Tur Suresi

VikiKaynak sitesinden

Git ve: kullan, ara
Zariyat Suresi Tur Suresi
Kuran-ı Kerim
Necm Suresi
Tur Suresi vikipedi maddesi


Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
  1. Tur'a andolsun.
  2. Satır (satır) dizili kitaba,
  3. Yayılmış ince deri üzerine;
  4. Ma'mur eve,
  5. Yükseltilmiş tavana,
  6. Kabarıp, tutuşan denize,
  7. Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.
  8. Onu uzaklaştırıp-engel olacak yoktur.
  9. O gün gök, sarsılıp çalkalanır.
  10. Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.
  11. İşte o gün, yalanlayanların vay haline,
  12. Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan-oyalananlardır.
  13. Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile ' sürüklenecekleri gün;
  14. (Onlara şöyle denir:) "İşte sizin yalanladığınız ateş budur."
  15. "Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz."
  16. "Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."
  17. Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler;
  18. Rablerinin verdikleriyle 'sevinçli ve mutludurlar'. Rableri, kendilerini 'çılgınca yanan cehennemin' azabından korumuştur.
  19. "Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için."
  20. Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.
  21. İman edenler ve soyları kendilerini imanda izleyenler; Biz onların soylarını da kendilerine katıp-ekledik. Onların amellerinden hiç bir şeyi eksiltmedik. Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir.
  22. Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik.
  23. Orada bir kadeh kapışır-çekişirler ki, onda ne 'boş ve saçma bir söz', ne günaha sokma yoktur.
  24. Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl.'
  25. Kimi kimine dönüp sorarlar;
  26. Dediler ki: "Biz doğrusu daha önce, ailemiz (yakın akrabalarımız) içinde endişe edip-korkardık."
  27. "Şimdi Allah, bize lütufta bulundu ve 'hücrelere kadar işleyen kavurucu' azabdan korudu."
  28. "Şüphesiz, biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisidir."
  29. Şu halde sen, öğüt verip-hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.
  30. Yoksa onlar: "Bir şairdir, biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz" mu diyorlar?
  31. De ki: "Siz gözetleyedurun; çünkü ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim."
  32. Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir?
  33. Yoksa: "Onu kendisi uydurup-söyledi" mi diyorlar? Hayır; onlar iman etmiyorlar.
  34. Şu halde, eğer doğru sözlüler iseler, benzeri bir söz getirsinler.
  35. Yoksa onlar, hiç bir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi?
  36. Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar.
  37. Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa üstün güç (her şeyin denetim ve yönetim) sahipleri kendileri midir?
  38. Yoksa onların bir merdivenleri mi var (ki) onunla (yükselip en yüce makamda konuşulanları) dinliyorlar? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
  39. Yoksa kızlar O'nun da, erkek-çocuklar sizin mi?
  40. Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altındalar?
  41. Yoksa gayb (bilgisi) onların katında mıdır, böylece yazıp-duruyorlar?
  42. Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat (asıl) 'o inkâr edenler hileli-düzene düşecek olanlardır.
  43. Yoksa onların, Allah'ın dışında başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.
  44. Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: "Üst üste yığılmış bir buluttur." derler.
  45. Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
  46. O gün, ne hileli-düzenleri kendilerine herhangi bir şeyle yarar sağlayacak, ne yardım görecekler.
  47. Şüphesiz zulmedenlere bundan önce de bir azab vardır; ancak onların çoğu bilmiyorlar.
  48. Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et.
  49. Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih et.
Sureler

Fatiha Suresi | Bakara Suresi | Al-i İmran Suresi | Nisa Suresi | Maide Suresi | En'am Suresi | A'raf Suresi | Enfal Suresi | Tevbe Suresi | Yunus Suresi | Hud Suresi | Yusuf Suresi | Ra'd Suresi | İbrahim Suresi | Hicr Suresi | Nahl Suresi | İsra Suresi | Kehf Suresi | Meryem Suresi | Ta-Ha Suresi | Enbiya Suresi | Hac Suresi | Mü'minun Suresi | Nur Suresi | Furkan Suresi | Şu'ara Suresi | Neml Suresi | Kasas Suresi | Ankebut Suresi | Rum Suresi | Lokman Suresi | Secde Suresi | Ahzab Suresi | Sebe' Suresi | Fatır Suresi | Yasin Suresi | Saffat Suresi | Sad Suresi | Zümer Suresi | Mü'min Suresi | Fussilet Suresi | Şura Suresi | Zuhruf Suresi | Duhan Suresi | Casiye Suresi | Ahkaf Suresi | Muhammed Suresi | Fetih Suresi | Hucurat Suresi | Kaf Suresi | Zariyat Suresi | Tur Suresi | Necm Suresi | Kamer Suresi | Rahman Suresi | Vakı'a Suresi | Hadid Suresi | Mücadele Suresi | Haşr Suresi | Mümtehine Suresi | Saff Suresi | Cum'a Suresi | Münafikun Suresi | Teğabün Suresi | Talak Suresi | Tahrim Suresi | Mülk Suresi | Kalem Suresi | Hakka Suresi | Me'aric Suresi | Nuh Suresi | Cin Suresi | Müzzemmil Suresi | Müddessir Suresi | Kıyame Suresi | İnsan Suresi | Mürselat Suresi Nebe' Suresi | Nazi'at Suresi | Abese Suresi | Tekvir Suresi | İnfitar Suresi | Mutaffifin Suresi | İnşikak Suresi | Büruc Suresi | Tarık Suresi | A'la Suresi | Gaşiye Suresi | Fecr Suresi | Beled Suresi | Şems Suresi | Leyl Suresi | Duha Suresi | İnşirah Suresi | Tin Suresi | Alak Suresi | Kadr Suresi | Beyyine Suresi | Zilzal Suresi | Adiyat Suresi | Kari'a Suresi | Tekasür Suresi | Asr Suresi | Hümeze Suresi | Fil Suresi | Kureyş Suresi | Ma'un Suresi | Kevser Suresi | Kafirun Suresi | Nasr Suresi | Tebbet Suresi | İhlas Suresi | Felak Suresi | Nas Suresi |

Diğer diller