| “ |
- Sen olmasan... Seni bir lahza görmesem yâhûd,
- bilir misin ne olur?
- Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücûd
- bu leyl-i serd ile bir çare-i te'ennüs arar,
- ve bulur;
- fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
- bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
- bu rûh-i mecrûhu? ..
- Sen olmasan... Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
- yaşar mıyım dersin?
- Söner üfûlüne bir lahza kaa'il olsa hayâl;
- soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar;
- ne hazin
- gelir hayât o zaman vücûda, hem rûha!
- Yaşar mıyız seni kaybetsek âah ben, kalbim,
- bu kalb-i muztaribim? ..
- Sen olmasan... Bu samimi bir itiraf işte:
- Sen olmasan yaşamam;
- Seninle râbıtamız hoş bir iytilâf işte;
- fakat bu râbıta haalî mi ruhu ezmekden? ..
- Akşam
- gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
- Fena değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
- bükaye değse hayât! ..
|
” |