Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM V ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 9-ŞÜPHELİ İSMAİL YILDIZ ;

Vikikaynak sitesinden
Atla: kullan, ara
8-ŞÜPHELİ HALİL BEHİÇ GÜRCİHAN ; Ergenekon iddianamesi
9-ŞÜPHELİ İSMAİL YILDIZ ;
10- ŞÜPHELİ KEMAL ŞAHİN;


9-ŞÜPHELİ İSMAİL YILDIZ ;


a-Şüpheli emniyet beyanında;[düzenle]

Bilgisayarında çıkan -doc. safini _kaybedenler dosyası içerisinde:

"SAFINI KAYBEDENLER" CEMAATLER, TARİKATLAR

Ve SİYASAL İSLAMCILAR (!)HANGİ SAFTA?

Elbette bu ülkede yaşayan insanların çok şükür ki büyük çoğunluğu, hem de çok büyük bir çoğunluğu Müslüman!

Bu ülkeyi kuranlar da Müslüman Türkler!

Yani bu Devlet bizim.

Bu topraklar bizim. Bu vatan bizim.

Bu ülkeyi savunan ordu bizim.

Bu ülkenin, bu devletin bütün kurumları bizim.

Bu kurumların bir kısmının kötü yönetilmesi, bir kısmının performans düşüklüğü, bir kısmının ideolojik saplantılar içinde bulunması, bir kısmının verimsizliği gibi sayılabilecek kusurlar veya yanlışlar o kurumları "bizim" olmaktan çıkarmaz.

Aksine o kurumlara daha fazla sahip çıkmamızı ve bu konuda daha dikkatli, daha duyarlı, daha ilgili ve daha hassas davranmamızı gerektirir.

Tıpkı bu ülkede yaşayan bir "Müslüman'ın" ister kendi zaafları, ister eğitimsizliği, ister bilgi yetersizliği isterse Modernizm' in getirdiği problemler dolayısıyla İslami yaşantısındaki eksiklikler ve kusurlar dolayısıyla onu "aforoz" edemeyeceğimiz gibi

O kimsenin kusurları onu "bizim" insanımız olmaktan çıkarmaz.

Aksine; "anlayacağımız bir dille" konuşmak gerekirse, eğer biz kendimizde islam için bir iddia görüyorsak, toplumun önüne böyle bir misyonla çıkmışsak ve biz bir "gönül eriysek" o insana karşı daha duyarlı, daha müşfik, daha hassas ve daha dikkatli olmak zorundayız.

Zahiri, yani görünen şartlara göre bir karar vermek durumundaysak bile bu ülkede "hain"lerin dışında en kötü insanımız için söyleyebileceğimiz söz bile; "bizim yitik çocuğumuz" demekten öte geçemez.

Ne yazık ki günümüz Türkiye' sinde "müstesna" olanlar dışında cemaat, tarikat ve siyasal İslamcılar' m pek çoğu kendi dışmdakileri hep "öteki" olarak algılamaktadır. Dolayısıyla "devlet" ve "ordu" da onlar için birer "öteki" olarak "ele geçirilecek" ya da "fethedilecek" kaleler olarak gözükmektedir.

Bu anlayış ve yanlış şimdi de onlan "devlet" ve "ordu" düşmanlığına getirip dayamıştır.

"Biz"den olanlar ve olmayanlar ayırımı bu cemaat, tarikat ve siyasal İslamcıları kendi devletleri ve kendi ordularına "düşman" görür hale getirmiştir.

Böylece kendilerini de "düşman safına" itmişlerdir.

Ancak bu durum spontane olarak ya da sosyolojik bir gerçeklik olarak ortaya çıkmış değildir.

Öyle olsa sorunu kendi "iç" meselemiz olarak görüp "aramızda" halledebilirdik.

Fakat sorun Türkiye için bir "güvenlik sorunu" haline gelmiştir.

Çünkü bu ülkedeki bir çok cemaat, tarikat ve siyasal İslamcı görünümlü yapılar Yabancı Ülkeler tarafmdan Türk Devletine karşı kullanılan birer truva atı haline gelmiştir.

Bu yapıların "beyin takımı" olarak nitelendirilebilecek "iç halkaları" Türk Ruhu'na sahip olamayan ve hatta Müslüman bile olmayan "iblis"ler ve "dönme"ler tarafından kuşatılmış vaziyettedir.

İslam gibi son ve yüce bir din bu sahte önderler eliyle Müslümanların boynuna takılmış bir "tasma" haline getirilmiştir.

Allah, kitap, din, iman, peygamber diyerek kendi "müntesip"lerini kandıran bu alçak adamlar onlan tıpkı Çanakkale'deki Hintli Müslümanlar gibi ABD, AB, VATİKAN, NATO, İSRAİL, ERMENİ ve İNGİLİZ saflarına sürmüşlerdir.

Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin "irtica" diye nitelendirdiği "olgu" budur.

Son yaşadığımız olaylar bu gerçeği çok net bir şekilde bir kez daha ortaya koymuştur.

Halbuki Yüce Allah Kur'an' da; "Yemin olsun ki o kuvvetlere, saf halinde duranlara,

O haykırıp da sürenlere,

O yolda Kur'an okuyanlara ki,

Şüphesiz sizin ilahınız birdir," buyurmaktadır.

Hem de SAFFAT suresinde.

Ve Kur'an' da diğer bir surenin adı da üstelik yine SAFF!

Ve Allah SAFF Sure' sinde de;

"Haberiniz olsun ki, Allah kendi yolunda kurşunla perçinleştirilmiş bir bina gibi saf tutarak çarpışanlan sever" buyurmaktadır.

Yani Allah hepimizi kendi yolunda saf tutmaya çağırmaktadır.

Yahudilerin, Hıristiyanların, Vatikan'ın, Siyonistlerin, ABD'nin AB'nin saflarında değil! Ve bu satırlardaki tercüme sizlerin karşısına dikildiğiniz Türkiye Cumhuriyeti'nin Atatürk döneminde; "T.B.M.M tarafmdan kararlaştırılan ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kendisine teklif edilen meşhur Hak Dini Kur'an Dili adlı Kur'an tefsirini hazırlayan Elmalılı M. Hamdi YAZIR'ın" Kur'an-ı Kerim Meali'nden aktarıldı. Siz! Bu ülkenin cemaatleri, tarikatları, siyasal İslamcıları, bu ülkenin "saf ve temiz Müslümanları" söyler misiniz?

HANGİ SAFTASINIZ!

Konuşlandığınız mevzilere bir bakın.

Sizin kurduğunuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinin en büyük tehditleriyle karşı karşıya kaldığı bu günlerde sizler kimin "askerisiniz"'

ABD, AB, NATO, Pentagon, İngiltere, Almanya, Fransa, İsrail, Vatikan, Papa, Apo, Barzani, Talabani, Ermeni' si, Rum' u, Yunan' ı hepimizi "iç"ten ve "dış"tan kuşattığı bu günde "efendileriniz" sizi nereye getirip bıraktılar?

Durduğunuz saflara bir bakın! Durduğunuz yer "işgal ordularının" saftandır!

Tıpkı İngiliz Ordularıyla Çanakkale önlerine gelen Hintli, Pencaplı, Senegalli Müslüman askerler gibi.

Pek çoğunuz Çanakkale' ye geziler düzenliyor.

18 Martlarda da "Çanakkale Geceleri" adı altında etkinlikler yapıyorsunuz.

O topraklarda şehit olarak yatan binlerce Mehmetçik bu gün sizin aynı safta bulunduğunuz ve kendisinden medet umduğunuz Batı' nın bizi yok etme planlarına karşı savaşırken can verdi.

İşte o Çanakkale önlerine gelen Müslüman askerleri İngilizler; I. Dünya Harbinde Müslüman ülkeler halkım propaganda bombardımanına tutarak kandırmışlardı. Çanakkale Muharebeleri'nde savaşmak üzere sömürgelerden getirdikleri Müslüman askerler Almanlarla savaşmaya geldiklerini sanıyorlardı.

Propagandaya göre Almanlar Osmanlı Müslüman halifesini esir almışlardı ve Hintli askerlerde halifeyi kurtaracaklardı. İngilizler bunun dini bir borç olduğunu telkin etmişler ve inandırmışlardı.

İngilizlerin bu propagandasını sezen Türkler de karşı propaganda faaliyetine başlamışlardı. Cephede İngiliz siperlerine yönelik olarak Ezan okutmuşlardı. Ezan sesini duyan Hintli Müslümanlar irkilmiş gerçeği anlamışlar ve savaş çabalannı azaltmışlardı. İngilizler de bundan sonra pek Müslüman asker kullanmak istememişlerdi.

Hintli Müslüman askerler Ezan sesiyle içine düştükleri tuzaktan uyanmışlardı. Ya sizler ne ile uyanacaksınız?

Medeniyetler Arası Diyalog ve BOP Eş Başkanı Erdoğan "Müslüman topraklanm işgal eden ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ettiğini" söylüyor. Ama Güneydoğu'da PKK' nm şehit ettiği "bizim askerlerimize" "kelle" diyor! Bu ülkenin varlıklarını yabancılara satarken "kurumsal mutabakat" aramıyor! Telekom' u, Telsim' i, Aria' yi, Tüpraş' ı yabancılara satarken "kurumsal mutabakat" biç aklına gelmiyor. Azınlıklar için "Vakıflar Yasasını" çıkarırken "kuramsal mutabakat" aramıyor. "Maden" ve "Petrol Yasalanm" çıkanrken "kurumsal mutabakat" aramıyor. Akdamar Kilisesi'ni açarken "kurumsal mutabakat" aramıyor. Ama iş "başörtüsü sorununa" gelince "kurumsal mutabakat anyor. Ve siz "Müslümanlar" da hala AKP ve RTE' den medet umuyorsunuz. Aynı safta duruyorsunuz? Ne kadar da safsınız! Fethullah Hoca' da RTE' nin Medeniyetler Arası Diyalog hayali gibi Vatikan' la kol kola Dinler Arası Diyalog çabası peşinde. Halbuki Allah Kur'an' da hepinizin bildiği gibi "Allah indinde tek din İslam' dır" buyuruyor. Hoca (!) ise Hıristiyanlığa ve Yahudiliğe (Bahailiğe mi desek) meşruiyet kazandırma gayretinde! Papa'yla aym safta! Sözün kısası bu saatten sonra Cemaatlerin, Tarikatlann, Siyasal İslamcıların AKP' nin, RTE' nin, Gül' ün, Annç' m, Şener' in, Fethullah Hoca' mn ve benzerlerinin, yani bu güne kadar Allah, Kitap, Din, İman, Kur'an diyerek "Müslümanlar"m sırtından geçinen ne kadar adam varsa Türk Devletine ve İslam'a sadakatlerini kanıtlama borçlan vardır. Çünkü saflar giderek aynşıyor. Ve ihtimal bazı "kelle"ler alınacaktır! Sonra kimse çıkıp "biz halifeyi kurtarmaya geldiğimizi zannediyorduk" demesin! Bizden söylemesi! Devam edeceğiz... Saygılar SESAR 7 Mayıs 2007 şeklinde dosya içeriği sorulduğunda; Yazıyı kendisinin yazdığım, yazmasındakı amacın siyasi konjektör ile ilgili bir yorum yapmak olduğunu, bu yazının www.sesar.com tr isimli internet siteeiınde de yayınlandığını,


Kuvvai Milliye Derneği merkezine Internet yolu ile gittiğini, "bazı kelleler alınacaktır" kelimesinin, Atatürk' ün saltanatın Kaldırılması sırasında söylemiş olduğu bir söz olduğunu, Ankara'da bu tarz kelimelerin görevden alınma manasında kullanıldığını, RTE ibaresi ile Recep Tayip ERDOĞAN ı ima ettiğini,, BEHİÇ İSİMLİ WORD DOSYASI İÇERİSİNDE DOC T İSİMLİ DOSYA İÇERİSİNDE: bulunan yazıyla alakalı T.C. DEVLETİ, SİZ "DİN TACİRİ SAHTE DİN ADAMLARI'NIN SALYANGOZ SATIŞINA ŞERH KOYACAK DEĞİLDİR! NE VAR Kİ SİZLER SALYANGOZA BASIP DA DÜŞÜNCE "NEDEN DÜŞTÜK!" DEMEYESİNİZ! "MİTİNG"İN M'SİNİ VERMEYEN TV'LER, MALATYA'DAKİ "İNCİL SHOW"U CANLI VERDİLER! Trabzon'daki Rahip Santaro Cinayeti ve Hrant Dink Suikastı'nın ardından 18 Nisan 2007 itibarıyla bir şok gelişme daha yaşandı ve Malatya'da misyonerlik faaliyetleri yürüttüğü belirtilen bir yayınevinde üç kişi boğazı kesilerek öldürüldü. "BARBAR TÜRKLER!" tabelasını cilalayıp parlatan bu yeni gelişme ile birlikte Türkiye Kiliseler Birliği Yetkilileri de soluğu basın mensuplarının karşısında alarak bugün itibarıyla sahnelere atıldılar. Kendilerini başrol oyuncusu zanneden bu üçüncü sınıf figüranların, mitingin m'sini vermeyip sabah programlarında göbek atanları vermeyi tercih eden tv'lerce baştan sona canlı olarak verilmeleri de hayli iyi oldu; zira iki cümlede bir İsa Mesih'e bağlılıklarını bildirip Hıristiyanlık ve incil'in sevgi yolu olduğunu belirten Dolar'a endeksli bu inanmışlar (!) süper bir reklam fırsatı yakalamış oldular! İki cümle de bir İsa Mesih'in ve İncil'in "sevgi yolu" oluşundan dem vurup "Bizler Cüneyt Arkın'ın filmleri ile büyüdük! O filmlerde hep kiliseler mevcuttu. Ve Türkiye yıllar yılı kuvvetli bir Hıristiyanlık ve yabancı düşmanlığı ile yoğruldu; insanlara hep bu düşmanlık tohumlan aşılandı!" diyen bu üçüncü sımf oyunculara Hz. Muhammed (S.A.V.) ve son hak din olan İslam'ın kitabı Kur'an-ı Kerim'in ne anlattığını ve neyi teşvik ettiğini sormak lazım! İncil "sevgi'den söz ediyor da; İncil'i, Tevrat'ı ve Zebur'u sözde değil özde bir sevgiyle kucaklayan Kur'an-ı Kerim acaba neden söz ediyor? Tabi amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olursa argüman sıkıntısı da yaşanmaz! İşte Türk Kamuoyu'nu şaşkına çeviren ve basın toplantısı demeye bin şahit isteyen Malatya'daki incil Show'dan inciler... Türkiye Protestan Kiliseleri Birliği Başkanı İhsan Özbek; "Birileri bu olaydan sonra çıkıp utanmadan 'Müslüman Mahallesi'nde salyangoz satıyorlardı!' derse buna da şaşırmayacağız! Müslüman Mahallesi'nde salyangoz satılmazmış! Gerekirse satarız ve satacağız!" Bu üçüncü sımf reklamcı ve figüranların verdikleri beyanatlara göre "misyonerlik faaliyeti" denilen şey, "özgür ve 'Laikim!' diyen bir ülkede, inanılan dini tebliğ etmek"miş ve bu tebliğ (!), bu tabi hak (!), öcüleştiriliyormuş! Güneydoğu ve Doğu Anadolu halkının başına PKK'nın dışında bir de, kişileri maaşa bağlamak aşamasına varıncaya kadar Hıristiyanlaştırmaya çalışarak bir başka belayı musallat etmek ve kişilerin maddi imkansızlıklarını sömürerek "inanç" olarak sunulan bir konsepti parayla satışa çıkarmak nasıl bir hak, nasıl bir tebliğ, nasıl bir özgürlüktür acaba? İnançlarım para karşılığı Müslüman Halk'a kakalayıp, insanların maddi imkansızlıkları üzerinden "din ticareti" yaparak "TÜRKİYE'Yİ TÜRKSÜZLEŞTİRME OPERASYONU"nun en önemli sac ayaklarından birini oluşturmaya çalışan bu utanmaz karakterlerin zeytinyağı gibi üste çıkışlarını izledikçe midemiz kalkıyor!


