Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM V ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI İKİNCİ GRUPTAKİ KİŞİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 37- ŞÜPHELİ SEMİH TUFAN GÜLALTAY

Vikikaynak sitesinden
Atla: kullan, ara
[[]] Ergenekon iddianamesi
[[]]

37- ŞÜPHELİ SEMİH TUFAN GÜLALTAY

a)-Savcılık ifadesinde;[düzenle]

1989 yılında ruhsatsız silah yüzünden 2-3 ay cezaevinde kaldığını, daha sonra 1998 yılında AKIN BİRDAL olayı olarak bilinen olaydan ötürü tutuklandığını, 4,5 yıl ceza yattığını,tahliye olduktan sonra bir dönem Ulusal Birlik Partisi'nin genel başkanlığını yaptığını, ancak daha sonra sabıkası nedeni ile bu partiden ayrılarak Ulusal Birlik Platformu adı altındaki platformu kurduğunu, Bu platformun dernekler kanununa göre oluşturulduğunu, 50'ye yakın dernek tarafından platformun oluşturulduğunu, bu derneklerin başkanlarının almış olduğu karar ile platform olarak birlikte hareket ettiklerini,

Ulusalcı olarak bilinen Kuvva-i Milliye dernekleri türünden derneklerin kendilerine müracaat etttiklerini ancak bunlan üyeliğini kabul etmediğini. KEMAL KERİNÇSİZ'in Büyük Hukukçular Birliği Derneği adına müracaat ettiğini ancak kendisinin kabul etmediğini, bir çok konuda yazılmış toplam 11 adet kitabı olduğunu,

YEŞİL kod MAHMUT YILDIRIM ile daha önce bir iki kez görüşmüştüğünü, görüştüğü dönemde YEŞİL'in aranan biri olmadığını, şahsı istihbaratçı olaraktanıdığını, Ergenekon soruşturmasında ismi geçen şüphelilerden;

METE YALAZANGİL' i 1984 yılında Tekel' de güreş takımında olduğu dönemden tanıdığını, zaman zaman görüştüklerini, kendisinin tutuklu olduğu dönemde Yozgat ve Kastamonu Cezaevine ziyaretine geldiğini,

MUZAFFER TEKİN'i AKIN BİRDAL olayından dolayı tutuklanan emekli Binbaşı NAMIK OZANSOY isimli arkadaşını cezaevinde ziyarete geldiğinde tanıdığını, NAMIK OZANSOY'un Muzaffer ile devre arkadaşı olduklarını öğrendiğini, MUZAFFER TEKİN ile daha sonra kendisinin cezaevinden çıkmasından sonra geçmiş olsun ziyaretine geldiği zaman görüştüğünü, arada sırada Küçükyalı' daki bürosuna çay içmeye geldiğini,

FİKRİ KARADAĞ' ı da MUZAFFER TEKİN vasıtası ile tanıdığını, MUZAFFER TEKİN ile iş yerine geldiklerini, FİKRİ KARADAĞ' ile sohbetlerinde görünüşte olduğu gibi Türklük anlayışına sahip bir kişi olmadığını, aksine konuşmalarında marksist bir hava olduğu kanaatini edindiğini,

2004 senesinde Ulusal Birlik Partisinin kongresinde genel başkan olduğunu, ancak adli sicilinin gerekçe gösterilerek parti hakkında kapatma davası açıldığını, bir müddet sonrada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından genel başkanlıktan alındığını daha sonra siyasi partinin kendisinin başkanlıktan ayrılınca yönetim tarafından fesedildiğini, Bu siyasi partiye genel başkan olduğu zaman MUZAFFER TEKİN ' in de kendisini partiye üye olmak için çağırmamı beklediğini hissettiğini, ancak kendisinin susurluk olayında ismi geçen İBRAHİM ŞAHİN ile yakın arkadaşlığı olduğunu bildiğinden dolayı davet etmediğini, MUZAFFER TEKİN' in UBP (Ulusal Birlik Platformu) ile bir alakası olmadığını, UBP' nin resmi web sitesi ubhareketi.com olduğunu, kendisinin bu platformun kurulmasına önayak olduğunu, Bu platformun aynı isim ile siyasi harekete dönüştürme amacını güttüğünü, Bu konuda platform üyesi dernek başkan ve üyeleri ile fikir bazında tartışmaları olduğunu, Herkes aynı görüşte olmadığını, örneğin platformun Ankara başkanı, aynı zamanda Atatürkçü Düşünce Dernkeleri Genel Başkanı olan ŞENER ERUYGUR platformun sivil toplum hareketi olarak tasvip edilmeyen hükümet politikalarına karşı sivil muhalefet yapılmasından yana olduğunu, siyasi partiye dönüşmenin uygun olmayacağını düşündüğünü, MUZAFFER TEKİN' in daha sonra Danıştay saldırısı olayında isminin geçtiğini, Bu davada ifade veren kişilerden MUSA ÇAKMAK'm yukarıda verdiği ifadeye benzer şekilde MUZAFFER TEKİN' in parti üyeliğine davet etmediği için aramızın açık olduğu şekilde ifade verdiğini, SEVGİ ERENEROL' u MUZAFFER TEKİN'in telefon açarak milliyetçi vatansever bir kuruluşun bir gecesi var, senin de FETHULLAH GÜLEN ile ilgili kitabını okumuşlar, seni de o geceye davet ediyorlar dediğini, MUZAFFER ile birlikte Taksim' de Türk Solu' nun binasına gittiklerini, SEVGİ hanımın da orada konuşmacı olduğunu, kendisi ile orada tanıştığını, sevgi 'nin daha sonra Paskalya Yemeğine kendisini davet ettiğini, Türk Solu dergisinin kendisine ait "Fethullah Gülen müslüman mı" isimli kitabını basmak istediklerini duyduğunu, ücreti mukabilinde bastıklarını, hatta korsan baskısını da yaptıklarını öğrendiğini, daha sonra da görüşmeyi kestiğini, o olaydan 5-6 ay kadar sonra da SEVGİ ERENEROL' u UBP ( Ulusal Birlik Partisinin) İstanbul il binasının açılışına davet ettiğini, GÜLER KÖMÜRCÜ' nün kendisi hakkında yazı yazdığını ve bunu kendisi aleyhine olması sebebi ile kendisini dava ettiğini, dosyada GÜLER KÖMÜRCÜ' ye ait resimlerin gösterildiğini, bu resimlerdeki gamalı haçın ne ifade ettiğini bilmediğini, ancak Almanya ile irtibatlı bir konu olabileceğini,

