 347 bkz> oglak ay
6809 ulugsamak bir şeyin büyüğünü istemek,I, 302, 303
6810 uluk atın onnuzbaşı·I, 68
6811 uluk (ton) eskimiş, yıpranmış (elblse)·I, 67 ulun temrensiz ok,I, 78 ulunlug (er) temrensiz, yeleksiz okları bulunan (kişi)·I, 148
6812 ulunmak usanmak, bıkmak; kıvrılmak, dolanmak· I, 204 bkz> ulınmak
6813 uluş köy, şehir, I, 62
6814 ulyan kokulu bir bitklnin köküdür ki yenllir·I, 121
6815 um karın şişkinliği, kursak bozukluğu, I, 49
6816 uma ana· I, 92
6817 uma eve gelen konuk· I, 92, 93, 106; II, 316
6818 umak geciktirmek,I, 93
6819 umak kudreti olmak, gücü yetmek·I,44, 77
6820 umay son, kadın doğurduktan sonra karnından çıkan sonu·I, 123
6821 um bolmak kursak bozulmak, çok yemekten kursak bozulmak, bulanmak· I, 49
6822 umdu istek, dilek; tamah· I, 125
6823 umduçı dilençi. I, 125, 141
6824 umdurmak umdurmak· II, 54
6825 ummak ummak· I, 169
6826 umunç umma, umut etme· I, 133; III, 450
6827 umunçlug umulan, umutlu· I, 155
6828 umunmak umunmak, umutlanmak, unnmak·I, 206; III, 429
6829 un un, I, 49, 174, 238, 250, 255, 264, 268, 269,284, 286;II, 15, 16, 71, 81, 102, 129, 174;III, 40, 102, 107, 340, 436
6830 unamak razı olmak, kabul etmek, I, 215; III, 256
6831 unaşmak uyuşmak, kabullenmek· I, 190 bkz>onaşmak
6832 unatmak razı etmek, I, 125
6833 unıtgan çok unutan· I, 156, 525
6834 unıtmak unutmak, I, 215; II, 325 bkz> unutmak
6835 unutmak unutmak·I, 215 bkz> unıtmak
6836 unutmış unutulmuş· I, 228
6837 uñamuk (er) solak (adam)· I, 162
6838 uñra yatmak sırt üstü yatmak·III, 378 bkz> tuñra tü şmek
6839 uragan daima uran·I, 33 bkz> uran
6840 uragun Hindistan'dan gelir bir ilaç·I, 138
6841 uragut kadın, avrat· I, 138, 153, 178, 180, 201,250, 253, 255, 257, 259, 275, 302, 306, 308,311, 314, 401, 509;II, 9, 22, 56, 80, 107, 121,126, 141, 142, 146, 151, 153, 155, 156, 233,239, 254, 265, 278, 302, 304, 307, 309, 317,330, 355; III, 36, 50, 58, 64, 85,
6842 uran daima uran· I, 33 bkz> uragan
6843 urdı tokıdı vurdu, dövdü· III, 268
6844 urdutal hamamotu· I, 124 bkz> ardutal, ordutal
6845 urga büyük ağaç· I, 128
6846 urgu kendisiyle bir şeye vurulacak nesne veya ayg ıt. I, 13; II, 69
6847 urı ses, gürültü· I, 87, 88
6848 urı erkek evlât· I, 88, 251 § urı oglan; erkek çocuk· I, 88
6849 urı dere, yol, III, 370 § teriñ urı; geniş dere ve yol· III, 370
6850 urı kıkı gürültü, haykırı;· III, 227 bkz> kıkı
6851 urılamak bağırmak, sesini ynkseltmek. I, 309 bkz> or ılaşmak, orlaşmak, urılaşmak, urlamak, yurlamak
6852 urılamak kendini õvmek, kendini övmekte ileri gitmek I, 309
6853 urılaşmak bağrışmak, çağrışmak·I, 239 bkz>orılaşmak, orlaşmak, urılamak, urlaşmak, yurlamak
6854 urışmak vuruşmak·I, 367 bkz> uruşmak
6855 urk ip, urgan,I, 42, 258 bkz> uruk
6856 urlamak bağırmak, ulumak·I, 189 bkz> orılaşmak, orlaşmak, urılamak, urlaşmak, yurlamak urlaşmak bağrışmak, çağrışmak· I, 239 bkz>orılaşmak, orlaşmak, urılaşmak, urlamak, yurlamak
6857 urmak urmak, vurmak, dövmek; koymak, yapmak; takmak, I, 12, 13. 20, 27, 93, 164,165, 177, 213. 242, 320, 329, 333, 334, 348,386, 407, 483;II, 54, 61, 138, 152, 174, 191,358; III, 120, 124, 127, 145, 260 bkz> ürimek
6858 urra erkeklerde olan kasık yarıklığı, kavlıç· I, 39
6859 ursamak vurmak istemek, I, 276
6860 ursukmak dövmede, dövüşte yenilmek, dövülmek. I, 242, 243
6861 urt ìğne deüği, iğne yurdu· I, 42
6862 urug tane, tohum, evin· I, 53, 64, 449
6863 urug dövüş, vuruş· I, 27, 386
6864 uruglamak çekirdeğini çıkarmak, çekirdekten ayırmak· I, 303, 304; III, 346
6865 uruglanmak tane tutmak· I, 293
6866 uruglug (altun) para olarak kesilmiş, urulmuş (altın)· I, 147
6867 urugluk (buğday) tohumluk için saklanmış (buğday)· I, 146
6868 urug turıg hısımlar·I, 64
6869 uruk ip, urgan·I, 42, 66, 209, 221; II, 136, 205; III, 110, 330 bkz> urk
6870 uruklug (kova) ipli (kova)· I, 147
6871 urukluk (yüñ) ip yapmak için hazırlanmış(yün)· I, 150
6872 urulmak vurulmak, dövülmek; kurulmak· I, 194, 195; II, 138
6873 urulmak (ip ve benzeri) örülmek I, 195
6874 urumday kendisiyle ağının zararı giderilen bir taş· I, 159
6875 urunç rüşvet, gevik, I, 132, 354; III, 217, 449 bkz> orunç
6876 urunmak pişman olup vurunmak, dövünmek;sarınmak, örtünmek I, 201
6877 urunmak dikilmek, kalkmak· I, 201
6878 uruş urma, sava;, vuruş, vuruşma·I, 61, 221, 414; II, 83
6879 uruşmak vuru;mak· I, 20, 182;II, 89 bkz>uruşmak
6880 uruş tokuş uğraşma ve savaşma·I, 12
6881 urut kuru (geçen yıldan kalma ot için). II, 79 bkz> ar ııt
6882 uru yazmak vurayazmak, döveyazmak· III,59
6883 us hayır ve şerri ayırt ediş, I, 36
6884 us kerkes kuşu, I, 36, 228; III, 46
6885 usal kişi gafil, iş bilmeyen·I, 122
6886 usayuk (er) gafil (adam)· I, 160
6887 usıtgan çok susatan, I, 155
6888 usıtmak susatmak· I, 209
6889 uslamak anlamak, hayrı şerden ayırt etmek·I, 286
6890 uslayu kerkes kuşu gibi, II, 17
6891 usmak susamak; sanmak· I, 166; II, 165
6892 usnatmak benzetmek, I, 267 bkz> üsnemek
6893 usrık uyuklayan adam. I, 99
6894 usukmak susamak· I, 191; II, 165
6895 usuz uykusuz, I, 122
6896 şimdi, işte, §161.I, 36;II, 45, 128
6897 agaç, dal, boynuz gibi şeylerin özü· I, 36 §müñüz uşı; boynuz özü·I, 36
6898 uşak küçük, ufak,I, 67;III, 279 § u şak oglan; küçük çocuk·I, 67 § u şak otuñ
6899 uşak koğuculuk, koğu, dedikodu, kogucu· I,122; II, 20 § u şak söz; kogu olarak söylenen söz· I, 122
6900 uşaklamak koğlamak· I, 305
6901 uşaklık işte gösterilen çocukluk·I, 150
6902 uşalmak ufalanmak· I, 197 bkz> uşatmak, uvşatmak, üşelmek, üşetmek
6903 uşatmak ufalatmak· I, 211, 262 bkz> uşalmak, uvşatmak, üşelmek, üşetmek
6904 uşgun ekşi bir çeşit ot, poy otu·I, 440 bkz>kuşgun
6905 uşun omuz başı, çigin başı·I, 77
6906 uş öküzü suvarmak için söylenen 502.I, 36
6907 utamak yapraklarını, başağını kesrnek, ekin biçilmek, budamak·III, 250, 251
6908 utanç (ış) utanılacak (1;).III, 448 bkz> utunç
6909 utanmak utanmak,I, 199, 291 bkz> uvutlanmak
6910 utmak oyunda yutmak, oyunda ütmek I,170, 200; II, 103
6911 utru önce; karşı, orta I, 68, 494; II, 145; III, 40 bkz> ortu, otra, otru
6912 utrulanmak yüz ytize gelmek· I, 296, 297 bkz> otrulanmak
6913 utrulmak kesilmek, kırkılmak, kısaltılmak.I, 246, 247
6914 utrunmak dayatmak ve karşı koymak istemek; yönelmek. I, 251 bkz> otrunmak
6915 utruşmak karşı koymak, kaı·şi gelmek, karşılaşmak.I, 232 bkz> otruşmak
6916 utruşmak makasla kesmekte yardım etmek· I, 233
6917 utsukmak oyunda yutulmak·I, 242
6918 utulmak (ekini bozan bitkiler) kesilmek, ba şı vurulmak I, 193 bkz> otulmak
6919 utun degersiz, alçak, küstah· I, 123, 414
6920 utunç (ış) utanılacak (iş)· I, 131; III, 448 bkz>utanç
6921 uturmak (saç ve elbise) kesmek· I, 176
6922 utuşmak oyunda yutu;mak· I, 180
6923 uva çagıran kişiye cevap için "ne buyuruyorsun?" anlam ında bir edat· I, 40
6924 uva içine şeker ufalanan bir çeşit yemek· I,II bkz> uva
6925 uvmak ufalamak, I, 11 bkz> övmek, uvmak
6926 uvut ut, hayâ, ar· I, 83 bkz> ufut, uvut
6927 uva soğukluk olarak yenen bir çeşit şekerli pirinç yem'egi· I, 90 bkz> uva
6928 uvmak ufalamak·I, 166 bkz> övmek, uvmak
6929 uvşatmak ufalatmak· I, 262 bkz> uşalmak,uşatmak, üşelmek, üşetmek
6930 uvulmak ufalanmak, ezilmek· I, 197;II, 6
6931 uvunmak kendi kendine ufalamak,I, 202
6932 uvunmak ovuşturmak.I, 202;II, 147 bkz>ovunmak
6933 uvurgarmak utandırmak· I, 290
6934 uvuş ufalanmış nesne· I, 61
6935 uvuş etmek ufalanmış ekmek·I, 61
6936 uvuşmak ufalamakta yardım ve yariş etmek,I, 185
6937 uvut utanma, hayâ, ut, ar· I, 51, 83, 116, 131,469 bkz> ufut, uvut
6938 uvut yemege veya beyin yanına çağırma, davet·I, 51
6939 uvutlanmak utahmak· I, 291 bkz> utanmak
6940 uvutlug utanan, utangaç· I, 146
6941 uya kuş yuvası, I, 85
6942 uya hısım, kardeş, I, 85, 86
6943 uyadsılık utanan, utangaç· I, 160
6944 uyadmak utanmak· I, 55, 216 bkz> uyatmak
6945 uyalamak yuva yapmak,III, 328
6946 uyalmak çekinmek, utanmak·I, 269
6947 uyatmak utanmak·I, 216 bkz> uyadmak
6948 uygurmak uyarmak,I, 269, 270 bkz> udgarmak, udgurmak
6949 uymak uymak, birine bağlı olmak·III, 146
6950 uyuglug kemerli. III, 50
6951 uz usta, mahir·I, 46 § uz kişi; eli uz, eli işe yaraşıklı, udumlu kişi I, 46
6952 uza geçmiş zaman,I, 88, 89, 385
6953 uzak uzun; eski, uzak·I, 66, 380 § uzak ış;uzayan bitmeyen iş·I, 66
6954 uzaklık işte ağırlık.I, 150
6955 uzatmak uzatmak; geciktirmek I, 209;II, 234 bkz> uzutmak
6956 uzlanmak ustalaşmak·I, 297
6957 uzluk sanat·I, 253
6958 uzmak başkasından ileri geçmek·I, 88 bkz> ozmak
6959 uzsamak koparmak istemek,I, 276, 277 bkz> üzsemek
6960 uzun uzun,I, 77, 448;II,'11, 78; III, 36, 89,121
6961 uzutgan her zaman uzatan· I, 155
6962 uzutmak uzatmak·I, 155 bkz> uzatmak
6963 übgük ibibik kuşu·I, 78, 110 bkz> übüp
6964 übüp ibibik kuşu, I, 78 bkz> übgük ,
6965 üç sayıda üç·I, 35;II, 283
6966 üçgil müselles, üçgen, üç köşeli şe/·I, 105
6967 üçgül müselles, üçgen, üç köşeli şey,I, 105
6968 üçlenmek üç olmak, üçlenmek·I, 256
6969 üçlüç başları bir demirle birleştirilerek üç çubukla yapılan tavşan tuzağı·I, 95
6970 üçükmek sesi, soluğu, nefesi kesilmek·I, 192; II, 118
6971 üçünç sayıda üçüncü· I, 131; III, 448
6972 üçürgen çok söndüren, I, 522
6973 üçürmek söndürmek· I, 176, 177 bkz> öçürmek
6974 üdürmek seçmek, üstün tutmak, III, 11 bkz> a ğırmak, edirmek, ödürmek, ödürmek, udurmak
6975 üdermek uymak, izince gitmek· I, 178
6976 üdik aşk ve sevgi coşması, sevda, hasret· I, 69, 212; II, 144, 188, 311; III, 258 bkz> ödik
6977 üdlenmek kösnemek, erkek istemek· I, 257
6978 üdleşmek birbiri ardınca yürü;mek· I, 239 bkz> udlaşmäk
6979 üdrek artan, az iken artan şey,I, 103
6980 üdremek üremek, çoğalmak ,I, 273
6981 üdreşmek artmak·I, 232
6982 üdretmek üretmek, çoğaltmak·I, 261
6983 ügi baykuş· I, 9, 161;III, 118, 238 bkz> ühi, yabakülak
6984 ügimek öğütmek· III, 254
6985 ügit buğday ve benzeri şeyleri öğütme. I, 51
6986 ügitçi un öğüten kimse· I, 51
6987 ügitmek öğüttürmek· I, 213
6988 ügitsemek öğütmek istemek·I, 302
6989 ügre tutmaca benzer ve ondan daha sulu şehriye çorbası, erişte.I, 127; III, 173
6990 ügrilmek sallanmak· I, 248
6991 ügrimek sallanmak, kımıldatmak; birisine karşı yaltaklanarak hilesini saklamak, I, 275, 354
6992 ügrişmek sallamakta yardınn etmek, I, 236
6993 ügritmek sallatmak, I, 261
6994 ügrük çocugun beşigini sallama·I, 105
6995 ügür darı.I, 54;II,121; III, 9 bkz> yügür § yag ügüri; susam· I, 54
6996 ügürlüg darı sahibi olan· I, 152
6997 ügürlük dan konulan yer·I, 152
6998 ügürmek deve üzerine iki taraflı yükletilerek içerisine binilen sepet ve benzeri ;ey· I, 507 bkz> tegirmek
6999 ügüşmek öğütmekte yardım ve yarış etmek· I, 187
7000 ühi baykuş ,I, 9, 161; III, 118, 238 bkz> ügi, yabakulak
7001 üjme dut ağacı· I, 130
7002 üjük hece, harf, I, 71, 72
7003 üjüklemek hecelemek, I, 71
7004 üjümlenmek dutlanmak, dut vermek,I, 297
7005 ükek tabut, sandık·I, 78
7006 ükek şehrin etrafında savaş için hazırlanmış olan burç·I, 78
7007 ükeklemek burç yapmak; sandık yapmak·I, 307
7008 ükeklig tam burçları bulunan kale·I, 153
7009 ükeklik sandık yapmak için ayrılan ağaç· I, 153
7010 ülemek dağıtmak, yaymak, üleştirmek· I, 51;III, 255
7011 üleşmek paylaşmak, üleşmek I, 189
7012 ületmek paylaştırmak, dagıtmak, I, 214
7013 ülike ökse otu·I, 137
7014 Ülker Ülker yıldızı, Süreyya yıldızı.I, 95; III, 40
7015 ülker çerig harp usulünde bir hile tarzı·I, 95 ,
7016 ülkü ahit, peyman.I, 129
7017 ülüg pay, nasip, hlsse,I, 62, 72 bkz> ülük, ülü ş
7018 ülüglüg üleştirilmiş, pay edilmiş, dağıtılmı;· I, 511
7019 ülük pay, naslp, hisse· I, 62, 72 bkz> ülüg, ülü ş
