Gazavat-ı Hayrettin Paşa/Bölüm 4

VikiKaynak sitesinden

Git ve: kullan, ara
Nuvola apps kate.png
Bu kütüphane maddesinin biçim olarak VikiKaynak standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.

Düzenleme yapıldıktan sonra bu açıklama silinmelidir.


Bölüm 3 Gazavat-ı Hayrettin Paşa Bölüm 4
Barbaros Hayreddin Paşa
Bölüm 5

[değiştir] Baskın basanındır

Kafirler kırk pare mükemmel kadırgalar donatıp önce Halk-ul Vad altına baş vurdular.Amma benim bu hazırlıklarından haberim vardı.Tehlikeli yerleri hep evvelinden hazır müheyya eylemiş idim.Kafirler hiç bir şey yapamayıp gerisin geri husran içinde çekip gittiler.Ümmet-i Muhammed bize azim hayır dualar edip:

— Allahu teala senin eksikliğini bize göster mesin!

Dediler. Gayet ferasetle hareket etmiş idik.Kafirlerin de kalbine Hakk'ın inayeti ile ziyadesiyle korku düşmüştü. Ağlayan ufak çocuklarını:

— Hızır Reis geliyor!Şimdi seni yer.

Diye korkuturlardı.Bu seferde kırk pare kadırgenın Halk-ul Vad altına varıp baş vurup,bir poh yemeyip hüsranla dönüp gittikleri kafir yakasında duyulunca ,ye's ü mateme gark oldular.

— Gök tanrısı bunlara yardım eder.İmdi azizler hristiyanlardan yüz çevirmişe benzerler.

Diye beş altı yüz domuz kurban edip azizlerin habis ruhları için kliselerine üleştiler.


[değiştir] Papazların kafirleri kandırıp üzerimize göndermesi

Hediyeleri ve kurban edilen domuzları alan yalancı papzlar,kafirlere:

— Size müjdeler olsun ki,azizlerin ruhlarına sadaka için eyeldikleriniz azim makbule geçti: O hıristiyanlarda hatırımız kalmş da yardımı onlardan kesip,kafirlere vermiş idik.Amma şimdi bizi ululayıp,papazlarımızın hatırlarını yaptılar,gönlümüz hoş oldu. Artık haydutlar münhezim olacaklardır.O kırk pare takım kadırga takımlarını bozmatıp,varsınlar.O diyavolo Hızır Reis'in karındaşı Oruç Reis'in elinden Cezayir'i alsınlar.Pazar yerinde kılıçtan geçirilen hristiyanların kanlarını ödetsinler.Artık bu senenin fırsatını hristiyanlara verdik,dediler.

Diyerek,şeytan papazlar sahteden bir de kağıt uydurdular. Bu kağıdın saretini ispanda edip,güya

— İşte bu mübarek kağıdı da azizler verdiler

deyu,vilayet vilayet dolaştırıp,kafirleri ayaklandırdılar.

