Mürselat Suresi
VikiKaynak sitesinden
| İnsan Suresi | Mürselat Suresi Kuran-ı Kerim |
Nebe' Suresi |
| Mürselat Suresi vikipedi maddesi |
- Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
- Yemin olsun, (iyiliklerle) birbiri peşinden gönderilenlere;
- Şiddetle eserek (zararlıları) savurup atanlara;
- (Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;
- (Hak ile batılı) birbirinden iyice ayıranlara;
- Öğüt telkin edenlere;
- (Allah'a yönelenleri) arıtmak, (kötüleri) sakındırmak için.
- Bilin ki size vadolunan şey gerçekleşecek!
- Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,
- Gökkubbe yarıldığı zaman,
- Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman ,
- Peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
- (Bu alâmetler) hangi vakte ertelenmiştir?
- Ayırım gününe.
- (Resûlüm!) Ayırım gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin!
- O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!
- Biz, (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri helâk etmedik mi?
- Sonra arkadakileri de onların ardına takacağız.
- İşte biz suçlulara böyle yaparız!
- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
- (Ey insanlar!) Biz sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
- İşte o suyu, sağlam bir yere yerleştirdik.
- Belli bir süreye kadar.
- Biz buna güç yetirmişizdir. Ve bizim gücümüz ne büyüktür!
- O gün (hakikatleri) yalan sayanların vayhaline!
- Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?
- Dirilere ve ölülere .
- Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik..
- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
- (İnkârcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!
- Üç kola ayrılmış,bir gölgeğe gidin.
- Ki ne gölgelendiren ne de alevden koruyandır.
- O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.
- Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.
- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
- Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.
- Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.
- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
- (O zaman şöyle denir:) Bu, ayırım günüdür. Sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik.
- (Azaptan kurtulmanız için) bir hileniz varsa, gösterin bana hilenizi!
- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
- Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,
- Canlarının çektiği çeşit çeşit meyveler arasındadırlar.
- (Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfiyetle yeyin için" (denir).
- İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
- (Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
- Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:
- O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
- Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar.