Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM V ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI İKİNCİ GRUPTAKİ KİŞİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 42-ŞÜPHELİ EMİN GÜRSES

Vikikaynak sitesinden
Atla: kullan, ara
[[]] Ergenekon iddianamesi
[[]]

42-ŞÜPHELİ EMİN GÜRSES


a)-Şüpheli Emniyet ifadesinde;[düzenle]

1957 yılında Rize ilinde doğduğunu, İlk, orta ve lise öğrenimimi Rize'de tamamladığım, 1975 yılında Rize Eğitim Enstitüsünü kazandığını, 1977'de mezun olduğunu, Ankara Üniversitesi eğitim fakültesine dikey geçiş yaptım. Terör olaylan nedeniyle okulu bırakıp 1978 Aralık ayında askere gittiğini, Şişli Siyasal Bilimler Fakültesine (Marmara Üniversitesi) 1984 yılında mezun olduğunu, 1991 yılında Boğaziçi Üniversitesi ve Londra Ekonomi okulunda Doktora programına başladığını, 1995 - 1996 yılında Doktora unvanını aldığını, 1998 yılından bu yana Sakarya Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Bölümünde Öğretim Üyesi olarak görev yapmaya devam ettiğini Yeşil Pasaportu olduğunu çok defa yurtdışına gidip geldiğini, herhangibir sabıkasının olmadığını, 532 206 67 68 numaralı telefon hattını kendi adına kayıtlı olduğunu,

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alman şahıslar ile ilgili irtibatları sorulduğunda; Oktay YILDIRIM'ı medyadan tanıdığını Ergün POYRAZ isimli şahsı bir defa Sevgi ERENEROL'un Patrikhanesinde gördüğününü Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK yakalanan bombalardan sonraki bir beyanatı ile ilgili kendisini aradığını telefonda kendisine demeci hakkında teksip göndermesini tehditvari bir şekilde istediğini, Bir açılışta Orgenaral Necati ÖZGEN ile görüşürken yanlarına geldiğini, kaba saba konuştuğu için Necati ÖZGEN paşanın bu şahsı yanından kovduğunu. Daha sonradanda bu şahıs hakkında medyadan bazı bilgiler edindiğini, Sevgi ERENEROL'u vatansever bir milliyetçi olarak tanıdığını Zaman zaman telefon görüşmüşlüğünün olduğunu, Patrikhanede düzenlenen kutlama tarzı programlara katıldığını, İstanbul Üniversitesi önündeki Milli Şehit Kaymakam Kemal Bey'in idam edildiği yerdeki düzenlenen anma toplantılarında bir defa gördüğünü,

Güler KÖMÜRCÜ, Fuat TURGUT, Sami HOŞTAN AH YASAK'ı medyadan tanıdığını, Kemal KERİNÇSİZ'i ilk olarak 3-4 sene önce Beyazıt'taki anma töreninde görüp tanıdığını, şahsın TV programına katıldığını, başka bir ilişkisinin olmadığını, Habip Ümit SAYIN'ı tarihten yaklaşık on yıl kadar önce Ulusal kanalda tanıdığını, telefonla ve karşılaştığında da yüz yüze görüştüğünü Vedat YENERER'i medyadan tanıdığını. Bir defa da TV programına katıldığını telefonla görüştüğünü, Veli KÜÇÜK'ü Tarihten yaklaşık 6 yıl kadar önce Kaymakam Kemal Bey'i anma törenlerinden tanıdığım,son olarak ne zaman görüştüğünü tam olarak hatırlamadığını, Ancak ara sıra görüştüğünü, Muzaffer TEKİN'i Kıbrıs'taki kahramanlığından dolayı vatansever bir asker olarak bildiğini Bıçaklanması olayından sonra Kadıköy'de bir yerde görüştüklerini kendisinde iyi bir izlenim bıraktığını, kendisini Sevgi'nin görevli olduğu Patrikhane'de bir kokteylde Ergün POYRAZ'ı gördüğü gün gördüğünü, Mehmet Fikri KARADAĞ'ı medyadan tanıdığını Bir defada Aydınlar Ocağındaki konferansında tanıdığını samimiyetinin olmadığını, Tespit edilen birçok telefon görüşmesinde kendisinin Türk Ortodoks Patrikhanesinde birçok toplantıya katıldığını beyan ettiği, hatta gizli yapılan toplantılara bile katıldığından bahsettiğinin tespit edildiği hatırlatıldığında Sevgi Hamınım orda yapılan ve memleket meselelerinin konuşulduğu, kapalı olarak yapılan, herkesin katılmadığı bir sohbete katıldığını, O toplantıya Kırım Meclis Başkanı Mustafa CEMİLOĞLU'nun da katıldığını, Ancak herkese açık olan programlara da katıldğım, 22.01.2008 günü saat 11.55'te XŞahıs (Sebahattin İSLAMOGLU adına kayıtlı) ile yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Görüşmede Veli KÜÇÜK ve diğer şahısların yakalanmasında bahsettikten sonra "Biçok toplantıya ben gittim. Hiçbir zaman Güler KÖMÜRCÜ'yü orda görmedim. Bunlar gizli toplanıyorlar diyor. GİZLİ TOPLANTILARDA BİLE GÖRMEDİM GÜLER KÖMÜRCÜ'YÜ" dediği hatırlatılarak, "GİZLİ TOPLANTI" olarak bahsettiği konunun ne olduğu, kimlerin katıldığı ve nelerin konuşulduğu sorulduğunda; Gizli olarak bahsettiğim toplantının Mustafa CEMİLOĞLU'nun da katıldığı toplantı oldğunu ,

Görüşmede bahsi geçen armatörlerden rüşvet alınması konusunun ne olduğu sorulduğunda; İsminin burada geçmesini istemediğim ve armatör olan bir yakımın bana kendilerinden para (haraç) istenildiğinden ve bu olayda Veli .KÜÇÜK isminin de geçtiğinden bahsettiğini kendisinin de bu olayı başka biri aracılığı ile Veli KÜÇÜK'e ilettiğini, iletim

sonrasında bu olayın çözüldüğünü, Olayın çözülmesi sonrasında teşekkür amaçlı Veli KÜÇÜK'ün yanma gittiğini, Görüşmelerinde Veli KÜÇÜK'ün adının kullanıldığını söylediğini, olayın bu şekilde sonuçlandığını, 22.01.2007 günü saat 17.25'te Erol... ? (MÜTERCİMLER) isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonara görüşmede "Şimdi Muzaffer yüzbaşının o astsubayla bombacı astsubayla hiçbir ilişkisi yok. Muzaffer yüzbaşıyı ben çok iyi tanırım. Muzaffer yüzbaşıya herkes gider gelir. Muzaffer yüzbaşının Veli paşayla da arası açıktı. Hep gazetede resimleri gösteriyorlar elini öperken." "Ama araları açıktı. ÇÜNKÜ VELİ PAŞA MUZAFFER YÜZBAŞI İÇİN DEDİ Kİ; ADAM OLSAYDI KAFASINA SIKARDI." "Bunun üzerine Muzaffer yüzbaşı bize dedi ki; benim için nasıl böyle bir şey söyler. Yani araları iyi değildi..." dediği hatırlatılarak Veli KÜÇÜK'ün neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu, bu beyanı kendisinin nerede ve ne zaman duyduğu sorulduğunda; Beyanları bizzat Veli KÜÇÜK'ten duymadığını, Ancak bir ortamda ya da bir basından duymuş olabileceğini, Görüşmede de bahsettiği şekilde Veli KÜÇÜK - Sedat PEKER - Güler KÖMÜRCÜ arasındaki ilişkinin ne olduğu, şahısların aralarındaki irtibatları hakkında bilgisi sorulduğunda; Güler KÖMÜRCÜ'nün gizli örgütlenmeler ve mafya gibi konularda gazetelerde yazılan çıktığını, kendisinin bu amaçla görüştüğünü, Güler KÖMÜRCÜ'nün Sedat PEKER'le görüştüğü gazetelerde haber olarak çıktığını, Harp Akademilerinde ders verip vermediği, verdi ise hangi dersleri verdiği, ders vermesi konusunu kimin talep ettiği ve herhangi bir ücret alıp almadığı sorulduğunda; Harp Akademilerinde ve Birçok Emniyet biriminde de konferanslar verdiğini, Harp Akademilerinde Globalleşme ve Güvenlik Dersi vermekti olduğunu, 23.01.2008 günü saat 17.49 sıralarında Erman DUR adına kayıtlı telefondan X Şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde; bir süre konuştuktan sonar ...Şimdi ben komutanlara Harp akademisinde söyledim. Ben olsam başörtüsü maşörtüsü serbest, ister gö.Mnüzü açın ister a..ınızı açın başınızı ne ederseniz edin serbest. ONDAN SONRA DERİM Kİ EKİPLERE, KARDEŞİM KAVGAYI BAŞLATIN. MİLLET BİRBİRLERİNİ YESİNLER BİR BUNU YAPARIM. Bak tam zamanıdır. Bırakacaksın birbirini yesin millet" Şekilde beyanlarda bulunduğu hatırlatılarak Bu konuşmayı Harp Akademilerinde ne zaman ve neden yaptığı sorulduğunda; Yaşanan olaylarla ilgili Harp Akademilerinde bazı şahıslar bana bu tür sorular sormuş olabilir. Bende bununla ilgili bu şekilde bir cevap verdim. Burada komutan diye bahsettiğim kişiler ders verdiğimiz resmi veya sivil kişiler dediği, 23.01.2008 günü saat 18.27'de Yalçın BAYER ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde Bir süre Sevgi ERENEROL 'la Sami HOŞTAN'in medyada fotoğraflarının yan yana konulması olayından bahsettikten sonra, yaşanan bu olayın sorumlusu olarak gösterilen Emniyet Teşkilatı Mensupları için Yalçın BAYER'in "Artık bu ibne Polis her numarayı yapabilir. " dediği hatırlatılarak konu hakkında ifadesi sorulduğunda;

Yalçın BAYER Hürriyet gazetesinde köşe yazandır. Yapılan operasyonla ilgili, Sami HOŞTAN mafya elemanı olduğu herkezce bilinir. Sevgi ERENEROL ile bu mafya liderinin basmda yan yana konulmasına ben sinirlenmiştim. Bu konuyu söyledim. Oda yanlış anlamış olabilir ve konuyu tam anlayamadığı için, basma değilde polise böyle bir küfür de bulunmuştur. Şeklinde cevap verdiği.

Burada kavgayı başlatmasını söylediği ekiplerin kimler olduğu ve bu ekiplerin nerde olduğu sorulduğunda; Harp Akademilerinde ders verdiğim zamanlarda derslerine katıldığı bazı öğrencilerinin gündemle ilgili sorular sorduklannı Öğrencilerin kendisine PKK sorunun nasıl düzeltileceğini sorduklannı kendisinin de Abdullah ÖCALAN'ın ifadesinde vermiş olduğu yöntemi örnek göstererek çözüm yolunu gösterdiğini, burada bahsi geçen ekip konusu da budur dediği,

Şüpheli erol isimli kişiyle yaptığı telefon görüşmesinde "...Muzaffer yüzbaşıyı içerden çıkarmak için biz bir girişimde bulunduk. Çıkaracaktık. Muzaffer yüzbaşıyı içerden tam çıkarma girişiminin içine girdik bu operasyon patladı." dediği hatırlatılarak, Muzaffer TEKİN'i çıkarmak için kimlerle nasıl bir girişimde bulunacakları sorulduğunda; Muzaffer TEKİN'in avukatları Muzaffer'in suçunun olmadığını ve Muzaffer'i çıkaracaklarını söyleylediğini, Kendiside bu beyanları görüşme yaptığı şahsa aktardığını, Yoksa herhangi bir girişimde bulunmasının söz konusu değildir dediği, - Muzaffer TEKİN'i çıkartmak için girişimde bulunmaktaki amaçlarının ne olduğu sorulduğunda; Muzaffer TEKİN'in dosyasında herhangi bir şey olmadığı için avukatlarının çıkacağını söylemiş olduğunu, Kendiside bu şekilde beyanlarda bulunduğunu, Ancak herhangi bir girişimde bulunmasının söz konusu olmadığını, Aynı görüşmede bir süre yakalanan el bombalarıyla ilgili tutuklu bulunan astsubayla ilgili görüştükten sonra "Bunun arkasındaki güç başka biri. O EKİBE HİÇ DOKUNMUYORLAR. Geliyorlar bu Astsubayı Sevgilerle bağlantılı kılıyorlar. YA BU ASTSUBAYIN SEVGILER'LE NE İŞİ VAR BU ASTSUBAYIN BAĞLI OLDUĞU EKİP SEVGİLERİN ESKİ ARKADAŞI İDİ SEVGİ BUNLARI KOVDU ŞEYDEN KİLİSEDEN." dediği hatırlatılarak; Söz konusu astsubayın Oktay YILDIRIM olup olmadığı, Oktay YILDIRIM ise şahsın arkasında olduğunu beyan ettiği ekibin kimler olduğu sorulduğunda; Kendisi Hanifı ALT AŞ'm Oktay YILDIRIM'm samimi arkadaşı olduğunu duyduğunu, Kendisinin ekip olarak bahsettiği kişinin Hanifi ALTAŞ ve diğer şahıslar olduğunu, Kendisinin sadece Hanifı ALTAŞ'ı tanıdığını, Yine görüşmede astsubayın Sevgi ERENEROL'la bir irtibatının olmadığından, arkasındaki ekipte bulunan şahısların Sevgi ERENEROL'la irtibatlı olduğunu ancak daha sonra Sevgi'nin bu şahısları kiliseden kovduğundan bahsettiği hatırlatılarak, konuyla ilgili ifadesi sorulduğurda; Burada bahsettiği kişilerinde yine Hanifi ALTAŞ olduğu, bildiği kadarıyla Hanifi ile Sevgi'nin bir ara aralarının bozulduğunu, Bu nedenle Sevgi'nin Hanifi'yi patrikhaneden uzaklaştırdığını ortamdaki konuşmalardan algıladığını, Görüşmede "Cumhuriyet gazetesine bomba atan Danıştay'a gidip bomba atanların ekiplerin bir ucu burada Üsküdar'da bulundu. ÇOCUKLAR DEDİLER Kİ BİZ GELİP İFADE VERELİM. BİZE 20 ŞER BİN DOLAR PARA TEKLİF ETTİLER DİYE SAVCI İFADELERİNİ ALMADI YA." diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; Avukatı Mehmet TAŞDELEN'in kendisine bu konuyu anlattığını, Avukatının Danıştay konusuna da baktığı için, o dosyada Üsküdar'da bulunan bir çocuğu şahit olarak dinlettirmek istediğini, Ancak mahkemenin bunu kabul etmediğini, Avukatının beyanlarını görüşme yaptığı şahsa aktardığını. Olayın bundan ibaret olduğunu, 28.01.2008 günü saat 20.59 sıralarında Mustafa...? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonar Görüşme yaptığı Mustafa...? isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Görüşme yaptığı kişinin Genel Kurmay'da görevli Mustafa Yarbay olduğunu, Mustafa Yarbay'm soy ismini şuan tam olarak hatırlayammadığım, Kedisinin vatansever bir arkadaş olduğunu, Sakarya'da Tugayda vermiş olduğu konferanslardan tanıdığını, Halen dostluklarının devam ettiğini, Bir süre telefon dinlemeleri hakkında görüştükten sonra Mustafa'nın "Bunlar geçecek ya." dediği, kendisinin "Sen başkasın. Perinçek ile konuşuyordum. Mesaj başka şimdi." Diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; Burada Perinçek olarak bahsedilen kişinin Doğu PERİNÇEK olduğunu, Doğu PERİNÇEK ile yapılan operasyon hakkında görüşmelerinin olduğunu, Perinçek kendisine bu operasyonunun millicilere karşı yapılan bir operasyon olduğunu, özelleştirmeler, vakıflar kanunu, bor maddelerinin satılması,

Türk ordusunun İran'a karşı kullanılması gibi başka bir şeyleri gizlemeyi amaçladığını söylemiş olduğunu, Kendisinin de bu beyanları Mustafa'ya aktarmış olduğunu, Görüşmede Zekeriya ÖZTÜRK'ün çok sayıda kimliğinin olduğundan bahsettiği hatırlatılarak konuyla ilgili ifadesi sorulduğunda; Kendisi Zekeriya'nm farklı kimlikler taşıdığını onu iyi tanıyanların konuştunu, Bu konuyu bu görüşmelerden hatırladığını, Zekeriya hakkında şüpheli şahıstır ifadesini çok duyduğunu, Görüşmede "Yalnız şeyi unutma eğer imkan varsa ADD BAŞKANI ŞENER ERUYGUR PAŞAYA HABER GÖNDERİN." "EMNİYET TEŞKİLATINDA ONLA İLGİLİ DOSYA HAZIRLANIYOR." "BUNU TELEFONDA SÖYLÜYORUM DUYSUNLAR DİYE." Dediği hatırlatılarak bu bilgiyi nereden elde ettiği sorulduğunda; Bu bilgisinin duyumlardan ibaret olduğunu, Herhangi bir kamu görevlisinden almadığını, Görüşmede "...Yıllardır yani fikir öğrendiğimiz bir insan diyor ki, ya komutan artık emekli paşalar mı ... darbe yapıyor diyor yani herkes tiye alıyor artık yani şeyleri. " "Hocam asker yapmayacak. Asker mesela PERİNÇEK'TEN hep uzak durdu. KARDEŞİM PERİNÇEK GİBİ BU KONULARDA PROFESYONEL BİR ADAM BU İŞTE BU ÖRGÜTLENMEDE ... OY VERECEKSİN. Ben niye bu böyle adamları harcayayım. Ben işin içinde olmam ama bu işte önünü açarım. Öyle bir sürü örgütlenmeler var. Türkiye de silah üzerine o tür yemin edenler değil PERİNÇEK gibi Örgütlenmesi güçlü tavrı da sert." "Onların üzerine gelemiyorlar. PERİNÇEK dün meydan okudu. Dedi ki burda İstihbaratçılar var dedi. Onlardan rica ediyorum, bizden birini tutuklasınlar da göreyim dedi. Onlara zindan ederim İstanbul'u diyor, bak böyle konuşuyor. " diyerek neyi kast ettiği sorulduğunda; Beyanlannm Perinçek'in beyanlanndan ibaret olduğunu, Perinçek'ten bizzat duyduğu veya basından takip ettiği beyanlan Mustafa'ya aktarmış olduğunu, Görüşmede "yıllardır fikir öğrendiğimiz bir insan" olarak bahsettiği kişinin kim olduğu sorulduğunda; Görüşmede bahsettiğim bir bilim olabilir dediği, Ancak şuan kim olabileceğini hatırlamadığını, Herhangi özel bir durumu söz konusu değildir dediği, Yapılan teknik takip çalışmalarında yoğun bir şekilde "GLADYO"nun Türk Silahlı Kuvvetleri içersinden çıktığından ve Emniyet Teşkilatı içersine yerleştiğinden bahsettiği hatırlatılarak, neden bu şekilde bir itamda bulunduğu, "GLADYO" olarak neyi kast ettiği ve bu yapının Emniyet Teşkilatı içersinde yerleşmesi konusunda ifadesi sorulduğunda; Emniyet Teşkilatı'nm son zamanlarda çok geliştiğini bilmekte olduğunu, Bu nedenle dış güçlerin emri altında hareket eden bir oluşumun daha etkili faaliyet göstermek için Emniyet'in içersine geçtiği yönünde yorumlar yapmış olduğunu, Beyan ettiği gibi Gladyon'nun dış güçlerin emrinde hareket ettiğini düşündüğünü, Bunlann kendisinin yorumlannadn ibaret olduğunu, Böyle bir sızmayı önlemek için Emniyet Teşkilatını uyarmak amacıyla bu şekilde beyanlannm olduğunu, Trabzon olayında bu suçu Emniyet yüklemeye çalışmalan buna bir örnek olarak verilebilir dediği, Yine yapılan çalışmalarda "ÇOREGANI" isimli bir şahıstan bahsettiği, Çöregani'nin Azerbaycan asıllı bir Iran'lı olduğundan ve Veli KÜÇÜK'le irtibatlığı olduğundan bahsettiği hatırlatılarak, "ÇÖREGANİ'NİN kim olduğu ve Veli KÜÇÜK ile irtibatı hakkında bilgisi sorulduğunda; Çöreganinin İran Azerbayca'nmda yaşayan Azeri bir profesör olduğunu, Veli KÜÇÜKTe aralannm iyi olduğunu bildiğini, Ancak son zamanlarda şahsın CIA ile bağlantılı olduğunun bilindiğini, Şahsm İran Azerbayca'nmda bağımsız bir Azerbaycan devleti kurma faaliyeti içinde oldukları her yerde konuşulduğunu, Ayrıca şahsın Amerikan destekli olduğunun da söylentiler arasında olduğunu, Bunun da Azerbaycan'daki Azeri Türkleri için sıkıntı olacağını her yerde söylediğini, Veli KÜÇÜK'ün de Azerbaycan meselesiyle yakından ilgilendiği için Veli KÜÇÜK'le irtibat kurmuş olduğunu ancak son zamanlarda aralarının açık olduğunu herkes tarafından sorulmakta olduğunu,

29.01.2008 günü saat 09.50 sıralarında Devrim...? (SEVIMAY) isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra Görüşme yaptığı şahsın kim olduğu sorulduğunda; Görüşme yaptığı şahsın Milliyet gazetesinde görevli Devrim SEVİMAY olduğunu, görüşmede bir süre Zekeriya ÖZTÜRK hakkında bahsettikten sonra "...bu adam PERİNÇEK'LE ilgili bir ifadesi var onu okudum. Vatta bir kağıt verdiler bana okudum onu. Kağıt iki saat sonra silindi. Vatta neler diyor biliyor musun? TÜRKİYE'DEKİ BÜTÜN TERÖR EYLEMLERİNİN ARKASINDA PKK BAĞLANTILI DOĞUPERİNÇEK VAR DİYOR. BÖYLE İFADE VERİLİR Mİ? Emniyet bu Savcılık bu ifadeyi almış dosyaya koymuş şimdi." diyerek bahsettiği konun ne olduğu sorulduğunda; Mehmet Zekeriya'nm Perinçek hakkında ifade verdiğini duyduğunu, Kendisinin Ulusal Kanalın Perinçek'e yakın bir kanal olduğunu bildiği için, Ulusal Kanalı aradığını ve ifadeyi Ulusal kanaldan kendisine göndermesini istediğini, İfadeyi aldığını ve okuduğunu, Mehmet Zekeriya'nm ifadesinde görüşmede de kendisinin bahsettiği gibi yapılan tüm eylemlerin Perinçek bağlantılı olduğu yönünde ifade vermiş olduğunu, Kendisi de bunun haksız bir şey olduğunu söyleyerek görüşmemde beyan etmiş olduğunu, Konuyla ilgili okuduğu kağıt hakkında "İKİ SAAT SONRA SİLİNDİ." diyerek neyi kast ettiği sorulduğunda; Yazı faks olarak geldiği için bir süre sonra bu yazı silinmişti dediği, Kendisinin görüşmede bundan bahsettiğini, Aynı görüşmede Devrim 'in "Mehmet AĞAR'ı bu işe nasıl sokuyorlar hangi dosya ile. " dediği, kendisinin "Şuanda borsadaki paralarla bağlantısı olduğu söyleniyor. Yani bu Sedat PEKER'in parası ÇAKICI'nın parası bunların paraları nerde?" "Biri idare ediyor. Mesela hatırla bundan bir süre önce bir başkomiserin hesabından 22 trilyon para çıktı." "Yani başkomiser hesabına 22 trilyonu koycak kadar aptal mı? Demek o kadar güvenli korkmuyor ki adam yani çok önemli birileri var arkamda diye düşünüyor. 22 Trilyon. Kapatıldı olay... " dediği, Devrim'in "Peki sen Mehmet AĞAR'A bunu söylediğinde ne tepki verdi?" diye sorduğu, kendisinin ise "Ben haber gönderdim direk söylemem." dediği hatırlatılarak, Çakıcı 'ya ve Sedat PEKER 'e ait olduğunu beyan ettiği para konusunun ne olduğu sorulduğunda; Bunlarında yine çevreden ve medyadan edindiği duyumlardan ibaret olduğunu, Bu duyumlarında borsada çok miktarda para olduğu, bu parayı bazı şahısların kullandığı veya yönettiği konusunda söylemlerin olduğunu,Kendisinin de görüşmenin de bunlardan ibaret olduğunu, Mehmet AĞAR'a söz konusu bilgileri neden kendisinin söylemediği ve Mehmet AGAR'ın konuyla irtibatı sorulduğunda; Kendisinin çevreden duyduğu haberleri Mehmet AĞAR'm yanındaki şahıslardan bir tanesi aracılığı ile Mehmet AĞAR'a ilettiğini, Onun da kendisine haberi olduğu yönünde tekrar bilgi gönderdiğini, Olayın bundan ibaret olduğunu, Mehmet AGAR'la ülke konularında ve bazı siyasi konularda görüş alış verişlerinin olduğunu, İrtibatlarının bundan ibaret olduğunu, Görüşmede Devrim 'in Doğu PERİNÇEK'in neden gözaltına alınmadığını sorması üzerine kendisinin neden "DOĞU PERİNÇEK'İ ALSINLAR KIYAMET KOPACAK. DOĞU PERİNÇEK AÇIKÇA PAZAR GÜNÜ MEYDAN OKUDU. BURDA KONFERANSI VARDI... Mutluyla ... olanları içeri alırlar diyor, içeri alanlar içeri aldıklarına pişman oluyorlar diyor. Sonra Mehmet EYMÜR örneğini veriyor." şeklinde beyanlarda bulunduğu sorulduğunda; Kendisi görüşmede Doğu PERİNÇEK'in konuşmasını şahsa aktardığını, Perinçekin bu konferansında temiz bir insan olduğunu, herhangi bir sorunun olmadığını beyan ettiğini, bu beyanlarına istinaden kedisini alan adamların haksızlık yapacağını, bu nedenle kendisini alan adamların alnını karşılayacağı yönünde söylemlerde bulunmakta olduğunu,

22.01.2008 günü saat 23.08 sıralarında Bülent.? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede "Perinçek aradı. " "Bu şerefsizler bi hesap yapıyolar diyo bi başka bişey yapacaklar bu dikkatleri o tarafa çekiyorlar diyo." "... madenler falan satılacak ya. Onun anlaşmasını yapacaklar herhalde." dediği diyerek bahsettiği olayın ne olduğu, Perinçek'in konuyla ilişkisi sorulduğunda; Kendisi Perinçek'in buna benzer bir beyanatını yukarıda anlattığmı,Kendisi Perinçek yapılan operasyonun öne çıkartılarak, başka işlerin, mesela bazı kanunları, geçirileceğinden bahsettiğini, Beyanlarının bundan ibaret olduğunu, 27.01.2008 günü saat 23.17 sıralarında Bülent. ? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Görüşmede "Perinçek'in bi toplantısı vardı Kadıköy'de" diyerek bir toplantıdan

bahsettiği, söz konusu toplantının ne olduğu, kimlerin katıldığı ve hangi konuların görüşüldüğü sorulduğunda; Söz konusu toplantının Uğur MUMCU'yu anma toplantısı olduğunu, Bu toplantıda iki tane resmi Polis Memuru bile olduğunu, Orada MİT ve istihbarat görevlilerinin de bulunduğunu, Konunun bunlardan ibaret olduğunu, - Söz konusu toplantıda Perinçek'in kendisine "Sakarya bölgesinde operasyon yapabilirler." şeklindeki beyanlarıyla neyi kast ettiği sorulduğunda; Sakarya'da teröristlere yönelik düzenlenen bir operasyon olduğunu, Bu operasyonu Perinçek'in kendisine söylediğim, Bu operasyonun yapıldığını, Sakarya Emniyet'inden bu konunun araştınlabileceğini, 10.02.2008 günü saat 16.44'te Naznıi...? isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Görüşmede bir süre düzenlenen operasyonlar ve yakalanan şahıslarla ilgili

görüştükten ve yakalanan şahıslardan bazılarının çeşitli pis işlere bulaştıklarından bahsettikten sonra; Nazmi'nin "Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin menfaatine hareket etmediler hocam kanaatimce, yani büyük konuşmuş olmayayım da." dediği, kendisinin ise "BÜYÜK Bİ ÇOĞUNLUKLA, MESALA BU KEMAL'İN YAPTIĞI OPERASYONLAR, BİR SONUÇ VERMEDİ YANİ. HEP TÜRKİYE'NİN ALEYHİNE SONUÇLANDI." dediği hatırlatılarak, söz konusu operasyonların ne olduğu ve sözde operasyonların kimin talimatıyla kimler tarafından gerçekleştirildiği sorulduğunda; Burada Kemal'in yaptığı operasyonlar diyerek, Kemal KERİNÇSİZ'in çeşitli şahıslar hakkında açmış olduğu davalar sonrasında şahısların Batı'da reklam edilmesini sağladığını, Açılan davlardan sonrada yaşanan bu olayların Türkiye'nin dünyadaki imajını kötü etkilediğini, Açılan davaların Türkiye'ye herhangi bir katkısı olmadığını, Kemal'in üslubunu da tasvip etmediğini,