[değiştir] Kafir Ceneral'in sevinmesi

        Mel'un-u ebediler de buna pek sevinip:
        "Gayri haydutların naturası döndü,devran bizimdir.Bu işi te'hir etmeyelim."
        Deyu,hemen telaşla donanmaya haber uçurdular.
        Haberci donanmayı bulup Kral'ın namesini Ceneral'e verdi.Ceneral de divan toplayıp 
  okuttu.
        Name şöyle idi:
        "Namem sana her kande ki yetişir ise,iki bir etmeyip,varıp Cezayir'i Oruç Reis'in
  elinden kahren ve cebren alıp,hristiyanların hakkın alasın.SAkınıp elem çekmeyesin.Azizler
  fırsatı hristiyanlara vermişlerdir.Sizin Halk-ul Vad altına varıp o diyavolo Hızır'a zafer
  bulamayışınızın sebebi,azizlerin bizlere bir miktar hatırları kırıldığı içinmiş.Hele şimdi
  kemal mertebe hatırlarını aldığımızdan suçumuzu affeyleyip,fırsatı bizlere 
  vermişlerdir.Göreyim sizi adam gibi hareket edesiniz."
        Bu nameyi alan Ceneral çok sevinip,cevabını yazıp:
        "Başım üzre tapun her ne ki ferman buyurur,
        "Kul ne tutmaya ki anı Sultan buyurur"
        Dedikleri gibi,Kral'a haber yollayıp,kendileri kırk pare kadırga olamk üzere Cezayir'e
  gelip lenger-endaz olup yattılar.
        Oruç Reis gayret-i hamiyyet kuşağını kuşanıp,başını sabaha kadar secdeden
  kaldırmadı.Huda-yı perverdigardan medet talep edip:
        "Allah'ım müslümanları kafirlere karşı kavi eyle!"
        Deyip ağladı.
        Gazilerin hazır müheyya olması   
        Sabah olup,güneş baş gösterip,nuruyla alemi rüşen eyleyip,deryalara ışıklarını döktüğü
  vakit,gaziler pak abdest alıp,temiz olmak üzere:
        "Kafir üzerine gazaya niyet ettim."
        Deyip,her birisi silah sandıklarını önlerine çekip,harp aletlerini hazır eylediler.
        Sinelerini zırhlarla örtüp güya ki hemen yedi başlı ejderhaya döndüler.Burç ü baru 
  üzerine bayraklarını dikip,toplarını atıp,hazır müheyya oldular ve Cenab-ı Hak'tan yardım 
  duası ile meşgul bulundular.
        Cümlesi beş altı bin İsla askeri idi.Kafirler ise:
        "Müslümanlarda bir şey yoktur."
        Diye,kadırgalardan karaya sekiz on bin asker döktüler.Oruç Reis ise gece gazilerle 
  meşveret edip dedi ki:
        "Üç bin gazi kalede kalacak ve üç bin gazi ise gece yarısından sonra benimle çıkıp dağ
  yoluna gidecek.Hakk'ın inayetiyle sabahleyin varıp kafirlere baskın ederiz.İş odur.İnşallahu
  Teala bir nam koyalım ki,kıyamete kadar dillerde yad olmamıza vesile ola!"
        Gazilerin hepsi:
        "Baş üstüne!"
        Deyip,Oruç Reis'in tedbirini ahsen gördüler.Hemen gece yarısından sonra gizli kapıyı
  açıp,üç bin gazi mücahit yiğitler çıkıp dağ yolunu tuttular.Yab yab kafirlere doğru ekilip
  gittiler.
        Baskın!
        Kafirler ise bu sırada karaya çıktıklarına bin peşiman olmuşlar idi.Ol gece Hak
  tarafından kafirlerin başına bir zulmet çöktü.Karanlık bir yağmur,ardından da kaz yumurtası
  kadar dolu yağdı.Kafirler sudan çıkmış tavuğa dönüp,gözü beyni şaşırıp,kendi başlarının 
  kaygusuna düştüler.
        Azizlerin yüzüne gözüne söğüp:
        "Bize vadettikleri yardım bu mudur?"
        Deyu birbirleriyle hırıldaşıp dururken başlarında Oruç Reis ile üç bin yiğit dilaver,
  kaza-yı asumani gibi,gafil kafirlere bir tüfenk alabandası vurdular.Ondan sonra da, dalkılıç 
  olup hücum eylediler.Bi-avni Huda ve mu'cizat-ı Mustafa kırmağa başladılar.Kafirler de 
  şaşırıp birbirlerine düşüp birbirin kırar oldular.
        Oruç Reis ise yüksek sesle,yirmi otuz bin askere kumanda eder gibi:
        "Sağ kol!Sol kol!Orta kol!"
        Diye emrler verir,düşmana korku salardı.Kafire öyle kılıç döşettiler ki ancak olur.
        Papazların yüzü kara olması