VELİ KÜÇÜK' ü basından tanıdığını, kendisi ile ne yüzyüze ne de telefonla görüşmüşlüğünün olmadığını, ancak Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı' nm bir toplantısında karşılaştığını, ancak kendisi ile konuşmadığını, kardeşi olan EMRE GÜLAYTAY' m kendisi ile bir tanışıklığı olduğunu bilmediğini, hatta böyle bir şey olduğunu bilseydi kendisine uzak durmasını telkin edeceğini, nedeninin ise VELİ KÜÇÜK' ün Kocaelinde Alay Komutanlığı yaptığı dönemde bir kısım kişiler ile ilişkilerde bulunduğunu, bu nedenle kendi dönem arkadaşları içerisinde dahi kabul görmediğini, kendisinin dönem arkadaşı olan bir askerden duyduğunu, VELİ KÜÇÜK'ün ajandasında isminin geçtiğini bilmediğini,

TUNCAY GÜNEY' in Yozgat Cezaevinde iken kendisini ziyarete geldiğini, kendisini binbaşı olarak tanıttığını, Özel Harp Dairesinde görev yaptığını söylediğini, hatta kendisinin VELİ KÜÇÜK' ün emrinde çalışan istihbarat görevlisi olduğunu söylediğini, TUNCAY GÜNEY'in kendisinde bazı işler yaptırabilecek türde insanlar aradığı şeklinde izlenim bıraktığını,

MEHMET ZEKERİYA ÖZTÜRK'ü 2007 yılı Şubat ayı sonlarında başkanı olduğu Ulusal Birlik Platformunun ofisine tanışmak için geldiği zaman tanıdığını, kendisinin araştırmacı yazar olduğundan, ordu emeklisi olduğundan bahsettiğini,

ERKUT ERSOY'u kendisinin yağma suçu ile itham edip şu an tutuklu bulunduğu dosyada yargılanmasına sebep olan ESRA FERİDE GÖKÇİMEN' in çalıştığı Özel Büro isimli internet sitesinin sahibi olarak avukatlarının kendisine anlattığını, ayrıca bu kişinin MEHMET FİKRİ KARADAĞ ile irtibatlı olduğunu anlattıklarını, şahsen ERKUT ERSOY' u tanımadığını, ESRA FERİDE GÖKÇİMEN' in onun yanında hangi pozisyonda çalıştığını da bilmediğini,

FUAT TURGUT hakkımda şikayetçi olan ESRA FERİDE GÖKÇİMEN' in avukatıdır, aynı zamanda yargılandığım dosyanın şikayetçilerinden biri olduğu, kendisinin Küçükyalı semtinde sahibi olduğu plazasının olduğunu ve bu plazamn diğer katlarını KEMAL BUBLİŞ isimli kişiye kiraya verdiğini, KEMAL BUBLİŞ'e açıktan para verdiğinden dolayı da alacağının olduğunu, ESRA FERİDE GÖKÇİMEN ' de FUAT TURGUT' un kardeşi SUAT TURGUT, KEMAL BUBLİŞ' e ortak olduklarını, ortaklıklarının resmi olduğunu, kendisine olan kira borçlarını ve KEMAL' den olan şahsi alacağını ödemediklerinden dolayı haklarında icra takibatı başlattığını, bu dönemlerde ESRA FERİDE GÖKÇİMEN' in kendisini Kuvva-i Milliye Derneğinin Çamlıca' daki bir toplantısına davet ettiğini ancak katılmadığını.

KEMAL KERİNÇSİZ ile şahsen tanışmadığını, ancak geçmişte başkanı olduğu Ulusal Birlik Platformunun üye derneklerinden olan Bakırköy Çevre Derneği başkanı ÜLKER DURUKAN'a KEMAL KERİNÇSİZ'in; Ulusal Birlik Platformuna katılma isteklerinin kendisinin engellemesi nedeni ile gerçekleşmediğini söylediğini, kendisinin KEMAL KERİNÇSİZ ve başkanı olduğu Büyük Hukukçular Birliği ile MEHMET FİKRİ KARADAĞ ile irtibatlı olduğu, Kuvva-i Milliye Dernekleri hakkında, kendisinin Türklük görüşüne paralel bir çizgide olmadıkları kanaatine vardığını, ÜLKER DURUKAN'mn da kendisinin bu yaklaşımımdan gücenerek başkanı olduğu derneği platformdan çektiğini bundan dolayı Büyük Hukukçular Birliği, Kuvva-i Milliye Dernekleri ve ilgili olan kişilerin kendisine husumet beslediklerini düşündüğünü, çünkü kurmuş olduğum platform kısa zamanda Taksim' de binlerce kişinin katılımı ile miting yapacak düzeye ulaştığını, Tüm Türkiye' de yaygın ilgi gören Cumhuriyet mitingleri için gerekli sinerjiyi oluşturduğunu. ESRA FERİDE GÖKÇİMEN hem bu hem de aleyhine icra takibi başlattığımdan dolayı hakkında asılsız iftiralarda bulunduğunu, kendisinin Ergenekon soruşturması kapsamında ismimin geçmesi de ESRA FERİDE GÖKÇİMEN' in ve FUAT TURGUT' un ifadeleri ile olduğunu,

Soruşturma kapsamındaki diğer kişiler tek tek tarafına okunduğunu, bunlardan tanıdıkları hakkında yukarıda ayrıntılı beyanda bulunduğunu, diğer ismi geçen kişilerden önemli bir kısmının ismini hiç duymadığını diğerlerini ise sadece basından duyduğum kadarı ile tanıdığını,

Dosyada mevcut 2 nolu tape sorulduğunda; görüşme yaptığı kişilerden AHMET FULİN kendisinin başkam olduğu UBP' nin üyesi Elazığlılar Derneği Başkanı olduğunu, bu görüştüğü NECDET ATIŞ'ın ise akrabası olduğu, yine platform üyesi Azerbeycan Dernekleri Federasyonunun genel başkanı olduğu, Hocalı katliamını telin amacı ile Taksim' de düzenlenen miting organizasyonu konusunda konuştuklarını,

Dosyada mevcut 3 nolu tape sorulduğunda; görüşme yaptığı EMRE GÜLALTAY kendisinin kardeşi, görüşme yaptığı ŞEMSETTİN isimli kişiyi tanımadığını, ancak kendisinin yaptığı araştırma ile ŞEMSETTİN ' in Danıştay saklısında ismi geçen OSMAN YILDIRIM ile geçmişte birlikte cezaevinde kaldıklarını, bu nedenle tanıştıklarını duyduğunu, EMRE ile ŞEMSETTİN isimli kişinin nereden ve ne şekilde tanıştığını bilmediğini, ayrıca ŞEMSETTİN konuşmada OSMAN YILDIRIM ile geçmişte cezaevinde kaldığını, Allah dediğini bile duymadığını, türban nedeni ile böyle bir saldırıyı gerçekleştirmiş olabileceğini ihtimal vermediğini veya bu anlamdaki sözleri söylemektedir dediği,

