Mesnevi/151-160
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
21-30→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Kadirayyildiz Metin İngilizce Tercüme: Mehmet Şahin Metin farsça Tercüme: haşim aktaş UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
151.
|
گفت معشوقم تو بودستی نه آن
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
İğne ucu ile diken başını arar durur, bulamazsa orasını dudağı ile ıslatır.
|
With a point of a needle that one seeks out the thorn’s head
and if he can’t get then with lips spit he wets there instead. |
|
152.
|
لیک کار از کار خیزد در جهان
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ayağa batan dikeni bulmak, bu derece müşkül olursa, yüreğe batan diken nicedir? Cevabını sen ver!
|
The pitcher of the desire of the covetous never fills,The oyster-shell fills not with pearls till it is content;
|
|
153.
|
ای مرا تو مصطفی من چو عمر
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Her çer çöp (mesabesinde olan,) gönül dikenini göreydi gamlar, kederler; herkese el uzatabilir miydi?
|
If a thorn stuck in the foot is such a difficult thing to find...
thorn in the heart is how much more? Answer, if you mind! ,. |
|
154.
|
از برای خدمتت بندم کمر
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Bir kişi, eşeğin kuyruğu altına diken kor. Eşek onu oradan çıkarmasını bilmez, boyuna çifte atar.
|
Someone takes a thorn and he puts it under a donkey’s tail:
donkey doesn’t know how to remove it, kicking to no avail. |
|
155.
|
از خدا جوییم توفیق ادب
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Zıplar, zıpladıkça da diken daha kuvvetli batar. Dikeni çıkarmak için akıllı bir adam lâzım.
|
He jumps and jumps but that thorn digs in more deeply…
to remove it… it takes one person to be acting intelligently |
|
156.
|
بی ادب محروم گشت از لطف رب
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Eşek, dikeni çıkarabilmek için can acısı ile çifte atar durur ve yüz yerini daha yaralar.
|
The ass goes on kicking to no avail,hurts and hurts itself
|
|
157.
|
بی ادب تنها نه خود را داشت بد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O diken çıkaran hekim, üstaddı . Halayığın her tarafına elini koyup muayene ediyordu.
|
That saint-physician at taking out thorns was well prepared,
he gently touched here and there... he tested and researched. , |
|
158.
|
بلک آتش در همه آفاق زد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Halayıktan hikâye yoluyla dostların ahvalini sormaktaydı.
|
Again using stories he gets the girl to talk of all her friends
and again towards her homeland the talk that way he wends. . |
|
159.
|
مایده از آسمان در می رسید
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Kız, bütün sırlarını hekime açıkça söylemekte, kendi durağından, efendilerinden, şehrinden ve şehrinin dışından bahsetmekteydi.
|
And to the physician she narrates many things about home of masters she had worked for and the allies she had known. ,
|
|
160.
|
بی شری و بیع و بی گفت و شنید
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Hekim, kızın anlatmasına kulak vermekte, nabzına ve nabzının atmasına dikkat etmekteydi.
|
He listened well while she told of home and who she knew,
and while listening the beat of her pulse he was feeling too. |