7020 ülü pay, halk arasında taksim, hisse· I, 62 bkz> ülüg, ülük
7021 üm şalvar, don· I, 38, 117, 203
7022 ümglik imik, çocukların tepesinde bulunan yumuşak yer I, 110
7023 ümleşmek şalvarını ortaya koyarak kumar oynamak· I, 242
7024 ünlüg şalvarlı,I, 224
7025 ün ses; ün, san·I, 38, 49. 219;II, 294;III, 194, 240, 402
7026 ündemek ünlemek, çagırmak.I, 273;III, 69
7027 ündeşmek çağırı;mak·I, 231
7028 üñmek delmek· I, 174 bkz> öñmek
7029 üñtürmek deldirmek I, 290
7030 üñüjin çölde insanı öidüren umacı, gulyabani·I, 145
7031 üñülmek oyulmak III, 395
7032 üñür in, mağara·I, 94
7033 üp renkte pekitme edatı·I, 34 § üpürüng; apak·I, 34
7034 üplelmek yağma edilmek·I, 295
7035 üplemek yağma etmek·I, 284
7036 üplenmek yağmalanmak·I, 255;III, 90
7037 üpleşmek yağma edişmek, yağmalaşmak.I,238
7038 üpletmek yağma edilmek I, 264
7039 ürimek takmak, urmak,III, 120 bkz> urmak
7040 ürimek içten çürümek III, 252, 253 bkz> örimek
7041 ürkmek ürkmek,III, 420
7042 ürkülmek ürkülmek·I, 250
7043 ürkünç ürküntü, kargaşalık,I, 250 bkz> ürkünmek
7044 ürkünçe üfleyeceğine,I, 337
7045 ürkünmek düşman yüzünden ulus arasına düşen ürküntü, telâşla kalelere ve sığınaklara kaşışma·I, 108 bkz> ürkünç
7046 ürküşmek ürküşmek,I, 155
7047 ürkütmek ürkütmek I, 263, 264
7048 ürmek üflemek; ürmek,'havlamak·I, 55, 164, 337; III, 5
7049 ürñek kireç· I, 121
7050 ürñermek ağarmak· I, 289
7051 ürpek tüyleri ürpermiş insan ve hayvan·I,103
7052 ürpekmek (tüy) ürpermek. I, 229, 230 bkz> orpatmak, örpe şmek, ürpermek, ürpeşmek ürpermek (tüy) ürpermek I, 217 bkz> orpatmak, örpeşmek, ürpekmek, ürpeşmek ürpeşmek birbirine karşı kabarmak, I, 229, 230 bkz> orpatmak, örpe şmek, ürpekmek, ürpermek
7053 ürülgen her zaman şişen, kabaran· I, 158
7054 ürülmek şişmek, kabarmak, üflenmek, şişirilmek I, 195
7055 ürüñ ak olan nesne, ak, beyaz, gençlerin t ırnakları üzerinde bulunan aklık· I, 134, 330,382;II, 12 bkz> ak, örüñ § tırñgak ürüñ; tırnak beyazlığı. I, 134
7056 ürüñ karak göz akı, I, 382
7057 ürüñ kuş akdoğan· I, 331
7058 ürüşmek üflemekte yardım ve yarış etmek I, 183
7059 üske(n-t)eç kuru üzüm· I, 159
7060 üsnemek benzemek· I, 288; II, 223; III, 147 bkz> usnatmak
7061 üstek üstelik, ziyadelik.I, 120
7062 üstelmek artmak, çoğalmak, artırılmak.I, 246
7063 üstem eğerlere, kemerin başına, tokalara işlenen altın ve gümüş·I, 107 bkz> saxt
7064 üstermek üstün gelmek için yarış etmek; inkâr etmek I, 221
7065 üstün üstün· I, 108 § andan üstün; ondan üstün·I, 108
7066 üsüglemek hile ile kilit açmak.I, 306 bkz>osuglamak
7067 üşelmek arannìak· I, 197
7068 üşelmek ufalanmak, II, 235 bkz> uşalmak, uşatmak, uvşatmak, üşetmek
7069 üşemek yer ve benzeri şeyleri aramak üzere eşmek III, 253
7070 üşerig (taş) düz (kaya), I, 135 bkz> yüşeırg
7071 üşetmek araştırmak.I, 211 bkz> eşltmek
7072 üşetmek ufalatmak·I, 211 bkz> uşalmak, uşatmak, uvşatmak, üşelmek
7073 üşgürmek üşürmek, kışkırtmak; ıslık çalmak· I, 228 bkz> üşkürmek
7074 üşik yemişleri kavurarak büyümekten alıkoyan soğuk·I, 72
7075 üşiklemek üşümüşken yakalamak·I, 306, 307
7076 üşimek soğuktan üşümek II, 137; III, 254 bkz> üşümek
7077 üşkürmek üşürnnek, kışkırtmak; ıslık çalmak· I, 228 bkz> üşgürmek
7078 üşkürmek hatırlamak· I, 228, 229
7079 üşkürtmek hatırlatmak.I, 229 bkz> üşkürtürmek
7080 üşkürtürmek hatırlatmak.I, 229 bkz> üşkürtmek
7081 üşmek üşmek, üşüşmek, toplanmak; delgiç ile delmek,I, 166
7082 üştürmek deldirmek, delik delmeyi emretmek, dar deli ği genişletmek·I, 222
7083 üşümek üşümek,I, 463 bkz> üşimek
7084 üşütmek üşütmek, soğutmak için soğuğa koymak·I, 211
7085 ütimek (kıl) ütülemek· III, 252
7086 ütmek (kıl) yakmak, ütmek·I, 171
7087 ütrük hileci, ütücü adam,I, 101
7088 ütüg kusma,I, 68 bkz> ütük
7089 ütük ütü,I, 68
7090 ütük kusma·I, 68 bkz> ütüg
7091 ütülmek yanmak, (kıl) ütülenmek,I, 193
7092 ütüş bir çeşit çocuk oyunu; bu oyunda utme, yutma·I, 60, 61 bkz> ötü ş
7093 üy ev, I, 81 bkz> ef, ev, ev, öv, üv
7094 üv ev·I, 81 bkz> ef, ev, ev, öv, üv
7095 üyük tepe gibi yüksek olan yerler·I, 85
7096 üyük (yér) sulu ve buna benzer yerlerde ayak bas ıldığı zaman kaybolan ve ayağı çıkarması güç olan kumluk (yer)·I, 85
7097 üyükmek (ayak) gömülmek, incinmek, burkulmak·I, 268
7098 üz sağır·I, 45 bkz> öz § üz kişi; sağır adam· I, 45
7099 üze üstünde, üzerinde, üzere, üzerine, üzerindeki .I, 44, 66, 149, 197, 219, 237, 241, 244, 258, 331, 343. 456, 461, 468, 469;II, 23, 72, 192, 249, 288, 303, 328, 331, 356; III, 131, 161 üzelmek yorulmak, sıkılmak, ögüç işe düşmek·I, 196, 233
7100 üzitmek çok söylemekten kulak sa ğır (ağır) olmak; sirke küpten ekşiliğinden dolayı sızmak· I, 209
7101 üzlenmek yemekte yağ üste çıkmak, kabarmak· I, 258
7102 üzlünmek (ip) üzülmek, kopmak· I, 258
7103 üzlüşmek üzüşmek, kopmak; (kan, koca) ayrılmak; alacaklı borçludan ilişilgi kesmek, I, 240 üzmek (ip ve benzeri şeyleri) kesmek· I, 165, 522
7104 üznemek kar;ı koymak, söz dinlememek·I, 288
7105 üzsemek koparmak 1510^6^I, 276, 277 bkz>uzsamak
7106 üztürmek üzdürmek, kopartmak·I, 220
7107 üzüklük kesilme·I, 152
7108 üzülgen daima üzülen·I, 158
7109 üzülmek üzülmek, kesilmek·I, 196
7110 üzüm üzüm. I, 75, 88, 180, 184, 282, 289. 353.360, 514;II, 16, 18, 104, 125. 186, 265;III, 8, 119, 201, 265, 331, 410
7111 üzümlenmek üzümlenmek.I, 295
7112 üzüşmek üzüm toplamakta yardım ve yarı; etmek; ip ve beñzeri şeyleri kesmekte ve üzmekte yardım ve yarış etmek·I, 184
7113 üzütlemek birini pinti görnıek·I, 299
7114 üzütlük bir şeyde pintilik·I, 150
7115 va vay anlamına söz söyleyen veya emreden kimsenin emrini inkâr yerine bir söz,III, 215 bkz> ya
7116 ya va edatı gibi "vay" anlamına inkâr edatı III, 215 bkz> va
7117 ya ok, yay· I, 280, 496, 500, 501;II, 7, 37, 5059, 61, 65, 66, 67, 68, 97, 98, 114, 134, 138,190, 198, 205; III, 16, 50, 59, 73, 78, 215, 219, 239, 318, 331, 370, 407, 409 § ya bagr ı; yayın orta yeri· I, 360,
7118 yaba yaş ve ıslak olan herhangi bir ;ey· III, 24
7119 yabaku yün ve yapağı yoluntusu· III, 36
7120 yabaku bolmak baştaki saç keçelenmek· III,36
7121 yabakulak baykuş· III, 56 bkz> ügí, ühi
7122 yabı eğerin üstüne ve altına konan keçe, eğer yastığı· III, 24
7123 yabıtak çıplak, egersiz· III, 48, 177 bkz> yap ıtak
7124 yaçanmak utanmak, ocunmak, sıkılmak· III, 83
7125 yadag yayan, yaya· III, 28 bkz> yadag
7126 yadıñ yere yayılmış olan az şey· III, 372
7127 yadag yaya, yayan· I, 381 bkz> yadag
7128 yadaglık yayalık, yaya yürüyüş· III, 51
7129 yadıglıg yayılı, yayılmış· III, 49, 50
7130 yadılmak yayılmak, dağılmak, ayrılmak·I, 442;III, 77, 148, 159, 192 bkz> yay ılmak
7131 yadım döşek, yaygı, sergi. I, 15, 119; III, 19
7132 yadınmak yayılmak. III, 83
7133 yadışmak yaymakta yardım ve yarı; etmek· III, 70
7134 yadlışmak dağılışmak, yayılı;mak· III, 104, 105
7135 yadmak döşemek, yaymak, sermek· I, 15, 45; II, 313, 314; III, 434 bkz> yatmak
7136 yadsamak yaymak ve dağıtmak istemek· III, 305
7137 yadturmak yaydırmak, III, 93 bkz> yaturmak
7138 yadturmak bir şeyi bohça veya benzeri içinde saklatmak· III, 94 bkz> yatturmak, yittürmek
7139 yafa kolgan dikeni· III, 24 bkz> yava, yava
7140 yafa sıcak, kuytu (yer)· III, 24, 27 bkz> yava,yava
7141 yafaş yavaş, yumuşak huylu· III, 12 bkz> yavaş
7142 yafgu halktan olup hakandan iki derece a şağı bulunan kişiye verilen ungun· III, 32
7143 yafışgu kızılcık veya "güren" denen dağ yemi;l· III, 48 bkz> yumuşga
7144 yafuz her şeyin kötüsü, fenası· III, 10 bkz> yavuz
7145 yag yağ, iç yagı·I,182, 208, 227, 326;II, 9, 89. 123, 149, 154. 188, 189. 190, 197, 198, 205. 210, 229, 231, 240, 245. 293, 305, 354; III, 63, 77, 119, 157,182. 223, 252, 307, 319, 392, 425, 426, 435 § kara yag
7146 yagak ceviz.I, 90, 267, 417;III, 8, 29
7147 yagaklıg cevizli·III, 50
7148 yagaklık cevizlik, ceviz biten yer·III, 51
7149 yagan fil· III, 29 bkz> yañan, § Yagan Tégin
7150 yaganlık filli olan, filci· III, 50
7151 yagı düşmün I, 41, 88. 168, 205, 206, 215, 234, 251, 273, 305. 336. 397, 441, 456, 496, 516, 517, 520, 522;II, 6, 10, 29, 74. 83, 116, 165, 204, 227, 228, 329; III, 24, 44, 134, 237, 271, 272. 301. 322, 328, 339, 395, 400, 420
7152 yagıkmak düşmanlaşmak· III, 76
7153 yagılamak düşmanlık etmek, düşmanla savaşmak, çarpişmak· III, 325, 328 bkz'
7154 yagılmak yağdırılmak.III, 79
7155 yag(ı)r at, katır ve eçek gibi hayvanların sır-tında semer, eger ve yük vurmasından meydana gelen yara, yagır·I, 58, 370;III, 9
7156 yagırlamak yağırı sağaltmak, iyi etmek·III, 342
7157 yagırlanmak yağırlanmak, yağırı çoğalmak, yağırdan kaşınmak·III, 113, 114
7158 yagırlıg yağırlı, sırtı yaralı·II, 9;III, 9, 49
7159 yagış putlara kesilen kurban·III, 10
7160 yagıtgan her zaıpan yağdıran·III, 53
7161 yagıtgan her zaman dü;manlık eden·III, 53
7162 yagıtmak yağdırmak·II, 316
7163 yagıtmak düşmanlık etmek, III, 53 bkz> yagılamak, yaguşmak
7164 yagız yağız, kızıl ile kara arası renk· III, 10
7165 yagku yağmurluk· III, 25, 227 bkz> yaku
7166 yaglamak yağlamak· III, 308, 319
7167 yaglanmak yağlanmak· III, 111
7168 yaglatmak yağlatmak· II, 355
7169 yaglıg yağlı· I, 70; II, 309; III, 121, 156, 306. 392
7170 yagmak yağmak,I, 139, 376, 457, 494;II,122; III, 60, 61
7171 Yagmalanmak Yağma kılığına girmek, onların huyu ile huylanmak· III, 203
7172 yagmur yağmur. I, 16, 272, 354; Il, 28, 122,175, 316, 352; III, 38, 39, 53, 79, 93, 95, 380, 436 bkz> yamgur
7173 yagmurçıl yağmuru çok olan (yer)· III, 56
7174 yagrımak yağır olmak, I, 104 yagrınlamak yarnına, sırta, vurmak· III, 343 bkz> yarınlamak yagrıtmak
7175 yagru çevre, yakı^lık. III, 13 bkz> yakru
7176 yagsamak yağ istemek. III, 305, 306 bkz> yags ımak
7177 yagsımak yağ tadını almak, III, 305, 306 bkz> yagsamak
7178 yagturmak yağdırmak· III, 95
7179 yaguk yakın, 1113101.I, 433;III, 23, 29, 76, 255 § yak yaguk; (115101^1-.III, 29 § yaguk yér; yak ın yer·III, 29
7180 yagumak yaklaşmak·II, 148; III, 89 bkz> yaguşmak
7181 yaguşmak düşmanlık etmek· II, 90 bkz> yagılamak, yagıtmak
7182 yaguşmak birbirine yakla;mak· III, 73 bkz> yagumak
7183 yagutgan daima yaklaştıran· III, 52
7184 yagutmak yaklaştırn-ıak. II, 316
7185 yag ügüri susam· I, 54
7186 yah evet, peki anlamına bir kelime· III, 118 bkz> yeh
7187 yaxsınmak kollarını yenlerine sokmadan, belini iliklemeden, elbiseyi e ğinine (sırtına) almak, III, 109
7188 yahşı iyi; güzel, her şeyin güzeli I, 64; III, 32
7189 yak çanak ve kap bulaşığı· III, 4 bkz> yak yuk, yok, yok yak, yuk, yuk yak
7190 yaka yaka, elbise yakası·I, 189, 253; III, 24, 307
7191 yakıg (şişkinlik ve benzeri şeylere yakılan) yakı· I, 407;III, 13, 62, 74, 96
7192 yakılmak dokunulmak, yaklaşılmak· III, 81
7193 yakın yakın. III, 22, 23
7194 yakışmak yaklaşmak, dokunmak, yakına gelmek; yakı yakmakta yardım etmek I, 170, 383; II, 103; III, 74
7195 yakı yukı (er) alçak gönüllü ve yaltaklan ıcı (adam)· III, 25
7196 yakmak yaklaşmak, dokunmak; yakmak·I, 456;II, 69;III, 22, 62, 63
7197 yakrı yağ, iç yağı, yağlı· 11.105; III, 31, 32, 204; 306
7198 yakrıkan fındık büyüklüğünde kırmızı meyvesi olan bir bitki·III, 56
7199 yakrıkan buz yağı·III, 56
7200 yakrılanmak yağlanmak·III, 203, 204
7201 yakru çevre, yakınltk.III, 31 bkz> yagru
7202 yakturmak dokundurmak; (yakı) yaktırmak; (ateş) yaktırmak· ÌII, 96
7203 yaku yağmurluk. III, 25, 226 bkz> yagku
7204 yakurmak yaklaştirmak· III, 68
7205 yakurmak sık sık solumak, yüksek bir solumaya tutulmak, III, 68
7206 yak yuk kaptaki 611^. III, 143, 160 bkz> yak, yok, yok yak, yuk, yuk yok
7207 yal at yelesi·III, 13, 160 bkz> yal ıg, yıl
