Şemdinli İddianamesi/Olay ile ilgili olarak dinlenen tanık beyanlarının bazıları

Vikikaynak sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Olay ile ilgili mağdurlar Seferi Yılmaz ve Metin Korkmaz'ın beyanları Şemdinli İddianamesi PKK KONGRA-GEL terör örgütüne ilişkin açıklamalar
Olay İle İlgili Olarak Dinlenen Tanık Beyanlarının Bazıları Aşağıya Aynen Aktarılmıştır.

1 - Tanık Zeydan ÖZEL Beyanında : Ben sorduğunuz konuda daha önce Şemdinli Savcısına ve Mülkiye müfettişlerine de ifade vermiştim. Ben amcamın oğlu Abdi ÖZEL’in dükkânın önünde dururken beyaz reno marka 30 AK 933 plakalı otomobilde tam Abdi’nin dükkânın önünde park etmiş duruyordu. Ben de arabanın yanındaydım. Camları kapalı idi ve içeride üç kişi sürekli Özipek Pasajına bakıyor ve aralarında konuşuyorlardı. Konuşmalarını duymadım. Şemdinli küçük bir yer olduğundan ve sürekli bombalar patlayıp durduğundan bunlardan şüphelendim. Ben içeri Abdi’nin dükkânı girdim ve Abdi’ye ben bunlardan şüphelendim dedim. Çünkü arkada oturan açık kahverengi renkli montlu olan biraz telaşlıydı. Yüzü bir değişik geldi. Abdi bana bunlar bombacı olmasın diye şaka ile karışık söyledi. Ben Abdi’nin dükkânın içinden camdan baktım. Arkada oturan zayıf, açık kahverengi renkli montlu arabadan çıktı. Çıkmadan önce bana tarafta oturuyordu ve diğer tarafında koltuğun üzerinde bir çanta ile siyah poşet vardı. Kapıyı açtığında bunu gördüm. Hatta Allah şahittir. Eli ile çantanın ağzını tuttu. Tam bu anda kapıyı açtığından gördüm. Elleri montunun cebinde Öz İpek Pasajı tarafına yürüdü. Özipek Pasajı Abdi’nin dükkânına 25-30 metre mesafededir. Açık kahverengi renkli montlunun arkasından bakmadan Özipek Pasajına girişini de görmedim. O tarafa yürüdüğünü gördüm. Bu sırada iyice şüphelendim. Abdi’nin dükkânından çıkıp araca doğru yaklaştım. Yakından yüzlerine baktım. Bunun üzerine benim meraklı şekilde bakmamdan rahatsız olmuş olacak ki direksiyonda oturan saçı az beyaz olan ve sonradan adını Ali KAYA olarak öğrendiğim kişi yavaş yavaş Özipek Pasajına doğru gitti. İlerden dönüp geldi. Dönüp Keyfiler Kuyumcusunun olduğu yere aracı park etti. Ben kendi dükkânıma gittim. 10-12 dakika geçmişti ki bomba sesi geldi. Ben hemen dükkânın dışına çıktım. Baktım halk Öz İpek Pasajına koşuyor. Ben de o tarafa doğru demir direğe kadar yürüdüm. Baktım biraz önce arabadan inen açık kahverengi montlu kişi tam ters tarafa bana doğru koşar adım yürüyerek geldi. Yanımdan geçti. Allah şahittir telefonu eline aldı. Nerdesin dedi. Bu sırada Seferi YILMAZ yanıma geldi ve ben Sefer’e; Sefer bu kahverengili adamı yakalayın dedim. Sefer’ de; Zeydan bana bombayı atan oydu dedi. Bende bu adamı yakalayın diye halka seslendim. Şemdinli Eczanesine kadar yakalayın diye arkasından yürüdüm. Bu kahverengili adam hiç arkasına bakmadan telefonu kulağında yürüdü. Baktım kır saçlı dediğim Ali KAYA’nın da cep telefonu kulağındaydı bu sırada kahverengilinin telefonu da kulağındaydı ve kahverengili sonradan adını Ali KAYA diye öğrendiğim hafif kır saçlıya doğru yürüdü, koşmuyordu ancak hızlı yürüyordu. Baktım aynı arabanın arka koltuğuna bindi. O binerken Ali KAYA’da direksiyona bindi ve kolunu cama koydu. Bir şey olmamış gibi davranıyordu. Top sakallı olan da arabanın yanında duruyordu. Ben Ali KAYA’nın yanına gittim. Bak arkadaş inkâr etme, seni gördüm, seni yarım saattir takip ediyorum dedim. Bana ben değilim dedi. Top sakallıya da aynısını dedim. O da ben değilim dedi. Ben de arkadaş inkâr etme üçünüz bir aradaydınız dedim. Sonra bütün esnâflar, halk toplanmıştı, arabanın etrafını sardılar Ali KAYA arabadan indi. Arabanın bagajını açtı, eline keleş aldı ve ben emniyet görevlisiyim, yaklaşmayın dedi. Ben de bak arkadaş emniyet görevlisiysen bombayı niye patlattınız dedim. Kim tuttu bilmiyorum, elindeki keleşi tuttular, şarjörü çıkarttılar. Baktım bagaj el bombası ve silâh dolu, yelekler vardı, evraklar vardı, harita vardı. O anda bakamadık. Bu sırada emniyet amiri, kaymakam ve özel tim geldi. Mustafa YANIK yarbay geldi. Özel tim havaya ateş açtı. Emniyet amiri tamam sessiz olun her şeyi hallederiz dedi. Bu sırada Mehmet Zahir KORKMAZ ölmüş diye pasajdan haber geldi. Emniyet amiri arabanın üstüne çıkıp halkı sakinleştirmek için konuşuyordu. Mehmet Zahir KORKMAZ öldü diye haber gelince emniyet amiri arabanın üstünden indi. Açık kahverengili arabanın arkasında otururken halk arabaya saldırdı. Özel tim havaya ateş etti. Ondan sonra küçük bir akrep gibi panzer geldi, havaya ateş edildi. O sırada arkadakini küçük panzere attılar. Ali KAYA’yı da yani kır saçlı olan şoför mahallinde gördüğümü de emniyet amiri ve özel tim götürdü. Top sakallı sürekli arabanın etrafında dolaşıyordu. Yanık yarbay sürekli sakin olun diye halka sesleniyordu. Ben top sakallıyı gösterip bakın buda onlardan dedim. Bunun üzerine top sakallı olan ellerini cebine koydu. Çaktırmadan Öz İpek Pasajına doğru yürüdü. Ben bu adamı yakalayın diye bağırdım. Oradaki Karafırın’ın önünde askerler yolu kesmişlerdi. Benim ile gelenler ile beraber top sakallıyı yakaladık. Bu sırada Mustafa YANIK yarbayım oğlum; durun sakin olun, her şey adalete gider dedi. Bunun üzerine bende komutanım o zaman bunu yakalayın dedim. Mustafa YANIK yarbayımda askerlere oğlum bunu yakalayın dedi. Askerlerde bunun iki koluna girdiler yakaladılar götürdüler. Patlama olduğu zaman ben camide öğlen namazını kıldım, çıktım. Yani öğlen namazını kılıp çıkmamdan sonra dükkâna geldiğim sıralarda oldu ben saati 11:45 olarak tahmin ediyorum. Daha memurlarda öğlen paydosuna çıkmamıştı dedi. Ben hava kararmaya yakın gelen Savcı Bey’in yanındaydım. Bu sırada halk arabayı kaçırmasınlar diye etrafını sarmıştı. Çünkü arabanın bagajında keleşler, el bombaları, evraklar, haritalar, kroki vardı. Tam saatini bilmiyorum. Hava tam kararmıştı. Ben sakin olun, rahat olun diye bağırmaktan sesim kısılmıştı. Ziraat Bankası’nın önünden dört–beş el silâh sesi geldi. 80 metre kadar uzaktaydık. Yani Savcı bey arabaya bakarken bulunduğumuz yerden 80 metre kadar uzaktaydı. Silâh sesleri gelince herkes kendini yere attı. Bu sırada avukatlar vardı, Milletvekili Esat CANAN vardı. Sonradan duyduğuma göre benim müşterim olan ve hatta benden kredili alışveriş yapmış olan Tanju ÇAVUŞ taradı diye söylediler. Bu olayın geçtiği Ziraat Bankasının civarında evi olan yoktur. O olayı gören şahidim de yoktur dedi. Ben bir siyasî partiye üye değilim. Seferi YILMAZ ile bir akrabalığım yoktur. Şeklinde Beyanda Bulunmuştur.