  • Aynı görüşme içersinde kendisinin avukatı olduğundan bahsedilen Mehmet

TAŞDELEN hakkında bir süre görüştükleri, daha sonra Nazmi'nin "ŞEY DE MEHMET'İN YANINDAYDI. DANIŞTAY SALDIRISINI YAPAN." dediği, kendisinin ise "MEHMET'İN ADAMIYDI TABİ" dediği, hatırlatılarak, Danıştay saldırısını gerçekleştirin Alpaslan ASLAN ve irtibatları hakkında bilgisi sorulduğunda; Beyanlarının Avukatı Mehmet TAŞDELEN'in kendisine aktardığı konular olduğunu,Kendisi Alpaslan AS LAN'in avukatı Mehmet TAŞDELEN'in arkadaşı olduğunu kendinden duyduğunu, Görüşmede de bu konudan bahsettiğini, 13.02.2008 günü saat 11.56'da Mehmet TAŞDELEN isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde, Mehmet'in Hocam şimdi bu Alparslan'ın babası aradı. Dedi ki Mehmet Bey tutuklu sanıklardan birisi yeni ifade verecekmiş dedi. Dedim vatta haberim

yok. Şunu diyecekmiş; DANIŞTAY SALDIRISINDAN ÖNCE GASTECI ARAMIŞ SÖYLEMİŞ, TARAF GAZETESİNDEN. Danıştay saldırısından 20 gün önce Ataşehir'de toplantı yaptık, toplantı yapıldı. DANIŞTAY SALDIRISININ TALİMATINI VELİ KÜÇÜK VERDİ." dediği hatırlatılarak, DANIŞTAY SALDIRISI SANIKLARININ verecekleri ifadelerle neden ilgilendikleri sorulduğunda; Avukatı Mehmet TAŞDELEN Danıştay dosayı davasında da avukatlık yapmakta olduğunu, Gündemde olan bu konuyla ilgili yaşamış olduğu bu olayı kendisiyle paylaştığını, 17.02.2008 günü saat 23.53 sıralarında Hande EROL isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Görüşmede Hande'nin "Daha sakin anladım mı daha sakin." "KAPATMA

ADAMI ÖYLE. O KADAR ŞEY SORAR ADAM. SORARSA İSTİHBARATÇI MISINIZ DİYE. YA BİR DAHA ÖRGÜT ADI GEÇİRMEDEN KONUŞ YA." dediği hatırlatılarak, Hande EROL'un hangi konudan bahsettiği ve neden örgüt adının geçmemesini istediği sorulduğunda Handenin burada kendisini dostça uyarmak amacıyla böyle bir görüşme yaptığını, Handenin görüşmede konuşurken bahsettiği örgütlerin kendisine zarar verebileceği düşüncesiyle kendisini uyarma ihtiyacı hissettiğini, 18.02.2008 günü saat 00.23 sıralarında Hande EROL'un telefonuna göndermiş olduğu mesajlar yüzüne karşı okundukta sonra; "Ya sen ne yapiyorsun yasakliyorum tw programlarina cikmana. Millet cik konuş istiyo, guwenligini benden başka dusunen yok. SÖYLEDİKLERİNİN YÜZDE SEKSENİ GİZLİ BİLGİ. GENEL BİLGİ WER LÜTFEN " dediği hatırlatılarak, Hande'nin neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu sorulduğunda; Handenin kendisinin öğrencisi olduğunu ve kendisini sevdiğini, Beyanlarının ileride kendisi için sıkıntı olmaması açısından kendisini uyarmak istediğini, 18.02.2008 günü saat 02.42'de Hande EROL isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • TV programındaki beyanları hakkında bir süre görüştükten sonra kendisinin

"TEŞKİLATTAN ARADILAR. DEDİLER Kİ; İRAN MESELESİNİ DE KONUŞ. ARADA ONU DA SIKIŞTIRDIM." dediği, Hande'nin ise "Onlar zaten her şeyi söyletiyor. Güvenliğe gelince sağlamıyorlar... " dediği hatırlatılarak, "TEŞKİLAT" olarak bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; Bir istihbarat birimde görevli arkadaşının kendisini program esnasında aradığını, İran'a gittiklerini söylediğini, İran'da kadınların Türkiye'de başörtüsü konuşulduğunu duyduklarını, Türk kadınlarının başörtüsünün üzerine bu kadar gitmemelerini söylediklerini, Humeyni'den sonra kendilerinin çok perişan olduğunu söylediklerini kendisine aktardığını ve konuşmasında örnek olarak göstermesini istediğini, Kendiside bunu programda anlattığını konunun bundan ibaret olduğunu, - Aynı bölümde Hande'nin kendisinin güvenliğinin sağlanması konusunda neden endişe duyduğu ve bu şekilde beyanlarda bulunduğu sorulduğunda; Kendisinin bütün öğrencilerinin kendisinin devletle yakın olduğunu düşünüp sorduklarım ve söylediklerini, 18.02.2008 günü saat 12.21 sıralarında Erman DUR adına kayıtlı telefondan Mustafa... ? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Bir süre düzenlenen operasyonlar hakkında görüştükten sonra, Mustafa'nın

"YALNIZ YENİ BİR OLUŞUMDA BUNLAR. Bunu yapanlar hakikaten ağır ödemeli yani ve öder de. Yani çok acı ve BUNDAN SONRA DA BELKİ DE DÜNYANIN EN DERİN DEVLETİ TÜRKİYE'DE OLABİLİR HA. " dediği, kendisinin "YANİ OLURSA TEK BİR

DERİN DEVLET OLACAK HERHALDE YANİ BU KADAR." dediği hatırlatılarak, bu şekilde beyanlarda bulunmalarındaki amaçlarının ne olduğu sorulduğunda; Kendisinin Türkiye'de derin bir devlet olduğunu bildiğini. Ancak bu derin devletin milletin derin devleti olmadığını bildiğini, Burada yeniden bir oluşumla derin devletin kurulmasını milletin derin devleti olması konusunda istemekte olduğunu, Başkaca bir niyetinin olmadığını, 20.02.2008 günü saat 15.41'de Vedat YERENER ile yaptığı telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Görüşmede bahsettiği ödülün ne olduğu, kendisinin ödül verip vermeyeceği sorusu

üzerine Vedat'ın neden "Maddi yetersizliklerden dolayı. TERÖR LİSTESİNE GİRERLER BAŞLARINA SIKINTI GELİR DİYE DE. O KONUDA BİRAZ RAHATSIZ OLDUM VERMEDİM." Şeklinde beyanlarda bulunduğu sorulduğunda; Vedat'ın her sene Kuvayı Milliye ödülü vermekte olduğunu, Bu sene vermediğini, Kendisinin de sebebini sorduğunu, Ancak ne dediğini ve görüşmenin içeriğini tam olarak hatırlayamadığını, Görüşmede "Mesela Mehmet AGAR'ın hakkında dosya hazırlıyorlar." "Mehmet AĞAR'a ben 10 gün evvelden haber verdim. Mehmet AĞAR restini çekti ki buyursunlar dedi. Sonuna kadar varım dedi..." diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; Yukarıda da beyan ettiği gibi Mehmet AGAR'la bir çok konuda fikir alışverişinde bulunduklarını, Yaşanan olaylarla ilgili olarak da Mehmet AĞAR hakkında duyduğu konulan kedisine yanındaki bir kişi aracılığı ile ilettiğini ,Hatta Mehmet AĞAR'm TV'de bu konuyla ilgili açıklama yaptığını, Kendisinin de o açıklamaya atfen bu şekilde beyanlarda bulunduğunu, 22.02.2008 günü saat 00.51'de Bülent...? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Görüşmede Bülent'in Veli KÜÇÜK'ün on numaralı adam olduğundan bahsettiği,

bir numaranın Şener ERUYGUR olduğunu, listede Abdullah ÖCALAN'm da bulunduğunu, Mehmet AĞAR'm da listede üç veya dördüncü şahıs olduğunu, "... yalnız bunları topyekün çıkartsınlar Doğu PERİNÇEK'in anasını ağlatacaklar." Şeklinde beyanlarda bulunduğu hatırlatılarak, Bülent'in bu bilgileri nereden temin ettiği, neden kendisine bildirdiği, ismi geçen şahısların operasyon kapsamında irtibattan hakkında bilgisi sorulduğunda; Görüşme yaptığı kişinin Bülent AKKAR olduğunu, Şahsm Sakarya Otobüs terminalinde büfesi olduğunu, Öğrenci olan çocuğuna burs bağladığı bir kişi olduğunu, Şahısla bu şekilde tanıştığını, Şahsın bu bilgileri Mehmet AGAR'ın yanındaki, hatırladığı kadanyla Mustafa...? İsimli şahıstan almış olabileceğini, Ancak bu bilgileri nereden aldığını bilmediğini, Bülent'in Doğu PERİNÇEK'i seven bir adam olduğunu, Ergenekon'la ilgili bütün suçların Doğu PERİNÇEK'e yüklenebileceği, bu şekilde Doğu PERİNÇEK'e zarar verilebileceği düşüncesiyle bu şekilde beyanlarda bulunmakta olduğunu, Görüşmede geçen X Şahsın Veli KÜÇÜK ve diğer şahısların yakalanması sebep olarak gösterdiği, "Enver ALT AYLI" konusunun ne olduğu sorulduğunda; Enver ALTAYLI'nın MİT'çi olduğu söylenen bir şahıs olduğunu, Bu şahsın Kafkasya ve Orta Asya'daki operasyonlarda bulunduğunu TV programında kendi ağzından duyduğunu, Şahsm uzun zamandır ortada olmadığım, Birden ortaya çıkmasıyla bu olaylann başlaması arasında bir irtibat olabileceğini düşündüğünü. 15.02.2008 günü saat 10.50 sıralarında Hüseyin...? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Görüşmede bir konuyla ilgili Servet...? isimli şahsın bastırdığından, ancak karan

Tayip Beyin verdiğinden, aynca Tayip Beyin kontenjanından faydalanılacağından

bahsedildiği hatırlatılarak konunun ne olduğu sorulduğunda; Görüşme yaptığı kişinin Hüseyin BUYURUCU olduğunu, Akrabası olduğunu, Bu görüşmenin aile içi bir görüşme olduğunu, Başkaca herhangi bir anlamı olmadığını, 22.01.2008 günü saat 21.43'te Nejat ESLEN adına kayıtlı telefondan X Şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra;

  • Görüşmede fazla yorum yapmamasını, aksi takdirde kendisinin de alınacağını söyleyerek şaka yaptığını beyan ettiği savcının kim olduğu sorulduğunda; Görüşme yaptığı kişinin Emekli Tuğgeneral Nejat ESLEN olduğunu, Kendisini arayan bir çok savcı bulunduğunu, Bunlardan bir tanesinin kendisine şaka mahiyetli takıldığını, Kendisinin de görüşmede bundan bahsettiğini,

29.01.2008 günü saat 19.01 sıralarında Metin KÜLÜNK isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşmede "BENİ DUN ARADI BI EMMİNYET MÜDÜRÜ. BUGÜN 6-7 KİŞİ ARADI SEN HALA DIŞARDA MISIN DİYE. EMNİYET MÜDÜRÜ ARIYO BENİ. DEDİMKİ SAYIN MÜDÜRÜM, SEN KİMDEN TALİMAT ALIYOSAN, SEN ONA SÖYLE BEN BURDAYIM KAÇTIĞIM BİYER YOK. GELSİN SAVCI MAVCI. AMA BU İŞLERİN ZAMANI GELİRSE DÖNERSE SONRA ÜZÜLMEYİN DEDİM ONA BEN. EMNİYET MÜDÜRÜNE BENİ ARATTIRIYOLAR ZA VALLI ADAM. " dediği hatırlatıldıktan sonra, kendisini arayan Emniyet Müdürü olarak bahsettiği şahsın kim olduğu sorulduğunda; Kendisini arayan birçok Emniyet Müdürü olduğunu, Bahsi geçen kişinin de bu şekilde kendisini iyi niyetli olarak uyaran bir kişi olduğunu, Ancak kim olduğunu şuan hatırlamadığını, - Aynı kısım içersinde "AMA BU İŞLERİN ZAMANI GELİRSE DÖNERSE SONRA ÜZÜLMEYİN DEDİM ONA BEN." şeklinde beyanlarda bulunarak neyi kast ettiği sorulduğunda; Kendisinin bu operasyonların yapılmasında dış güçlerin etkisinin olduğunu düşündüğünü, Bu nedenle bu operasyonun tekrar dönüşünün olacağı ve Türkiye'ye zarar vereceği yönündeki düşüncelerini aktardığını, 16.02.2008 günü saat 11.02'de Cevdet ERALP adına kayıtlı telefondan X Şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra; Görüşme yaptığı şahsın kim olduğu sorulduğunda X Şahsın işgal sonrası Ortadoğu ile ilgili olarak düzenlenecek olan bir sempozyumdan bahsettiği, kendisinin ise "VALLA NE GÜZEL OLURDU YA. BEN, BANA ŞUBAT VE MARTTA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI VAR." "Bizimkiler sızmalar var dediler. israilliler ortalarda dolaşıyor." dediği hatırlatılarak, neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu sorulduğunda; ; Cevdet ERALP isimli şahsı hatırlayamadığmı,Bu görüşmeyi yaptığı şahsın Eralp ALIŞIK isimli şahıs olduğunu, Eralp ALIŞIK'm bir dönem Londra Üniversitesinde akademisyen olarak çalıştığını, Kendisimde orada tanıdığını, Daha sonra Türkiye ye döndüğünü, Kerkük ve Kafkasya ile ilgili toplantılara katıldığını Kendisininde ortadoğuyla ilgili bir semposzuma katılmasını söylediğini, kendisinin derslerinin yoğun olduğu ve işini engellediği için, bahane olarak, sokağa çıkma yasağının olduğunu söyleyip güvenlik sorunu olduğunu anlattığını, Buda sempozyuma gitmemek için uydurduğu bir bahane olduğunu, 11.01.2008 günü saat 21.51 'de Ümit SAYIN ile yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra, görüşmeyle ilgili ifadesi sorulduğunda; Ümit SAYINT bir televizyon programı dolayısıyla aradığını,

Internet ortamında yapılan araştırmada Hülya OKUR isimli bir kişiyle röportaj yaptığınız, bu röportajda ihtilalci olduğunuzu, imkanınız olsa ihtilal yapacağınızı söylediğiniz görülmüştür. Aynı röportaj içersinde "YOK PKK'lıya burs verir. Ahlaksızı korur. Benim kuvvetim olsa ihtilal yaparım." Başlığı altında sizin bunları mahkemeye verdiğinizi, savcının bu davayı YÖK'e gönderdiğini, idari dava olduğunun iddia edildiğini, ama ihtilal

yaptığınızın ilk günü o savcının ipe gidecek adamlardan birisi olduğunu söylediğiniz görülmüştür. Bu röportajı hatırlayıp hatırlamadığı ve röportajın içersindeki konularla ilgili ifadesi sorulduğunda;

YÖK'ün PKK'lıya burs vermiş olduğunu, ancak işlem yapılmadığını, kendisine hakaret ve saldın olduğu halde Savcının bunu memurla memur arasındaki ilişkidir buna YÖK karar verir diyerek YÖK'e gönderdiğini, Savcının ipe gitmesi konusunu, savcının sorgulanmasını kast ettiğini,, İhtilalcilik meselesine gelince İhtilal; olumlu yönde sosyal bir değişimdir . Bu anlamda bütün Atatürkçüler ihtilalcidir. Bunun darbeyle bir ilişkisi yoktur. Darbeler Türkiye'nin anasını ağlatmıştır dediği, Yapılan aramalarda elde edilen tabancayı ne zaman, nereden ve kimden aldığı sorulduğunda; Bunun kendisinin yaklaşık 2 yıldır ruhsatlı silahı olduğunu, İstanbul Emniyeti terörle mücadele konusunda koruma karan çıkarttığı için bu silahı aldığını, Adına taşıma ruhsatlı olduğunu, Yapılan aramalarda elde edilen mail çıktısı yüzüne karşı okuduktan sonra ifadesi sorulduğunda; Kardeşi Mustafa'nın vefat etmesi sonrasında cenaze törenine katılan şahısların isim listesinin Zümrüt Rize Gazetesi tarafından kendisine maille bildirildiğini, Sedat PEKER'in cenaze törenine katılmadığını, Ancak Veli KÜÇÜK ve Sevgi ERENEROL cenaze törenine katılmış olduklarını beyan etmiştir.

b) Şüpheli savcılık ifadesinde[düzenle]

Emniyette ifadesini kabul ettiğini, Sakarya Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler Bölümünde Profesör olarak ders verdiğini, Şüphelilerden VELİ KÜÇÜK' ü 3-4 yıldır tanıdığını, Milli Şehit Kaymakam KEMAL Beyi anmak için yapılan törenlerde tanıştığını. MUZAFFER TEKİN ' in kendisini aramasından sonra tanıştıklannı, Muzaffer TEKİN hakkında olumlu bir kanaat sahibi olduğunu, SEVGİ ERENEROL Vatansever bir kız olarak tanıdığını, şahsın kilisenin bahçesinde verdiği kokteyllere katıldığını, ÜMİT SAYIN ' ile ulusal kanalda bir programda tanıştığını, MEHMET AGAR'm kendisini zaman zaman telefonla ardığını, bir şeyleri kendisine danıştığını, MEHMET ZEKERİYA ÖZTÜRK ile samimiyetinin olmadığını kendisini telefon ile aradığını, KEMAL KERİNÇSİZ ile de Milli Şehit Kaymakam KEMAL Beyi anma törenlerinde tanıştığını, Kemal'in Yeniçağ Tv. ' de programına gittiğini OKTAY YILDIRIM ' ı uzaktan bir iki kez gördüğünü, TANER ÜNAL, AHMET CİNALİ isimli şahıslan tanımadığını, MUZAFFER Yüzbaşıyı temiz bir adam olarak bildiği için MUZAFFER çıkacak diye söylediğini, Ankara ' da bir askeri yetkili ile görüşürken (SARM' den olabilir.) "Şemdinli meselesini çözdünüz, buna sıra ne zaman gelecek" " dediki sıra ona geldi şimdi dediler" şeklindeki görüşmede askeri şahsa Şemdinli dosyasında savcının suçlu çıktığım, samklann serbest kaldığını, MUZAFFER' in de suçsuz olduğunu düşündüğü için bu şekilde sitem ettiğini,

Ümit SAYIN'm kendisini bir sefer aradığını, Kendisinin ise onu aramadığını, ÜMİT SAYIN ile olan 11.01.2008 tarihli olan görüşmesinin; konunun FATİH ALT AYLI' nm Teketek programına daveti ile ilgili olduğunu, O görüşmede geçen "Muzaffer Yüzbaşı niye içerde, Ergün Poyraz niye içerde, bunlar hep yıldırmak için" şeklindeki sözü mutlaka bana sormuşturda söylemişimdir dediği, 22.01.2008 tarihli görüşmede EROL MÜTERCİMLER, VELİ KÜÇÜK' ün gözaltına alınmasını kendisine sorduğunu, Akabindeki görüşmede kendisinin bilgi almak için YAKAN CUMALIOGLU isimli Kıbns Türk Konfederasyonlan Başkanı' nın sekreteri ile bu konuyu görüştüğünü,

22.01.2008 tarihli (saat 11:48) tape ile ilgili olarak; kendisinin orada MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı NAZMİ ÇELENK isimli şahıs ile yaptığını, Orada SEVGİ' nin resmi toplantılar yaptıklarını söylüyorum dediğini, İran işi ile ilgili dediği kısım da VELİ KÜÇÜK' ün İran' m Azerbaycan bölgesindeki ÇÖREGANİ denilen şahıs ile bir faaliyetleri olduğunu, Bu faaliyetlerinin amacı İran Azerbaycanmın tam bağımsızlığı ve İran' dan ayrılmasına yönelik bir çabasının olduğunu, VELİ KÜÇÜK' de bu şahıslarla çok sık görüştüğünü bildiğini, SEVGİ EREEROL' u Milli Şehit Kaymakam Kemal Beyi anma toplantısından beri tanıdığını, kaç yıldır tanıdığını bilmiyorum dediği, Aynı tarihli (saat 11.52) ... Numaralı tapeyle alakalı olarak; ben VELİ Paşayı cepten aradım, ancak kendisinin çıkmadığını söylediğini, çünkü VELİ Paşa'nm kendisini aradığını, numarayı kendisinin aradığı numarayı kaydettiğini, bir süre sonra aradığında ise aynı numaranın cevap vermediğini, kendisinin SÜREKLİ NUMARA DEĞİŞTİRDİĞİNİ, kendisinin bu görüşmede VELİ KÜÇÜK' e kefil değilim, ama SEVGİ' ye kefilim derken, VELİ KÜÇÜK' ü iyi tanımadığı için söylediğini, görüşmede geçen "VELİ paşanın büyük işlerle uğraştığı, büyük para işlerinden kasıt VELİ KÜÇÜK' ün burada değişik şekillerde para toplayıp, Azerbaycan ordusunun toparlanması için oraya gönderdiği, orada orduyu toparlamak için para topladığı, aynı görüşmedeki "yaa bizimkilerden bile rüşvet istemişler, armatörlerden, yaa Veli Paşa bu işin içindeydi, tabi 7 milyon $ istediler. Gitti, Veli Paşa ile konuşayım dedimki Genel Kurmay Başkanmamı ( Kıvnkoğlu) söyleyeyim. Yoksa sizmi halledersiniz dediğini bir hafta içinde işi çözdüğünü, Berber YAŞAR'm bunlarla beraber çalıştıklarım" " şeklindeki konuşmada doğru olduğunu, Bu konuşmada benim tersanecilik yapan yeğenlerim var. Bunlardan SAMİ HOŞTAN ve Berber YAŞAR denilen şahsın Kilis' li bir iş adamı adına bu parayı istediklerini duyduğunu, kendisinin bunu Veli Paşaya söyleyince birden sinirlendiğini ve bir daha adamları yeğenlerimi aramamış dediğini, 22.01.2008 tarihli (saat 11:55) görüşme, kendisinin bunlar gizli toplanıyorlar, gizli toplantılarında bile görmedim GÜLER KÖMÜRCÜ' yü, demekki bunun haricinde benim gitmediğim ayrı bir iş çeviriyorlar dediği 22.01.2008 tarihli (saat 12:46) görüşme, kendisinin orada MİT' in Çerkezleştirimesi ile alakalı olarak söylediklerinin doğru olduğunu, ÇÖRAGANİ ile alakalı söylediklerinin doğru olduğunu, VELİ Paşa' mn Ukrayna ve Romanya' da da başka işlere girdiği söyleniyordu dediğini. 22.01.2008 (saat 14:40 ) tarihli DEVRİM SEVİMAY ile yaptığı görüşmede Kuvva-i Milliyenin iki örgütünün CİA ile alakalı olduğunu söylediğini, bunlardan biri TANER ÜNAL biri de FİKRİ KARADAG'dır dediğini. Bunu kendi etrafımdaki adamlann konuşmalarından duyduğunu, Kendisinin bunları MUZAFFER TEKİN ile yanyana hiç görmedim dediğini, O görüşmede "savcı ile konuştum, Muzaffer yüzbaşının dosyasına baktım, içeride bir gün durması mümkün değil, Tayyip Erdoğan için yuhudidir diye kitap yazan, belgeleri veren, jandarmanın üst kademesinden birileri, korumadılar onu başka, arkasıda gelebilir bunun, belki işlerine gelmeyen bazı siyasilerde gidebilir, Veli paşanın rahiplerle, mahiplerle işi yok, büyük adam, büyük işlerle uğraşıyor, İran' da bir operasyon yapıyorlar, kimseyi koruduğum yok, Veli Paşa para, büyük paralarla uğraşıyorlar, benim öyle param olsa kendime ev alırdım, evlenirdim ama" şeklinde kendisinin konuştuğunu, 22.01.2008 tarihli (saat 17:25) görüşmede " sana bilgi vereyim, asker araya... olaylar... iki tane astsubayı aldıkya, onları çıkardık şimdi sıra Muzaffer' de, Muzaffer' i çıkarma kararı almıştık. Onun üzerine baskı yapıyorduk, bu işler patladı. Yani Muzaffer' i içerden çıkartacaktık... " şeklindeki görüşme Şemdinli' de yargılanan astsubaylar temiz çıktı,

buradan mahkeme serbest bıraktı. Ben MUZAFFER' i çıkarma kararı aldık şeklindeki beyanında böyle bir kararı nerede aldığımızı bilmiyorum dediğini, 23.01.2008 tarihli (saat 17:49) görüşme; "beni alırlarsa içeriye biliyorlar ki Amerikan ve İsrail büyükelçilerini havaya uçurmak için bizimkiler her şeyi yapacak. Telefonlarım dinlensin, bunu kaydetsinler" şeklindeki görüşmeler yaptığı Veli KÜÇÜK' ün elini öptüğünü ve her zamanda öpeceğini söylediği."Muzaffer yüzbaşıyı içerden çıkarmak için biz bir girişmide bulunduk, çıkaracaktık içerden, tam çıkarma girişiminin içine girdik bu operasyon patladı şeklindeki konuşmanın daha önce avukatlar ile yaptığı görüşme olduğunu 28.01.2008 tarihli (saat 20.59) görüşme, görüştüğü MUSTAFA isimli şahısın Adapazannda yarbay olduğunu, ancak daha sonra Ankara' ya tayin olduğunu. ŞENER ERUYGUR ile alakalı dosya hazırlandığını basından duyduğunu, ERGÜNPOYRAZ' da bulunan belgeler ve arşivlerin Şener Paşanın verdiğini duyduğunu. Bunu da ERGÜN POYRAZ ile SEVGİ' nin kilisesinde tanıştığım zamanda kendinde bazı dosyaların nereden aldığını sorduğumda Jandarmadan aldığını söyledi dediğini. 30.01.2008 tarihli MUSTAFA isimli şahısla yapılan görüşmede; Bu işin askerlere karşı yapıldığını Yarbay MUSTAFA'nm kendisine anlattığını sert tedbirlerle bu işin üstüne gidilmesi gerektiğini söylediğini, BÜLENT denilen şahıs ile yaptığı görüşmeler soruldu; kendisi Adapazan'nda garajda büfecilik yapar, Mehmet AĞAR'm yanmdakilerden aldığı bilgileri bana aktarır dediği,ergenekon terör örgütü üyesi olmadığını,

c)-Aamalarda elde edilen deliller[düzenle]

Şüphelinin yapılan aramalarında elde edilen 20.02.2008 tarihli mail çıktısı ile ilgili olarak ifadesinde; Kardeşi Mustafa'nın vefat etmesi sonrasında cenaze törenine katılan şahısların isim listesinin Zümrüt Rize Gazetesi tarafından kendisine atılan mail olduğunu, Sedat PEKER cenaze törenine katılmadığını, ancak Veli KÜÇÜK ve Sevgi ERENEROL cenaze törenine katıldıklarım, İnternet ortamında yapılan araştırmada Hülya OKUR isimli bir kişiyle röportaj yaptığı, bu röportajda ihtilalci olduğunu imkanını olsa ihtilal yapacağını söylediğini anlaşılmıştır bu konu ile ilgili olarak ifadesinde;Röportajı hatırladığını, YÖK PKK'lıya burs vermiştir. Gerekli yerlere bildirdim ancak işlem yapılmamıştır. Bana hakaret ve saldın olduğu halde Savcı bunu memurla memur arasındaki ilişkidir. Buna YÖK karar verir şeklinde YÖK'e gönderdiğini, bende saldırıya uğrayan, hakarete uğrayan benim. Benim haklarım ne olacak diye itiraz ettim ancak dikkate alınmadı. Sinirle bu beyanları kullandım. Savcının ipe gitmesi konusunu, savcının sorgulanmasını kast ettim. Danıştığım bazı savcı arkadaşlarda bana burada taraflı davranıldığım söylediler.İhtilalcilik meselesine gelince İhtilal; olumlu yönde sosyal bir değişimdir. Bu anlamda bütün Atatürkçüler ihtilalcidir. Bunun darbeyle bir ilişkisi yoktur. Darbeler Türkiye'nin anasını ağlatmıştır. Şeklinde beyanda bulunduğu; 3N+1K: KİM: Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emin Gürses, Rize doğumlu. Mustafa Kemal'in istihbaratçısı Milis Yüzbaşı İpsiz Recep Reis'in torunu. Marmara, Boğaziçi, Londra Metropolitan ve Londra üniversitelerinde (SOAS, Birkbeck College ve LSE) siyaset bilimi, gelişme ekonomisi ve uluslararası ilişkiler dallarında lisans, yüksek lisans ve doktora öğrenimi gördü. Gürses'in IRA, ETA, PKK, etnik milliyetçilik, Kafkaslar ve Ortadoğu üzerine pek çok makale ve kitabı bulunuyor. : - „ -


