Mesnevi/511-520
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
521-530→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Metin farsça yazılımı: ALİ TÜRKMEN
|
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
511.
|
هدیه ها می داد هر درویش را
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
İlkbahar, Hak fermanı getirmedikçe, toprak sırrını nice açığa vurur?
|
How long wilt thou be captive to silver and gold?Though thou pour the ocean into thy pitcher,It can hold no more than one day's store.
|
|
512.
|
تا بیابد نطق مرغ خویش را
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
O, öyle bir cömert ve vericidir ki bu haberleri, bu eminliği ve bu doğruluğu bir cemada , kuru yeryüzüne vermiştir.
|
The pitcher of the desire of the covetous never fills,The oyster-shell fills not with pearls till it is content;
|
|
513.
|
بعد سه روز و سه شب حیران و زار
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Fâzıl ve ihsanı, kuru toprağı haberdar eder, kahır ve celâli de akıllı insanları kör eyler.
|
Only he whose garment is rent by the violence of love
Is wholly pure from covetousness and sin. ,. |
|
514.
|
بر دکان بنشسته بد نومیدوار
|
TRANSKRİPT BOŞ ,
|
Canda, gönülde o coşmaya takat yoktur. Kime söyliyeyim? Cihanda bir tek kulak yok!
|
Hail to thee, then, O LOVE, sweet madness!
Thou who healest all our infirmities! |
|
515.
|
می نمود آن مرغ را هر گون نهفت
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Nerede bir kulak varsa; onun yüzünden, göz oldu. Nerede bir taş varsa; onun lûtfiyle yeşim taşına döndü.
|
Hail to thee, then, O LOVE, sweet madness!Who art the physician of our pride and self-conceit!
Who art our Plato and our Galen! |
|
516.
|
تا که باشد اندر آید او بگفت
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Kimyayı meydana getiren o dur, kimya ne oluyor ki? Mucize bağışlayıcıdır, simya ne oluyor ki?
|
Love exalts our earthly bodies to heaven,
And makes the very hills to dance with joy! |
|
517.
|
جولقیی سر برهنه می گذشت
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Benim bu öğüşüm, öğmeyi terk etmenin ta kendisidir; çünkü bu öğüş, varlık delilidir, varlık ise hatadır.
|
O Iover, 'twas love that gave life to Mount Sinai, 4
When "it quaked, and Moses fell down in a swoon." , |
|
518.
|
با سر بی مو چو پشت طاس و طشت
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Onun varlığına karşı yok olmak gerektir: onun huzurunda varlık nedir? Mânasız bir şeyden ibarettir!
|
Did my Beloved only touch me with his lips,
I too, like the flute, would burst out in melody . |
|
519.
|
آمد اندر گفت طوطی آن زمان
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Varlık kör olmasaydı... Ondan erirdi, güneşin hararetini tanır, anlardı.
|
But he who is parted from them that speak his tongue,
Though he possess a hundred voices, is perforce dumb. , |
|
520.
|
بانگ بر درویش زد چون عاقلان
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bu zâhiri vucudun Allah’ın varlığıyla var olduğunu bilmemesi körlüğüne delildir.
|
When the rose has faded and the garden is withered,
The song of the nightingale is no longer to be heard. |