        Sabah olunca,kalede kalan gaziler baktılar ki,gece baskına giden karındaşları gaziler,
  kafirleri önlerine katmışlar sandallarına doğru sürüp götürürler.
        "Elhamdülillah,İslam askeri zaferdedir."
        Deyu,onlar dahi mesrur oldular.
        Bir iki bin kadar da onlardan kuşanıp karındaşlarına yardıma geldiler.
        Cezayir Arapları ise:
        "Mücahit efendilerimiz bizden ötürü baş verip baş alırlar.Ya biz ne günümüze dururz?"
        Deyu,salan salanın olup,neticede kafirler münhezim oldular.Kırılan kırıldı,sağ 
  kalanlar esir edildiler.
        Esir olan ikibin yediyüz kafir idi.Geri kalan hep kılıçtan geçti.
        Gazilerden de iki üç yüz kadarı şehit düştü.Hepsini defn ettiler.Rahmetullahi aleyhim 
  ecmain.
        Kafirlerin ise:
        "Azizlerin yardımı bu mu idi."
        Deyu,onlar dahi mesrur oldular.
        Bir iki bin kadar da onlardan kuşanıp karındaşlarına yardıma geldiler.
        Cezayir Arapları ise:
        "Mücahit  efendilerimiz bizden ötürü baş verip baş alırlar.Ya biz ne günümüze dururuz?"
        Deyu,salan slanın olup,neticede kafirler münhezim oldular.Kırılan kırıldı,sağ kalanlar 
  esir edildiler.
        Esir olan ikibin yediyüz kadarı şehit düştü.Hepsini defn ettiler.Rahmetullahi aleyhim 
  ecmain.
        Kafirler ise:
        "Azizlerin yardımı bu mu idi."
        Deyu başları aşağı oldu,yalancı papazların ise "Talih hristiyanların!" demelerinden
  yüzleri kara oldu.
        Allah dünyada ve ahirette yüzlerini kara eyleye,amin.
        Cezayir'i müslümanların elinden geri almaya giden kırk kadırga dolusu kafirin kırılıp
  esir edildiği,kafir yakasından haber alınınca,azim ye's ü matem edip,başları aşağı oldu.Hak
  Teala hüzünlerini daime ziyade eyleyse,asakir-i İslam karındaşlarımızı üzerlerine mansur
  eyleye,amin.
        Kafir yakasına sıyırdarak Cezayir'e gidilmesi
        Cezayir'de olanları,ağam Druç Reis bir mektub yazarak olduğu gibi bildirdi.Ben dahi on
  pare tekne ile hazır olarak sefere gitmek üzere idim.Karındaşım İshak da beraber idi.
        "Tunus'a bir daha dönmeyip,varıp Cezayir'de kalalım."
        Diye meylimiz vardı.
        Oruç Reis'in mektubu da gelince,meylimiz ziyade oldu.Zafere çok mesrur olduk.Kuvvet ve 
  nusret ihsan eyleyen Huda-yı perverdigara hamd ü senalar eyledik.
        Bir mübarek saatte Tunus'tan kalkıp,uygun günler sürüp,kafir yakasını sıyırdarak,
  kafirlerin ciğer kanların kurudarak yürüdük.On dört barça ile iki perkende korsan teknesi
  aldık.Barçaların yükleri,kimi barut,kimi kurşun,kimi kereste,kimi katran,kimi 
  zeytinyağı,kimi pirinç,kimi buğday,elhasıl herşey vardı.
        Barçaların içindeki kafirler hep kaçmışlar idi.Fakat perkendenin kafirlerini esir 
  aldık.Seferirimizin yirmi dokuzuncu günü selamet ve ganimetlerle Cicel limanına dahil olduk.
        Münafık Arap şeyhinin basılması
        Cicel kavminin büyükleri,a'lası ednası,şeyhleri murabıtları varıp:
        "Ey Reis-ül mücahidin,hoş geldin,safa geldin!Elhamdülillah yine mübarek ayağınızla 
  beldemiz şeref buldu.Hak Teala uzun ömür ile sizi muammer eyleye.Kullarına siz gibi 
  serverlerin eksikliğini göstermesin ve din düşmanlarına  karada ve her nerde ki
  varsanız,kılıcınız altında makhur ve perişan olsunlar!"
        Deyu vafir dualar eylediler.
        Cicel'de buğday kıtlığı vardı.Buğday yüklü barçalardan birini hep fukaraya üleştirip 
  tasadduk ettim.
        Oruç Reis'e Cicel'e geldiğimizi bildirdikten sonra,beş yüz yiğit gazi yoldaş ile dağa 
  çıktım.Oruç Reis'in bildirdiği münafık bedevi şeyhini bastırdım.Meğer ol müfsid Arap,o 
  tarafta olan halktan bu kadar şey alıp,gazilere bir habbe vermezdi.
