Mesnevi/321-330
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 311-320 | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
331-340→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin Farsça yazılımı:İsmail AKSOY Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Metin İngilizce Tercüme: Mehmet Şahin
|
|
FARSÇA ORİJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
321.
|
تا که نبض از نام کی گردد جهان
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Dilenmek için yünden aslan yaparlar. (yol aslanlarının şekline bürünür, onlar gibi görünürler), Ebu Museylim’e Ahmet lâkabı verirler.
|
A lion of wool is a beggar's device;Musaylama's named Muhammed in a trice.
|
|
322.
|
او بود مقصود جانش در جهان
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ebu Müseylim’in lâkabı yalancı olarak kaldı, Muhammed’e de akıllar sahibi dendi.
|
Musaylama liar, deceiver we know,Muhammed was faithful in weal and in woe.
|
|
323.
|
دوستان و شهر او را برشمرد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
O, Hak şarabının mührü, şişesinin kapağı; halis misktir. Âdi şarabın mührü, şişesinin kapağı ise pis koku ve azaptır.
|
The wine of God's love was the food of his soul.The wine that inebriates dash from thy bowl.
|
|
324.
|
بعد از آن شهری دگر را نام برد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ,
|
Yahudiler içinde zâlim, İsa düşmanı ve Hıristiyanları yakıp yandırır bir padişah vardı.
|
A certain Jewish King, in savage, brutal scenes,
From hate of Jesus, persecuted Nazarenes. |
|
325.
|
گفت چون بیرون شدی از شهر خویش
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
İsa’nın devriyle, nöbet onundu. Mûsâ’nın canı oydu, onun canı Mûsâ.
|
’Twas Jesu's age, when he the Gospel first did teach;In Jesus, Moses, and in Moses, Jesus preach.
|
|
326.
|
در کدامین شهر بودستی تو بیش
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Şaşı padişah, Tanrı yolunda o iki Tanrı demsâzını birbirinden ayırdı.
|
That King God made squint-eyed; things straight he could not see.A King and squint-eyed? Ah! that one the two should be!
|
|
327.
|
نام شهری گفت و زان هم در گذشت
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Usta, bir şaşıya “yürü, var, o şişeyi evden getir” dedi.
|
A master once a squint-eyed slave commanded so:"Come here; that bottle from its shelf, go, fetch me; go."
|
|
328.
|
رنگ روی و نبض او دیگر نگشت
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Şaşı,”O iki şişeden hangisini getireyim? Açıkça söyle dedi.
|
The squint-eye straightway asked: "Which, master, of the two? The case explain; clear up the doubt, and truly show."
|
|
329.
|
خواجگان و شهرها را یک به یک
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Usta dedi ki: “O iki şişe değildir. Yürü, şaşılığı bırak fazla görücü olma!”
|
His master answered: "Two there's not; there is but one;
Put off thy strabism; with stupidity have done." |
|
330.
|
باز گفت از جای و از نان و نمک
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Şaşı, “Usta, beni paylama. Şişe iki” dedi. Usta dedi ki: “O iki şişenin birini kır!”
|
"Good master," quoth he, "chide me not; ’tis nature's fault."The master quick rejoined: "Look now; break one; halt! halt!"
|