Ve sözde basın toplantısmdan,yani birçok tv'nin canlı verdiği incil Show'dan diğer inciler... "Türkiye Ortaçağ karanlığına gömülmüştür! Uzun süredir ırkçılık ve Hıristiyanlığa nefret tohumlan ekiliyordu, şimdi bunlar biçiliyor! Yabancı düşmanlığı sürekli olarak körükleniyor! Trabzon'daki Rahip Santaro, Hrant Dink ve bu vahşet aynıdır! Ne yazık ki şimdi de yine aynı senaryoları konuşacağız! Yine aynı koro çıkıp, kendi yarattıklan kan üzerlerine sıçramasın diye olayı karanlık güçlere ve gizli istihbarat servislerine ihale edip, 'Yine birileri Türkiye'yi karıştırmak istiyor!' diyecek ve aynı nefret şarkısını söyleyecekler!" "Bugün Türkiye'de Ortaçağ'daki gibi cadı avı var. Hergün misyonerlerin hain planlan üzerine yazı çıkıyor. Bu bir cadı avıdır. Bugün birilerine misyoner demek, onu saldmya ve katledilmeye açık hale getirmektedir." "Türkiye tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar büyük bir tehdit altındadır. Bu tehdit, Türkiye'nin tahammülsüz ve hoşgörüsüz bir yer haline gelmesidir." "Türkiye'deki can güvenliğimiz tehlike altındadır. Üçü de Protestan Hıristiyanlar'm şehitleridir. Türkiye'de artık Protestanlar'm kanı döküldü." Mikserleme çalışmalarında üzerine olmayan Batı, unutmasın ki; cami duvarı ile ecel arasındaki korelasyona dahil olmak için çırpınanların helvasını kavurmakta da Türkler'in üzerine yoktur! Kimse "AB-BOP makasına malzeme edilen azınlıklar, terör, misyonerlik, laiklik vs. türünden çürüğe çıkmış argümanlar" üzerinden kendini zorlamaya kalkmasın artık! Zira takkeler düşeli keller görüneli bir hayli zaman oluyor. Bu tavırda ısrar etmek isteyenler, kar-zarar hesaplanm buna göre yapsalar iyi ederler... Cinayet Zinciri Neyi Hedefliyor? 2006 Şubat'mda işlenen Rahip Santaro, Hrant Dink ve Alman uyruklu misyoner cinayetlerinin üç hedefi olduğu görülüyor;

  • 1) TSK'yı bloke etmek (TSK bu tuzağa düşmeyecek!)
  • 2) RTE'yi veya AKP konseptini cumhurbaşkanı yapmak
  • 3) AB'nin Türkiye hakimiyetini tesis etmek

Dink Cinayeti'nin en önemli amacı, Ermeniler'e yönelik bir sempati inşa etmekti. Bunu başaramaz ise en azından Türk Toplumu'nu Ermeniler'e karşı nötr hale getirmekti. Ne de olsa soyunda Horik, Grigos gibi isimler olan biri Cumhurbaşkanlığı'na hazırlanıyordu. Bunun hazmedilebilmesi için Hrant Dink üzerinden bir "sempati" imal edilerek bazı dirençleri kırmak gerekiyordu. RTE'NİN ALMANYA ZİYARETİNİN HEMEN SONRASI Büyükanıt Paşa'nın AB'yi ve ABD'yi uyardığı, RTE'nin değişimini "sözde" diye nitelediği, AKP Hükümeti'nin Türkiye'yi 1923 öncesi şartlara götürdüğünü söylediği, Milyonu aşkın kişinin Ankara'da devlete ve kaderine el koyduğunu vurguladığı, MİT Müsteşan'mn "ulus devlef'in tehlikede oluştuğunu ilan ettiği, Salı günü Hükümet'in AB Müktesebatı için "yol haritası"nın detaylanm açıkladığı, AB'ye karşı Türkiye'de tepkinin oluştuğu, "Milliyetçilik yükseliyor!" yaygarasının kopartıldığı, AKP'nin Cumhurbaşkanlığı için Almanya'dan destek arayışına çıktığı, RTE'nin Merkeple resim vermek ihtiyacı hissettiği ve AKP'nin cumhurbaşkanlığı konusunda iyice çalıya dolandığı bir anda MALATYA'DA BİR ALMAN UYRUKLU MİSYONER ÖLDÜRÜLDÜ! Cinayeti işleyenleri değil, işletenleri araştmyoruz. Ama herkes yine tetiği çektirene değil, çekene yoğunlaştı. İlginçtir, Rahip Santaro, Hrant Dink ve Alman uyruklu misyoneri öldürenlerin hepsi aynı yaş grubundan. Ve yine ilginçtir, her üç cinayette de tetiği çektirene değil, çekene yoğunlaştı. OYSA OYUN AÇIK! DÜN HIRİSTİYAN EKALLİYETLER ÜZERİNDEN OSMANLI'YI YÖNETMEYE VE KANALİZE ETMEYE ÇALIŞANLAR BUGÜN MİSYONER CİNAYETLERİ ÜZERİNDEN


TÜRKİYE'Yİ YÖNETME VE KATEGORİZE ETME AMACINDALAR! AKP'nin içerde devletin ve milletin ağırlığının arttığı bir dönemde AB aracılığı ile üzerindeki presi dağıtmaya yönelik arttığı "kaynağı belli" destek görmesi öncelikle AKP'liler'i "Biz ne yapıyoruz?" sorusunu sormaya yöneltmeli! AB ve ABD çizgisinin, AKP'nin üzerindeki presi kırmak için bazı maşalarını feda etmesi, eskimiş ve sonuç alması zor bir taktiktir artık. "RTE CUMHURBAŞKANI OLURSA!" SİMÜLASYONU Bu noktada iktidar olmuş AKP'nin Türkiye'yi 1923 öncesi şartlara sürüklediğinin ve "ulus devlet"i tasfiye noktasına getirdiğinin en yetkili ağızlardan ifade edildiğini bir kenara not edip, bir simülasyon yapalım! RTE Cumhurbaşkanı Veya AKP'ni Seçtiği Biri Çankaya'da 1. Şok Suikast! Fener Patriği Bartholomeos bir suikast sonucu öldürülüyor! AB, ABD ve Yunanistan ortalığı ayağa kaldırıyor! Türkiye'nin iç işlerine müdahale, Ruhban Okulu'nun açılması, misyonerlik faaliyetlerine ve kiliselere Diyanet bütçesinden pay verilmesi gündeme geliyor. 2. Şok Suikast! Ermeni Patriği Mutafyan öldürülüyor! Yine AB, ABD, Ermenistan ayakta! Sözde Ermeni Soykırımı'm tanıyoruz! Ermeniler'in toprak ve tazminat talepleri ile karşılaşıyoruz. 3. Şok Suikast! İshak Alaton (Ki şu anda gerçek başbakandır!) öldürülüyor! İsrail Türkiye'deki tüm örtülü operasyonlanm meşrulaştırıyor. İsrail "Kürt Kartı"m daha sağlam tutuyor. ABD, İsrail, AB ve Siyonistler Türkiye'yi prese alıyor. Neticede yönetim onların eline geçiyor. Bütün bunlar olurken, şu ana kadar olageldiği gibi RTE ve AKP'liler "Pembe Türkiye" tablosu çizmeye devam ediyorlar. Aynen Saddam'm Enformasyon Bakam El-Sahaf m yaptığı gibi. Fethullah Hoca (!) bu cinayetlerden sonra Diyanet'in yerine kurulan Diyalog Dairesi Başkanı olarak göreve başlıyor. "Laiklik" tadil ediliyor. Tekke ve zaviyeler yeniden açılıyor. Atatürk'ün heykelleri Lenin ve Saddam'm heykel ve büstleri gibi yıkılıyor. Bu simülasyonun da gerçekleşme ihtimali bir hayli yüksektir! Batı'mn maşası Türkiye Kiliseler Birliği'nin yöneticilerine ya da rahip eskisi Dolar Hıristiyanlarına gelince, 1) Türk Milleti'ne ve Türk Devleti'ne meydan okumaya yeltenmeyiniz! Avrupa'nın ve Anadolu'nun önemli bir kısmı, Müslüman Türk'e meydan okuyanların mezarlarıyla doludur! 2) Batı'mn maşası olmayı hemen bırakın! 3) Müslüman Mahallesi'nde salyangoz satma denemesine diyeceğimiz bir şey yok. Ama salyangoza basıp düşerseniz "Ben niye düştüm?" demeyesiniz! 4) Avrupa'da Hıristiyanlar'm çocuklarına bile satamadığınız "İncü"i Türkiye'de hiç satamayacağınızı biz biliyoruz. Olmayacak bir işe harcayacağınız enerjiye ne diyebiliriz ki? 5) Rahip eskisi Dolar Hıristiyanlan sizin üzerinizden AB ve sair devletler gelirse, yani "kerata" olursanız bedelim ödersiniz! 6) Tahrik etme amacınız olduğu ortaya çıkıyor. 7) Din adamı tahrik etmez, germez, meydan okumaz; anarşiye zemin hazırlamaz! 8) Din adamı olmadığınız belli. Bundan böyle "din adamı" muamelesi değil, "Batı'mn ajanları" muamelesi göreceksiniz! 9) "Din adamı" kan üzerinden din propagandası yapmaz.

10) "Din adamı" Yunus gibi, Mevlana gibi, Hacı Bektaş Veli gibi, Ahmet Yesevi gibi olur. Yani sizin gibi "din adamı görüntülü provokatör" olmaz! 11) "Din adamı" ağzını bozmaz. Sahte din adanılan da sizin gibi davranıp "insan bozması" falan diyorlar. Üslubunuz kimliğinizi ele veriyor. Bizce ajanlığı bırakıp "insan" olunuz... f. SESAR FUAT ERMİŞ’