        Onu tutup başını kestirdim.Ne kadar malı varsa kabz ettim.Yerine bir başka şeyh 
  diktim.Becaye kalesinin kafir beyine eskiden verdiklerinin yarısını vermek üzere ahd ü eman 
  yazdık.Böylece oralara nizam ve intizam verdik.
        Oradan geriye selamet ve ganimetlerle Cicel'e geldik.Burada on gün istirahat 
  ettik.Oruç Reis'in teknesini de denize atıp,kalafat edip,yağlattım.Kendi teknelerimizi de 
  hazır ettik.
       Cicel kalesinin müslümaanları ile vedalaşıp,mübarek bir saatte  çıkıp,on bir pare kendi
  teknelerimiz,on pare barça ve iki pare korsen perkendesi ile Cezayir'e yollandık.On iki 
  barçanın biri boş olduğundan ötekinin de buğdayını fukaraya dağıtıp boşalttığımızdan,bu 
  ikisini kırmıştık.
       İbadet ü taat ve zevk ü safada olunması
       Elhasıl Cezayir limanına öyle bir şenlik şadımanlık ile girdik ki,adanın burcunda olan 
  kafirlerin yüreklerinden kan çekilip:
       "Belanın biri yetmez iken,biri daha geldi."
       Deyu yas matem eylediler.
       Amma karındaşım Oruç Reis,gaziler ve belde halkı güruh güruh bizi istikbali karşı varıp:
       "Hoş geldin safa geldin,ya Reis-el mücahidin!"
       Deyip yalıya döküldüler.
       Üç karındaş sarılışıp,didar görüşüşp,hal hatır soruştuk.Azim mesrur,şah ü handan olduk.
       Biz Oruç Reis'in konağında beraber olduk.Gaziler için kışla odaları tayin olundu.Herkes 
  yerli yerine geçip karar eyledi.
       Tekneleri de kışlaya bağladıktan sonra barçaların yüklerini boşaltıp sattık.Gaza
  malını,gazilere karındaşlar gibi paylaştırdık.
       Cümlesi tek doyum olup.herkes asude hal olmak üzere yemesinde içmesinde oldu.
       Biz üç karındaş ise gece gündüz ibadet ü taat ve zevk ü safamızda olarak kışı orada 
  geçirdik.
       Vakta ki ortalık lalezar olmağa başladıkta,gayri gaziler yab yab tekneleri çekip   
  çevirmeye diriştiler.
       Tlemsen'de olanlar 
       Cezayir diyarında Tlemsen denmekle ma'ruf büyük bir şehir vardı.Burası havası pek güzel
  bir mesire yeri idi.
       Bu Tlemsen Sultanı'nın bir karındaşı oğlu var imiş,araları da biraz adavetli 
  imiş.Sonunda bu adam,amcası Tlemsen Sultanı'nın korkusundan bir yerde durmayıp İspanya'ya 
  kaçmış.Varıp İspanya Kralı'na ahvalini arz eylemiş.
       Kral dahi buna ikram eyleyip,yer gösterip,tayinat verip bir müddet yanında tutmuş.
       Bunun üzerine Kralın yakını olan papazlar:
       "Sen ki büyük bir kralsın.Nsaıl olur da sana sığınan bu adamı,Tlemsen Sultanı'na 
  rağmen,Cezayir'de bir yerde oturmayasın.Bu hal krallar arasında sana göre alçaklıktır.Sana
  gereken odur ki,şimdi sen bu Tlemsen Sultanı'nın karındaşı oğlunu arap yakasında bir yere 
  bey edesin.Bunun sana iki türlü faydası olur.Biricisi:Ona iyilik etmiş olduğundan daima 
  senin iyiliğinden utanır.Sen de nezaketle tırnağını Arap yakasına iliştirmiş olursun.İkinci
  faydası da:Amcası ile aralarındaki düşmanlık daha koyulanır.Nİce fitneler çıkar ve çok 
  Müslüman srs yerde ölür gider.Bunlar hep bize faydadır."
        Diyerek,Kral'a yol göstermiştir.
        Kral da papazların tedbirlerini ras görüp,beş on pare çektiri gemileri donatıp ve 
  içine Tlemsen Beyinin karındaşı oğlunu koyup Arap yakasına gönderdi.Bular da Cezayir'e yakın
  Telis kalesini hile ile alıp mürtedi oraya hakim tayin ettiler.Yanına da bin silahşör 
  muhafız koydular.
        Derya tarafını korumak için de dört pare korsan çektirisi donattılar.Bundan sonra
  orada kalıp ümmet-i Muhammed'e zulm ü teaddi ile meşgul olup durdular.Zahire gemileri 
  yükletip İspanya'ya gönderirlerdi.
        Bu mertebe zulüm ne mümkün ola!