Dosyada mevcut 7 ve 9 nolu tapeler sorulduğunda; görüşen kişileri tanıdığını, Diyarbakır' daki bombalı saldın olayı ile benim ve dolayısı ile kurmuş olduğum iddia edilen Türk İntikam Tugayları örgütünün ilgisi olduğuna dair özellikle Kanal 7 ve Samanyolu isimli TV.' lerde haberler çıkması üzerine yapmış oldukları görüşmeler olduğu, Dosyada mevcut 1 nolu tape sorulduğunda; kendisine mesaj gönderilen FERİT ERBAĞCI ' yi tanımadığını, mesajın içeriğinden bilgisinin olmadığını, her hangi birilerinin ORHAN PAMUK' u öldürmek üzere plan yaptıkları konusunda bilgi sahibi olmadığını, kendisinden de bu konuda kimsenin yardım istemediğini,

Dosyada mevcut 6 nolu tape sorulduğunda; görüştüğü GÜRKAN TEMELLİ' nin arkadaşı olduğunu, kendisi geçmişte Ulusal Birlik Partisinde görev aldığını, Dosyada mevcut 11 nolu tape sorulduğunda; AHMET FULİN eşi NURCAN FULİN ile star tv' deki Diyarbakır' da gerçekleşen bombalı saldın olaymıkonuştuklanm, Dosyada mevcut 13 nolu tape sorulduğunda; bu görüşme Ulusal Birlik Platformu konusunda rutin bir görüşme olduğu,

Dosyada mevcut 15 nolu tape sorulduğunda; SELÇUK ORHAN ile görüştüğünü, kendisi platformun doğrudan üyesi olmadığını, ancak Yahya Efendi Vakfının kuruculanndan olduğu, SELÇUK ORHAN Kuvva-i Milliye ve Büyük Hukukçular Birliği gibi oluşumların da platforma üye olmasını savunduğunu, Görüşmenin devamında platformun bir toplantısına katılan ŞENER ERUYGUR' un yanında ARİF AKDENİZ isimli Türk Ocaklan Bakırköy İlçe başkanı olan kişinin münasebetsiz şekilde Kadiri tarikatinden olduğunu söylediğini, ŞENER ERUYGUR' un da bundan rahatsız olması hususlannın konuşulduğunu, Dosyada mevcut lönolu tape sorulduğunda; bu görüşme bir önceki görüşmenin devamı olduğunu tartışmalanmn devam ettiğini, kendisinin sürekli asılsız iftiralara maruz kaldığını, ilgisi olmadığı halde Diyarbakır ve Şemdinli 'de dahil olmak üzere bir takım olaylarda isminin geçtiğini söylemiştir. Görüşmede platformun önceki adresi 1980 öncesi Jandarma Genel Komutanlığında emekli olan ŞAHAP YARDIMOĞLU paşanın oğlu BARIŞ YARDIMOĞLU'nun Harp Akademileri Sitesindeki ev adresinin değiştirilmesi konusunun geçtiği, bunu da ŞENER ERUYGUR böyle bir adresin yer almasının platformun askeriye tarafından desteklendiği yönünde yanlış anlamalanna sebebiyet verebileceğinden değiştirilmesi isteği nedeniyle adresin değiştirildiği, Dosyada mevcut 17 nolu tape sorulduğunda; AHMET FULİN ile platformun rutin faaliyetleri konusunda yapmış olduğum bir görüşme olduğu, Dosyada mevcut 18 nolu tape sorulduğunda; DURSUN GÜLER' in Pendik Türk Ocaklan Derneğinin 2. Başkanı olduğu, bu derneğin platforma üye olması amacı kendisinin yaptığı görüşme olduğu, Dosyada mevcut 19 nolu tape sorulduğunda; ALİ ŞİBİROGLU kardeşi EMRE' nin arkadaşı, iş adamı olduğu, görüşmede Rumelili İş adamlan derneği başkanı emekli tuğgeneral İDRİS KORALP paşa ile platforma üye olmalan konusunda randevu almak içn konuşma yaptığı, Dosyada mevcut 20 nolu tape sorulduğunda; bir önceki görüşmenin devamı olduğu, ALİ ŞİBİROGLU Bulgaristan daki büyük çapta ihalelerin taşeronluğunu almak istiyordu, kendisi de bu konuda İDRİS KORALP paşa ile görüştüğünü, kendisi aynı zamanda Çalık Grubunun danışmanı olduğu,

Dosyada mevcut 21 nolu tape sorulduğunda; VELİ KILIÇ' in Şair ve Ozanlar Derneği başkanı olduğu, kendisinin de arkadaşı olduğu, VELİ KILIÇ' m Tercüman gazetesi yazan SERVET KABAKLI ile bir fikir münakaşası içerisinde olduğu, İnternet sitesinde SERVET KABAKLI' nın gazetedeki yazısına cevap vereceğinden konuşulduğu, Tape 29 sorulduğunda; OSMAN MELEK kardeşi olan EMRE GÜLALTAY' in arkadaşı olduğu, Görüştüğü SELİM isimli kişiyi tanımadığını Görüşme konusunda da bilgi sahibi olmadığını OSMAN MELEK Türk Dünyasından ve Ulusal Birlik davasından görüştüğü kişiye hava atmak amacı ile bahsetmiş olabileceği, Tape 32 sorulduğunda; GÜRKAN TEMELLİ'nin arkadaşı olduğu, SAVAŞAN TOSUN ise parti çalışmaları sırasında gelip giden kişilerden olduğu, AKIN BİRDAL olayında AYHAN isimli birisinin isminin geçmediği, Tape 42 sorulduğunda; bu görüşme içeriğinden bilgi sahibi olmadığını, aralarındaki bahsettikleri banka hesabı ve para konuları hakkında bilgisinin olmadığı, Tape 46 sorulduğunda; bu görüşme içeriğinden bilgi sahibi olmadığını, kendisinin ciarsler marka aracının olmadığı, kardeşi EMRE' nin olduğunu, AHMET FULİN' in tavır ve davranışlarından platform içerisindeki diğer kişiler rahatsızlık duyduğunu, dışlanmışlık hissine kapılmış olabileceğini, bu nedenle bu tür bir görüşmeyi yapmış olabileceği, Tape 86 sorulduğunda; CİHAN KARADAĞLI ' yi tanımadığını, kendisi tutuklandıktan sonra AHMET FULİN' in bir akrabası ile emekli general KOKSAL KARABAY arasında bir ticari ortaklık bulunmakta olduğunu öğrendiğini, bundan kaynaklanan bir alacak borç meselesi olduğunu, görüşmenin buna ilişkin olduğunu düşündüğünü, Tape 87 sorulduğunda; görüşme yapan SELAHATTİN isimli kişiyi tanımadığını, görüşmenin AHMET FULİN' in akrabası ile KOKSAL KARABAY arasındaki ticari ortaklığın sona ermesinden kaynaklanan konular çerçevesinde geçtiğini düşündüğünü, görüşmede ismi geçen EYÜP GÜL ve HÜSEYİN ÖZDEMİR isimli kişileri tanımadığını, Tape 97 sorulduğunda; görüştüğü kişinin o tarihte 1. Orduda görevli iken Samsun' a tayini çıkan HAŞİM isimli albay olduğu, yeğeninin ekonomik durumunun kötü olduğundan bahisle kendisinden yardım talep ettiğini, Tape 99 okundu, sorulduğunda; görüşen kişilerden OSMAN KAYI' yi ve görüşme konusunu hatırlamadığını, bu görüşmede geçen Edremit ile komutan sözlerinden neyin kasdedildiğini bilmediğini,