2 - Tanık Lezgin ATABAK’ın Beyanında; 9 Kasım günü saat 12:15 civarında dükkânımın önünde oturuyordum. Yanımda Hamit ELMAS isimli arkadaş vardı. Altınsu köyündendir. Biz onunla sohbet ederken yüz metre ileride patlama sesi geldi. çevredeki esnâf ve halk o tarafa doğru yöneldi. Fakat iki şahıs tam ters tarafa doğru yürüyordu. Bu iki şahıstan biri önde diğeri onun 10 metre arkasındaydı. Öndeki sarı- kahverengi arası renkli bir mont giymişti ve bacağında kot pantolon vardı, arkadaki ise top sakallıydı. Bunlar hızlı adımlarla yarı koşar yarı yürür şeklinde kalabalığın tersine doğru geliyorlardı. Ben o anda herkes o tarafa giderken bu ikisinin ters tarafa benim bulunduğum tarafa doğru gelmesinden şüphelendim. Bunlar benim dükkânımın olduğu tarafın karşı tarafında ki beyaz Reno 19 araca doğru yürüdüler. O esnada Seferi YILMAZ uzaktan yakalayın, yakalayın onları diye bağırdı. Bunun üzerine ben ve çevredeki esnâflar bunlara doğru gittik, bende yaklaştım. Sarı kahverengimsi montlu olan adını sonradan Veysel ATEŞ olarak öğrendiğim kişi arabanın arkasına geçip oturdu ve yüzünü gizlemeye başladı. Ben arabaya yaklaşınca kır saçlı olan biz emniyetteniz, bomba ihbarı aldık onun için geldik dedi. Ben de bunun üzerine madem bomba ihbarı aldınız, neden o taraftan doğru kaçıyorsunuz dedim. Bunun üzerine bana seslenmedi. Ben patlamadan önce bu arabaya dikkat etmemiştim. Patlamadan sonra esnâf patlamanın olduğu tarafa doğru giderken önce kahverengi-sarımsı montlu kişi, arkasından da top sakallı olan top sakallı 10 metre arkada olacak şekilde bize doğru yanı beyaz arabaya doğru yarı koşar yarı yürür şeklinde, o taraftan uzaklaşma şeklinde geliyorlarken benim dikkatimi önce bu çekti. Arkasından Seferi YILMAZ onları yakalayın diye bağırdı dedi. Kahverengili yakalayın diye mi bağırda yoksa onları yakalayın diye mi bağırdı diye soruldu. Yakalayın diye bağırdı. Ben o sırada dikkatimi bunlara verdiğim için ve Seferi YILMAZ bunlara doğru işaret ettiği için tam olarak ne dediğini hatırlayamıyorum. Onu mu dedi, onları mı dedi tam olarak çıkaramıyorum. Sonra da arabanın yanına gelip bu attı diye arkada oturanı gösterdi. Bu sırada kır saçlı olan benim konuştuğum kişi biz emniyetteniz, arkadaki de arkadaşım dedi. Ben de ama arkadaki atmış bombayı deyince seslenmedi. Bu sırada ben bu kişilerin PKK.lı mı, asker mi, polis mi, köy koruyucusu mu yoksa el-kaide mensubumu olduğunu anlayamadım. Arabaya binmek istediler. Ben ve esnâf arkadaşlar bu ikisini arabaya bindirmedik. Sarı-kahverengi montlu olan ise arkada oturuyordu. Kır saçlı olanın direksiyona geçmesini engelledik. Bu sırada kır saçlı olan yavaş yavaş bagaja doğru yöneldi. Bagajdan bir tane kaleşnikof çıkardı. Kurdu, artık havaya mı ateş edecekti, bize mi ateş edecekti bilmiyorum. Ben bu sırada tüfeğin namlusunu tutup havaya kaldırdım ve yapma yapma dedim. Ateş ettirmedim. Ben namlusunu kır saçlı da tüfeğin sapını bırakmadı. Bu sırada bir esnâf arkadaş kim olduğunu şu anda çıkaramıyorum. Bastı şarjörünü düşürdü. Bundan sonra keleşi kendisi bagaja mı koydu, yoksa birisimi aldı bilemiyorum. Ateş etmemesi için ben namlusundan tutup havaya kaldırdım, engel oldum. Bu an da yirminin üzerinde esnâf birikmişti. Belki vatandaştan da gelen olmuştu. Ben o telaşla kim vardı bilmiyorum. Ondan sonra emniyet müdürünü ve Yanık Yarbayı gördüm onlar geldiler. Ben Yarbayıma bu insanları yakalayın, götürün hem hiç olmasınlar hem de neyin nesi oldukları ortaya çıksın diye bu şekilde söyledim. 5 Ağustosta askerlerin öldüğü bombadan beri bu patlayan kaçınca bomba oldu. Bu dördüncü oldu. Halk sinirliydi, linç ederler diye korktum, emniyet müdürü ve Yanık Yarbaydan sonra 10 tane kadar özel harekatçı geldi, havaya ateş ettiler. İnsanlar hiç etkilenmedi. Ben emniyet müdürüne ateş etmesinler çatışma olur dedim. Benim dediğimi emniyet müdürü haklı buldu. Iki üç dakika sonra küçük zırhlı arabalardan biri geldi. beyaz Renoya yanaştı. Arkada olan Veysel isimli kişi ile kır saçlı olan Ali isimli kişi bu araca bindi, götürdüler. Ben o kargaşada top sakallı ne oldu bilmiyorum dedi. Ben o gün oruçlu idim. İftarımı açmak için evime gitmiştim. Eve vardığım anda dört-beş el silâh sesi geldi. tabanca mı başka şey mi bilemem. Uzakta idim. Telefon ile kardeşim Ercan aradı. Ercan bana bir tane daha olay olmuş diye anlattı. Bir tane uzman gelmiş ateş etmiş dört kişi yaralanmış bir kişi ölmüş dedi.Eve vardıktan sonra akşam ezanı oldu veya olmak üzereydi. Bu sırada dört-beş el silâh sesi duydum dedi. Devamla ben ilk olayın olduğu öğlen saatlerinde de halkı yatıştırmaya çok uğraştım.Bomba patladığında yanlış hatırlamıyorsam 12:10 sıralarıydı. Bu sırada ben öğlen namazını evde kıldıktan sonra dükkânıma inmiştim.Ben hükümetimizden ve devletimizden bu olayın ne olduğunu, neden böyle yapıldığını ortaya çıkarmasını istiyorum. Neden, ne için bu olay yapıldı, Şemdinli halkından biri olarak ortaya çıkarılmasını istiyorum. şeklinde beyanda bulunmuştur.

