Mesnevi/741-750
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
21-30→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Orjinal Farsça Metin:Kasım ALTUNTAŞ Orjinal İNGİLİZCE Metin:Neslihan Bilgili UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
741.
|
دل بدو دادند ترسایان تمام
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
Bu diğer padişahın meydana çıkışını haber almak istersen “Vessemâi zatülburûc” sûresini oku.
|
If information's sought about this wicked king, That chapter of the Qur’ān read: "Heaven's Girdle-Ring."
|
|
742.
|
خود چه باش د قوت تقلید عام
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Birinci padişahtan doğan kötü âdete bu padişah da ayak uydurdu.
|
A sorry rite it was the first had introduced; With cruel zeal this wicked rite the last abused.
|
|
743.
|
در درون سینه مهرش کاشتند
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
*Bil ki o çeşit sitem ve zulümlerden bu, ne yaparsa Tanrı, günahını artıksız, eksiksiz ilk zâlimden sonra, arar.
|
The introducer of a rule that tends to ill, Draws on his head deep curses, morn and even, still.
|
|
744.
|
نایب عیسیش می پنداشتند
|
TRANSKRİPT BOŞ,
|
Kim fena bir âdet koyarsa ona her an lânet gider durur.İyiler gittiler, güzel usul ve âdetleri kaldı; kötü adamlardan da zulümler ve lânetler!
|
The good decease; their bright example serves as guide; The wicked soon decay; their name all men deride.
|
|
745.
|
او بسر دجال یک چشم لعین
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Kıyamete kadar o kötülerin cinsinden kim vücuda gelse yüzü o kötülüğedir.
|
The children of those sinners, till the trump of doom, Are cursed as soon as born; no lot more full of gloom.
|
|
746.
|
ای خدا فریاد رس نعم المعین
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bu tatlı suyla tuzlu su; damar damardır. Halk arasında sûr üfürülünceye dek birbirine karışmadan böylece gider durur.
|
How many springs burst forth, one salt, the other sweet; Their savour changes, while the days and nights compete.
|
|
747.
|
صد هزاران دام و دانه ست ای خدا
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
İyilere tatlı su miras kaldı. O ne mirasıdır? “Evrensel kitap” mirası.
|
The good are promised their inheritance aloft, Of waters sweet; in Scripture mentioned oft and oft
|
|
748.
|
ما چو مرغان حریص بی نوا
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Dikkat edersen görür anlarsın ki taliplerin dileği Peygamberlik cevherinin şûleleridir, o şûleleri dilerler.
|
The seeker's wish, if rightly we consider it, A scintillation is of flame from holy writ.
|
|
749.
|
دم بدم ما بسته دام نویم
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Şûleler, mücevherlere tâbi olarak parıldar ve dönerler. Şûle, nereden çıkıyorsa, madeni neredeyse oraya gider.
|
No flame exists apart from body whence it burns; Where’er the burning body hies, the flame, too, turns.
|
|
750.
|
هر یکی گر باز و سیمرغی شویم
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Güneş, bir burçtan bir burca gidip durduğundan pencereye vuran ziyası da evin etrafında döner dolaşır.
|
A window-light will wander all around a room; Because the rising sun to sunset tends, and gloom.
|