Tape 171 sorulduğunda; görüşme içeriği konusunda bilgi sahibi olmadığını, DURSUN GÜLER' in Irak' a gönderdiğini söylediği mallar konusunda da bilgi sahibi olmadığını, kendisi ALİ ŞİBİROĞLU* nun elektrik borusu üreten fabrikasında çalıştığını, urlara yüklenen mallardan bunların kasdedildiğini düşündüğünü, Tape 491 sorulduğunda; görüşme yapan kişilerden ŞÜKRÜ' yü tanımadığını, görüşme benim tarafımdan yapılmadığı için içeriği konusunda bilgi sahibi olmadığını, ancak AHMET FULİN gayrimeşru işi olan birisi olmadığını,konuşmalarmda argo kelimeler kullanmış olabileceğini, Tape 495 sorulduğunda; GÜRKAN TEMELLİ ve SAVAŞAN TOSUN' nu tanıdığını, diğer görüşen NUH CEMAL isimli kişiyi tanımadığını, bu görüşmeden anlaşılan ortaklar arasında bir ticari anlaşmazlık bulunduğu, Kardeşim EMRE' nin bu kişilerle bir

ortaklığının olmadığını, yine görüşmede SAVAŞAN' m MUZAFFER TEKİN' e yardım istemek için gideceği konusunda da bilgi sahibi olmadığını, MECNUN ODYAKMAZ ile SEDAT PEKER arasındaki görüşmede SEMİH ismi geçmesi nedeniyle 21.07.2004 tarihli görüşme sorulduğunda; bu görüşen kişilerle ilgisinin olmadığı, görüşme içeriğinde geçen KORKUT EKEN ile AYHAN ÇARKIN' ı basından tanıdığını, başlatmış olduğu iddia edilen Milli Yol hareketi ile de hiç bir ilgisinin olmadığı, görüşmede geçen SEMİH ismi sadece bir isim benzerliğinden ibaret olduğu,

2006/1203 sayılı soruşturma kapsamında yapılan ulusal birlik harekatı platformunun kullanımındaki iş yerinde yapılan aramada bilgisayarında ele geçen belgeler okundu, soruldu ; öncelikle bu belgeler platformun kullanımındaki bir bilgisayardan ele geçirilmediği, hakkında yağma iddiası suçu nedeniyle şikayetçi olan ESRA FERİDE GÖKÇİMEN' in emniyete teslim ettiği bilgisayar ve dokümanlar olduğu, Platform merkezindeki bilgisayarlarda bana şu anda okumuş olduğunuz MUZAFFER TEKİN' in de 36. sırada yer aldığı 53 kişilik ulusal birlik komitesi kurucular kurulu şeklinde bir dosya bulunmadığı, bu iddiayı şikayeti ile birlikte ESRA FERİDE GÖKÇİMEN'in intikal ettirdiğini,

ŞENER ERUYGUR' un ulusal platformun başkanı seçildiği şeklindeki tutanağın platformun yönetim kurulu karan ile aldığı bir karar olduğu,

ESRA FERİDE GÖKÇİMEN ve MUZAFFER GÖKÇİMEN'in ifadeleri sorulduğunda;

ESRA FERİDE GÖKÇİMEN' in ifadesinin yalan ve iftiralarla dolu olduğunu, ifadenin alındığı 11.07.2006 tarihinde kendisinin ulusal birlik partisinin genel başkanlığı görevinden alındığını, www.ulusalbirlikkomitesi.com isimli internet sitesi kendisi adına bir site olmadığı, bu dönemde binada kiracı olarak bulunan KEMAL BULBİŞ ortağı olan ESRA FERİDE GÖKÇİMEN' in web tasarımcısı olduğunu, yardımcı olabileceğini söyledi, daha sonradan öğrendiğime göre binaya gelip giden kişilerin fotoğraflarını kuruluş yapıyoruz diyerek topladığı, benim ve başkanı olduğum platform ile hiç bir siyasi birlikteliği olmayan kendisi, kocası, ortağı KEMAL BULBİŞ ve yanlarında çalışan ilgisiz kişilerin isimlerin Ulusal Birlik Komitesi kurucular kurulu şeklinde internet sitesine yazmış olduğunu, yaklaşık 15-20 gün sonra kendisinin bundan haberi olduğu ve siteyi tamamen kapatmasını istediği, bunun üzerine sitenin kapandığı, bütün bu olayların Danıştay saldırısı olarak bilinen olaydan yaklaşık 3-4 ay önce olduğu, MUZAFFER TEKİN kendisinin bürosuna ara sıra çay içmeye geldiği, daha doğrusu 5-6 ay gibi uzun aralıklarla gelirdi. SAVAŞAN TOSUNOĞLU ve onun arkadaşı olan MAHMUT AYDIN' m da an sıra yanma geldikleri, bunun dışında bu kişinin ifadesinde ismi geçen başka bir MAHMUT' un yanma gelip gittiğini bilmediği, hatta hiç görüşmediğini,

ESRA FERİDE GÖKÇİMEN aynı zamanda MEHMET FİRKİ KARADAĞ' m genel başkanlığındaki Kuvva-i Milliye Derneği ile ilgili kendi internet sitesinde ERKUT ERSOY' un yanında çalıştığını tespit ettiğini, kendisi MEHMET FİKRİ KARADAĞ' ı Türk Dünyası Araştırmalan Vakfının bir toplantısında VELİ KÜÇÜK ile yanyana ve samimi bir şekilde gördüğünü, aynı dönemde VELİ KÜÇÜK'ün kendisinin de tanımış olduğu bir kısım siyasetçilere kendisi hakkında bir suç örgütü lideri olduğunu, siyasi kimliğinin olmadığı şeklinde beyanlarda bulunduğunu duyduğunu, bütün bunlardan lideri olduğu siyasi hareket ele geçirilemeyince kendisine gönderilen ESRA FERİDE GÖKÇİMEN ve kocası MUZAFFER GÖKÇİMEN' in iftiralan ile tutuklattınldığmı beyan etmiştir.