7208 yala töhmet, itham, birl hakkında kötü sanıda bulunma. III, 25, 82
7209 yalaçı insanı her şeyde çarçabuk suçlu gibi gören, itham eden, III, 36
7210 yalaçı (yuga) bir çeşit ince katmerli (ekmek, yufka)· III, 25, 35
7211 yalafar insanlar arasında elçi, hakanın gönderdiği elçi II, 288; III. 47
7212 yalalmak tõhmetlenmek, itham edilmek,III,82
7213 yalamak töhmetlennek·III, 89
7214 yalavaç elçi, peygamber·I, 66, 83, 97;III, 47, 266, 438 bkz> yalavaç
7215 yalavaç elçi, peygamber·I, 83;III, 47 bkz>yalavaç
7216 yalbı yassı, enli, derinliğl olmayan·III, 30
7217 yaldramak az ışımak, az parlamak·III, 437 bkz> yaldrımak
7218 yaldrımak az ışımak, az parlamak·III, 437 bkz> yaldramak
7219 yaldr(ı-u)k cilâlı, parlak, süslü·III, 432 bkz> yoldruk, yuldruk
7220 yalfatmak yalatmak·II, 354 bkz> yalgatmak
7221 yalgamak yalamak.I, 253;III, 306, 307 bkz> yalvamak
7222 yalgan yalan·III, 37
7223 yalgandurmak yalanlamak·III, 116
7224 yalganmak yalanmak· III, 109, 110
7225 yalgaşmak yalaşmak· III, 103
7226 yalgatmak yalatmak ve yutturmak. II, 354 bkz> yalfatmak
7227 yalgıl yelesi ak, ak yeleli· III, 228
7228 yalgu ahmak, beyinslz adam· III, 33
7229 yalıg at yelesi; ibik; eğer kaşı, II, 327; III, 13, 14 bkz> yal, y ıl
7230 yalıglanmak horoz ıbiklenmek; at yelelenmek· III, 114
7231 yalım sarp, dik, yalçın, III, 19, 20
7232 yalıman dağınık şekilde yapılan çapul·III, 38 bkz> yélimen
7233 yalın alev·III, 23
7234 yalınçga (aş) tadı, tuzu, yağı olmayan yemek, III, 433 bkz> yılınçga
7235 yalındak çıplak,III, 51
7236 yalınmak soyunmak III, 85
7237 yalıñ çıplak, kından çıkmış veya kınından çıkarılmış III, 373
7238 yalıñuk insan I, 44, 195, 230, 395;II, 303, 315, 335; III, 65, 141, 222, 262, 384, 385 bkz> yalñuk
7239 yalıñulamak iple, salıncakla, oynamak, III, 411 bkz> yalñu
7240 yalışmak töhmetlemek, itham etmek· III, 75 bkz> yılışmak
7241 yalkmak kanmak, bıkmak, yağlı yemekten bıkmak· III, 435, 447
7242 yalma kaftan, kalın kaftan, yağmurluk. III, 34
7243 yalmak yalınmak, alevlenmek; (yara) iltihaplanmak; güne ş yüzü yalıyarak çalıp karartmak- III, 63
7244 yalmak yanmak· III, 65 bkz> yandurmak, yanmak, yundurmak, yunmak
7245 yalñu cariyelerin oynadığı bir oyun, salıncak oyunu· III, 380 bkz> yalñulamak
7246 yalñuk insan kişi, insanlara verilen genel ad, âdem; Âdem atam ız·I, 44, 195, 230, 395; II, 303, 315, 335;III, 65, 141, 222, 262, 384, 385 bkz> yal ıñuk
7247 yalñuk cariye· III, 385
7248 yalñus yalnız, kimsesiz. I, 333; II, 133, 384
7249 yalpatmak (ot, saman ve yem) ıslatmak, II, 351, 352 bkz> yelpetmek, yélpetmek
7250 yalratmak parlatmak, yalabıtmak. II, 353 bkz> yalrıtmak, yolratmak, yolrıtmak
7251 yalrıtmak parlatmak, yalabıtmak· II, 353 bkz> yalratmak, yolratmak, yolr ıtmak
7252 yalt yalçın, sert· III, 7
7253 yaltga bir şeyle alay etme· III, 432 bkz> yoltga, yultga
7254 yaltga kılmak alay etmek, maskanaya almak, III, 432
7255 yalturmak ateşi alevlendirmek· III, 97
7256 yalu tayları bağlamak için kullanılan ip, örk, III, 26
7257 yalvamak yalamak, III, 307 bkz> yalgamak
7258 yalvanmak dilini çıkarmak, dili ağız içinde dolaştırmak. III, 110
7259 yalvarmak yalvarmak, dileğinin yapılmasını istemek I. 494, 498;III, 99, 100
7260 yalvı büyü, sihir. III, 33, 359 bkz> yelvi
7261 yalvıçı büyücü, sihirbaz· III, 33
7262 yalvırmak yelpimek, III, 100 bkz> yélvirmek
7263 yam çör çöp, pislik, çapak, göze ve ba;ka yere kaçan çör çöp· III, 5, 160
7264 yamag yama· II, 21; III, 28
7265 yamaglıg yamalı, yaması olan· III, 49
7266 yamaglık yamalık, yama olmak üzere hazılanmış .III, 51
7267 yamagu yamanması gerekli· III, 36
7268 yamalmak yamanmak. III, 82
7269 yamamak yanıannak·III, 91
7270 yaman kötü, her şeyin kötüsü·III, 30 § yamanig; yaman hastallk, miskinlik hastal ığı·III, 30
7271 yamanmak kendi kendine yamamak·III, 85
7272 yamaşmak yamamakta yardım ve yarış etmek, III, 75
7273 yamaşmak tembelliğinden yere yapı;ıp kalmak, buyurulan işi yapmaktan çekinmek· III, 189 bkz> mayışmak
7274 yamata yağlı tavuk veya yağlı et kızartılacağı zaman yağın dışarı sızmaması içln içine sarılan kadayıf hamuru gibi ince bir hamur· I, 445
7275 yamdu kasık· III, 31
7276 yamgur yağmur, III, 38 bkz> yagmur
7277 yamız kasığın iki tarafı, kalçanın ıç yandan uçları.III, 10
7278 yamlamak silmek, süpürmek· III, 84, 310
7279 yamlan bir çeşit sıçan, geme,III, 37
7280 yamlaşmak süpürmekte yardım etmek,III, 105
7281 yamlatmak sıipürtmek. II, 356
7282 yamlıg (·köz) içerisine çör çöp kaçmış olan (göz)· III, 42
7283 yamraşmak kuzular anaları ile karışmak. III, 102, 103
7284 yamu fiilin anlamında pekitme yapan bir edat, III, 236 bkz> yanu
7285 yamurgan her zaman damlayan, kanayan· I, 524 bkz> tamurgan
7286 yamurmak damlamak; kanamak. II, 85 bkz> tamurmak
7287 yamurmak tomruk yapmak, kesrnek, III, 69 bkz> tomurmak, yemürmek
7288 yan yan· II, 19
7289 yan uca kemiği, uca kemlğinin başı· III, 160
7290 yana gene, yine, tekrar, ikinci defa olarak; geri dönme bildiren edat·I, 60, 119, 144, 441, 472, 508;II, 285;III, 6, 26, 170
7291 yançık torba, kese,II, 250 bkz> yançuk
7292 yançılmak incinmek, ezilmek·I, 188;II, 287; III,107
7293 yançuk torba, kese (para-tütün). II, 6; III, 45 bkz> yanç ık
7294 yandak çeker havadan çiğ gibi yagan kudret helvası· III, 44
7295 yandak tiken geven dikeni· III, 44
7296 yandık soysuz, III, 44
7297 yandru tekrar, III, 406
7298 yandrumak döndürmek; kusmak; korkutmak· III, 98, 99 bkz> yalmak, yanmak, yundurmak, yunmak
7299 yanıg kusma; korkutma, tehdit· III, 14
7300 yanlık çoban çantası· III, 45
7301 yanmak dönmek, döndürmek; korkutmak,tehdit etmek; kusmak; yanrnak· III, 14, 64, 65, 98 bkz> yalmak, yandurmak, yundurmak, yunmak
7302 yanu fiilin sonuna gelip anlamında pekitme yapan bir edat· III, 236 bkz> yamu
7303 yanulmak ele sürtülerek bilenmek· III, 82
7304 yanumak bilemek, el üzerlnde kılağılamak· III, 91
7305 yanut karşılık, bedel, ıvaz, cevap· III, 8, 28
7306 yanutmak biIetmek, bilemeği veya el üzerlnde kılağılamayı emretmek, II, 317 bkz>yıtıtmak
7307 yañ bir şeyin merkezi; kalıbı. III, 361
7308 yaña herhangi bir ırmağın, bir yanı, geçesi.III, 369
7309 yañak yan, taraf· I, 241, 434
7310 yañak ağzın iki yanında dişlerin oturduğu kemik; kapı söğesi; her şeyin yanı, III, 376
7311 yañalduruk kukuleta, başlık, kepenek arkasına dikilen blr keçe parças ı, III, 389
7312 yañan alaca karga, yalnız başı ak olan karga·III, 240, 376
7313 yañan fiL II, 210; III, 295, 376 bkz> yagan,
7314 yañı yeni· I, 376; III, 369 bkz> yengi
7315 yañıla yeniden, tekrar, ikinci defa· III, 381
7316 yañılamak yenilemek. III, 407
7317 yañılgan her zaman yanılan, unutan· III, 388
7318 yañılmak yanılmak· III, 59, 380
7319 yañku sesin geri gelmesi, yankı, aksi savt, aksi seda· III, 379, 380
7320 yañkulamak ses vermek, yankılamak, ses gelmek, III, 410, 411
7321 yañkurmak ses duymuş gibi sağına soluna bakmak, III, 400
7322 yañluk işte, sözde ve benzeri şeylerde ve yerlerde yapılan yanlışlık· III, 385
7323 yañrak dağ kıvrımı ve büküntüsü·III, 384
7324 yañramak saklanması gerekenl açığa vurmak, söylemek·III, 404 bkz> yañzatmak
7325 yañşak yanşak, geveze·I, 467;III, 384
7326 yañşatmak bir klmsenin ba;ını çok sözle, yanşaklıkla ağrıtmak·II, 359
7327 yañzatmak saklanması gerekeni söyletmek, ikrar ettirmek·II, 359 bkz> yañramak
7328 yap değirmi olan herhangi bir şey·III, 3 § yap yarmak; değirmi para, sağ para,III, 3
7329 yap yapağı·III, 3 § yung yap; yün yapağı·III, 3
7330 yap hile, al·III, 142, 159 bkz> al, yup
7331 yapçan yavşan otu· III, 37 bkz> yavçan
7332 yapçınmak yapıştırılmak· III, 108 bkz> yapçunmak, yapçurmak, yap şunmak, yapşurmak, yavçunmak, yavçurmak
7333 yapçunmak yapı;tırılmak,III, 108 bkz> yapçınmak, yapçurmak, yapşunmak, yapşurmak, yavçunmak, yavçurmak
7334 yapçurmak yapıştırmak·III, 97, 98 bkz>yapçınmak, yapçunmak, yapşunmak, yapşurmak, yavçunmak, yavçurmak
7335 yapgak kuş avlanan blr çeşit tuzak·III, 42
7336 yapguç eşek ve benzeri hayvanları sürmekte kullanılan değnek,III, 39
7337 yapgut yün veya kıl d!dintilerl doldurulmuş minder ve benzerl şeyler·III, 38
7338 yapıglık kapalı, kapanmı;·III, 49
7339 yapınmak örtünmek, kendl başına kapamak·III, 82, 83
7340 yapışmak yapişmak· IH, 70 bkz> yapuşmak
7341 yapıtak çıplak, eğersiz·III, 177 bkz> yabıtak
7342 yapmak örtmek, kapamak; kurmak, yapmak, I, 348, 374; III, 33, 57
7343 yapratmak at, blr ;eyden korktuğu veya bir çeye tekme atacağı zaman kulağını dikmek·II, 352
7344 yaprı düz ve enli (yer); sarkık (kulak), III, 31
7345 yaprulmak yapışmak; yıpranmak· III, 107
7346 yapruşmak yer düzlennekte yardım etmek, III, 101
7347 yapsamak (örtmek, kapamak, yapmak) istemek· I, 463; II, 172; III, 304
7348 yapşunmak yapı;tirılmak· III, 109 bkz> yapçınmak, yapçunmak, yapçurmak, yapşurmak, yavçunmak, yavçurmak
7349 yapşurmak yapıştırmak· III, 99 bkz> yapçınmak, yapçunmak, yapçurmak, yapşunmak, yavçunmak, yavçurmak
7350 yaptaç yağmur ve karda çobanların giydiği küçük bir kepenek, kebe· III, 38 yapturmak kapatmak; yaptırmak· III, 93 yapulmak kapanmak, örtulmek· III, 76
7351 yapurgak yaprak (agaç, bjtki, kltap)·III, 51
7352 yapurgan daima gizleyen, saklayan·III, 53 yapurmak parlatmak, süpürtmek; gizlemek·III, 67 yapurtmak
7353 yapuşgak dikenli bir ot, pitrak; her söylenen i şe karışan kimse· 1)1, 51 bkz> koru
7354 yapuşgan daima yapışan, yapışkan·III, 53
7355 yapuşmak yapışmak·III, 53 bkz> yapışmak
7356 yap yup hile, al ("yup" kelimesi yaln ız kullanılmaz, her zaman "yap" ile birlikte gelir)·III, 142, 159, 328
7357 yap yup kılmak hile kılmak, al etmek·III, 159 bkz> yubılamak, yuplamak
7358 yar yar, suların açtığı uçurum· I, 375; III, 34, 142, 152, 355
7359 yar salya·II, 81; III, 3
7360 yarag yarık, gedik·III, 294
7361 yarag fırsat, imkân, tav·I, 300;II, 90, 234; III, 13,28, 355
7362 yaraglıg mümkün .III, 49
7363 yaraglıg zırhlı, cebeli·III, 49
7364 yaramak yaramak, uygun gelmek, yaraşmak· III, 38, 87 § yol yarasın
7365 yaramak yarmak·II, 356
7366 yaramak karşı koymak, uzaklaşmak·III, 422 bkz> yıramak
7367 yaramsınmak dalkavukluk etmek,II, 263
7368 yaranmak yaranmak, yaltaklık etmek; koşakta koşturularak alıştırılmak,I, 394;III, 20, 83
7369 yaraşmak uyuşmak, anlaşmak, yaraşmak·II, 105;III, 11. 71, 72
7370 yaratgan yaratan· III, 52
7371 yaratmak yaratmak, oranlamak, oranlayıp yapmak, kendinden uydurmak· I, 330; II, 315
7372 yarıgsamak yarlıganmak istemek· III, 333
7373 yarık oylukların çenetlere bitiştiği yer, oyluk kemikleri başı· III, 15
7374 yarık zırh, zırh ve kalkana verilen genel ad, III, 15,158, 217 § say yar ık; demirgögüslük. III, 15,158
7375 yarıklanmak zırhlanmak· III, 114, 115
7376 yarıklaşmak zırh õndül koyarak bahse girmek, II, 258
7377 yarılmak yarılmak, yirilmek, açılmak·I, 119; III, 15, 77, 78
7378 yarım yarım, bir şeyin yarısı, herhangi bir şeyin ikiye ayrılmış olan parçalardan her birisi III, 19
7379 yarımlamak yarılamak· III, 343
7380 yarımlanmak yarımlanmak. III, 115
7381 yarın yarın· II, 250
7382 yarın kürek kemigi, çigin kemlğl· III, 21
7383 yarındak kayı;, sırım, Türk sırımı· II, 23, 108, 175, 262; III, 51
7384 yarınlamak yarnına, sırta vurmak·III, 343 bkz> yagrınlamak
7385 yarınmak kendi kendine yarmak, yarınmak· III, 83, 84
7386 yarısa yarasa·III, 433 bkz> aya yersgil
7387 yarış yarı;, at yarişi·II, 191; III, 10
7388 yarış iki adam arasında mal üleşme·III, 10
7389 yarışmak yarışmak, yariş etmek, at yarişi yapmak; yarı yarıya üleşmek I, 367, 474; II, 226;III, 10, 72
7390 yarlamak tükürmek III, 308 bkz> yarsıtmak, yarsudmak
7391 yarlıg emir, hakanın mektubu, fermanı, buyruğu·I, 87;III, 42
