Mesnevi/501-510
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
511-520→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Metin farsça yazılımı: ALİ TÜRKMEN UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
501.
|
از سوی خانه بیامد خواجه اش
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Yüz renkli elbise, İsâ’nın sâf küpünden saba rüzgârı gibi sade ve lâtif bir hale gelir, tek bir renge boyanırdı.
|
How long wilt thou be captive to silver and gold?Though thou pour the ocean into thy pitcher,It can hold no more than one day's store.
|
|
502.
|
بر دکان بنشست فارغ خواجه وش
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Birlikteki bu tek renklilik, insana usanç ve sıkıntı veren tek renklilik değildir.
|
The pitcher of the desire of the covetous never fills,The oyster-shell fills not with pearls till it is content;
|
|
503.
|
دید پر روغن دکان و جامه چرب
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Belki o tek renk deniz gibidir, ona dalanlar da balık gibi hayat ve neşe içindedirler.
|
Only he whose garment is rent by the violence of love
Is wholly pure from covetousness and sin. ,. |
|
504.
|
بر سرش زد گشت طوطی کل ز ضرب
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Karada gerçi binlerce renk var, ama balıkların kurulukla cengi var!
|
Hail to thee, then, O LOVE, sweet madness!
Thou who healest all our infirmities! |
|
505.
|
روزکی چندی سخن کوتاه کرد
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Misal olarak söylenen balık kimdir, deniz nedir ki yüce ve ulu padişah, ona benzesin!
|
Hail to thee, then, O LOVE, sweet madness!Who art the physician of our pride and self-conceit!
Who art our Plato and our Galen! |
|
506.
|
مرد بقال از ندامت آه کرد
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Varlık âlemindeki yüz binlerce denizler ve balıklar, o ikram ve ihsan huzurunda secde ederler.
|
Love exalts our earthly bodies to heaven,
And makes the very hills to dance with joy! |
|
507.
|
ریش بر می کند و می گفت ای دریغ
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Nice ihsan yağmuru yağdı da deniz, inciler saçıcı bir hale geldi.
|
O Iover, 'twas love that gave life to Mount Sinai, 4
When "it quaked, and Moses fell down in a swoon." , |
|
508.
|
کافتاب نعمتم شد زیر میغ
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Nice kerem güneşi nur saçtı da bulut ve deniz, cömertlik öğrendi.
|
Did my Beloved only touch me with his lips,
I too, like the flute, would burst out in melody . |
|
509.
|
دست من بشکسته بودی آن زمان
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Suya ve toprağa zatının ışığı vurdu da o sebeple yeryüzü, tane ve tohum kabul eder oldu.
|
But he who is parted from them that speak his tongue,
Though he possess a hundred voices, is perforce dumb. , |
|
510.
|
که زدم من بر سر آن خوش زبان
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Toprak emindir; ona her ne ekersen ihanet görmeksizin onun cinsini toplar, devşirirsin.
|
When the rose has faded and the garden is withered,
The song of the nightingale is no longer to be heard. |