Mesnevi/131-140
VikiKaynak sitesinden
< Mesnevi
| 121-130 | Mesnevi . مثنوی معنوی . Mesnevi-i Manevi . The Mathnawî-yé Ma`nawî . Mathnawi-Masnavi Mevlana Celaleddin-i Rumi |
141-150→ |
| Vikipedi: Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Mesnevi
Metin manzum tercüme: Ayhan ÖZKAN Metin İngilizce tercüme: Neslihan Bilgili Metin farsça tercüme: haşim aktaş UNESCO tarafından ilan edilen 800. Mevlana Yılı Anma Etkinlikleri Çerçevesinde Sürmene Mesnevi Grubunca Bu Proje yürütülmektedir.Kaynak belirtilmesi kaydıyla bu çevirinin telif hakları kamuya devredilmiştir. |
|
FARSÇA ORJİNALİ
|
LATİNO TRANSKRİPTİ
|
TÜRKÇE TERCÜMESİ
|
İNGİLİZCE TERCÜMESİ
|
|
|
131.
|
چون رسید آن وعده گاه و روز شد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Bu ayrılığın, bu ciğer kanının şerhini şimdi geç, başka bir zamana kadar bunu bırak!”
|
How long wilt thou be captive to silver and gold?Though thou pour the ocean into thy pitcher,It can hold no more than one day's store.
|
|
132.
|
آفتاب از شرق اخترسوز شد
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
(Can) dedi ki: “Beni doyur, çünkü ben açım. Çabuk ol çünkü vakit keskin bir kılıçtır.
|
He said, " Feed me, for I am an hungered.And at once, for 'the time is a sharp sword
|
|
133.
|
بود اندر منظره شه منتظر
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ey yoldaş, ey arkadaş! Sûfî, vakit oğludur (bulunduğu vaktin iktizasına göre iş görür). “Yarın” demek yol şartlarından değildir.
|
O comrade, the Sufi is 'the son of time present.'It is not the rule of his canon to say, 'To-morrow.'
|
|
134.
|
تا ببیند آنچ بنمودند سر
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Sen yoksa sûfî bir er değil misin? Vara, veresiyeden yokluk gelir”.
|
Can it be that thou art not a true Sufi?Ready money is lost by giving credit."
|
|
135.
|
دید شخصی فاضلی پر مایه ای
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Ona dedim ki: “Sevgilinin sırlarını gizli kapaklı geçmek daha hoştur. Sen, artık hikâyelere kulak ver, işi onlardan anla!
|
I said, "'Tis best to veil the secrets of 'The Friend.'So give good heed to the morals of these stories
|
|
136.
|
آفتابی درمیان سایه ای
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Dilbere ait sırların, başkalarına ait sözler içinde söylenmesi daha hoştur.” div>
|
That is better than that the secrets of 'The Friend' Should be noised abroad in the talk of strangers."
|
|
137.
|
می رسید از دور مانند هلال
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
O, “Bunu apaçık söyle ki dini açık olarak anmak… gizli anmaktan iyidir.
|
He said, "Without veil or covering or deception, Speak out, and vex me not, O man of many words!
|
|
138.
|
نیست بود و هست بر شکل خیال
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Perdeyi kaldır ve açıkça söyle ki ben, güzelle gömlekli olarak yatmam” dedi.
|
Strip off the veil and speak out, for do not I Enter under the same coverlet as the Beloved?"
|
|
139.
|
نیست وش باشد خیال اندر روان
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
Dedim ki: “O apaçık soyunur, çırılçıplak bir hale gelirse ne sen kalırsın,ne kucağın kalır, ne belin!
|
I said, "If the Beloved were exposed to outward view, Neither wouldst thou endure, nor embrace, nor form.
|
|
140.
|
تو جهانی بر خیالی بین روان
|
TRANSKRİPTİ BOŞ
|
İste ama, derecesine göre iste; bir otun, bir dağı çekmeye kudreti yoktur.
|
Press thy suit, yet with moderation; A blade of grass cannot, pierce a mountain.
|