şeklinde dosya içeriği sorulduğunda; Yazıyı kendisinin yazdığını, muhtemelen Fuat ERMİŞ'in bu yazıyı Sesar internet sitesinden indirilmiş olabileceğini, gündemle ilgili bir yorum yaptığını, olabileceklere dikkat çektiğini, SORULDU: salonda bulunan şömine üzerinde; siyah renkli Klasör içerisinde; -(31) sayfalık "Gizli SINIR TİCARETİ RAPORU" başlıklı A62 şeklinde numaralandırılmış bilgisayar çıktısı dokümanda yapılan incelemede; T.C. Bayrağı ve Maliye Bakanlığı antetli, GİZLİ kaşesi vurulmuş, SINIR TİCARETİ RAPORU başlıklı, 19/08/1999 tarihi atılmış kapak altında, her sayfasının alt ve üst kısmına GİZLİ kaşesi vurulduğu, Sınır Ticareti ve Sınır Ticaretinin Dış Ticaretteki Payı, bu konudaki Anayasal ve yasal çerçeveler ile İstatistiki bilgiler, İran ile sınır olan Van, Ağrı ve Hakkari illerimizin sınır kapılarından yapılan sınır ticaretinin incelenmesi, bunun Sosyal ve Ekonomik boyutu ile Dış Ticaret Mevzuatı, Petrol sektörü, Kamu Maliyesi yönlerinden değerlendirilmesi olduğu, 19/08/1999 tarihli Sonuç bölümünün sonunda da muhtelif Daire Başkanları, Şube Müdürleri, Şube Müdür Yardımcıları, Dış Ticaret Uzmanları, ve Katip' in isim - soy isim ve imzalarının olduğu görülmüştür. -"TC İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİ SAYI: 18/61" başlıklı C62 numara ile numaralandırılmış bilgisayar çıktısı dokümanda yapılan incelemede; İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen Mülkiye Başmüfettişi Özcan ERDOĞAN tarafından düzenlenen 26/ 09/2001 tarihli 1996 - 2001 yıllan arası İstanbul' da görev yapmış İstanbul Valisi, İstanbul Eski Valisi, İstanbul Vali Yardımcısı, İstanbul İl Özel İdare Müdürü, İstanbul İl Özel İdare Müdür Yardımcısı, İl Daimi Encümen Üyesi, İl Özel Daimi Eski Üyesi hakkında düzenlenen (100) sayfa inceleme raporu olduğu görülmüştür -Klasöre takılı vaziyette tarafımızdan klasör üzerine turuncu kalemle (62) numara ile numaralandırılmış "392 sayfalık İHALELER konulu İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİ SAYI:86/25" başlıklı fotokopi dokümanda yapılan incelemede; İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin yapmış olduğu çeşitli ihalelerinin Tefdiş edilmesi neticesinde Mülkiye Müfettişleri tarafından hazırlanmış olan Tefdiş dosyası olduğu görülmüştür. -"67sayfalık İNCEME ARAŞTIRMA RAPORU SAYI: 18/7" başlıklı D62 numara ile numaralandırılmış bilgisayar çıktısı dökümün yapılan incelemede; İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen Mülkiye Başmüfettişi tarafından düzenlenmiş Dilucu Sınır kapısından yapılan Sınır Ticaretinin İnceleme ve Araştırma Raporu olduğu görülmüştür. (103) sayfalık "İNCELEME VE ARAŞTIRMA RAPORU" başlıklı B62 numara ile numaralandırılmış bilgisayar çıktısı dokümanda yapılan incelemede; İçişleri Bakanlığınca görevlendirilen Müfettiş' in "Adana - İçel (Çukurova) bölge raporu" ile "Mersin Üniversitesi Raporunda" bahsi geçen konu ve şahıslar hakkında hazırladığı, İnceleme ve Araştırma Raporu olduğu" Bu dokümanları nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Bu dokümanların 2000 yılında dönemin başbakan yardımcısı eski başbakan Mesut YILMAZ in gündem analizlerini yazdığı dönemde ANAP genel merkezi tarafından, işinde yardımcı olması maksadı ile verildiğini, 1 adet 5 sayfadan ibaret 'Hain ve Siyonist uşağı Bir Başbakan' başlıklı, 'Sonra kalkmadı ise söylenecek söz kalmadı demektir' ibaresi ile son bulan el yazması doküman içeriğinde ; Başbakan ve bakanlar kuruluna hakaret ile hainlikle suçlandığı anlaşılan yazılar olduğu ,tespit edilmiştir? bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiniz? açıklayınız? Bu yazı bana aittir gündemle alakalı yazdım SORULDU: 1 adet 1 sayfadan ibaret 'kişiler Halit Bozkurt ( Kültür Bakanlığından Müfettiş , kendisini sivil general olarak tanıtıyor Derin devletin Ankara daki bir numarası olarak takdim ediyor" Başlıklı , "İran Askeri Ataşesi ? İrtibat Bürosuna sıkça


gidip geliyor" ibaresi ile son bulan bilgisayar çıktısı dokümanda ; Çeşitli şahıslar hakkında bilgiler olduğu tespit edilmiştir? Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Bu dokümanı hatırlıyorum bu doküman SESAR a posta yolu ile 4 Ay kadar önce geldi kimin gönderdiğini bilmiyorum isimsiz olarak geldi. 1 adet iki sayfadan ibaret "Mustafa Oğuz Kurmay Albay İletişim D.Bşk." Başlıklı "Arz ederim" ile son bulan dokümanda; Anayurt Gazetesi ve Yılmaz Çamdal hakkında bilgi notu olduğu tespit edilmiştir, bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; 1 adet bir sayfadan ibaret "Sıddık Arslan" başlıklı "Müsteşar yardımcılarından" ibaresi ile son bulan dokümanda; Çeşitli şahıs isimleri ve meslek kuruluşlarının isimlerinin özenle not alındığı görülen yazı olduğu tespit edilmiştir? Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; 2003-2004 yıllarında Sıddık ARSLAN'ın s Turizm Bakanlığında bir göreve talip olduğunu, kendisi ile bu konuda görüştüklerini, bu görüşmede aldığı notlar olduğunu, 1 adet bir sayfadan ibaret "Halil İbrahim Akça" başlıklı "05324714432" ibaresi ile son bulan dokümanda; İhaleler ve yatırım ödeneklerini dağıtığı iddia edilen şahıs isim ve telefonu olduğu bilgiler olduğu tespit edilmiştir. Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; 1 adet bir sayfadan ibaret "Baba adı :Ahmet" başlıklı "Doğdum yeri Sivas Gürün " ibaresi ile son bulan dokümanda; İsmi belli olmayan bir şahsın kimlik bilgilerinin olduğu tespit edilmiştir, Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Yazının kendisine ait olduğunu, ancak ne amaçla yazdığımı hatırlamadığını, atama işi olabileceğini, 1 adet "Fahrettin Bozdağ" başlıklı "Cemaatin önde geleni" ibaresi ile son bulan Posta Zarfı üzerine yazılmış el yazması dokümanda; Çeşitli şahıslar hakkında bilgilerin not alındığı el yazması bilgiler olduğu tespit edilmiştir. Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Bir önceki soruda sorulan konu ile ilgili aynı amaçla ve aynı anda yazıldığını, 1 adet bir sayfadan ibaret "Kemal Şahin" başlıklı "Emekli Oldum" ibaresi ile son bulan dokümanda; Kemal Şahin isimli emekli polisin görev yerleri ve öz geçmişi hakkında bilgilerin olduğu, 1 adet bir sayfadan ibaret "Görevler ve Özgeçmişin 2" başlıklı "Timlerini Komutan vekili olarak yönettim" ibaresi ile son bulan dokümanda; Mit denetimi Ergenekon faaliyetlerine katılması hakkında bilgiler olduğu 1 adet "Ergenekon Organizasyon" başlıklı "Faaliyetinin Önlenmesi" ibaresi ile son bulan dokümanda; Organizasyonun amaç kapsam ve uygulanan faaliyet konularını, 1 adet bir sayfadan ibaret "Murat Yücel" başlıklı "İstanbul Gaziantep Bingöl" ibaresi ile son bulan dokümanda; Bir kuruluş şeması şeklinde hazırlanan çeşitli isimlerin bulunduğu ve bu isimlerin şemada yerleştirildiği el yazması doküman olduğu tespit edilmiştir. Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; (Kemal ŞAHİNLE alakalı notlarla ilgili) Hatırladığı kadarı ile 2000 yılında Kemal ŞAHIN isimli bir şahsın ofisine geldiğini, bu şahsı ilk defa gördüğünü, Kemal ŞAHIN'in çok önemli görevler yaptığını özal harakatçı olduğunu söylediğini, bunun üzerine Kemal ŞAHIN'e bir kart vizit verdiğini ve çıktığını, yaklaşık üç dakika kadar görüştüklerini, yaklaşık bir ay kadar sonra Kemal ŞAHIN'in telefonla aradığını, ikisinin de istanbul'da olması sebebiyle buluştuklarını, Kemal ŞAHIN'in çocuğunun hasta olduğunu söyleyerek para istediğini, ancak kendisinin para vermediğini ve soğuk davrandığını, Kemal ŞAHIN'in biraz dengesiz bir şahıs olduğunu, dolayısı ile iletişim kurmadıklarını, Kemal ŞAHİN ile bir daha görüşmediğini,


Kendisine sorulan 5 sayfa el yazması dokümanın SESAR 'a posta yolu ile geldiğini, gönderenin isminin olmadığını, dokümanın içeriği hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığını, ne amaçla kendisine gönderildi bilmediğini, 1 adet 4 sayfadan ibaret "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı" başlıklı "Menzilciler sayılarının azlığı ve MHP yi destekleme eyiliminde olmaları risklerini asgariye indirmektedir" ibaresi ile son bulan dokümanda; 99 seçimlerinde Alanya da bulunan cemaatlerin destekledikleri partiler ile ilgili bilgilerin olduğu tespit edilmiştir, bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Bu dokümanın nasıl kendisine geldiğini hatırlamadığını, ancak Mesut YILMAZ'a gündem analizi yazdığı dönemde geldiğini tahmin ettiğini, İSTANBUL 11. AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN 17.07.2007 GÜN VE 2007/1536 SAYILI ARAMA KARAR YAZISINA İSTİNADEN 18.07.2007 GÜNÜ ANKARA İLİ ÇANKAYA İLÇESİ TUNUS CADDESİ RENK APARTMANI 91/1 SAYILI İŞYERİNİZDE EL KOYULAN DOKÜMANLARDAN (BİLGİSAYAR ÇIKTISI VE EL YAZMASI) İSTANBUL 11. AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN 17.07.2007 GÜN VE 2007/1536 SAYILI İNCELEME KARARI DOĞRULTUSUNDA YAPILAN İNCELEMESİNDE İÇERİKLERİNİN: 1 adet 1 sayfadan ibaret "Acil 21.8.04." başlıklı "Çınar Bahçacı" ibaresi ile son bulan dokümanda; Çınar Bahçacı isimli şahıs hakkında notlar tutulduğu değerlendirilen yazıda Çınar Bahçacı nm sözleri olduğu değerlendirilen Bu Telekom Projesinin direk Başkan a olduğu oraya atanmasının kendisini özelleştirmede çok güçlü kılacağını ve kendilerine her türlü yaran olacağını anlattığı yazı olduğu tespit edilmiştir, bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Yukarda daha önceden bahsettiği Çınar BAHÇACI isimli şahsın bir tayin işi ile ilgili bir not olduğunu, 1 adet 10 sayfadan ibaret kırmızı kalemle yazılmış "Genel Kurmay Başkanı Korgeneral Özkök Fethullah Hocacımı " başlıklı "Ofisinin dinlenmesinden oluşur" ibaresi ile son bulan dokümanda; AKP danışmanlarında biri ile yemekte karşılaştık ibaresi ile devam eden yazının içeriğinde karşılaştığı AKP li ile Röpertaj şeklindeki sahbet esnasında AKP hakkında birçok konuyu konuştukları ayrıca Irak ta Türk Askerinin Başına Çuval Geçirilme hadisesini de konuştuklarını ve bu hadisede Başbakan ve Dışişleri bakanı Abdullah Gül ve bir Emekli Paşanın bilgileri dahilinde olduğu şeklinde iddiaların not alındığı el yazması yazı olduğu tespit edilmiştir, Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Bu yazının SESAR 'da yayınlanan bir yazının notları olduğunu, bu yazı ile alakalı Mahkeme sürecinin devam ettiğini, 5 sayfadan ibaret "Gizli Günlü Acildir " başlıklı "Bu satırlar tarihe" ibaresi ile son bulan dokümanda; Anayurt gazetesi ile ilgili bilgilerin bulunduğu yazı olduğu tespit edilmiştir. Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Bu yazının kendisine Ankara Merkezde Anayurt Gazetesinde Çalışan Hasan Hüseyin MEMİŞ tarafından verildiğini, ancak henüz okumadığını, 1 adet 3 sayfadan ibaret "Seçilmiş Önderler Toplantısı " başlıklı "Zaman geçti" ibaresi ile son bulan dokümanda; Masonların Türkiye Üzerinde Siyasi İktisadi emellerinin yapmak istediklerinin ve gerçekleştirdiklerini inandıkları konuların not alındığı el yazması doküman sorulduğunda; Yazının kendisine ait olduğunu, ismini hatırlamadığı bir kitaptan aldığı notlar olduğunu, 4 sayfadan ibaret "Sayın Wilson " başlıklı "Kontrol Projesir" ibaresi ile son bulan dokümanda; Türkiye İle Amerika ilişkilerinin olumsuzlukları konuları ve Başbakan ve Melih


Gökçek hakkında öngörülerin yazıldığı ve ayrıca başka öngörüler sesar tarafından yazıldığı değerlendirilen el yazması yazı sorulduğunda; Yazının kendisine ait olduğunu, www.sesar.com.tr de yayınlandığımı ve halen yayında olduğunu, 67 sayfadan ibaret "Gizli ibareli İletişim tespiti " başlıklı fotokopi dokümanda; İbrahim Bilgihan TAŞDELEN in telefon Mahkeme kararı ile dinlenmesinin Tutanağı oluğu tespit edilmiştir. Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Yazının kendisine ait olduğunu, isimsiz olarak 2006 yılı başlarında posta yolu ile geldiğini, bu yazının Ankara'da birçok gazeteciye gönderildiğini, kimin gönderdiğini bilmediğini, 1 adet 60 sayfadan ibaret "Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Soruşturma raporu " başlıklı dokümanda; 29.07.2004 tarihli Akaryakıt Kaçakçılığı hakkında Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Soruşturma raporu olduğu tespit edilmiştir. Bu dokümanı nereden ve ne amaçla temin ettiği sorulduğunda; Bir önceki sorudaki yazı ile aynı anda bu yazının isimsiz olarak 2006 yılı başlarında posta yolu ile geldiğini, bu yazının Ankara'da birçok gazeteciye gönderildiğini, kimin gönderdiğini bilmediğini, MEHMETZEKERİYA ÖZTÜRK un 2003 yılı sonunda Ankara'ya gelerek "Ulusal TVde sratejik danışmanıyım, Doğu PERINÇEK'in danışmanıyım " diyerek iş istediğini ancak iş vermediklerini, birkez daha iş talebi ile ilgili görüştüklerini ancak iş vermediklerini, sonra hiç görüşmeğini, tanışıklığının bu kadar olduğunu, HALİL BEHİÇ GÜRCİHAN: 2001-2003 yıllarında SESAR da raporları hazırladığını, bu işi istanbul 'da yaptığını, üç yıl beraber çalıştıklarını, sadece iş arkadaşlığı olduğunu, en son 2006 yılında istanbul Adliyesinde karşılaştıklarını, BEKİR ÖZTÜRK : 2006 yılında iki veya üç belediye başkanı ile ziyaret ve tanışma amacı ile bürosuna geldiği için tanıştığını, daha sonra bir telefon görüşmesinde "siz Fethullahçı imişsiniz" diyince aralarına bir soğukluk girdiğini ve görüşmediklerini, Ümraniye olayından sonra kendisini aradığını ve " ziyaret etmek istiyorum " dediğini, yanına geldiğinde sıkıntılı olduğunu, Bekir OZTURK'e genel olarak "dikkatli olun yabancı istihbarat servisleri sizleri kullanabilir" dediğini, yanlışa düşmemesi konusunda tavsiyede bulunduğunu,


b-Savcılık İfadesinde ŞÜPHELİ İSMAİL YILDIZ;[düzenle]