NEDEN: Denize düştük, her yere saldırıyoruz işte... "Kim yaptı bunu o güzelim esmer gülüşe... Kim yaptı bunu şu kavruk esmer topraklara..." diye derinlerde gerçek bir güvercin katili arıyoruz. Kulağından tutabildiğimiz her bilgiyi, her fikri, her iddiayı getirip, birbirimizin önüne atıyoruz. Ortalık biraz dağılıyor, ama kimin umurunda. Kuyrukları birbirine bağlamanın başka yolu yok. Sakinleşmenin başka yolu... Sizce bu güvercin katilim kim yarattı; biz mi, yoksa başkaları mı? Bize göre sorumluluk en azından yan yarıyadır... Emin Gürses'e göre, içeriyle bağlantılı dış mihraklar. Aslında Hrant Dink de bunun sadece sapık bir güvercin katili işi olamayacağını bize bir hafta önce söylemiş. 12 Ocak tarihli yazısında, "... Ve işte yine uçurumun kıyısmdaydım. Peşimde tekrar birileri vardı. Onları seziyordum. Ve onlann Kerinçsiz ekibiyle sımrlı ve salt onlardan oluşacak denli sıradan ve görünür olmadıklanm çok iyi biliyordum" demiş. İşte şimdi bizler o görünür olmayanın peşinde; gerçek katilimizi anyoruz. NEREDE: Çelik Gülersoy'un Sultanahmet'teki Yeşilev'inde. NE ZAMAN: Milattan bir gün sonra... 20 Ocak, Cumartesi. - "Güvercin katilP'nin şahıs olarak hiçbir önemi yok, ama profili nedir; bu katil nereden bulunmuştur? Bütün tetikçiler mafyavari bir örgütlenmetarafından yönlendirilirler. Çünkü bir istihbarat biriminin bu tetikçiyi yönlendirmesi çok zordur. Yani yolda bile bulsanız onunla arkadaşlık kurup, yönetmeniz çok zor olur. Ama bu tip ruh sağlığı bozuk insanlann mafyavari örgütlenmelere büyük zaafı vardır. Böyle bir örgüte girmeye zaten kendisi can atar bir şeyler yapmaya ve bu da onun kullanılmasının yolunu açar. - Peki o mafyavari örgütlenmeyle istihbarat biriminin ilişkisi nasıl kurulur? Zaten istihbarat birimlerinden habersiz mafyavari örgüt olunmaz. Bu tip çekim merkezlerinin olması kontrolü sağlamak açısından bazı istihbarat birimlerinin de işine gelir. - Bu mafyavari örgütlenmeden Çakıcı, Peker tipi örgütlenmeleri mi anlayalım? Hayır hayır, ben ille elinde silahlısından söz etmiyorum. Dinci mafya da olur, milliyetçi mafya da... Her alanda olabilir. Bir adam Atatürk'ten daha Atatürkçüyüm diyorsa şüpheleneceksin, Peygamberden daha müslümanm diyorsa şüpheleneceksin. Bu dediğimde böyle bir mafyavarilik. Bunlar çevrelerinde kendilerine tapan insanların olduğu bir örgütlenme kurar, cazibe merkezi yaratırlar. Sonra katılanlar teslimiyet içerisinde her türlü yönlendirmeyi gözü kapalı kabul ederler. - Sizce bu katil şu anda ne yaptığım zannediyordur, ona ne söylenmiştir? Ona mutlaka "Bu bir vatan hainidir, bu adamı öldürmek memlekete hayır getirir" denmiştir. Zaten o da soru bile sormamıştır. O zaten medyadan okuduklanyla buna bir süredir hazır, bekliyordu herhalde. - Para karşılığı olmuş olamaz mı? Para yoktur, ama zaten bu tip adamlann ihtiyaçlan mafyavari örgütlenme tarafından karşılanıyordun - Sizce katilden giderek bu örgütlenmelere ulaşılabilir mi, yoksa başına bir şey gelir mi? Sabancı cinayetini anımsayın. Mustafa Duyar diye birini çıkardılar, "Bu öldürdü" dediler. Suriye'den alıp, cezaevine koydular. Ne zaman ki "Ben savcılığa yeni açıklamalar yapacağım" dedi, Mustafa Duyar o akşam öldürüldü. Oysa zaten Mustafa Duyarlar Sabancı'mn katma kadar çıkmadılar bile. Nitekim Fehriye Erdal falan Susurluk'ta ölen Emniyet Müdürü'nün ekibinden çıktı. - Peki bu tetikçiye vur talimatı nasıl ulaştırılmıştır? Talimat vermenize bile gerek yok; zaten hemen hemen hepsine ruhsatsız silahlar dağıtılmış vaziyette. Yeşil ışık yakmak yeter. Şeyh Salih'ten yeşil ışık nasıl alındı? "Bunlar başörtüsüne karşı karar alıyor" dediği anda yeşil ışık yandı zaten. - Eski İstanbul Ülkü Ocakları İl Başkanı Levent Temiz'in (Temiz'in yanıt hakkı baki) 26 Şubat 2004'te AGOS'un kapışma gidip, "Hrant Dink, bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir" demesi bir yeşil ışık mı? Levent Temiz, Amerikan Konsolosluğu'nun peşinden "Gel, bir konuşalım" diye yalvardığı biridir. Ama bunu kabul etmediği için de birçok yerden dışlanmıştır. Ben size bunu bir bilgi olarak söylüyorum. Zaten bu yeşil ışıklar da öyle orta yerde yakılmaz. Temiz’in yaptığının adı eylem.


- Ama işte o eylemdi-bu davaydı derken, "Şeker gibi bir adam", (bu tüyler ürperten ifade için herkesten özür dileyerek...) "katli çok değerli biri" haline getirilmedi mi? Burada bir ince işçilik yok mu? Tamam işte, bu laf çok önemli. Peki kim onun katledilme olayını önemli bir hale getirdi.? Hrant Dink'i öldürtmek için kenarda bekleyenler getirdi. Bakın, bundan üç ay önce "Milli kuvvetlere saldırı olacak" diye açıkça bizi uyardılar. - Nereden uyardılar? Bu memleketin "kestanecileri" var, onlar uyanyor. Kestaneci deyip geçmeyin: ingilizler Meclis-i Mebusan'ı basmaya gidiyor. Karaköy'ü geçiyorlar. Orada kestaneciler var. Biri tezgâhını bırakıp, Galatasaray Postane'sine koşuyor. Postanedekilere "Kemal Paşa'ya telgraf çekin, ingilizler Meclis'i basmaya gidiyor" diyor. Paşa 15. Kolordu Kumandanlığına bir yazı yazıyor. Eğer Meclisi Mebusan basılırsa Anadolu'daki tüm İngiliz yetkililer tutuklansın diye talimat veriyor. Kestaneciler maaşla çalışmazlar, gönüllüdürler. Bugün Teşkilat-ı Mahsusa'ya çok atıp tutuyorlar, ama onların bugünkü MİT'le falan alakası yoktur. O dönem farklı bir dönemdi. Onların çoğunun bugün mezarlan bile belli değildir. - Peki ne bilgi geldi o "kestaneciler"den size? Saldın olacak bilgisi geldi. "Silahlı bir saldın da olabilir, mesela bir tinerciden gelecek saldın da olabilir. Çok dikkatli olun, fazla dışanlarda dolaşmayın" dendi. Bu uyarıdan Emniyet'in de haberi var. İstanbul Emniyeti de uyanldı. Ama görüyoruz ki Hrant Dink korunmadı. Ve ilginçtir, bunu belki birçok insan bilmiyor, ama Hrant Dink milli kuvvetlerdendi. - Nereden çıkarıyorsunuz bunu? Sizce neden bu ülkeyi seven bir insan öldürülüyor da, ülkenin yağını balını yediği halde bütün gün bu ülkeye söven insanlara bir tokat bile atılmıyor? Ermenistan'da Meclis basıldı, Demirciyan dahil Başbakan öldürüldü, ama dünyada kimse pek bir şey söylemedi. Niye? Çünkü yerine Koçaryan gelecek. Koçaryan kimden talimat alacak? ABD'deki Ermeni lobisinden talimat alacak. Bakın Ermeni lobisi diyorum, Ermeni değil. Biz ne yapıyoruz? Yahudi lobisine para veriyoruz ki, Ermeni lobisini engellesin diye... Ama Yahudi lobisi ne yapıyor? Ermeni lobisine, "Aman dengeli götürelim, para aksın" diyor. - Bir dakika, biz Yahudi lobisine nasıl para mı veriyoruz? Türkiye Cumhuriyeti açıktan, resmi olarak veriyor. Onlann ABD'de araştırma kurumlan var. Onlara "Al sana 3-5 milyon dolar, Türkiye'yi tanıt" diyoruz. Adı bu. Ama onlar bu parayla Türkiye aleyhine çalışmalan engelleyeceklerine, gidip Ermeni lobisiyle dengeli götürüyorlar faaliyetlerini. Bu nedenle sonuç alınamıyor. - Bunların Dink'le ne alakası var? Dink, Ermeni lobisinin faaliyetlerini perde arkasım gören biriydi ve onlarla da arası iyi değildi. Benim bildiğim kadanyla Dink son dönemde önemli çalışmalar içindeydi. Bu meselenin Türkiye'nin üzerinde büyük yük olduğunu söylüyordu ve yükün kaldınlması için de uğraşıyordu. Son bir yıldır böyle bir uğraşısı olduğunu biliyorum. - Yani bireysel çaba dışında bir şey miydi? Sadece bireysel değil, devletin kademelerini de uyanyordu; "şunu şöyle yapmak lazım, bunu böyle yapmak lazım" diye. - Devletin hangi kademelerini? Devlet politikalarını belirleyen kademelerini... - Yani siz, Hrant Dink devlete çalışıyordu mu diyorsunuz? Hayır hayır, devlete çalışıyordu demiyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın. O bir görevli ya da maaşlı falan biri değildi. Kimseye gidip, bana bir görev verin falan da dememiştir. Tabii şimdi bazılan bana kızacaktır belki de, Hrant'a "Milli kuvvetlerdendi" dediğim için. Ama bu dediğime kızanlar ya cahildir, ya işbirlikçidir. Cahillerse kızmam, işbirlikçilerse de hayırlı olsun derim. Aman maaş almayı ihmal etmesinler, derim. Benim incitmekten korkacağım tek kişi ailesi ve sevenleridir. Ama onlar da sakın incinmesinler, ben Dink'in gerçek bir yurtsever olduğunu söylüyorum. - Peki niye şimdi açıklıyorsunuz böyle bir şeyi? Aslında belki de gizli kalması gereken bir şeyi açıklamış oldum. Ama bunu Hrant Dink için ve bu ülke için yapmamız gerekiyor. Bu oyunu bozmamız gerekiyor. Çünkü bu dumanlı havadan hem dışanda hem de içeride nemalanmak isteyenler var. -İçeridekileri az çok biliyoruz da, dışarıda kim var? ~ s


Bakın Hrant Dink'in Diyarbakır'da yaptığı konuşmayı sakın unutmayın. O konuşmaya gelenlerin çoğu PKK'lıydı ve Dink onlara dedi ki, "Ermeni liderlerini emperyalizm kullandı, faturası Ermeni halkına çıktı. Şimdi siz aynı tuzağa düşmeyin." Bu Hrant Dink'in yaptığı açıklama, emperyalizmin en tehlikeli gördüğü açıklamadır. Hrant Dink, bu açıklamasından sonra emperyalist güçlerin hiç sevmediği bir adam oldu. - Dink'in devlete gösterdiği yol neydi? Ermeni meselesinin kontrolünü Amerika'nın elinden nasıl alırız; Ermeni lobisini nasıl aşarız, diasporayı nasıl saf dışı ederiz; o bunların derdindeydi. Ermenistan sınır kapısının açılmasını, Ermenistan'la Türkiye'nin işbirliği yapmasını istiyordu. Türkeş'in de Erivan'la bir yakınlaşma politikası vardı. İşte milli kuvvet budur. Mustafa Kemal ne diyor, "Milletin ve memleketin saadeti için uğraşan insan en değerli, birinci sınıf insandır" diyor. Hrant Dink bu tanımın içindedir. En azından son bir yıldır böyle bir çabamn içinde olduğunu ben biliyorum. - Sizce bu konuşmaları yakın arkadaşlarıyla, ailesiyle paylaşmış mıdır? Sanmıyorum, ama Hrant Dink açık konuşan biriydi. Belki de demiştir. - Peki o zaman şimdi işin en özüne gelelim: Hrant Dink niye öldürüldü? Bakın, bir süre önce devlet toplanmış, karar almış; tehdit Batı'dan geliyor, diye. Bu yüzden art arda açıklamalar yapıldı: MİT Müsteşarı çıktı, "Ulus devlet tehlikede" dedi. Başbakan çıktı, adresi gösterdi, "ABD görevini yapmıyor" dedi. Hemen arkasından PKK Koordinatörü, "AB iki yüzlü davranıyor" dedi. Bunlar pay edilmiş açıklamalardı. - Genelkurmayın payı nerede, o niye susuyor? O hazırlık peşinde. Genelkurmay bu tehdidi, bu açıklamaları biliyor. Zaten Başbakan'm cinayetten sonraki ilk açıklaması da böyle bir şeydi. Açık açık söyledi. Çünkü Başbakan'a bir süredir "Devlet tehlikede" diye raporlar gidiyordu. - 16 ay sonra "Kürt sorunu yoktur" demesi de bundan mı? Seçime yönelik bir slogan değil miydi o? Hayır, kaldı ki Erdoğan bugünkü manzaraya göre zaten birinci parti olacak. Bir sorunu yok ki... - Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'in tam da Dink öldürülmeden birkaç saat önce CNN Türk'e yaptığı açıklamalar neydi? Bakın Ankara'da şu anda bir çaba var; herkes bir açılım yapıyor. Çünkü artık inisiyatif ele alınsın isteniyor. - Bunun için gerekirse genel af da mı olsun deniyor? Deniyor. Bu görüşmeler devam ediyor. Öcalan'ın açıklamaları da bununla bağlantılıdır. Bölgenin sıkıntıya girdiğini gördüğü için milletvekillerine o mektubu yazdı. Ne de olsa eski istihbaratçı, bilmez mi? Batarsak önce Kürtler batacak, bunu o da biliyor. - Mehmet Ağar'm af önerisi de mi bundan? Ağar da inisiyatifin Ankara'ya taşınması için uğraşıyor. Ağar, bu bağlantının içindedir. O kadarım söyleyebilirim. ÖcalanTa da bu konuda üst kademede bir görüşme yapıldı. - Nerede? İmralı'da. İlk defa yapılmıyor ki, zamanında da yapılıyordu, ama onlar farklıydı. Böyle bir karar almak için ilk kez yapıldı. Ocalan da o mektubu yazdı. - Yani Dink bu konsept değişimine bir yanıt olarak mı öldürüldü? Evet, çünkü Türkiye soykırımcı ilan edilecek. Böylece Türkiye kimseye el kaldıramayacak; dişleri çekilen bir aslan olacak. Çünkü her Kuzey Irak'a parmağım azatsa "Bakın soykırımcı Türkler şimdi de Kürtleri kesiyor" denecek. Ve ABD-İngiltere-İsrail Türkiye'den İran'daki etnik kışkırtmalara birlikte katılmayı, ama Kuzey Irak'a girilmemesini isteyecek. KUTU: ANKARA'YA SIZMA VAR - Hrant Dink, sizin tabirinizle "milli kuwetler"den idiyse o zaman ölmesi niye engellenemedi? Devletin milli kuvvetler listesinde gördüğü biri niçin milli kuvvetler tarafından korunmadı? Uğur Mumcu da milli kuvvettendi. Mumcu, zannedersem 9 Ocak'tı. Yazdığı bir yazı vardı: Terörün arkasında bizim ittifak içinde olduğumuz istihbarat birimlerinin olduğunu ima ediyordu. 15 gün sonra öldürüldü. Uğur Mumcu belgesiz konuşmazdı, o belgeleri açıklayacaktı. Mumcu'yu niye korumadılar? Necip Hablemitoğlu, Ankara Cumhuriyet'te, Cüneyt Arcayürek'in

odasında bana "Türkiye'de müttefik dediğimiz yabancı istihbarat birimlerinin yıkıcı faaliyetleri var. Bunları yayınlayacağım" dedi. Ve Necip de 15 gün sonra öldürüldü. Necip'i niye korumadılar? Üstelik Necip'in hem MİT'le ilişkisi vardı, hem de Genelkurmay'la... O niçin korunmadı? Eşref Bitlis Paşa Jandarma Genel Komutanı'ydı. En millici oydu. Ne zaman ki "Bu işin arkasındakileri gördüm" dedi, o da öldürüldü. Peki o niye korunmadı? - Siz söyleyin; niye? İçerde sızma var... Türkiye'de temizliğin Ankara'dan başlaması lazım; ben niye "Ankara'da işgal var" diyorum? - Sızma nerede? Birimlerin içinde. Demin anlattığım mafyavari örgütlenmelerin içinde mutlaka istihbarat birimlerinden birileri vardır. Eğer oradaki istihbaratçı milliyse tehdidi merkeze bildirir. Milli değilse, yine bildirir, fakat tam tersine, işin çabuklaşması için bildirir. Ya da merkezde birileri passif kalmayı tercih eder. Bunlara bakmalı. KUTU: DİNK'İN ÖLÜMÜ BEDAVAYA GELMEMELİ "Hrant Dink'in ölümünün sıradan olmadığını göstermek için mutlaka Hrant'a bayraklı bir tören yapmamız lazım. Hükümetin çıkıp 'Hrant Dirik'i öldürenler bizim müttefik istihbaratları tarafından biliniyor' demesi lazım. Ermenistan'la sınınn açılması lazım. Açın sının, zaten 40 küsur bin insan var bizde çalışan. Ticaret Gürcistan üzerinden sürüyor. Sorunlann çözümü için Büyük devlet adım atar. Türkeş de benzer çalışma içindeydi, ama o zaman bile engel olanlar çıktı, ve sonra da hükümetin ABD'ye 'Lütfen şu soykınm yasasım geçirin, sizden rica ediyorum' demesi lazım. Neyin doğru olduğu artık önemli değil, yeter ki bu şantaj dayatmasını atalım üstümüzden." KUTU: İPSİZ RECEP'İN TORUNUYUM - Biz sizi uluslararası ilişkiler uzmanı Emin Gürses olarak tanıyoruz, ama siz kimsiniz? MİT'e mi çalışıyorsunuz, Genelkurmay'a mı, Emniyet'e mi, başka bir örgüte mi; siz niye tehdit alıyorsunuz? Benim dedem Mustafa Kemal'in istihbaratçısı Menzil kumandam Milis Yüzbaşı Recep Reis'ti. Mustafa Kemal'e çalışıyordu, biz de Mustafa Kemal'e çalışıyoruz. Sizin o dedikleriniz maaşlı çalışır. Yani görev kabul etmiş, yapacak. Bizimkiler Mustafa Kemal'in gönüllüleridir. KUTU: VELİ KÜÇÜK İSMİ, HEDEF ŞAŞIRTMAK İÇİN KULLANILIYOR - "Milliyetçi devlet anlayışı kendisini korumak için suçu dış mihrakların üzerine atıyor. Hatta Emin Gürses de 'Hrant Dink milli kuvvetlerdendi' diyerek dezenformasyon yapıyor..." Sizin bu açıklamalarınızı böyle değerlendirenler olacaktır? Ben de, milli bir devlet böyle bir şeyi yapar mı diyorum? Devlet aptal mı böyle bir şey yapsın? Kendi kendine böyle bir şeyi yapar mı? Türkiye'nin sımrlanm değiştirmeye kadar gidecek büyük bir operasyon bu. Düşman ordusu gelse bu kadar zarar veremezdi Türkiye'ye... Görün bakın arkası nasıl gelecek; Batı'dan kıyamet kopacak. Ama bu operasyona devletin içinde yardım eden varsa, o zaten servislerin içindedir. Sızma dediğim bu. Bunlar yabancı değiller. Senin benim gibi nüfus kağıdında Türkiye Cumhuriyeti yazan insanlar ama, yabancı servislere çalışıyorlar. Mumcu cinayeti sırasında ne demişlerdi? "Bunun arkasını daha fazla araştırmayın, devlet çöker" denmişti. Bu ne demektir? içeride sızma var demektir. Ceyhan Mumcu şimdi açıkladı işte; "Mumcu'nun durumu var burada" dedi. - Ya peki işin Veli Küçük tarafı? Uğur Mumcu öldürüldüğünde de İran Konsolosluğu'na yürümüştü insanlar, bozuk para atmışlardı, "Kahrolsun İran" diye bağırmışlardı. Ama İran çıkmadı. O gün insanlara kim İran'ı hedef gösterdiyse, bugün de Veli Küçük'ü hedef gösteriyorlar. Niye? Derin devlet yaptı dedirtmek için. Veli Küçük derin devlet mi? Lojmandan çıkartılmış, korumalan alınmış biri. Bunu kim yaptırmış ona bir bakın. - Niye koruyorsunuz Küçük'ü? Ben aslında burada Küçük'ü değil, Dink'i koruyorum. Amacım hedefin saptırılmasını önlemeye çalışmak. Bu işi Türkiye'deki milliyetçiler yaptı diye kesip atmak yanlış yönlendirmedir. Veli Küçük kızgınlığı dile getirmiştir değişik biçimlerde. Ama şimdi bunun gündeme getirilmesi dikkatleri başka yöne çekmek için. - Sizin de Veli Küçük'le çekilmiş resminiz varmıdır? „


Vardır, ama nerede? Ya bir şehitler gününde ya bir 30 Ağustos töreninde. Benim Muzaffer Tekin'le de resmim var. Eğer bu insanlarla fotoğraflarım gazinoda eğlenirken çekilmiş olsa o zaman bir şey söylesinler. Yoksa zaten herkesin herkesle çekilmiş fotoğrafı var. - İyi de Emin Gürses, bu katili yaratanlar dışarıdan çıksa bile bizim de çuvaldızı kendimize batırmamız gereken bir şey var: Allah göstermesin, ama öldürülen Kemal Kerinçsiz olsaydı insanlar hiç dönüp Hrant Dink'e kin duyar mıydı; sizin yüzünüzden öldürüldü der miydi? Evet, Hrant Dink'e kimse böyle bir şey demezdi. Mutlaka dışarının parmağı var, denirdi. - Ama Dink öldürülünce sokaktaki insanların aklına ilk Kerinçsiz ekibi geliyor. "Siz öldürdünüz" diye değil tabii, ama "Memnun musunuz" diye bakıyorlar. Demek ki ortada ters olan bir şey yok mu? Aslında o ekibin yaptığı normal protestolardı. Onlardan Londra'da da var. Fakat bizdeki biraz daha doğu kültürüne özgü oluyor. Ama şiddet kültürü bugün sadece belli bir kesimde yok, bütün topluma yayıldı. Bana göre bu konuda da medyanın büyük sorumluluğu var.

PAZARTESİ ROPORTAJLARI-2 Ankara'ya sızma var Veli Küçük ismi, hedef şaşırtmak için kullanılıyor Cinayetin milliyetçilerin üzerine atılması bir taktik FOTO ALTI: Gürses: "Hrant Dink'i bugün son yolculuğuna uğurladıktan sonra hemen Ermenistan'la sınırın açılması lazım. Açın sının, zaten bizde 40 küsur bin çalışan insan var. Zaten ticaret Gürcistan üzerinden sürüyor. Sorunların çözümü için büyük devlet adım atar." (Fotoğraf: Kadir Can) (Giriş) Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emin Gürses'le Hrant Dink cinayetine ilişkin söyleşimizin dün yarım kalan ve en az dünkü kadar çarpıcı olan bölüm şöyle: - Hrant Dink, sizin tabirinizle "milli kuwetler"den idiyse o zaman ölmesi niye engellenemedi? Devletin milli kuvvetler listesinde gördüğü biri niçin milli kuvvetler tarafından korunmadı? Uğur Mumcu da milli kuvvettendi. Mumcu'nun, zannedersem 9 Ocak'tı, yazdığı bir yazı vardı. O yazıda terörün arkasında bizim ittifak içinde olduğumuz istihbarat birimlerinin olduğunu ima ediyordu. 15 gün sonra öldürüldü. Uğur Mumcu belgesiz konuşmazdı, o belgeleri açıklayacaktı. Mumcu'yu niye korumadılar? Necip Hablemitoğlu, Ankara Cumhuriyet'te, Cüneyt Arcayürek'in odasında bana "Türkiye'de müttefik dediğimiz yabancı istihbarat birimlerinin yıkıcı faaliyetleri var. Bunları yayınlayacağım" dedi. Ve Necip de 15 gün sonra öldürüldü. Necip'i niye korumadılar? Üstelik Necip'in hem MİT'le ilişkisi vardı, hem de Genelkurmay'la... O niçin korunmadı? Eşref Bitlis Paşa Jandarma Genel Komutam'ydı. En millici oydu. Ne zaman ki "Bu işin arkasındakileri gördüm" dedi, o da öldürüldü. Peki o niye korunmadı? - Siz söyleyin; niye? İçerde sızma var... Türkiye'de temizliğin Ankara'dan başlaması lazım; ben niye "Ankara'da işgal var" diyorum? - Sızma nerede? Birimlerin içinde. Demin (Dünkü bölümde) anlattığım mafyavari örgütlenmelerin içinde mutlaka istihbarat birimlerinden birileri vardır. Eğer oradaki istihbaratçı milliyse tehdidi merkeze bildirir. Milli değilse, yine bildirir, fakat tam tersine, işin çabuklaşması için bildirir. Ya da merkezde birileri pasif kalmayı tercih eder. Asıl şimdi bunlara bakmalı. - "Milliyetçi devlet anlayışı kendisini korumak için suçu dış mihrakların üzerine atıyor. Hatta Emin Gürses de 'Hrant Dink milli kuvvetlerdendi' diyerek dezenformasyon yapıyor..." Sizin bu açıklamalarınızı böyle değerlendirenler olacaktır?

