Mesnevi/521-530
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
531-540→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Metin farsça yazılımı: ALİ TÜRKMEN
|
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
521.
|
کز چه ای کل با کلان آمیختی
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Padişah gibi vezir de cahil ve gafildi. Varlığı vacip olan Kadim Tanrı ile pençeleşiyordu.
|
How long wilt thou be captive to silver and gold?Though thou pour the ocean into thy pitcher,It can hold no more than one day's store.
|
|
522.
|
تو مگر از شیشه روغن ریختی
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Öyle kudretli bir Tanrı ile pençeleşiyordu ki bir anda yoktan bu âlem gibi yüz tanesini var eder.
|
The pitcher of the desire of the covetous never fills,The oyster-shell fills not with pearls till it is content;
|
|
523.
|
از قیاسش خنده آمد خلق را
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Senin gözüne kendini görmek hassasını verince nazarında âlem gibi yüzlerce âlem meydana getirir.
|
Only he whose garment is rent by the violence of love
Is wholly pure from covetousness and sin. ,. |
|
524.
|
کو چو خود پنداشت صاحب دلق را
|
TRANSKRİPT BOŞ ,
|
Her ne kadar dünya senin yanında azametli ve nihayetsizse de bil ki kudrete karşı bir zerre bile değildir.
|
Hail to thee, then, O LOVE, sweet madness!
Thou who healest all our infirmities! |
|
525.
|
کار پاکان را قیاس از خود مگیر
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Zaten bu âlem sizin canlarınızın hapishanesidir; uyanın, o tarafa gidin! Zira o taraf sizin sahranız, mesire yerinizdir.
|
Hail to thee, then, O LOVE, sweet madness!Who art the physician of our pride and self-conceit!
Who art our Plato and our Galen! |
|
526.
|
گر چه ماند در نبشتن شیر و شیر
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bu âlemin hududu vardır, o âlem ise esasen hadsizdir. Nakış ve sûret, o mânaya settir, mâniadır
|
Love exalts our earthly bodies to heaven,
And makes the very hills to dance with joy! |
|
527.
|
جمله عالم زین سبب گمراه شد
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Firavun’un yüz binlerce mızrağını tek bir Musa’nın bir tanecik asâsıyla kırdı.
|
O Iover, 'twas love that gave life to Mount Sinai, 4
When "it quaked, and Moses fell down in a swoon." , |
|
528.
|
کم کسی ز ابدال حق آگاه شد
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Yüz binlerce Câlînus’un yüz binlerce hekimlik hünerleri vardı; İsâ’nın ve nefesinin yanında bâtıl oldu.
|
Did my Beloved only touch me with his lips,
I too, like the flute, would burst out in melody . |
|
529.
|
همسری با انبیا برداشتند
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Yüz binlerce şiir defterleri vardı, bir tek Ümmi’nin kitabına karşı ayıp ve âr haline geldi.
|
But he who is parted from them that speak his tongue,
Though he possess a hundred voices, is perforce dumb. , |
|
530.
|
اولیا را همچو خود پنداشتند
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Aşağılık olmayan kişi böyle galip Tanrı huzurunda niçin ölmesin*
|
When the rose has faded and the garden is withered,
The song of the nightingale is no longer to be heard. |