Mesnevi/241-250
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 231-240→ | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
251-260→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Orjinal Farsça matin:İsmail AKSOY Metin manzum tercüme: Abdurrahman AKTAS Metin İngilizce Tercüme: Mehmet Şahin UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
241.
|
شمس جان کو خارج آمد از اثیر
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
O padişahtı, hem de çok uyanık bir padişah. Has bir zattı, hem de Tanrı hası.
|
He was a king that was full of wisdom and understanding...he was in that position: God him that position was trusting. .
|
|
242.
|
نبودش در ذهن و در خارج نظیر
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bir kişiyi böyle bir padişah öldürürse onu, iyi bir bahta eriştirir,en iyi bir makama çeker,yüceltir.
|
<divstyle="padding:0.25em;"> one who dies by the hand of a king… such as this king is,
is taken by him to a fortunate place… much better than this. |
|
243.
|
در تصور ذات او را گنج کو
|
TRANSKRİPT BOŞ.
|
Eğer onu kahretmede yine onun için bir fayda görmeseydi; o mutlak lûtuf, nasıl olur da kahretmeyi isterdi?
|
If there had been no gain to the king by being violent to him,
that Mercy that is Absolute wouldn’t bring violence on him. |
|
244.
|
تا در آید در تصور مثل او
|
TRANSKRİPT BOŞ,
|
Çocuk hacamatçının neşterinden titrer durur, esirgeyen ana ise onun gamından sevinçlidir.
|
The sharp razor of the barber makes the child shake with fear,
the loving mother is happy... although her child’s fear is near. |
|
245.
|
چون حدیث روی شمس الدین رسید
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Yarı can alır, yüz can bağışlar. Senin vehmine gelmeyen o şey yok mu? Onu verir. Sen kendince aklından bir kıyas yapmaktasın ama çok, pek çok uzaklara düşmüssün; iyice bak
|
<divstyle="padding:0.25em;">God takes half a life and then gives lives by the hundred…
what is given by your imagination couldn’t be known or read. |
|
246.
|
شمس چارم آسمان سر در کشید
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. Yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu. Dükkânda dükkân bekçiliği yapar; bütün alışveriş edenlere hoş nükteler söyler, lâtifeler ederdi. div>
|
An oilman possessed a parrot which used to amuse him with its agreeable prattle, and to watch his shop when he went out.
|
|
247.
|
واجب آید چونک آمد نام او
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı.
|
Her speech was quite human, her words full of sense,
In all parrot-tricks she was void of offence. , |
|
248.
|
شرح کردن رمزی از انعام او
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
*Efendisi, bir gün evine gitmişti. Dudu, dükkânı gözetliyordu.
|
One day the man popped out, on bus’ness intent;The parrot, as usual, had charge while he went.
|
|
249.
|
این نفس جان دامنم بر تافتست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
*Ansızın fare tutmak için bir kedi, dükkâna sıçradı. Duducağız can korkusundan,
|
A cat, as it chanced, of a mouse in full chase.Bounced into the shop. This poor Poll could not face.
|
|
250.
|
بوی پیراهان یوسف یافتست
|
TRANSKRİPT BOŞ
|
Dükkânın baş köşesinden atıldı, bir tarafa kaçtı; gülyağı şişesini de döktü.
|
From perch away flew she; took refuge on shelf;
Some jars she knocked over; the oil spread itself. |