13İ4-' - ( "


Ben de milli bir devlet böyle bir şeyi yapar mı, diyorum? Devlet aptal mı kendine böyle bir şey yapsın? Türkiye'nin sınırlarını değiştirmeye kadar gidecek büyük bir operasyon bu. Düşman ordusu gelse bu kadar zarar veremezdi Türkiye'ye... Görün bakın arkası nasıl gelecek; Batı'dan kıyamet kopacak. Tabii ki bu operasyona devletin içinden yardım edenler olabilir, ama onlar zaten servislerin içindedir. Sızma dediğim bu. Bunlar yabancı değiller. Senin benim gibi nüfus kağıdında Türkiye Cumhuriyeti yazan insanlar, ama yabancı servislere çalışıyorlar. Mumcu cinayeti sırasında ne demişlerdi; "Bunun arkasını daha fazla araştırmayın, devlet çöker" demişlerdi. Bu ne demektir? İçeride sızma var demektir. Ceyhan Mumcu şimdi açıkladı işte; "Mumcu'nun durumu var burada" dedi. - İyi de herkese mi sızılmış; bir koruma bile verilemiyor mu? Aynısı Danıştay cinayetinde de olmadı mı?.. Benim de Mayıs ayma kadar korumam vardı, ama korumanın çekilmesi için İstanbul Valiliği'ne Ankara'dan talimat geldi. Hükümetten. Peki beni hükümete şikayet eden kimdi? Ankara'daki bir büyükelçiliğin istihbarat şefi... Beni "Sizinle aramızı bozuyor" diye şikâyet ediyor; bir kestaneci şikâyet edildiğimi bize bildiriyor; sonra da Valilikten arıyorlar, "Korumanız çekildi" diye... Benim de cevabım şu: "Mustafa Kemal'in yöntemi uygulanacak". - Dink'e valilikte yapılan uyanlar için ne diyorsunuz? Böyle bir konuşma olduysa Vali'nin mutlaka Dink'e koruma vermesi gerekiyordu. Niye vermedin diye bugün kendisine sorulması gerekiyor. - Ya peki işin Veli Küçük tarafı? Uğur Mumcu öldürüldüğünde de İran Konsolosluğu'na yürümüştü insanlar, bozuk para atmışlardı, "Kahrolsun İran" diye bağırmışlardı. Ama işin arkasından İran çıkmadı. O gün insanlara kim İran'ı hedef gösterdiyse, bugün de Veli Küçük'ü hedef gösteriyorlar. Niye? Derin devlet yaptı dedirtmek için. Veli Küçük derin devlet mi? Lojmandan çıkartılmış, korumaları alınmış biri. Üzerine gidiliyor. - Niye koruyorsunuz Küçük'ü? Ben aslında burada Küçük'ü değil, Dink'i koruyorum. Amacım hedefin saptırılmasını önlemeye çalışmak. Bu işi Türkiye'deki milliyetçiler yaptı diye kesip atmak yanlış yönlendirmedir. Veli Küçük kızgınlığını dile getirmiştir değişik biçimlerde... Ama şimdi bunun gündeme getirilmesi dikkatleri başka yöne çekmek için. - Sizin de Veli Küçük'le çekilmiş resminiz var mıdır? Vardır, ama nerede? Ya bir şehitler gününde, ya bir 30 Ağustos töreninde. Benim Muzaffer TekinTe de resmim var. Eğer bu insanlarla fotoğraflarım gazinoda eğlenirken çekilmiş olsa o zaman bir şey söylesinler. - İyi de Emin Gürses, bu katili yaratanlar dışarıdan çıksa bile bizim de çuvaldızı kendimize batırmamız gereken bir şey var: Allah göstermesin, ama öldürülen Kemal Kerinçsiz olsaydı insanlar hiç dönüp Hrant Dink'e "Sizin yüzünüzden öldürüldü" der miydi? Evet, Hrant Dink'e kimse böyle bir şey demezdi. Mutlaka dışarının parmağı var, denirdi. - Ama Dink öldürülünce sokaktaki insanların aklına ilk Kerinçsiz ekibi geliyor. "Siz öldürdünüz" diye değil tabii, ama "Memnun musunuz" diye bakıyorlar. Demek ki ortada ters olan bir şey var? Aslında o ekibin yaptığı normal protestolardı. Onlardan Londra'da da var. Fakat bizdeki biraz daha Doğu kültürüne özgü oluyor. Ama şiddet kültürü bugün sadece belli bir kesimde yok, bütün topluma yayıldı. Bana göre bu konuda da medyanın büyük sorumluluğu var. KUTU: İPSİZ RECEP'İN TORUNUYUM - Biz sizi uluslararası ilişkiler uzmanı Emin Gürses olarak tanıyoruz, ama siz kimsiniz? MİT'e mi çalışıyorsunuz, Genelkurmay'a mı, Emniyet'e mi, başka bir örgüte mi; siz niye tehdit alıyorsunuz? Benim dedem Mustafa Kemal'in istihbaratçısı Menzil Kumandanı Milis Yüzbaşı Recep Reis'ti. Mustafa Kemal'e çalışıyordu, biz de Mustafa Kemal'e çalışıyoruz. Sizin o dedikleriniz ise maaşlıdır. Yani görev kabul etmiş, yapacak. Bizimkiler Mustafa Kemal'in gönüllüleridir. KUTU: 10 KİŞİ ÖLSE DİNK KADAR ÜZÜNTÜ YARATMAZDI

- Niye Hrant Dink? Dink hiç öldürülmeyecek bir adamdı. Zaten böyle biri olduğu için seçildi. Çünkü çok sevilen biriydi. Emin olun, başka 10 adam öldürülse Dink kadar üzüntü yaratmazdı. - Arkası gelir mi? Tavır alınmazsa gelebilir. - Sizin Dink'le ilgili özel duygularınız neydi? Yetim büyümesi nedeniyle ona karşı bir ezikliğim vardı. Ben de yetim büyüdüğüm için bu mesele beni çok etkiliyordu. Ama biz arkadaş değildik. Sadece memleket meselelerini konuşmak için düzenlenen, herkese açık olmayan bazı toplantılarda gördüm. Türkiye nasıl kurtulur diye konuştuk, o kadar. - Peki kimse demez mi, ya bu bizim insanımız, şu davalarda ona göre karar alın diye... Korkut Eken yasaları uyguladı ve bu devlete çalıştı. Ama hapse kondu. Hapiste de az kaldı öldürülüyordu, son anda fark edildi de kurtarıldı. Türkiye'de artık karakoldan değil, mahkemeden korkacaksınız. Bahattin Şakir'i kim idam etti? Osmanlı heyeti. Öldükten sonra kim madalya verdi? Mustafa Kemal. Biz kime bakacağız? Biz Mustafa Kemal'e bakacağız. Milis Yüzbaşı İpsiz Recep Reis. Emiroğlu Recep 1862 yılında Rize-merkez- Portakallık mahallesi 12 kapı numaralı evde doğdu. Gençlik yıllarında dönemin ticaret merkezi olan Batum hattında ticaret ve taşımacılıkla uğraştı. Bu dönemde Teşkilatı Mahsusa'da görev yaptığı biliniyor. Rusya'da bulunan Enver Paşa'nm, Talat Paşa aracılığıyla kendisinden bazı isteklerde bulunduğu Şevket Süreyya'nın (Aydemir) amlarmda mevcuttur.

d) Telefon görüşmeleri[düzenle]

Tape:1287 10.01.2008 tarihinde Sevgi ERENEROL ile görüşmesinde özetle; EMİN'in "Muzaffer Muzaffer Yüzbaşı çıkacak" "Sonra dedilerki sıra oraya geldi" dediği, SEVGİ'nin "Halen daha şey yok tabi iddianameyi yazıyorlar yok şu eksik yok bu eksik diye" dediği, EMİN'in "Ne kadar oldu 7 ay oldumu?" dediği, SEVGİ'nin "7 ay oldu tabi" dediği, EMİN'in "Yani Ankarada ben dedimki yani buna Şemdinli meselesini çözdünüz buna sıra ne zaman gelecek" "Dediki sıra dedilerki sıra ona geldi şimdi dediler" dediği, Tape:1540 11.01.2008 tarihinde Ümit SAYIN ile görüşmesinde özetle; Emin'in kendisini bir programa davet ettiklerinden bahsettikten sonra Emin'in "...deniyor ki bu çocuklar durup dururken intihar etmediler. Bunları belli bir hazırladılar intihara yani..." Dediği, Ümit'in "Öyle yöntemler var. İNFRATEST duyulmayan eşik altı seslerle, mikrodalgalarla var öyle yöntemler." Dediği, Emin'in "Şimdi onun için ben onları size yönlendirdim. Benim anladığım bir konu değil ki." Dediği, Ümit'in "... Ben Cinayet olduğunu düşünüyorum bunların. Çünkü adli tıp kurumundakiler de öyle düşünüyor." Dediği, Emin'in "He ama üç tane cinayet arka arkaya olunca, nasıl oluyor diye şüpheleniyorlar." Dediği, Ümit'in "Bir tanesi bir tanesi en azından cinayet olarak düşünülüyor. Diğerleri ikisi intihar olabilir ama bi tanesinin cinayet olduğu konusunda kesin deliller varmış ellerinde birinci kurulun. Diğer ikisi intihar olabilir. Dolayısıyla ben cinayet olduğunu düşündüğümü söyledim de bunlar ses falan kaydedip de benim şeylerimi verirse çünkü Aselsan'daki paşalarla konuşmuşum ben geçen..." "Basında konuşuluyor değil mi? Ben pek takip etmiyorum artık. Çünkü Aselsan'daki paşalar rahatsız oluyorlar bu konudan. Yani ASELSAN YÖNETİM KURULUNDAKİ." Dediği, Emin'in "PAŞALAR NİYE RAHATSIZ OLUYORLAR, İNCELESİNLER DOĞRU İŞ YAPSINLAR YANİ. SEN NE YAPACAKSIN PAŞALARI." Dediği, Ümit'in "Valla geçen yıl beni çağırdılar aslında o cinayetlerden sonra ... bilemezliğin kontrolüyle ve de bu İNFRATEST'le ilgili bir sunum yaptım orda yönetim kuruluna. İnsanlarda işte deprepresyon, intihar, şey ağır psikolojik bozukluklar, yapmanın mümkün olduğunu kanıtlarıyla ve görsel materyalleriyle anlattım filmlerle." "He kafalar karıştı da. Onlar şey bu Aselsan'daki olayı öyle

yorunılamıyorlar zaten intihare. Bunlar çok kritik yerde çalışan kişiler değil diyorlar." Dediği, Emin'in "BUNLAR EŞREF BİTLİS'İN ÖLÜMÜNE DE SEBEP." Dediği, Ümit'in "... EVET EVET DOĞRUDUR HAKLISIN. EŞREF BİTLİS'İN, KESİN SUİKAST." Dediği, Emin'in "Ona bile kaza diyorlar hala." "... Rapor da veren işte o Tüm general." "Bu var ya Asenda konuşan asanın danışmanlarından." Dediği ve bir süre ayı konuyla ilgili görüştükten sonra Emin'in "BAKSANA MEHMET MEHMET GÜLÜ' NİYE ALIYORLAR İÇERİYE. YANİ ADAMLAR YILDIRMAK İÇİN YAPIYORLAR BUNU. ŞİMDİ MUZAFFER YÜZBAŞI NİYE İÇERİDE." Dediği, Ümit'in "Evet evet ya da Ergün Poyraz." "Evet yani bu ben de dahilim o saldırdıkları insanlar grubuna. Özellikle Fetullahçılar." Dediği, bir süre daha konuştuktan sonra Ümit'in "VALLA, YANİ BİR DE REİSİN PEŞİNDELER SANIRIM." Dediği, Emin'in "Doğru" diyerek onayladığı, Ümit'in "Reisin peşindeler yani. Gerçeği sa..cıları şeyler bulurlar bu konuda çalışan uzmanlar. Adli tıp kurumu bir kere bu konuda şey ama onlar da çok bilgili değil ya söyliyim size bu konuda bilgili değiller. Ümitin Bir araya gelelim de çoktandır görüşemedik konuşalım dediği Emin inde Tamam hocam konuşalım " Dediği, Tape:1542 22.01.2008 tarihinde Erol...?(MÜTERCİMLER) ile görüşmesinde özetle; Erol'un "...tetkik edelim Veli KÜÇÜK Paşa 21 kişiyle birlikte gözaltına alınmış." Dediği, Emin'in "Nerde İstanbul'da mı?" dediği, Erol'un "Galiba yani çok şey emin değilim bulmaya uğraşıyorum, şeye bi baksana bulabilir misin?" "Bana da bilgi versene ne olur? Ben de araştırıyorum birbirimize bi haber verelim." Dediği, Tape:1543 22.01.2008 tarihinde X Bayan (Özenliler İnş. Mal.) ile görüşmesinde özetle; X Bayan'm "Özen der." diyerek telefonu açtığı, "Yakan hocam oralarda mı?" "Ona bi bişey iletecektim. Ya bizim Veli Paşayı tutuklamışlar diye bi haber aldık. Onu öğrenebilir miyiz bi ona bi ulaştırabilir misiniz?" "Veli Paşayı yani bende cep telefonu yok siz ona bi söyleyin. CEPTEN DE KONUŞMAK İSTEMİYORUM PEK." Yani Veli Paşa gözaltına alınmış, 20 kişiyle beraber. Doğru mudur, ne oluyor diye bi sorar mısınız kendisine." Dediği, Tape:1544 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Necini ÇELENK) ile görüşmesinde özetle; Emin'in "...şeye bi baksa bu Veli paşa 20 kişiyle beraber gözaltına almışlar diye bi haber yayıldı ama doğruîayamadık henüz nedir?" diye sorduğu, X Şahsın "Öğrenirim ben şimdi." Dediği, Tape:1545 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Necmi ÇELENK) ile görüşmesinde özetle; X Şahsın "Hocam doğru." Dediği, Emin'in "Doğruda şimdi ne olduğunu, ARA YAMIYORUM O TARAFI Kİ ŞEY OLMASIN DİYE." Dediği, X Şahsın "Yok şey Çeteyle ilgili almışlar." Dediği, Emin'in "Çeteyle Sevgi'yi niye almışlar." "Sevgi'nin ne işi var. Sevgi'nin orda toplanıyorlar tamam da. Oraya bizde gidiyoruz yani. Sevgi'nin oraya toplanmanın Türk Ortodoks Kilisesinin toplantıları normal yani resmi toplantüar." Dediği, X Şahsın "Ya işte bunun önceden de beri tahkikatı varmış." Dediği, Emin'in "Acaba bunun yurtdışındaki faaliyetleriyle ilgilimiydi. Bu İran miran işi ile ilgili mi?" dediği, X Şahsın "Şimdi ben aradım. Baktım ki burda dediler, biliyor musun." "He burda deyince de mesele ne dedim. Uzun hikaye dedi, akşamüstü çıkınca anlatayım sana dedi." "Yani burda deyince ben anladım ki bak ... kaç kişi varlar dedim. 30 kişi varlar dedi." Dediği,


Tape:1546 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Necmi ÇELENK) ile görüşmesinde özetle; X Şahsın "Hocam kapattı ya, ben ararım seni deyip, tekrar kapattı konuşmadı." Emin'in "...Ortodoks Kilisesinde toplantı olurdu mesala. Bu günler münler ben bir defa mesela herhalde 5-5 yıldan fazladır oraya giderim ben." Dediği, X Şahsın "Bu Enver ALTAYLI meselesinden dolayı almış olmasınlar?" diye sorduğu, Emin'in "Enver ALT AYLI ne iş yapıyo. Dün akşam bi konuştu ondan sonra ne oldu ne yapıyor ki. "Yani CIA bağlantılı belli dün akşam konuşurken Nazara anlattı." Dediği, X Şahsın "Valla bu büyük bir operasyona benziyo ama ben şimdi bu çocuk beni arıyodu kapattı. Tekrar arar ben sana dönerim." Dediği, Emin'in "KEMAL'İ ANLARIM, KEMAL KERİNÇSİZ BUNLARLA BERABERDİ SÜREKLİ." Dediği, Tape:1547 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Necmi ÇELENK) ile görüşmesinde özetle; X Şahsın "Bi kısmını Hırant DİNK meselesinden gözaltına almışlar." Dediği, Emin'in "Tamam Hrant DİNK meselesi olursa onu anlarım." "... Erol MÜTERCİMLER beni aradı. Böyle bişey var dedi. Ben aradım tabi Veli Paşayı aradım cevap vermedi telefonu." Dediği, X Şahsın "Ordadır orda. Telefonlarını kim arıyorsa şimdi polis not alıyordur."dediği, Emin'in "Ben şimdi çıkacam konuşacam ben Veli KÜÇÜK'e kefil değilim ama mesela Sevgiye kefilim saf bi kızdır o yani öyle Türk Milliyetçisi babasından kalma onun görevleri o" devamında "Sevgi'nin falan öyle kötü niyetli bi işe gireceğini sonra bunun Muzaffer TEKİN'le bağlantı kuruyorlar Muzaffer TEKİN'le bunlann öyle bi ilişkisi hiç yok, yani ben Veli Paşanın toplantılara geldiğini bilirim mesela ama Ortadoks Kilisesindeki toplantıya Veli paşayı hiç görmedim" dediği, bir süre sonra X Şahsın "TUNCAY ÖZKAN'IDA BU İŞİN İÇİNE KATABİLİRLERMİŞ." Dediği, Emin'in "Tuncay'ı katsınlar siktiret ya." Dediği, X Şahsın "Pisliğin teki o." Dediği, bir süre sonra yine X Şahsın "Ya hocam o Sedat PEKER'in. Ben yani telefonda söylüyorum. Öyle deniliyo dedikodu bu da. Veli Paşa pisliğin teki ya ben ... şimdi sana söylüyordu ya." "Ya bunlar devletin kimliğini kullanarak parasal işlere giren tipler... bunlar ama yani ne yaptığını bilemiyoruz." Dediği, Emin'in "YA BİZİMKİLERDEN BİLE RÜŞVET İSTEMİŞLER ARMATÖRLERDEN YA VELİ PAŞA BU İŞİN İÇİNDEYDİ." "TABİ 7 MİLYON DOLAR İSTEDİLER GİTTİ. Veli paşayla konuşayım dedim ki Genel Kurmay Başkam'na mı ... o zaman Kıvnkoğlu Genel Kurmay Başkanı." "Genel Kurmay Başkanına mı söyleyim yoksa dedim siz mi halledersiniz." "Bir hafta içinde işi çözdü." Dediği, Emin'in "Bu Berber Yaşar merber Yaşar hep bununla beraber çalıyorlardı" dediği X şahsın. Evet aynen aynen aynen, neyse bakalım bi dediği, X şahsın Bi... ama ben şu Güler KÖMÜRCÜ'yü anlayamadım ya dediği, Emin'in "Güler'i ben de anlamadım Güler çünkü bu Amerikada 6 ay 6 ay burda sosyete bi zengin kızı bunlarla beraber ben Güler'i ne yürüyüşlerde gördüm, ne mesela toplantılanmız olur Beyazıt Meydanında Ermeni Meselesiyle ilgili hiçbir toplantıda Güler'i görmedim, demek ki bizden ayrı bunlar başka ... yapıyordu" dediği, X şahsın " Evet evet o çıkıyor ortaya, gizli bişey yapıyordı demek ki" dediği, Emin'in "Olabilir çünkü ben katıldığım hiçbir toplantıda Güler'i görmedim" dediği, X şahsın "Enteresan bi daha bakayım şuna ya ..." dediği anlaşılmaktadır. Tape:1548 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Sebahattin İSLAMOĞLU) ile görüşmesinde özetle; Emin'in "Muhtar sende şey var mı HaberTürk televizyonu" "Veli KÜÇÜK'le beraber birçok adamı içeri aldılar." "Bi bişey var hem de öyle mesela Güler KÖMÜRCÜ var gazeteci. Onu da almışlar hiç bunlarla bi ilişkisi yok. Demek ki mesela benim bildiğim bi ilişkisi yok. Biçok toplantıya ben gittim. Hiçbir zaman Güler KÖMÜRCÜ'yü orda görmedim. Bunlar gizli toplanıyorlar diyor. GİZLİ TOPLANTILARDA BİLE GÖRMEDİM GÜLER KÖMÜRCÜ'YÜ. Demek ki bunun harince benim gitmediğim bunlar ayrı bi iş çeviriyorlar.”


Dediği, X Şahsın "Şimdi ben bu konuyu açtım vatandaşa. Burdaki telefonlarına onlar bile paravan. BANA VERİYOR CEP TELEFONU ŞUNLA GÖRÜŞELİM. Diyorum senin yasallağm nedir? Ben devleti temsil eden biriysem, ben devletten hizmeti vatandaşa ulaştırmam lazım." "Bu dedi paraylan olur. Dedim nasıl paraylan olur ya. Devlet dedim ona hizmeti dedim bedellen satar mı halkına dedim ya. Bu devlet olmaktan çıkar dedim ya. Bu dedim özel şirket midir dedim ya. Böyle bişey var ben bunu kime, ben sana bunun fotokopilerini istersen fakslıyayım." Dediği, Emin'in "Ya bunu Emniyete sorsana bu... nedir diye." Dediği, X Şahsın "Bu Emniyetlen ya bu neyse telefonla konuşulmayı da." "BEN BUNU ŞEYE YOLLAYIM MI ÇÖLAŞAN'A?" dediği, Emin'in "ÇÖLAŞAN'a gönder. Mustafa BALBAY'a gönder. Cumhuriyetten ikisi ikisine de gönder ...onlar beraber..." dediği, Tape:1549 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Rafet BALLI) ile görüşmesinde özetle; Bir süre yakalanan şahıslar hakkında yorumlar yaptıktan sonra "...Güler'in başka bağlantıları var ama bu bağlantı demek ki burda Veli KÜÇÜK'ün başka bağlantıları olduğu söyleniyordu." Dediği, X Şahsın Şimdi bunlar topluca bir yerden mi almıyor yoksa ayrı ayrımı alınıyor?" diye sorduktan sonra "Yani ayrı ayrı yerden almışlar toplantı halinde değil." Dediği, Emin'in "Toplantı halinde olsa böyle toplantılardan bana haber verirler. Yani bunların toplantıları gizli değildir. Benim girdiğim toplantıların hiçbiri gizli değil." "...Sevgi bak dedim bu Veli paşa bir severiz ederiz ama bu İran'la ilgili ÇORE ÇOREGANİ mi nedir. O adamla görüşüyor." "O adam İstanbul'da, bundan bu adam burda CIA'in elemanıdır. Bu önemli bide Azerbaycan'da bazı şeylere katılıyor Operasyonlara." "Burası İngiliz İstihbaratının kontrolüne girdi. İngiliz İstihbaratı bunu harcar dikkat et dedim. Ondan sonra Sevgi bana dedi ki, asıl bizim korkumuz İsrail'dir dedi. Dedim bak İsrail diyorsun ama bak MİT'in içinde Çerkezci Kanatı biliyorsunuz dedim. Bunla CIA'in en has elemanlarıdır." "Yani bu Veli paşanm Ukrayna'da falan başka yerlerde Romanya'da falan başka işlere de girdiği söyleniyordu bana. Yani böyle bi kaç gün evvel bi arkadaş söyledi. MHP'nin üst kademesinden ve MHP'nin üst kademesi bundan çok rahatsızdı. ÇÖREGANİ'nin ama ilginçtir mesala ÇOREGANİ İstanbul'dayken, Üsküdar'da Akpartililer bunu barındırdılar." Dediği, X Şahsın "Ya ben bişey söyleyim mi bu bu dış bi operasyon mu iç bi operasyon mu?" diye sorduğu, Emin'in "Bana iç operasyon gibi gelmiyor yani. ...mesela Sedat PEKER'in Amerikan Büyükelçiliğinin talimatıyla içeri alındığını biliyoruz." "Mesela Muzaffer TEKIN'in hala 7 aydır içerde durmasının arkasında Amerikalıların olduğunu da biliyoruz." Dediği, X Şahsın "...ŞÖYLE SÖYLEYİM BEN, SEN DE KENDİNE DİKKAT ET." "Çünkü böyle at izi it izine karıştırıp biliyorsun. O şeyi en azından 6 aylığına birilerinin üzerine yıkabilirler." Dediği, Emin'in "Yıkabilirler bi de bu şuanda Madenler konusunda bi anlaşma geçecek." "Amerikalılarla görüşüyorlar. Bor falanda içinde onu dikkatleri başka tarafa çekip bi şey yapmak istiyor olabilirler." Dediği, Tape:1550 22.01.2008 tarihinde Devrim...? (SEVİMAY) ile görüşmesinde özetle; Bir süre sohbet ettikten sonra Emin'in "Sami Sami Hoştan'la Sevgi Erenerol'ün ne ilişkisi var?" "Veli paşa Veli paşayla Sevgi Erenerolle Güler Kömürcü'nün ne ilişkisi var?" "Hocam ben bunların bütün toplantılarına katıldım." "... Sevgi'nin yaptığı toplantılarda özellikle Kilisede yapıldı. Bu toplantı Karaköy'deki Kilisede. O Kilisedeki toplantıda hiç bi zaman ben o Kuvayi Milliye, onlar CIA ile bağlantılı. Bi iki tane Kuvayi Milliye örgütlenmesi var." "O Albay falan onlar, onların yanımıza geldiğini hiç görmedim." Dediği, Devrim'in "SEN NERDESİN?" diye sorduğu. Emin'in "BEN EVDE DEĞİLİM, BAŞKA BİYERDEYİM." ".. .Sevgi'nin yaptığı tek şey Muzaffer Yüzbaşıyı gidip ziyaret etmek. .. .Danıştay Meselesiyle bunun ne işi var. Danıştay Meselesinin arkasında İsrail'in olduğunu


aylardır söylüyoruz ve bu konuda şahitler çıktı. Şahitleri bile Savcılık dinlemedi." Dediği, Devrim'in "Ya burada ciddi bi hegemonya savaşı var." Dediği, Emin'in "Ya Türkiye'de içerde karşılıklı savaş var. Bunun dış bağlantısı da var. Nasıl ki Sedat Peker'in içeri atılmasını isteyen Amerikan Büyükelçisidir. ...Bunların da başka bi bağlantısı var." Dediği, devrim'in Ya hukuğun adaletin peşinde olmak değil savaşa malzeme dediği, Emin'in ...Adaletli olsa ben şimdi Muzaffer Yüzbaşının dosyasına baktım Savcıyla konuştum hiç yani içerde bi gün bile durması mümkün değil, adam niye içerde 7 aydır, hadi diyelim o Tayyip Erdoğan için Yahudidir falan kitap yazan hadi diyelim iftira atıyor bilmem ne, O DA İFTİRA DEĞİL DE ONA DA BELGELERİ VERENLER JANDARMANIN ÜST KADEMESİNDEN BİRİLERİ, korumadılar onu başka, devrim'in Evet ya ... çatışıyor, emin: Ya yani şimdi arkası da gelebilir bunun belki de işlerine gelmeyen bazı siyasilere de gidebilir tabi bilmiyorum, ama bu işi öyle rahip mahip işi falan değil ne işi var Veli paşanın rahiplerle mahiplerle ya o adam büyük işlerle uğraşıyor yani hadi diyelim İran İran'da bir operasyon yapıyorlar o... dediği, devrim: Emin Emin bide bakıyorsun bu işi sana mesela uzandırıyorlar dediği, Emin: Gelsin analarını sikeyim gelsinler bekliyorum ben dedim onlara,... Emin: Hc.yani Veli paşa şimdi Çöregani'yle görüşüyor Çöregani Üsküdarda Üsküdarda Çöregani'yi koruyan CIA, Veli paşa Çöregani'yle görüşüyor Çöregani'nin Ak partinin önemli adamlarıyla ilişkileri var masraflarını onlar karşılıyor Çöregani İranda Azerbaycanda İran Azerbaycan'da devlet kurmaya çalışıyor CIA ile çalışıyor , bağlantılara bak şimdi , Emniyet biliyor ne yaptığını Çöregani'nin, aa tabi Veli paşa gitti Bakü'de İngilizlerin kuyruğuna dokundu herhalde orda başka operasyonlar yapıyorlardı, İngilizler rahatsız oldu ondan, o Altaylı durup dururken niye ortaya çıktı şimdi dediği, D evrim: Ya tamam da ama ne olursun sen Veli paşayı da koruma kimseyi de koruma yani dediği, Emin : Kimseyi koruduğum yok ya Veli paşa para büyük paralarla uğraşıyorlar onlar ben benim öyle param olsa ben kendime bir ev alırdım bi de evlenirdim yani dediği, Tape:1551 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Abdurrahim Fahimi AYDIN) ile görüşmesinde özetle; Bir süre Veli KÜÇÜK ve diğer şahısların yakalanmaları hakkında görüştükten sonra, Emin'in "İlginç bir şey, bana haber verdiler. Seni de alırlar ortadan kaybol diye. Alanın da anasını almayanın da anasmı dedim. Amma koyduğumun herifleri. Yani kanun Bor madenlerini satacak herhalde, Bor madeni Amerikalılarla öyle bir anlaşma yapacaklar." "Yani o dikkatleri o tarafa çekip ordan o işi getirecekler." "Şimdi bütün televizyonlar bundan bahsediyo. Dikkatleri mi dağıtıyorlar ne yapıyorlar." Dediği, X Şahsın "Yani Güler Kömürcü de Sami Hoştan bilmem." "Yani Veli beyler." "... öne çıkan isimler." Dediği, Tape:1552 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Tamer KUMUŞOĞLU) ile görüşmesinde özetle; Emin'in "...Hacı abi ne haber." Dediği, X Şahsın "Şimdi bak bir mektup geldi sana. Hakan ÇİLLİOĞLU'ndan." "Başsağlığı diliyor falan filan. Ben buna sana fakslayabilirim..." dediği, Emin'in "Ha bir oku bana da." Dediği, X Şahsın "Selam...saygılı sıhatli olman dileği ile merhaba. Hocam biraz kızgınım. Belli bir adamsın ama yapılan haksızlara müdahale etmedin. BİLİYORSUN CEZAEVİNDE SUİKASTI ŞAHSIMA YAPILDI YİNE YOKTUN. NEYSE BUNLAR ... ÖNEMLİ DEĞİL HOCAM SANA KARŞI KALBİMDEKİ SEVGİMLE SAYGIMI BİLMEN DİLEĞİYLE. Başın sağolsun hocam gazeteden Nezih KESKİN ... büyüklerinden dayınız İhsan beyi kaybettiğinizi öğrendim dolayısıyla iki satır yazı... acınızı paylaşmak istedim hocam ...kalbi duygularımı aracılığınızla aileye Şevket bey'e ve evlatlarına iletirseniz şimdiden ailem ve şahsım adına teşekkür ederim. Tekrar ile görüşmek dileği ile Canebı Hak size tüm aileye dostlarınıza sabırlar versin. Acınızı paylaşır sağlıklar dilerim Kardeşin Hakan ÇİLLİOĞLU tamam." "Yırtıp atayım mı onu?" diye sorduğu, Emin'in "He He" diyerek onayladığı,