b)-Telefon görüşmeleri[düzenle]

Semih Tufan GÜLALTAY hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurmaktan ötürü açılan iddianameye konu dosya içinde mevcut telefon görüşmeleri, 21.07.2006 günü saat 22.29'da Emre GÜLALTAY ile Şemsettin...? arasındaki telefon görüşmesinde; Şemsettin'in "Bizim Osman deliyi gördün mü ne yaptı?" dediği, Emre'nin "Gördüm şerefsiz herif ne işin var senin" dediği, Şemsettin'in "Yazık ya kendini gerçekten batırdı ya" dediği, Emre'nin "İt herif yüzünden bizim ismimizde geçti" dediği, Şemsettin'in "He biliyorum ya zaten ben kaç sefer basından hep takip ediyordum ya. Ama yemin ederim var ya çok dua edin. Dedim inşallah size doğru gelmez bişey abi ya" dediği, Emre'nin "YA BU PEZEVENGİN MÜSLÜMANLIĞI DA YOKTUR. NE İŞİ VARDI BUNUN BU İŞLERLE BEN ANLAMADIM Kİ." "Sen bunun hiç müslümanlığmı falan biliyor musun? ... Sene yattın sen bu pezevenkle" dediği, Şemsettin'in "Beş altı ay beraber kaldık karşıda." dediği, Emre'nin "Hiç Allah dediğini duydun mu?" diye sorduğu, Şemsettin'in "Yok valla duymadım" dediği, Emre'nin "Bu pezevenk peki niye bu işi yapmış" diye sorduğu, Şemsettin'in "Bilmiyorum ki abi bu ne yapmaya çalışıyor. Kendim bile şok oldum. Arkadaşlanm bana söyledi. Ben geldim baktım. Ne şok oldum ya. Bana kim söyledi biliyor musun?" "He Canip bana söyledi Kağızman'da" dediği ve Canip isimli şahısla hapishanede yaşadıkları olayları anlattığı, 15.08.2006 günü saat 15.40'ta Semih Tufan GÜLALTAY ile Haşim...? arasındaki telefon görüşmesinde; Haşim'in "Semih Bey merhabalar Albay Haşim." Şeklinde kendini tanıttıktan sonra bir süre hal hatır ettikleri, daha sonra Haşim'in "...Özkan'ın durumu hiç iyi değil ne oldu ya?" diye sorduğu, Semih'in ise "Bi ara uğra da bi konuşalım." dediği ve ertesi gün görüşmeye karar verdikleri, 13.09.2006 günü saat 19.09'da Semih Tufan GÜLALTAY ile Gürkan TEMELLİ arasındaki telefon görüşmesinde; Gürkan'm "Başkanım hemen Starı açar mısın hemen." dediği, Semih'in "Ne var son dakika?" dediği, Gürkan'm "Şeyi diyor ... İNTİKAM TUGAYI ÜSTLENDİ DİYOR. Diyarbakır'daki olayı diyor, Akın BİRDAL suikasti falan onlardan bahsediyor." "Bi izleyin başkanım hala devam ediyor şuan devam ediyor." dediği, Semih'in "Herhalde yine birileri bana kuyu kazıyor" dediği, Gürkan'm "Tamam NORMALDEN GÖRÜŞÜRÜZ birazdan Başkanım." dediği, 13.09.2006 günü saat 19.15'te Ahmet FULİN ile Emre GÜLALTAY arasındaki telefon görüşmesinde; Emre'nin "Televizyonlar yine bangır bangır be, Diyarbakırdaki olayları." dediği, Ahmet'in "...7 tane çocuk ölü 4 tane de şey kardeş, vatandaş." dediği, Emre'nin "Son son haber olarak geçerek ne demişler Türk İntikam Tugayı yaptı falan." dediği, Ahmet'in "İyi tamam neyse konuyu kapatalım yarın görüşürüz" dediği,

13.09.2006 günü saat 19.51'de Ahmet FULİN ile Nejdet ATIŞ arasındaki telefon görüşmesinde; Ahmet'in "E Nejdet haberleri takip ettin mi sen" "Akın BİRDAL olayını yapanlar yapmış demişler. Beni şimdi aradılar." dediği,

13.09.2006 günü saat 20.32'de Ahmet FULİN ile Nurcan FULİN arasındaki telefon görüşmesinde;

