Mesnevi/681-690
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 671-680→ | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
691-700→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Ayhan Özkan Metin İngilizce tercüme: Neslihan Bilgili Orjinal Farsça Metin:Kasım ALTUNTAŞ UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORİJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
681.
|
سر پنهانست اندر صد غلاف
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Mânalarda taksim ve sayı yoktur, ayırma, birleştirme olamaz.
|
Things spiritual division, number, parts, know not, They split not into fractions, form no separate lot.
|
|
682.
|
ظاهرش با تست و باطن بر خلاف
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Dostun, dostlarla birliği hoştur. Mâna ayağını tut (ona meylet), sûret serkeştir.
|
’Tis sweet when friends with friends together come and meet. Trust then the spirit. "’Tis the letter kills"—repeat.
|
|
683.
|
شاه گفتش پس بگو تدبیر چیست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Serkeş sûreti, eziyetle eritip mahveyle ki onun altında define gibi olan vahdeti göresin.
|
Thy body mortify; thy flesh consume with pains. Behind it hid thou’lt find God's unity—thy gains.
|
|
684.
|
چاره آن مکر و آن تزویر چیست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ,
|
Eğer sen eritmezsen onun (Tanrı’nın) inayetleri, esasen onu eritir. Ey gönlüm, kulu olan Tanrı!
|
If thou the body vex not,—bring not low betimes, The flesh will thee destroy, my friend, in fiery flames
|
|
685.
|
تا نماند در جهان نصرانیی
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O, hem gönüllere kendini gösterir, hem dervişin hırkasını diker.
|
The flesh it is that shows itself to human heart; The flesh it is demands asceticism's sharp smart.
|
|
686.
|
نی هویدا دین و نه پنهانیی
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Hepimiz yayılmıştık ve bir cevherdik. Orada başsız ve ayaksızdık;
|
We simple were; one essence was the source of all. Nor Head, nor foot had we; one pristine lot did fall.
|
|
687.
|
گفت ای شه گوش و دستم را ببر
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Güneş gibi bir cevherdik, düğümsüz ve sâftık... su gibi.
|
One substance held us; we were clear as is the sun; No knots or gnurs within us, free as water's run.
|
|
688.
|
بینی ام بشکاف و لب در حکم مر
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O güzel ve lâtif nur sûrete gelince kale burçlarının gölgesi gibi sayı meydana çıktı.
|
On taking fleshly form, that simple essence, then, Became divided, split, like shadows in each glen.
|
|
689.
|
بعد از آن در زیردار آور مرا
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Mancınıkla burçları yıkın ki bu bölüğün arasından ayrılık kalksın.
|
Make low the hills and hillocks, level make the plain; No shadow's left; the whole becomes one scene again.
|
|
690.
|
تا بخواهد یک شفاعت گر مرا
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Mutlaka ben bunu açar, anlatırdım, fakat bir fikir bile sürçmesin, (bundan) korkarım.
|
With pleasure I'd this matter clearer put, and joy. But tender consciences I seek not to annoy.
|