Mesnevi/661-670
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 651-660→ | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
671-680→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Ayhan Özkan Metin İngilizce tercüme: Neslihan Bilgili Orjinal Farsça Metin:Kasım ALTUNTAŞ
|
|
FARSÇA ORİJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
661.
|
چون یک بشکست هر دو شد ز چشم
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Bu tomarın hükmü, öbürünün zıddıydı, bu zıt diyeti bundan önce bildirdik.
|
Their precepts and commands a very maze of guile, Their sentiments impossible to reconcile.
|
|
662.
|
مرد احول گردد از میلان و خشم
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ondan sonra daha kırk gün kapısını kapadı. Kendisini öldürüp varlığından kurtuldu.
|
The Vazīr now delayed another forty days; Then slew himself,—set free his soul from earth's affrays.
|
|
663.
|
شیشه یک بود و به چشمش دو نمود
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Halk onun ölümünü haber alınca kabrinin üstü kıyamet yerine döndü.
|
The people, hearing of his death, were sorely grieved; Around his corpse collected; eyes, ears, scarce believed.
|
|
664.
|
چون شکست او شیشه را دیگر نبود
|
TRANSKRİPTİ BOŞ,
|
Bir hayli halk onun yası ile saçlarını yolarak, elbiselerini yırtarak mezarı üstüne yığıldı.
|
With many bitter moans to sorrow they gave vent; Their breasts they beat, their hair they tore, their clothing rent.
|
|
665.
|
خشم و شهوت مرد را احول کند
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Arap’tan ,Türk’ten, Rum’dan, Kürt’ten oraya toplananların sayısını da ancak Tanrı bilir.
|
To count their multitudes is in God's power alone; Turks, Arabs, Kurds, and Romans, men of every zone.
|
|
666.
|
ز استقامت روح را مبدل کند
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Mezarın toprağını başlarına serptiler. Onun derdini yerinde ve dertlerine derman gördüler.
|
They scattered o’er their heads the dust from his last home; To mourn for him was balm, all ills to overcome.
|
|
667.
|
چون غرض آمد هنر پوشیده شد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Bir ay ahali, mezarı üstünde gözlerinden kanlı yaşlara yol verdiler. Onun ayrılığı derdinden padişahlar da, büyükler de, küçükler de ah u figan ediyorlardı.
|
To lose him was a grief unspeakable that fell On rich and poor, on high and low, too sad to tell.
|
|
668.
|
صد حجاب از دل به سوی دیده شد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Bir ay sonra halk dedi ki: “Ey ulular! Siz beylerden o vezirin makamına oturacak kimdir.
|
A month of mourning past, the people sought to know Whom he'd appointed in his place their way to show.
|
|
669.
|
چون دهد قاضی به دل رشوت قرار
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ki biz o zatı, vezirin yerine imam ve mukteda tanıyalım. Elimizi de, eteğimizi de onun eline teslim edelim.
|
Whom must we recognise successor to our saint? Into whose hands commit the task of our restraint?
|
|
670.
|
کی شناسد ظالم از مظلوم زار
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Madem ki güneş battı ve bizim gönlümüzü dağladı, onun yerine çırağı yakmaktan başka çaremiz yok.
|
He was a sun of light; his fire hath turned to fume, A candle now we need our darkness to illume.
|