Mesnevi/651-660
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 641-650→ | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
661-670→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Ayhan Özkan Metin İngilizce tercüme: Neslihan Bilgili Orjinal Farsça Metin:Kullanıcı:Kasım25,Kasım ALTUNTAŞ UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORİJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
651.
|
شاه احول کرد در راه خدا
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Her birine “İsâ dininde Tanrı vekili ve benim halifem sensin,
|
To ev’ry one he said: "Successor thee I name, The faith of Jesus to uphold and keep from shame.
|
|
652.
|
آن دو دمساز خدایی را جدا
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Öbür emîrler senin tâbilerindir. İsâ, umumunu senin taraftarın ve yardımcın etti.
|
All other captains thy commands will have to hear; ’Tis Jesus thus appoints thee others’ loads to bear.
|
|
653.
|
گفت استاد احولی را کاندر آ
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Hangi emîr, baş çeker, tâbi olmazsa onu tut; ya öldür yahut esir et, hapse at.
|
Should any one against thee neck rebellious raise, Him kill, imprison, or in exile end his days.
|
|
654.
|
زو برون آر از وثاق آن شیشه را
|
TRANSKRİPTİ BOŞ,
|
Ama ben sağ iken bunu kimseye söyleme, ben ölmedikçe, reisliğe talip olma.
|
But while I live divulge not what to thee I've told, Keep secret till my death this charge thou hast to hold.
|
|
655.
|
گفت احول زان دو شیشه من کدام
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ben ölmedikçe bunu hiç meydana çıkarma. Saltanat ve galebe dâvasına kalkışma.
|
Let no one know till then ’tis thou art chosen out, Proclaim not thou thyself a king or prince devout.
|
|
656.
|
پیش تو آرم بکن شرح تمام
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
İşte şu tomar ve onda Mesîh’in hükümleri... Bunu ümmete tasih bir tarzda oku!” dedi.
|
Behold this scroll; take, study it; thyself instruct, ’Tis Jesu's doctrine pure; from this His Church construct."
|
|
657.
|
گفت استاد آن دو شیشه نیست رو
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O, her emîre ayrı olarak şunu söyledi: “Tanrı dininde senden başka naib yoktur!”
|
Thus one by one their minds prepared were to be chief:"’Tis thou’rt the chosen one; all else would be a thief."
|
|
658.
|
احولی بگذار و افزون بین مشو
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Her birini ayrı ayrı ağırladı. Ona ne söyledi ise buna da onu söyledi.
|
He named them each successor; made them so to feel. Whate’er he told to one, to each did he reveal.
|
|
659.
|
گفت ای استا مرا طعنه مزن
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Her birine bir tomar verdi, her tomar öbürünün zıddını ifade ediyordu.
|
He gave to each a volume, writ from end to end; No two alike; each different, and hard to blend.
|
|
660.
|
گفت استا زان دو یک را در شکن
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O tomarların metni “Ya” harfinden “Elif” harfine kadar olan harflerin şekilleri gibi birbirine aykırıdır.
|
Their doctrines various, of every changing hue; Diverse in sense, as objects' forms exposed to view.
|