3 - Tanık Kadir ÖZCANER Beyanında : Ben şoförlük mesleği ile uğraşıyorum. 09/11/2005 günü öğle namazına doğru yeğenime ait Gökalp Market’in önünde Sait KAYA’nın yaptırdığı inşaattan çıkan hafriyattan iki araba kadar evimin önündeki bahçeye dökmek için belediyeden kamyon bekliyordum. Daha öncesinde saat 10:00 sıralarında Muzaffer SÖNMEZ isimli belediye şoförüne Sait KAYA’ya ait hafriyatları nereye döküyorsun dedim. O da dereye döküyorum dedi. Ben de kendisine bunlardan iki kamyonunu benim bahçeye dökelim dedim. O da bana hafriyatın ön kısmında taş var. Birkaç araba götüreyim ondan sonra sana hafriyat götürürüm. Sen birazdan buraya gel ben bir iki araba dökeyim ondan sonra senin hafriyatı dökeriz dedi. Daha sonra yeğenime ait Gökalp Market’in önünde beklemeye başladım. Bu sırada Yusuf GÖKALP de dükkânın içerisindeydi. Ben de dışarıda belediye kamyonunu bekliyordum. Ben geldikten 10 dakika sonra beyaz bir Renault 19 marka araç Bizim Market isimli işyerinin önüne geldi, yolun jandarma istikametine doğru solunda park etmiş araçlar nedeniyle yolun sağında ortaya yakın vaziyette park etmiş araçların yanında duruyordu. Yol kısmı da biraz dar idi. Aracın şoförü araca binip yaklaşık 20 metre kadar geri geldi. Yolda manevra yaparak dönüş yapıp önünü Yüksekova istikametine çevirdi. Aracın arkasında bir kişi daha vardı. Araç Van Gölü Tavukçuluk isimli işyerinin önünde durmuştu. Aracın arkasında oturan kişiyi tam olarak tarif edemeyeceğim. Sadece araçta otururken kolunu gördüm. Kendisini araçtan inerken gördüm nereye gittiğini görmedim. Aracın şoför mahallinde oturan siyah montlu, sakalsız, saçları kısa, mavi kot pantolonlu şahıs arabadan çıkıp kolunu arabanın ön kısmına dayanmış bir vaziyette bekliyordu. Daha sonra pasaj tarafından büyük bir patlama sesi geldi. Aracı ilk gördüğüm anla bombanın ilk patladığı zaman arasında yaklaşık 10-15 dakikalık bir süre geçmişti. Zaten ben Gökalp Market’in önüne geldiğim sırada beyaz renkli araba dikkatimi çekti. Dikkatimi çekmesinin sebebi de o yönden gelecek kamyonu bekliyor olmamdır. Patlama olunca pasajın bulunduğu yerden insanlar caddede kaçışıyordu. Caddede dükkânları bulunan herkes patlamanın olduğu yere doğru bakıyordu. Ben de oraya doğru bakıyordum. İnsanların bir kısmı da pasaja doğru koşuyordu. Bulunduğum yerden Özipek Pasajının girişini göremiyordum. Patlama olduktan hemen sonra açık kahve renkli montlu bir kişi, hafif sarı sakallı, kendisini daha önce görmediğim bir şahıs telaşlı bir şekilde hızlı adımlarla yürüyerek araca doğru geliyordu. Arkasından Fahri YILMAZ’ın bombayı atan budur, yakalayın diye bağırdığını duydum Fahri YILMAZ’da telaşlı bir şekilde arkasından yürüyordu. Arkasından sen kimsin diye hem Türkçe hem de Kürtçe sesleniyordu. Kaçan şüpheli şahsın elinde telefon vardı ve telefonla konuşuyordu. Uzakta olduğum için ne konuştuğunu duymadım Ben de şahsın önünü kesmek istedim. Şahsın arkasından hızlı hızlı yürümeye başladım. Arabanın yanına doğru gittik. Şahıs hemen arabanın arka koltuğuna oturdu. Ben aracın başında bekleyen daha sonra basında gördüğüm Ali KAYA isminde olduğunu öğrendiğim şahsa kimliğini sordum. Bize biz emniyet görevlisiyiz dediler. Ben kendilerinden kimliklerini göstermelerini istedim fakat kimliğini göstermedi. Ben emniyet görevlisiyim ne yapıyorsunuz diyordu. Biz kendisini daha önce görmediğimiz için emniyet görevlisi olmadığını bildiğimiz için kimliğini sorduk. Aracın başında bulunanlardan isimlerini hatırladığım Reşit KAYA aracın arka koltuğunda bulunan kişiye kimliğini sordu. O da dışarıda aracın başında bulunan Ali’yi gösterip kimliğim amirimde dedi. Ali isimli aracın dışında bekleyen ismini basından öğrendiğim kişi aracın bagaj kapağını açarak bagajdan bir tane kalashnikov tüfek çıkararak ben ve iki üç kişi Ali’nin elindeki silâhı aldık. Bagaja koyduk. Diğer kişileri şu an hatırlamıyorum. Bagajın üstüne halk oturdu. Bu sırada olay yeri de kalabalıklaştı. Ali silâhı aldıktan sonra top sakallı üçüncü bir şahıs aracın ön sağ kapısına geldi. Ben de aracın karşı tarafındaydım. Top sakallı bu şahsın sadece üst bölgesini bir anlık gördüm. Ali ismindeki şahıs dışındakileri görsem tanımam. Aracın başında bekleyen halkın yüzde doksanı arabayı korumaktı. Bir kısmı arabaya saldırıyordu. Halkın çoğunluğu onlara engel olmaya çalışıyordu. Emniyet amiri olay yerine gelerek arabanın üzerine çıktı. Halkı sakinleştirmek için halka seslendi. Olay yerinde güvenlik güçleri vardı. Yanık Yarbayda olay yerindeydi. Şüpheli üç kişiye kimin saldırdıklarını görmedim. Araca zarar verenleri de görmedim. Dediğim gibi olay yeri çok kalabalıktı. Emniyet güçleri de aracın arka koltuğundaki kişiyi de panzere atıp götürdüler. Diğer iki kişiden Ali’yi emniyet amiri ile giderken gördüm. Olay yerinde yapılan incelemeler sırasında ben oradaydım. Akşam üzeri bir kişinin öldürülmesi olayını görmedim. Daha sonra hastaneye gittim. Kamu binalarının taşlanması olaylarını yapanları görmedim. Kalabalık olduğu için görmedim. Şeklinde beyanda bulunmuştur.