        Bunlar ola dursun,üzerinden bir yıl geçtikten sonra biz Cezayir'e gelmiş bulunduk.Oruç 
  Reis ile buluşup Cezayir'de kışladık.
        Günlerden bir gün Oruç REis bir sohbet sırasında bize,Tlemsen Sultanının mürteb olan 
  karındaşı oğlunu anlattı.Amcası yanından firar edip İspanya Kralı yanına vardığını ve onun 
  yardımı ile Arap yakasında beylik tutup zulm ü teaddi etttiğinin kıssasını bir bir ifade 
  eyledi.
        Oruç Reis'den bu kıssayı işitince,aklım başımdan gideyazdı.Ümmet-i Muhammed'e bu 
  mertebe zulüm,ne mümkün ola ki cezasız kala...
        Oruç Reis'e:
        "Ey biraderim sen yerinde otur.İshakk biraderimizle duaya meşdul olun.Huda'nın inayet
  ve Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin mucizatı ve evliyanın himmeti ile inşallahurrahman 
  seferimiz onun üzerinedir.Bu hizmet bizimdir."
        Dedim.
        Hemen on iki pare tekne donatıp bir mübarek satte Cezayir'den çıkıp muvafık eyyam ile 
  Telis limanına geldik.Lİmanda lenger-endaz olupğ yatan dört pare kafir kalitesinin 
  mel'unları bizim geldiğimizi duyunca akılları başlarından gidip tekneleri bırakarak kaleye
  kapanmışlar.
        Meğerdememişler:
        "Kişi nam ile işler bi işi,
        "Namsız bir pula geğmezmiş kişi!"
        Hemen o drt kaliteyi alıp,top altından çıkarıp kendi yanımaıza götürdük.Şöyle ki bütün
  topuyla tüfengi ile içlerinden bir hilal bile alamdan bırakmışlar idi.Bu dört kafir 
  teknesinin bizim on iki teknemiz kadar kuvveti var idi.Eğer cenk etmek lazım gelse on iki   
  pare İslam teknesine cevap verirlerdi.Kafir-i ebedilerin kalplerine havf ü haşyet veren 
  Cenab-ı Rabbülalemine hamd ü senalar eyledik.
        Ey kafirler,elimizden kande halas olursunuz!
        Gazi yoldaşları toplayıp divan eyledim.
        "Taşra asker döküp kaleyi muhasara edeceğimizi" söylediğimde hepsi "Baş üstüne!"
  dediler.Bin beş yüz miktarı gazi taşra çıkmak için hazırlık ederken sabah oldu.
        Bir de baktık ki,Telis burcunun içinden kelime-i tevhid sadası ayyuka çıkıp 
  durur.Meğer Tlemsen Beyinin karındaşı oğlu olan ol müfsid,götürmede yenlü kıymette ağır 
  şeylerden alıp,bin adet İspanyol askeri ile beraber,gece kalenin gizli kapısını açıp tabana
  tane verip kaçmışlar.
        Kalenin içinde Araplardan iki üç yüz kadar müslüman varmış.Beye ve askerlere hizmet 
  ederlermiş.Bakmışlar ki beyleri olacak mürted,kafirlerle beraber firar etti; kale kapısını 
  açıp dışarı uğramışlar.
        Gelip ahvali arzettiler.Hemen iki bin yiğit gaziyi kuşandırıp,alelacele kafirlerin
  ardınca gönderdim.Allahın yardımı ile ikinci günü varıp kafirlerin ardından yetiştiler.
        Aşk ile "Allahu ekber!" narasını çekip kafir-i bidinlere:
        "Ey kafirler!Nerey gidersiniz?Elimizden canınız,kande halas olursunuz?"
        Deyip bir yaylım kurşun alabandası öyle vurdular ki, serçe alayı kesimi gibi zemine 
  sapır sapır döküldüler.Ondan sonra delkılıç ateş olup,öyle bir kılıç döşediler ki,ta:
        "Pala mardiyos sinyor!"
        Deyinceye kadar kırdılar.Üç yüz elli kafir sağ kalıp esir eylediler.Kalanı kılıçtan
  geçip cahenneme gittti.
        Gazilerden dahi yetmiş seksen kadarı şehadet şerbetin içtiler.Rahmetullahi aleyhim 
  ecmain.
        Eğer mürtedlikten vaz geçip
        Gaziler esir eyledikleri kafirlerin ellerini artlarına bağlayıp,koyun gibi önlerine
  katıp Telis'e geldiler.
        Gazilerin istikbaline karşı varıp:
        "Gazanız mübarek olsun oğullar!Şehadet şerbetini nuş eden karındaşlarımızdan ötürü 
  başlarımız sağ olsun.Cenk halidir,elimizden ne gelir.Hüküm Allah'ındır."
        Deyip,hatırlarını adım.
        Sonra gazilerle beraber Telis burcuna girdik.Firar eden mürtedin yerinden pek çok eşya 