"SESAR araştırma şirketinin müdürü olduğunu, bu şirkette danışmanlık yaptığını internet sitesinin olduğunu, internet sitesinin sesar.com.tr' ollduğunu, internetteki sesar imzalı yazıları kendisinin yazdığını, bütün yazılan kendisinin yazdığını, başka bir yazalan olmadığını kendisine ait olduğunu,think thank kuruşulu şeklinde partilerin genel başkanları ile anlaşarak onlara danışmanlık yaparak seçim sratejileri ve gündemdeki konulan tahlil edip çeşitli yönlendirmeler yaptıklannı, son 3 yıl Ak parti ile çalıştıklanm, 2003-2004 yıllannda ak parti ile çalıştığını, 2004-2005 yılında DYP ile çalıştıklanm, daha sonra da ekonomik faaliyetlerinin olmadığını, anlaşmalanmn şifai olduğunu yazılı anlaşma yapılmadığım, ancak iş yaptığı zaman faturalannı keserek parayı aldıklannı, şüphelilerden BEHİÇ GÜRCİHAN ı tanıdığını 3 yıl önce firmasında ücretli olarak çalıştığını, raporlan düzelttiğini email ortamında çalıştıklanm , diğerlerini tanımadığını. MEHMET ZEKERİYA ÖZTÜRK ün kendilerinden iş talep ettiğini, kendisine iş vermediğini, GAZİ GÜLER KUDDİSİ OKKIR, ASUMAN ÖZDEMİR, HÜSEYİN GÖRÜN, TANER ÜNAL ı tanımadığını, BEKİR ÖZTÜRK ile tanışırtığmı ancak aralannda iş ilişkisi ve görüşme olmadığını, FUAT ERMİŞ ile hiçbir hukukunun olmadığını gözaltında tanıştığını, OĞUZ EVREN KILIÇ ı OĞUZ olarak tanıdığını kendi internet sitesinin tasarımını yaptığını,


aralarında o tür bir ilişki olduğunu, halen kendisine borcu olduğunu, KEMAL KERINÇSİZ i tanımadığını HAYRULLAH MAHMUT ÖZGÜR ü tanıdığını arkadaşı olduğunu, arasıra yazdığı yazılan mail gurubundan alıp sitesine koyduğunu, ancak altına HAYRULLAH MAHMUT a aittir diye yazdıklarını, SORULDU: SAFINI KAYBEDENLER başlıklı yazıyı kendisinin yazdığını, orada kelleler alınacaktır, sonra kimse çıkıp biz halifeyi kurtarmaya geldik demesin, den kasıt kellenin gitmesinin, koltuğun gitmesi manasında olduğunu yoksa tehdit manasında olmadığını, ayrıca orada dinler arası diyalok ile alakalı da bazı hatalar yapıldığını, toplumsal barışın bozulmaması gerektiğini, dinler arası diyalok çalışmalarının da toplum barışını bozduğunu söylediğini, yoksa fethuUahcılan savunmadığını, o yazıda RTE diye bahsettiğinin RECEP TAYYİP ERDOĞAN olduğunu. SORULDU: TC DEVLETİ SİZ DİN TACİRİ SAHTE DİN ADAMLARININ, diye başlayan yazı soruldu; yazıyı kendisinin yazdığını mayıs ayının ortalanndan sonra yazdığı bir yazı olduğunu, burada soyunda horig girigos gibi isimler olan biri cumhurbaşkanlığına hazırlanıyor derken ABDULKADİR AKSU yu kastettiğini, o arada Türkiye'deki son yıllarda işlenen azınlıklara yönelik cinayetleri vurgulayarak bundan sonrada bu tür cinayetlerin işlenmesi yabancı devletlerin işine yarar diye yazdığını, RTE Cumhurbaşkanı olursa simülasyonu, başlıklı konu soruldu; bu yazıda da Türkiye'de 3 tane şok suikast ihtimalini yazıp bunu sözde hükümetin işine yarayacak gibi görünsede uluslararası alanda devletin zazanna olacağını belirtmek istediğini, yoksa herhangi bir şekilde bu tür dinler arası veya dini liderleri tehdit veya bu tür insanlann öldürülmesi gerektiğini kastetmediğini, sitesinin medyaya hitap ettiğini, politikacılara hitap ettiğini, halka hitap etmediğini,sitesine ancak 500 kişi girip çıktığını, AHMET ÜLGEN ve ERGÜN POYRAZ ı tanımadığım. Büromda ve bilgisayarlanmda bulunan bazı gizlilik içeren belgelerin posta yolu ile çeşitli zamanlarda gelmiş belgeler olduğunu, çeşitli kurumlara gündem yazdığı için o belgelerden zaman zaman istifade ettiğini ancak bir kısım gizli belgelerin askere gittiği sırada ofiste kaldığını, bazı milletvekili bakan ve kamu görevlilerine ilişkin bilgi mahiyetindeki notlann çeşitli siyasetçiler tarafından kendisine verildiğini ancak bunlan yazmadığını, gelmiş olan evraklar olduğunu, çıkan diğer kişisel notlann bazı ihalelere ilişkin notlar olduğunu tamamen mesleki olarak verilmiş bilgile olduğunu, bunlan depolamadığını, KEMAL ŞAHİN in bürosuna geldiğini, tanışmak istediğini söylediğini, dengesiz bir şahıs olduğunu bir kart vizit verdiğini ve ofisten çıktığım, özgeçmiş raporunu posta ile göndermiş olabileceğini, onun gönderdiği belgelerde de ergenekonun oluşumuna ait belgeler KEMAL ŞAHİN tarafından gelmiş olabileceğini hatırlamadığını, bir numara denilen şahsı bilmediğini, tanımadığını bu belgelerin KEMAL ŞAHİN in gönderdiği belgeler içinde olabileceğini,örgütsel faaliyetinin olmadığını, yazılannda hedef gösterme amacının olmadığını, göstermiş olduğunuz el yazısı ile yazılmış notlann ak partiye danışmanlık dönemine ait notlar olduğunu, bir kısmmmda bilgisayarda yazacağı yazılar için aldığı notlar olduğunu. SORULDU: devlete ait Milli Güvenlik Siyaset ve strateji belgesini Yeşil Ok isimli siteden aldığını, ak partililerin de getirdiğini, yine emniyet ifadesinde sorulan ve dosyada mevcut yazılann büyük çoğunluğunu internet sitesinde yayınladığını, daha sonra mahkeme karan ile bu yaymlann durdurdulduğunu, bu sebeple bu yazılan internette bulunamayabileceğini davalann devam ettiğini, bu yazılan askerleri ihtilale çağn amacıyla yazmadığını, kendi şahsi görüşlerini yazdığını ve herkesi siyasi sükunete davet ettiğini, el yazısı notlannda ele geçen 2023 Başlıklı yazı ve notlann kendisine ait olmadığını ak partiden gelmiş olabileceğini, TSK Laikler Üzerinden Ajan Avı Baslamıştır, Mesajı Doğru Okuyunuz, başlıklı yazının kendisine ait olduğunu, bu yazının da tahrik ve ihtilal çağrısı niteliğinde olmadığını,


şahsi görüşleri olduğunu, burada da ordunun ihtilal yapmamasını anayasaya sadık kalmasını sürekli çağrı yaptığını, Alman Usulü, diye başlayan yazıyı HAYRULLAH MAHMUT un kendisine email olarak yazdığını, diyer yazıların da HAYRULLAH MAHMUT' tan gelen yazılar olduğunu, aralarında fikir alışverişi olduğunu, Masonların Türkiye Yapılanması, notlarının kendisine ait olduğunu, bir kitaptan aldığını, diğer yazıların da kendisine ait yazılar ve dökümünlar olduğunu , örgüt üyesi olmadığını, fikir üreten bir insan olduğu şeklinde beyanda bulunduğu,


c-Elde edilen deliller[düzenle]

-(31) sayfalık "Gizli SINIR TİCARETİ RAPORU"başlıklı; T.C. Bayrağı ve Maliye Bakanlığı antetli, GİZLİ kaşesi vurulmuş, SINIR TİCARETİ RAPORU başlıklı, 19/08/1999 tarihi atılmış kapak altında, her sayfasının alt ve üst kısmına GİZLİ kaşesi vurulduğu, Sınır Ticareti ve Sınır Ticaretinin Dış Ticaretteki Payı, bu konudaki Anayasal ve yasal çerçeveler ile İstatistiki bilgiler, İran ile sınır olan Van, Ağrı ve Hakkari illerimizin sınır kapılarından yapılan sınır ticaretinin incelenmesi, bunun Sosyal ve Ekonomik boyutu ile Dış Ticaret Mevzuatı, Petrol sektörü, Kamu Maliyesi yönlerinden değerlendirilmesi olduğu, 19/08/1999 tarihli Sonuç bölümünün sonunda da muhtelif Daire Başkanları, Şube Müdürleri, Şube Müdür Yardımcıları, Dış Ticaret Uzmanları, ve Katip' in isim - soy isim ve imzalarının olduğu, -"TC İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİ SAYI: 18/61" başlıklı bilgisayar çıktısı dokümanda yapılan incelemede; İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen Mülkiye Başmüfettişi Özcan ERDOĞAN tarafından düzenlenen 26/ 09/2001 tarihli 1996 -2001 yılları arası İstanbul' da görev yapmış İstanbul Valisi, İstanbul Eski Valisi, İstanbul Vali Yardımcısı, İstanbul İl Özel İdare Müdürü, İstanbul İl Özel İdare Müdür Yardımcısı, İl Daimi Encümen Üyesi, İl Özel Daimi Eski Üyesi hakkında düzenlenen (100) sayfa inceleme raporu olduğu, 392 sayfalık İHALELER konulu İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİ SAYI:86/25" başlıklı fotokopi dokümanda yapılan incelemede; İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin yapmış olduğu çeşitli ihalelerinin Tefdiş edilmesi neticesinde Mülkiye Müfettişleri tarafından hazırlanmış olan Tefdiş dosyası olduğu, -"67 sayfalık İNCEME ARAŞTIRMA RAPORU SAYI: 18/7" başlıklı bilgisayar çıktısı dokümanda yapılan incelemede; İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen Mülkiye Başmüfettişi tarafından düzenlenmiş Dilucu Sınır kapısından yapılan Sınır Ticaretinin İnceleme ve Araştırma Raporu olduğu görülmüştür. (103) sayfalık "İNCELEME VE ARAŞTIRMA RAPORU" başlıklı dokümanda yapılan incelemede; İçişleri Bakanlığınca görevlendirilen Müfettiş' in "Adana - İçel (Çukurova) bölge raporu" ile "Mersin Üniversitesi Raporunda" bahsi geçen konu ve şahıslar hakkında hazırladığı, inceleme ve araştırma raporu olduğu 5 sayfadan ibaret 'Hain ve Siyonist uşağı Bir Başbakan' başlıklı, 'Sonra kalkmadı ise söylenecek söz kalmadı demektir' ibaresi ile son bulan el yazması doküman içeriğinde ; Başbakan ve bakanlar kuruluna hakaret ile hainlikle suçlandığı anlaşılan yazılarla alakalı olarak: 1 sayfadan ibaret 'kişiler Halit Bozkurt ( Kültür Bakanlığından Müfettiş , kendisini sivil general olarak tanıtıyor Derin devletin Ankara daki bir numarası olarak takdim ediyor" Başlıklı , "İran Askeri Ataşesi ? İrtibat Bürosuna sıkça gidip geliyor" ibaresi ile son bulan bilgisayar çıktısı dokümanda ; Çeşitli şahıslar hakkında bilgilerle alakalı olarak ve 1 adet bir sayfadan ibaret "Buluşma noktalan" başlıklı, "olayın içinde olup olmadığı bilinmiyor ibaresi ile son bulan dokümanda; Genel Kurmay Başkanı orgeneral Büyükanıt m Albay Kazım Baran ile devre arkadaşı olduğu bunlarla birlikte ancak olayın içine dahil olup olmadığı bilinmediği şeklinde yazılar olduğu ne olduğu belli olmayan bir olaydan bahsedildiği ve bazı asker şahısların bu olayla ilgili olup olmadığı yönünde araştırma yaoıldığı anlaşılan yazılar.