7392 yarlıg fakir, yoksul, acınan, yarlıganmış.I, 93;III, 42
7393 yarma uzunlamasına yarılan herhangi bir ;ey· III, 34
7394 yarmak yarmak, bir şeyl keserek zorla yarmak, parçalamak; yere s ınır çizmek,I, 399, 437;III, 33, 57. 58
7395 yarmak para·I, 20. 22. 35, 75, 130, 131, 142,143, 168, 175, 180, 214, 219, 223, 242, 281, 297, 298, 303, 321, 322, 334. 341. 377. 397,398, 402;II, 22, 39, 41, 44, 51, 62, 66, 67, 78, 92. 122, 127, 131, 103, 229, 237. 249, 250, 260;III, 3. 43. 67. 80, 84. 94, 121
7396 yarmakan armağan·I, 140 bkz> amuç, armagan
7397 yarmaklanmak para sahibi olmak· II, 279;III, 116
7398 yarmanmak tırmanmak.III, 111
7399 yarmaş iri ögüdülmüş bulgur ve buna benzer şeyler·III, 40 § yarmaş un; ince un,III, 40
7400 yarma (yuga) blr çeşit katmer·III, 34
7401 yarp sağlam·III, 6
7402 yarp insan sevinince yüzüne gelen parlakl ık, yalabıklık·III, 6
7403 yarpadmak iyileşmek, ayağa kalkmak, serpilip büyümek·II, 351 bkz> yarpatmak
7404 yarpatmak iyileşmek, ayağa kalkmak; serpilip büyümek,II, 351 bkz> yarpadmak
7405 yarpuz güzel kokulu b!r ot, kır nanesl, Majoran,III, 39
7406 yarpuz yılan yiyen bir hayvan, firavun s ıçanı,ichneumon·III, 39, 40
7407 yarsgag dagda ve başka yerde ayağın kayabilecegl yer·III, 433
7408 yarsıkmak birbirinden ayrı dü;mek,III, 105. 106
7409 yarsımak murdar bulmak ve iğrenmek, III,305
7410 yarsınçıg murdar, pis iğrenç· III, 56
7411 yarsıtmak tiksindirmek II, 353 bkz> yorlamak, yars ğumak
7412 yarsudmak tiksindiği şey yüzünden tükürmek· II, 353 bkz> yarlamak, yars ıtmak
7413 yarşı bir şeyi yarıya bõlen kimse; bir ;eyin yar ısı, yarı yarıya ortak·III, 32
7414 yarşım bir yarışlık yer·III, 47
7415 yart su içilen bardak,I, 341 bkz> bart
7416 yartım ayrılmiş· III, 46
7417 yartmak para· III, 432 bkz> yarmak
7418 yartu yonga, talaş, III, 30
7419 yartu üzerine bir şey yazılan levha, tahta· III, 30
7420 yarturmak yardırmak· III, 94, 95
7421 yart yurt tutmak ansızın her yandan yakalanmak· I, 341 bkz> bart burt tutmak
7422 yaruk yerde, duvarda, dağda, sırçada ve benzer şeylerde yarık· III, 15
7423 yaruk ışık, aydınlık, parlak·I, 46, 96;III, 15, 194 § yapyaruk; çok ayd ınlık. III, 15
7424 yarukluk nur, ışık, aydınlık; rahatlık· II, 316; III, 51. 194
7425 yaruk yélim balık tutkalı· III, 20 bkz> yaru yélim
7426 yaruk yulduzı tan yıldızı· I, 96
7427 yarumak ışımak· I, 96; III, 86, 87, 89
7428 yarumak yaşumak keyiflenmek. sevinmek· III, 89
7429 yarutgan her zaman aydınlatan· III, 52
7430 yarutmak aydınlatmak· III, 52
7431 yaru yélim balık tutkalı· III, 24 bkz> yaruk yélim
7432 yas zarar, 2iyan· III, 159
7433 yas ölüm, helâk· III, 159
7434 yasgaç yastıgaç, hamur tahtası· III, 38 bkz> yası yıgaç
7435 yasgaşmak tokatlaşmak ve bunda yardım ve yarış etmek· II, 220 bkz> tasgamak, tasga şmak
7436 yası yassı, enli· III, 24 bkz> yasul
7437 yasıç yassı ve uzun temren, III, 8
7438 yasıglıg gedeleçli· III, 50
7439 yasık gedeleç· III, 16 bkz> kurman
7440 yasılamak yassılamak, yaymak; sözü açık,geniş ve kinayesiz söylemek· III, 328
7441 yasılmak dağılmak; terk olunmak, bırakılmak· III, 78, 79
7442 yasıman su boşaltilırken boğazı "gır gır" eden testi, III, 38
7443 yası yıgaç yastıgaç, hamur tahtası· III, 38 bkz> yasgaş
7444 yasmak dağıtıp yaymak, çõzmek· III, 59, 60
7445 yastalmak dayanmış olmak; amacın bir yanına ilmek· III, 107
7446 yastamak yastık dayamak, yaslanmak; söz dokundurmak· III, 302, 303, 320
7447 yastuk yastık, III, 43, 107, 302, 320
7448 yasul yassı, yayvan, yassı ve engln olan her yer· III, 18, 19 bkz> yas ı
7449 yaş yaş, taze nesne, zerzevat, sebze, ye şillik; yaş (gözden gelen); yaş (insanın yaşadığı).I, 316; II, 109, 172. 228, 232; III, 4, 47, 83, 84,159,433 §ya şot
7450 yaşagu yaşamağa haklı· III, 36
7451 yaşamak yaşamak· III, 89
7452 yaşañurmak (göz) yaşarmak, yaşlı olmak·III, 407
7453 yaşarmak yeşermek· II, 79; III, 18, 68
7454 yaşartmak ye;ertmek· III, 436
7455 yaşıkmak (göz) yaçlanmak, kamaşmak·III, 76
7456 yaşıl yeşil. I, 41, 330, 394, 395; III, 19. 20,143, 162 § yapya şıl
7457 yaşıl yuşul yeşil meşil· III, 19
7458 yaşın şimşek,I, 236;II, 356;III, 22, 310, 319
7459 yaşınlıg şimşekli· III, 50
7460 yaşlamak yaş ot yemek· III, 308
7461 yaşlıg yaşlı, genç olmayan· III, 42
7462 yaşlıg yaşlı, yaşı olan (gõz)· III, 42
7463 yaşmak gizlemek, saklamak· I, 425; III, 60, 208
7464 yaşnamak şimşek çakmak, parlamak· I, 236; III, 310, 319
7465 yaşnatmak şimçek çaktırmak, parlatmak·II, 356
7466 yaşru gizli·III, 31
7467 yaşruşmak gizlemekte birlefmek· III, 101
7468 yaşsamak gizlemek istemek·III, 305
7469 yaşuk demir başlık, tulga·I, 67 bkz> aşuk,yışıklıg
7470 yaşumak keylflenmek, sevinmek,III, 89
7471 yaşurgan her zaman gizleyen·III, 53
7472 yaşurmak örtmek, örtülmek, gizIemek.II,79;III, 68
7473 yaşut gizli·II, 228;III, 8 bkz> beküt
7474 yat yabancı-I,433;III, 43, 148, 159 bkz> baz
7475 yat taşlarla yagmur ve rüzgâr için yapılan kamlık, yadataşı ile yapılan bir türlü kamlık, kâhinlik. III, 3, 159
7476 yat baz yabancı· III, 148, 159
7477 yatçı ;aman· III, 307
7478 yatgak hakanın ve ülkenin koruyucusu, muhaf ızı· III, 42
7479 yatgaşmak yatışmak, birlikte yatmak. III, 103
7480 yatgaşuk bir yerde başkası ile yatan· III, 55
7481 yatgaşuk ogrı yatsı, yatma 2amanı. III, 55
7482 yatgurmak yatırmak, uyutmak· III, 99
7483 yatıg uyku; yatılacak yer· III, 12 bkz> yatık
7484 yatık uyku; yatacak yer· III, 15 bkz> yat ıg
7485 yatıkmak yabancılaşmak, yadlaşmak·III, 76
7486 yatlamak yada taşı ile afsun yapmak; yabancı saymak·III, 307, 308
7487 yatlatmak yada taşı ile okutmak·II, 355
7488 yatmak yatmak·I, 36, 233, 243, 386;II, 313; III, 42, 378
7489 yatmak yaymak, sermek, II, 313 bkz> yadmak
7490 yatsamak yatmak veyä uyumak istemek III,304
7491 yatturmak yaydırmak·III, 93, 94 bkz> yadturmak, yittürmek
7492 yatuk atılan, unutulan her şey; tembel; şehirlerden· çıkmayan bir kısım Oğuzlar·III,14
7493 yatuk iki cins iplikten (erişi yünden, argacı pamuktan) dokunan bir dokuma· III, 14
7494 yaturmak yaydırmak, III, 93 bkz> yadturmak
7495 yava kolgan dikeni; hint ayvas ı; suyu tutmaca renk veren bir bitki I, 84;III, 26 bkz> yafa, yava
7496 yava sıcak, kuytu (yer)·III, 27 bkz> yafa, yava
7497 yava kolgan dikeni; hint ayvas ı; suyu tutmaca renk veren bir bitki I, 84;III, 27 bkz> yafa, yava
7498 yava sıcak, kuytu (yer),III, 27 bkz> yafa, yava
7499 yavalmak yavaşlamak,I, 397
7500 yava ; yavaş, yumuşak huylu·III, 10, 11 bkz> yafa ş
7501 yavaşlanmak yavaşlanmak, dölekleşmek, yumuşak huylu olmak· III, 114
7502 yavçan yavşan 0111.III, 37 bkz> yapçan
7503 yavçunmak yapıştırılmak·III, 109 bkz> yapçınmak, yapçunmak, yapçurmak, yapşunmak, yapşurmak, yavçurmak
7504 yavçurmak yapıştımak. III, 98 bkz> yapçınmak, yapçunmak, yapçurmak, yapşunmak, yapşıırmak, yavçurmak
7505 yavgan yavan. III, 37
7506 yavganlanmak yavan bulmak· III, 116, 117
7507 yavlak kötü, fena, değersiz, yavuz, dü;kün, her şeyin kötüsü· I, 177, 432, 516, 519;II, 74, 204;III, 43, 44, 133 § yavlak kişi
7508 yavramak digrek, sert, kati olmak, III, 278 bkz> t ıgdamak, tıgramak
7509 yavrımak hali kötüleşmek, yoksulluk veya hastal ık yüzünden arıklamak· III, 304
7510 yavrıtmak kõtületmek, zayıflatmak, arıklatmak, I, 139; II, 352, 353
7511 yavsamak gönül almak istemek, III, 306 bkz> yüvsemek
7512 yavug sel suyunun yüksekten yuvarlad ığı kaya parçası· III, 13
7513 yavuz kötü, fena·I, 84, 85, 103, 227, 248. 439, 483 bkz> yafuz
7514 yavuzlamak kötü bulmak·III, 342
7515 yavuzlanmak kötü bulmak·III, 114
7516 yay ilkbahar, yaz, I, 13. 82, 96, 170, 463; II, 97; III, 160, 161, 188
7517 yaya insanın kuyruk sokumu bölgesl, kıçı (yalnız insanlarda)· III, 26, 170
7518 yaygaru yaza doğru, III, 278
7519 yayguk kısrağın meme uçları, III, 27 bkz> yazguk
7520 yayıg huyu dönek· III, 23 bkz> yayık
7521 yayık huyu dönek· III, 23 bkz> yayıg
7522 yayıkmak yaz olmak, baharla;mak· III, 191
7523 yayılgan yayılan, durmayan· III, 55 § yayılgan kişi; bir kararda durmayan, bir işte sebat etmeyen kimse· III, 55
7524 yayılmak ırgalanmak, yayılmak, salınmak· I, 412; III, 108, 191,192bkz>yad ılmak,yazılmak
7525 yayınmak kendi kendıne yaymak· III, 86
7526 yaykalmak çalkanrnak; her ;eye gönlü meyil göstermek· III, 108
7527 yaylag yayla, yaylak, yazlanan yer, I, 13, 214; II, 355; III, 47, 265
7528 yaylamak yaylamak· III, 311
7529 yaylatmak yaylatmak. II, 357
7530 yaymak çalkamak, kımıldatmak, sallamak, meyletmek, meylettirmek III, 245, 246, 247
7531 yaysamak haset etmek, çekememek,I, 155
7532 yayturmak çırptırmak, kımıldatmak.III, 100
7533 yaz ilk yaz, yaz· II, 172, 285; III, 159, 285
7534 yazak otlak,III, 16
7535 yazamak yazlamak, yazı geçirmek· III, 88
7536 yazguk kısrağın meme uçlan· III, 28 bkz> yayguk
7537 yazı kır, ova, yazı, boş ve açık yer, boşluk,açıklık, alan·I, 94, 135, 329, 447; III,II, 24,255 yaz ıkçı yazıcı, hısımlar arasında mektup getirip götüren elçi· III, 55
7538 yazıglıg çözülmüş, bağından çözülmüş· III,49, 50 bkz> yazuk
7539 yazıkmak yaz olmak III, 76 bkz> yayıkmak
7540 yazılmak açılmak, yayılmak; yalabımak, güzelleşmek; çözülmek·I, 195, 233, 409; II, 285; III, 6, 78,112 bkz> yadılmak, yayılmak
7541 yazınmak kendi kendine çõzmek, çözünmek, çözülmek III. 84, 112
7542 yazışmak (çözmekte ve yaydan kirlşi çıkarmakta) yardım ve yarış etmek, III, 73
7543 yazlatmak yazlatmak, yazı geçirtmek, yaylatmak·II, 355
7544 yazlınmak çôzülmek·III, 110, 112, 228
7545 yazlışmak çözülmek III, 105
7546 yazmak şaşmak, yanılmak; çözmek; yazmak· I, 92; II, 20; IIl, 59, 111
7547 yazmas şaşmayan, yanılmayan· III, 59, 379
7548 yazok et pastırma· III, 16,
7549 yazsamak çözmek istemek, III, 305
7550 yazturmak çõzdürmek; yanıltmak· III, 95
7551 yazuk boşanmış, bağından çözülmü;· III, 16bkz> yazıglıg
7552 yazuk günah, suç· I, 16, 203, 220, 521; II, 75,135, 143, 169, 222, 261; III, 16
7553 yazuklamak suçu yüzünden yakalamak·III, 342, 343
7554 yazuklug günahlı,III, 50
7555 yazuksuz günahsız·I, 400;III, 16
7556 yebeñ kumlu, batak· III, 372
7557 yeh evet· III, 26, 118 bkz> yah
7558 yeh mü "tamam mı" anlamına bir kelime·III,26 bkz> ye mü?
7559 yek şeytan·I, 267;II, 236, 338;III, 156, 160
7560 yel cin; cin çarpması· III, 144, 163
7561 yelim tutkal, kendisiyle tüy ve tüye benzer şeyler yapıştırılan tutkal· III, 20, 70, 99, 108bkz> yélim,
7562 yilim yelimlenmek tutkallanmak· III, 115 bkz> yélimlenmek
7563 yelkin yelici, koşucu; misafir, yolcu, konuk·I· 31; III, 33, 37, 288, 309 bkz> elkin, yélkin
7564 yelnemek memesi dolup sarkmak· III, 310, 319 bkz> yélnemek
7565 yelpetmek (ot, saman ve yem) ıslatmak, II, 351, 352 bkz> yalpatmak, yélpetmek
7566 yelpetmek yelpazeletmek· II, 352 bkz> yélpetmek
7567 yelpirmek rüzgâr esmek, cin tutmuş gibi sağa sola sallanmak; nemlenmek, yeri ıslatmak·III, 93
7568 yelvi büyü, sihir, III, 33, 359 bkz> yalv ı
7569 yelvlçi büyücü, sihirbaz III, 33
7570 yem baharat· Itl, 5 ("yem" kellmesl yaln ız kullanılmaz, "ot" ile birlikte gelir)·
7571 yeme hep, bütün, tamamiyle; yine, dahi, I, 47,106,144, 459; II, 75,118; III, 41, 278. 366. 435 yemeçük buğday taşınan küçük çuval· III,48
7572 yemek yemek, yeylp telef etmek,I, 55, 66, 79, 88, 116, 318, 323, 342, 343, 504;II, 69,70. 311; III, 9, 16, 31, 67, 146, 159, 220, 222, 249
7573 yemet evet· I, 51;III, 8 bkz> emet, evet,evet
7574 yemiş meyve,I, 251, 263 bkz> yémiş
7575 yemrü ;mek ağaç sökmekte yardım etmek· III, 103
7576 ye mü "bu sôzü kabul ettin mi? söyledi ğimi yapmak için kafana koydun mu?" anlam ına bir kelime.III, 26 bkz> yehmü?