  çıkarıp aktarma kalitelerin dördünü de kulağına denlü yüklediler.Geri kalanları gazilere 
  yağmaya bıraktım.En az mal alan yiğit bin kuruşluk aldı.Öyle bir tok doyum oldular ki ancak
  olur.
        Telis'e kendi tafafımdan bir zabit tayin ederek,Cezayir'e doğru gitmek üzere 
  iken,firari mürted Telis Beyi'nden haber aldık.SAhra tarafında Necce denen yerde imiş.Hemen
  Necce şeyhine bir mektup yazıp gönderdim.
        Dedim ki:
        "Ol mürtebe söyleyesin ki,
        "Eğer mürtedlikten vaz geçip,tecdid-i iman edip,kafire kul olmaktan tövbe istiğfar
  kılıp halis muhlis mümin olursa biz dahi suçundan geçeriz.Yine evvelki gibi, Allah ve Resul 
  emanı verip gelip yerinde otursun.
        "İnat ve muhalefet ederse,Hakk'ın inayeti ile,elimden hiç bir şekilde kurtulması 
  muhaldir."
        Ehlen ve sehlen!
        Mektubu gönderdikten sonra mübarek bir saatte on iki pare tekne kendimizin ve dört 
  pare dahi kafirlerden aldığımız dört kaite ile cümlesi on altı pare tekne olmak üzere 
  Telis'ten kalkıp muvafık rüzgar ile selamet ve ganimetlerle top tüfek atarak şenlik ve
  şadımanlık ile ipek sancaklar açarak Cezayir'e dahil olduk.
        İslam askeri şad ve ferhunde, ve a'day-ı din mahzun ve ye's ü matemde oldular.
        Oruç Reis İshak karındaşlarım gelip karşılaşıp boyun sarışıp:
        "Gazan mübarek olsun karındaş!"
        Dediler.
        Gazi dahi:
        "Gazanız mübarek ola,beyler!"
        Deyip,hal hatır soruştular.
        Belde ehlinin büyüğy küçüğü yalıya dökülüp:
        "Selam olsun ey mücahitlerin reisi!Ehlen ve sehlen!"
        Deyip dualar kıldılar.
        Bundan sonra teknelerimizden çıkıp,konaklarımıza gidip,yiyip içip geçen ahvalleri nakl
  eyledik.
        Ganimet eşyaları,tenelerden çıkarıp bedestene yığıp dolduruk.Paya geleni gazilere pay
  ettik.Gelmeyeni satıp akçesini pay etttik.Gaziler tok doyum oldular.
        Bu sırada Necce şeyhine gönderdiğim mektup,Şeyhin eline geçmiş.Okuyup manasına vakıf
  olunca,ol mürtebe şöyle demiş:
        "Gel imdi bu mektubun gereğince amel eyle,ol mücahit hak söylemiş.Gerektir ki, tövbe 
  istiğfar edip,varıp evvelki gibi yerine otur."
        O zaman,Tlemsen Beyi2nin karındaşı oğlu olan mürted gazaba gelip:
        "İspanya Kralı sağ olun!Benim ahımı onda kor mu sanırsın?Hİç, bir firkateci 
  hırsız,Kral ile başa mı çıksa gerek.Yarın bir ağır donanma ie gelip Cezayir'i alıp beni
  Cezayir'e oturtması yakındır."
        Deyip,laf harmanını esip savurmuş.
        Şeyh bakmış ki bu herifin kalbinden İslam muhabbeti kalkmış.
        O zaman:
        "Neyleyim,kendi ayağınla gelip bizim içimize sığındın.Yoksa senin başını kendi alimle
  keserdim."
        Diyerek yanından koğmuş.
        O da,tekrar Telis'e gelip oturmuş.
        "Her kim eşek,biz semer"
        Bu Arap kısmına eskiden beri itimat etmek yoktur.
        Dememişler ki:
        "Bu vilayeti feth eden gaziler,senin buraya geldiğini istemezler.Var nerden geldin ise 
  yine yıkıl oraya git."
        Halbuki salt kendi başın gelmiş imiş.Yanında fazla askeri yokmuş.Öyle olsa idi,zorla
  gelip oturdu derlerdi.Amma Arabın şanındandır,ekseriya:
        "Her kim eşek,biz semer" fikrini kullanırlar.
        Hasılı kelam,yine evvelki gibi bu herif,Araplarla yek dil yek cehd olup, Telis'e
  oturmuş.Başlamış etrfı yakıp yandırmaya.
        Bu haberler bize erişince,canımız çok sıkıldı.
        Oruç Reis'e:
        "Eğer muradınız olursa Hakk'ın inayeti ile varıp ol mürtedin başını kırıp vücudunu 
  ortadan kaldırmamız gerektir."
        Deyip tekrar sefer etmek için izin istedim.
        Oruç Reis'in sefere çıkması
