Mesnevi/431-440
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 421-430 | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
441-450→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Pınar BULUT Metin İngilizce tercüme: Mehmet Şahin Metin farsça yazılımı: ALİ TÜRKMEN UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
431.
|
این بگفت و رفت در دم زیر خاک
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Yolda bundan daha güç geçit yoktur. Ne kutludur o kişi ki yoldaşı, haset değildir.
|
No mountain-pass as this life's progress is so steep;
Let envy not increase thy load; thou canst but creep. |
|
432.
|
آن کنیزک شد ز عشق و رنج پاک
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bu beden, haset evi olagelmiştir. Soy sop hasetten bulaşık bir hale düşer.
|
Departed bliss and present woe bewails
|
|
433.
|
زانک عشق مردگان پاینده نیست
|
TRANSKRİPT BOŞ .
|
Ten haset evidir ama Tanrı, o teni tertemiz etmiş, arıtmıştır.
|
The flesh a hot-bed is of envy and of strife.
These soil the soul; for envy's bane of mortal life. |
|
434.
|
زانک مرده سوی ما آینده نیست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
“Evimi temizleyin” “âyeti” beden temizliğini bildirir. Bedenin tılsımı toprağa mensupsa da hakikatte nur definesidir
|
"Make clean My house, ye two," did Ab’ram's God once say.
His house our frame; a house of glory, though of clay. |
|
435.
|
عشق زنده در روان و در بصر
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Sen (hakikatte) teni olmayana hile ve haset edersen o hasetten gönül kararır.
|
Should envy fill thy breast ’gainst one that envies not,Foul stains ensue; thy heart's impure; all good's forgot.
|
|
436.
|
هر دمی باشد ز غنچه تازه تر
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Tanrı erlerinin ayakları altına toprak ol! ,bizim gibi sen de hasedin başına toprak at!
|
Prostrate thyself, then, at the feet of holy men;Cast dust upon thy head, God's pardon to attain.
|
|
437.
|
عشق آن زنده گزین کو باقیست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
O vezirciğin yaratılışı hasettendi, onun için abes yere kulağını, burnunu yele verdi!
|
The Vazīr of our Jewish king was envy's self;
His nose and ears he sacrificed, as ’twere but pelf, |
|
438.
|
کز شراب جان فزایت ساقیست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
O ümitle ki haset iğnesinden akan zehirle mahzunları tâ canlarından zehirliye.
|
In hopes the sting of envy ’d find an easy way,To pour the selfsame wounds he ’d open lay.
|
|
439.
|
عشق آن بگزین که جمله انبیامن به هر جمعیتی نالان شدم
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Hasetten burnunu koparan kişi, kendisini kulaksız ve burunsuz bırakır.
|
His nose, from envy, in the air, who carries high,His ears and nose to envy ’d give without a sigh.
|
|
440.
|
یافتند از عشق او کار و کیا
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Burun, odur ki bir koku alsın ve kokuda, koku alanı bir yüzün bulunduğu tarafa götürsün.
|
The nose the organ is by which we trace a scent;The scent then guides to where the odour finds its vent.
|