7577 yemürgen dalma söken, koparan,III, 54
7578 yemürmek kesmek·III, 54 bkz> tomurmak,
7579 yamurmak yençimek ısırmak, kötüleîmek·III, 303 bkz> tençmek, yençmek, yunç ımak
7580 yençmek ısırmak, yere vurup ayağıyle ezmek, dişle ısırarak parçaları birbirine katmak, kõtüleşmek·III, 303. 435 bkz> tençmek,yençimek, yunç ımak
7581 yenig yeğni, hafif·III, 92 bkz> yénik
7582 yenigü doğurmak üzere olan,III, 36
7583 yenimek doğurmak (yalnız kadın için),III,91, 92
7584 yenitmek doğurtrnak· II, 317
7585 yeñeç yengeç· III, 384
7586 yeñek heybe, bohça· III, 70 bkz> yetgek
7587 yeñge yenge, büyük kardeşin karısı· III, 380
7588 yeñi yenl· I, 376;III, 369 bkz> yangi
7589 yeñmek yenmek, alt etmek·III, 391
7590 yeñşürmek sıcağa soğuk karı;tirarak ılıştırmak, III, 400 bkz> yiñşürmek
7591 yerçü sın, mezar· III, 30
7592 yerde hemşeri. I, 407; III, 40
7593 yer kırtışı yeryüzü· I, 461
7594 yerküç tahtadan yapılmış kılıç gibi uzunca,enli bir ağaç parçasıdır, fırındaki ekmeği çevirmek için kullanılır·I, 452
7595 yermek yirmek, yaf bir şeyi demirle kesmeksizin uzunlamas ına yirmek, kolayca yarmak·III, 58 bkz> yırmak, yirmek
7596 yer sagrısı yeryüzü; yer yaygısı·I, 422
7597 yertürmek yirdirmek.III, 95
7598 yerük yirilmiş, uzunlamasına yirilmiş ve güzelligi gitmiş olan her şey, yirik, gedik· III, 18 bkz> yirük
7599 yeten ok atılan tahta yay; atımcı yayı, hallaç yayı·III, 21 bkz> yeteñ
7600 yeteñ yün atılıp kabartılan atımcı yayı· III, 372 bkz> yeten
7601 yetgek heybe, bohça· III, 70, 77, 344 bkz> yerigek
7602 yetigen yedi kardeşler adı verilen yıldız, III, 37, 40, 247 bkz> yetiken
7603 yetiken yedi kardeşler adı verilen yıldız, III, 247 bkz> yetigen
7604 yetilmek güdülmek, yedilmek. I, 106 bkz> yétilmek
7605 yet(i)şmek yetişmek, erişmek. III, 183 bkz·
7606 yetiz enli, enine geniş şey· III, 10
7607 yetizlik genişlik, bir şeyin eni· III, 52
7608 yetmek yetişmek, erişmek II, 314 bkz> çétmek, yétmek
7609 yetmek yetmek, yedeğinde götürmek· II, 314
7610 yetmiş kapanmış, iyileşmiş (yara)· I, 245 bkz>bütmiş
7611 yetrülmek eriştirilmek; ilhak edilmek.III,107 bkz> yétrülmek
7612 yetrüm bırakılmış, salınmış·III, 47
7613 yetrüm saç bırakılmış, salınmış saç·III, 47 bkz> yetüt saç
7614 yetrüşmek birbirine erişmekte yardım etmek III, 101 bkz> yétrüşmek
7615 yetti sayıda yedi· III, 27 bkz> yéti
7616 yetüt askere imdat .II, 287
7617 yetüt saç sonradan bırakılan saç,II, 287 bkz> yetrüm saç
7618 yevtilmek erişmek; olgı^nlaşmak.III, 81, 356 bkz> yıgılmak, yuvulmak
7619 yezek asker öncüsü, III, 88 bkz> yizek
7620 yezemek aramak üzere dolaşmak, III, 88, 89
7621 yezne büyük kız kardeşin kocası· III, 35
7622 yédişmek kenar dikmekte yardım etmek·III, 70, 71 bkz> yédilmek, yédmek, yidmek
7623 yédilmek dikilmek ve içine eşya konulmak· III, 77 bkz> yédişmek, yédmek, yidmek
7624 yédmek bohça veya heybeyi toparlamak, uçlar ını birleştirmek III, 434 bkz> yédişmek, yédilmek, yidmek
7625 yég yeğ, üst, üstün, daha lyl, lyl, hay ırlı·I, 59, 337, 384;III, 43, 133, 144, 160
7626 yél yel, rüzgâr, esinti· I, 95, 251. 319, 354;II, 4,154.192,229, 298; III, 93, 98, 108,144,161, 226, 247. 268, 360
7627 yéldirmek estirmek, ësmek·III, 98
7628 yélim tutkal, kendlsiyle tüy ve tüye benzer şeyler yapı;tırılan tutkal, ökse·III, 20, 70, 99, 108 bkz> yelim, yilim
7629 yélimen dağınık şeklide yapılan çapul·III, 38 bkz> yalıman
7630 yélimlemek yelek yapıştırmak; yolu araştırmak III, 343
7631 yélimlenmek tutkallanmak,III, 115 bkz> yelimlenmek
7632 yélin kısrak memesi, tırnaklı hayvan memesi·III, 23
7633 yéliñ yeli çok olan, III, 373
7634 yélkin yelic!, ko;ucu; müafir, 'yolcu, konuk·I, 31;III, 33, 37, 288, 309 bkz> elkin, yikin
7635 yélmek koşmak,III, 64
7636 yélmek (aş, yemek) yenmek, yenilmek·III, 64, 185
7637 yélnemek memesi dolup sarkmak· III, 310, 319 bkz> yelnemek
7638 yélpetmek (ot, saman ve yem) ıslatmak, II, 351, 352 bkz> yalpatmak, yelpetmek
7639 yélpetmek yelpazeletmek· II, 352 bkz> yelpetmek
7640 yélpik cin ve yel çarpması· III, 46
7641 yélpinmek yele, cine çarpılmak, yel çarpmak, cin çarpmak; yelpazelenmek· III, 108, 144
7642 yélpişmek nem çekmek, nem almak, taneler yaşlıktan yapışmak; yelpazelemekte yardım etmek· III, 100, 101
7643 yélvirmek yelpimek· III, 100 bkz> yalvırmak
7644 yém azık, yemek, taam· I, 468, 480; III, 144
7645 yémiş meyve·I, 251, 263;II, 12, 95, 146, 254; III, 12 bkz> yemi ş
7646 yémişlenmek yemi;lenmek, yemiş, meyve vermek, meyvelenmek.II, 269;III, 114, 197
7647 yémsinmek yenneksizin yer gibl göriınınek. III, 109
7648 yémşen Kıpçak ülkeslnde blten blr k ır yemişi· III, 37
7649 yénik yeğni, hafif·III, 18 bkz> yenig
7650 yén giyen, elbise; yenì.II, 109, 187, 233; III, 362
7651 yér yer, yeryüzü, toprak· I, 15, 16, 33, 75, 97,107, 119, 139, 146, 147, 150, 164, 219. 234, 247, 265, 268,287.288,292,296.301,309,313,325. 361, 364. 416. 422, 423, 429, 438, 439,461, 465, 466, 468. 469, 488. 489, 494, 495, 496, 498, 509, 510, 517. 523, 525;I
7652 yér kumaşın veya ağacın bir yüzü. III, 142
7653 yére yöre, çevre· III, 24 bkz> yöre, yüre
7654 yéretmek yerinmek, tembellik etmek· II, 315, 316
7655 yérgü hakir, yerilmiş.II, 29
7656 yérmek yermek, beğenmemek, iğrenmek,zemmetmek, hakir görmek·I, 149, 419;III, 185
7657 yérsinmek bir yeri yurt 001111110^III, 109
7658 yéti sayıda yedi· III, 227 bkz> yetti
7659 yétik işlerinde becerikII, güç işleri başaran·III, 18
7660 yétilmek erişilmek, yetişilmek III, 77
7661 yétilmek güdülmek, yedilmek·I, 106 bkz>yetilmek
7662 yét(i)şmek yetişmek, erişmek .III, 183 bkz> yet(i)şmek
7663 yétmek yetişmek, erişmek· I, 192, 421, 424; II, 274, 314; III, 406 bkz> çétmek, yetmek
7664 yétrülmek eriştirilmek; ihkak edilmek III, 107 bkz> yetrülmek
7665 yétrüşmek birbirine érişmekte yardım etmek III, 101 bkz> yetrüşmek
7666 yétsemek yetişeyazmak· III, 304
7667 yétsikmek erişilmek; ya;lanmak, kocalıp düşkünle;mek· I, 21; III, 106
7668 yéysemek yemek istemek· I, 20; III, 304
7669 yıdışmak bir şeyin parçaları birbiri içinde çürüşmek, yıpraşmak. III, 70
7670 yıd koku· III, 48 bkz> yid
7671 yıdıg kötü kokan her şey, III, 12
7672 yıdıglık kokmuşluk, yıpranmışlık· III, 51
7673 yıdıg ot üzerlik otu, III, 12 bkz> eldrük, ilrük, yüzerük
7674 yıdımak kötü, fena kokmak, bozulmak· III, 86, 260
7675 yıdlamak koklamak, III, 308
7676 yıdlanmak kokmak, bozulmak· III, 110
7677 yıdlaşmak koklaşmak· III, 104
7678 yıgaç ağaç, ağaç parçası; erkegin erkeklik aygıtı; fersah (eskl bir yer ölçüsü)· I, 14, 18, 152, 174, 198, 219, 244, 249, 251, 254, 260, 263, 271, 283, 290, 294, 297, 312, 319, 439, 485, 502, 503, 505, 511; 11.II, 20, 24, 29, 37, 69, 70, 80, 85, 91, 101, 122, 1
7679 yıgaçlanmak ağaçlanmak· III, 113
7680 yıgaçlık ağaçlık, ağaçlı olan yer, kereste bulunan yer, III, 51
7681 yıgdaçı yığan, toplayan; engel· olan, al ıkoyan· III, 106
7682 yıgılgan daima yığılan· III, 54
7683 yıgılmak toplanmak; çeklnmek, kaçınnìak· III, 79, 80
7684 yıgılmak erişmek, olgunlaşmak· III, 81 bkz>yevülmek, yuvulmak
7685 yıgım yığılmı;· III, 19 bkz> yıgın
7686 yıgın yığın, küme, yığılmış·I, 15; III, 19, 22 bkz> yıgım
7687 yıgınmak kendi kendine yığınmak· III, 84
7688 yıgışmak yığışmak, yığmakta yardım ve yarış etmek· III, 73
7689 yıglamak ağlamak I, 272, 504;II, 232;III, 258, 309, 321 bkz> ıglamak
7690 yıglaşmak ağlaşmak· III, 322 bkz> ıglaşmak
7691 yıglatmak ağlatmak· II, 355
7692 yıglışmak toplaşmak· III, 105
7693 yıgmak yığmak, toplamak; bir şeye engel olmak, alıkoymak. I, 15, 399, 504; III, 61
7694 yıgrılmak kötüleşmek, büzülmek, titremek I, 248;III, 107, 108
7695 yıgturmak yıgdırmak; bir şeyden alıkoydurmak· III, 95, 96
7696 yıkılgan daima yıkılan, yıkılgan· III, 54
7697 yıkılmak yıkılmak·I, 348;III, 81, 82
7698 yıkışmak yıkmakta yardım etmek· III, 74
7699 yıkmak yıkmak, yıkılmak· I, 85, 343, 384;III, 20, 63
7700 yıksamak yıkmak istennek· III, 306
7701 yıkturmak yıktırmak· III, 97
7702 yıl yıl, sene· I, 345, 346, 349, 447, 513; II, 118, 331; III, 5, 7, 69,76, 131, 162
7703 yıl at yelesi· III, 13 bkz> yal, yal ıg
7704 yılan yılan· I. 17, 228;II, 18; 20, 275, 279;III,29, 39, 367 § nek y ılan; ejderha·III, 155 § ok yılan; kendini insan ve başka şeyler üzerine atan bir yılan·I, 37;III, 29 § sogan yılan; tulum gibi iri bir yılan·I, 409
7705 yılan yılı Türkler'in on ikili yıllarından biri ,I, 346;III, 30
7706 yıldız ağacın kökü, damarı,III, 40
7707 yıldızlanmak köklenmek, bir yere yerleşmek, soylanmak·III, 116
7708 yıldızlıg köklü· III, 40 § tüplilg
7709 yıldızlıg asaletli, köklü, III, 40
7710 yılgın ılgın, ılgın ağacı, Tamariska· III, 37
7711 yılgınlanmak ılgın ağacına sahip olmak, III, 117
7712 yılıg ılık, sıcakla soğuk arası, I, 31, 64; III, 14, 51 bkz> ılıg
7713 yılımak ılımak· III, 91
7714 yılınçga (aş) tadı, tuzu, yağı olmayan yemek, III, 433 bkz> yalınçga
7715 yılırmak ılımak, az ışınmak·I, 179; II, 283
7716 yılışmak ılıçmak, ılıklaşmak· III, 74, 75
7717 yılışmak birbirini töhmetlemek, itham etmek· III, 75 bkz> yal ışmak
7718 yılıtmak sıtma tutmak, sıtınadan vücudu ısınmak; ılıtmak, II, 316, 317
7719 yılkı hayvan, yılkı, hayvan sürüsü, dört ayakl ı hayvanlara verilen genel ad· I, 21, 91, 241, 257, 285, 330, 332, 412, 461, 481, 482;II, 96; III, 34, 76, 90, 104, 131, 178, 292, 300
7720 yımırtga damarsız olan her türlü yeşillik; hıyar gibi gevşek olan her nesne· III, 433
7721 yın in· III, 6 bkz> in, yin
7722 yınçge ince· III, 380 bkz> yinçge
7723 yıp ip, tel kendisiyle at bağlanan uzun örk· I,158, 165, 178, 185, 213, 220, 236, 253, 302,414, 523, 524;II, 8, 9, 98, 120, 132, 180, 189,194, 207, 227, 236, 244, 330, 334, 354, 362; III, 3, 104, 255, 286, 388, 426, 428, 444
7724 yıpar misk I, 327;II, 4, 6, 122; III, 7, 28, 48, 96. 180, 308 bkz> yipar
7725 yıparlıg misk kokan, miski, anberi olan· III, 48, 50
7726 yıplamak ip üzerinde oynamak, cambazlık etmek, III, 308
7727 yıplamak iple kıl aldırmak· III, 307
7728 yıplaşmak iple birbirinden kıl yolu;mak· III, 104
7729 yıplatmak ipletmek, iple kıl yoldurmak· II, 355
7730 yır koşma, türkü, hava, ır, musikide ırlama, gazel· II, 14, 135;III, 3, 131, 143
7731 yıragu çalgıcı, şarkıcı, çağırıcı· III, 36
7732 yırak uzak, ırak· I, 97, 309, 456; III, 28, 29
7733 yıraklanmak uzak bulmak· III, 115
7734 yıraklık uzaklık, ıraklık· III, 51
7735 yıramak uzakla;mak, ırak olnnak·III, 88, 366, 422 bkz> yaramak
7736 yıratmak uzaklaştirmak·II, 315
7737 yırlamak şarkı, gazel söylemek, ırlamak III, 3, 308
7738 yırmak yirmek·III, 58 bkz> yermek, yirmek
7739 yırtılmak yırtılmak.I, 41; III, 106, 107
7740 yırtınmak yırtar görünmek.III, 108
7741 yırtışmak yırtmakta yardım etmek,III, 101
7742 yırtmak yırtmak·I, 323, 341; III, 435
7743 yiş sıkışma· III, 4 bkz> yuş
7744 yış iniş, yokuş· III, 4, 143 § art
7745 yış yokuş iniş· III, 4
7746 yış bolmak sıkı;mak· III, 4
7747 yışıg ip; kayıştan örülmüş bağ; boyundurukkayışı·I, 126, 158, 165, 183, 196, 209, 276,427;II, 123, 216, 349; III. 13
7748 yışıglıg ipli, ipi olan· III, 49
7749 yışıklıg tulgalı, tulga giymi;· III, 50 bkz> aşuk,yaşuk
7750 yıtıtmak biletmek· II, 317 bkz> yanutmak
7751 yi sık ve birbirine girmiş; elbisenin yivi, dikişi, dikiş, pabuç diki;l; dağ yivi; diş ve ağaçların birbirine girınesi.III, 25, 216, 229, 283 bkz> cigi, yigi
7752 yiçi terziII, 3;III, 216
7753 yid koku,III, 48 bkz> yıd
7754 yidmek bohça veya heybeyi toparlamak, uçlar ını birleştirmek III,443 bkz> yédişmek, yédilmek, yédmek
7755 yig iğ,I, 48, 85 bkz> ig, ik, yik
7756 yig gemin damağa gelen parçası·III, 144
7757 yig çiğ, pişmemiş. I, 338; III, 144 bkz> yik
7758 yigde iğde· I, 31; III, 31, 147 bkz> yikte
7759 yigi sık, birbirine girmiş, sıralanrnış, (dikişte)sağlam. III, 25, 216, 229 bkz> cigi, yi
7760 yigirme sayıda yirmi. III, 48 bkz> yigirmi
7761 yigirmi sayıda yirmi· III, 48 bkz> yigirme
7762 yigirminç sayıda yirminci. I, 132;III, 449
7763 yigit yiğit, genç, her şeyln genci·I, 25, 263, 400;II, 113; III, 8, 16, 917, 356, 386. 420
7764 yigitlik yiğitlik, gençlik,I, 143, 511; III, 51
7765 yigne ìgne,II, 3, 120, 150;III, 35
7766 yigrenmek tüyü ürperrnek, iğrenmek III, 109