        Oruç Reis'e benim sefer için izin isteyişim ağır geldi.Çünkü Cezayir'de on kale olup
  beşi şarkta beşi garpta idi.Şarktakilere ben bakardım.Telis kalesi garpta olup Oruç Reis'e
  ait idi.
        "Yok karındaş,Hak TEala kemalatını artıra.Bu sefer inşallah himmetinizle nöbet 
  bizimdir.O mel'un ile bir hal yol olmamız muhakkaktır.Hemen siz dua ile meşgul olun."
        Dedi.
        "Sakın sanma ki,hayın berdurhar olur,
        "Akıbet ya boynu vurulur,ya berdar olur."
        Oruç Reis,Telis'e sefer etmek üzere yab yab tedarike başladı.İki yüz çadır hazır 
  eyledi.O zamana kadar işimiz hep teknelerle korsanlık gaza idi.Karda ilk ordugahımız,bu iki 
  yüz çadır oldu.Oruç Reis,hazırlığını gereği gibi yaptıktan sonra,ulemayı topladı.İzzet ü
  ikram edip hatırlarını aldıktan sonra şöyle dedi:
        "Efendiler,himmet-i Hak olursa,dualarınız bereketi ile Telis üzerine varmak 
  dileriz.Muradımız ol mürtedi yola getirmektir.Karındaşım Hızır Reis ona name gönderdi:
  Mürtedlikten vaz geçip,imanını yenilerse,tövbe ve istiğfar ederse ona eman verelim,yine 
  evvelki gibi yerine otursun,hükümetinde olsun,dedi.Ol müfsid ise karındaşıma:İspanya Kralı
  sağ olsun,Kral'ın devletinde ben öyle firkateci hırsız gidisine baş eğer miyim.Yarın,Kralım 
  Cezayir'i alınca,Cezayir'e otururum,diye dünyada olmadık herzeler yemiş.Karındaşım ordan 
  ayrılıp bu tarafa gelince,o müfsid yine sahradan gelip Araplarla anlşarak yerine 
  oturmuş.Müslümanlara zulmedip,din düşmanı olan İspanyol keferesine zahire göndermeye 
  başlamış,bunun hakkında Kur'an hükmünce ne buyurursunuz?"
        "Katli helaldir!" 
        Oruç Reis'in sözü bitince,alimler:
        "Ey mücahit,onun katli sana helaldir.Bu kötü fitneyi ümmet-i Muhammed üzerinden def 
  etmenizde büyük sevap vardır.Şüphesiz kılıçlarınız Arş-ı a'laya asılır.Ona yardımcı olan 
  eşkiyaları dahi cezalandırasın."
        Diye fetva yazıp Oruç Reis'in eline verdiler.
        Oruç Reis cümlemizle vedalaşıp bir mübarek saate Cezayir'den çıkıp Telis'e yollandı.
        Konarak göçerek Telis'e vardılar.Onların geldiklerini gören ileri gelenler suçlarını 
  bastırmak için o mel'unu bağlayıp Oruç Reis'in huzuruna götürdüler.
        Hayınlar işte böyle kaltaban olur.
        Gelenler:
        "Ey mücahitlerin reisi!..."
        Diye başlayacak oldular.Oruç Reis hemen işaret edip,onları susturup,zincire vurdurdu. 
  Dualar etmeye başlayan iki yüzlü münafıklar neye uğradıklarını şaşırdılar.Düşünceye 
  daldılar.
        Oruç Reis'in hayının boynunu vurdurması
        Oruç Reis hepsini önüne dizdi.En başta ol müfsid ondan sonra sıra ile ötekiler yollu 
  yolunca zincire dizilmişlerdi.
        Oruç Reis evvela ona hitab etti:
        "Ey mel'un şimdi kendini nasıl bulursun?Karındaşım sana eman vermişti.Tövbe edersen 
  suçunu bağışlarız demişti.Sen ona cevap verip:İspanya Kralı sayesinde benim öyle firkateci
  hırsızlara eyvallahım mı var diye herzeler yemiştin.Elhamdülillah hırsız değiliz,amma senin  
  gibi din düşmanlarına yardım edici mürtedlere hırsızlarız."
        Dedikten sonra,hemen cellat-ı bi-amana işaret edip kellesini vurdurdu.
        Bundan sonra Araplara döndü:
        "Ey mel'unlar!Şu katl olan mürteb bayiniz önceleri tek başına gelip içinize 
  girdiğinde:Buranın sahioplari olan gaziler,senin buraya geldiğini istemezler,deyip, şimdi 
  tutup bağlayıp huzuruma getirdiğiniz gibi, o zaman bağlayıp getirmeye kadir değiller 
  miydiniz?Böyle tutup bağlayıp getirmek evvelden gerekli idi."
        Deyip hepsinin kellesini vurdurdu. 
        Ortalığı dilediği gibi nizama sokup yeni hakim tayin etti.

