Mesnevi/251-260
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 241-250→ | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
261-271→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Orjinal Farsça Metin:İsmail AKSOY Metin manzum tercüme: Ayhan Özkan Metin İngilizce Tercüme: Mehmet Şahin UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
251.
|
کز برای حق صحبت سالها
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Sahibi, evden çıkageldi. Tacircesine huzuru kalple dükkâna geçti oturdu.
|
The master returning, first sat himself down,As lord of the manor; the shop was his own.
|
|
252.
|
بازگو حالی از آن خوش حالها
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Bir de baktı ki dükkan yağ içinde, elbisesi yağa bulaşmış. Dudunun başına bir vurdu; dudunun dili tutuldu, başı kel oldu.
|
The oil-pools he spied, and then Polly's wet coat;
A blow on the head made her feathers drop out. |
|
253.
|
تا زمین و آسمان خندان شود
|
TRANSKRİPTİ BOŞ.
|
Dudu, birkaç günceğiz sesini kesti, söylemedi. Bakkal nedametten âh etmeye başladı.
|
In silence some days Polly brooded, from grief;The oilman's bereft of his wits, to be brief. ,.
|
|
254.
|
عقل و روح و دیده صد چندان شود
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Sakalını yolmakta, eyvah, demekteydi; nimet güneşim bulut altına girdi.
|
He plucked at his beard; he heaved a deep sigh;
"Alas!" then, he shrieked out, "day's darkened on high 10 |
|
255.
|
لاتکلفنی فانی فی الفنا
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O zaman keşke elim kırılsaydı; o güzel sözlünün başına nasıl oldu da vurdum?
|
My hand, would it withered had, ere I'd struck Poll;I've silenced her prattle that always was droll!"
|
|
256.
|
کلت افهامی فلا احصی ثنا
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Kuşu, yine konuşsun diye yoksullara sadakalar vermekteydi.
|
His alms now he showers on each passing scamp,In hopes Poll her chatter ’d get back by some tramp.
|
|
257.
|
کل شی ء قاله غیرالمفیق
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Üç gün, üç gece sonra şaşkın ve meyus, ümitsiz bir halde dükkânda otururken,
|
Three days and three nights in this guise did he pass,
Despair at his heart, like a lorn lovesick lass; ." , |
|
258.
|
ان تکلف او تصلف لا یلیق
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ve binlerce gussaya, gama eş olup; bu kuş acaba ne vakit konuşacak; diye düşünüp dururken,
|
Incessantly sobbing and sighing, his wordWas: "Pray now, will speech e’er return to my bird?" .
|
|
259.
|
من چه گویم یک رگم هشیار نیست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ansızın tas ve leğen dibi gibi tüysüz kafası ile bir Cevlaki geçiyordu.
|
A bare-headed mendicant happened to pass; Whose scalp was close shaved, smooth and shining as glass.,
|
|
260.
|
شرح آن یاری که او را یار نیست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Dudu, hemencecik dile gelip akıllılar gibi dervişe bağırdı:
|
At once our Poll-parrot her silence forswore,Screamed after the mendicant: "Poor head! Sore! Sore!
|