7767 yigtürmek bir şeyle iyilik etmek, III, 96 bkz> yiktürmek, yüftürmek, yüvmek
7768 yigtürmek incitmek III, 97
7769 yik iğ·III, 144 bkz> ig, ik, yig
7770 yik çiğ, pişmemiş·I, 338 bkz> yig
7771 yiken hasır yapılan kovalak otu·III, 23
7772 yiklemek çiğnemek·III, 309, 310 bkz> egleşmek, iklemek, ikleşmek
7773 yikte iğde, I, 31 bkz> yigde
7774 yiktürmek bir şeyle iyilik etmek·III, 96 bkz>yigtürmek, yüftürmek, yüvmek
7775 yilik ilik·I, 72, 119 bkz> ilik
7776 yiliklig ilikli, iliği olan, III, 52
7777 yilim tutkal II, 20, 70, 99, 108 bkz> yelim,yélim
7778 yilmirmek ılımak, ılır gibi olmak·III, 100
7779 yimlemek gözle işaret etmek, III, 310 bkz>imlemek
7780 yin beden, vücut, insan bedeni· I, 179, 261, 275; II, 151; III,92, 145, 154, 278
7781 yin tüy, £101-1.I, 167, 217, 315; III, 109
7782 yin koyun pisliği, davar tersi, hayvan pisli ği· I, 49; III, 5 bkz> in § koy yini; koyun 101-51. III, 5
7783 yin in, hayvan ini·I, 49;III, 5 bkz> in, y ın
7784 yincü inci·I, 31 bkz> cinçü, yinçü, yünçü
7785 yinçge ince·III, 380 bkz> yınçge § yinçge turku; ince ipek kunìa ş·III, 380
7786 yinçge kız odalık kız·III, 380 bkz> yinçke kız
7787 yinçge kişi Tanrı'ya ibadet eden, tapan·III, 380
7788 yinçgelemek ince saymak, inceltilek III, 411
7789 yinçgelenmek alçak gönüllülük etmek; odal ık edinmek; Tanrı'ya karşı küçüklük göstermek, tapmak, ibadet etmek· III, 450
7790 yinçke kız yatağa alınacak, yetişkin cariye ve kız, kız oğlan kız· I, 326 bkz> yinçge kız
7791 yinçü inci; cariye· I, 31, 273, 387, 390. 396,419;II, 9, 31, 79, 100, 122, 127, 146, 154, 243, 288; III, 30, 229, 289 bkz> cincü, yincü, yünçü
7792 yindmek aramak, sormak· III, 66· bkz> yinmek
7793 yindürmek kayıbı arattırmak. III, 99
7794 yinedmek sağalmak; yeğnilmek· II, 317 bkz>yinetmek
7795 yinetmek sağalmak; yeğnilınek· II, 317 bkz>yinedmek
7796 yinmek arannak, sormak- III, 66 bkz> yindmèk
7797 yiñ sümük· II, 326; III, 362
7798 yiñ atmak sümkürmek· II, 326 bkz> yiñitmek
7799 yiñdegü sümüklü (çocuklara bununla sövülür)· III, 387
7800 yiñitmek sümkürmek II, 326 bkz> yiñ atmak
7801 yiñşürmek sıcağa soğuk karı;tırarak ıliştırmak, III, 400 bkz> yeñşürmek
7802 yipar misk·I, 327; 11; 4. 6, 122;III, 7, 28.48, 96, 180, 308 bkz> y ıpar
7803 yipin koyu kırmızı, kızıl·III, 21 bkz> bayın, yipkil, yipkin
7804 yipkil erguvan renginde olan· III, 46, 47 bkz> bay ın, yipin, yipkln,
7805 yipkin menekşe rengi, erguvan renginde olan, konur, koyu k ırmızı·I, 395;III, 37, 47 bkz> bayın, yipln, yipkil
7806 yirilgen daima çatlayan, yarılan, yirilen.III, 55
7807 yirişmek yirişmek, ylrilmek, ayrılmak; gülümsemek; kuvvetsizleşmek·III, 72, 73
7808 yirmek yirmek,III, 58 bkz> yermek, yırmak
7809 yirük yirilmiş, uzunlamasına ylrilmiş ve güzelliği gitmiş olan her ;ey, yirik, gedik·III,18 bkz> yerük
7810 yişilmek eli işe yatışmak, udumlaşmak· III 79 bkz> işilmek, yuşılmak, yuşulmak,yüşilmek, yüşülmek
7811 yişim soğukta dizlere giyilen nesne, bir çe şit çakşır·III, 19
7812 yişimlenmek yişim giynnek, tozluk giymek·III, 115
7813 yitik keskin, bilenmiş·I, 384;III, 18
7814 yitik yitik şey,kaybolan şey, II, 182 bkz> tiyül, yitük
7815 yİtiklemek kaybolanı aramak, III, 343
7816 yitim keten tohumıı· III, 24
7817 yitmek kaybolmak, yitmek. I, 467; II, 314
7818 yittilrmek kaybettirmek,' bìr şeyi bohça ve bohçaya benzer şeylerde saklatmak· III, 94 bkz> yağturmak, yatturmak ;
7819 yitük kaybolan şey, yıtik. II, 115, 182;III, 18, 181 bkz> yitík
7820 yitüklig bir şey yitiren, kaybeden,III, 18
7821 yitürmek kaybetmek, yitirmek. III, 67
7822 yiz sele otu, çiğ otu, sele sazı, Artemlsìa abrotonon (kamı;tan daha ince ve yumuşak olup göçebelerce çadır örtüsü yapılır)·III, 135, 143
7823 yizek askerin önde giden bölüğü, öncül· III, 18 bkz> yezek
7824 yodluşmak silinmek III, 105
7825 yoğmak silmek, bozmak, mahvetnnek· III, 434
7826 yoğsamak silmek Istemek· III, 305
7827 yodturmak sildirmek III, 94 bkz> yutturmak
7828 yodulmak silinmek, yok edilmek·III, 77
7829 yodunmak sllinmek·III, 83
7830 yoduşmak (leke, kitapta yanlı; vb.) silmek ve gidermek işinde yardım etmek,III, 70
7831 yog matem, yas, ölü gömülmesinden sonra üç veya yedi güne kadar verilen yemek.III, 143
7832 yog basan ölü gömüldükten sonra verilen yemek·I, 399
7833 yogdu devenin çenesi altındaki uzun tüyler III, 30 bkz> cugdu, yogru, yogruy, yugdu
7834 yoglamak ölü için yemek vermek.III, 309
7835 yogrı çanak,III, 31, 32
7836 yogru deve tüyünün uzunları .III, 31 bkz> cugdu, yogdu, yogruy, yugdu
7837 yogrulmak yogrulmak. I, 248; III, 107
7838 yogrum bir defada yoğrulacak kadar olan· III, 47
7839 yogruşmak yogruşmak, yoğrulmak, yoğurmakta yardım etmek·II, 122;III, 102
7840 yogruy deve tüyünün uzun olanları .III, 31 bkz> cugdu, yogdu, yogru, yugdu
7841 yogun yogun, şişkin, kalın·III, 29
7842 yogurguç şehriye ve benzeri şeylerin açılmasında kullanılan oklağı·I, 493
7843 yogurkan yorgan·I, 197, 210;II, 137, 141; III, 54, 110, 253
7844 yogurmak yogurmak·II, 102
7845 yogurt yogurt, I, 182, 208;II, 189, 295;III, 164, 190
7846 yogurtmak yogurtmak·III, 436
7847 yok çanak bulaşıgı,III, 4 bkz> yak, yak yuk, yok yak, yuk, yuk yak
7848 yok yok·I, 68, 70, 323, 360, 368, 420;II, 28; III, 3, 143, 147, 151, 154, 239
7849 yokadmak yok olmak,III, 384
7850 yokar yukarı·I, 142, 320 bkz> yokaru, yukaru
7851 yokaru yukarı· II, 4, 6, 35, 81, 198, 260;III, 285 bkz> yokar, yukaru
7852 yoklamak yükselmek, çıkmak·III, 212, 221
7853 yoklatmak yükseltmek, dağa çıkartmak·II, 355
7854 yok yak çanak bulaşıgı·III, 4 bkz> yak, yak yuk, yok, yuk, yuk yak
7855 yok yér yokuş yer·III, 4
7856 yol yol, sefer, ani yola çıkma·I, 53, 63, 66, 92,155, 173, 196, 204, 208. 247, 292, 332, 342, 458;II, 8, 29, 98, 176, 197, 212, 214, 232; III, 64, 87, 144, 187, 288, 292, 343, 387, 423, 450
7857 yolak çay· I, 222; III, 17 bkz> yul, yulak
7858 yolak çıgır, çılga, kırlardaki küçük yol; yol yol çizgili olan her ;ey· III, 17 § yolak barç ın; yol yol çizgileri bulunan ipek kumaş· III, 17
7859 yoldramak (maden ve cevher) parlamak· III, 437 bkz> yoldr ımak yoldrımak (maden ve cevher) parlamak· III, 437 bkz> yöldramak
7860 yoldruga kılıç gibi uzunca bir bitki, III, 433 bkz> yoldurga
7861 yoldruk cilâlı, parlak, süslü, III, 432 bkz> yaldruk, yuldruk
7862 yoldurga kılıç glbi uzunca blr bltki· III, 433 bkz> yoldruga
7863 yolgırmak yolda rastlamak· II, 193
7864 yolıç keçi kıllarrnın diplerinde bulunan yumuşak ince yün·III, 27 bkz> yovl ıç, yulıç
7865 yolıtmak yagma ettirmek·II, 316 bkz> yoluşmak, yolutmak, yulıtmak, yulumak,yuluşmak, yulutmak yolkaşmak
7866 yolkmak sıyırmak; çatlatmak; yolmak, bir şeyden herhangi bir şeyi çıkarmak, soymak; faydalanmak, elde etmek,III, 435, 436
7867 yolkunmak sıyrılmak,III, 110
7868 yolkuşmak birbirinden kâr veya fayda elde etmek,III, 103, 10
7869 yolmak yolmak, yolmak için kaynar suya b ırakmak; kurtarmak, bırakmak, salıvermek; istinsah etmek,II, 24;III, 63, 64
7870 yolratmak parlatmak·II, 353 bkz> yalratmak, yalr ıtmak, yolrıtmak
7871 yolrıtmak alevlernek, parlatmak·II, 353 bkz> yalratmak, yalr ıtmak, yolratmak
7872 yolsuz yolunu azıtan kimse·III, 40
7873 yoltga bir ;eyle alay etme·III, 432 bkz> yaltga, yultga
7874 yoltga kılmak alay etmek, maskaraya almak· III, 432
7875 yolturmak para verdirèrek köleyi azat ettirmek; yoldurmak.III, 97
7876 yolug fidye, feda, kurban·I, 210, 243, 399; III, 13, 333
7877 yoluglug fidyeli, fidyesi verilmiî olan· III, 49
7878 yolunmak yolunmak; azat edllmek, bırakılmak, bo;anmak·III, 85
7879 yoluşmak yağnıala{mak·III, 75 bkz> yolıtmak, yolutmak, yulıtmak, yulumak yuluşmak, yulutmak
7880 yolutmak yağma ettirrnek·II, 316 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yulıtmak, yulumak, yuluşmak, yulutmak
7881 yonak hayvanların sennerleri altına konan şey,çul çuval parçası III, 29
7882 yonındı yonuntu, talaş,III, 30
7883 yonınmak yonar göstermek,III, 86 bkz> yo-nunmak
7884 yonulmak yonulmak,III, 82
7885 yonumak yonmak I, 384
7886 yonunmak yonar göstermek·III, 86 bkz> yonınmak
7887 yonuş yontmakta yardım ve yarış etmek· III, 75
7888 yoñag beye birini geçme, gammazlık etme·III, 376
7889 yoñamak beye birini geçmek, gammazlık etmek, yanılmak, şikâyet etmek III, 397
7890 yoñatmak koğulamak,II, 326, 327
7891 yorçı usta kılavuz,III, 30
7892 yorıdaçı hısımlar, dünürler arasında gelip giden adam·II, 51
7893 yorıga yorga yürüyen (at için)· III, 174
7894 yorıgçı hısımlar, dunürler arasında gelip giden adam· II, 51
7895 yorıglı yürümeyi düşünen· I, 326
7896 yorıgu yürünecek yer ve zarnan· III, 36
7897 yorık akma, yürüme, gidiş, huy· I, 378; II, 40; III, 15 bkz> bor ık, yoruk
7898 yorık tabir (rüya vb.) sözün gidişi, anlaşılışı III, 18 bkz> yormak, yörük
7899 yorık uz dilli· III, 15
7900 yorık tıl fasih dil III, 15
7901 yorımak yürümek, gitmek, varmak; ismi varıp yayılmak; yürüyüp yorulmak· I, 167; II, 41; III, 31, 87, 219, 375 bkz> yormak
7902 yorınça yonca·III, 375 bkz> yorınçga
7903 yorınçga yonca·I, 431; III, 433 bkz> yorınça
7904 yorışmak yürüşmek; yol yol olmak, yıpramak· III, 72
7905 yorıtmak yürütmek, (ilâç) içini sürdürmek I, 115; III, 315
7906 yormak tabir etmek, yorrnak· III, 125 bkz> yor ık, yör(ik
7907 yormak yürümek. I, 456; III, 87 bkz> yorımak
7908 yortmak dört nala koşturmak, bir işe başlamak üzere yürümek, III, 356, 435
7909 yortug savaş gününde veya bir yere giderken hakan ın yanında bulunan kimseler· III, 42
7910 yortuşmak at yürütmekte yarış etmek· III, 101
7911 yoruk gidiş, huy,I, 27 bkz> borık, yorık
7912 yorulmak çözülmek.III, 78 bkz> yörmek
7913 yorutgan çok osuran, osurgan·III, 52
7914 yorutmak osurmak,III, 52
7915 yotturmak sildirmek·III, 94 bkz> yoddurmak
7916 yovlıç keçl kıllarının diplerindeki yumuşak ince yün·III, 27 bkz> yol ıç, yulıç
7917 yozamak (kısraktan başka hayvan) kısır kalmak·III, 88 bkz> kısır bolmak
7918 yozmak çok aknnak·I, 192 bkz> yilzmek
7919 yök kuş tüyü, kuş yeleği, ok yelegi. 111. 143 bkz> yüg, yük, yüñ
7920 yökletmek oka yelek taktırmak.II, 356 bkz> yükletmek
7921 yöre yöre, çevre, bir ;eyin etrafı·III, 24 bkz> yére, yüre
7922 yörgek örtü·II, 289
7923 yörgek bolmak örtülmek, gök kara dumanla örtülmek II, 289
7924 yörgemeç işkembe ve bağırsağın incecik kıyılarak bağırsak içinde kızartılması veya pişirilmesi suretiyle yapılan yemek·III, 55
7925 yörgemek sarmak,III, 307
7926 yörgenç dağ dönemed, dağ büklümü, buküntülü, kıvrık·III, 387 bkz> tezginç
7927 yörgenç ağaçlara sarılıp onları kurutan bir çeşit bitki, sarmaşık·III, 387
7928 yörgençü sargı, dolak·II, 346; 111. 296
7929 yörgenmek örtülmek, sarılmak.I, 331; II, 303; III, 110 bkz> yörkenmek, yürgenmek
7930 yörgeşmek sarılmak, birbirlne girmek, dolaşmak, karışmak.I, 395, 437;II, 285;III, 104 bkz> yörke şmek, yürgeşmek ;
7931 yörgetmek sardırmak· II, 354
7932 yörgeyek ulanmış, I, 135
7933 yörkenmek örtülmek, sarılmak. I, 331; II, 303; III, 110 bkz> yörgenmek, yürgenmek
7934 yörkeşmek sarılmak, birbirine girmek, dolaşmak, karışmak.I, 395, 437;II, 285;III, 104 bkz> yörge şmek, yürgeşmek ;
7935 yörmek çözmek III, 58,185 bkz> yorulmak
7936 yörük tabir (rüya vb.) sözün gıdişi, anlaşılışı· III, 18 bkz> yorık, yormak
7937 yu kadınların bir şeyden utandıkları zaman söyledikleri bir kelime· III, 215
7938 yubagu üzerinde durulmayan, yapılmaması gereken, III, 36
7939 yubakulak sıtmadan titreme· III, 56
7940 yubalmak ihmal edilmek, yüzüstü bırakılmak, üzerinde durulnnamak· III, 76
7941 yubalmak karışmak· III, 76 bkz> burbàşmak, yubanmak
7942 yubamak ihmal etmek, yüzüstü bırakmak, üstüne düşmemek. III, 86 bkz> burbamak, buybamak
7943 yubanmak karışnnak· III, 83 bkz> burbaşmak, yubalmak
7944 yubanmak çekinmek, bırakmak· III, 83
7945 yubatmak savsaklatmak, savsaklamay ı emretmek· Asıl anlamı burbatmak, yap yup kılmak, yubılamak, yuplamak,
7946 yubılamak aldatmak, hile yapmak, al etmek., II, 315; III, 327, 328 bkz> burbatmak, yap yup k ılmak, yubatmak, yuplamak
7947 yudkı karanlık, ekşi· II, 250
7948 yudruklanmak elini yumruk yapmak· III, 116
7949 yudruk yumruk.III, 42, 43
7950 yudug başkasının suçu yüzünden kendine sötgelen kimse-III, 12
7951 yudug çocuklara sövülen bir kelime· III, 13bkz> yud ııt