Ahmet'in "Sabah izlemedin mi?" "Diyarbakır'daki olaylarla ilgili." "...Ne demişler biliyo musun? Akın Birdalı yapanlar yapmış." "Tabi kaçta gece kaçta açılacak o haberi izle takip edelim." "Herkes he herkes rahatsız şu anda." dediği, 25.09.2006 günü saat 16.04'te Gürkan TEMELLİ ile Osman KAYI arasındaki telefon görüşmesinde; Osman'ın "Gürkan bey rahatsız ediyorum" "BAŞKAN'a ulaşamadığım için sizi aradım. Ben Mahmut'la gelmiştim bizim bu Edremit'le ilgili Bİ KOMUTANIMIZIN bi sorunu vardı, onla ilgili bi..." "Onlan ilgili hiç bi gelişme olmadı." dediği, Gürkan'm Osman'ın adını soyadını aldıktan sonra görüşüp tekrar döneceğini söylediği, Osman'ın ise "Çok teşekkür ederim BAŞKAN'a hürmetler ediyorum" dediği, 27.09.2006 günü saat 16.12'de Gürkan TEMELLİ ile Savaşhan TOSUN arasındaki telefon görüşmesinde; Savaşhan'm "Bu bizim Emre'nin yanında Ayhan diye bi çocuk var mı?" diye sorduğu Gürkan'm "Ayhan var abi evet" dediği, Savaşhan'm "O bizim Fahri abi var. Fahri YAYLA'ya gider mider yapıyo. Ona söyle akıllı olsun." "Faruk YAYLA benim halamın oğludur yabancı değil." dediği, Gürkan'm "...AYHAN BU HANİ BAŞKANIN ÇOK YAKIN ŞEYİ, İÇERDE AKIN BİRDAL OLAYINDA BERABER YATTIKLARI ÇOCUK ABİ." "ŞEYİ ATEŞLEYEN, YANİ TETİĞİ ÇEKEN" dediği, Savaşhan'm "Her neyse, deki Fahri abi söyle Savaş abin halasının oğlu, yani yanlışlık yapmasın yani" dediği, Gürkan'm "Ama ben onla da görüşmüyorum ki abi. ONLAR ŞEYİN EMRE'NİN GURUBU yani ha söylim." dediği, 27.09.2006 günü saat 16.17'de Gürkan TEMELLİ ile Savaşhan TOSUN/ Nuh Celal...? arasındaki telefon görüşmesinde; Savaşhan'm "Oğlum bunlar hep yanlış yollara bulaşıyorlar ya." "Şimdi bizim yeğene BİZ DERİN DEVLETİZ hesabına bazı." "Hareketler yapmış, Emre yapıyo bunları. Ya ben sana bişey söylim mi çok ayıp ya" "Sen sen gel buraya bakim ismin neydi senin Nuh Celal YAYLA." "Trabzon Vakfıkebirli ha" "Arabasını alıyo bak Gürkan'a anlat bakim bi dakka bi dakka dinle" dediği, telefonu Gürkan'm aldığı, Nuh Celal'in "Peugeut 407 Emre'nin de ortağında yani ortağının kardeşinde bu araba ama Emre konuyu iyi biliyo iade etceklerdi etmiyolar" "Bi 45 milyar lira benim şahsi çeklerim var buda iade edilecekti bunu da iade etmediler." "Ya ben bu Emre'nin ortağının kardeşiyle ortaklık yaptım..." "Fatih MELEK'le" dediği, Gürkan'm da "MELEK'le evet Osman MELEK'in abisi" dediği, Savaşhan'm "Muzaffer abiye gidiyorum de. TEKİN'e oraya gelecekler hepsi ben sana söylim." "Benim yiğenime böyle tahsilat olurmu ya. Muzaffer TEKİNTAY'a çağıracam Emre'yi... bunuda çağıracam böyle bişey olurmu oğlum ya he" dediği, Gürkan'm "Ya Savaş abi Muzaffer abi ne yapabilir ki Emre'ye ya. MUZAFFER ABİYİ PATLATIRLAR İKİ DAKKADA." "İKİ DAKKADA PATLATIRLAR MUZAFFERİ, MUZAFFER KİM ABİ." dediği, Savaşhan'm "AMA BİZİM YAKINLARI MI KOPARTACAK OĞLUM." "Ben tahsilata çıkmadım oğlum ya anla yani ben sana de diyosam ... ben tahsilata çıkmadım bizi de Allahtan başka kimse kopartamaz Gürkan bunu bil yani biz dostuz anla" "Bak biz dostuz, Gürkan BEN ADAMLARI ALIRIM Gürkan ben alırım bak biz dostuz diyorum sana madem dostuz yanlış olmasın diyorum oğlum" "Konuş bakalım Emreylen selam söyle Savaş abin öz yiğeni söyle ya ba amcası benim teyzemin çocuğu ya" dediği, 02.10.206 günü saat 13.57'de Ahmet FULİN ile Veli KILIÇ arasındaki telefon görüşmesinde;


Bir süre Ahmet'in yaşadığı maddi sıkıntılardan bahsettikten sonra "Ben sana söyledim ben hani bi şekilde tamam yani şuanda yani bilsem ki orası oturmuş yani oturmuş derken oturmasını beklemek mümkün değil." "Ki oturası oturmaz millet oraya yani MAFYA GÖZÜYLE bakıyor korkuyor insanlar gelmiyor." "İmajı bozuk şimdi bizim sıkıntımız zaten kendimize yetiyor kendimizi kimseye anlatamıyoruz." "MİLLETTE BİZE O GÖZLE BAKIYOR." "Yani şimdi insan üzülüyor yani len ne ulan biz mafya olsak ulan hani paranın içerisinde yüzeriz ulan" "Harçlığımız yok cebimizde elimizde harçlık yok." "Ya BU NASIL MAFYACILIK KARDEŞİM bu nasıl iş." "Hani teşkilatız NE TEŞKİLATI KARDEŞİM nasıl HANİ PARTİCİLİK, TEŞKİLATÇILIK?" "Ha o Chreslerle geziyor öbürü tamam gene iyi kötü bi arabayla geziyor Chreslerle gezen kendine göre Nejdet kendi kafasına göre" "GELEN PARALARI KİM GETİRİYO KİM GÖTÜRÜYO ne oluyor ne bitiyor bizim ne kadarımız var nereye şeyimiz var kendi başımıza bi iş yapamıyoruz sanki şimdi ben yani bişey yapmaya çalışsam da tabi onu bağlayacak bişey yok ta fakat yapmıyoruz çünkü diyoruz lan biz birlikteyiz birbirimizden habersiz bi iş yapmayalım ama Onlar hep habersiz yapıyor." "He biz de hala diyoruz ki yav bi İŞ YAPARSAK YANİ ... YANİ HEP BİLGİLERİ DAHİLİNDE YAPALIM." dediği, 27.11.2006 günü saat 12.01'de Ahmet FULİN ile Şükrü...? arasındaki telefon görüşmesinde; Bir süre doktor olarak bahsettikleri kişi hakkında görüştükten sonra Ahmet'in "...Bizim bunlardan öyle benim bi beklentimiz de yok. Öyle bi kalkıpta ben onlar içinde kendimi feda etmiş değilim. Biz parti amacıyla biz kölelik yapmışız, onun dışında arkadaşız dostuz. Her türlü sıkıntımız olursa yani para durumları olduğu zaman da yardımcı olmuşlardır. Ya şükür benim ya öyle şey değil ama dostluklarımız geçerli bizim yani şimdi. Herşey para değil ki ne olmuş biz ayn bi gücüz o ayn bi güç ne olmuş. Yani sonuçta o da arkadaş da biliyorsun kendine göre bi ismi olan bi delikanlı." "Dolayısıyla nedir Bİ GÜÇ TEŞKİL EDİYOR. Başka bişey yok yani İstanbul'da da bu gerekiyor..." dediği ve bir süre yaşanan olaylardan bahsettikleri, 16.12.2006 günü saat 13.10'de Necdet ATIŞ ile Semih Tufan GÜLALTAY arasındaki telefon görüşmesinde;