Tape:1553 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Ümit KAKMAZ) ile görüşmesinde özetle; Eminin "...Başka sıkıntılar da çıktı şimdi." "YA BU TOPLADILAR BİZİM BÜTÜN ŞEYLERİ." Dediği, X Şahsın "Tamam hocam var mı bizim yapabileceğimiz bir şey hocam." Dediği, Tape:1554 22.01.2008 tarihinde Erol...?(MÜTERCİMLER) ile görüşmesinde özetle; Bir süre Veli KÜÇÜK ve diğer şahısların yakalanması ile ilgili görüştükten sonra "...Ben Veli küçüğe pek rastlamadım. Ben kilisede Veli KÜÇÜK'e hemen hemen hiç rastlamadım." "Burda rastladığım insanlar daha ziyade bu şuanda cezaevinde Muzaffer yüzbaşıyla beraber var ya bir çocuk." Dediği, Erol'un "Anladım Ergün POYRAZ." Dediği, Emin'in "Ergün Poyraz'a rastladım. Ergün Poyraz da zaten Jandarma genel komutanlığından aldığı bilgilerle o kitapları yazıyordu eski komutan." "Sonra bunu teslim ettiler biliyorsun. Şimdi Muzaffer yüzbaşının o astsubayla bombacı astsubayla hiçbir ilişkisi yok. Muzaffer yüzbaşıyı ben çok iyi tanırım. Muzaffer yüzbaşıya herkes gider gelir. Muzaffer yüzbaşının Veli paşayla da arası açıktı. Hep gazetede resimleri gösteriyorlar elini öperken." "Ama araları açıktı. ÇÜNKÜ VELİ PAŞA MUZAFFER YÜZBAŞI İÇİN DEDİ Kİ; ADAM OLSAYDI KAFASINA SIKARDI." "Bunun üzerine Muzaffer yüzbaşı bize dedi ki; benim için nasıl böyle bir şey söyler. Yani aralan iyi değildi..." "Güler'in şöyle bir bağı olabilir. BELKİ VELİ PAŞANIN SEDAT PEKER BAĞLANTISINDAN DOLAYI. GÜLER'İN .SEDAT PEKER'LE İLGİLİ Bİ BAĞLANTISI OLABİLİR Mİ?" "Zengin kız,' gezer tozar ama Gülerin böyle bir komplonun içinde falan bi şeyde sonra Veli Paşa son dönemlerde bu ÇOREGANİ var İRAN AZERBAYCANLI." "Onlarla bağlantısı olan Azerbaycan'daki Bakü'deki bazı gruplarla bağlantısı olan bir." "Bu ekonomik olarak da büyük faaliyetler içinde olan bir ekibin içinde." "Veli paşanın şimdiye kadar bunlar biliniyordu. Çoregani İstanbul'a geldiği zaman mesela Üsküdar'da kaldı. Üsküdar'da bunun Ak partililer masrafını karşıladı. Sonra bunu CIA biliyordu, buraya geldiğini. Çünkü CIA adına çalışıyodu ÇOREGANİ." "İlginçtir dün akşam da televizyona çıkıyor. Altaylı konuşuyor ve Altaylı TÜRKEŞ'İN Amerikalılar tarafından, CIA tarafından idamdan kurtarıldığını söylüyor." "Şimdi Altaylı'nm CIA emrinde çalıştığını herkes biliyor. Yani artı bunu MHP'liler söylüyor." dedikten sonra "...Kemal bana çok iyi şey etti. Bana da davaları ver ben bakayım diye. Adama tam sonunda veriyordum bir şey yetki zaman olmadı. Çünkü Kemal bana dedi ki; TALİMAT GELDİ SENİN YENİÇAĞ TELEVİZYONA ÇIKMANA İZİN VERMİYORLAR." "...yeniçağın patronu biliyorsunuz. O dört buçuk yıl hapis yattı MHP davası Ülkücüler davasından." "Sonra bu kafa kol hesabından Cafeteryalar mafeteryalar parayı toplamış. Bunu Bahçeli tokatlattırdı kovdurdu makamından." Dediği, bir süre sonra Erol'un "...ama burda gene ilginç tuhaf iş Ergenekon Terör örgütü adı konmuş olması." Dediği, Emin'in "Direj Ali sadece eski MHP'lilerin bir grubuyla görüşür. Yani şimdiye kadar EN SON NERDE GÖRDÜĞÜMÜ SÖYLİYİM SANA. AĞCA'NIN YANINDA ARABAYI KULLANAN BİRİ VARDI YA ABDİ İPEKÇİ'yi ÖLDÜRÜRKEN." "Bu Yavuz ÇAYLAN." "Soyadını CEYLAN yaptı." "Onun babası ölmüştü. Babasının cenazesine gittik. Cenazesinde bütün eski Ülkücüler orda. Drej Ali de 15-20 adamıyla birlikte ordaydı ama zengin ülkücüler yani Jiplerle gelenler." Dediği ve bir süre Sami HOŞTAN'm Mafyanın ayak işlerini yaptığından bahsettikleri, EMİN'in " Dırej Ali de ordaydı yalnız Dırej Aliye orda bizim Turan vakfı başkanı şunu sordu ne yap ne et dedi elime ticaret yapıyorum dedi başka birşeyle uğraşmıyorum dedi yalnız dırej Alinin daha önce MİT'le bağlantısı olduğunu Şanlıurfada ....dediği" EROL : Evet .... EMİN: teslim ettiğini biliyorum ama burda Sami Hoştan zaten bu adam mafya yani mafya ayak işleri yapar Sami Hoştanm oralarda aranmasına gerek yok Sami Hoştan Berber Yaşar git onları şeyde de bulursun burda büyük kulüpte de bulursun onları .... bunları Sami Hoştanm Sevgiyle ne işi olabilir Sevgi saftır belki saf olduğu için bazı şeylere katılır ama

temiz bi kızdır yani böyle vatanseverliğinden kuşku olmaz dediği, EROL: Anladım ya enteresan bir iş Emin bu bunu şöyle görüyorum ben bu çok ciddi bir şekilde planlı bişey ve anladığım kadarıyla dediği, EMİN'in, Planlı ve bunun bunun iç iç kavga var içeride kavga var bir de bunun dış boyutu var içeride kavgaya dışarıdan bir el atma da var dediği, Daha sonra "Yani şimdi Çoreganiyle şimdi bu Altaylı İstanbul'a Türkiye'ye geliyor. Burda röportaj yapıyor. Altaylı'nın röportajını kim organize ediyor diyorsun." "Bak şimdi Lale ŞILGIN. Kim Halil ŞILGIN'ın kızı." "Halil ŞILGIN kim? Sağlık Bakanı. Yeri nerde Ankara'da Kanada Büyükelçiliğinin yanında. Halil ŞILGIN en önemli özelliği nedir? Amerikasız Türkiye'de güvenlik olmaz. Ben kendisini severim o ayrı mesele ama böyle bir havası vardır. Halil ŞILGIN'ın en yakın arkadaşı kim ALTAYLI. ALTAYLI'nm en yakın arkadaşı kim TÜRKEŞ. Sonra ÜMİT ÖZDAĞ'm babası bunlarla nasıl aynlıyor? 12 Eylül'den bir gün evvel. Ümit ÖZDAĞ'm babası partiden istifa ediyor TÜRKEŞ'e haber vermiyor. 12 Eylül geliyor diye. TÜRKEŞ bunun üzerine kovuyor onu bir daha yanma yaklaştırmıyor." Dediği, Erol'un ise "Enteresan. Emin burda ilginç olan nokta, bu Ergenekon Terör örgütü diye bir örgütü Emniyetin tanımlamış olması." Dediği, Emin'in "...Bunların zaten resmi olarak Güvenlik şeyi kurmuşlar güvenlik biri Narkotik üstüne ... biri de İstanbul Valisi onunla beraber kurmuşlar Güvenlik birimi kurmuşlar. Veli Paşanın korumalanm çektiren de Amerikan büyükelçiliği şikayet etmiş bunun korumalanm çekmişler lojmandan çıkarmışlar." "Veli paşa şimdiye kadar ne yaptıysa devletin isteğiyle yapmış... Bana söyledi yani ben kendi başıma ne bokum dedi. Yapacağım ama tabi Muzaffer yüzbaşıyı alan adamlar Veli paşayı yüz defa almalan lazımdı." Dediği ve Veli KÜÇÜK'ün alınması konusunda görüştükleri, bir süre sonra "Tamam da sana bilgi vereyim. Asker araya .... olaylar .... iki tane astsubayı aldık ya." "Onları çıkardık. Şimdi sıra Muzaffer tamam. Muzaffer'i çıkarma kararı almıştık. ONUN ÜZERİNE BASKI YAPIYORDUK BU İŞLER PATLADI." "Yani Muzafferi içeriden çıkaracaktık, bu işler patladı." "Ama Güler'i bir yere koymaya uğraşıyorum bulamıyorum." "Ancak Veli paşanm Sedat PEKER'e zamanında yol vermesi." "...Sedat PEKERTe ilişkisi olabilir böylelikle." Dediği, Tape:1555 22.01.2008 tarihinde X Şahıs (Nejat ESLEN) ile görüşmesinde özetle; X Şahsın "Olsun ben şeyi soracağım. Ne oldu niye topladılar bu milleti böyle." Dediği, Emin'in "BAŞKA BİR OPERASYON VAR. ONU GÖLGELEMEK İÇİN." "Ya şimdi bu Bor madenler falan herhalde onlar gidiyor." Dediği, X Şahsın "Gündem değiştiriyorlar yani hı." "Peki Güler Kömürcü'yü niye aldılar içeri?" diye sorduğu, Emin'in "Şimdi Güler'in Sedat PEKERTe bir ilişkisi vardı." "Sedat PEKER'in de Veli paşayla ilişkisi vardı." Dediği, bir süre sonra Emin'in "YOK BANA BUGÜN ARADILAR. DEDİLER Kİ ÇOK KONUŞMA BU KONUDA YORUM YAPMA. ALIRIZ SENİ İÇERİYE." "BANA BENİ BİR SAVCI ARIYOR ŞAKA YAPIYOR." Dediği, Tape:1556 23.01.2008 tarihinde X Şahıs (Erman DUR) ile görüşmesinde özetle; Bir süre yakalanan şahıslar hakkında yorumlar yaptıktan sonra Emin'in "Kanştırmak istiyorlar. Beni aradılar bugün. Hoca seni almadılar mı içeriye. Alanında amma koyayım almayanında amma koyayım. AMA DEDİM BENİ ALIRLARSA İÇERİYE BİLİYORLAR Kİ AMERİKAN VE İSRAİL BÜYÜK ELÇİLERİNİ HAVAYA UÇURMAK İÇİN BİZİMKİLER HER ŞEYİ YAPACAK. Bende dedim telefonlarım dinlensin dedim. Bunu da kayıt etsinler dedim. Gazetecilere söyledim. ...Adam Veli Paşanın elini öptü diye hapse alıyorlar onu dedim. Ben Veli Paşayı her gördüğümde elini öpüyorum benim resmimi çekin." "Ya kimin elini kimin sikini öpeceğime siz mi karar vereceksiniz dedim ya." Dedikten bir süre sonra, "...Muzaffer yüzbaşıyı içerden çıkarmak için biz bir girişimde bulunduk. Çıkaracaktık. Muzaffer yüzbaşıyı içerden tam çıkarma girişiminin içine girdik bu operasyon patladı." Dediği, "Bunlar geldiler bir As subayın evinde 10 tane bomba bulunmuş, onlara bağladılar. Bu As subay dediğiniz adam normal değil


deli. Bunun arkasındaki güç başka biri. O EKİBE HİÇ DOKUNMUYORLAR. Geliyorlar bu Astsubayı Sevgi'lerle bağlantılı kılıyorlar. YA BU ASTSUBAYIN SEVGİLER'LE NE İŞİ VAR BU ASTSUBAYIN BAĞLI OLDUĞU EKİP SEVGİLERİN ESKİ ARKADAŞI İDİ SEVGİ BUNLARI KOVDU ŞEYDEN KİLİSEDEN. Onlara bir şey demiyorlar gelmiş Sevgi'yi alıyorlar..." dediği, X Şahsın "Eee arkasında ki kimler vardı hocam onların ki?" diye sorduğu, Emin'in "Ya burda İstanbul'da bir iki avukat grubu var. Türkçüyüm mürkçüyüm diye geçiniyorlar. DALAN'LA BAĞLANTILARI VAR. Bir sürü bağlantıları var alkolik bir ekip." "Onlara dokundukları yok bu adam alındığı zaman ilk korumasını yaptığı adamın ismini veriyor ve o adama gidip sormuyorlar sen bunla ne işin var diye." Dediği, X Şahsın "Bir de şey demiş savcı Cumhuriyet Gazetesindeki olayda da bağlantı araştırılacak." Dediği, Emin'in "Ya olur mu yani bak yani o Cumhuriyet gazetesine bomba atan Danıştay'a gidip bomba atanlarm ekiplerin bir ucu burada Üsküdar'da bulundu. ÇOCUKLAR DEDİLER Kİ BİZ GELİP İFADE VERELİM. BİZE 20 ŞER BİN DOLAR PARA TEKLİF ETTİLER DİYE SAVCI İFADELERİNİ ALMADI YA." dediği ve bir süre aynı konularda görüştükten sonra Emin'in "...Öcalan ifadesinde bize bir gün dedi ki. Yav dedi siz dedi bilmiyorsunuz bir şey. Ben köylere giderim, Kürtlerin bana tabi olmasını sağlamak için o köyden bir kaç tane adam bulurum. Böyle yiğit onları öldürtürürüm, der ondan sonra bütün köy bana tabi olur tapar. Çünkü bizimkiler güçten anlar. Şimdi bu ekipte güçten anlar. Bunlar korktuğu zaman sen ağısın paşasın ama sen bilsinler ki senden güçlüdürler hiç acımazlar." "Kültür o kültür adamın kültürü öyle." "...Şimdi ben komutanlara Harp akademisinde söyledim. Ben olsam başörtüsü maşörtüsü serbest ister götünüzü açın ister anımızı açın başınızı ne ederseniz edin serbest. ONDAN SONRA DERİM Kİ EKİPLERE KARDEŞİM KAVGAYI BAŞLATIN. MİLLET BİRBİRLERİNİ YESİNLER BİR BUNU YAPARIM. Bak tam zamanıdır. BIRAKACAKSIN BİRBİRİNİ YESİN MİLLET. Ondan sonra Tayyib oradan çıksın altından." Dediği, Tape:1557 23.01.2008 tarihinde Yalçın BAYER ile görüşmesinde özetle; Emin'in gözaltına alman şahıslarla ilgili herhangi bir bilgi olup olmadığını sorması üzerine Yalçın'm "Yok bana hiç ben orda Polisin veyahut da Emniyetin verdiği sızdırdığı şey kadar bir durum var. Dediği, Emin'in "Sevgi'nin alınmasının yanında, bu Sami Hoştan mafya ayakçı, Sevgi ile beraber resmini koymanın ne alemi var yani Sevgi ile." Dediği, Yalçm'm "Artık ibne Polis her numarayı yapabilir." dediği ve bir süre ekonomide yaşanan krizle ilgili görüştükleri, daha sonra Yalçm'm "...Aydın DOĞAN'a helal olsun herife. Böyle öbür göt veren gibi boş boyun nıoyun eğemiyor ha." "İşte Vakit beni de bu gün bulaştırmış ya. İşte bu yazılardan ötürü sen Hürriyet'i okumuyorsun ki ya bugün üçüncü yazı. İyi tartman iyi ölçmen lazım. Kalkıp Şevket KAZAN bile bu bana namussuzluk yaptı. Araya laf sokuşturdular dedi. Açıklama göndermiş bu yazıyı çıkarın çıkartmamışlar. Şeydeki Akit'deki yazısını o demecin Aydın Bey kudurdu ya haksızlık ya ayıp ya." Dediği, Emin'in "Yani bu Akit gazetesi zaten bu işleri yapıyor." "TAMAM TALİMATI VAR BUNUN BOŞUNA YAPMIYOR. BİR TALİMATLA YAPIYOR BUNU." Dediği, Yalçm'm "AYDIN DOĞAN BİTSİN ÇALIK GELSİN İSTİYORLAR YA." Dediği, Emin'in "Ha doğru tasfiye ediyorlar piyasayı." Dediği ve bir süre çeşitli konularla ilgili görüştükleri, daha sonra Emin'in "YA ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ DEMİŞ. YA BU TOPLANTILARIN HEMEN HEMEN HEPSİNE BEN GİTMİŞİM. BUNLARIN NE SİLAHI VAR, NE TERÖRÜ VAR YA..." dediği, Tape:1560 28.01.2008 tarihinde Necmi...? ile görüşmesinde özetle; Necmi'nin telefonu "Marsiyat buyurun." diyerek açtıktan sonra, "İyi günler Emin Bey. Ben Necmi. Marsiyat'ta çalışıyorum. Ben Bahri ODABAŞ başkanımız..." "Ama şu anda burda yok maalesef." Dediği, Emin'in "Şimdi ben bize şimdi bir güvenlik nedeni ile tüm konferansları ertelediler." "Fakat tabi yani Şubatın 15 ine kadar ne olur ne olmaz onu

bilmiyorum ama şuanda bizim Güvenlik nedeni ile bir yere gitmemiz yasak." "Ortam biraz şey ya karışık ya." "Yani onu söyleyin. Güvenlik nedeni ile çünkü bu aralar sıkıntı var yani. Martın sonuna kadar önemli sıkıntılar var. MARTI AŞARSAK İNŞALLAH MEMLEKETTE SIKINTILARDAN KURTULACAĞIZ AMA BAKALIM İŞTE ... görüyorsunuz." Dediği, Tape:1561 28.01.2008 tarihinde Mustafa...? ile görüşmesinde özetle; Mustafa'nın "Telefonlaşmayınca insanın aklına kötü kötü şeyler geliyor ya. Şu telefon hemen çaldı mı aç ya." Dediği, Emin'in "Hocam bu telefonun bende kayıtlı değil. Bende iki tane kayıtlı telefonun var. BU BAŞKA BİR ŞEY HER HALDE." Dediği, Mustafa'nın "Bu ya işte bu bir öbürü var ya." Dediği, daha sonra Emin'in "Vallahi telefonda bir şey söylesem sana bizimkiler hemen kayıt ediyorlar." Dediği, Mustafa'nın "Bunlar geçecek ya." Dediği, Emin'in "Sen başkasın. Perinçek ile konuşuyordum. Mesaj başka şimdi. Bizimkiler dinliyor dinlesinler kayıt etsinler." "Sen şimdi Sami Hoştan'la o bin başı Öztürk var. Bide Astsubay var biliyorsun." "Bunların üçü zaten Kriminal bunlar her türlü pisliğin içindeler." "Bunları alıyorsun koyuyorsun Sevgi hanımla yan yana. Şimdi bu kadar bu kadar olmaz yani şimdi o bin başı zaten onun elinde on tane kimliği var CIA kimliği var. Rediyo Free yurop kimliği var. Mit kimliği var asker kimliği var. Fransız oturma kimliği var. Her şey var adamın elinde." Dediği, Mustafa'nın "Bu hangisi o bin başı dediğin Zekeriya mı?" dediği, Emin'in "Binbaşı Öztürk diye biri var bir tane." Dediği, Mustafa'nın "Zekeriya ÖZTÜRK" dediği, Emin'in "Şimdi bu adam bulaşık bir adam. Ruh salığı bozuk. Zaten onun için uzaklaştırmışlar ordudan..." "...Ben Veli paşanın Sevgi'nin her toplantısına katıldım hemen hemen ne bu binbaşıyı gördüm. Orda bir gün bin başı geldi. Bir defa bir toplantımıza Necati Özgen paşa bunu kovdu." "Yani Özgen paşa kovdu bunu. Hem de bu hakaretlere bağırarak kovdu üç kişi ile beraber gelmişti. Şimdi bunu başından beri söylüyor. Bugün Aydınlık başlık atmış ajan provakötür budur diye." Dediği, Emin'in Ayrıca "Yalnız şeyi unutma eğer imkan varsa ADD BAŞKANI ŞENER ERUYGUR PAŞAYA HABER GÖNDERİN." "EMNİYET TEŞKİLATINDA ONLA İLGİLİ DOSYA HAZIRLANIYOR." "BUNU TELEFONDA SÖYLÜYORUM DUYSUNLAR DİYE." "...Ergün Poyraz'a bu belgeleri arşivler kapalı olduğu için Ergün Poyraz normal olarak bu belgelere ulaşamıyor." "Ergün POYRAZ da bu belgeleri Şener Paşanın verdiği, onun aracılığı ile verildiği söyleniyor." "Genel paşa hakkında bir savcılık fezlekesi hazırlanabilir onun için söylüyorum." Dediği, bir süre sonra Emin'in "Bak PERİNÇEK bana bir belge gösterdi. 96 yılında Veli KÜÇÜK açıklama yapmış. Eşref BİTLİS'İ öldüren Amerikalılardır diye." "Ondan sonra dedi Veli KÜÇÜK üzeri çizilmiştir dedi." "Bunu Perinçek söyledi." "Veli paşayı alıyorlar diyorlar ki kamu oyuna biz generalleri de alırız. Ondan sonra itler Sevgi'yi aldılar. Dediler ki Türkçü Mürkçü tanımayız alırız." "Ondan sonra gittiler Güler'i aldılar. Dediler ki gazetecilere, bakın ha hiç affetmeyiz. Hemen televizyonda görüyorsun SKYTURK'te şeyin bile yayını programı durduruldu Yalçın KÜÇÜK'ün." "...bunlar çok profesyonel. Hemen iki tane maliyeci gönderiyorlar. Sen uğraş bakalım diyorlar bu mali işlerle." "...Millet bana soruyor, bir şey yapmıyor musunuz diye. Ben dedim ne yapacağız Savcı bu memleket de bir savcı çıkıp Genel Kurmay başkanının hakkında Dev sol idanamesi gibi fezleke hazırlıyorsa ve bu sadece bu savcıyı görevden atıyoruz da arkasında bu Fezlekeyi hazırlayıp ona verenlere hala görevdeyse olacağı budur adamlar bakıyorlar tepki ne." Dediği, Mustafa'nın "Ferhat SARIKAYA'yı diyorsun dimi." Dediği, Emin'in "Tabi ya ona o dosyayı hazırlayan başbakanlık müsteşarı ve iki tane adalet bakanlığı görevlisi." "...ben bunları yukarıya söylüyorum. Sabah akşam Harp akademilerini ben uyarırsam. Bunları genç kurmaylara söyleme diyorlar bana... bir tane komutan geldi. Öyle şeyleri genç kurmaylara söyleme. Dedim sayın paşam beni buraya çağırdınız. Ben ders anlatıyorum. Dersimin adı ne: Globalleşme ve Güvenlik Güvenlikle ilgili olan her şeyi


konuşurum ben. Öğrencilerde bana sorduğu zaman cevap veririm. O zaman bir yazı yazarsınız. Dersiniz ki Emin GÜRSES artık Harp Akademilerinde ders vermiyecektir. Bende giderim dedim fark etmez. Ben zaten buraya hatırınız için geliyorum dedim. Burda genç öğrencilerim boş kalmasınlar diye..." "Siz Sevgi hanımı içeriye atıyorsun. Telefonda konuştuğu şu ya; bu Hrant Dink'e iyi oldu. Uyan oldu bunlara bundan dolayı kadını içeriye atıyorsun." "...Gladyo örgütlenmesi Ordunun içinden çıkarılıyor. Emniyet teşkilatında yayılıyor. ...Bu işi emniyet teşkilatında yapacak onun üzerine yapıyor. Şimdi İstihbarat daire başkanlığına da Trabzon Emniyet... gitmesi de ordandır." Dediği ve bir süre aynı konularla ilgili yorumlar yaptıklan, daha sonra Emin'in "...Ocalan'm bize söylediği Kürtler nasıl tepki verirler. Öcalan içerde bize şöyle önce bir yavaş yavaş itelersin diyor. Baktın tepki yok ha bunlar korkuyorlar üzerine daha çok gidersin. Şimdi aynısı yöntemi bize uyguluyorlar. Diyorlar ki üzerlerine mi gidelim bakalım tepki var mı tepki yoksa daha ileri gideriz. Onun için Jandarma Genel komutanlığına bu haberi ben söyledim. İletsinler diye hem de ilginç yani adam ADD Genel Başkanıya şimdi." "Ha ADD genel başkanı olduğu için ADD genel başkanlığına biz fezleke hazırlıyoruz. Jandarma genel komutanlığı diye hazırlıyor demiycek tabi." "Bu da çetenin içinde çetenin bir ucu şeyde kitap yazmış hapiste. Bu çeteye bu bilgileri sağlayan jandarma eski genel komutanı. Sevgi hanımla bağlantılı. Ergün Poyraz her gün Sevgi hanımın yanında, her gün onunla konuşuyor. Sevgi hanımda Chat den dolayı hapiste olduğu için bu bağlamda Jandarma genel komutanlığına gidiyor diye bir açıklama çıkabilir." "...Yıllardır yani fikir öğrendiğimiz bir insan diyor ki, ya komutan artık emekli paşalar mı ... darbe yapıyor diyor yani herkes tiye alıyor artık yani şeyleri." "Hocam asker yapmayacak. Asker mesela PERİNÇEK'TEN hep uzak durdu. KARDEŞİM PERİNÇEK GİBİ BU KONULARDA PROFESYONEL BİR ADAM BU İŞTE BU ÖRGÜTLENMEDE ... OY VERECEKSİN. Ben niye bu böyle adamları harcayayım. Ben işin içinde olmam ama bu işte önünü açanm. Öyle bir sürü örgütlenmeler var. Türkiye de silah üzerine o tür yemin edenler değil PERİNÇEK gibi Örgütlenmesi güçlü tavrı da sert." "Onların üzerine gelemiyorlar. PERİNÇEK dün meydan okudu. Dedi ki burda İstihbaratçılar var dedi. Onlardan rica ediyorum, bizden birini tutuklasınlar da göreyim dedi. Onlara zindan ederim İstanbul'u diyor, bak böyle konuşuyor." Dediği, Mustafa'nın "...Tarikatlaşma gibi bir şey var o da o zaman Perinçek de tarikat gibi yani" "Kuvvayi Milliye, gazete yazıyor ama Zaman Gazetesi, Yeni şafak Gazetesi, Sabah Gazetesi, Star Gazetesi. Kuvvayi Milliyeciler, Ergenekoncular, Ulusalcılar, Milliyetçiler, Türkçüler bunlar hepsi Ergenekon terörist örgütünün içindedir hocam." ve uzun bir süre gündemdeki konular hakkında yorumlar yaptıklan, Tape:1562 29.01.2008 tarihinde Devrim...?(SEVİMAY) ile görüşmesinde özetle; Emin'in "Vallahi sen şeye bak Jandarma eski genel komutanlığını takip et." "Eruygur onun hakkında bir dosya hazırlıyorlar Emniyet'te." "...Dün konuştum askerlerle. Perşembe günü de harp akademilerine çağırdılar. Askerler bekliyorlar onlar ne kadar şeye saldınrlarsa o kadar iyi gizliyorlar bizimki bir defa olacak diyor." "...ama şeyden memnunlar mesela sana diyordum ya Zekeriya ÖZTÜRK." "Gladyo kesin. Gladyo yani her türlü pisliğin içinde var." "...Mesela o as subay hiç ama bunların mesela Zekeriya ÖZTÜRK'ÜN yanında Necati ÖZGEN paşa siktir git burdan şerefsiz diye hakaret ettiğini biliyorum. Yani bu adam her yere girip çıkıyor. Cebinde Mit kartı var, Fransa da oturma kartı var, asker kartı var. Bu adam Kuzey Irak'taki arkadaşlarla konuştum kimlerle gitmiş gelmiş hastadır diyorlar ama bu adam PERİNÇEK'LE ilgili bir ifadesi var onu okudum. Valla bir kağıt verdiler bana okudum onu. Kağıt iki saat sonra silindi. Valla neler diyor biliyor musun? TÜRKİYE'DEKİ BÜTÜN TERÖR EYLEMLERİNİN ARKASINDA PKK BAĞLANTILI DOĞU PERİNÇEK VAR DİYOR. BÖYLE İFADE VERİLİR Mİ? Emniyet bu Savcılık bu ifadeyi almış dosyaya koymuş şimdi. Bu As subayın Veli paşayla

falan bir ilgisi yok. Bu As subayla benim bir sürü resim var. O mesela Beyazıt meydanında o resimlerin içinde benim resmim niye yok diye merak ediyorum. ...Asker şeyden memnun bu Zekeriya ÖZTÜRK gibi..." dediği, Devrim'in "Peki Veli KÜÇÜK'ten de memnun değil mi?" diye sorduğu, Emin'in "Veli KÜÇÜK son dönemlerde yani onu şimdi sana söyleyemem... ama ilişki kurduğu insanlara bakıyorsunuz, Veli KÜÇÜK'ün bunlar zaten devletin haberi olduğu insanlar mesela Çoreyani." "İran'daki Azerbaycan'da Amerikalıların lider olarak tanıdığı bir adam." Dediği, bir süre görüştükten sonra Devrim'in "Mehmet AĞAR'ı bu işe nasıl sokuyorlar hangi dosya ile." Dediği, Emin'in, "Şuanda borsadaki paralarla bağlantısı olduğu söyleniyor. Yani bu Sedat PEKER'in parası ÇAKICI'nm parası bunların paraları nerde?" "Biri idare ediyor. Mesela hatırla bundan bir süre önce bir başkomiserin hesabından 22 trilyon para çıktı." "Yani başkomiser hesabına 22 trilyonu koycak kadar aptal mı? Demek o kadar güvenlik korkmuyor ki adam yani çok önemli birileri var arkamda diye düşünüyor. 22 Trilyon. Kapatıldı olay..." Dediği, Devrim'in "Peki sen Mehmet AĞAR'A bunu söylediğinde ne tepki verdi?" diye sorduğu, Emin'in "Ben haber gönderdim direk söylemem." "Yani Emniyet teşkilatına öyle. Yok emniyet teşkilatı beni çok sever falan. Teşkilat talimatı cemaat reisinden alır. O öyle şeyden ordan burdan almaz. Trabzon Emniyet Müdürünün şuanda bulunduğu görev neresi? İstihbarat Daire Başkanhğı. Dosyaları kim hazırhyor? Bunun talimatı ile hazırlanıyor. Bu kimden alıyor talimatları. Tayyib bey listeye bakıyor benim listem ... miş yani bunu çıkarın burdan diye." "Ben söyledim ben Emniyet Müdürüne söyledim. Dedim ki benim dışarı da durmam onlar için daha az tehlikeli. Onun için çünkü ben şey yapmam ben kısassa kısas inanıyorum böyle şeye inanmam öyle kibarlık olsun falan." Dediği, Devrim'in "Emin sende çok karanlıksın ya." Dediği, daha sonra Devrim'in "PEKİ DOĞU PERİNÇEK NE İÇİN GÖZALTINA ALINMADI ŞUANA KADAR." Dediği, Emin'in "DOĞU PERİNÇEK'İ ALSINLAR KIYAMET KOPACAK. DOĞU PERİNÇEK AÇIKÇA PAZAR GÜNÜ MEYDAN OKUDU. BURDA KONFERANSI VARDI... Mutluyla ... olanları içeri alırlar diyor. İçeri alanlar içeri aldıklarına pişman oluyorlar diyor. Sonra Mehmet EYMÜR örneğini veriyor." "Mehmet EYMÜR örneğini veriyor. Mehmet Eymür aldıktan sonra ... başıma iş geldi. Bu Doğu PERİNÇEK'İ içeriye aldık diye. Bu adam örgütlü ama savaş devam ediyor yani..." dediği, Tape:1563 29.01.2008 tarihinde X Şahıs(Ahmet AKER adına kayıtlı) ile görüşmesinde özetle; X Şahsın Emin'i Profesör olması nedeniyle kutladığı, Emin'in ise "Hocam onlar önemli değil de. Şimdi sıkıntılar var. Ne oluyor gene bu gün gazeteler. Karadayı Paşa için bir şeyler yazıyor. Nedir bunlar ya böyle." Dediği, X Şahsın "Radikali okumadım ya Karadayı ile ilgili mi yazıyor?" diye sorduğu, Emin'in "Şeyle ilgili Ergenekon'un başı diye yazmış. Sormuş yani, soruyor yani soruyor cevap versin diyor." Dediği, X Şahsın "Ya o şeydir ya tetikçidir ya." Dediği, Emin'in "Ama işte hocam ipin ucunu kaçırmışlar. Beni arıyor bugün yedi kişi aradı beni. Hoca seni daha almadılar mı içeriye. Emniyet Müdürü arıyor ... Konuşursan diyor alırız seni de içeriye diyor. Ya dedim size maşallah ya ne cesaret var alın o zaman ne telefon açıyorsunuz." Dediği, X Şahsm "Hayırola ya seni de mi Ergenekoncu yaptılar." Dediği, Emin'in "Veli paşanın şeyinde telefonun da adın var diyor. Senle konuşuyormuş. Dedim Veli paşayla ben konuşuyor değil elini büe öpüyorum. Siz dedim resmimi çekin dedim..." dediği, Tape:1564 29.01.2008 tarihinde Metin KÜLÜNK ile görüşmesinde özetle; Emin'in "...Sen Sevgi hanımı alıyosun. Sevgi kim ya..," "...evinde dosya bulunmuş Sevgi'nin evindeki dosyadan ne olur yani…, dosyadan niye mesela bak burda yapılan operasyonda 2 tane önemli adam var tehlikeli adam." "Biri biri Binbaşı Emekli Binbaşı"