7952 yudurmak almak, yükleırıek· I, 371 bkz> yüdürmek
7953 yudut hayırsız, kendine hayrı olmayan; bir çeşit küfür (sövme)·III, 8, 13 bkz> yud ııg
7954 yudutmak soğukta dondurarak öldürmek· II, 302 bkz> budutmak
7955 yufga ogulluk, oğulluğa alınmış· lll; 32
7956 yufgadmak yozlaşmak, dik ba;lı olmak· II, 354 bkz> yufgatmak, yuvgalanmak
7957 yufgatmak yozlaşmak, dik başlı olmak II, 354 bkz> yufgadmak, yuvgalanmak
7958 yufka ince, yufka, ucuz, II, 294, 350; III, 34, 204, 302 bkz> yupka, yuvga
7959 yufkalanmak yaltaklanmak, yavuncımak· III, 203, 204
7960 yufluşmak yuvarlanmak. III, 105 bkz> yuvluşmak
7961 yufuşmak yardımlaşmak, birbiriyle dost olmak,III, 73 bkz> yüfü şmek
7962 yuga katmer, yuka, yufka·III, 27, 34, 35 bkz> yuvga § katma yuga; ya ğda pişirilen ufalanmış ekmek I, 433
7963 yugaç bir dere veya ırmagın karşı tarafı·III, 8, 9 bkz> yuguç
7964 yugak su kuşu·I, 222;III, 17
7965 yugçı yuyucu, yıkayıcı· II, 171
7966 yugdu devenin uzamış olan tüyleri .I, 31;III, 30 bkz> cugdu, yogdu, yogru, yogruy
7967 yugruş Türkler'ce halktan vezirlik derecesine ç ıkan adann, hakandan bir derece a şağıdır,yalnız Türkler'e özgedir·III, 41
7968 yuguç ırmak ve derenin arkası· I, 18 bkz> yugaç
7969 yuk çanak bulaşığı, kaptaki bulaşık· III, 4, 143 bkz> yak, yak yuk, yok, yok yak, yuk yak yukaru yukarı· III, 180 bkz> yokar, yokaru
7970 yukmak bulaşmak, sıvanmak, sirayet etmek· III, 63
7971 yukturmak sürdürmek, bulaştırmak,III, 96
7972 yukulmak bulaşmak, sıvanmak·III, 81
7973 yukuşmak bulaşmak, yayılmak·III, 24, 74 bkz> tokuşmak
7974 yuk yak çanak bulaşiğı, kaptaki bulaşık·III, 4 bkz> yak, yak yuk, yok, yok yak, yuk
7975 yul kaynak, çay, pınar, su pınarı, kaynağı, gözü·111, 4, 144 bkz> yolak, yulak § yul yulakî küçük küçük bir çok su p ınarları. III, 17
7976 yula kandil· I, 200; III, 25, 26
7977 yulak küçük küçük birçok su p ınarları. III, 17 bkz> yolak, yul
7978 yulaklanmak pınarlanmak, pınarlar çogalmak, III, 115
7979 yular at yuları. III, 9, 28 yularlamak yularlarnak, baglamak. III, 9
7980 yularlanmak yularlanmak, yular takılmak. III, 114
7981 yularlıg yularlı, yularlanmış· III, 49
7982 yuldruk cilâlı, parlak, süslü· III, 432 bkz> yaldruk, yoldruk
7983 yulduz yıldız, yıldızların genel adı· I, 96; II, 303; III, 40, 149, 378
7984 yulıç keçi kıllarının diplerlnde bulunan yumuşak ince yün· III, 27 bkz> yol ıç, yovlıç
7985 yulıtmak yagma ettirmek II, 316 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yolutmak, yulumak, yuluşmak, yulutmak
7986 yulkunmak sıyrılmak·III, 110 bkz> yolkunmak
7987 yultga bir şeyle alay etme·III, 432 bkz> yaltga, yoltga
7988 yultga kılmak alay etmek, maskaraya almak. III, 432
7989 yulumak birine yardım etmek; birini yağma etmek,III, 90, 91 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yolutmak, yulıtmak, yuluşmak,yulutmak
7990 yulun murdar ilik, kokar ilik ,III, 23
7991 yuluşmak yağmalaşmak·III, 75 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yolutmak, yulıtmak, yulumak, yulutmak
7992 yulutmak yağma ettirmek·II, 316 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yolutmak, yulıtmak, yulumak, yuluşmak
7993 yul yulak küçük küçük birçok su p ınarlan III, 17
7994 yumak yıkamak.III, 45, 66, 157, 249
7995 yumdarmak toplamak· III, 98
7996 yumgak yumak, yuvarlanan ve yuvarlak olan her şey, III, 44 § yumgak tene; yuvarlak tane, ki şniş. III, 44
7997 yumgaklanmak yumak, yuvarlak yapılmak· III, 116
7998 yumgı toplu, çok,III, 35
7999 yumgın toplu olarak, toptan, hep birden,bütün·II, 294;III, 240
8000 yumınmak yumar gibi görünmek III, 86 bkz> yumunmak
8001 yumıtgan daima toplanan·III, 53
8002 yumıtmak toplanmak·I, 69;II, 312, 317 bkz> yumutmak
8003 yumız (er) etli, tiknaz (adam), III, 10 bkz> yumuz er
8004 yumluşmak yumulmak· III, 105
8005 yummak yummak· III, 64 bkz> yümmek
8006 yumşak yumuşak· II, 74, 295; III, 44, 276, 320
8007 yumşaklanmak yumıışamak, yaltaklannnak· III, 116
8008 yumşamak yumuşamak, I, 110, 441; III, 306, 320
8009 yumşatmak sepiletmek, yumuşatmak, sözü veya kitabı çabuk çabuk söylemek ve okumak· II, 354
8010 yumulgan daima yumulan, III, 55
8011 yumulmak yumulmak· III, 55 bkz> yümülmek
8012 yumunmak yumar gibi görünmek III, 86 bkz> yumınmak
8013 yumur hayvanların göden bağırsağı.III, 9
8014 yumurlamak yumru yapmak, toplarrıak·I, 389
8015 yumurlanmak toplanmak,II, 270;III, 114
8016 yumurtga yumurta, bütün kuşların yumurtaları, insanların ve hayvanların taşakları. II, 313; III, 433
8017 yumuş hizmet, vazife, elçilik, iki ve ikiden art ık kimse arasında elçilik I, 484;III, 12
8018 yumuşçı melek, III, 12
8019 yumuşga kızılcık veya "güren" denilen dag yemi şi· III, 48 bkz> yafışgu
8020 yumutmak toplanmak· I, 214 bkz> yumıtmak
8021 yumuz (er) etli, tıknaz (adam)· III, 10 bkz> yumız er
8022 yunçıg kederlenmiş, bitap, düşkün, kötü, zayıf, cılız, arık, hali fena çürüklüğünden ele alınamayan.I, 93
8023 yunçımak kötüleşmek, yoksullaşmak, yoksulluktan kötüleşmek; ısırmak·II, 281; III, 303 bkz> tençmek, yençimek, yençmek
8024 yunçırmak kötülemek· III, 98
8025 yunçıtmak incitmek. II, 352 bkz> yunçutmak, yünçitmek, yilnçiltmek
8026 yunçutmak incitmek· II, 352 bkz> yunçıtmak, yünçitmek, yünçütmek
8027 yund at (cins adı), atlar, at sürüsü .I, 235, 292, 389;II, 153; III, 7, 9, 223
8028 yundak at fışkısı, at gübresi, III, 44, 168
8029 yundı yemek yendikten sonra kabın yıkantısı· III, 31
8030 yundurmak döndürmek; kusmak; korkutmak· III, 98, 99 bkz> yalmak, yandurmak,yanmak, yunmak
8031 yund yılı Türkler'in on ikili yıllarından birì· I, 346; III, 7
8032 yungak çögen, kôkü sabun gibi köpüren bir bitki· III, 44, 45
8033 yun kuş tavus kuşu· III, 144
8034 yunmak yunmak, yıkanmak· II, 314; IIII, 66 bkz> çunmak
8035 yunmak döndürmek; kusmak; korkutmak· III, 98 bkz>yandurmak, yanmak, yundurmak yuñ yün, yün sümeği I, 150, 284, 507;II, 89, 147, 220. 221, 236, 241;III, 3, 248, 289, 361, 362 bkz> yüñ yuñ ciğere bitişik bezli bir et (yalnız kadınlar yer)· III, 361
8036 yuñlamak yün kırpmak· III, 404
8037 yuñlatmak yünletmek, yün kırktırmak· II,359, 360
8038 yuñ yap yün yapağı, III, 3
8039 yup hile, al· III, 142,159 bkz> al, yap
8040 yupka yufka· III, 34 bkz> yufka, yuvga
8041 yuplamak hile yapmak, al etmek· III, 142 bkz> burbatmak, yap yup k ılmak,yubatmak, yubılamak
8042 yurbag sürünceme, lşl uzatma, i;i yarına bırakma, I, 461 bkz> burbag
8043 yurbaş (ış) neresinden çıkılacağı belli olmayan karişik (iş)· I, 459
8044 yurç karının küçük erkek kardeşl, küçuk kayın· III, 7
8045 yurlamak haykırmak· I, 189 bkz> orılaşmak, orlaşmak, urılamak, urlamak, urlaşmak
8046 yurt delik· I, 93
8047 yurt yurt; eski izerler, ören· III, 7, 258
8048 yurun ipek kuma; parçası· III, 22 § yurun
8049 yuka (yaka) ipek yaka· III, 22
8050 yurunlug ipek kumaş parçası olan· III, 50
8051 yuş yeşillik, III, 4, 143
8052 yuş sıkışma,III, 4 bkz> yış
8053 yuş bolmak sıkışmak·III, 4
8054 yuşılmak udumlaşmak, eli işe yatışmak; emzikten akıtilmak·III, 79 bkz> işilmek, yişllmek, yuşulmak, yüşilmek, yüşülmek
8055 yuşmak emzikten akıtmak·III, 60 bkz> yüşmek
8056 yuşul yeşil·III, 19 § yaşıl yu;ul; yeşil mişil·III, 19
8057 yuşulgan daima akan·III, 53
8058 yuşulmak eli işe yatkın olmak,III, 53
8059 yuşulmak akıp dökülmek, fışkırmak·II, 128; III, 79, 102 bkz> işilmek, yişilmek, yuşılmak, yüşilmek, yüşıilmek
8060 yut kışın soğukta hayvanları öldüren felâket· III, 142
8061 yutıkmak yutamak, soguktan hayvan telef olmak· III, 76 bkz> yutukmak
8062 yutmak yutmak. II, 313
8063 yutturmak sildirmek III, 94 bkz> yodturmak
8064 yutukmak kuraklıktan arıklamak, ölüm haline gelmek,I, 21 bkz> yut ıkmak
8065 yuvga katmer, yuka, III, 27 bkz> yuga
8066 yuvmak yuvarlamak III, 393 bkz> yuvmak
8067 yuvug sellerin dağdan yuvarladıgı kaya parçaları.III, 164 bkz> yuvug
8068 yuvalmak yuvarlanmak· I, 397 bkz> yuvulmak
8069 yuvga zayıf, ince, yufka, âciz· II, 6; III, 80, 156 bkz> yufka, yupka
8070 yuvgalanmak yaramazlaşmak.III, 203 bkz>yufgadmak, yufgatmak
8071 yuvılmak yumşamak.I, 441 bkz> yuvulmak
8072 yuvka her şeyin incesi, yuka, III, 33
8073 yuvlunmak yuvarlanmak, kendi kendine yuvarlanmak. III,111, 112, 113
8074 yuvluşmak yuvarlanmak III, 105 bkz> yırfluşmak
8075 yuvmak koşmak· III, 62
8076 yuvmak yuvarlamak· III, 61, 112, 113 bkz>yuvmak
8077 yuvsamak yuvarlamak istemek III, 306
8078 yuvturmak yuvarlatmak.III, 96
8079 yuvug sellerin dağdan yuvarladıgı kaya parçaları,III, 164 bkz> yuvug
8080 yuvulmak uslandırılmak; akıtılmak; yuvarlanmak; toplanmak·I, 397;III, 80, 112, 113 bkz> yuvalft ıak
8081 yuvulmak erişmek, olgunlaşmak,III, 81, 356 bkz> yevülmek, yıgılmak
8082 yuvuşmak yuvarlaşmak· III, 74
8083 yüdrük yüklük, üzerine eşya ve elbise konan şey, dolap, masa ve benzerı şeyler·· III, 45
8084 yüd yüz, II, 250 bkz> yüz
8085 yüdmek yüklemek, yüklenmek· I, 404; III, 434
8086 yüdürmek yüklemek.I, 371; III, 67, 68 bkz>yudurmak
8087 yüdüşmek yükleşmek, yüklemekte yardım ve yarış etmek· III, 71
8088 yüftürmek bir şeyle iyilik etmek- III, 96 bkz>yigtürmek, yiktürmek, yüvmek
8089 yüfüş hısımların (çok kere gerdeğe konulan gelini çeyiz sahibi etmek üzere) elbise veya mal ile yardımlaşması. III, 11
8090 yüfüflüg armağanlı. III, 12
8091 yüfüfmek yardımlaşmak; birbiriyle dost olmak· III, 73 bkz> yufu şmak
8092 yüg ok yeleği III, 45, 70. 97, 143 bkz> yök, yük, yüñ
8093 yubanmak karışnnak· III, 83 bkz> burbaşmak, yubalmak
8094 yubanmak çekinmek, bırakmak· III, 83
8095 yubatmak savsaklatmak, savsaklamay ı emretmek· Asıl anlamı burbatmak, yap yup kılmak, yubılamak, yuplamak,
8096 yubılamak aldatmak, hile yapmak, al etmek., II, 315; III, 327, 328 bkz> burbatmak, yap yup k ılmak, yubatmak, yuplamak
8097 yudkı karanlık, ekşi· II, 250
8098 yudruklanmak elini yumruk yapmak· III, 116
8099 yudruk yumruk.III, 42, 43
8100 yudug başkasının suçu yüzünden kendine sötgelen kimse-III, 12
8101 yudug çocuklara sövülen bir kelime· III, 13bkz> yud ııt
8102 yudurmak almak, yükleırıek· I, 371 bkz> yüdürmek
8103 yudut hayırsız, kendine hayrı olmayan; bir çeşit küfür (sövme)·III, 8, 13 bkz> yud ııg
8104 yudutmak soğukta dondurarak öldürmek· II, 302 bkz> budutmak
8105 yufga ogulluk, oğulluğa alınmış· lll; 32
8106 yufgadmak yozlaşmak, dik ba;lı olmak· II, 354 bkz> yufgatmak, yuvgalanmak
8107 yufgatmak yozlaşmak, dik başlı olmak II, 354 bkz> yufgadmak, yuvgalanmak
8108 yufka ince, yufka, ucuz, II, 294, 350; III, 34, 204, 302 bkz> yupka, yuvga
8109 yufkalanmak yaltaklanmak, yavuncımak· III, 203, 204
8110 yufluşmak yuvarlanmak. III, 105 bkz> yuvluşmak
8111 yufuşmak yardımlaşmak, birbiriyle dost olmak,III, 73 bkz> yüfü şmek
8112 yuga katmer, yuka, yufka·III, 27, 34, 35 bkz> yuvga § katma yuga; ya ğda pişirilen ufalanmış ekmek I, 433
8113 yugaç bir dere veya ırmagın karşı tarafı·III, 8, 9 bkz> yuguç
8114 yugak su kuşu·I, 222;III, 17
8115 yugçı yuyucu, yıkayıcı· II, 171
8116 yugdu devenin uzamış olan tüyleri .I, 31;III, 30 bkz> cugdu, yogdu, yogru, yogruy
8117 yugruş Türkler'ce halktan vezirlik derecesine ç ıkan adann, hakandan bir derece a şağıdır,yalnız Türkler'e özgedir·III, 41
8118 yuguç ırmak ve derenin arkası· I, 18 bkz> yugaç
8119 yuk çanak bulaşığı, kaptaki bulaşık· III, 4, 143 bkz> yak, yak yuk, yok, yok yak, yuk yak yukaru yukarı· III, 180 bkz> yokar, yokaru
8120 yukmak bulaşmak, sıvanmak, sirayet etmek· III, 63
8121 yukturmak sürdürmek, bulaştırmak,III, 96
8122 yukulmak bulaşmak, sıvanmak·III, 81
8123 yukuşmak bulaşmak, yayılmak·III, 24, 74 bkz> tokuşmak
8124 yuk yak çanak bulaşiğı, kaptaki bulaşık·III, 4 bkz> yak, yak yuk, yok, yok yak, yuk
8125 yul kaynak, çay, pınar, su pınarı, kaynağı, gözü·111, 4, 144 bkz> yolak, yulak § yul yulakî küçük küçük bir çok su p ınarları. III, 17
8126 yula kandil· I, 200; III, 25, 26
8127 yulak küçük küçük birçok su p ınarları. III, 17 bkz> yolak, yul
8128 yulaklanmak pınarlanmak, pınarlar çogalmak, III, 115
8129 yular at yuları. III, 9, 28 yularlamak yularlarnak, baglamak. III, 9
8130 yularlanmak yularlanmak, yular takılmak. III, 114
8131 yularlıg yularlı, yularlanmış· III, 49
