Mesnevi/531-540
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
21-30→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Metin farsça yazılımı: ALİ TÜRKMEN
|
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
531.
|
گفته اینک ما بشر ایشان بشر
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Çok dağ gibi gönüller kopardı. Kurnaz kuşu, iki ayağından asakoydu.
|
How long wilt thou be captive to silver and gold?Though thou pour the ocean into thy pitcher,It can hold no more than one day's store.
|
|
532.
|
ما و ایشان بسته خوابیم و خور
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Akıl ve zekâda kemale ermekle Tanrı’ya varılmaz. Padişahın fazıl ve ihsanı aczini bilen kişiden başkasını kabul etmez.
|
The pitcher of the desire of the covetous never fills,The oyster-shell fills not with pearls till it is content;
|
|
533.
|
این ندانستند ایشان از عمی
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Hey gidi hey... Çok köşe, bucak kazıcı ve hazine doldurucular; o kurup duran kişiye, o öküze (vezire) maskara oldular.
|
Only he whose garment is rent by the violence of love
Is wholly pure from covetousness and sin. ,. |
|
534.
|
هست فرقی درمیان بی منتهی
|
TRANSKRİPT BOŞ ,
|
Öküz kimdir ki sen onun maskarası olasın. Toprak nedir ki sen onun otu olasın.
|
Hail to thee, then, O LOVE, sweet madness!
Thou who healest all our infirmities! |
|
535.
|
هر دو گون زنبور خوردند از محل
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bir kadının kötü işten yüzü sararınca, utanınca Tanrı, onu çarpıp Zühre yıldızı yaptı.
|
Hail to thee, then, O LOVE, sweet madness!Who art the physician of our pride and self-conceit!
Who art our Plato and our Galen! |
|
536.
|
لیک شد زان نیش و زین دیگر عسل
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bir kadını Zühre yapmak çarpma oldu da balçık haline geliş, çarpılma değil midir? Be inatçı?!
|
Love exalts our earthly bodies to heaven,
And makes the very hills to dance with joy! |
|
537.
|
هر دو گون آهو گیا خوردند و آب
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Ruh, seni en yüksek göklere çıkarırken sen en aşağılıklara, su ve çamura doğru gittin.
|
O Iover, 'twas love that gave life to Mount Sinai, 4
When "it quaked, and Moses fell down in a swoon." , |
|
538.
|
زین یکی سرگین شد و زان مشک ناب
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Akılların bile imrendiği öyle bir varlığı, bu alçaklık yüzünden değiştin.
|
Did my Beloved only touch me with his lips,
I too, like the flute, would burst out in melody . |
|
539.
|
هر دو نی خوردند از یک آب خور
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Şimdi bak, bu senin kendini çarpman nasıl? O çarpılma yanında bu, gayet aşağı.
|
But he who is parted from them that speak his tongue,
Though he possess a hundred voices, is perforce dumb. , |
|
540.
|
این یکی خالی و آن پر از شکر
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Himmet atını yıldız cihetine sürdün, nücum ilmi ile uğraştın da secde edilmiş Âdem’i tanımadın!
|
When the rose has faded and the garden is withered,
The song of the nightingale is no longer to be heard. |