"ÖZTÜRK, öbüre de Astsubay evinde bomba bulunan." Dediği, Metin'in "Oktay YILDIRIM" dediği, Emin'in "He o Astsubayın arkasındaki adam kim?" "Ona dokunmadılar hiç." Dediği, Metin'in "Bu Binbaşı ÖZTÜRK CIA'm adamı mı?" diye sorduğu, Emin'in "CIA tabi." Dediği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Emin'in "BENİ DÜN ARADI Bİ EMMİNYET MÜDÜRÜ. BUGÜN 6-7 KİŞİ ARADI. SEN HALA DIŞ ARDA MISIN DİYE. ...DEDİMKİ SAYIN MÜDÜRÜM, SEN KİMDEN TALİMAT ALIYOSAN, SEN ONA SÖYLE BEN BURDAYIM KAÇTIĞIM BİYER YOK. GELSİN SAVCI MAVCI. AMA BU İŞLERİN ZAMANI GELİRSE DÖNERSE SONRA ÜZÜLMEYİN DEDİM ONA BEN. EMNİYET MÜDÜRÜNE BENİ ARATTIRIYOLAR ZAVALLI ADAM." Dediği, "Benim gizlim yokki ben Veli Paşanın elini şey öpmüş Muzaffer öpmüş Muzafferi şey yapmışlar Muzaffer Yüzbaşıyı ben dedim Veli paşanın elini getirin size milletin içinde öpeyim televizyonda söyledim gelsin Veli Paşa orta yerde öpeyim elini..." "...savcıyada söyledim ben." "Katili bunlardır diyosunuz. Bunlar HRANT nerde HRANT'ı Diasparo öldürdü. Ermeni Diasparosu. HRANT'm bunlarla ne ilişkisi var. Bunlar konuşur Sevgi bigün beni aradı dediki ya iyi olmadımı HRANT'm öldürülmesi böyle şeyler konuşurlar." "Bunlar yani böyle konuşulur mu? Dedim ki Sevgi ne diyorsun HRANT'ı Diaspora öldürttü." dediği ve bir süre aynı konulardan konuştuktan sonra Metin'in "PEKİ BANA NE TAVSİYE EDERSİN. BEN NASIL Bİ, BU ŞEKİLDE Mİ DURAYIM?" diye sorduğu, Emin'in "Yav sen olduğun yerde dur ve Başbakana yakın dur yani." "Tayyip beyin kötü niyetli olmadığını." "... söylüyor yani hiç kötü niyetli değil." "...Karadeniz TV'de gene konuşacağım. Ben bunları söyleyeceğim Sayın Başbakan dikkat etsin diye. Bu operasyonları bak şimdi Ankara'da İstihbarat Daire Başkanı yaptın. Trabzon Emniyet Müdürünü. Bu operasyonları o başlatıyor. Şuanda bir Orgeneralin hakkında dosya hazırlıyolar. Böyle şeyler yanlıştır. Orgeneral olmuş bi adamın hakkında dosya hazırlarsa, Emniyet bunun altından sonra başka şeyler çıkar şimdi... BANA DERSİNKİ ŞU ORGENERALLE Bİ KONUŞALIM NEDİR DİYE AMA HAKKINDA EMNİYETE DOSYA HAZIRLATTIRIRSAN, EMNİYETİN ELİNE DÜŞMÜŞSE BU İŞLER O ZAMAN AYIP BİŞEY." Dediği, Metin'in "Kim o Orgeneral hocam?" diye sorduğu, Emin'in "Ya işte bir eski bi komutan. Yeni emekli oldu dosya hazırlıyolarmış hakkında. Bunlar yanlış şeyler yani. Bi Emniyet üzerinden bakın bu TESEV'e bunu yaptırıyorlardı bi ara biliyosun... Tayyip beyin bu işe bulaşmaması lazım. Emniyette adamlara dikkat etmesi lazım. İstihbarat Daire Başkanı. Trabzon'daki öldürme Papazın öldürülme işine engelleyemedi ama adamı aldın Trabzondan İstihbarat Daire Başkanı yaptın ve adam şimdi dosya hazırlıyor. Hocam bi dönemi bidaha olmuştu biliyosunuz. Polisi Askere karşı kullanma işi yanlış bi iştir. ŞUANDA GLADYO'NUN ÖRGÜTLENDİĞİ YER POLİS TEŞKİLATIDIR..." dediği, bir süre görüştükten sonra Emin'in "...Dilipak beni arıyor. Ben işte beni diyor televizyonda eleştirmişsin. Dedim ki İran'da Irak'ta bu kadar insanlar ölüyor dedim, yürüyüş yapıyordunuz. Ne oldu yürüyüşler. E işte biz dedi bak çalışıyoruz ediyoruz. Dedim sen kızını gönder tabi yurtdışına rahatsın dedim. Milletin çocukları kaldı dışarda dedim. Şimdi ondan sonra BANA DİYOR Kİ BEN DİYO SİZE ÇALIŞIYORUM DİYO. Devlet baktı bana, koruma Polisi vermişti. BEN BÜTÜN ALDIĞIM BİLGİLERİ SİZE AKTARIYORUM. SİZ DEDİM? KİMDİR İŞTE TEŞKİLATLARA SİZİN İSTİHBARAT TEŞKİLATLARINA. Ben dedim sikerim teşkilat meşkilat dedim. Ben dedim teşkilat...ben Rizeliyim dedim. Ben öyle istihbaratla mistihbaratlan bi işim yok kim dediyse ona." Dediği, Tape:1565 30.01.2008 tarihinde Mustafa"...? ilegörüşmesinde özetle; Mustafa'nın "Vuruşacağız ibnelerle burada ne yapacan hocam be amına koyduğumun pevenekleri."

Dediği, Emin'in "Gene mi geldiler?" dediği, Mustafa'nın "Geliyorlar gidiyorlar. Bıktım artık şimdi çarşıya gidiyorum da kapışacağım bu ibnelerle. Analarını sikeyim ben bunlarm. Her neyse şeyi de söyleyim. Bak bu iş bizim anlattığımızdan da büyük olay. Bu şimdi Kara Kuvvetleri Komutam Çin'e gitti ya. Olay direk önümüzdeki 30 Ağustos'u ilgilendiriyor tamam mı. Bu Çin'e gitme işi büyük rahatsızlık yani." ...Ben zaten dün akşam televizyonda uyardım..., Söyledim bir de söyledim operasyon şeyden yukarıya da söyledim operasyon Jandarma Eski Genel Komutanlığa ulaşabilir diye bu sen demiştin ya Sakarya bölgesinde operasyon falan olabilir diye Kocaeli'nde başladı dediği Mustafa'nın Başladı başladı ama şey bak iş şu bu direk şeyle de değil yani bu Veli Paşalarla şunlarla bunlarla ilgili direk önümüzdeki 30 Ağustosu'u ilgilendiren bir operasyon bu başlangıcı şu anda Ankara'ya da söyledik ama farkmdaysan bugün Genel Kurmay Başkanı üç kelimelik bir açıklama yaptı dediği, devamında M : Verdi mesajını çok mesaj var da onda da suratı da çok asıktı zaten suratı da çok asıktı yani bu iş şeyle ilgili önümüzdeki süreçle ilgili yani 30 Ağustos'a kadar dayanan bir süreç var eğer bunları patlatabilirlerse emellerine ulaşacaklar patlatamazlarsa ters dönerse iş başka yani iş geniş hocam şaka maka değil yani dediği, Emin'in "O zaman ilginç şeyler var"dediği, Mustafa'nın "Tabi canım yani bu iş geniş iş bu iş direk orduyu ilgilendiriyor ya bunun yok şeyle yok yok Ergenekonmuş yok mergenekonmuş bunlar hepsi hikaye bunlar şey yeni şey şu andaki duraklar sen ana terminale bak ana terminali ele geçirmeye bakıyorlar yani ana terminali ele geçirme hesaplan var" dediği,... Mustafa'nm,Tabi canım o zaman mesela Çin'e de gitti ya o bu Çin'e gitmesi onları çok büyük rahatsızlık yarattı bunlar da bunların adamı zaten memuru tamam mı burada dediğiniz sizin anlattığınız gibi Gladya şimdi emniyetin içinde yerleşti tamam mı burdan vurmaya çöküyor askerin içinden vuramıyorlar dediği, devamında "Askerin içinden vuramadıkları için buradan vurmaya çalışıyorlar ama ben başarılı olacaklarını tahmin etmiyorum. Açık konuşayım bunlar çünkü acemi. Eskiden asker daha bir şey bunlar acemi yani. Bu Veli paşalar bilmem kimler şunlar bunlar hepsi hikaye. Esas ana hedef ana terminal Genel Kurmay Başkanlığı yani. Bunun tedbirleri almması lazım tabi nasıl alacaklarsa artık onlar bilir." Dediği,... Emin'in: Ben dün akşam televizyonda uyardım yetkilileri bu işi başka yerlere götürmeye çalışıyorsunuz önemli şahıslar hakkında dosya hazırlıyorsunuz eliniz yanar bu işleri bu kadar büyütmeyin ..çıkarmayın diye uyardım dediği, Mustafa'nmjyi iyi yaptım çok çok iyi dediği,... Emin'in: Mesut Yılmaz'm yanında kuyruğa geziyordu Rizeliler eskiden Mustafa'nın " Değil mi şimdi de kimse yok" dediği Mustafa'nın, Vay lan acı ama gerçek şimdi bakıyorum da adamlar elini attım hastanede ameliyat ettirdiğim bilmem ne yaptığım şunu yaptım abi diplomam yok diploma alalım da ben işe başlayalım diyen adamlar yemin ediyorum abi görmemezlikten geliyor vay amma koyum bunların anasını ne biçim insan bunlar ya kusura bakma biraz küfür ediyorum dediği, ... Mustafa'nın devamında, Bunların üzerine gidecen onlar sen de üzerine devam amma koyum ip koptuğu yerden kopar dediği,anlaşılmıştır. Tape:1566 30.01.2008 tarihinde Bülent...? ile görüşmesinde özetle; Bülent'in "Şimdi Kara Kuvvetleri komutanlığından sözde bombalar çıkmış da. Bunun şeyini bak oruspu çocuklan şimdi. İlker paşa yok mu? 30 Ağustos ben ne dedim bugün sana hoca. Hedef şey sen söyle ne diyorlar ona 30 Ağustos'taki şuara." "...Eğer yanılıyorsam şerefsiz evladıyım ya. Bundan önce yerini biliyorum bu oruspu çocuklannm ya uyarsmlar. Yann sen gideceksin o akademiye uyar bunlan ya uyar bunlan akıllannı." "Yemin ediyorum Irak'taki generallerden beter olacak bunlar ya. Darbe mi yapacak yapsınlar analarını sikeyim ne olacak. Dünya ne yapacak darbe yapsınlar amına koyum darbesini ya. Yoksa ülke kötüye gidiyor ya. Bunlarm amaçları şu bu şimdi yok mu vakıflar yazısı falan esas tabi esas iş o. Şimdi bu adam İlker paşayı bana demişti ki şey İlker paşa için mesela şey adamdır yani çok ciddi adam diyor tamam mı." "Ciddi adam diyordu bu adam o adam şimdi Çin'e gitti


mi hocam gitti. Bu adam Amerika'ya gitmedi tamam mı bu ibne yok mu ikinci başkan." Dediği, Emin'in "Şey Saygun da Saygım" dediği, Bülent'in "Tabi ama ondan sonra zaten düğmeye basıldı. Kara Kuvvetleri Komutanı Çin'e gitti ondan sonra başladılar uğraşmaya." Dediği, Tape:1567 22.01.2008 tarihinde Bülent.? ile görüşmesinde özetle; Aralarında merhabalaştıktan sonra son zamanlardaki operasyonları kastederek Emin GÜRSES'in "Rüzgar...rüzgar esiyor rüzgar." dediği, Bülentin "Bişey olmaz merak etme , rüzgar ekenler bi gün fırtına biçerler boşver bunlarda geçer. Ben ben onu ben onu geçende benim arabayı çevirdikleri zaman anladım da. Bu kadarı beni aradılar ya arabayı ...eylem bilmem ne ceza meza bilmem ne bi ibne var burda bitane memur tamam mı." Dediği, Emin GÜRSES'in "Bana o o memu... memuru bulalım." Dediği, Bülent'in "Buldum buldum ben merak etme hepsini teşhis ettim takip ettiriyorum o ibneyi, ibneyi takip ettiriyom tam ordu düşmanı bunlar bak ben size söylevim." dediği, bir süre ülkenin ekonomisinden bahsettikten sonra Bülent'in "...beni de alsın ya bende gideyim burdan senide alsın sende git ne olacak yani ne yapacaksın yani ne yapacan" dediği, Emin GÜRSES'in "Hem de adını bak ne demişler Ergenekon Terör Örgütü." dediği, Bülent'in "He ibne Diyarbakır Belediye Başkanı anana küfür ediyo bütün gün. Orospu çocukları gidin onu tutuklaym yiyosa Avrupalı ahilerinizden emir alı... tutuklaym onu ne var yani hadi aldın bende gittim sende git hepimiz ... ne olacak yani nereye gidiyon ne yapacanız yanine yapmak istiyosunuz ulan bu ülkede ezilirsiniz lan altında kalırsınız bu işin ibneler, boşver ya siktiret adam geçende beni ta orda çevirdi etti o piç ibne memurada dedim ama oğlum dedim sen yavşaksın dedim lan ibne biz bu oyunları biliriz dedim abicim boynuma sarılmaya bak ya hadi dedim oğlum hadi çevirdiler varya işte adam ne diyo bak bi memur bunu dermi beni çeviriyosun beni nerden tamyosun bide Bülent abi diyo bana evladım sen dedim." Dediği, Emin GÜRSES'in "Bak şerefsizin " "Ama yani bunlar Veli Paşaya ki ilk defa 50 senedir bir genaral içeri almıyor" dediği, Bülent'in "Evet evet evet ama gerçek ya ilk yani bişey olmaz yani hiç bişey olmaz ben yani sana bişey söyleyim mi daha da büyütülüpte çıkaracaklar bu adamı" dediği, devamında da "Varsa bi isteğin bi emrin bişeyin gel dersen gelirim git dersen." Dediği, bir süre Türkiyenin genel durumundan bahsettikten sonra, Bülent'in "Heç şey yapma takma kafana devam Hiç bişey olmaz Allahın izniyle ne var yani en son alır bura kardeşim de burda ben aklı Allahı var aklıma çok şey geldi burda bide dikkatimi çekti vilayetleri sayıyo diyoki mesala şu kadarsı Düzce bilmem ne Bolu işte Bilecik Sakaryayı hiç saymıyo Sakaryayı... ÇÜNKÜ SAKARYA MERKEZLİ ZATEN BU İŞ PATLADI O şey yok mu yüzbaşı." Dediği, Emin GÜRSES'in "Tekin..." dediği, devamında Emin GÜRSES'in olası bir operasyonu kastederek "...şu Profesörlük imzalansın onu... o zamana kadar almasınlar diyorum ." dediği, Bülent'in "Ne seni mi bişey olmaz ya ne alacaklar seni ne yapacaklar seni." Dediği, Emin GÜRSES'in de "PERİNÇEK ARADI. BU ŞEREFSİZLER Bİ HESAP YAPIYOLAR DİYO Bİ BAŞKA BİŞEY YAPACAKLAR BU DİKKATLERİ O TARAFA ÇEKİYOLAR DEDİ. Madenler falan satılacak ya onun anlaşmasını yapacaklar herhalde." dediği, ve görüşmenin bu şekilde bittiği, Tape:1568 27.01.2008 tarihinde Bülent..? ile görüşmesinde özetle; EMİN GÜRSES' in "İyidir hocam bugün Perinçek'in bi toplantısı vardı Kadıköy'de. Kadıköy'de vallahi 800-900'ün üzerinde insanlar tıklam tıklım ayakta koridorlar her yerler merdivenler ilk defa bu kadar bi toplantıda bu kadar insan olduğunu gördüm." Dediği, bir süre aralarında gerçekleştirilen bir operasyon hakkında milletin verdiği tepkiyi konuştukları, Emin GÜRSES'in "Bugün, Perinçek bir şey çıkarda Aydınlığın 1996 />a

senesinde Veli KÜÇÜK'ün bi açıklaması var. Diyorki Eşref BİTLİS Paşayı Amerikalılar öldürdü.Ondan sonra bu Veli KÜÇÜK'ün üzerini çizdiler..Bunuda bunuda bunuda şey gösterdi Perinçek gösterdi çok güzel bi toplantıydı ilk defa böyle bi toplantı .... MUMCU'da vardı Uğur MUMCU'nun kardeşi." Dediği, Bülent'in "Hedef direk Genelkurmay başka hiç bişey değil. Evet ben kendilerinden duydum ya ben içerden duydum bunu onlardan yani onların alemin içinden böyle burda konuşulan hedef direk şey Genelkurmay ... ne biliyomusun bide hedef ne şimdi bu Kara Harekatının şeyi varya tantanası. Bide bu Fethullah GÜLEN'i getirme hesapları var tamam." Dediği, Emin GURSES'in " Bide bugünkü Aydınlığı aldım Aydınlıkta o ... diyodum sana ya bi binbaşı. Parinçek'in Perinçek'in hakkında şey adam çok güzel başlık çok güzel atılmış kapak çokgüzel." dediği, Bülent'in "BEN Bİ TANE ...SAYISINI KAÇIRMIYOM HEPSİNİ ALIYOM." Dediği, Emin GURSES'in "Valla şimdi yatarken onu okuyacam rahat uyuyayım diye." dediği, devamında bir süre kendilerinin takip edildiklerinden bahsettiklerini konuştuktan sonra Emin GURSES'in "Zaten bugün bi haber geldi PERİNÇEK kulağıma fısıldadı Sakarya Bölgesinde operasyon yapabilirler. Beni alacaklar başka kim var orda alacaklar neyapacaklar. Sikeyim analarını gelsinler alsınlar." Dediği, Bülent'in "Ya boşver ya bak işine ya siktir et ne bok yerlerse Sakaryayı saymadı." Dediği, Emin GURSES'in "Erol BİLBİLİK ordaydı bugün toplantıdaydı." Dediği ve SKY Türkte yayınlanacak bir programdan bahsettikten sonra Emin GURSES'in "Ama Erol... bana bişey söyledi hocam yarın söylerim sana." dediği, Bülent'in "Tamam tamam hocam hiç şey yapma." dediği, Emin GURSES'in "Gladyonun Gladyonun hareket alanı değişti." Dediği, Bülent'in "Allahın izniyle ben sana bişey söyleyim mi bumareng gibi ters tepecek kafalarında patlayacak hiç bişey." dediği, devamında Bülent isimli şahsın "...OROSPU ÇOCUĞU BANA BURDAN EMNİYETİN ADAMLARI HEPSI.Bende hiç siklemiyom onları daha da kahrediyolar ibneler ibneler amma kodumun ... şerefsiz orospu çocukları elinizden geleni ardınıza koymayın ta ananısı sikeyim ne yaparsınız nereye kadar giderse... boşver bişey olmaz takma." Şeklinde ağır küfürler sarfettği, Devamında; "Allah nasip ederse ordayım yarın daha geniş konuşuruz konuyu daha başka şeylerde var onları söylemiyom telefonda." dediği ve görüşmenin sona erdiği, Tape:1569 06.02.2008 tarihinde Şener..? ile görüşmesinde özetle; Aralarında Piri Reis isminde kurulacak bir üniversitenin kurulması hakkında konuştuktan sonra Şener'in "Abi sana bi bomba gibi haberim var Kemal GÜRÜZ'ün konuşmasından haberin var mı?" dediği, Emin GURSES'in "He şeyi ... Davut DURSUN'un demi." Dediği, Şener'in "Davut'u değil Musa'yı da söylemiş He demiş Sakarya Üniversitesinde 2 tane şerefsiz demiş bunları organize ediyo başörtüsünün alehine lehine ...atıyorlar birisi Musa TAŞDELEN birisi Davut DURSUN." dediği, Emin GURSES'in "Kemal GÜRÜZ gücü yok ama daha." Dediği, Şener'in "Nasıl gücü yok abi ya ONLAR DERİN DEVLETTİR YA. Kemal GÜRÜZ bi zaman Ülkücüydü, bi zaman Mason, Demirel'in sağ kolu." Dediği, Emin GURSES'in "Mason.." dediği, devamında bir üniversiteye atanacak öğretim görevlisi ve günlük hayattan uzun bir süre konuştuktan sonra Şener'in "Tabi şeyi Yeniçağın şeyini kapattılar televizyonunu şimdi gazeteyide kapatırlar"dediği, EminGÜRSES'in "Aramış Ak partililer gelmişler demişlerki ya bize aleyhimize konuşmayacaksın yahutta kapattırırız televizyonu bizim lehimize yayın yaparsan ilan reklam işlerinide ayarlarız. Adamda bana diyorki ne yapayım dedimki yapacak bişeyin yok senin şirketin var 2 tane maliyeci götürür seni. Her yeri kontrol ediyorlar ufak televizyonları bile." Dediği, Şener'in Ya Erbakanı kovuyorlar bunlar ya ... başkasını kovmazmı babalarını


hocalarını. Adamın bütün malma el koymuşlar adam kaçıyo Isviçreye garibim yaAma Doğu PERİNÇEK bi iktidar ortağı olacak dişini sökecek bunların dişini ben Doğu PERİNÇEK'e oy verecem anasını satayım." Dediği, Emin GURSES'in "Ben zaten ... veriyordum Doğu PERİNÇEK'e verecem adayları .... burdan vardı şey ... ona verdim." Dediği, Şener'in "Yav dürüst olsun ne olursa olsun ben pazartesi günü şeye gittim üniversiteye sizinle görüştük." dediği ve bir süre bir üniversite öğretim üyesinden bahsettikten sonra, Emin GURSES'in "Ya hocam Anadolu'da işte Üniversite bu kadar oluyo işte." Dediği, Şener'in "Ya Anadolu'da ne olacak ya hepsi şerefsiz bunlar ya yav kendi hocalarını mahvettiler bak Çallı Çalîı'yı ekarte ettiler ya." dediği, ve görüşmenin aynı konunun konuşularak sona erdiği, Tape:1570 09.02.2008 tarihinde Bülent..? ile görüşmesinde özetle; aralarında bir süre günlük mevzularda konuştuktan sonra Emin GURSES'in "Emniyetten bi yazı geldi bana koruma altındasınız diye bi yazı geldi özel gizli." Dediği, Büllent'in "Aman dikkat et o terside olabilir." Şeklinde cevap vermesi üzerine Emin GURSES'in "Sizin koruma benim BENİM KORUMAMI DEDİM GENELKURMAY YAPIYOR size ihtiyacım yok." dediği, Bülent'in "O kadar aman dikkat et onların şeyine onu siktir et bak Doğu PERİNÇEK hakkında da dava açtılar ya 5 seneye kadar. Ramazan AKYÜREK'le ilgili şey yapıyo diye o Fethullahın adamı yokmu." Dediği ve konuşmanın bu şekilde bittiği, Tape:1571 10.02.2008 tarihinde Nazmi..? ile görüşmesinde özetle; Aralarında uzu bir süre Emin GURSES'in katıldığı bir televizyon programı hakkında konuştuktan sonra Nazmi..? isimli şahsın "Şimdi hocam bak bi şey söyleyecem bu Ergenekon operasyonunda operasyondan olduktan sonra İzmitte bir paşa istifa etti." dediği, Emin GURSES'in "Ha sahip çıkılmadı diye mi. Tamam zaten iki tane arka arkaya şey ayrılma bundan geldi belkide bağlantısı olabilir." dediği, Nazmi'nin "Bi tanesi bağlantılı" dediği, Emin GURSES'in Bir tane Tümgeneral vardı birde Korgeneral vardı." dediği, Nazmi'nin "O adam hatta Orgeneral olacak diye adam o istifa eden protesto istifaydı." dediği, Emin GURSES'in de cevaben "Yok yani ben karımla marımla ayrılacağım falan laflar numara yani onlar." dediği, Nazmi'nin "Abi o bir ikincisi ve Orgeneral bu olaya bu Ergenekon operasyonuna Genel Kurmay bile okey verdi. Tabi Genel Kurmay okey verdi neden çünkü bunların bağlantılı olduğu adam Genel Kurmay başkanı bile olabilirdi ilerde Kuvvet Komutanı olabilirdi onu istemiyorlar." dediği, Emin GURSES'in de "Anlaşılıyor onun için Veli paşa alınmadan evvel Ankarada bir kaç tane generali aradı onlardan olumsuz cevap almış."dediği, Nazmi'nin "Bunu da aradı işte niye kimi aradığmı söylemiyorlar cep telefonu kayıtları var herkes." dediği, Nazmi'nin "Önemli önemlide işte aklıma gelmiyo yoksa bilgi doğru, ben boş bilgi konuşmam sen biliyorsun bide şey hocam aynı zamanda bu adam Dünya Azerbaycanlılar bilmem ne başkanı demi. Veli Küçük pisliğin tekidir Veli KÜÇÜK bakma." dediği, Emin GURSES'in de "O şeyde Çöregani ile ilgili Azerbaycan'da bi devlet kuracaklar onun basma geçecek falan deniyordu ya. İngiliz CAI hepsi beraber da." dediği, görüşmenin devamında Ergenekon adlı operasyonu kastederek EmiN GURSES'in "Büyük bi çoğunlukla MESELA BU KEMALİN YAPTIĞI OPERASYONLAR BİR SONUÇ VERMEDİ YANİ HEP TÜRKİYENİN ALEYHİNDE SONUÇLANDI." Dediği ve bir süre Kemal KERİNÇİSİZ isimli şahıs hakkında eleştirel olarak konuştukları, devamında Emin GURSES'in Mehmet TAŞDELEN isimili bir avukat hakkında " demek davaları onun sayesinde kaybettik Mehmetin yanında şimdi bi tane var eski Ülkü Ocakları Başkan Yardımcısıymış adı İzzet İzzet çok efendi bi çocuk o bakıyo şimdi aman dedim Mehmet davalara gitmesin Mehmet gittiği zaman davayı kaybetti ya." dediği, Nazmi'nin "ŞEYDE MEHMET'İN YANINDAYDI DANIŞTAY SALDIRISINI YAPAN" dediği, Emin GÜRSES’in ."MEHMETİN ADAMIYDI TABİ.