4 - Tanık Necmettin KORKMAZ Beyanında : Ben Şemdinli ilçe merkezinde Özlem Giyim isimli işyerinin sahibiyim. Dükkânın önünde dışarıda tek başıma duruyordum. Öğle ezanı okunduktan sonra öğle yemeğine çıkacakken benim dükkânımın yakınında karşı tarafta bulunan Özipek Pasajından bir patlama sesi geldi. Herkes pasaja yöneldi. Pasajdan kahve renkli bir kişinin koşarak çıktığını gördüm. 5-6 metre kadar arkasından da Seferi YILMAZ geliyordu. Seferi YILMAZ “yakalayın bombayı bu attı” diye bağırıyordu. Kahve renkli kişi ile Seferi YILMAZ koşarak bize doğru geliyordu. Herkes paniklemişti. Seferi YILMAZ kaçan kişiyi biraz kovalayıp bıraktı. Seferi YILMAZ kaçan kişiyi 20 metre kadar kovaladı. Benim dükkânımın yolunda pasaj tarafında işyeri olan Zeydan ÖZER yakalayın bombayı patlatan bu diye bağırıyordu. Kahverengi renkli montlu kaçan şahıs benim yanımdan geçti. Olayın şokunda olduğum için şahsı yakalayamadım. Yakalamakta aklıma gelmedi. Şüpheli şahıs kaçarken bütün esnâflar dışarı çıktı. Olayın meydana geldiği Cumhuriyet Caddesi kalabalıklaştı. Kahverengi renkli montlu kaçan kişi yanımdan geçerken “nerdesiniz” dediğini duydum. Daha sonra ben de pasaja gittim. Pasajın içerisine girdim. Pasajın içerisindeki Umut Kitapevi’nden Bedri YALÇIN, Seferi YILMAZ ve ismini bilmediğim birkaç kişi daha yaralı Metin KORKMAZ’ı çıkardılar. Metin KORKMAZ benim amcamın oğludur. Yaralı çıktıktan sonra ben daha sonra şahsın kaçtığı yere doğru gittim. Gittiğimde beyaz renkli bir araç gördüm. Etrafında kalabalık toplanmıştı. Bazı kişiler emniyet güçleri gelene kadar barikat kurmuştu. Aracın arka koltuğunda oturan kişiler neden bunu yaptın dedi. Pasajdan koşarak kaçan bu kişi idi. Arabanın arka koltuğunda oturan kişi el bombasını alarak çekilin patlatırım dedi. Daha sonra el bombasını tekrar cebine koydu. Kalabalığın içinden bir kesim arabanın arka kodluğunda torun kişiye saldırıyorlardı. Arabanın içinde iki kişi daha vardı. Bir tanesi uzun boylu top sakallı idi. Birisi onlara siz kimsiniz diye sordu. Bu top sakallı olan kişi biz Emniyetteniz diyordu. Kimliğinizi gösterin deyince de kimliğim emniyet amirimde dedi. Halkta bir panik hali vardı. O anda orada kimlerin olduğunu hatırlamıyorum. Daha sonra emniyet güçleri olay yerine geldi. Halkı sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Olay yerine panzer gelip aracın arkasına o kişiyi alıp götürdüler. Bir kişiyi de emniyet aldı. Diğer şahsı da top sakallı olduğunu zannettiğim kişiyi Zeydan ÖZER tarafından yakalanıp jandarmaya teslim etti. Araca kimlerin zarar verdiğini bilmiyorum. Halktan bir kesim şüpheli kişilere saldırmaya çalışıyordu. Bir kısmı da engel olmaya çalışıyordu. Kimlerin saldırdıklarını görmedim. Şüpheli şahıslar emniyet güçlerine teslim edilince ben hastaneye gittim. Hastane de Metin KORKMAZ, Mehmet Zahir nerede diyordu. Mehmet Zahir’in de bombanın patladığı yerde olduğunu anlayınca koşarak pasaja gittim. Bir kişi yanımda olan ismini hatırlamadığım kişi koşun Mehmet Zahir burada diye bağırınca aracın etrafındakiler koşarak pasaja geldi, Mehmet Zahir’in cesedini çıkartıp hastaneye götürdük. Mehmet Zahir KORKMAZ’ın öldüğünü duyunca pasajın önünde bayılmışım. Gözümü Yüksekova Devlet Hastanesi’nde açtım. Ondan sonra yaşananları bilmiyorum. Tanıktan soruldu: Cevaben: Pasajdan koşarak çıkan kahverengi renkli montlu kişi benim yanımdan hızlı adımlarla geçti. Daha sonra tekrar koşmaya başladı dedi. Tanıktan soruldu: Cevaben: kahverengi renkli montlu kişi aracın arkasında otururken el bombasını alarak çekilin patlatırım dediğini ben o anda ona yakın olduğum için duydum. O anda başımı arabanın içine sokmuştum. Olayı o anda başka birisinin görüp görmediğini bilmiyorum. O anda şahsa bunu neden yaptın diye sormuştum. Şeklinde beyanda bulunmuştur.

5 - Tanık İsmail ELMAS Beyanında ; Ben Elmas Züccaciye isimli işyerinin üst yerinde çaycılık yapıyorum. 09/11/2005 tarihinde öğle vakti Şemsettin KORKMAZ’ın işyerine çay götürüyordum. Çayı alıp merdivenlerden inerken bomba patladı. Bulunduğum yerden pasajın giriş merdivenlerini görebiliyordum. Bomba patladıktan hemen sonra kahverengi renkli montlu kişiyi caddede koşarken gördüm arkasından da Seferi YILMAZ koşuyordu. Yakalayın bombayı patlatan bu diye bağırıyordu. Ben de çayı bıraktım. Bu sırada Ali KAYA Elmas Zücaciye’nin önünde idi Ali KAYA elinde telefonla “nerdesin aşağı doğru koş ben buradayım gel” diyordu. Bu sırada kahverengi renkli montlu kişi de bana doğru koşuyordu. Benim yanımdan geçti, ben bu şahsı kovalamaya başladım. Kalabalık bir grup da şahsı kovalıyordu. Benim bulunduğum yer ile beyaz renkli araç arasında fazla bir mesafe yoktu. Kahverengi renkli montlu kişi de araca bindi. Etrafında halk toplandı. basından televizyondan isminin Ali KAYA olduğunu öğrendiğim kişi de aracın başına geldi. Aracı çalıştırıp kaçmak istedi. Halk buna engel oldu. Ali KAYA tekrar araçtan çıktı. Halk arabayı tekmelemeye başladı. Ali KAYA ne yapıyorsunuz bu devlet aracı deyince halkı sakinleştirmeye çalıştı. Bir ara Ali KAYA aracın bagajını açıp kaleşnikof marka bir silâh çıkardı. Halk engel oldu. Silâhı tekrar bagaja atıp bagajın kapağını kapattılar. İsminin basından Özcan olduğunun öğrendiğim kişi de aracın etrafındaydı. Ben halkın arabaya zarar vermesine engel olmaya çalıştım. Sakin olun failler bellidir dedim. Emniyet güçleri olay yerine geldi. Arabanın arka koltuğunda bulunan kişiyi panzer alıp götürdü. Soyadının Yanık olduğunu öğrendiğim bir albay şerefim üzerine yemin ederim bu üç kişiyi adalete teslim edeceğim dedi. Halk da bu arada sakinleşti. Biz de adalete güvenerek halkı sakinleştirmeye çalıştık. Özcan isminde şüpheli şahsı daha önce de Şemdinli’de görmüştüm. Şemdinli’de Özcan’ı bu sene bir defa Derman Eczanesi’nden çıkarken gördüm. Olaydaki aracı ise ilk defa gördüm. Daha önce görmemiştim. Tanıktan soruldu: Cevaben: Kahverengi renkli montlu kişi koşarak bana doğru gelirken elinde telefon “emniyeti ara sen nerdesin” diye bağırıyordu. Aramızda fazla mesafe yoktu. O sırada Ali KAYA ile kahverengi renkli montlu kişinin arasındaydım. Her ikisine de yakındım. Ali KAYA da “aşağı doğru gel buradayız” diyordu. Her ikisine de yakındım. Her ikisinin de telefon konuşmasını duydum. Şeklinde beyanda bulunmuştur.

