Mesnevi/341-350
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 331-340→ | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
351-360→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Orjinal Farsça Metin:İsmail AKSOY Metin manzum tercüme: Ayhan Özkan Metin İngilizce Tercüme: Mehmet Şahin
|
|
FARSÇA ORİJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
341.
|
گفت دانستم که رنجت چیست زود
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
Yüz tane kılıf içinde gizli sırdır. Dışı, sana malûmdur ama içi aksine.”
|
A secret ’tis, well wrapped in many folds of guile.In outward show, as friends, perfidiously they smile."
|
|
342.
|
در خلاصت سحرها خواهم نمود
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Padişah : “Peki söyle bakalım, ne yapalım; bu hususta ne hile ve tezvirde bulunalım, çaresi ne?
|
The King, with grimace fierce: "What have we then to do?
What remedy proposest thou to make them rue? |
|
343.
|
شاد باش و فارغ و آمن که من
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
Ne yapalım ki dünyada ne açık dindar, ne gizli din tutar bir Hıristiyan kalmasın” dedi.
|
I will not leave alive one Christian in the land,
Whose faith is shown to all, or in his bosom banned." |
|
344.
|
آن کنم با تو که باران با چمن
|
TRANSKRİPT BOŞ,
|
Vezir dedi ki: “Bana gazebederek hükmet, kulağımı elimi kestir; burnumu, dudağımı yardır!
|
The Vazīr to him: "King, my hands and ears cut off;My nose and lips the same. Give orders; let them scoff.
|
|
345.
|
من غم تو می خورم تو غم مخور
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Ondan sonra beni dar ağacına götür. O esnada bir şefaatçi suçumun affını dilesin.
|
Unto the gallows send me; I'll of all be seen.Then let an intercessor plead,—some prince,—your queen.
|
|
346.
|
بر تو من مشفق ترم از صد پدر
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bu işi dört yol ağzı bir yerde, tellâl pazarında yaptır.
|
Let all this happen where some spacious public placeMay let all see, that all may know of my disgrace.
|
|
347.
|
هان و هان این راز را با کس مگو
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Ondan sonrada beni, huzurundan uzak bir şehre sür ki ben, onların arasına yüz türlü din kayıtsızlığı sokayım.
|
Then drive me forth; away from thee in exile sent;
And they'll receive me, under feint of sorrow bent. |
|
348.
|
گرچه از تو شه کند بس جست و جو
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bu halde diyeyim ki: ben gizli Hıristiyanım; ey sır bilen Tanrı; sen benim gönlümü bilirsin!
|
'In secret,' I'll pretend, 'a Christian I'm at heart;
Call God to witness how my faith has worked my hurt. |
|
349.
|
خانه اسرار تو چون دل شود
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Padişah, benim imanımı anladı; taassuptan dolayı canıma kasdetti.
|
The King a knowledge gained of zeal in me that burned;Its flame to put out quite, his anger on me turned.
|
|
350.
|
آن مرادت زودتر حاصل شود
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Dinimi padişahtan saklamak, onun dininden görünmek istedim.
|
I strove to hide my faith, my leaning to keep hid;Affected still to be, think, act, just as he bid.
|