iki sayfadan ibaret "Mustafa Oğuz Kurmay Albay İletişim D.Bşk." Başlıklı "Arz ederim" ile son bulan dokümanda; Anayurt Gazetesi ve Yılmaz Çamdal hakkında bilgi notu olduğu bir sayfadan ibaret "Nihat Varol Hakim" başlıklı "Aldığı biliniyor" ibaresi ile son bulan dokümanda; Hakim Nihat Varol hakkında Mit ajanı olduğu , TMSF ile ilgili işlere para alarak takip ettiği, Yargıda operasyon kabiliyeti olduğu, şeklinde iddiaların olduğu yazı,. bir sayfadan ibaret "Sıddık Arslan" başlıklı "Müsteşar yardımcılarından" ibaresi ile son bulan dokümanda; Çeşitli şahıs isimleri ve meslek kuruluşlarının isimlerinin özenle not alındığı görülen yazı olduğu bir sayfadan ibaret "Halil İbrahim Akça" başlıklı "05324714432" ibaresi ile son bulan dokümanda; İhaleler ve yatınm ödeneklerini dağıtığı iddia edilen şahıs isim ve telefonu olduğu bilgiler olduğu. 1 adet "Fahrettin Bozdağ" başlıklı "Cemaatin önde geleni" ibaresi ile son bulan Posta Zarfı üzerine yazılmış el yazması dokümanda; Çeşitli şahıslar hakkında bilgilerin not alındığı el yazması bilgiler olduğu. ERGENEKON mit YAPILANMASI İLE ALAKALI. 1 adet bir sayfadan ibaret "Murat Yücel" başlıklı "İstanbul Gaziantep Bingöl" ibaresi ile son bulan dokümanda; Bir kuruluş şeması şeklinde hazırlanan çeşitli isimlerin bulunduğu ve bu isimlerin şemada yerleştirildiği el yazması doküman olduğu. 32 sayfadan ibaret "Milli güvenlik Siyaset belgesi " başlıklı "Yapılan işlemler ile birlikte sunularak işlemin devamı sağlanacaktır" ibaresi ile son bulan dokümanda; 5 bölümden oluşan İç Güvenlik Stratejisi belge olduğu. 3 sayfadan ibaret "Seçilmiş Önderler Toplantısı " başlıklı "Zaman geçti" ibaresi ile son bulan dokümanda; Masonların Türkiye Üzerinde Siyasi İktisadi emellerinin yapmak istediklerinin ve gerçekleştirdiklerini inandıklan konulann not alındığı el yazması doküman olduğu 4 sayfadan ibaret "Sayın Wilson " başlıklı "Kontrol Projesir" ibaresi ile son bulan dokümanda; Türkiye İle Amerika ilişkilerinin olumsuzluklan konulan ve Başbakan ve Melih Gökçek hakkında öngörülerin yazıldığı, ve aynca başka öngörüler sesar tarafından yazıldığı değerlendirilen el yazması yazı olduğu 60 sayfadan ibaret "Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Soruşturma raporu " başlıklı dokümanda; 29.07.2004 tarihli Akaryakıt Kaçakçılığı hakkında Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Soruşturma raporu olduğu olduğu, Bilgisayarlannda yapılan incelemelerde askeri gizlilik içeren ve Genel Kurmay Başkanlığı ile KKK ve Özel Kuvvetler Komutanlığının bilgisayarlarından alındığı anlışılan çok sayıda gizli belgeler raporlar ve power point sunumlarının bulunduğu. Aynca sesar adlı sitede yayınlanmış ekli inceleme tutanaklarında bulunan hükümete karşı isyan askeri itatsizliğe tahrik ve diğer konulalarla alakalı yazıların bulunduğu, Şüpheli BÜLENT (kod) İsmail YILDIZ suçlamalan kabul etmemiş ise de şüphelinin sesar sitesi adı altında kendisinin yazmış olduğunu iddia ettiği yazılar içerik olarak halkı hükümete itaatsizliğe ve askeri hükümete itaatsizliğe tahrik niteliğinde yazılar olduğu, özellikle kendi beyanlannda internet sitesinin fazla kullanıcısının bulunmadığını, yaklaşık 500 kişi tarafından sitesinin kullanıldığı, yazılarının stratejik yazılar olduğunu beyan edip etrafına topladığı Kemal ŞAHİN, Mehmet Murat YÜCEL, Feridun Refik NUHOĞLU gibi şahıslara da kendisini derin devlet olarak tanıtıp Genel Kurmay Ve Devletin stratejilerini kendilerinin belirlendiğini ve bu şekilde topladığı bu adamlara da değişik şahıslar hakkında istihbari bilgiler toplattığı, yine şüphelide ele geçen Ergenekon yapılanması şeklindeki şemada


da sanki oluşumun resmi bir oluşummuş gibi gösterilmeye çalışıldığı, bu şekilde etrafındaki adamlara da çeşitli görevler verdiği, ayrıca ergenekon yapılanması gereği kendilerinin strateji üretim merkezi olduğunu beyan edip örgütün genel görüşlerini aktaracak nitelikte sitesinde yazdığı yazılann bu amaca uygun olarak Kuvva-i milliye Derneği başkanı şüpheli Bekir ÖZTÜRK' ün muafakatı ile kuvvaimilliye sitesinde şüpheli Fuat ERMİŞ tarafından yayınlandığı, özellikle, T.C. DEVLETİ, SİZ "DİN TACİRİ SAHTE DİN ADAMLARF'NIN SALYANGOZ SATIŞINA ŞERH KOYACAK DEĞİLDİR! NE VAR Kİ SİZLER SALYANGOZA BASIP DA DÜŞÜNCE "NEDEN DÜŞTÜK!" DEMEYESİNİZ! "MİTİNG"İN M'SİNİ VERMEYEN TV'LER, MALATYA'DAKİ "İNCİL SHOW"U CANLI VERDİLER! Başlıklı yazı incelendiğinde, yazının devamında Cinayet Zinciri Neyi Hedefliyor? Alt başlığı ile devam eden bölümde 2006 Şubat'mda işlenen Rahip Santaro, Hrant Dink ve Alman uyruklu misyoner cinayetlerinin üç hedefi olduğu görülüyor; 1) TSK'yı bloke etmek (TSK bu tuzağa düşmeyecek!) 2) RTE'yi veya AKP konseptini cumhurbaşkanı yapmak 3) AB'nin Türkiye hakimiyetini tesis etmek Dink Cinayeti'nin en önemli amacı, Ermeniler'e yönelik bir sempati inşa etmekti. Bunu başaramaz ise en azından Türk Toplumu'nu Ermeniler'e karşı nötr hale getirmekti. Ne de olsa soyunda Horik, Grigos gibi isimler olan biri Cumhurbaşkanlığı'na hazırlanıyordu. Bunun hazmedilebilmesi için Hrant Dink üzerinden bir "sempati" imal edilerek bazı dirençleri kırmak gerekiyordu. RTE'NİN ALMANYA ZİYARETİNİN HEMEN SONRASI Büyükanıt Paşa'nın AB'yi ve ABD'yi uyardığı, RTE'nin değişimini "sözde" diye nitelediği, AKP Hükümeti'nin Türkiye'yi 1923 öncesi şartlara götürdüğünü söylediği, Milyonu aşkın kişinin Ankara'da devlete ve kaderine el koyduğunu vurguladığı, MİT Müsteşan'nm "ulus devlef'in tehlikede oluştuğunu ilan ettiği, Salı günü Hükümet'in AB Müktesebatı için "yol haritası"nm detaylarını açıkladığı, AB' ye karşı Türkiye' de tepkinin oluştuğu, "Milliyetçilik yükseliyor!" yaygarasının kopartıldığı, AKP'nin Cumhurbaşkanlığı için Almanya'dan destek arayışına çıktığı, RTE'nin MerkelTe resim vermek ihtiyacı hissettiği ve AKP'nin cumhurbaşkanlığı konusunda iyice çalıya dolandığı bir anda MALATYA'DA BİR ALMAN UYRUKLU MİSYONER ÖLDÜRÜLDÜ! Cinayeti işleyenleri değil, işletenleri araştırıyoruz. Ama herkes yine tetiği çektirene değil, çekene yoğunlaştı. İlginçtir, Rahip Santaro, Hrant Dink ve Alman uyruklu misyoneri öldürenlerin hepsi aynı yaş grubundan. Ve yine ilginçtir, her üç cinayette de tetiği çektirene değil, çekene yoğunlaştı. OYSA OYUN AÇIK! DÜN HIRİSTİYAN EKALLİYETLER ÜZERİNDEN OSMANLI'YI YÖNETMEYE VE KANALİZE ETMEYE ÇALIŞANLAR BUGÜN MİSYONER CİNAYETLERİ ÜZERİNDEN TÜRKİYE'Yİ YÖNETME VE KATEGORİZE ETME AMACINDALAR!


AKP'nin içerde devletin ve milletin ağırlığının arttığı bir dönemde AB aracılığı ile üzerindeki presi dağıtmaya yönelik arttığı "kaynağı belli" destek görmesi öncelikle AKP'liler'i "Biz ne yapıyoruz?" sorusunu sormaya yöneltmeli! AB ve ABD çizgisinin, AKP'nin üzerindeki presi kırmak için bazı maşalarını feda etmesi, eskimiş ve sonuç alması zor bir taktiktir artık. "RTE CUMHURBAŞKANI OLURSA!" SÎMÜLASYONU Bu noktada iktidar olmuş AKP'nin Türkiye'yi 1923 öncesi şartlara sürüklediğinin ve "ulus devlef'i tasfiye noktasına getirdiğinin en yetkili ağızlardan ifade edildiğini bir kenara not edip, bir simülasyon yapalım! RTE Cumhurbaşkanı Veya AKP'ni Seçtiği Biri Çankaya 'da 1. Şok Suikast! Fener Patriği Bartholomeos bir suikast sonucu öldürülüyor! AB, ABD ve Yunanistan ortalığı ayağa kaldırıyor! Türkiye'nin iç işlerine müdahale, Ruhban Okulu'nun açılması, misyonerlik faaliyetlerine ve kiliselere Diyanet bütçesinden pay verilmesi gündeme geliyor. 2. Şok Suikast! Ermeni Patriği Mutafyan öldürülüyor! Yine AB, ABD, Ermenistan ayakta! Sözde Ermeni Soykınmı'nı tanıyoruz! Ermeniler'in toprak ve tazminat talepleri ile karşılaşıyoruz. 3. Şok Suikast! İshak Alaton (Ki şu anda gerçek başbakandır!) öldürülüyor! İsrail Türkiye'deki tüm örtülü operasyonlanm meşrulaştmyor. İsrail "Kürt Kartı"nı daha sağlam tutuyor. ABD, İsrail, AB ve Siyonistler Türkiye'yi prese alıyor. Neticede yönetim onların eline geçiyor. Bütün bunlar olurken, şu ana kadar olageldiği gibi RTE ve AKP'liler "Pembe Türkiye" tablosu çizmeye devam ediyorlar. Aynen Saddam'm Enformasyon Bakanı El-Sahaf m yaptığı gibi. Fefhullah Hoca (!) bu cinayetlerden sonra Diyanet'in yerine kurulan Diyalog Dairesi Başkanı olarak göreve başlıyor. "Laiklik" tadil ediliyor. Tekke ve zaviyeler yeniden açılıyor. Atatürk'ün heykelleri Lenin ve Saddam'm heykel ve büstleri gibi yıkılıyor. Bu simülasyonun da gerçekleşme ihtimali bir hayli yüksektir! Batı'nm maşası Türkiye Kiliseler Birliği'nin yöneticilerine ya da rahip eskisi Dolar Hıristiyanlarma gelince, 1) Türk Milleti'ne ve Türk Devleti'ne meydan okumaya yeltenmeyiniz! Avrupa'nın ve Anadolu'nun önemli bir kısmı, Müslüman Türk'e meydan okuyanların mezarlarıyla doludur! 2) Batı'nm maşası olmayı hemen bırakın! 3) Müslüman Mahallesi'nde salyangoz satma denemesine diyeceğimiz bir şey yok. Ama salyangoza basıp düşerseniz "Ben niye düştüm?!" demeyesiniz! 4) Avrupa'da Hıristiyanlar'ın çocuklarına bile satamadığınız "İncif'i Türkiye'de hiç satamayacağmızı biz biliyoruz. Olmayacak bir işe harcayacağınız enerjiye ne diyebiliriz ki? 5) Rahip eskisi Dolar Hıristiyanlan sizin üzerinizden AB ve sair devletler gelirse, yani "kerata" olursanız bedelini ödersiniz! 6) Tahrik etme amacınız olduğu ortaya çıkıyor.

7) Din adamı tahrik etmez, germez, meydan okumaz; anarşiye zemin hazırlamaz!


8) Din adamı olmadığınız belli. Bundan böyle "din adamı" muamelesi değil, "Batı'nm ajanları" muamelesi göreceksiniz! 9) "Din adamı" kan üzerinden din propagandası yapmaz. 10) "Din adamı" Yunus gibi, Mevlana gibi, Hacı Bektaş Veli gibi, Ahmet Yesevi gibi olur. Yani sizin gibi "din adamı görüntülü provokatör" olmaz! 11) "Din adamı" ağzını bozmaz. Sahte din adamları da sizin gibi davranıp "insan bozması" falan diyorlar. Üslubunuz kimliğinizi ele veriyor. Bizce ajanlığı bırakıp "insan" olun. SESAR FUAT ERMİŞ' Yazı içeriğinden de açıkça anlaşıldığı gibi şüphelilerin Türk Ortodoks Patrikhanesi ile birlikte hareket ettikleri, patrikhanede ayinlere katıldıklan, işin ilginç tarafı bu yazıda geçen ve Türkiye' de şimdiye kadar çeşitli suikastler sonucu öldürülen yabancı din mensuplanndan bu grup dışındaki tüm din ve mezheplerin ileri gelenlerine karşı suikastler düzenlendiği ve suikast düzenlenmeyen mezhep ve din mensuplarının da yazıda belirtildiği gibi şok suikast sonucu öldürülebileceği ve sonrasında çıkacak olaylann similasyonu dedikleri hayali canlandırmalann yapıldığı, aslında burada örgütün tabanına ve henüz deşifre edilemeyen gizli ve küçük hücreler halinde yapılandığı anlaşılan silahlan gruplanna da bundan sonraki hedeflerin gösterildiği. Bu ierikli tüm yazılann kuvvaimilliye sitesinde de yayınlandığı, aynı yazıların şüpheli Ergün POYRAZ, Halil Behiç GÜRCİHAN ve Kuvva-i Milliye Derneği başkanı Bekir ÖZTÜRK' ün bilgisayarında da bulunması ve kendi internet sitelerinde yazıların yayınlanıp değişik kitlelere de duyurulması göz önüne alındığında; ERGENEKON örgütünün aralarında hiyerarşik ve hukuki bir irtibat yok gibi görünen farklı sahalardaki gruplarının aslında aynı strateji merkezinden yönlendirildiğini göstermektedir. Şüpheli BÜLENT (kod) İsmail YILDIZ' m bilgisayarlarında Genel Kurmay Başkanhğı ve Türk Silahla Kuvvetlerine ait bilgisayarlardan alındığı anlaşılan bir çoğu gizlilik içeren belge, bilgi ve power point sunumlarının olduğu, hatta bu bilgilerden bir kısmının da Türkiye' nin dış devletlere karşı yürüttüğü stratejik ve askeri gizli politikalarına ilişkin olduğunun anlaşıldığı, ŞÜPHELİDE ELE GEÇİRİLEN BELGELERLE ALAKALI OLARAK YAPILAN ARAŞTIRMALARDA: 1) 31.03.21999 tarihli Cemaatler ve İslami Akımlar İzleme Birimi hazırlandığı anlaşılan MİT Müsteşarlığı başlıklı 4 sayfalık yazı ile alakalı olarak MİT Müsteşarlığı tarafından verilen 24.08.2007 tarihli cevapta BÜLENT (kod) İsmail YILDIZ' m teşkilat ile bağlantısına ve bahse konu belgelere ilişkin her hangi bir bilgi kaydına rastlanmadığının belirtildiği, 2) Yine şüphelide ele geçirilen Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kuruluna ait gizlilik ibareli yazı ile alakalı olarak bu kurum ile her hangi bir alakasının bulunamadığı, raporun BÜLENT (kod) İsmail YILDIZ' a resmen verilmediği, ancak raporun çeşitli kurumlara ve Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği 24.08.2007 tarihli yazı ile belirtilmiştir. 3) Yine şüphelide ele geçirilen İç İşleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğine ait çeşitli gizli soruşturma raporlan ile alakalı olarak yazılan yazıya verilen cevapta;

