Mesnevi/751-760
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
21-30→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Orjinal Farsça Metin:Kasım ALTUNTAŞ Orjinal İNGİLİZCE Metin:Neslihan Bilgili UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
751.
|
می رهانی هر دمی ما را و باز
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
Kimin bir yıldızla alâka ve merbuyeti varsa o; kendi yıldızıyla döner, dolaşır, o yıldızın tesiri altındadır.
|
That which to any constellation's stars pertains, Must move with it, rise, set, south, as its place ordains.
|
|
752.
|
سوی دامی می رویم ای بی نیاز
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Talihli Zühre ise şevkı, çalıp çağırmayı, aşkı diler, onlara adamakıllı meyli vardır.
|
The man who under Venus’ influence was born Is joyous, amorous, ambitious, with greed torn.
|
|
753.
|
ما درین انبار گندم می کنیم
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
Kan dökücü huylu Mirrih’e mensup ise cenk, bühtan ve düşmanlık arar.
|
If Mars his planet be, his temper's bellicose; War, scandal, litigation,—these he most does choose.
|
|
754.
|
گندم جمع آمده گم می کنیم
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Yıldızların ardında yıldızlar vardır ki onlarda ihtirak ve nahis olmaz.
|
But other stars there are, the planets, seven, beside; And unto men from them nor good, nor ills betide.
|
|
755.
|
می نیندیشیم آخر ما بهوش
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Onlar, bu meşhur yedi kat gökten başka diğer göklerde seyir ve hareket ederler.
|
Revolving in another firmament than they, Above the spheres that bear the orbs of night and day.
|
|
756.
|
کین خلل در گندمست از مکر موش
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Birbirlerine bitişik ve birbirlerinden ayrı olmayan bu yıldızlar, Tanrı nurlarının ışığında dururlar.
|
Bright through the moral splendour lent them by the Lord; Not bound together quite, nor yet in disaccord.
|
|
757.
|
موش تا انبار ما حفره زدست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Her kimin talihi o yıldızlardan olursa o kimsenin zatı, kâfirleri taşlayıp yakar.
|
The man whose soul is influenced by one of those, Like meteors, still shall drive away the spirit's foes.
|
|
758.
|
و از فنش انبار ما ویران شدست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Onun hışmı, bazen galip gelen, bazen mağlûp olan ve tesiri böylece değişerek yürüyen Mirrih’in hışmına benzemez.
|
His disposition feeleth not the rage of Mars; He temporises;—meekly acts in prosperous wars.
|
|
759.
|
اول ای جان دفع شر موش کن
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Galip nur, noksandan ve karanlıktan emindir. Tanrı nurunun iki parmağı arasındadır.
|
His light's triumphant;—darkness it shall never know. Between two fingers holdeth he the truth, I trow.
|
|
760.
|
وانگهان در جمع گندم جوش کن
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
O nuru, canlara Hak saçtı. Devletliler, onunla eteklerini doldurmuşlardır.
|
The truth doth shed a shining light on human souls, Received by heaven's favourites, in special ghostly strolls.
|