Mesnevi/581-590
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 571-580→ | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
591-600→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Ayhan Özkan Metin İngilizce Orijinali: Neslihan Bilgili Metin farsça yazılımı: ALİ TÜRKMEN
|
|
FARSÇA ORİJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
581.
|
نام او محبوب از ذات وی است
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
Çocuğa süt yerine ekmek verirsen zavallı yavruyu o ekmek yüzünden öldü bil!
|
Who ’d give, in lieu of mother's milk, to infants, bread, Would kill them with improper food before them spread.
|
|
582.
|
نام این مبغوض از آفات وی است
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Ondan sonra dişleri çıkınca kendi kendine onun içi ekmek ister.
|
But when their teeth are grown, and deck their little mouths, Themselves will ask for bread; milk suits not then their growths.
|
|
583.
|
میم و واو و میم و نون تشریف نیست
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
Henüz kanadı çıkmayan kuş uçmaya kalkışırsa her yırtıcı kedinin lokması olur.
|
The unfledged chick is yet for flight all unprepared Attempting it, he falls a prey to puss, poor bird.
|
|
584.
|
لطف مؤمن جز پی تعریف نیست
|
TRANSKRİPT BOŞ,
|
Ama kanatlanınca o kendisinden teklifsizce, iyi ve kötü ıslık olmaksızın uçar.
|
His wings well pinioned, he soars high in breezy air; Needs no encouragement; his instinct leads him there.
|
|
585.
|
گر منافق خوانیش این نام دون
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Senin sözün Şeytan’ı susturur, senin lûtuf ve keremin, bizim kulağımıza akıl ve fehim verir.
|
Each howling imp is stilled at sound of thy sole voice; And words from thee are utmost joy to all our race.
|
|
586.
|
همچو کزدم می خلد در اندرون
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Söyleyen, sen olunca kulağımız, tamam akıldan ibarettir. Madem ki deniz sensin, kurumuz da denizdir!
|
Our ears are gladdened as they catch thy tongue's converse, Each desert grows a garden, when thou’rt freshness’ source.
|
|
587.
|
گرنه این نام اشتقاق دوزخست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Ey (sekizinci gökteki) Simak burcundan (denizin dibindeki) balığa kadar her şey, kendisinden nurlanmış olan!
|
With thee amongst us, earth a foretaste gives of heaven,
Thou’rt our delight, from morn to eve our longed-for leaven. |
|
588.
|
پس چرا در وی مذاق دوزخست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Seninle olunca yer, bize gökten daha iyidir. Sensiz, biz göğün tâ üstünde bile karanlık içindeyiz. Ey ay! Gayrı bu felek, nedir ki seninle mukayese edilebilsin?
|
Without thee, day's refulgence we cannot employ, If thou art present, every care is turned to joy.
|
|
589.
|
زشتی آن نام بد از حرف نیست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Göklerin sûreta yüksekliği var. Mâna yüzünden yükseklik, temiz ruhundur.
|
High station, true, may be attained by charlatan; But moral worth alone gives eminence to man."
|
|
590.
|
تلخی آن آب بحر از ظرف نیست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Sûreta yükseklik, cisimlerindir, fakat mâna huzurunda cisimler, isimlerden ibarettir.
|