8132 yuldruk cilâlı, parlak, süslü· III, 432 bkz> yaldruk, yoldruk
8133 yulduz yıldız, yıldızların genel adı· I, 96; II, 303; III, 40, 149, 378
8134 yulıç keçi kıllarının diplerlnde bulunan yumuşak ince yün· III, 27 bkz> yol ıç, yovlıç
8135 yulıtmak yagma ettirmek II, 316 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yolutmak, yulumak, yuluşmak, yulutmak
8136 yulkunmak sıyrılmak·III, 110 bkz> yolkunmak
8137 yultga bir şeyle alay etme·III, 432 bkz> yaltga, yoltga
8138 yultga kılmak alay etmek, maskaraya almak. III, 432
8139 yulumak birine yardım etmek; birini yağma etmek,III, 90, 91 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yolutmak, yulıtmak, yuluşmak,yulutmak
8140 yulun murdar ilik, kokar ilik ,III, 23
8141 yuluşmak yağmalaşmak·III, 75 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yolutmak, yulıtmak, yulumak, yulutmak
8142 yulutmak yağma ettirmek·II, 316 bkz> yolıtmak, yoluşmak, yolutmak, yulıtmak, yulumak, yuluşmak
8143 yul yulak küçük küçük birçok su p ınarlan III, 17
8144 yumak yıkamak.III, 45, 66, 157, 249
8145 yumdarmak toplamak· III, 98
8146 yumgak yumak, yuvarlanan ve yuvarlak olan her şey, III, 44 § yumgak tene; yuvarlak tane, ki şniş. III, 44
8147 yumgaklanmak yumak, yuvarlak yapılmak· III, 116
8148 yumgı toplu, çok,III, 35
8149 yumgın toplu olarak, toptan, hep birden,bütün·II, 294;III, 240
8150 yumınmak yumar gibi görünmek III, 86 bkz> yumunmak
8151 yumıtgan daima toplanan·III, 53
8152 yumıtmak toplanmak·I, 69;II, 312, 317 bkz> yumutmak
8153 yumız (er) etli, tiknaz (adam), III, 10 bkz> yumuz er
8154 yumluşmak yumulmak· III, 105
8155 yummak yummak· III, 64 bkz> yümmek
8156 yumşak yumuşak· II, 74, 295; III, 44, 276, 320
8157 yumşaklanmak yumıışamak, yaltaklannnak· III, 116
8158 yumşamak yumuşamak, I, 110, 441; III, 306, 320
8159 yumşatmak sepiletmek, yumuşatmak, sözü veya kitabı çabuk çabuk söylemek ve okumak· II, 354
8160 yumulgan daima yumulan, III, 55
8161 yumulmak yumulmak· III, 55 bkz> yümülmek
8162 yumunmak yumar gibi görünmek III, 86 bkz> yumınmak
8163 yumur hayvanların göden bağırsağı.III, 9
8164 yumurlamak yumru yapmak, toplarrıak·I, 389
8165 yumurlanmak toplanmak,II, 270;III, 114
8166 yumurtga yumurta, bütün kuşların yumurtaları, insanların ve hayvanların taşakları. II, 313; III, 433
8167 yumuş hizmet, vazife, elçilik, iki ve ikiden art ık kimse arasında elçilik I, 484;III, 12
8168 yumuşçı melek, III, 12
8169 yumuşga kızılcık veya "güren" denilen dag yemi şi· III, 48 bkz> yafışgu
8170 yumutmak toplanmak· I, 214 bkz> yumıtmak
8171 yumuz (er) etli, tıknaz (adam)· III, 10 bkz> yumız er
8172 yunçıg kederlenmiş, bitap, düşkün, kötü, zayıf, cılız, arık, hali fena çürüklüğünden ele alınamayan.I, 93
8173 yunçımak kötüleşmek, yoksullaşmak, yoksulluktan kötüleşmek; ısırmak·II, 281; III, 303 bkz> tençmek, yençimek, yençmek
8174 yunçırmak kötülemek· III, 98
8175 yunçıtmak incitmek. II, 352 bkz> yunçutmak, yünçitmek, yilnçiltmek
8176 yunçutmak incitmek· II, 352 bkz> yunçıtmak, yünçitmek, yünçütmek
8177 yund at (cins adı), atlar, at sürüsü .I, 235, 292, 389;II, 153; III, 7, 9, 223
8178 yundak at fışkısı, at gübresi, III, 44, 168
8179 yundı yemek yendikten sonra kabın yıkantısı· III, 31
8180 yundurmak döndürmek; kusmak; korkutmak· III, 98, 99 bkz> yalmak, yandurmak,yanmak, yunmak
8181 yund yılı Türkler'in on ikili yıllarından birì· I, 346; III, 7
8182 yungak çögen, kôkü sabun gibi köpüren bir bitki· III, 44, 45
8183 yun kuş tavus kuşu· III, 144
8184 yunmak yunmak, yıkanmak· II, 314; IIII, 66 bkz> çunmak
8185 yunmak döndürmek; kusmak; korkutmak· III, 98 bkz>yandurmak, yanmak, yundurmak yuñ yün, yün sümeği I, 150, 284, 507;II, 89, 147, 220. 221, 236, 241;III, 3, 248, 289, 361, 362 bkz> yüñ yuñ ciğere bitişik bezli bir et (yalnız kadınlar yer)· III, 361
8186 yuñlamak yün kırpmak· III, 404
8187 yuñlatmak yünletmek, yün kırktırmak· II,359, 360
8188 yuñ yap yün yapağı, III, 3
8189 yup hile, al· III, 142,159 bkz> al, yap
8190 yupka yufka· III, 34 bkz> yufka, yuvga
8191 yuplamak hile yapmak, al etmek· III, 142 bkz> burbatmak, yap yup k ılmak,yubatmak, yubılamak
8192 yurbag sürünceme, lşl uzatma, i;i yarına bırakma, I, 461 bkz> burbag
8193 yurbaş (ış) neresinden çıkılacağı belli olmayan karişik (iş)· I, 459
8194 yurç karının küçük erkek kardeşl, küçuk kayın· III, 7
8195 yurlamak haykırmak· I, 189 bkz> orılaşmak, orlaşmak, urılamak, urlamak, urlaşmak
8196 yurt delik· I, 93
8197 yurt yurt; eski izerler, ören· III, 7, 258
8198 yurun ipek kuma; parçası· III, 22 § yurun
8199 yuka (yaka) ipek yaka· III, 22
8200 yurunlug ipek kumaş parçası olan· III, 50
8201 yuş yeşillik, III, 4, 143
8202 yuş sıkışma,III, 4 bkz> yış
8203 yuş bolmak sıkışmak·III, 4
8204 yuşılmak udumlaşmak, eli işe yatışmak; emzikten akıtilmak·III, 79 bkz> işilmek, yişllmek, yuşulmak, yüşilmek, yüşülmek
8205 yuşmak emzikten akıtmak·III, 60 bkz> yüşmek
8206 yuşul yeşil·III, 19 § yaşıl yu;ul; yeşil mişil·III, 19
8207 yuşulgan daima akan·III, 53
8208 yuşulmak eli işe yatkın olmak,III, 53
8209 yuşulmak akıp dökülmek, fışkırmak·II, 128; III, 79, 102 bkz> işilmek, yişilmek, yuşılmak, yüşilmek, yüşıilmek
8210 yut kışın soğukta hayvanları öldüren felâket· III, 142
8211 yutıkmak yutamak, soguktan hayvan telef olmak· III, 76 bkz> yutukmak
8212 yutmak yutmak. II, 313
8213 yutturmak sildirmek III, 94 bkz> yodturmak
8214 yutukmak kuraklıktan arıklamak, ölüm haline gelmek,I, 21 bkz> yut ıkmak
8215 yuvga katmer, yuka, III, 27 bkz> yuga
8216 yuvmak yuvarlamak III, 393 bkz> yuvmak
8217 yuvug sellerin dağdan yuvarladıgı kaya parçaları.III, 164 bkz> yuvug
8218 yuvalmak yuvarlanmak· I, 397 bkz> yuvulmak
8219 yuvga zayıf, ince, yufka, âciz· II, 6; III, 80, 156 bkz> yufka, yupka
8220 yuvgalanmak yaramazlaşmak.III, 203 bkz>yufgadmak, yufgatmak
8221 yuvılmak yumşamak.I, 441 bkz> yuvulmak
8222 yuvka her şeyin incesi, yuka, III, 33
8223 yuvlunmak yuvarlanmak, kendi kendine yuvarlanmak. III,111, 112, 113
8224 yuvluşmak yuvarlanmak III, 105 bkz> yırfluşmak
8225 yuvmak koşmak· III, 62
8226 yuvmak yuvarlamak· III, 61, 112, 113 bkz>yuvmak
8227 yuvsamak yuvarlamak istemek III, 306
8228 yuvturmak yuvarlatmak.III, 96
8229 yuvug sellerin dağdan yuvarladıgı kaya parçaları,III, 164 bkz> yuvug
8230 yuvulmak uslandırılmak; akıtılmak; yuvarlanmak; toplanmak·I, 397;III, 80, 112, 113 bkz> yuvalft ıak
8231 yuvulmak erişmek, olgunlaşmak,III, 81, 356 bkz> yevülmek, yıgılmak
8232 yuvuşmak yuvarlaşmak· III, 74
8233 yüdrük yüklük, üzerine eşya ve elbise konan şey, dolap, masa ve benzerı şeyler·· III, 45
8234 yüd yüz, II, 250 bkz> yüz
8235 yüdmek yüklemek, yüklenmek· I, 404; III, 434
8236 yüdürmek yüklemek.I, 371; III, 67, 68 bkz>yudurmak
8237 yüdüşmek yükleşmek, yüklemekte yardım ve yarış etmek· III, 71
8238 yüftürmek bir şeyle iyilik etmek- III, 96 bkz>yigtürmek, yiktürmek, yüvmek
8239 yüfüş hısımların (çok kere gerdeğe konulan gelini çeyiz sahibi etmek üzere) elbise veya mal ile yardımlaşması. III, 11
8240 yüfüflüg armağanlı. III, 12
8241 yüfüfmek yardımlaşmak; birbiriyle dost olmak· III, 73 bkz> yufu şmak
8242 yüg ok yeleği III, 45, 70. 97, 143 bkz> yök, yük, yüñ
8243 yüglüg ok yelekli ok,III, 217
8244 yügmek toplamk· II, 243
8245 yügrük koşucu, geçici, yüğrük· I, 110;III, 45, 175
8246 yügrük bilge bilgin akıllı, erdemIi, udumlu kişi .III, 45
8247 yügrüm bir koşuluk yer·III, 47
8248 yügrüşmek koşuşmak· III. 102, 367
8249 yügün gem,III,144, 366. 371 § küvüç yügün; küçük yular, çilbir· III, 163
8250 yügür darı, III, 9 bkz> ügür
8251 yügürgen Çin'den İslam diyarín·gelen kervanın müjdecisi; her zaman koşan, koşucu·II, 15;III, 54
8252 yügürgen (at) koşucu yüğrük at· III, 54
8253 yügürgün darı gibi kırmızı taneli bir bitki· III, 54
8254 yüg(ü)rmek (at) koşmak, yüğrükçe koşmak, geçmek, seğirtmek; beze erlş yïpmak.I, 360;II, 13, 133, 137;III, 68. 69
8255 yügürtmek koşturmak,II, 274;III, 437
8256 yük yük bohça·I, 75, 138. 210, 237, 247, 280, 365, 521;II, 44, 75, 149, 166, 180, 222, 225,230, 246. 339, 355;III, 4. 67, 309. 314, 316, 322, 434
8257 yük kuş tüyü, kuş yeleği, ok yeleğl,III, 45, 70, 97. 143 bkz> yük, yüg, yürig
8258 yüklegsek yüklemek isteyen· III, 314
8259 yüklemedeçi yüklemeyici, yüklemeyen·III, 316
8260 yüklemegli yüklemek dileğinde, azminde olan·III, 316
8261 yüklemek yüklemek, III, 309
8262 yüklemsinmek yükler görünmek·III, 322
8263 yükletmek yükletmek, yüklettirmek·II, 355, 356
8264 yükletmek oka yelek taktırmak·II, 356 bkz>yökletmek
8265 yüklüg ok yelekli ok·III, 217
8266 yüksek yüksek· II, 294; III, 45, 46
8267 yüksek terzi yüksüğü·III, 46 bkz> yüksük
8268 yüksemek yükselmek, uzamak,I, 320;III, 306
8269 yüksetmek yükseltmek·II, 354
8270 yüksük terzi yüksüğü·III, 46 bkz> yüksek
8271 yükünç namaz, ibadet; baş eğme·I, 171;II, 25;III, 375
8272 yükündeçi ibadet eden, baş eğen,II, 168
8273 yüküngen her zaman yükünen·II, 168
8274 yüküngüçi ibadet eden, baş eğen· II, 168
8275 yükünmek secde etmek, ibadet etmek, namaz kılmak, büyük önünde eğilmek, ba; eğmek· II, 167; III, 84, 167, 375
8276 yülegü destek, dayak,III, 36
8277 yüleklig dayanmış, söykenmiş .III, 52
8278 yülelmek direk dikilmek,III, 82
8279 yülemek desteklemek, destek vurmak; güvenmek·III, 89, 90
8280 yilligü saç tıraş eden ustura·III, 174 bkz> kerey
8281 yülilmek yolunmak·III, 82
8282 yülimek yülümek, tıraş etmek·III, 90
8283 yülitmek yülütmek, tıraş ettirmek·II, 316bkz> yülütmek
8284 yüliltmek yülütmek, tıraş ettirmek II, 316 bkz> yülitmek
8285 yümmek (göz) yummak· III, 64 bkz> yummak
8286 yümtilrmek yumdurmak· III, 97
8287 yümülgen dalma yumulan· III, 55
8288 yümülmek yumulmak· III, 55 bkz> yumulmak
8289 yünçitmek incitmek·II, 352 bkz> yunçıtmak,yunçutmak, yünçütmek
8290 yünçü inci III, 279 bkz> cincü, yincü, yinçü
8291 yünçütmek incitmek·II, 352 bkz> yunçıtmak, yunçutmak, yünçitmek
8292 yüñ yün, yün sümeği; pamuk·I, 150, 284, 507; II, 89, 147, 220, 221, 236, 241; III, 248, 289, 361, 362 bkz> yurig yüñ kuş yeleği, III, 97 bkz> yök, yüg, yük
8293 yüre çevre, muhit· II, 45 bkz> yére, yöre
8294 yürek(g) yürek, I, 41, 325;II, 144;III, 18, 33
8295 yüreklenmek cesaret göstermek, yiğitlenmek- III, 115
8296 yüreklig yüreği pek, yiğit, cesur, yıirekll. III, 18, 51
8297 yürgenmek örtülmek, sarılmak· I, 331; II, 303; III, 110 bkz> yörgenmek, yörkenmek yürge şmek sarılmak, birbirine girmek, dolaşmak, karışmak.I, 395, 437; 11. 285; III 104 bkz> yörgeşmek, yörkeşmek
8298 yürgeyek ulaşmış·I, 135
8299 yüşeñ (taş) düz cilalı.I, 135;III, 372 bkz>üşeng
8300 yüşilmek eli işe yatişmak, udumlaşmak; em zikten akıtılmak. 111. 79 bkz> işilmek, yişilmek, yu;ılmak, yuşulmak, yüşülmek
8301 yüşmek akitmak,III, 60 bkz> yuşmak
8302 yüşülmek eli işe yatişmak, udumlaşmak; emzikten akıtılmak.III, 79 bkz> işilmek, yişilmek, yuşılmak, yuşulmak, yüşilmek
8303 yüvmek blr şeyle yardım etmek·III, 172 bkz> yigtürmek, yiktürmek, yüftürmek
8304 yüvsemek gönül almak istemek· III, 306 bkz>yavsamak
8305 yüz yüz, çehre, veçhe· I, 47, 60, 69, 102, 150,173, 216, 226, 243, 250, 256, 366, 422, 463, 486; II, 8, 81, 96, 144.171.183 ,188,194, 230,253, 295, 304, 339. 349, 353, 355, 363; III,33.43, 63, 104, 132, 143, 307, 308, 327. 394, 434, 439 bkz> yü ğ
8306 yüz sayıda yüz· I, 80
8307 yüzer1ik üzerlik otu, Peganum harnnala·III, 12 bkz> eldrük, ilrük, y ıdıg ot
8308 yüzkeşmek yüze çıkmak, I, 395
8309 yüzlenmek yüzünü dönmek; saygı sahlbi olmak; halktan hizmet istemek III, 110, 111
8310 yüzlüg yüzlü, I, 426; III, 45
8311 yüzmek yüzmek, soymak; yayılmak ve dağılmak, çok akmak· I, 472; III, 59 bkz> yozmak
8312 yüztürmek yüzdürmek, III, 95
8313 yüzük yüzük (parmağa takılan)· III, 18
8314 zak zak koçları tos yapmağa kışkırtmak Için kullanılan bir söz·I, 333
8315 zanbı gece öten çekirgeye benzer bir böcek,orak ku şu· III, 441
8316 zap zap çabuk çabuk yürümede çıkan ses· I, 319
8317 zap zap barmak zıp zıp koşmak, çabuk gitmek·I, 319-
8318 zargunçmud bir çeşit güzel kokulu ot, fesleğen·I, 17, 530
8319 zerenze yaban mersini veya "durdabak" denilen bir ot·I, 449 §
8320 zerenze urugı bu bitkinin tohumu· I, 449
8321 zünküm bir çeşit Çin ipekllisi·I, 485