- BÜLENT (kod) İsmail YILDIZ' a İç İşleri Bakanlığınca her hangi bir görev verilmediği, - Belgelerin kendisine resmen verilmediği,


- 12.07.2001 tarih ve 117/53 sayılı inceleme araştırma raporunun devletin iç siyaseti ve güvenliği bakımından önemli bir belge olduğu, - Mülkiye Baş Müfettişi Özcan ERDOĞAN başkanlığındaki bir komisyon tarafından düzenlenen 26.01.2001 tarihli 18/7 sayılı inceleme ve araştırma raporunun ülkemizin iç ve dış siyasal yararları bakımından önemli bir belge olduğu, - Diğer raporların önemli bir belge olmadığı, - Raporlarm bakanlıkça her hangi bir yerde yayınlanmadığı, - Gizlilik derecesi bulunanların gizliğinin değiştirildiğine ilişkin her hangi bir işlem yapılmadığı, 28.08.2007 tarihli Teftiş Kurulu Başkanlığınca gönderilen yazıdan anlaşılmıştır. 4) Şüpheli hakkında Genel Kurmay Başkanlığına yazılan yazıya verilen cevapta şüphelinin Genel Kurmay Başkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde her hangi bir görevinin bulunmadığı, bilgisayarında ele geçirilen bilgilerin 2003 yılındaki bazı değerlendirmeleri içerir Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bilgiler olduğu, Özel Kuvvetler Komutanlığı kurslannda verilen brifinglerle benzerlik gösterdiği, bu bilgileri nasıl elde ettiğine dair Genel Kurmay Başkanlığında her hangi bir duyum, bilgi ve belge bulunmadığı, ancak konunun Özel Kuvvetler Komutanlığı yetkilerinin de içinde bulunduğu bir heyet tarafından ayrıntılı olarak incelenmesinin gerektiği Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının 06.08.2007 tarihli yazısı ve eklerinden anlaşıldığı, 5) Bu konuda Genel Kurmay Askeri Savcılığından alman 25.09.2007 tarihli yazı içeriğinde, BÜLENT (kod) İsmail YILDIZ' daki belgelerin heyet tarafından incelenmesi neticesinde, bir kısmının "GİZLİ' gizlilik derecesindeki Ülke Stratejik İstahbarat dokümanlardaki bilgileri içerdiği, bilgilerden önemli bir bölümünün 2003 yılı ve öncesine 2 adet çalışmadaki bilginin ise 2004 yılını kapsadığı görülmektedir. Yapılan çalışmalarda kullanılan "GİZLİ" gizlilik derecesindeki üç dokümanın askeri birliklerin yamsıra bazı sivil kurumlara da gönderildiği (Dış işleri Bakanlığı, MGK Genel Sekreterliği, MİT Müsteşarlığı), CD.' de yer alan bilgilerin; Ülkelerle ilgili gizli kalması gereken bilgi ve değerlendirmeleri içermesi, Bu bilgilerin açıklanması veya ilgili ülkelerin eline geçmesi halinde ülkelerin ikili ilişkileri ile güvenlik politikalarını etkileyecek olması sebebi ile devletin veya iç veya dış siyasal yararları bakımından bakımından önemli bir belge olduğu, halen gizli kalması gereken bilgilerden olduğu değerlendirilmektedir denilmiş, Bilgisayarında askeri bilgiler ele geçirilen Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme (SESAR) Başkanı BÜLENT (kod) İsmail YILDIZ, Türk Silahlı Kuvvvetleri (TSK) çalışanı olmadığı gibi TSK ile ilgisi de yoktur. Bu bilgileri nasıl elde ettiğine dair Genel Kurmay Başkanlığında her hangi bir duyum bilgi ve belge bulunmamaktadır. Denildiği ayrıca daha sonra şüpheli ye ait hard disk imajları genel kurmay başkanlığı askeri savcılığına gönderilmiş olup, gelen cevabi yazıda, Önceki incelemelerle aynı sonuçların elde edildiği belirtilmiştir. Bu CD.' 1er delil olarak adli emanete konulmuş olup içerikleri hem şüpheli hem de avukatlarına verildiği takdirde devletin gizli sırlarının ifşa olması ihtimaline binaen bu CD.' lerin sadece mahkemenizce incelenip gerektiğinde gizli oturumda sadece konu ile alakalı şüpheli ve vekilinin de bulunduğu ortamda incelenmesi, ancak hiçbir şekilde suretinin verilmemesi, bu sebeple gizlilik içerikli belge ve CD.' 1er üzerindeki gizlilik ve kısıtlılık kararının dava sonucuna kadar devam etmesi dava kesinleştikten sonra da ilgili mercilerine gönderilmesinin gerektiği, bu tür belgeleri bulundurmanın suç olduğu,

ve mahkemeye karşı devlet sırrı niteliğinde bile olsa gizliliğin ileri sürülemeyeceği, ancak bu konuda sadece mankemece gerekli incelemenin yapılacağı CMK da Devlet sırrı niteliğindeki belgeler başlığı altında belirtilmiştir.


d-Şüpheli hakkındaki diğer beyanlar[düzenle]

Şüpheli BEKİR ÖZTÜRK beyanında, " İSMAİL YILDIZ ı Kasım 2005'den bu yana tanınm. Ben kendisinin Tunus Caddesinde bulunan ofisine gittim. Tanışmak amacıyla gittim. Çok sık görüşmeyiz. 2007 Haziran ayında 2 kez görüştük. Bu görüşmemiz internet sitemizde yayınlanacak bir yazı ile alakalıydı " dediği, KUVVAİ MİLLİYE DERNEĞİ GENEL MERKEZİNDE YAPILAN ARAMADA EL KOYULAN DELL MARKA LAPTOP İÇERİİSİNDE bulunan -DOC. SAFİNİ KAYBEDENLER DOSYASI İÇERİSİNDE BULUNAN YAZIsı bana Tigem Vakfı tarafından Mail olarak gönderildi okuduktan sonra gelen Mail i haber olarak algılayıp Kuvvai Milliye Derneği Sitesine kopyaladım Bu yazıyı ben yazmadım Bu yazı Sesar şirketi sahibi İsmail YILDIZ m yazısıdır Bu şahsı daha önceden tanımam Bu yazı zaten Sesar sitesinde de yayında vardır " dediği Şüpheli KEMAL ŞAHİN: " Ben bu dokümanda(İsmail YILDIZda ele geçirilen ERGENEKON MİT yapılanması başlıklı yazı) belirtilen İsmail YILDIZ isimli şahsı tanırım, bu şahsı ifademin ilerleyen safhalan da detaylı bir şekilde anlatacağım. Adı geçen diğer şahıslan tanımıyorum, bu doküman hakkında bir bilgim yoktur " " İsmail YILDIZ ile 2000 yılında tanışmadım. Kendisinden herhangi bir şekilde para istemedim, Kendisinde ele geçen dokümanın 2004 yılında İstanbul'da Emekli olmam nedeni ile sivil hayata uyum sendromu içerisindeyken hayali bir düşünce olarak yazıp hazırladım. İsmail YILDIZ'ın eline ne şekilde geçtiğini bilmiyorum. Kendisi ile 2002 yılında Ankara'da bulunan SESAR isimli iş yerinde Ahmet ÇİNALİ ile beraber giderek tanıştım. Kendisinden bana iş bulmasını söyledim oradan Ahmet CİNALİ ile ayrılmadan önce kartvizit aldım, yaklaşık 5 ay kadar sonra beni telefonla aradı İstanbul'da olduğunu söyledi The Marmara Oteli önünde olduğunu söyledi burada buluştuk, buradan İSBAK Genel Müdürlüğü yanma gittik ve İŞBAK Genel Müdürü ile beni tanıştırdı, İsmail YILDIZ Genel Müdüre benim için iş bulmasını söyledi ve oradan ayrıldık. 3 ay sonra beni tekrar telefonla aradı, Üsküdar'da olduğunu söyledi Üsküdar'da buluştuk bana iş ayarlayacağını, Türkmenistan eski Türkiye Büyükelçisini koruyup koruyamayacağımı sordu bende para konusunda anlaşırsak koruyacağımı söyledim. Daha sonra benimle bu konu ile ilgili görüşmedi, aradan yaklaşık 7 ay geçtikten sonra tekrar beni telefonla aradı, İstanbul'da olduğunu Çemberlitaş'm yanında görüşmek istediğini söyledi burada buluştuk, kendisinin buluşmaya gelirken bir çok kişi tarafından telefonla aranarak hakaret edildiğini söyledi, bir daha benimle görüşmek istemediğini söyleyerek panik atak şeklinde yanımdan aynldı, bu süreden sonra bugüne kadar kendisi ile hiçbir şekilde görüşmedim " dediği Savcılık beyanında, İsmail YILDIZ ı 2002 yılında Ahmet CİNALİ'nin vasıtası ile tanıdım, Ahmet CİNALİ'ye bana iş bulmasını söyledim. Ankara'da iş bulabileceğimi söyledi. Birlikte Ahmet CİNALİ'nin Hundai Marka siyah minibüsü ile gittik. Daha sonra SESAR olarak olduğu yere İsmail YILDIZ ile tanıştırdı. Ben kendisine bana iş bulup bulamayacağını söyledim ve kendimi anlatım. Bana kart verdi ve telefon numaramı aldı " dediği Ben emekli polis memuruyuml. 2002 yılında geçirdiğim sendromdan ötürü hayali olarak hazırlamış olduğum "MİT Ergenekon Kuruluşu" başlıklı yazı ve o yazının içeriğinden ötürü buraya geldim. Göstermiş olduğunuz yazılar bana aittir. Ben İSMAİL YILDIZ' ı polis memuru BİROL AVANOZ vasıtası ile taşındığım AHMET CİNALİ' nin yönlendirmesi ile tanıdım. Kendisi bana iş bulmak için bir kaç kez görşümeye davet etti. Ancak daha sonra beni aramadı. Bilaharede benim pisikopat olduğumu söyleyerek bana iş bulmayacağını söyledi. Bana gösterdiğiniz belgeyi ben bizzat kendim hazırladım. Ancak bunu İSMAİL YILDIZ' a


