Mesnevi/291-300
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi/281-290 | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
Mesnevi/301-310 |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin Farsça yazılımı:İsmail AKSOY Metin manzum tercüme: DİLEK IŞILDAR Metin İngilizce Tercüme: Mehmet Şahin UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORİJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
بسم الله الرحمن الرحيم
|
Bismillāhirahmānirahīm
|
Rahmân Rahîm Allah namına
|
In the name of Allah Most Mercifull and most
|
|
|
291.
|
خانه خالی ماند و یک دیار نه
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Onun adı, zatı yüzünden sevgilidir. Bunun adının sevilmemesi, âfetleri yüzünden, nifakla sıfatlanmış olan zatından dolayıdır
|
The first one's ashamed of the last one's true self;This last-named's a plague to the first, like an elf.
|
|
292.
|
جز طبیب و جز همان بیمار نه
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Mim, vav, mim ve nun harflerinde bir yücelik yoktur. Mümin sözü ancak tarif içindir.
|
No virtue in mere words or letters is found;"Believer" ’s a word in itself but a sound.
|
|
293.
|
نرم نرمک گفت شهر تو کجاست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Ona münafık dersen... o aşağılık ad, içini akrep gibi dağlar.
|
If "Hypocrite!" cast in their teeth be at last,As scorpion's sting to their souls it clings fast. .
|
|
294.
|
که علاج اهل هر شهری جداست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ,
|
Bu ad, cehennemden ayrılmış ve kopmuş değilse niçin cehennem tadı var?
|
If "Hypocrite" ’s name be not product of hell,So bitter at all times why does its sound tell?
|
|
295.
|
واندر آن شهر از قرابت کیستت
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O kötü adın çirkinliği harften değildir. O deniz suyunun acılığı “kab” dan değildir.
|
This name's great repulsion is not in its form;
The bitter it smacks of is not from a corm. |
|
296.
|
خویشی و پیوستگی با چیستت
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Harf kabdır ondaki mâna su gibidir. Mâna denizi de “Ümm-ül-Kitap” yanında bulunan, kendisinde olan zattır.
|
The word's but a vase; ’tis its sense is the wine;The sense of a book in the title may shine.
|
|
297.
|
دست بر نبضش نهاد و یک بیک
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Dünyada acı ve tatlı deniz var. Aralarında bir perde var ki birbirine taşmaz karışmazlar.
|
Sweet lakes and salt seas do we find here on earth;
The barrier between them: "Thus far; go not forth!", |
|
298.
|
از می پرسید از جور فل
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Fakat şu var ki bu iki denizin her ikisi de bir asıldan akar. Bu ikisinden de geç, tâ... onun aslına kadar yürü!
|
They both, in their origin, flow from one source;Look not at their severance; it's matter of course.
|
|
299.
|
چون کسی را خار در پایش جهد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Kalp altınla halis altın ayarda belli olur. Kalpla halisi, mehenge vurmadıkça tahminî olarak bilemezsin.
|
The touchstone's the test by the which thou must tryIf gold be quite pure, or debased with alloy.
|
|
300.
|
پای خود را بر سر زانو نهد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Tanrı kimin ruhuna mehenk korsa ancak o kişi, yakini şüpheden ayırdedebilir.
|
The touchstone of conscience, where planted by God,
What's certain, what's doubtful, makes plain without nod |