6 -Tanık Nazır DEMİR Beyanında : Ben Şemdinli ilçe merkezinde Özkanlar Züccaciye isimli işyerinin sahibiyim. Dükkânda yalnız oturuyordum. Öğle vakti saat 12:00.ye doğru bir patlama sesi geldi. Hemen dışarı çıktım. Dışarı çıktığımda bir kişinin benim dükkânımın tam karşısında elinde cep telefonu ile konuşuyor “aşağı doğru gel biz buradayız” dediğini duydum. Caddede jandarma tarafından bir kişide hızlı adımlarla geliyordu. Gelen kişinin elinde telefon görmedim. Ali olduğunu basından öğrendiğim kişi telefonu kapattıktan sonra ben benim bulunduğum tarafa doğru gelen üzerinde rengini hatırlayamadığım kısa bir mont bulunan kişiyi gördüm. Etraf kalabalıktı. Peşinden koşanlar bombayı atan adam budur kaçırmayın yakalayın diye bağırıyorlardı. Ali adını öğrendiğim kişi ile kaçan şahıs arabaya yöneldiler. Üzerinde mont bulanan kaçan herkesin bombayı atan kişi olduğunu söyleyen kişi arabaya yöneldi. Arkasından halk toplandı. Ali KAYA da şoför koltuğuna oturdu. Ben arabaya fazla yaklaşmadım. Halk arabanın etrafında çok fazla toplandı. Ben de açık olan dükkânıma gidip dükkânıma zarar gelmesin diye kepenklerini kapattım. Daha sonra eve gittim. Milletvekilimiz geldi keşif yapılacak dedi. Söylediğim gibi ben de bunun üzerine eve gittim. Tanıktan soruldu: Cevaben: Aracın etrafında bir kişi daha gördüm. Toplam 3 kişilerdi. Fazla bir şey görmedim. Ben bu şahıslara ait 30 AK 933 plakalı aracı bayramdan iki üç gün önce dükkânımın biraz ilerisinde gördüm. Ne kadar durduğunu pek hatırlamıyorum. Bayram nedeni işlerimiz yoğun idi. Şeklinde beyanda bulunmuştur.

7 - Tanık Nazmi AKIN Beyanında : Şemdinli ilçe merkezinde Akın Market isimli işyerinin sahibiyim. Benim dükkânım Cumhuriyet Caddesindedir. 30 AK 933 plakalı araç benim dükkânımın tam önündeydi. Olayın olduğu tarihte yani 09.11.2005 tarihinde saat 12:00 ye gelirken büyük bir patlama sesi geldi. Dükkânımdan çıktım. Yanımda Ferhat ŞEN de vardı iki kişinin kaçıp bana doğru geldiğini gördüm Bu şahıslar koşuyordu Ali KAYA isimli olduğunu sonradan televizyondan öğrendiğim kişi elinde cep telefonu ile konuşarak benim dükkânımın önünde bulunan beyaz renkli araca doğru geliyordu Ali KAYA’nın önünde sonradan isminin Veysel ATEŞ olduğunu öğrendiğim kişi de koşuyordu. İlk önce Veysel ATEŞ aracın arka koltuğuna bindi Ali KAYA araca tam binecekken halk onu çekti. Daha sonra da arka koltuğa binecekti ama millet bırakmadı ve onu yakaladı. Emniyet Güçleri aracın bulunduğu yere geldi. Daha sonra ben dükkânımın önündeki eşyalarımı içeri aldım. O iki kişi dışında diğer şüpheli kişiyi görmedim. Dükkânımı kapattım. Daha sonra eve gittim. Şüpheli şahıslara ve onlara ait araca kimlerin zarar verdiğini görmedim. Bomba patladıktan sonra dükkânımın önündeyken Ali KAYA arabanın bulunduğu yere koşarak gelirken iki üç adım önünden giden Veysel ATEŞ’e “bomba patladı mı” dedi, “Hadi bin arabaya” dedi, Ali KAYA ve Veysel ATEŞ arabaya binerken o sırada Aydın İREN. Yaşar HAKAN, Reşit KAYA, Ferhat ŞEN’de oradaydı. Onlardan sadece Ferhat ŞEN bu konuşmayı duydu. Ali KAYA araca binmeden koşarken elinde telefon vardı. Birisi ile konuşuyordu. Kiminle konuştuğunu bilmiyorum. Daha sonra olay yerinde fazla duymayarak eve gittim. Bundan başka bir şeye şahit olmadım dedi. Tanıktan soruldu: Cevaben: Veysel ATEŞ ve Ali KAYA benim dükkânımın önündeki araca binmek üzereler iken arkalarından kalabalık bir grup koşuyordu. Yakalayın diye bağırıyorlardı. Şeklinde beyanda bulunmuştur.

8 - Tanık Tahsin ELMAS Beyanında : Ben Şemdinli ilçe merkezinde Güral Porselen isimli işyerinin sahibiyim. 09.11.2005 tarihinde işyerimin karşısında bir patlama sesi duydum. Patlamadan hemen sonra bir kişinin elinde telefonla konuşurken bana doğru kaçarken gördüm Arabanın yanında isminin medyadan Ali KAYA olduğunu öğrendiğim kişi vardı. Kaçan şahıs arabanın yanma yaklaşınca arabanın yanında bekleyen Ali isimli şahsa tamam bomba patladı, gidelim dedi Ali KAYA’yı arabaya binerken görmedim. Kaçan kişiyi kovalayan kimseyi de görmedim. Kaçan kişiyi arabaya binerken gördüm. Çevrede bulunan kalabalıktan bazıları şüpheli şahıslara kimliklerini soruyorlardı. Ali KAYA bir ara arabanın bagajını açıp kaleşnikof marka silâh çıkardı ama halk engel oldu. Olay benim dükkânımın önünde gerçekleşti. Aracın etrafına toplanan halktan tanıdığım yoktu. Çünkü çok kalabalıktı. Araca zarar verenleri bilmiyorum. Kalabalıktan bir kısım insanlar araca saldırıp zarar verdiler. Daha sonra Metin KORKMAZ/ın hastanede öldüğü haberi geldi koşarak hastaneye gittim. Daha sonra yaşananları bilmiyorum. Bu şüpheli şahısları daha önce görmedim. Olay yerinde olduğu söylenen top sakallı kişiyi ben görmedim. Ben sadece o iki kişiyi gördüm. Akşam üzeri ölüm olayını görmedim. Şeklinde Beyanda Bulunmuştur.