nasıl verdiğimi, ne şekilde ne zaman verdiğimi hatırlamayorum. REFİK NUHOĞLU' nu da yine BİROL AVANOZ vasıtası ile tanıdım. Kendisinin eski özel harekatçı olduğunu öğrendim ve zaman zaman görüşüyordum. Toplam 5 kez görüştüm. 5 hafta önce de güvenlik şirketi sebebi ile kendisi ile görüştüm. MEHMET MURAT YÜCEL' i de REFİK NUHOĞLU benim ile tanıştırdı. Kendisi Ortaköy' de kahvede oturup REFİK NUHOĞLU, MURAT YÜCEL ve ben birlikte görüştük. İşle ilgili danıştım. Telekomda güvenlik amirliği ayarlayabileceğim söyledi, ayarlayamadı, kendisi ile bir irtibatım olmadı. Ben diğer şüphelileri tanımam. Ergenekon yapılanması denen şeylerde benim hayal ürünümdür. Benim özel veya resmi bir görevim yoktur dedi. Ben İSMAİL YILDIZ' m dediği gibi kendisine verdiğim ishitbarat karşılığında para istemedim dedi. İSMAİL YILDIZ bu konuda iftira atmaktadır. İSMAİL YILDIZ' m bürosunda ben, REFİK NUHOĞLU ve MURAT YÜCEL görüştük. Kendisini vali olarak tanıttı. Bir arada uzun boylu, düz saçlı oturan bir şahıs vardı. Onun da eski vali olduğunu, meclis komisyonlarında görevli olduğunu söyledi " dediği İsmail Yıldız'ı , Ahmet Cinali vasıtasıyla tanıdım, Birol Abanoz İstanbul Terörle Mücadele Şubesinde çalıştığı için oradan tanıyorum. Birol Abanoz beni Ahmet Cinali ile tanıştırdı, kendisini önceden tanıyormuş, Ahmet Cinali'nin çevresi vardır, sana yardımcı olarak dedi. Birol Abanoz , Ahmet Cinali ile beni İstanbul'da tanıştırdı, akabinde Ahmet Cinali aracılığı ile İsmail Yıldız'm yanma gittim, ben eski emniyetçiyim, maddi sorunum var, iş arıyorum dedim, İsmail Yıldız yardımcı olabileceğini söyledi, bana kart verdi, telefon numaramı istedi, telefon numaramı verdim, daha sonra ben İstanbul'a döndüm, 3-4 ay sonra İstanbul'dan bana telefon açtı, gel görüşelim dedi, Marmara Otelinde olduğunu söyledi, İsmail Yıldız , İSBAK'daki genel müdürü tanıdığını söyledi, O'nun yanma gidelim sana iş bulabiliriz dedi, onun yanma gittik, genel müdür ismimi telefonumu aldı, oradan ayrıldık, İsmail Yıldız Ankara'ya geri döndü, aradan 5-6 ay geçti, bana iş bulduğunu söyledi, Üsküdar'a gelmem halinde bulduğu işten bahsedeceğini söyledi, oraya gittim, İsmail Yıldız bana Türkmenistan Eski Büyükelçesinin koruma ekibi aradığını söyledi, ben de yasal zeminde anlaşırsak çalışabileceğimi söyledim, daha sonra kendisi oradan ayrıldı, 7-8 ay benimle görüşmedi, 7-8 ay sonra tekrar beni telefonla aradı, Çemberlitaş'da görüşelim dedi, Çemberlitaş'da görüştük, ben sana iş bulamam, beni rahatsız etme dedi, bu olay 2003 yılında oldu, o tarihden sonra kendisi ile ne telefonla ne de yüzyüze herhangi bir şekilde görüşmedim " dediği Ben Mit Ergenekon Kuruluşu Milli İstihbarat Teşkilatı ile başlayan 5 sayfadan ibaret belgeyi spor salonunda kendim hazırladım, hiçbir şekilde İsmail Yıldız'a vermedim, İsmail Yıldız'm bürosundan bu belgenin nasıl çıktığını bilmiyorum, ayrıca Ergenekon isimli yasadışı bir kuruluşla ilgim yoktur " dediği HAYRULLAH MAHMUD ÖZGÜR: " 17 numaralı doküman içeriğinin: El yazması, 'Hançer Operasyonu' başlı altında, 1-DD ile barış...3-14 Şubat'a dönüş İş Dünyası Operasyonu, Bürokrasi Operasyonu, Medya Operasyonu şeklinde not bulunduğu, görülmüştür .BU DOKÜMANLAR HAKKINDA DETAYLI BİLGİ VERİNİZ. "17 Numaralı Doküman ise İsmail YILDIZ tarafından 2003 yılında Cem UZAN'a verilmiştir. Cem UZAN'a Türkiye'de sorun çözme taktiğine dair bir yol haritasıdır.Bunun içeriği Nedim ŞENER'in "Korku İmparatorluğu" isimli kitabında yayınlanmıştır. Bu kitap Uzanlar Hakkındadır. Bu doküman Cem UZAN'a yapılan teklifinin müsvettesidir " dediği " Ben 2003 yılında Star'm temsilcisi iken SESAR'm başkanı İsmail YILDIZ ile tanıştım. Sonrasında İsmail YILDIZ ile olan dostluğum arttı. Sonraki dönemlerde Fahri ve ücretsiz SES AR'a medya konusunda danışmanlık yaptım. Hatta İsmail YILDIZ beni onura etmek için Başdanışman olarak kart bastırdı. Benim yazılarım internette e-mail zincirlerinde yer alır ve SESAR 'da kendi düşüncelerine uygun olan yazılarımı beni onore etmek için yayınlamıştır. Ben SESAR ve herhangi bir internet sitesinde yazı yazmıyorum " dediği Ben bana sormuş olduğunuz şahıslardan İsmail YILDIZ ve Behiç GÜRCİHAN isimli şahıslar dışında kalanları tanımıyorum. İsmail YILDIZ isimli şahıs ile 2003 yılında

tanıştım kendisi SES AR'm başkanıdır. Kendisi ile dostluğumuz vardır. Özellikle son iki yıldır çok sık görüşürüz. Benim yazılarımdan bir çoğu SESAR'm internet ortamında yayınlanmıştır. Benim yazılarımın SES AR'da yayınlanmasından herhangi bir sıkıntım yoktur. SES AR başkanı İsmail YILDIZ benim yazılanmdan seçtiklerini bu internet sitesinde yayınlar. İsmail YILDIZ her hangi bir yasadışı oluşum içerisinde yer almayan bir kişidir. Vatanını seven, işini iyi yapan mesleki yeteneklerine saygı duyduğum biridir. Behiç GÜRCİHAN ile de 2003 yılında İsmail YILDIZ vasıtasıyla tanıştım. Kendisini SESAR bakan yardımcısı olarak tanıtırdı. Fakat kendisi ile 3 yıldır konuşmuyorum. Kendisini üslubunu sevmem hiç samimiyetim yoktur " dediği Ben şüphelilerden BEHİÇ GÜRCİHAN ve İSMAİL YILDIZ'ı tanırım. Ben Sesar Araştırma ve Geliştirme Merkezinde baş danışman olarak çalışmadım, ancak beni İSMAİL YILDIZ onure etmek için böyle bir kart bastırdı. Bu kartada baş danışman yazmış, ben zaman zaman kendisine bazı konularda bilgiler veriyordum. Ben kendisi ile 2003 yılından beri Sesar' da tanıştım. Kendisi bize Haber Türk' deki yazılan yazdığım dönemde tanışmıştık. Daha sonra fikir alış verişi oluyordu. Ancak aramızda paraya bağlı bir iş alış verişi yoktur. Ben yazılan yazar gönderirim, kendisi beğendiği yazıları sitesinde Sesar ismi ile yayınlardı " dediği Ben BEHİÇ GÜRCİHAN' ı zaman zaman Star Gazetesinde İSMAİL YILDIZ' dan aldığı fikirleri yazması ile tanıyorum " dediği EMİN ŞİRİN: " İsmail YILDIZ ve Ergün POYRAZ isimli şahıslarla yüzyüze görüştüm. Eğer fotoğrafım çekilmiş ise bu normal herkesin bulunabileceği bir ortamda çekilmiştir. Bir gizli toplantıda çekilmesi mümkün değildir. Her iki şahısla olan ilişkimi de ileriki ifademde beyan edeceğim " dediği

Adı geçen şahıslardan İsmail YILDIZ isimli şahsı SESAR'm sahibi olarak tanınm. Kendisi ile ilişkimiz SESAR'da çalışan Hayrullah Mabmud'un takriben 2-3 sene kadar evvel aleyhime yazdığı bir yazıyı tenkit etmek üzere telefonla oldu. Sonra 1-2 kere görüştüm. Bana "Güya stratejik araştırmalar yapan, askerlerle iyi teması olan" bir kişi olarak kendini tanıttı. Kendisini itimat edilir bulmadım, çünkü kendisine Ankara'da nüfuz ticareti yapan çok insan var, İsmail YILDIZ'da bana bu intibaı verdi. Bilahare de bir temasım olmadı " dediği İsmail YILDIZ'ı SESAR'm başkanı olarak tanınm. Kendisi ile ilk defa yanında çalışan Hayrullah Mahmud'un aleyhime yazdığı bir yazıyı tenkit etmek üzere telefonla aradığımda görüştüm. Bilahare kendi talebi üzerine görüşmemiz de oldu. Yukanda da belirttiğim gibi özellikle askerlerle ilişkisi olduğunu iddia eden stratejik araştırmalar yaptığını söyleyen ama konuşmalannda itimat telkin etmediğinden bir daha görüşmedim " dediği 12-13 numaralı fotoğraf soruldu; bu resimlerdeki benim. İSMAİL YILDIZ ile 2 yıl önce millet vekili iken İSMAİL YILDIZ' m talebi üzerine onun seçmiş olduğu Akgün Sinemasına yakın bir muhallebicide görüşürken çekilmiş resimlerdir " dediği İSMAİL YILDIZ ile daha önce bir sefer HAYRULLAH MAHMUT isimli şahsın aleyhinde yazdığı yazıyı tenkit etmek için görüşmüştüm. 6 ay kadar sonra İSMAİL YILDIZ beni telefonla arayarak önemli şeyler görüşeceğini belirterek beni fotoğrafın çekildiği mekana davet etti. Ben de millet vekili olmam sıfatıyla davete icabet ettim. Kendisinin askerlerle en yakın temasta olan kişi olduğunu, Türkiye' deki genel stratejilerin üretimine katkıda bulunduğunu, SESAR isimli şirketin sahibi olduğunu ve iş birliği yapmanın faydalı olacağını söyledi. Siyasi olarak iş birliği yapılmasını ve Ak Partinin yıpratılıp yerine bir alternatif çıkanlması konusunda tekliflerde bulundu. Ben konuşma tarzından şahsın nüfus taciri olduğunu düşündüğümden kendisine itibar etmedim. Bir daha görüşmedim. Benim bu konuda telefon kayıtlanma bakılabilir " dediği Şüpheli ERGUN POYRAZ : " Ben İsmail YILDIZ isimli şahsı SESAR isimli İnternet sitesinde yazmış olduğu yazılardan dolayı tanıyorum, yaklaşık bir yıl kadar önce aynı internet sitesinde, Tayip ERDOGAN'ın Masonluğu hakkında yazılan bir yazından dolayı


kendisinden konu hakkından bilgi almak için, telefonla görüşmemiz oldu. Bunun haricinde yüz yüze bir defa görüştüm ondan sonra yazı ile ilgili bir dava açılmadığını öğrenince yazıyı kendi kitabıma aldım. Bir daha hiç görüşmedim. Bu yukarıda bahsedilen doküman hakkında herhangi bir bilgim yoktur " dediği İSMAİL YILDIZ ile birbuçuk senedir görüşmüyorum. OKTAY YILDIRIM ile yaklaşık bir senedir görüşmüyorum. Ben İSMAİL YILDIZ ' İN merkez valisi olarak kendisini tanıttığını bilmiyorum " dediği İsmail Yıldız'm Sesar adlı bir internet sitesinin olduğunu biliyorum, orada bir yazı yayınlamışlardı, o yazıyı da Star Gazetesinden Faruk Mangırcı isimli bir muhabir daha doğrusu köşe yazarı bu alıntıyı yapmıştı, yazı içeriği ilginç olduğu için bu yazıyı kitabıma almak istedim, bu yazıyı kitabıma almam için ön araştırma yapmam gerekiyordu, eğer bu siteye veya Faruk Mangırcı'ya dava açıldı ise bu yazıya almama imkan kalmıyordu, bu nedenle dava açılıp açılmadığını sordum, onlar da açılmadığını söylediler, o nedenle bu yazıyı kitabıma koydum, bu konuyu İsmail Yıldız'a , ilgili olan alıntı yapan kişilere sordum, bu şekilde bir görüşmemiz oldu, onun dışında bir görüşmemiz olmadı, bu görüşmeyi de yaklaşık bir yıl önce yapmıştım " dediği Şüpheli MEHMET MURAT YÜCEL: " Muhtemelen sene 2001 döneminde Kemal ŞAHİN beni telefon ile arada ve bana Ankara'da çok güçlü bir şirket var. Bu şirket Güvenlik konusunda çalışmak istiyor bir görüşme ayarlayayım dedi bende tamam dedim. Kemal ŞAHİN Bu görüşme için tarih vermişti ama hatırlamıyorum. Bu görüşmeye giderken ben Feridun Refik NUHOĞLU'nu da çağırdım ve beraber Ankara Tunus Caddesinde bulunan Yenigün İnşaattın girişte sağ ofise girdik. İçeriye girdiğimde içeride Kemal ŞAHİN, Ahmet CİNALÎ, patron masasında tombul yanaklı tıknaz, 47-48 yaşlarında hatırladım kadarıyla ismini Bülent olarak hatırladığım şahıs kendisini "Merkez Valisi" olarak tanıttı. Bu şahısın ismail YILDIZ isimli şahıs olduğunu burada teşhis ettim. Yanında bulunum diğer Şahıs ise kendisim asker olarak tanıttı. Ama şu anda rütbe söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum. Bülent (Kendisini Merkez Valisi Olarak Tanıtan İsmail YILDIZ ). isimli şahıs önce bana kendtnVve şirket hakkında bilgi vermemi istedi. Bende yaptığım işi ve şirketimi özelliklerimi anlattım. Kendîfgfi bizi güvenli konulan için çağırdıklannı söyledi bir süre sonra Bülent (Kendisini Merkez Valisi Olarak Tanıtan İsmail YILDIZ) isimli şahıs Türkiye'nin meseleleri ile alakalı görüş bildirdi. Daha sonra Bülenl (Kendisini Merkez Valisi Olarak Tanıtan İsmail YILDIZ) isimli şahıs hepimize hitaben "Devlet içerisinde çok güçlü ilişkilerimiz var sizler ile beraber çalışalım" dedi. Devlet konulan ile ilgili kitap vb. çalışmalar yapacaklannı bu konuda da birlikte hareket etmemizi söyledi. Bende bunun üzerine bizim şirketimiz ihalelere giriyor bu tarz devlet işleri yapmıyoruz, dedim. Bülent (Kendisini Merkez Valisi Olarak Tanıtan İsmail YILDIZ), isimli şahıs sorgular gibi sorular soruyordu hatta bir ara Feridun Refik NUHOGLU ile aralannda bir gerginlik yaşandı. Kemal ŞAHİN hiç konuşmadı. Sonra Ben Bülent (Kendisini Merkez Valisi Olarak Tanıtan İsmail YILDIZ) isimli şahsa "Siz devletin hangi kurumu adına konuşuyorsunuz" dedim oda bana "Benim gerek askeri gerek sivil bir çok tanıdığım var dedi. Her işi yaptımız." Bu arada klasörler içerisinde bir şeyler göstererek kendisini devletin kurumu gibi lanse etmeye çalışıyordu. İş ve ticaret amaçlı görüşme farklı konulara kayınca ben ve Feridun Refik NUHOGLU odadan çıktık. Kemal ŞAHİN bizi uğurlamak için dışanya çıktığında Kemal ŞAHIN'eAü adamlar tekin şahıslar değil dikkat et" dedim. Birkaç gün sonra ben bu toplandığımız yerin kime artAlçluğunu öğrenmek amaçlı muhtarlığa giderek kime.ait olduğunu öğrendim. Çünkü bu şahıslardan ŞöJA şüphelenmiştim ve Yenigün İnşaata (Mithat YENİGÜN) ait olduğunu öğrendim. Bu görüşmelerimizi ve topladığım bilgiyi isimlerini hatırlamadığım Devletin ilgili birimlerinde çalışan tanıdığım arkadaşlara aktardım. Hatta bir süre sonra Kemal ŞAHİN ile yaptığım telefon görüşmesinde bu şahıslar ile bir daha görüşmemesini söyledim ve 2003 yılma kadar Kemal ŞAHİN ve diğer şahıslar ile görüşmedim Feridun Refik NUHOGLU ile 3-4 kez telefon ve yüz yüze görüştük" dediği ' ' ""

