Mesnevi/701-710
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
21-30→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Orjinal Farsça Metin:Kasım ALTUNTAŞ Orjinal İngilizce Metin:Neslihan Bilgili UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORİJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
701.
|
شاه بویی برد از اسرار من
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Diğer emîrler de bir bir katar olup (birbirlerinin ardınca dâvaya kalkışıp keskin kılıçlar çektiler.)
|
The other captains, too,—each his own train at back,— Unsheathed their swords, and threatened both their skulls to crack.
|
|
702.
|
متهم شد پیش شه گفتار من
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Her birinin elinde bir kılıç ve bir tomar vardı; sarhoş filler gibi birbirlerine düştüler.
|
Then each one of the twelve, his sword and scroll in hand, Upon the others set, like baited bull on brand.
|
|
703.
|
گفت گفت تو چو در نان سوزنست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Yüz binlerce Hıristiyan öldü, bu suretle kesik başlardan tepe oldu.
|
The slain were strewn in heaps of many hundred men, Their heads were piled in pyramids, by thousands ten.
|
|
704.
|
از دل من تا دل تو روزنست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ,
|
Sağdan, soldan sel gibi kanlar aktı. Havaya, dağlarcasına tozlar kalktı.
|
Their blood was shed in torrents, flowing on the plain. The dust arose in clouds through this commotion vain.
|
|
705.
|
من از آن روزن بدیدم حال تو
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O vezirin ektiği fitne tohumları, onların başlarına âfet kesilmişti.
|
The seeds of discord sown by that knave's treacherous hand, Had now produced their harvest, fatal to the land.
|
|
706.
|
حال تو دیدم ننوشم قال تو
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Cevizler kırıldı; içi sağlam olan, kırıldıktan sonra temiz ve lâtif ruha malik oldu.
|
The nuts he cracked were skulls; their kernels, human brains. The bodies slain through him held precious souls in chains.
|
|
707.
|
گر نبودی جان عیسی چاره ام
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ancak ten nakşına ait olan öldürmek ve ölmek, nar ve elmayı kırmak, kesmek gibidir.
|
Be killed, or die, as in thy lot may be decreed. So with pomegranates, apples, when sliced up at need.
|
|
708.
|
او جهودانه بکردی پاره ام
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Tatlı olan nardenk şerbeti olur, çürümüş olanın ise bir sesten başka bir şeyi kalmaz.
|
The sweet and sound are prized, and straightway put to use; The sour and rotten cast away, worthless refuse.
|
|
709.
|
بهر عیسی جان سپارم سر دهم
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Esasen mânası olan meydana çıkar; çürümüş olan rüsvay olur, gider.
|
A word with sense and meaning's ever eloquent; Bald nonsense is laughed down in scorn or merriment.
|
|
710.
|
صد هزاران منتش بر خود نهم
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ey sûrete tapan! Türü, mânayı elde etmeye çalış! Çünkü mâna sûret tenine kanattır.
|
Thou fool, materialist! Think closer: look to sense. The spirit ’tis gives value; words are mere pretence.
|