Mesnevi/141-150
VikiKaynak sitesinden
| =131-140 | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
151-160→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin İngilizce Tercüme: Mehmet Şahin Metin farsça Tercüme: haşim aktaş UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
||
|
141.
|
بر خیالی صلحشان و جنگشان
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Bu âlemi aydınlatan güneş, bir parçacık yaklaştı mı, her şey yandı gitti
|
If the sun by which this whole world is warmed and illumined should come just a little closer... all on it would be consumed.
|
|
|
142.
|
وز خیالی فخرشان و ننگشان
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Fitneyi, kargaşalığı ve kan dökücülüğü araştırma, Şems-i Tebrizî’den bundan fazla bahsetme.
|
Do not keep looking for trouble and turmoil and bloodshed…
don’t mention him or ask again... of Shams-e Tabriz,” I said. |
|
|
143.
|
آن خیالاتی که دام اولیاست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Bunun sonu yoktur; sen yine hikâyeye başla , onu tamamlamana bak.
|
There is no end to this… much better of the beginning to tell:
But now, of this tale I’m telling it’s better the ending to tell... .,. |
|
|
144.
|
عکس مه رویان بستان خداست
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O velînin, halayığın hastalığını anlamak için padişahtan halayıkla halvet olmayı dilemesi(Hekim) dedi ki: “Ey padişah, evi halvet et, yakını da uzaklaştır
|
The Saint said: “O king, clear the quarters now of everyone;
no one stays here: no family members, no strangers... no one. |
|
|
145.
|
آن خیالی که شه اندر خواب دید
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Köşeden , bucaktan kimse kulak vermesin de ben bu cariyecikten bir şeyler sorayım.”
|
All entrance halls must be cleared of listeners: no exceptions,
so that I’m able to ask of this servant-girl certain questions.” |
|
|
146.
|
در رخ مهمان همی آمد پدید
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Oda boşaldı, Hekim ile hastadan başka kimsecikler kalmadı.
|
The king emptied the place and then he himself disappeared.
|
|
|
147.
|
شه به جای حاجیان فا پیش رفت
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Hekim tatlılıkla, yumuşak yumuşak dedi ki: “Memleketin neresi? Çünkü her memleket halkının ilâcı başka başkadır.
|
Gently, so gently he asked her: “Your home town is where?
Treating people from different cities can be a different affair. |
|
|
148.
|
پیش آن مهمان غیب خویش رفت
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O memlekette akrabandan kimler var? Kime yakınsınız; neye bağlısın?
|
In that place who was in your family, who is related to you?
Who’d you know: acquaintances, friends, companions, who?” . |
|
|
149.
|
هر دو بحری آشنا آموخته
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Elini kızın nabzına koyup birer birer felekten çektiği cevir ve meşakkati soruyordu.
|
On her pulse he placed his hand… then one by one he asked
over and over again about Fate and its cruelty… in the past. , |
|
|
150.
|
هر دو جان بی دوختن بر دوخته
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Bir adamın ayağına diken batınca ayağını dizi üstüne kor.
|
When the foot of somebody is suddenly stabbed by a thorn,
that one quickly lifts foot and knee to see where flesh is torn. |