Üç günden sonra gazileri toplayıp divan edip şöyle dedi: "Oğullar,elhamdülillah Hakk'ın inayeti ile bu hayın mürtedin ve ona uyup yardım eden iki yüzlü münafıkların haklarından geldik.

   "Şimdi sizler bana yar ü yaver olursanız,katl ettiğimiz mürtedin amcası olan Tlemsen Sultanı'na da bir bakalım.Zira onun dahi zulmü haddi aşti.İspanyon keferesine Tlemsen limanından

daima gemiler yükletip,kafire zahire gönderirmiş.Benim niyetim o tarafa doğru gitmektir,sizler ne dersiniz?"

   Tlemsen'in alınması
   Oruç Reis böyle deyince,gazilerin cümlesi bir ağızdan çağrışıp:
   "Niyet senindir!her nereye teveccühün olursa,baş üstüne!"
   Dediler.
   Oruç Reis de:
   "Berhurdar olun oğullar.Benimde sizden beklediğim budur.Hak teala hepinizden razı ve hoşnut ola."
   Dedi
   Hazırlık edip,Tlemsen'e doğru gittiler.Konarak göçerek,günlerden bir gün Tlemsen'e vardılar.
   Tlemsen'in etrafından oturanlar,akın akıp gelip Oruç Reis'i karşıladılar:
   "Hoş geldiniz,safa geldiniz,ey mücahitlerin reisi!"   
   Dediler.
   Çünkü Tlemsen Sultanı pek zalim olduğundan hepsinin ciğerleri yanık idi.Sıdk ile gelip Oruç Reise baglandılar.Tlemsen Sultanı baktı ki iş fena,hemen bir gece içinde kaybolup gitti.Giderken

hapisteki iki karındaşını da salıverdi.Bunların hapsi onun işlerini beğenmemelerinden ötürü imiş .Bu ikisi de Fas'a doğru çekilip gitmişler.

   Oruç Reis,topsuz tüfenksiz Tlemsen şehrinin fethi müyesser olduğu için şükürler etti.
   Halk gelip Oruç Reis'e biat ettiler:
   "Çok şükür,o zalimin elinden bizi kurtardın,beldemizi nurlandırdın."
   Deyu Oruç Reis'e dualar eylediler.
   Vahran kalesi kafirleri
   Bu minval üzere Oruç Reis Tlemsen şehrini zapt u rapta alıp,ol mertebe adalet eyledi ki,

ancak o kadar olur...Herkes işinde gücünde,alışında verişinde,yemesinde içmesinde oldu.

   Orada Tlemsen'e yakın sahilde bir kale vardı ki adına Vahran derlerdi.Eskiden Müslümanların-

ken,sonradan İspanyollar hile ile almışlardı.

   Yine Tlemsen'e yakın bir şehir ile bir palanga vardı ki adına Kale derlerdi.Çok münbit bir yer idi.Öyle ki o taraftaki beldelerin zahiresi buradan giderdi.Vahran keferesi de zahiresini bundan alırdı.
   Oruç Reis Tlemsen'i alınca,Kale'ye haber gönderip,Vahran'a zahire vermelerini men etti.
   "Sakın Vahran'a birşey göndermesinler,hiç bir şekilde rızam yoktur.Sonra kendileri bilir."
   Diye haber gönderdi.
   Onlar da bu emir mucibince Vahran keferisine birşey vermediler.Vahran keferesi sıkıntıya    düştü.
   Elli çadır asker
   Oruç Reis bu arada:
   "Benim burada iki yüz çadırlık kuvvetim var.Bu bana çoktur.Cezayir yeni açılmış bir memlekettir.düşmanı içindedir.Ada burcunun kafirleri fırsat gözetirler.Elli çadır asker,inşallah

erenlerin himmetiyle bize yeter.Yüz elli çadırı Cezayir'e göndereyim.Ne olur ne olmaz,gafil olmayalım."

   Diye kendi kendine düşünmüş.
   Sabah olunca,bütün gazileri huzuruna çağırıp eyitti ki:
   "Ey gaziler !Bu gece şöyle bir şey düşündüm.Eğer makul ise söyleyin."
   Asakir-i İslam dahi:
   "Buyurun!"
   Dediler.
   Oruç Reis:
   "Ey oğullar!Şimdi biz burada iki yüz çadırız.Hep olanımız bitenimiz buradadır.Cezayir ise yeni açılmış bir memlekettir.Kim bilir ki ne ola.Uygun ise yüz elli çadır Cezayir'e gitsin ve canı isteyen elli çadır,bin yiğit olmak üzere benimle beraber Tlemsen'de kışlası.Bakalım baharda Vahran'ı dahi bir hal yol edebilir miyiz?"
   Dedikte,askerlerin cümlesi çağrışıp:
   "Senin muradın her ne şekil olursa başımız üzere,biz emrine ferman-bekleriz.Baş üstüne."
   Dediler.
   Oruç Reis de:
   "Berhurdar olun oğullar,benim dahi sizden beklediğim budur.Hak teala cümlemizden razı hoşnut olsun."
    Deyip,dualar eyledi.
    Oruç Reis yüz elli çadır askeri Cezayir'e yolladı.Her bir askere yirmi beş altın verip,ça-

dır başına birer yük akçe bağlayıp,pek çok hediyelerle bizim tarafa gönderdi.Bu gaziler selamet ile yanımıza vardılar.