MEHMET PARAYLA UĞRAŞIYO BÜYÜM MAFYACILIK YAPIYORLAR İŞTE." dediği, Nazmi'nin "Birilerinin oyuncağı olmuş hepsi Kemal Kerinçsizin kimlere mahkemelik yaptığını bi görsünler, Nurişin avukatı Kemal Kerinçsiz. Tabi en sonunda Nuriş bunu öldürüyordu da geldi bizden yönetici oldu." dediği, ve bir süre kemal KERİNÇSİZ isimil avukat hakkında konuşmaya devam ettikleri, Devamında Nazmi'nin "...bu gençleri yakan bu pisliklerin başı Veli Küçüktür mikrobun ta kendisidir Veli Küçük mikrobun önde gidenidir benim kanaatim." dediği, Emin GÜRSES'in de cevaben "Ya ben sana söylüyorum da bizimkilerden bile gelmiş tersanelerden haraç topluyorlardı, bana söylediler de bir gün dedim ki ya böyle böyle haraç topluyorlar dedim kimdir bunların anasını avradını bilmem ne ederim falan dedim ki sayın Paşam dedim Genel Kurmay Başkanlığına mı bunu bildireyim siz mi çözersiniz açtı hemen telefon bu Sami Hoştan, Berber Yaşar hep adamı." dediği, devamında yine Emin GÜRSES'in "Sevgi hanımda işte o kadar uyardım onu bunlara o kadar güvenmişti ki bana ikide bir ya karargaha çevirmişti orayı hakkaten o doğrudur yani orayı karargaha çevirmişti."dediği, Nazmi'nin "Evet çevirdiler kadmı kullandılar ya." dediği, Emin GÜRSES'in "Kadını kullandılar ama ben onu uyardım çok telefon açıyordu iyi oldu onu öldürdüler iyi oldu dedim ya senin ne işin var öldürmekle sen kilise insanısın sen o öldürdü bu öldürdü sanane dedim ya." diyerek görüşmenin sona erdiği, Tape:1572 13.02.2008 tarihinde Mehmet TAŞDELEN ile görüşmesinde özetle; EMİN GÜRSES'in "Efendim avukat" şeklinde hitap ettiği, Mehmet TAŞDELEN'in "Hocam şimdi bu Alparslan'ın babası aradı. Dedi ki Mehmet Bey tutuklu sanıklardan birisi yeni ifade verecekmiş dedi. Dedim valla haberim yok. Şunu diyecekmiş; DANIŞTAY SALDIRISINDAN ÖNCE GASTECİ ARAMIŞ SÖYLEMİŞ, TARAF GAZETESİNDEN. Danıştay saldırısından 20 gün önce Ataşehir'de toplantı yaptık, toplantı yapıldı. DANIŞTAY SALDIRISININ TALİMATINI VELİ KÜÇÜK VERDİ. Şimdi Aykut'ta annesiyle haber göndermiş bana. Dün görüştüm ben akşam. O tutuklulardan Osman YILDIRIM var. Kahveci olan çocuk, o Karslı mı ne. Ondan sonra o demiş ki ben sizi kurtarırım. Süleyman'la seni ama avukatınız gelsin bi danışmam lazım. Acaba o mu verecek dedim bende. Yani bu itirafçı pozisyonuna kendince bir örgüt şey yapıp pişmanlıktan yararlanmak için şey yapıp acaba Veli KÜÇÜK'e mi şey yapacak yani." Dediği, Emin GÜRSES'in "Herhalde yani Veli KÜÇÜK Danıştay'a baskı yapın diye yani Veli KÜÇÜK aklını yitirse bile demez onu ya. Ya buna demişlerdir ki böyle bi şey yaparsan biraz daha ufaktan kurtarırsın diye demişlerdir herhalde." dediği, Mehmet TAYDELEN'in "Süleyman'ın delili ne ya Allah Allah Aykut'un şeyin Alpaslan'ın ben bomba aldım demesi hocam başka bir şey yok ki. Yani DGM'ler böyle çalışır hocam o zaman bugün biz dosyayı bitireceğiz diye gidiyorduk bitmez otomatikman Ergenekon'a eklerler burayı." dediği, Emin GÜRSES'in "Yazık ya yani mahkemeler böyle işliyorsa yazık yani Veli KÜÇÜK, Veli KÜÇÜK'ün böyle demesi için deli olması değil ölmüş olması lazım." Dediği, Mehmet TAŞDELEN'in "Takip et hocam bakalım bi duruşmayı yapsınlar. Ben sana çıkmcada bilgi aktarırım ama enterasan geldi. Sen seviyorsun paşayı." Dediği ve görüşmenin bu şekilde sona erdiği, Tape:1573 13.02.2008 tarihinde Mehmet TAŞDELEN üe görüşmesinde özetle; Danıştaya yönelik dava hakkında konuşmaya başladıkları Mehmet TAŞDEELEN'in "Hayır hayır dosyadaki avukatlardan biriylede görüşmüş o da demişki kardeşim ben karışmam ne söyleyeceksen yazılı söyle dilekçe ver ne söylemek istiyorsan bizi ilgilendirmez demiş tamam mı muhtemelen benle temasa geçip danışacaktı durumum ne olur diye öbür türlü de yemedi herhalde." Dediği, Emin GÜRSES’in “Öyle dese de yani Veli Paşaya


zarar verir ama kendisi ondan sıyrılanıaz. Ama Veli Paşaya zarar verir tabi vermesine değil mi." dediği, Mehmet TAŞDELEN'in "Verir verir tabi canım bu dosyayı da oraya bağlayacaklar muhtemelen." dediği ve görüşmenin bu şekilde sona erdiği, Tape:1574 15.02.2008 tarihinde Hüseyin..? ile görüşmesinde özetle; Aralarında bir süre merhabalaştıktan sonra Emin GÜRSES'in "Çalışıyodum da ters şeyler vardı onlan uğraşıyorum." dediği, Hüseyin'in "Bizde ha bire kart dağıtıyoruz." dediği, Emin GÜRSES'in "Ee olsun da sizin süreç öyle." dediği, devammda "Şimdi Denktaş geldi de Denktaş'la saat ikide bi toplantımız var. Talatpaşa komitesi diye bir komite kurmuştuk onun toplantısı var." Dediği, Hüseyin'in "O gelmişti Artvine benim Mercedesi vermiştim onlara." Dediği ve bir süre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriietinin tanınması ile ilgili konuştuklan, devamında Hüseyin'in "Servet geldi Servete şey et ha bana dediler Servete biraz bastır benim işte sakat yokta. Beni Ankaradan Abdurrahman ARICI o benle ilgileniyo dediki ben dedi bastırıyorum dedi Servette bastırıyo dedi yüzde yüz olur dedi." Dediği, Emin GÜRSES'in "AMAM SERVET ŞEYİ SÖYLEDİ BANA DA TAMAM DEDİ. Ama genelde şey yapacaklar da bunlar şimdi oraya Tayip beyin kontenjanından girdiler. Bende anladığım kadarıyla bu işi Tayip Bey ne derse o olacak yani Servetin, Hasan Kemalin şunun bunun değil." dediği, Hüseyin'in "Yok bu işe o işlere Tayyip Bey müdahale etmiyo, o kurullarla. Rizeden engel bana olmaz." dediği, Emin GÜRSES'in " iyi ya olacak inşallah." dediği ve görüşmenini bu şekilde sona erdiği, Tape:1575 15.02.2008 tarihinde Hakan ÇİLLİOĞLU ile görüşmesinde özetle; Hakan ÇİLLİOGLU'nun "Ya dedim bu hoca bana kızgın mıdır nedir." Diyerek görüşmenin başladığı, Emin GÜRSES'in "İyi durumdasın iyi durumda ses çıkarma." dediği, Hakan ÇİLLİOGLU'nun "ABİ NE YAPTIK BİZ YA BİŞEY YOKKİ YA." dediği, Emin GÜRSES'in "Bi şey yapmana gerek yok yani Veli Paşalar şunlar bunlar bi şey mi yaptı." şeklinde cevap verdiği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Hakan ÇİLLİOGLU'nun ".. .şimdi benim anlamadığım şu şimdi adama diyorlar ki ovaya in ve meclise gel yani ne suç işlersen işle." dediği, Emin GÜRSES'in de cevaben "Öyle derler çünkü Amerika öyle talimat veriyo." dediği, bir süre ülkenin son durumu hakkında yorumlar yaptıktan sonra Hakan ÇİLLİOGLU'nun "Rizeye geçmeyi düşünüyor musunuz ." diye sorduğu Emin GÜRSES'in cevaben "Rizeye bu ara dDeğil biraz Mart sonuna kadar sorun var Mart sonundan sonra bi açılsında bi güvenlik şeyi olsun ondan sonra." dediği, hakan ÇİLLİOGLU'nun "Evet Şükrü amca bana bi mektup yazdıda benim sanki Allah yüzüme güldürdü Şükrü METO eski senatörümüz. Bana diyo ki yiğenim diyo sende ecdadın diyo istiklal harbinde bu Rizeliye kumanya dağıtmış bi ailenin çocuğusun." dediği ve görüşmenin son zamanlardaki Danıştay davası ve operasyonlar hakkında konuşmalanyla sona erdiği, Tape:1576 15.02.2008 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle; Emin GÜRSES'in "Size afiyet olsun dün akşam ettiniz mi bişey." diye sorduğu, X şahsın "Dün akşam çalıştık çok güzel fotoğrafları da gösterecem sana çok iyi çalıştık dün akşam." dediği, " Emin GÜRSES'in "Bana getiresin 3 tane bakacağım onlara bakacam." dediği, X şahsın "Ama dedim sana da işte dedim gel seç beğen al da dün akşam öyleydi." dediği, Emin GÜRSES'in "Ben otuzbir çektim ben otuzbir çektim ne ediyim." Dediği, X şahsın "Yo biz çalıştık valla hadi öpüyorum seni." Şeklinde cevap vererek görüşmenin sona erdiği, Tape:1577 16.02.2008 tarihinde X şahıs- ile görüşmesinde özetle; Aralarında bir süre merhabalaştıktan sonra x şahsın25-26 ,Mart tarihlerinde Kök vakfı'nın Ankara'da tek günlük bir sempozyum düzenleyeceklerinden bahsettiği, Emin GÜRSES'in "Valla ne güzel


olurdu ya ben bana şubat ve martta sokağa çıkma yasağı var." dediği, X şahsın "Hayrola" şeklinde cevap verdiği, Emin GURSES'in de "Valla hocam bizimkiler sızmalar var dediler İsrailliler ortalarda dolaşıyor. Nisana kadar orta yerde görünmeyeceksin ya işte bi televizyon programına gidiyoruz ona bi götürüyorlar beni yani ilginç dedim ki biz o zaman Türkiye'de güvenliğimiz yoksa o zamam tamam dedim orda yani İsrailliler bu memleketi işgal etmişse biz yanlış yerde duruyoruz yani öyle bir talimat geldi zaten bu Veli paşaların içeri almması da böyle bir büyük elçilik talimatıyla olmuş zaten. Ama mesala orda Zekeriya Öztürk var bitane o zaten ne olduğu belli değil. Ruh sağlığı bozuk bi tane astsubay var bombalar bulunan onunda ruh sağlığı bozuk." Dediği ve görüşmenin düzenlenecek olan konferans üzerine konuşmayla bittiği Tape:1578 16.02.2008 tarihinde Necini ÇELENK ile görüşmesinde özetle; NECMİ ÇELENK'in " HOCAM ŞEYİ UNUTTUN SÖYLEMEYİ ŞİMDİ BU HANİ BİRİNİN YERİNDE BULUŞUYORLAR DEDİM YA MALUM ŞAHIS HANİ. HATIRLADIN DEĞİL Mİ? Şimdi yaklaşık altı ay içerisinde dört bu operasyonda dört yüz tane eve gitmişler bir gecede. Şimdi bundan sonrası operasyon gene aynı şey akademisyen tipleri ve o dediğim yerlere." Değiği, Emin GURSES'in "Yani... şeye bana dediler işte senin üzerini çizmişler ama yani listede varmışsın sonra biri herhalde listeden bunu çıkarın demiş.YENİ BİR YENİ DALGA GELİYOR." dediği, ve devamında yapılabilecek bir operasyon üzeride görüştükleri, Emin GURSES'in yapılan operasyonlarda bazı akademisyenlerin alınmasını eleştirdiği ve Tuncay ÖZKAN'm almamamasını eleştirdiği, aynı konu hakkında Tuncay ÖZKAN'ı kastederek"Ona bir şey diyemiyorsun neymiş işte ortağı babası MİT'te kendisi de MİT'e çalışıyor onun için duruyor orada!" dediği ve görüşmenin aynı eleştiri içerikli konuşmalarla bittiği, Tape:1579 16.02.2008 tarihinde Bülent..? ile görüşmesinde özetle; Aralarında merhabalaştıktan sonra, Bülent'in "Gerekli mesajları verdik karşıya. Onlar işin üzerine daha da hızlı gidecekler hele bugünkü konuşmam onları daha da şey yaptı pekiştirdi yani hiç dedim dimdik durun dedim hocam da aynısını söylüyor dedim tamam mı dedim ki böyleyken böyle hiç dedim taviz taviz vermeyin dedim yani bu konu hakkında vermeyecekler de zaten. Yani diyor Mehmet AĞAR diyormuş ki ben onu söyledim ya geri dönenin diyormuş bilmem nesini bilmem ne küfür ediyormuş tamam mı. VURUŞACAKLAR YANİ BELLİ YANİ." dediği, Emin GURSES'in "İyi hadi hayırlısı onu yapmazsa daha büyük zarar görecek." dediği, Bülent'in "Tabi yok şey yok sinme yok sinmeyecekler dedim ya burada dedim şey yani herkesi tırpan operasyonu dedim." dediği, görüşmenin Bülent'in Emin GURSES'in iyi reklam yaptığından bahsettiği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Bülent'in " STV'den dinledim de yani açık açık şeylerde meydan okudu o Şener Eruygurlar falan onlar da meydan okudular yani." dediği, Eimin GURSES'in "ONLAR ALDILAR MESAJI DA." dediği, Bülent'in "Tabi aldılar almışlar ki senin verdiğini almışlar ki bunlar iyice meydan okudular açık Şener Eruygur o bir adam daha var işte baya aynı Doğu Perinçek ağzıyla konuştular..." dediği ve görüşmenin bu şekilde bittiği, Tape:1580 17.02.2008 tarihinde Hande EROL ile görüşmesinde özetle; Hande AROL'UN "DAHA SAKİN ALDIN MI DAHA SAKİN. KAPATMA ADAMI ÖYLE O KADAR ŞEY SORAR ADAM SORARSA İSTİHBARATÇI MISINIZ DİYE YA BİR DAHA ÖRGÜT ADI GEÇİRMEDEN KONUŞ YA." dediği, Emin GURSES'in "Tamam hadi görüşürüz." Dediği ve görüşmenin bu şekilde sona erdiği,

Tape: 1581/1582 18.02.2008 tarihinde Hande EROL ile görüşmesinde özetle; Hande EROL'un "Ya sen ne yapiyorsun yasakîiyorum TV programlarina cikmana. Millet cik konuş istiyo, guwenligini benden başka dusunen yok.SOYLEDİKLERİNIN YÜZDE SEKSENİ GİZLİ BİLGİ. GENEL BİLGİVER LÜTFEN." şeklinde mesaj çektiği, Tape:1583 18.02.2008 tarihinde Hande EROL ile görüşmesinde özetle; Hande EROL'un Emin GÜRSES'e "SUS DEDİKÇE İNADİNA KONUSUYA YA KEYFİMDEN KONUŞUYORUM Dİ Mİ BEN.G ÖZÜME GÖZÜKME SİNİRİM GECENE KADAR." şeklinde mesaj çektiği, Tape: 1584 18.02.2008 tarihinde Hande EROL ile görüşmesinde özetle; Hande EROL'un "Allah Allah fırsat düşmüş adam konuşuyo konuşuyo adam diyo siz istihbaratçı mısınız 70 milyonun önünde canlı yayında, sen iyi misin ya kafan güzel SEN NE İŞSİN SANKİ BÖYLE HİÇ KONUŞMAMIŞIZ GİBİ HER ŞEYİ SAYDI." diyerek Emin GÜRNSES'in katıldığı bir televizyon programında ki bazı konuşmalarından duyduğu endişeyi dile getirdiği, devamında yine Hande EROL'un aynı gerekçe ile "Sinir oluyorum şeyi bile Alman istasyon şefinin bilmem ne verdiği kartı bile söyledi ya adını da söyleseydin onu nasd söylemedin hayret" dediği, Emin GÜRSES'in "TEŞKİLATTAN ARADILAR DEDİLER Kİ İRAN MESELESİNİ DE KONUŞ ONU ARADA ONU DA SIKIŞTIRDIM." dediği, Hande EROL'un "Onlar zaten her şeyi söyletiyor güvenliğe gelince sağlayamıyorlar.Evet telefonumu adresimi her şeyimi gelsinler otursunlar evimde müsait benim söyleyecek çok lafım var da onlara öyle arkamdan iş çevirmesinler bize gelsinler konuşsunlar, ay rahatladım." dediği ve görüşmenin bu şekilde sona erdiği, Tape: 1586 18.02.2008 tarihinde Metin KÜLÜNK ile görüşmesinde özetle; Aralarında bir tv programından bahisle konuştukları ve devamında Metin'in " TAYYİB BEYİ DE KORUDUK ELİMİZDEN GELDİĞİNCE O KADAR YAPIYORUZ DAHA NE YAPALIM HOCAM.Hrant DİNK'le ilgili açıklamaların çok önemliydi mesela." dediği, Emun GÜRSES'in "Hrant DİNK meselesinin arkasında Ermeni Diyasporası olduğunu söyledik bu yerli bir operasyon değil Diyasporanın operasyonudur. Tayyip Bey dikkat etsin hocam. Konuştuklarımızı Tayyip Beye iletin de dikkat etsin. Onları gazetecilerin önüne karşı konuşması değil kendini hedef göstermesin. Dikkat etsin çünkü mesele şu anda bir operasyon hazırlığı var .... belki de bunu televizyonda söylemesi doğru değil. Ama yani bilecekler ki Tayyib Bey hazırlıyor hayır halbuki biz biliyoruz ki Emniyetin içinde yeni bir ekip türedi onlar hazırlıyor." dediği ve görüşmenin bu şekilde son bulduğu, Tape: 1588 20.02.2008 tarihinde Vedat YENERER ile görüşmesinde özetle; Aralarında bir süre konuştuktan sonra Yargıtay'ın İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin CERRAH hakkında Hrant Dink cinayeti ile ilgili vermiş olduğu soruşturma izni verilmesi yönündeki kararı üzerinde konuştukları, devamında yapılan Ergenekon operasyonu hakkında eleştirel konuşmalar yaptıkları, Vedat YENERER'in "Veli Paşayı şu anda o gün Danıştay saldırısında onlar azmettirici dediler Mahkeme karar verdi alakası yoktur dedi ne olacak şimdi" dediği, Emin GÜRSES'in "Yok şimdi ona demişler ki Alparslan'a sen bu Ergenekon'u bu işin içine sokarsan Emniyet polisi polis demiş ona İstihbarattan senin cezan düşer. Sonra aradı beni onların yanından bir avukat benim de avukatım eski Ülkü Ocakları Başkanı bana dedi ki hocam böyle böyle dedi dedim de ona ki. Mehmet TAŞDELEN." dediği, bir süre daha operasyon hakkında konuştuktan sonra Verat

YENERER'in "TÜRKİYE'DE PKK KAMPLARINDA EN FAZLA YATMIŞ KALKMIŞ BİR İNSANIM bugüne kadar bir tane adam beni arayıp gel bize yardımcı ol. Ya sen ne diyorsun ne yapalım ne edelim diyen yok ama gidip Veli Paşaya soruyorlar Hürriyet'te yazıyor Sen Vedat YENERER'le ilişkin var sanki ben teröristim ya benle savcı benimle ne ilişkisi olduğunu soruyor devletin sicili tertemiz bir generaline." Dediği ve bir süre daha operasyon hakkında konuştuktan sonra görüşmenin sona erdiği, Tape:1591 22.02.2008 tarihinde Bülent..? ile görüşmesinde özetle; Bir süre konuştuktan sonra Bülent'in "Şimdi bomba bir haber size ondan aramıştım da şimdi bomba bir haber bir numara Veli KÜÇÜK kaçmcı numarada biliyor musun?" dediği, Emin GURSES'in "Onuncu numara mı." dediği, Bülent'in "He vallahi on numara birinci numarada Şener ERUYGUR listede Abdullah ÖCALAN'ı dahi katmışlar işin içine." dediği, bir süre Doğu PERİNÇEK ve Mehmet EYMÜR isimli şahıslar hakkında konuştukları, devamında Emin GURSES'in Ergenekon operasyonunu kastederek "Demek ki birinci sırada Şener Paşa var hee." Dediği, Bülent'in "Kesin bak bunun altmı artık çiziyorum ikinci sırada ya üçüncü Mehmet AĞAR ya dördüncü." Dediği, Emin GURSES'in 2. sıradaki şahsı sorduktan sonra Bülent'in "Vallahi onu bilmiyorum hocam onu bilmiyorum, yalnız bunları topyekün çıkartsınlar Doğu PERİNÇEK'in anasını ağlatacaklar. Anasını ağlatacaklar şöyle, bu kadroyu temizleyecekler mi? temizleyecekler ... bahçesi haline getirecekler mi, hedefte o Doğu PERİNÇEK." dediği, Emin GURSES'in "NASIL TEMİZLEYECEKLER O KADROYU.ONDAN SONRA PERİNÇEK'İ ALACAK ÖYLE Mİ DİYOR." diye sorduğu, Bütlent'in "Tabi tabi ondan sonra ondan sonra ben BURDA BİR AMCIK VAR TÖBE ESTAFİRULLAH BİR MEMUR ONLARLA ÇOK İÇLİ DIŞLI BİR KUSUTURSAM İBNEYİ." Şeklinde muhtemelen bir polis memuru hakkında sinkaflı kelimeler kullanarak konuştuğu, Emin GURSES'in "Aman aman onlarla iyi geçin onlardan bilgi alalım." dediği, Bülent'in "YOK İBNEYİ ÇEKTİM ÇAY MAY SÖYLEDİM YAVŞAĞA ya dedim yazık oluyor baktım ibne ittirmiş kaçıyordu pezevenk ne yapıyım hocam hoş tutayım dedim ben dedim bunlar anasını avradını hakket sen haklı çıktın falan deyince ötmeye başladı ibne bülbül gibi, BU ŞEYİNİ DE BİRADER SÖYLE Dİ BU İŞİ BU İSİM İŞİNİ, ÖNCE UYAR DEDİ BAK DEDİ RESİM PATLATACAKLAR ORTAYA DEDİ ... BİŞEY YAPTI YANİ KIYAK YAPTI İBNE ONU BİRADER UYARDI DEDİ UYAR DEDİ BAK DEDİ BİŞEY PATLATACAKLAR DEDİ BU bizleri takip eden Doğu PERİNÇEK'İ takip eden tamam mı değil yani şey değil Emniyet tam direk nasıl yapıyorlarsa nasıl organize olmuşlarsa yalnız şu anda MHP'ye yerleşiyorlar haberin olsun." dediği, bir süre Fethullahçı bir kadronun MHP'ye sızmaya başladığından bahsettikleri, devamında Bülent'in "Güçlü değiller o kadar da güçlü değiller YALNIZ BU LİSTE KESİN YANİ ALDIM AKŞAM ONU MEMURDAN." dediği, Emin GURSES'in "İlk onda başka kim var ya Şener Paşadan başka." diye sorduğu, Bülent'in "Valla şey on'daymış Veli Paşa.Şener ERUYGUR'u, bu PKK ile ilgili resimler de Abdullah ÖCALAN ile ilgili resimler de tamam mı yine aynı grup servis yapacak anladm mı hocam." Dediği ve bir kadro tarafından bir komplo hazırlığında olunduğu, bu konu ile ilgili Mehmet AĞAR'I uyardıklarını belirttikten sonra "Yok İBNE POLİS bi gelse bana uzaklaştı bana manyak bu bu ibne şeye de T ANT AN'a da uyuz bu polis. Uyuz Sadettin TANTAN'a da uyuz ona da uyuz Mehmet AĞAR'a uyuz." Dediği, Emin GURSES'in "O ama tam şey tam teşkilatın elemanı o." dediği, bir süre aralarmada günlük hayattan konuştukları ve devamında yine Ergenekon yapılanması ile ilgili olarak Bülent'in "Hocam bu haberler böyle şunu bilin yani 1 ile 10 kesin ama 2 ile 3 te ne var vallahi bilmiyorum ama şu var Mehmet AĞAR var tamam mı eğer ki onlarsa yani bu işi halledebilirlerse Doğu PERİNÇK kolay diyorlar onlar öyle diyorlar kafalarına göre. İçimden dedim Doğu PERİNÇEK sizin ananızı siker de dedim diyor." dediği, Emin

GÜRSES'in de " Ben Perinçeğe bildireyim şimdi." dediği, görüşmenin devamında yapılan operasyonlarla Şener ERUYGUR ve İlker BAŞBUĞ paşalarında harcanacağından bahsettikleri, Bülent'in kendisinin takip tasarrut altında olduğunu ima ederek "Şimdi de şey kullanıyorlar biliyor musun ben söylemeyi unuttum sana taksi plakalı nedense hep o tam ben evin o yokuşa çıkarken arkamdan doğru geliyor ulan bu taksi pezevenk her akşam benle beraber mi geliyon lan bir değil baktım iki üç gün onu kullanıyorlar kullansınlar bakalım nereye kullanıyorlar kullanabildikleri yere kadar." dediği anlaşılmaktadır.

e)-Diğer Şüpheli Ve Tanık Beyanları[düzenle]

Diğer şüphelilerin beyanları Şüpheli Doğu PERİNÇEK ifadesinde; Emin GÜRSES'i değer verdiği bir bilim adamı olarak tanıdığını, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını, Atatürk devrimini kararlı olarak savunan bir kişi ve Aydınlık dergisinin yazarlarından olduğunu, Erkut ERSOY un yapılan e-mail incelemesinde; 11.02.2008tarihinde hersey-konusulacaksa@yahooogroup.com e-mail adresinden ikincikurtulus@yahoogourups.com e-mali adresine gönderilen ERGENEKON liderinden halka mesaj başlıklı e-postanın yapılan incelemesinde; Tarih: 03.07.2005 umitsayin: "emin gürses ist. ün. öğretim üyelerine çok kızıyor. Özellikle nur sertere", sevil_atasoy:"soyadı ne", umitsayin: "behiç gürcihan ve emin gürses", umitsayin: "öncelikle, seçimlerden önce emin gürses genelkurmaya mesut parlak'm ilişkilerini anlatmış, uzun uzun rapor vermiş", umitsayin: "onra genelkurmaydaki Kor ve Or'lar demişler ki: İs. Ün. deki hocalar koskoca herifler, herhalde birleşirler ve oylan parçalamazlar.", umitsayin: "Emin Gürsesi çağırmışlar, yine haklı çıktın demişler", umitsayin: "bizim rapor inanılmaz sükse yapmış ve Emin gürses de for your eyes only okumuş, ona verdim raporu.", umitsayin: "bana bir üsteğmen, bir telefon dinleme verin. dünyayı yerinden oynatayım", umitsayin: "ama sınırsız telefon dinleme gerekli, bizim rapor ve emin gürsesin raporu üst üste binince genkuru bir telaş almış", umitsayin: "ama emin gürses televizyonlarda mesut parlağa çatmaya başlarsa bu korkunç bir ivme kazandırır bize. şimdi detaylı okuyacak ve Perinçeke de anlatır.", umitsayin: "Perinçek ingilterede imiş. Ondan randevu alıyorum, gelince birlikte konuşuruz.", sevil_atasoy: "perinçek hala alemdaroğlunu destekliyor mu", umitsayin: "Evet perinçek alemdarı destekliyor. Onların da bilgileri var, bu aydmlıka kapak olursa korkunç olur." Şeklinde yazışma yapıldığı, Habib ümit SAYIN; Bahse konu mail ile ilgili olarak bu görüşmenin kendisinin Sevil ATASOY ile yapmış olduğu yazışma olduğunu beyan etmiştir. Emin GÜRSES'i akedemisyen olması münasebeti ile tanıdığını, birlikte Büyük Ortadoğu Projesi konusunda konferans vermek amacı ile 2005 yılında Atatürkçü Düşünce Derneğinin daveti üzerine Kayseri'de bir Konferansa katıldıklarını, İbrahim BENLİ: Kendisinin Ulusal Sanayici ve İş adamları Derneğinin yönetim kurulu üyesi olduğunu .Emin GÜRSES Emin GÜRSES' in de derneğin danışmanlarından olmasından tanıdığını, Muammer KARABULUT ifadesinde;Türk Ortodoks Kilisesinde Emin GÜRSES"i gördüğünü, Konuştuk. Bir kez de Antalya"da konuşmacı olarak geldiği bir panelde gördümğünü, Şüpheli Sevgi ERENEROL ifadesinde; Emin GÜRSES ile telefon ile görüştüğünü ayrıca Emin Gürses'in Sakarya Üniversitesinde öğretim üyesi olduğunu bildiğini, Şüpheli vedat YENERER ifadesinde,2004-2005 ve 2006 yıllarında sahibi olduğum internetajans.com olarak yılın kuvvacısı adı altında bir heykeltraşa hazırlayıp ödüller verdiğini, ödül verdiği şahıslardan birisinin de Emin GÜRSES olduğunu kendisinin Sakarya Üniversitesinde öğretim görevlisi olduğunu bilidiğini, kendisi ile telefon ile görüştüğünü,