İSMAİL YILDIZ' ı BÜLENT ismi ile kendisinin merkez valisi olarak tanıyordum. Kendi şerketimize ait iş görüşmesi için gittik. Ancak kendisini birşey zannettiği için ben bundan hoşlanmadım. Kendisi ile bir kez görüştük, bir daha da görüşmedik. Kendisinin davranışlarından şüphelendim, oturduğu yerin adresinin bir başka firmaya ait oludğunu öğrendim. Daha sonra da bunun güvenilmez adam olduğunu anlayınca arkadaşlarıma da haber verdim " dediği Ben örgüt yapılanmasını kabul etmiyorum, ben bunları menfaat çetesi olarak görüyorum. Benim bilgisayarım yoktur, çete ile de alakam yoktur, ancak biz kendini BÜLENT olarak tanıtan merkez valisi olduğunu söyleyen daha sonra İSMAİL YILDIZ olduğunu gördüğüm şahsın bürosuna gittiğimizde AHMET CİNALİ' de ordaydı. İSMAİL YILDIz' m yanında kendisini güvenlik işlerine bakan biri olarak tanıttı. Bir daha da görmedi. Ergenekon yapılanması içerisinde de değilim " dediği Kemal Şahin Refik Nuhoğlu'na Ankara'da Tunus Caddesinde çevresi çok geniş olan, etkili ticari işler yapan insanlar var bunlarla sizi tanıştırayım demiş, Refik'de bana söyledi, beraber dosyalanmızı aldık, oraya gittik, İsmail Yıldız denilen şahıs kendisini Bülent olarak tanıttı, merkez vali yardımcısı olduğunu söyledi, biz şirketimizi tanıttık, hangi işleri yapacağımızı ve hangi işleri yaptığımızı söyledik, kendisini devlet adamı olarak göstererek birtakım sorular sordu, bunun üzerine biz de sinirlenerek biz buraya ticari konularda görüşüecektik diyerek orayı terkettik, bize PKK konusunda ne düşünüyorsunuz, devletin şu sorunları nasıl çözülür dedi, bazı yayınlar yapacağını söyledi, bunun üzerine aramızda tartışma oldu, daha sonra oradan ayrıldık " dediği FERİDUN REFİK NUHOĞLU: " Ben İSMAİL YILDIZ ' ı tanımam, ancak KEMAL ŞAHİN' i tanırım. KEMAL ŞAHİN ile zaman zaman görüşmelerimiz olurdu. Emniyette özel harekatta çalışırken istifa ettim. Daha sonra da BOTAŞ' a girdim. İSMAİL YILDIZ' a da iş için gittik. Ben Ergenekon diye güvenlik şirketinde çalışıyorum. Bu güvenlik şirketinin sahibi KAZIM ALBAYRAK' dır. Bu şirket şu anda kapandı. 2000 senesinde açılmıştı, ben o şirkette bir müddet danışman olarak çalıştım. Ergenekon şirketi adına İSMAİL YILDIZ'ı tanımadığım için gittiğimde kendisinin isminin BÜLENT olduğunu, vali muavini olduğunu bana söyledi. O şahsın hareketlerini beğenmediğim için ayrıldım. Kendisini derin devlet olarak tanıttı. Devletin her kesiminde uzantıları olduğunu, genel kurmay ile bağlantısı olduğunu beyan etti. Yanında albay olduğuinu beyan eden biri vardı, ancak ismini bilmiyorum, daha sonra biz ordan çıktık. Hayatım boyunca da bir daha görüşmedim. Ben KEMAL ŞAHİN' e de bir daha bu insanlarla görüşmemesini söyledim. Kendim de KEMAL ile iş bulmak için zaman9 zaman görüştüm. Ancak onun dışında bir irtibatım olmadı. Benim şemadan haberim yoktur. KEMAL ŞAHİN' in uydurduğu bir şeydir. Benim Ergenekon yapılanmasında hiç bir ilgim yoktur. ERG Ergenekon çalıştığım şirketin adı idi. Benim diğer şüphelilerden MEHMET MURAT YÜCEL çocukluk arkadaşımdır. Birlikte Ergenekon şirketinde çalıştık. Kendisi spor hocası benim gibi. Ben de spor hocasıyım. Ben KEMAL' in yaptığı yapılanmayı neden yaptığını bilemiyorum. Ben MEHMET MURAT YÜCEL ile İSMAİL YILDIZ' m yanma iş görüşmesi için gittiğimde İSMAİL YILDIZ' da oradıydı ve orada bulunan bir iki şahısta sürekli kendilerinin makam sahibi olduğunu, kimisi albay, kimisi vali olduğunu söylüyordu. Ayrıldık, bir daha da İSMAİL YILDIZ ile görüşmedik dedi. BİROL AVANOZ emniyetten benim devre arkadaşımdır. AHMET CİNALİ ile beni KEMAL ŞAHİN tanıştırdı. Kendisinin albaylardan çevresi olduğunu ve bize güvenlik şirketi ayarlayacağını söyledi. Ben AHMET CİNALİ ile bir kere görüştüm " dediği M.MURAT YÜCEL' in ifadesi okundu, soruldu ; İSMAİL YILDIZ kendisini merkez vali yardımcısı olarak tanıttı " dediği


İSMAİL YILDIZ' da ele geçirilen istihbarat bilgi notlarını biz yazıp vermedik. Ben diğer şahıslan tanımam. Bizim yanımızda suikast planı gibi şeyler konuşulmadı " dediği

" Ben İsmail Yıldız'ı tanımıyorum, Kemal Şahin'i tanırım, Kemal Şahin'i Terörle Mücadele'de görev yapan Birol Abanoz vasıtasıyla tanıdım, Birol Abanoz, Kemal Şahin'i bana getirdi, Kemal Şahin' in de güvenlik amiri olduğunu söyledi, benim de güvenlik amiri olduğumu bildiği için tanışmamı istedi, Kemal Şahin ile 2001 yılında tanıştık, emekli olana kadar çok fazla görüşmedim, görüştüğümüz zamanda emekli olduktan sonra iş bulursan bana haber ver, aynı güvenlik şirketinde beraber çalışmz dedi, boş bulduğumuz yerde çalışmak istiyorduk, 2001 yılında Kazım Albayrak'm kurmuş olduğu Ergenekon adlı güvenlik şirketinde 6-7 ay güvenlik danışmanı olarak çalıştım, ondan sonra ayrıldım. Kemal Şahin'in vasıtasıyla Ankara'da bir yere gittik, biz oraya güvenlik ile ilgili bir iş için gitmiştik, orada güvenlik adına ihale alacaktık, isminin Bülent olduğunu ve vali yardımcısı olduğunu söyleyen birisiyle tanıştık, bir albay ile tanıştık, çok enteresan sorular sordular, ben de kızdım, bana Hakkarideki 101.sınır taşını bilir misin dedi, niye bunu sorduğunu söyledim, sosyolojik sorular sordu, ben cevap vermedim, kızdım, sorulan sorularak Mehmet Murat Yücel cevap verdi, daha sonra oradan ayrıldık " dediği


e-Hukuki durumunun Değerlendirilmesi[düzenle]

Şüpheli İsmail YILDIZ'm Ergenekon terör örgütü içinde kendisine bağlı alt birimin yöneticisi konumunda olduğu, ancak örgütün tamamı içinde üst düzey yönetici konumunda olmadığı bu haliyle örgüt içinde özel görevi haiz üyelerden olduğu, emekli polisleri ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN MİT yapılanması adı altında örgütlediği ve bu konuda projeler üreterek Türkiye çapında örgütlenme gayreti içinde olduğu, Gerek şüphelide çıkan belgeler, gerek şüphelinin yazmış olduğu bir çok yazının içeriği, gerek Kemal ŞAHİN, Refik NUHOĞLU ve Mehmet Murat YÜCEL gibi şüphelilerin beyanları göz önüne alındığında; şüphelinin kendisini devletin ve Genel Kurmay Başkanlığının stratejilerini belirleyen kişi olarak gösterdiği, deşifre olmamak için Bülent (Kod) adını kullandığı, kendisini vali diyerek lanse edip etrafına topladığı emekli polis ve değişik şahısları, ERGENEKON terör örgütünün MİT yapılanması adı altında örgütlemeye çalıştığı, örgütlediği kişilere istihbari nitelikte raporlar hazırlattığı ve bu kişilerden özgeçmiş raporları aldığı, İllegal olarak ele geçirdiği gizli askeri ve siyasi belgeleri yazılarında kullandığı, yine örgütün diğer üyeleri ile bu bilgileri paylaştığı, örgütün diğer organize birimi olan Kuvvai Milliye derneğinin bu yazıları alıp sitesinde kendi isimleriyle yayınladıkları, Şüphelinin Ergün Poyraz'ı tanımadığını beyan etmesine rağmen şüpheli Ergün POYRAZ'm bu şüpheli ile tanışıp görüştüğünü beyan etmesi, ayrıca telefon fihristinde Ergün POYRAZ'm numarasının da bulunması, şüphelinin bilgisayarından elde edilen bilgilerle Ergün POYRAZ'm bilgisayarından elde edilen bilgilerin benzer içerikli olması hususları göz önüne alındığında şüpheliler arasında bir bilgi alış verişinin olduğu ve örgütsel irtibatlarının bulunduğunu anlaşılmıştır. Şüpheli Bekir ÖZTÜRK, şüpheli İsmail YILDIZ'm internet sitesinde yazdığı yazıları Kuvvai Milliye.net sitesinde hem de Fuat ERMİŞ imzasıyla yayınlattığı, sözde araları açık olmasına rağmen Danıştay saldırısından sonra da Bekir ÖZTÜRK'le görüşüp ona talimatlar verdiği,

Şüpheli Kemal ŞAHİN ile VATANSEVER KUVVETLER GÜÇ BİRLİĞİ'nin kurucuları arasmda bulunan Ahmet CİNALİ vasıtasıyla tanışmaları bu şahsın da doğrudan Veli KÜÇÜK'le irtibatlı olması hatta bazı istihbari ve suikast içerikli elyazması belgelerin suretinin Veli KÜÇÜK'ün evinden de çıkması, şüpheli İsmail YILDIZ'm bu kanaldan da Veli KÜÇÜK'le irtibatlı olduğunu göstermektedir.


Şüpheli ismail YILDIZ'ın ERGENEKON-LOBİ yapılanmasında Araştırma ve Bilgi Toplama, Analiz ve Değerlendirme, İletişim ve Propaganda birimlerinde görevli olduğu yazılarından, yazı içeriklerinden, devletin ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst kademelerinde görevli şahıslara hakarete varacak derecede yazılar yazıp isnatlarda bulunması, örgütten az sayıda kişiyle ve sadece iletişim birimindeki şahıslarla görüşüp kendine bağlı gruba istihbarat toplattırması ve internet sitesinin çok az kullanıcısının olması, özel olarak kurduğu kurye servisi sayesinde özel bilgileri üyelerine kuryeler vasıtasıyla göndermesi ve bazı kişiler için özel araştırmalar yapıp kişisel raporlar hazırlaması, Şüpheliler Halil Behiç GÜRCİHAN ve Bekir ÖZTÜRK'e zaman zaman dikkatli olun istihbarat servisleri sizi kullanabilir şeklinde uyarılarda bulunması, Hayrullah Mahmut ÖZGÜR ile birlikte ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN farklı şekillerde propagandasını yapıp taban oluşturma gayreti içinde bulundukları, devlete ait gizli bilgi ve belgeleri ele geçirip bunları tahsis oldukları amaçtan başka yerde kullandığı, ayrıca yazılarında içerik olarak askerleri ve askeri idareye bağlı olarak görev yapan diğer kişileri kanunlara karşı itaatsizliğe, askeri disiplini veya askerlik hizmetine ilişkin görevlerini ihmale yöneltme ve tahrik etme ve kişisel verileri kaydetme suçlarını işlediği, ayrıca yazılarında Hükümete karşı isyana tahrik suçlarını da işlediği anlaşıldığından, Şüpheliden ele geçirilen belgelerin incelenmesinde; belirli partilere mensup bütün milletvekilleri ile ilgili kişisel bilgilere yer verildikten sonra kişilerin siyasi, felsefi veya ırki kökenlerine ilişkin verilerin yer aldığı ve fişlendiği, kiminin dinci olduğu, kiminin ajan olduğu şeklinde yazılı dokümanlar ve yine çeşitli kişiler ve üst düzey memurlar hakkında istihbari bilgiler topladıkları ele geçirilen belgelerden anlaşılmıştır. Bu fişleme maksatlı verilerin AK Partinin bölünmesiyle alakalı olarak milletvekillerinin ankete alınıp anket sonrası Ak Partiden kopabilir, Aynlmaz-menfaatçi, CIA ajanı, MOSSAD AJANI, MI6 MİT ajanı gibi ibarelerle ayrıntılı olarak dini görüş ve irki özelliklerinin de ayrıntılı yer aldığı anlaşılmıştır. Buradan da şüpheli İsmail YILDIZ m ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN amaçlan arasında bulunan siyasi partileri kontrol etme gerektiğinde suikast yapma şeklindeki amaçlarını bilerek bu konuda çeşitli yazılar yazdığı gibi fiili olarak ta bu örgütsel çalışmaların içinde yer alarak, halkı hükümete karşı isyana tahrik suçunu da işlediği anlaşılmaktadır. Şüpheli İsmail YILDIZ'm ERGENEKON terör örgütünün özel vazifeli üyesi konumunda olduğu anlaşıldığından;

Şüphelinin eylemlerine uyan, TCK'nun 313/1, 314/2, 319/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 314/3, 220/4 ve 313/4. maddelerinin yollaması ile TCK'nun 326, 327, 135/2-1,43/2. maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.