Necdet'in "Başkanım ben şimdi o şeyleri yapayım ulusal birlik..." dediği, Semih'in "He yaz derneğimiz adına." "ULUSAL BİRLİK HAREKETİ PLATFORMU hareketi platformunda derneğimizi temsile yetkilidir." dediği, Necdet'in "Yani her hangi bir dernek üyeleri de bunu ben dışardan bir insan ayarlayacağım için başkanım bir derneğe üye olan bir kişi böyle bir yazıyı kendi derneğinden alıp bizim ulusal birlik platformumuza üye olur." dediği, Semih'in "O kadar o kadar o kadar" Semih "Yani temsile yetkili olduğunu kaşeli bir mühürle dernek başkanı şey yapacak" "Ziya da kooperatif başkanlanm organize edecek." "He kamyoncular kooperatiflerinin başkanına da." dedikten sonra aynca Semih'in "Sen Sedat la da konuş." "Sedat'ta derneğimizin onursal başkanı olarak, Semih Tufan Gülaltay'ı derneğimize ulusal birlik hareketi platformunda temsil etmeye diye kaşeli bir yazı göndersin." "Ziya yi da böyle organize et." dediği, Necdet'in "Ben şimdi bakmaya geldim. Ali Rıza beyi bekliyorum." dediği, Semih'in "Ali Rıza ile konuştuğun zaman beni bir arayın da ben Ali Rıza ile görüşeyim." "O da orda derneklerden bir tanesinin başkanıyla otursun." "Tamam mı farketmez derneğin hangi dernek olduğu tanıdığı birinden rica etsin" dediği, Necdet'in "... Şimdi aklıma geldi dernekler genel başkanı Ziya'nm iyi bir dostuydu. İşimize yarar değil mi başkanım?" diye sorduğu, Semih'in "Çok önemli o adam bize." "O çok ağır bir top o bize çok lazım." dediği, 21.12.2006 günü saat 21.59'da Semih Tufan GÜLALTAY ile Selçuk arasındaki telefon görüşmesinde;