9 - Tanık Ferhat ŞEN Beyanında : Arkadaşım Nazmi AKIN ile beraber öğle yemeği yemiştik ve onların Akın Marketin önüne geldik. Hava soğuktu, dükkânın önünde güneşlemek için dururken patlama sesi geldi. Ben yolun ortasındaki demirlere doğru patlamanın olduğu tarafa bakmak için gittim. Bu sırada saçları önden hafif dökük, siyah deri montlu ve hafif kır saçlı bir kişiyi gördüm. Patlamanın olduğu taraftan doğru geldi. Arabada bizim durduğumuz Akın Marketin önündeydi. Bu kişi kapıyı açtı. Sonra eline cep telefonunu aldı. Onun arkasından kahverengi montlu geldi ve arkaya bindi. Bu sırada binerken saçı dökük olan “patladı mı” dedi. Kahverengi montluda “patladı” dedi. Bunun üzerine “atla arabaya” dedi. Bu arada kahverengi montlu arabaya biniyordu. Bunların arkasından kalabalık bağırarak geliyordu. Kalabalıktan yakalayın, bunlar diye bağırıyorlardı. Kalabalık gelirken kır saçlı, hafif saçları dökük olan sonradan adını Ali KAYA olarak öğrendiğim kişi paniğe kapıldı, direksiyona geçeceğine arka kapıyı açtı. Ön kapıyı açacakken panik olduğundan arka kapıyı açtı. Bu sırada ben, Nazmi, Kadri ÖZCANER ve Fahrettin YILMAZ durun, mayını siz bıraktınız dedik ve kır saçlının arabaya binmesine müsaade etmedik. Bu arada kalabalık yetişti. Kır saçlı olan ben emniyet mensubuyum, emniyette görevliyim dedi. Ekip çağırmak için kendi cep telefonundan konuştu, aradı mı, bizi kandırmak için konuşur gibi mi yaptı anlayamadım. Kahverengi montlu arabanın yanına geldiğinde kır saçlı olan patladı mı diye sordu, kahverengi montluda patladı dedi, ondan sonra kır saçlı olan atla arabaya dedi. Şoför mahalline binmek isterken panikten yanlışlıkla arka kapıyı açtı. Ancak binemedi. Ben olay yerinde top sakallı diye söylediğimiz üçüncü kişiyi görmedim. Ben sadece ikisini gördüm. Biz arkada oturan kahverengi montludan kimliğini istedik vermedi. Bu sırada adını Ali KAYA diye öğrendiğim saçlarının önü dökük, hafif kır saçlı olan bizim önümüze geçti, arkadakini müdafaa etti. Bu arada kalabalık çoğalırken Ali KAYA isimli kişi bagajı açtı, açar açmaz keleşi aldı. Ben dahil dört–beş kişi eline sarıldık. Silâhı elinden aldık. Hava iyice karardıktan sonra akşam ezanından sonra bu beyaz arabaya 80 metre uzakta Ziraat Bankasının ilerisinde uzun devre farları açık araba geldi. Kalabalığı görünce korkudan mı bilmiyorum Ziraat Bankasının önündeki halkın üzerine şoförün olduğu taraftan ateş edildi. Ben bu sırada arabaya 20 metre uzaktaydım. Çünkü keşif yapılan arabanın etrafını çember gibi sarmıştık. Ben arabaya taş atıldığını görmedim. Ancak arabanın şoför tarafından ateş edildiği sırada polis noktasının oradan bayağı silâh sesleri geliyordu. Ben arabayı uzaktan gördüğümde uzun farlarını yakarak geliyordu ve halk yolun üstündeydi. Ben korkusundan ateş ettiğini düşünüyorum. Ateş etmeden önce yol üstündeki kalabalıktan arabaya saldırı olmadı. Arabadan ateş edilmeseydi halk arabayı geçirir miydi bilmiyorum. Bomba sebebi ile bir kişi öldüğü için halk çok taşkın ve sinirliydi. Araba topluluğun üstüne hızlı bir şekilde geldi. Ben çok yakın olmadığımdan tam olarak göremedim ancak uzaktan izlediğim kadarıyla arabanın şoför tarafından ateş edildikten sonra taş atılmıştır. Taş atıldığını da görmedim. Şeklinde Beyanda Bulunmuştur. Tanık Hüseyin KESKİNKILIÇ 03.03.2006 Tarihli Beyanında : Ben hâlen Hakkâri Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdür Vekili olarak görev yaparım. Buradaki görevime 05.09.2005 tarihinde başladım. 9 Kasım 2005 tarihindeki patlamaya kadar ilimiz, Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde son dönemde meydana gelen patlama olaylarının yoğunluk kazanması dikkatimizi çekiyordu. Etrafımızdaki Şırnak ve Van gibi illerde ise patlamaların yok denecek kadar az olması ilimize yönelik patlamaların yoğunlaşması bu nedenle daha da dikkat çekiciydi. 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla meydana gelen patlamanın PKK örgütünün yaptığı yönünde her hangi bir izlenim bende oluşmadı. Çünkü örgütün kendisine sempati duyan kitleye böylesine bir eylem yapması örgüt mantığı açısından bana pekte makul gelmedi. Yani örgüt bir eylem yapacağı zaman halkın kesinlikle zarar görmemesi yönünde önceden çalışmasını yapar eylem biçimini ona göre tertipler. 1 Kasımda meydana gelen patlama olayının örgüt tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyorum. Örgütün bu olayı üstlenmemesinin en büyük nedeni ise halktan zarar görenlerin azımsanmayacak derecede fazla olmasıdır. Yüsekova’daki Huzur Lokantası’nda meydana gelen patlama olayı ile ilgili değerlendirmem şu şekildedir. Lokanta sahibi Ferzande YILMAZ örgüte müzahir bir şahıs olarak karşımıza çıkmakta; çocuklarının ve akrabalarından bir kısmı örgütün dağ kadrosunda faaliyet göstermektedir. Böyle bir saldırının örgüt tarafından yapılması mantıken ters gelmektedir. Ben 1 Kasımda meydana gelen patlamada görev nedeni ile Ankara’da bulunuyordum. Ankara’daki toplantı esnasında 1 Kasım da ve 9 Kasımda meydana gelen patlama olaylarını duydum. 