Kanuni Mersiyesi

Vikikaynak sitesinden
Atla: kullan, ara
Kanuni Mersiyesi
Bâkî


TERKÎB-İ BEND’DEN


Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân

(Birinci bend)

Ey pây-bend-i dâm-geh-i kayd-ı nâm ü neng

Tâ key hevâ/yi meşgale-i dehr-i bî-direng


An ol günü ki âhir olub nev-bahâr-ı ömr

Berg-i hazana dönse gerek ruy-ı lale-reng


Âhir mekânının olsa gerek cür’a gibi hâk

Devrân elinde irse gerek câm-ı ayşa seng


İnsân odur ki âyine veş kalbi sâf ola

Sînende n’eyler âdem isen kîne-i peleng


İbret gözünde niceye dek gaflet uyhusu

Yetmez mi sana vâkıa-i şâh-ı şîr-çeng


Ol şeh-süvâr-ı mülk-i saâdet ki rahşına

Cevlân deminde arsa-i âlem gelürdi teng


Baş eğdi âb-ı tîğına küffâr-ı Engerüs

Şemşîri gevherini pesend eyledi Freng


Yüz yire kodu lûtf ile gül-berg-i ter gibi

Sanduka saldı hâzin-i devrân güher gibi


(İkinci bend)

Hakka ki zîb ü ziynet-i ikbâl ü câh idi

Şâh-ı Skender-efser ü Dârâ-sipâh idi


Gerdûn ayağı tozuna eylerdi ser-fürû

Dünyâya hâk-ı bâr-gehi secde-gâh idi


Kem-ter gedâyı az atâsı kılurdu bây

Bir lûtfu çok mürevveti çok pâd-şâh idi


Hâk-ı cenâb-ı Hazreti der-gâh-ı devleti

Fuzl u belâgat ehline ümmîd-gâh idi


Hükm-i kazâya virdi rızâyı egerçi kim

Şâh-ı kazâ-tüvân ü kader-dest-gâh idi


Gerdûn-ı dûna zâr ü zebûn oldu sanmanuz

Maksûdu terk-i câh ile kurb-ı İlâh idi


Cân ü cihânı gözlerimiz görmese n’ola

Rûşen cemâli âleme hurşîd ü mâh idi


Hurşîde baksa gözleri halkın dolagelür

Zîrâ görünce hâtıra ol meh-likaa gelür


(Beşinci bend)

Gün doğdu şâh-ı âlem uyanmaz mı hâbdan

Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-cenâbdan


Yollarda kaldı gözlerimüz gelmedi haber

Hâk-i cenâb-ı südde-i devlet-meâbdan


Reng-i izârı gitdi yatur kendü huşk-leb

Şol gül gibi ki ayru düşübdür gül-âbdan


Gâhî hicâb-ı ebre girer Husrevâ felek

Yâd eyledikçe lütfunu terler hicâbdan


Tıfl-ı şirişki yerlere girsün duâm odur

Her kim gamından ağlamaya şeyh u şâbdan


Yansun yakılsun âteş-i hecrinle âftâb

Derdinle kara çullara girsün sehâbdan


Yâd eylesün hünerlerüni kanlar ağlasun

Tîğın boyunca kara batsun kırâbdan


Derd ü gamınla çâk-i girîban idüb kalem

Pirâhenini pâralesün gussadan âlem


(Altıncı bend)

Tîgın içürdü düşmene zahm-ı zebânları

Bahsetmez oldu kimse kesildi lisânları


Gördü nihâl-i serv-i ser-efrâz-ı nizeni

Ser-keşlik adın anmadı bir daha bânları


Her kande bassa pây-semendin nisâr içün

Hânlar yolunda cümle revân etdi kanları


Deşt-i fenâda murg-ı hevâ durmayub döner

Tîgın Hudâ yolunda sebîl itdi cânları


Şemşîr gibi rûy-ı zemine taraf taraf

Saldın demür kuşaklı cihân pehlevânları


Aldun hezâr büt-kedeyi mescid eyledin

Nâkuus yerlerinde okutdun ezânları


Âhir çalındı kûs-ı rahîl itdin irtihâl

Evvel konağın oldu cinân bûstânları


Minnet Hudâya iki cihânda kılub saîd

Nâm-ı şerîfin eyledi hem gaazi hem şehîd

(Vezin: Mef’ûlü fâilâtü mefâilü fâilün)