Telefon irtibat analizinde: -Mehmet Zekeriya Öztürk' ün 0532 3412902 nolu GSM hattı ile 1 kez görüştüğü, -Habib Ümit Sayın' m kullandığı 0543 5900429 nolu GSM hattı ile 2 kez görüştüğü, -Kemal Kerinçsiz' in kullandığı 0533 2949190 nolu GSM hattı ile 7 kez görüştüğü, -Kemal Kerinçsiz' in kullandığı 0532 2143354 nolu GSM hattı ile 7 kez görüştüğü, -Hande Erol' un kullandığı 0536 6332906 nolu GSM hattı ile 673 kez görüştüp, -Fuat Turgut' un kullandığı 0506 5059163 nolu GSM hattı ile 7 kez görüştüğü, -Güler Kömürcü' m kullandığı 0532 2136100 nolu GSM hattı ile 20 kez görüştüğü, -Ferid İlsever' in kullandığı 0533 2771564 nolu GSM hattı ile 7 kez görüştüğü, -Fuat Turgut' un kullandığı 0536 8681258 nolu GSM hattı ile 1 kez görüştüp, -Veli Küçük' ün kullandığı, 0533 6439665 nolu GSM hattı ile 10 kez görüştüp, -Vedat Yenerer' in kullandığı, 0532 2457978 nolu GSM hattı ile 11 kez görüştüp, -Sevgi Erenerol' un kullandığı, 0532 3678060 nolu GSM hattı ile 129 kez görüştüp, -İbrahim Benli' nin kullandığı, 0533 6388434 nolu GSM hattı ile 19 kez görüştüp, -Halil Behiç Gürcihan' m kullandığı, 0532 5959046 nolu GSM hattı ile 1 kez görüştüp tespit edilmiş olup, yapılan analizin bilgisayar çıktısı tutanak ekinde sunulmuştur.

g)Hukuki değerlendirme[düzenle]

Şüpheli Emin GÜRSES'in iletişim tutanaklarında özetle; sevgi ERENEROL'un kilisesinde yapılan toplantılara 5 yıldır katıldığını, Veli KÜÇÜK'ün de aralarında bulundup şahıslara yönelik olarak yapılan operasyonun ABD'nin isteği doğrultusunda yapıldığını, Muzaffer TEKİN'İ çıkartmak için baskı yaptıklarını, Ümit SAYIN ile görüşmelerinin oldup, Veli KÜÇÜK 'ün büyük para işlerine girdiği, Sedat PEKER ile birlikte oldup ve bizimkilerden bile para istemişler diyererek armatörlerden 7 milyon dolar para istenilmesi konusu ile ilgili konuştup, Veli KÜÇÜK 'ün çoragani ile görüştüpnü bildiğini, ÇORAGANİ'nin CIA ajanı oldupnu, Veli KÜÇÜK'ün ne yaptıysa devletin isteğiyle yaptığım, kendisinin yakalanması halinde "BENİ İÇERİ ALIRLARSA BİLİYORLAR Kİ AMERİKAN VE İSRAİL BÜYÜKELÇİLİKLERİNİ HAVAYA UÇURMAK İÇİN BİZİMKİLER HERŞEYİ YAPACAK" dediği, Ankara İli Çankaya İlçesi Maltepe Eti Mahallesi Toros Sk.No:9 Sayılı yerde faaliyet gösteren İşçi Partisi Genel Merkezi, Aydmlık Dergisi Genel Merkezi ve Ulusal Kanal Genel Merkezlerinde yapılan aramada birinci katta bulunan Ulusal kanal bürosunda girişten sağa dönünce soldaki ilk kapı montaj odasında elde edilen l'den 85'e kadar numaralandırılan 85 adet mini DV kasetin İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2008 pn ve Soruşturma No:2007/1536 Teknik Takip No:2008/425 sayılı inceleme kararma istinaden 63Nolu Kasetin yapılan incelemesinde: 6.9.2003 tarih ibareli TES-İŞ Ambleminin de bulundup salon içerisinde düzenlenen konferansta Vural SAVAŞ'm konuşmalannda Ulusal bilincin geliştirilmesi ve teşkilatlandınlması konulannda da söylemlerde bulundup, Kamu-sen başkanının konuşmalannda mili değerlerin korunması konulu söylemlerde bulundup, Şüpheli Emin GÜRSES'in konuşmalannda "Şimdi biz burda ne yapıyoruz biz diyoruz ki biz sorunlarla karşı karşıyayız Bu sorunlan nasıl çözeceğiz Niye çözmeye çalışıyoruz çünkü bu sorunlar bizi de altına alacak bir kısmımız da diyor ki aslında ben sıynlmm ama tek başıma kurtulurum ama ben diyo Türk olarak tek başına kurtulmayı kendime yediremiyorum onun içi buradayım diyor şimdi biz burda çizdiğimiz çerçeve biz milli cephe oluşturmaya çalışıyoruz neden milli cephe oluşturmaya çalışıyoruz çünkü milli devlet bir saldırı altındadır neden milli devleti korumaya çalışıyoruz çünkü milli devlet olmadan milli ekonomi ve milli refah olmaz o amaçla milli devleti koruyoruz şimdi milli devlete saldıranlar önce neye saldırıyorlar diyorlar ki Kemalizm bitti direk olarak


milli devlete saldırmıyorlar Kemalizm üzerinden saldırıyorlar Kemalizm nedir bir milli devlet projesidir milli devleti aslında öncü olarak kimlerin koruması gerekir milli Burjuvazinin koruması gerekir milli burjuvazi nerde Amerika'ya gitmiş", "Nutuğu şimdi birde kaynak yayınları Atatürk'ün bütün eserlerini yayınlıyor herkese söylüyorum yeniden yeniden bunları okusunlar talimatlar oradan bakın ne diyor 'Milli siyaset dediğim zaman kastettiğim mana şudur Milli sınırlar dahilinde her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanarak varlığımızı muhafaza ederek millet ve memleketin hakiki saadeti ... çalışmaktır' diyor şimdi talimat açık kendi gücümüze dayanacağız memleketin ve milletin saadeti için çalışacağız ama bunu nasıl yapacağız şiddetle ifa edeceğiz bak bu çok önemli eğer bunu şiddetle ifa etmezsek kimse bizi takmaz ben mafyacılık oynayalım demiyorum hakkımızı korumak için diyorum ne diyor sayın Denktaş memleketi devleti yıkmak isteyenlere devlet teslim edilmez ne demektir bu teslim almak isteyenler teslim almak isteyenler önce beni beni yıkıp geçecekler yani burda kavga olacak diyor orda kavgayı göze alacak ki düşman gelsin senin ülkeni teslim alsın kavgayı göze alamaması içinde senin örgütlenmen şiddetle devam edecektir yani örgütlenmen sürekli olacaktır sürekli gündemde tutacaksınız bu işi eğer bunu sürekli yapmazsanız düşman kuvvetleri çünkü bi büyükelçinin hesabına girdik şimdi diyecekler ki nasıl girdiniz hesabına bizim sağolsun arkadaşlar böyle bu işleri biliyorlar 2 milyon $ hesabında var 11 aydır maaşına dokunmamış şimdi anlıyormusunuz Amerika'dan gelen 200 milyon $ dağılıp nereye gitti yani Kıbrıs'ta da yapıyorlar aynı şeyi"," Yani yerel yönetimler kanunu bu okuduğum taslak çıkarsa ne yazıyor orda biliyormusunuz yerel yönetimleri yetki verilecek valinin üzerinde yetkisi olacak belediye başkanlarının belediye başkanlarına yetki verildiği zaman geri alınamayacak Allah Allah ee Kürt enstitüsü başkanı Şefik BEYAZ bana diyor ki bu yetkiyle biz bağcılarda eğitim dilini Kürtçe yapacağız diyor yahu diyorum bu Türkler ne kadar iyi bir millettir yahu İngiltere'de bir Katolik İrlandalı Londra'ya gelse bütün Londra polisi alarma geçer bizde adam İstanbul'un göbeğinde diyor ki biz alacağız burayı burayı böyle yapacağız surda Kürtçe eğitim yapacağız bu kadar rahat ama nerden oluyor bu siz görevinizi şiddetle ifa etmediğiniz için adam diyor ki bu Türkler saf vuruyorum bir yüzüne çeviriyor öteki yüzünü İsa Peygamber gibi","Adam Amerikan büyük elçiliğine gidiyor sene 95 Nisan PKK'nm en yoğun silahlı çatışmanın en yoğun olduğu dönem yanında Cengiz ÇANDAR İnsan Hakları Derneği Başkanı yanında Cengiz ÇANDAR, Doğu ERGİL,Akm BİRDAL Akm Birdal başında zaten Murat BELGE bisürü çıkarken bunlara Aydınlık muhabiri geliyor diyorki mikrofonu uzatıyor ne yapıyorsunuz burda diyor Akın BİRDAL göğsünü gere gere büyük elçiye ricada bulunmaya gittim ne ricası diyor Türkiye'ye silah ambargosu uygulasm diyor Kürtleri kesiyor Türkiye şu memleketi görüyormusunuz şu memlekete bakın bu adamlar rahat geziyor kimse bunlara bişey diyebiliyor mu ama ilginçtir M.Ali BİRAND'ı Harp Akademileri içinden CNN Türk yayını yaparken gördüm ve ilk işim Genelkurmay Stratejik araştırmalar merkezinden istifa ettim ben ederim ben talimatları M.KemaPden alınm.M.Ali BİRAND belki G.Kurmay bilmiyor ama bizim iyi arkadaşlarımız var M.A.BİRAND Amerikalılara oturmuş ne diyor biliyormusunuz bu Türklerden bir bok olmaz faaliyetlere devam bunlardan bi bok olmaz ağzım bozuldu kusura bakmayın şimdi bu adamlar nasıl böyle rahat dolaşabiliyorlar Acaba içimizde kim var casus,casus dedim diye başıma bi sürü bela geldi şimdi bunlar böyle rahat dolaştıklan müddetçe bu hareketler başarıya ulaşmaz","Fakat Biz M.Kemalin talimatına uyarsak yaptıklarımızı şiddetle ifa edersek yani uygulama önünde engel tanımazsak öyle diyor M.Kemal ne demektir bu milli politikaları uygularken önünüzde engel tanımayacaksınız biz eğer o duruma gelirsek karşıdakiler bize bu kadar çullanamazlar Türkleride ikinci sınıf insan olmaktan kurtarırız Hükümet Türk düşmanlarından çoğunlukta oluşmaya başladı hiç bunlar önemli şeyler değildir bunlar bizi yıldırmaz biz sesimizi çıkarırsak bana diyorlarki tehditkar konuşuyorsun ben tehditkar konuşmuyorum bunları M.Kemalin talimatını söylüyorum bakın geçen 11


askerimizle ilgili olay olduğu zaman M.Kemalin talimatım okudum bana sordular ne yapalım diye dedim vallahi ben bi bakayım M.Kemal ne diyor diye aradım bakm bulduk 15.Kolordu Kumandanlığına 22 ocak 1920 İngilizler dersadete tecavüzü artırarak nazır veya mebuslardan bazı zevatı ve bilhassa Rauf beyi tutuklarsa karşılık olarak Anadolu'da bulunan İngiliz subayları tutuklanacaktır M.Kemal bunu söylediği zaman unu elemiş pişmiş elhamdülillah öyle söylüyor bunu öyle sıradan biri olarak söylemiyor şimdi bunu söylediğimiz zaman Abdullah GÜL çıktı dedi ki halkı kışkırtıyorlar ben zaten kışkırtıyorum söylüyorum ben gizlemiyorum ben gizlemiyorum M.Kemal diyor ki gereğini yapm gereği burda talimat açık Albay Larvislon diyor Erzurum bölgesinde dolaşıyor diyor aman kaçırmayın onu diyor İngiliz Albayı kaçırmayın onu diyor şimdi bakın M.Kemal öyle bir insan ki İstanbul'da kendisine karşı her türlü faaliyete karşı işte bu hareket kendisinden olan olmayan bütün Türkiye'nin namusunu üstlenecek o zaman başarıya ulaşırız Benim özellikle gençlere sözüm dayanışma içinde olun bu hareket çok önemli bir harekettir bu hareket karşı size çok aklınızı çelecek insanlar olur olacaktır İstanbul'daki yürüyüş için neler dediler ne kadar çok eleştirilerse o kadar çok iyidir demek ki o kadar korktular demek ki M.Kemalin dediği görevi talimatı yerine iyi getiriyoruz ifa ediyoruz şiddetle demek doğru yoldayız onun için çekinecek bi şey yoktur gerekirse silah almak için başvuruda bulunun bunu açık söylüyorum bunu açık söylüyorum iş o kadar ciddidir ki Diyarbakır da her an Avrupa Birliğinin talimatı ile Belediye Başkanı yeni bir referandum yapacağım diye açıklama yapabilir bunlar olmayacak şeyler değildir biz başından beri söylüyorduk","Şimdi biz bunları niye söylüyoruz bazen moral bozucu oluyor ama bunları söylüyoruz ki Türkler zor koşullar zor koşullarda öne çıkarlar bakın Kurtuluş savaşı dönemine zor koşullara hazırlıklı olalım diyorum inşallah o gün o zor koşullar tekrar gelmez ama biz hazırlıklı olursak karşıda ki düşman bunlar şiddetle görevlerini ifa etmeye hazırdır diyebiiirse onlar geri adım atar zaaf zaafiyet gösterirsek üzerimize çullanırlar zafiyet göstermeydim" şeklindeki konuşmasında insanların silahlanmaları gerektiğini vurgulayarak muhtemel bir iç savaş veya isyan için hazırlık yapılmasını telkin ettiği anlaşılmıştır. Şüpheli Emin GÜRSES, her ne kadar örgüt üyesi olmadığını beyan etmiş ise de; Ergenekon terör örgütü mensuplarından şüpheli Sevgi ERENEROL 'un tertip etmiş olduğu kilisedeki gizli toplantılara katıldığını beyan ettiği ve bu toplantılara katıldığının iletişim tespit tutanaklarında da sabit olduğu, Bilgisayarında çıkan 3N-1K başlıklı söyleşide Hrant Dink in de Milli Kuvvetlerden olduğunu söylediği, Sabancı cinayetiyle alakalı olarak da Tuncay GÜNEY ve Doğu PERİNÇEK ten elde edilen sahte mit raporu doğrultusunda beyanlarda bulunmak suretiyle olayların dezenformasyona uyğratılıp kamu oyunun yanlış yönlendirilmesini sağladığı, Milli kuvvetler tabiri Doğu PERİNÇEK'in yayınlanmamış örgütsel dokümanında Milli güç birliği, halk ve ordu işbirliği neticesinde oluşturulacak halk ihtilali olarak tanımlandığı, Buradan da hrant dinkle aralarında hukuksal husumet (davalar) bulunan şüpheli Veli KÜÇÜK'ün üzerine yönelecek şüphelerin bertaraf edilmesini amaçladığı, olayla alakalı olarak yaptığı yorumda Ermenistan Sınır kapısının açılması gerektiğini söylemesi de tezat oluşturduğu, Şüpheli Emin GÜRSES'in, şüpheli Sevgi ERENEROL ile 10.01.2008 tarihinde yapmış olduğu görüşmede "Muzaffer Yüzbaşı çıkacak" dediği görüşmenin devamında "Yani Ankarada ben dedimki yani buna Şemdinli meselesini çözdünüz buna sıra ne zaman gelecek" "Dediki sıra dedilerki sıra ona geldi şimdi dediler" dediği anlaşılmaktadar. Şüphelinin yapılan aramalarında elde edilen 20.02.2008 tarihli e-mail çıktısı incelendiğinde; Sedat PEKER, Veli KÜÇÜK ve Sevgi ERENEROL isimlerine rastlandığı şüphelinin mail çıktısı ile ilgili olarak ifadesinde; Kardeşi Mustafa'nın vefat etmesi

sonrasında cenaze törenine katılan şahısların isim listesinin Zümrüt Rize Gazetesi tarafından kendisine atılan mail olduğunu Veli KÜÇÜK ve Sevgi ERENEROL'un cenaze törenine katıldıklarını beyan etmiştir. 23.01.2008 günü saat 17.49 sıralarında E. D. adına kayıtlı telefondan X Şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde; bir süre konuştuktan sonar ...Şimdi ben komutanlara Harp akademisinde söyledim. Ben olsam başörtüsü maşörtüsü serbest, ister götünüzü açın ister amınızı açın başınızı ne ederseniz edin serbest ONDAN SONRA DERİM Kİ EKİPLERE, KARDEŞİM KAVGAYI BAŞLATIN. MİLLET BİRBİRLERİNİ YESİNLER BİR BUNU YAPARIM. Bak tam zamanıdır. Bırakacaksın birbirini yesin millet" Şekilde beyanlarda bulunduğu hatırlatılarak Bu konuşmayı Harp Akademilerinde ne zaman ve neden yaptığı sorulduğunda; Yaşanan olaylarla ilgili Harp Akademilerinde bazı şahısların kendisine bu tür sorular sormuş olabileceğini, kendisinin de bununla ilgili bu şekilde bir cevap verdiğini, burada "komutan" diye bahsettiği kişilerin ders verdiği resmi veya sivil kişiler olduğunu beyan etmiştir. ADD BAŞKANI ŞENER ERUYGUR PAŞAYA HABER GÖNDERİN." "EMNİYET TEŞKİLATINDA ONLA İLGİLİ DOSYA HAZIRLANIYOR." "BUNU TELEFONDA SÖYLÜYORUM DUYSUNLAR DİYE." PERİNÇEK gibi Örgütlenmesi güçlü tavrı da sert" "Onların üzerine gelemiyorlar. PERİNÇEK dün meydan okudu. Dedi ki burda İstihbaratçılar var dedi. Onlardan rica ediyorum, bizden birini tutuklasınlar da göreyim dedi. Onlara zindan ederim İstanbul'u diyor, bak böyle konuşuyor." 18.02.2008 günü saat 00.23 sıralarında Hande EROL'un telefonuna göndermiş olduğu mesajlar yüzüne karşı okundukta sonra; "Ya sen ne yapıyorsun yasakliyorum tw programlarına cikmana. Millet cik konuş istiyo, guwenligini benden başka dusunen yok. SÖYLEDİKLERİNİN YÜZDE SEKSENİ GİZLİ BİLGİ. GENEL BİLGİ VER LÜTFEN." dediği hatırlatılarak, Hande 'nin neden bu şekilde beyanlarda bulunduğu sorulduğunda; Handenin kendisinin öğrencisi olduğunu ve kendisini sevdiğini, Beyanlarının ileride kendisi için sıkıntı olmaması açısından kendisini uyarmak istediğini, Vedat YERENER'in 18.02.2008 günü saat 12.21 sıralarında Erman DUR adına kayıtlı telefondan Mustafa...? isimli şahısla yapmış olduğu görüşme yüzüne karşı okunduktan sonra; Bir süre düzenlenen operasyonlar hakkında görüştükten sonra, Mustafa'nın "YALNIZ YENİ BİR OLUŞUMDA BUNLAR. Bunu yapanlar hakikaten ağır ödemeli yani ve öder de. Yani çok acı ve BUNDAN SONRA DA BELKİ DE DÜNYANIN EN DERİN DEVLETİ TÜRKİYE'DE OLABİLİR HA. " dediği, kendisinin "YANİ OLURSA TEK BİR DERİN DEVLET OLACAK HERHALDE YANİ BU KADAR." dediği hatırlatılarak, bu şekilde beyanlarda bulunmalarındaki amaçlarının ne olduğu sorulduğunda; Kendisinin Türkiye'de derin bir devlet olduğunu bildiğini. Ancak bu derin devletin milletin derin devleti olmadığını bildiğini, Burada yeniden bir oluşumla derin devletin kurulmasını milletin derin devleti olması konusunda istemekte olduğunu, Başkaca bir niyetinin olmadığım beyan etmiştir. Şüpheli Emin GÜRSES, şüpheliler Ergün POYRAZ, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Habip Ümit SAYIN, Vedat YENERER, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Doğu PERİNÇEK ile örgütsel irtibatlarının bulunduğu, beyanlarına göre Sevgi ERENEROL'un kilisede yaptığı gizli toplantılara 5 yıldır katıldığı, kendi telefen görüşmelerine göre şemdinliyi hallettik tam Muzaffer TEKİN hallediyorduk ki operasyon oldu diyerek örgüt üyelerinin davalarmı takip edip hukuk dışı yollara başvurup tahliye ettirdiğini iddia ettiği,

Veli KÜÇÜK'ün illegal işlerle uğraşan kişilerle irtibatını bildiği ve armatör olan yeğenlerinin işlerini takip edip para isteyen Arnavut Sami (Kod) Sami HOŞTAN ve adamlanm Veli KÜÇÜK'e şikayet edip rahat bırakılmasını istediği veli KÜÇÜK'ün olaya müdahele etmesiyle de olayın sona erdiğini beyan etmesi, örgütün birçok toplantı ve protesto eylemine katıldığı dosyada mevcut fotoğraflardan anlaşıldığı, Telefon görüşmeleri bulunan H. E. kendisini uyararak örgüt adı vermeden konuşmasını tavsiye ettiği görülmüştür. Sevgi ERENEROL ile 10.01.2008 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinde : Şüpheli'nin "Muzaffer Muzaffer Yüzbaşı çıkacak" "Sonra dedilerki sıra oraya geldi"..."Yani Ankarada ben dedimki yani buna Şemdinli meselesini çözdünüz buna sıra ne zaman gelecek" " dedilerki sıra ona geldi şimdi dediler" 22.01.2008 tarihinde E. M. ile yaptığı telefon görüşmesinde Bir süre Veli KÜÇÜK ve diğer şahısların yakalanması ile ilgili görüştükten sonra "...Ben Veli Küçüğe pek rastlamadım. Ben kilisede Veli KÜÇÜK'e hemen hemen hiç rastlamadım." "Burda rastladığım insanlar daha ziyade bu şuanda cezaevinde Muzaffer yüzbaşıyla beraber var ya bir çocuk." Dediği, Erol'un "Anladım Ergün POYRAZ." Dediği, Emin'in "Ergün Poyraz'a rastladım. Ergün Poyraz da zaten J.G.K.'lığından aldığı bilgilerle o kitapları yazıyordu eski komutan. "Veli paşa şimdiye kadar ne yaptıysa devletin isteğiyle yapmış... Bana söyledi yani ben kendi başıma ne bokum dedi. Yapacağım ama tabi Muzaffer yüzbaşıyı alan adamlar Veli paşayı yüz defa almaları lazımdı." Dediği ve Veli KÜÇÜK'ün alınması konusunda görüştükleri, bir süre sonra "Tamam da sana bilgi vereyim. Asker araya .... olaylar .... iki tane astsubayı aldık ya." "Onları çıkardık. Şimdi sıra Muzaffer tamam. Muzaffer'i çıkarma kararı almıştık. ONUN ÜZERİNE BASKI YAPIYORDUK BU İŞLER PATLADI." "YANİ MUZAFFERİ İÇERİDEN ÇIKARACAKTIK, BU İŞLER PATLADI." "Ama Güler'i bir yere koymaya uğraşıyorum bulamıyorum." "ANCAK VELİ PAŞANIN SEDAT PEKER'E ZAMANINDA YOL VERMESİ." "...SEDAT PEKER'LE İLİŞKİSİ OLABİLİR BÖYLELİKLE." Dediği, 23.01.2008 tarihinde Er.. D., ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; Bir süre yakalanan şahıslar hakkında yorumlar yaptıktan sonra Emin'in "Karıştırmak istiyorlar. Beni aradılar bugün. Hoca seni almadılar mı içeriye. Alanında anıma koyayım almayanında amma koyayım. AMA DEDİM BENİ ALIRLARSA İÇERİYE BİLİYORLAR Kİ AMERİKAN VE İSRAİL BÜYÜK ELÇİLERİNİ HAVAYA UÇURMAK İÇİN BİZİMKİLER HER ŞEYİ YAPACAK. Ben de dedim telefonlarım dinlensin dedim. Bunu da kayıt etsinler dedim. Gazetecilere söyledim. ...Adam Veli Paşanın elini öptü diye hapse alıyorlar onu dedim. Ben Veli Paşayı her gördüğümde elini öpüyorum benim resmimi çekin." "Ya kimin elini kimin s..kini öpeceğime siz mi karar vereceksiniz dedim ya." Dedikten bir süre sonra, "...Muzaffer yüzbaşıyı içerden çıkarmak için biz bir girişimde bulunduk. Çıkaracaktık. Muzaffer yüzbaşıyı içerden tam çıkarma girişiminin içine girdik bu operasyon patladı."dediği, 29.01.2008 tarihinde Me.. KÜ.. ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; "...savcıyada söyledim ben."

"Katili bunlardır diyosunuz. Bunlar HRANT nerde HRANT'ı Diasparo öldürdü. Ermeni Diasparosu. HRANT'ın bunlarla ne ilişkisi var. Bunlar konuşur Sevgi bigün beni aradı dedi Kİ YA İYİ OLMADIMI HRANT'IN ÖLDÜRÜLMESİ böyle şeyler konuşurlar." "Bunlar yani böyle konuşulur mu? Dedim ki Sevgi ne diyorsun HRANT'ı Diaspora öldürttü." Dediği, ....Şuanda bir Orgeneralin hakkında dosya hazırlıyolar. Böyle şeyler yanlıştır. Orgeneral olmuş bi adamın hakkında dosya hazırlarsa, Emniyet bunun altından sonra başka şeyler çıkar şimdi... BANA DERSİNKİ ŞU ORGENERALLE Bİ KONUŞALIM NEDİR DİYE.... O ZAMAN AYIP BİŞEY." Dediği, ŞUANDA GLADYO'NUN ÖRGÜTLENDİĞİ YER POLİS TEŞKİLATIDIR..." dediği, ...Eminin "...DİMpak beni arıyor BANA DİYOR Kİ BEN DİYO SİZE ÇALIŞIYORUM DİYO. Devlet baktı bana, koruma Polisi vermişti. BEN BÜTÜN ALDIĞIM BİLGİLERİ SİZE AKTARIYORUM. SİZ DEDİM? KİMDİR İŞTE TEŞKİLATLARA SİZİN İSTİHBARAT TEŞKİLATLARINA. Ben dedim s..kerim teşkilat meşkilat dedim. ..." Şeklindeki görüşmelerden örgütün mafyayla bağlantılarını bilip örgüt üyeleri için çeşitli ortamlarda kulis faaliyetleri yaptığı, şüpheli Muzaffer TEKİN'i çıkartmak için baskı yaptıklarını tam çıkaracakken bu olayların patlayıp şüpheli Veli KÜÇÜK'ün yakalandığım belirttiği, Kendisinin de içeriye alınması halinde BİZİMKİLER dediği örgüt elemanlarının Amerikan ve İsrail Büyükelçiliklerini bombalayacaklarını söyleyerek de örgütteki önemli konumuna vurgu yaparak örgüt üyesi olduğunu açıkça ifade ettiği anlaşılmıştır. ERGENEKON Terör örgütü kapsamında göz altına alman Sevgi ERENOL, Oktay YILDIRIM, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Zekeriya ÖZTÜRK, Ümit SAYIN, Kemal KERİNÇSİZ ve Mehmet Fikri KARADAĞ gibi örgütün çekirdek kadrosu ile irtibatlı olduğu, Katılmış olduğu televizyon programlannda ERGENEKON operasyonunu eleştirdiği, Muzaffer TEKİN'in suçsuz olduğu savunarak cezaevinden çıkarmak için girişimlerde bulunacağını söylediği, Çöregani isimli Azerbaycan asıllı bir İran'lı şahsın Veli KÜÇÜK'le irtibatlığı olduğunu, Veli KÜÇÜK'ün Azerbaycan meselesiyle yakından ilgilendiğinden haberdar olması, Çöregani isimli şahsın Veli KÜÇÜK'le irtibat kurduğundan bilgisinin oldiğunu söylediği, Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan ARSLAN'm kendisinin Avukatlığını yapan Mehmet TAŞDELEN'in adamı olduğunu söylemesi, ve Avukat Mehmet TAŞDELEN'in Danıştay saldmsı dosyasının Avukatlığını yaptığı, Televizyon programlannda başörtüsü meselesi ile ilgili TEŞKİLAT'm isteği doğrultusunda İran'dan bahsetmesi, Veli KÜÇÜK ve Sevgi ERENOL'ün kardeşinin cenazesine katılması, BİZİMKİLER lafından ERGENEKON Terör örgütünün kast edildiği anlaşılmaktadır. Şüpheliler Veli KÜÇÜK' ten Ergün POYRAZ' a kadar örgütün iç işleyişindeki her olayı bildiği, Ergün POYRAZ'm yazdığı kitaplardaki bilgileri Şener ERUYGUR'dan aldığını ifadesinde ve telefon görüşmelerinde belirttiği, örgütün yurt içi ve yurtdışı faaliyetlerini çok iyi bildiği, kendisinin de örgüt üyesi olması nedeniyle alınacağını tahmin edip telefonda küfür edip tehdit ettiği ve bu şekilde pervasızca devlet görevlilerine meydan okuduğu, örgütün strateji ve propaganda departmanında görevli olduğu, bazı olaylarla alakalı olarak da yanlış bilgiler yaymak suretiyle örgütün

eylemlerinin başkaları tarafından yapıldığı şeklinde propaganda ve dezenformasyon yaparak kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalıştığı tüm bu görüşmeler ve ifadeler göz önüne alındığında, Şüpheli Emin GÜRSES'in ERGENEKON terör örgütü ile organik bir bağ kurduğu anlaşıldığından; örgütsel faliyetlerinde yaptığı konuşmalarda hükümetin düşman eline geçtiğini bu sebeble halka silahlanma çağrısı yaparak Halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek suçunu da işlediği anlaşılmaktadır. Şüpheli Emin GÜRSES'in Ergenekon terör örgütü üyesi olmak eylemine uyan, TCK'nun 314/2, 313/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.