9 Kasımdaki patlama olayından sonra toplantıyı yarıda keserek İstihbarat Daire Başkanı Sabri UZUN’un emri ile muhtemelen 11 Kasımda Yüksekova’ya geçtim. Gelişmeleri Yüksekova’dan takip etmeye başladım. 13 Kasımda tekrar Hakkâri Merkeze döndüm. 14 Kasımda İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde bulunduğum saat 14:45 sıralarında Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesi’nde görevli Jandarma Başçavuşlar İsmail UZER ve Ümit SEVİNÇ Şube Müdürlüğü’ne gelerek ellerinde bir tutanak defteri olduğunu ve 1 Kasım 2005 tarihinde yapılan bir toplantıya ait tutanak bilgilerinin bulunduğu tutanak defterini imzalamamı söylediler. Tutanakta özetle ilimizdeki terör örgütünün son dönemde gerçekleştirdiği bombalama eylemleri, il merkezi ve ilçelerinde istihbarat birimlerinin müşterek istihbarî çalışmaların yapılması gerektiği ve bunların operasyona dönüştürülmesine dair bir takım kararları içeren metnin yazılı olduğu, tutanak metninin Hakkâri Tugay Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat görevlilerince imzalandığı, MİT ve Emniyet Temsilcilerinin ise imzalamadıklarını gördüm. Bu tutanak 1 Kasım 2005 tarihli olarak düzenlenmek isteniyordu. Benimde bu şekilde bu tarihli tutanağı imzalamamı istediler, ancak ben imzalamadım. Ben zaten 1 Kasım’da Ankara’da görevliydim. Yardımcım Komiser Yardımcısı Sezgin ABALI’ya böyle bir toplantıya katılıp katılmadığını sordum. Kendisi böyle bir toplantıya katılmadığını, katılmadığı bir toplantıya da imza atmayacağını söylemişti. Ayrıca 16 Kasım 2005 tarihinde İl Jandarma Alay Komutanlığı’ndan İl Emniyet Müdürlüğümüze bir faks mesaj formu geldi. Bu faks mesaj formunda Şemdinli’deki Umut Kitapevi sahibi Seferi YILMAZ’a bir paket geleceği göndericinin Narlı Market, Alıcının da Seferi YILMAZ olduğu, bu kolinin içerisinde muhtemelen örgütsel bir malzemenin olduğu şeklinde bir bilgi yazılmıştı. Faks mesaj formunda bu haberin elde edildiği tarih olarak 16.10.2005 yazılmıştı. Bu haberin bize gelme tarihi ise 16.11.2005 tarihidir. Bu paket ile ilgili bilgi notunu patlamadan bir hafta sonra öğrendik. Faks mesaj formu şu an yanımda değildir. Ancak Emniyet Müdürlüğümüzde mevcuttur. Yine Şemdinli Olaylarını araştırmak için kurulan Araştırma Komisyonuna ifade vermek için Ankara’ya gittiğimde, yani Şubat ayının sonlarında Yüksekova’da Türk İntikam Tugayı (TİT) ibareli bildirilerin dağıtıldığını duydum. Bu bildirinin içerisinde “Ya Sev Ya Terk Et” gibi ibarelerin olduğunu duydum. Tam içeriğini hatırlamıyorum. Birkaç gün sonra bu dağıtılan bildirileri protesto etmek amacıyla Demokratik Toplum Partisi (DTP) organizesinde bir basın açıklamasının yapıldığını duydum. 8 Kasımda Hakkâri merkezde 7 kilo 350 gram C4 plastik patlayıcı madde ele geçirdik. Bu operasyon alınan istihbari bilgiler sonucunda Hakkâri Emniyet İstihbarat şubesince gerçekleştirilmiştir. Yakalanan şahsın yer göstermesiyle Jandarma unsurlarına da haber vermek suretiyle merkeze bağlı Armutlu Köyü’nde geceleyin birlikte operasyon yapılmıştır. Yine 30.10.2005 tarihinde Yüksekova’da Emniyet İstihbarat Şubesince yapılan çalışmalar yakalamaya dönüştürülerek bir adet el bombası, bir adet tabanca ile birlikte iki şahıs yakalanarak tutuklanmıştır. Yine 19.11.2005 tarihinde Yüksekova’da bir şahsın yakalanması sonucu iki adet Rus yapımı el bombası, bir adet tabanca iki adet şarjör, 25 adet fişek beş adet kurusıkı fişeği ve örgütsel yayınlar ele geçirilmiştir. 9 Kasım 2005 tarihinde meydana gelen patlama olayına ilişkin Jandarma ile her hangi bir müşterek çalışmamız olmamıştır. Ayrıca Seferi YILMAZ Emniyet İstihbaratınca takip edilmemektedir. Seferi YILMAZ’ın durum ve temasları emniyet istihbaratınca takip edilmemektedir. Ayrıca bana bahsettiğiniz Hasan KISIKYOL isimli şahsın Hakkâri kırsalında terör örgütü adına faaliyet gösteren Ali KISIKYOL isimli kişinin babası olduğunu biliyorduk. Bu şahıs oğlu ile görüşmek üzere Şemdinli’ye geldi, Seferi YILMAZ ile birlikte 3-4 kişiyle bir marketin önünde görüştü. Biz o sırada Seferi YILMAZ’ı da tanımıyorduk. Hasan KISIKYOL’u takip ediyorduk. Hasan KISIKYOL hakkında teknik bir bilgi gelmiştik. Jandarma’dan gelmemişti. Biz sadece Hasan KISIKYOL’un Şemdinli’de bulunduğu anda resmini çektik. Bu şahsın kırsala oğlunun yanına gideceği yönünde bilgi vardı. Sanırım jandarma da takip ediyordu, daha şahıs kırsala gitti. Bu şahsın kırsala gideceğini Jandarma bildiğini için güzergâhını da Jandarma istihbaratı bilmektedir. Biz Jandarma’ya çektiğimiz resmi verdik ve şahsın muhtemelen kırsala gideceği bilgisini de verdik. Bundan sonra jandarma takip ediyordu. Burada Şemdinli’de anladığım kadarıyla Hasan KISIKYOL’u Jandarma da takip ediyordu ve bizden çektiğimiz resmi verip vermeyeceğimizi sordular. Bende çektiğimiz resimden bir tanesini jandarmaya verdim. Biz ondan sonra her hangi bir işlem yapmadık. Ayrıca şu an yanımda bulunan iki sayfalık tutanaktan birer fotokopi veriyorum. Şeklinde beyanda bulunmuştur.

Olay ile ilgili patlamanın meydana geldiği Özipek Pasajının çevresindeki esnâf ile o gün caddede bulunan kişiler ile yukarıda beyanları bulunan kişiler tanık olarak dinlenmişlerdir. Dinlenen tanık beyanlarında patlama olayından sonra Özipek Pasajından kahverengi montlu bir şahsın hızlı adımlarla çıktığı, bu şahsın peşinden Seferi YILMAZ’ın çıktığı ve bu kahverengi montlu şahsı işaret ederek bombayı atan şahsın bu şahıs olduğunu ve yakalanmasını istediği, patlamadan sonra caddede bulunan esnâfın ve halkın patlamanın meydana geldiği yöne doğru giderlerken kahverengi montlu şahıs ile top sakallı bir şahsın yolda buluştuğu, buluşmadan önce her iki şahsın da telefonla görüştüklerinin ve bu şahısların patlamanın meydana geldiği yere yönelen halkın ters istikametinde acele ve telaşlı bir şekilde gittiklerinin beyan edildiği, top sakallı şahsın Ali KAYA, kahverengi montlu şahsın ise Veysel ATEŞ olduğunun anlaşıldığı,

Tanık beyanlarında; söz konusu patlama olayının öğle ezanının okunmasından sonra namazın kılınmasını müteakip gerçekleştiğinin belirtildiği,

Van Valiliği İl Müftülüğü’nün 09.02.2006 gün ve 193 sayılı yazılarına göre 09.11.2005 günü Hakkâri ili Şemdinli ilçesinde öğle ezanın saat 10:53.de okunması gerektiğinin ve ezanı müteakip namazın muhtemelen 30 dakika sonra biteceğinin belirtildiği, Ayrıca olayı müteakip ulusal basında Şemdinli ilçesinde meydana gelen olaylar sırasında bombalama olayından çok kısa bir süre sonra (birkaç dakika içerisinde) ROJ TV isimli televizyonun kuruluşunun canlı yayına başladığı şeklinde bilgiler yer almış ise de söz konusu televizyon kanalının 09.11.2005 tarihindeki yayın akışı içerisinde meydana gelen olay ile ilgili olarak her hangi bir canlı yayına rastlanılmadığı normal yayın akışı içerisinde bir önceki günün programlarının tekrar edildiği, örgüt güdümünde faaliyet gösteren Dicle Haber Ajansı (DİHA) olay ile ilgili olarak olaydan bir saat sonra saat 12:32 itibariyle son dakika haberi olarak “Şemdinli’de Kitapevi’ne bomba atıldı. SON DAKİKA” başlığı altında ve devamında yine olayla ilgili haberlere yer verilmiştir.

Buna göre şüphelilerin saat 11:00 sıralarında Şemdinli ilçesine girişleri öğle namazının bitiş saati, olaydan bir saat sonra saat 12:32 civarında olay ile ilgili DİHA tarafından verilen son dakika haberi ve şüpheli Veysel ATEŞ’in saat 11:29.da cep telefonu ile diğer şüpheli Ali KAYA’yı araması bombalama olayının saat 11:00 ile 11:29 arasında bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştiğini göstermektedir.

Şüphelilerin 09.11.2005 tarihinde Şemdinli ilçesine gitmek ve deşifre olup tanınmamak için Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı’na ait olan resmî aracın 30 AK 933 olan plakasının 07.11.2005 tarihinde Hakkâri İl Emniyet Müdürlüğü’nden alınarak söz konusu araca takıldığı. Patlama olayı sonrası halkın şüpheli Veysel ATEŞ’in yönelmiş olduğu bu aracın etrafını çevirdiği, aracın plakası daha önceki plakasından farklı olduğu için halkın doğrudan doğruya bu araca yönelemeyeceği, şüpheli Veysel ATEŞ’in bu araca yönelmeleri üzerine halkın kişiyi yani Veysel ATEŞ’i hedef alarak araca yöneldikleri,

09.11.2005 günü Şemdinli ilçesinde çıkan olaylarda tahrip edilen Jandarma’ya ait araçta bulunan 2 adet el bombasının MKE yapımı olmadığı, “HGR DM41 SPLİTTER COMP-B LOS FMP-134” ve MKE yapımı olmadığı ve “HGR DM41 SPLİTTER COMP-B LOS FMP-134” seri nolu olduğunun anlaşıldığı,

Ancak Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ tarafından tutulan tutanakta da araçtan çıkan 2 adet el bombasının MKE yapımı olduğu belirtilmiştir.

Ancak Şemdinli İlçe Jandarma Komutanına teslim edilen 2 adet el bombasının, Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığınca, Kriminal Daire Başkanlığına gönderilmek üzere 14.11.2005 tarihinde düzenlenen “Teslim Tesellüm Tutanağı”nda MKE yapımı olmadığı ve “HGR DM41 SPLİTTER COMP-B LOS FMP” seri nolu olduğu anlaşılmıştır.

Bununla birlikte Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan resmi yazışma neticesinde Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları Müdürlüğü’ne gönderilen söz konusu 2 adet el bombasının MKE yapımı olmadığı ve “HGR DM41 SPLİTTER COMP-B LOS FMP” seri nolu el bombaları olduğu yazıda belirtilmiştir.

Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ’in 2 kişi olarak 09.11.2005 günü saat 08:00 dan itibaren Yüksekova ve Şemdinli İlçelerinde görevlendirildikleri “Faks Mesaj Formu” ile belirtilmiş ancak araçta 3 adet kaleşnikof silâhın bulunduğu ve 3. silâhın Uzman Çavuş Uğur YILDIRIM (Uzm.J.III.Kad.Çvş.) adına zimmetli olduğu tutanaklardan anlaşılmıştır. Olay günü araçta ve görevlendirme yazısında Uzman Çavuş Uğur YILDIRIM yoktur, Veysel ATEŞ isimli haber elemanı vardır. Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ tarafından olay günü olan 09.11.2005 günü tutulan ve tahrip edilen resmî araçta bulunan silâhların gasp edildiğini içeren tutanakta Uz.J.Çvş.Uğur ÖZDEMİR’e ait olduğu söylenen 56 I 1485886974 nolu Kaleşnikof marka tüfeğin, Jandarma kayıtlarında bulunan “Teslim Senedi”nin teslim alan kısmında Uz.J.III.Kad.Çvş Uğur YILDIRIM isminin geçtiği gözlenmiştir.

Şemdinli İlçesinde bulunan Umut Kitapevi isimli iş yerine el bombası atılması olayının, Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Büro Amirliği tarafından düzenlenen “Olay Yeri İnceleme Raporu”nda ve bu raporun ekindeki “Olay Yeri Krokisi”nde 09.11.2005 günü saat 11:30 sıraları olduğu belirtilmiştir. Yine konu ile ilgili olarak ifadelerine başvurulan tanıkların olay saatini 11:30-12:00 arası olarak belirttiği ve patlamadan hemen sonra patlamanın olduğu pasaj tarafından koşarak gelen kahve rengi montlu şahsın Veysel ATEŞ olduğunu, telefonla telaşlı bir şekilde “neredesiniz” diyerek Ali KAYA isimli Astsubay Başçavuş’un bulunduğu tarafa gittiğini ve Jandarmaya ait araca bindiğini belirtmişlerdir.

Tanıklara göre el bombasını Umut Kitapevi’ne attığı iddia edilen Veysel ATEŞ isimli şahsın kullanmış olduğu 0538 202 18 74 nolu GSM telefonun olay günü ve saatinde (Saat 11:29) Ali KAYA isimli şahsı aradığı telefon kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmıştır.

Ali KAYA, Özcan İLDENİZ ve Veysel ATEŞ’in ifadelerine göre; olay günü olan “09.11.2005 tarihinde saat 11:00-12:00 civarında ilçe merkezine geldiklerini ve arabadan henüz inmeden patlamanın olduğunu ve arabadan indiklerini …” belirtmişlerdir. Ancak 0538 202 18 74 nolu telefonu kullanan ve beraber arabada olduklarını söyledikleri haber elemanı Veysel ATEŞ isimli şahsın 09.11.2005 tarihinde yapmış olduğu görüşmeler incelendiğinde Ali KAYA’yı saat 11:29’da aradığı anlaşılmıştır. Beraber arabada olduklarını söyledikleri Veysel ATEŞ’in kendilerini olay saatinde GSM ile araması hayatın olağan akışına uygun değildir.