Bir süre sohbet ettikten sonra Semih'in "Şimdi dün akşamki toplantıda; ben Kemal beyle bu şuan da imzalanmasın vakıflar imza atamaz gibi çıkışınızdan ben bir şey anlamadım." "Madem böyle bir çıkış yapılacaktı, orda bizim daha evvelden konuşmamız gerekirdi." "Ve işte ben bugün hukuki olarak arkadaşlara çalışma yaptırdım." "Deklarasyon metnine vakıflar imza atabilir. Böyle bir sakınca yok. Ankara'yla da konuştum. "Şartı bile yok 6 tane 6 tane kuruluşun vakıf veya dernek" "Ortak bir deklarasyon metnini imzalaması kuruluş kabul ediliyor isterse valiliğe dilekçe veriyor ki Ankara'daki platform" "Selçuk abi sen gelmeden evvel ben Kemal Atay'a şunu söyledim." "Orda herkesin içinde söyledim dedik ki Selçuk ORHON sen ben bir şey konuştuk." "Ben size bir şey söyledim dedim ki benim zaten bir hedefim ve bir projem var yürüyorum birlikte yürüyelim" "BEN KUTLU BİR DAVA YOLUNDA YÜRÜYORUM SELÇUK ABİ. Bana yardımcı olun bana köstek olmayın..." "Üç dört gündür kendi kendimi yiyorum" "Şimdi bir dakika son derece rahatsızım üç dört gündür kendi kendimi yiyorum. Orada bir kelime bahane edildi. BURDA DEDİLER DİN KELİMESİ GEÇMİYOR YANİ MANEVİ DEĞERLER." "ONU ULUSAL DEĞERLER OLARAK TADİL ETTİK." dediği ve bir süre toplantıda ve sonrasında yaşandıkları hakkında görüştükleri, daha sonra Semih'in "Şimdi dün akşam ben deklarasyon metnini imzaya açacaktım. Kemal Ata'yla siz madem bir söz birliği yaptınız, bana niye sormuyorsunuz? Şuanda bu imzalanmasın... Selçuk abi ve bu iş benim için her şeyden üstün. BEN BU İŞİN SONUNDA KAN DÖKÜLMESİNİ İSTEMİYORUM." dediği, Selçuk'un "Yani kimse kimseye memurluk yapmıyor. Bu işe ben inanmasam zaten ben bu işe girmezdim." dediği, Semih'in "Ben bu platformu kuracağım. Bunun başkanı olarak bu işi, BU OPERASYONU BEN YÜRÜTECEĞİM. Ben orda bana muhalif olacak adanım AĞZINA MERMİYİ SIKARIM. Bana destek olacak bana ağ sakal insana ihtiyacım var." "Şimdi Selçuk abi bunlar açık anlatılmaz. Ben size dedim ki; benim bir yolum var, bir hesabım var, ben yürüyorum dedim mi" "Birlikte yürüyelim dediniz peki" dediği, Selçuk'un "Konuştuğumuzda böyle konuşmadık." dediği, Semih'in "Şimdi bir dakika sen o gün gecikiyorsun. Her gün toplantıya geç kalan Kemal Ata erken geliyor, Arif Akdeniz erken geliyor." "Beyler ... yere vuruyor. Vay efendim burda din kelimesi vaaz edilmemiş. BİR SONRAKİ TOPLANTIDA BEN PAŞAYI ÇAĞIRIYORUM. Bu sefer mealen diyorsunuz ki; yav öyle bir organizasyon kuruyorsun da paşanın senden haberi var mı tabi" "... BU SEFER ERTESİ GÜN PAŞA GELİYOR. Diyorum kalk gel buraya paşa diyorum arkadaşlarla görüşelim." "Paşa geliyor toplantının bitimine doğru. Sen dönüyorsun diyorsun ki Arif bey bir söyleyeceğin var mı?" "Arif bey kalkıyor, din tasavvuf dergah tarikat. Yav biz ne kuruyoruz ya" dediği ve bir süre aynı konu hakkında görüştükten sonra "... bir kaç gündür ben rahatsızım. Ya yollarımızı şimdiden ayıralım ya da konuşun aranızda... BEN BU YOLDA YÜRÜYECEĞİM. BU YOLDA DA BABAM SIRRI GÜLALTAY'I KURBAN EDERİM TANIMAM. EMRE Yİ YATIRIR BAŞINI KESERİM." "Bak ben şimdi bu saatte gidiyorum 6 tane dernek başkanıyla toplantı yapmaya. 6 dernek davası kazanırım diye ben yırtmıyorum." "Selçuk abi, Arif Akdeniz gibi bir adam, bir kuvvet komutanının yanında bunları konuşması hiç tesadüfi bir şey değildir." "BEN ŞİMDİ BİZ ŞİMDİ O ADAMI RAZI ETMİŞİZ BU PLATFORMUN BAŞKANLIĞINA GETİRMİŞİZ." dediği, 21.12.2006 günü saat 22.18'de Semih Tufan GÜLALTAY ile Selçuk...? arasındaki telefon görüşmesinde; Görüşmenin başında telefonun kesildiğinden bahsettikleri ve bir önceki telefon görüşmesinde bahsettikleri deklarasyonun imzalanmaması ile ilgili görüşmeye devam ettikleri, bu çerçevede önceki görüşmenin devamı olarak Semih'in "Selçuk abi açık söylüyorum. BU İŞİN KELEYİ KOLTUĞUNA ALMIŞ OLAN ADAM BENİM. Benim askere ihtiyacım var. Benim kendime komutana ihtiyacım yok. Bana akıl verecek adama ihtiyacım yok. Hele beni engelleyecek insana hiç ihtiyacım yok. Lütfen bana destek verilecekse bundan sonraki toplantıya gelin." "Bak Selçuk abi aynen politika yapmadan neyse söylüyorum çünkü bu benim namus meselem namus namus burada yolumuzu ayırdıktan sonra da İNTİKAM ALIRIM HEPİNİZDEN aynen söylüyorum." "Ailemi koymuşum her şeyi mi koymuşum bu yola." "HERKESE TETİK KESERİM" "Yani ben bu işin boyutlarını anlatıyorum. ÖLÜMÜNE YÜRÜYORUM BU İŞTE..." "Benim bu işle uğraşmamın sebebi BEN ULUSAL BİRLİK HAREKETİ PLATFORMUNU KURUP BUNUN BAŞKANI OLARAK MÜCADELEYİ HEDEFE ULAŞTIRMA AZMİNDEYİM..." dediği ve bir süre aynı konularla ilgili görüştükten sonra Semih'in "YANİ BEN ORADAKİ... HADİ HARP AKADEMİLERİ ADRESİ OLMASIN. BUNU BİR YERDE BİR KAÇ SEFER TEKRARLADIKTAN SONRA... OLABİLİR YANİ MAKUL." dediği, Selçuk'un "Yani olumsuz adledilir yoksa... Olumsuz yani okuyanlar evet Kalmasın." dediği ve deklarasyonun imzalanamaması konusunda görüştükleri, 08.01.2007 günü saat 10.31'de Ahmet FULİN ile Gürkan TEMELLİ arasındaki telefon görüşmesinde; Ahmet'in parayı yeni yatırdığından bahsettikten sonra Gürkan'm Nejdet isimli şahsın kendisine ulaşmaya çalıştığından ve buluştuklarından bahsettiği, buluşmada geçen konuları Gürkan'm "GÜRKAN DİYOR BİZ DÜŞÜNDÜK TAŞINDIK DİYOR SENSİZ BU İŞLER OLMUYOR." "Ondan sonra işte SENİN MUTLAKA BAŞKANIN YANINDA OLMAN lazım Alper bir yana bizim Cengiz aptaldır şudur budur işte bir yere gidilmesi gerekir birileri ile konuşulması gerekir onun yanında DİK DURAN BİRİ OLMASI LAZIM işte senin mutlaka." "Senin başkanın yanında olman lazım." "Ya dedim bişey söylüyecem Nejdet dedim hı başkan demiş ki Gürkan bize küstü galiba BİZDE ONA MI KÜSELİM." "BİZİ KÜSTÜRMESİN" "Ondan sonra sabahleyin BAŞKANLA BERABER BİSMİLLAH DİYİP ŞEY YAPIYORSUNUZ yanından LÜTFİ'Yİ DE UZAKLAŞTIRIN bilmem ne yapın bakanz dedim ben anlıyor musun?" dediği ve bir süre aynı konuyla ilgili görüştükten sonra Gürkan'm "Sana bişey söyilim mi bu problemler yani şu GÜNDEME GELEN MEVZULAR BAŞKANDAN KAYNAKLANMIYOR HE EMRE İLE NEJDET ORGANİZE YAPIYOR." "Onun da haberi var aslında." dediği, Ahmet'in "Ya tabi bunlar hepsi istişareli be abi baktılar ki BU İŞLER YÜRÜMÜYORLAR BİZSİZ anlatabiliyor muyum" "İşte dernek kuracaz dernek ... dernekten yetki ver YA ABİ YANİ SEN, ULUSAL BİRLİK HAREKETİ BİLMEM NE BANA BİR DE MESAJ GELMİŞ. ULUSAL. BARIŞ BEY GÖNDERMİŞ." dediği, Gürkan'm Yine mi HAREKETE GEÇMİŞİZ ABİ ULUSAL BİRLİK HAREKETİ DİYE." diyerek şahıslarla arasındaki memnuniyetsizliği anlatmaya çalıştığı, 17.01.2007 günü saat 18.23'te Ahmet FULİN ile Cengiz...? / Semih Tufan GÜLALTAY arasındaki telefon görüşmesinde; Semih'in "Ya bak Fulin telefonunu kapatma kardeş bak" "BAK DİNLE KOŞTURUYORUZ HER TÜRLÜ. HER YERE GİRİP ÇIKIYORUZ. HER TÜRLÜ FAALİZ." "Yani imkanlar kısıtlı da olsa" dediği, Ahmet'in "Başkanım hi önemli değil biz imkanlanmızı." dediği, Semih'in "HERŞEYİ YAPIYORUZ. HER TÜRLÜ YÜRÜYORUZ. Ahmet FULİN hiç canını sıkma." dediği, Ahmet'in sıkıntılarını aştığından ve geleceğinden bahsettiği, Semih'in "ŞİMDİ CUMA AKŞAMI 6*DA TOPLANTIMIZ VAR." "Bizim yazanede temsil heyetini seçiyoruz." "Ocak ayının ilk haftası da büyük bir kurultay topluyoruz. Salon malon işlerini hallettiriyorum." dediği ve deklarasyon metninin dernek başkanına imzalatmasını istediği, ayrıca Ahmet FULİN'i icra heyetine aldığını söylediği, f^^Z^ 23.01.2007 günü saat 11.18'de Ahmet FULİN ile Dursun GÜLER arasındaki telefon görüşmesinde;


Ahmet'in "Ya yok kardeş biliyorsun Ermeni vatandaşımız öldürüldü. Dolayısıyla hani televizyonlarda da o NTV'DE YOK İŞTE AKIN BİRDAL SUİKASTÇİLERİ HARAÇ MARAÇ TOPLUYORLAR FALAN FİLAN DİYE GEÇİYOR BİLİYOR MUSUN?" "Gerekte yok biz geçen gün gittik BENİMDE MAHKEMEM VAR." "Belli değil hele beni çağırmışlar. Semih Tufan, Emre GÜLALTAY, Nejdet ATIŞ ondan sonra Gürkan TEMELLİ." "BU SUAT TURGUT YOK MU MAVİ MEDYA" "ŞİKAYETTE BULUNMUŞ BİZLERİ." "Hı işte geçen günde gençlik başkanı geldi beni aldı." "Ofısde yer yapmış bana işte yerimi gösterdi burası senin dedi." dediği, Ahmet'in Elazığ'a gideceğinden ancak para sıkıntısı olduğundan bahsettikten sonra ".. .yani sen fabrikadan para çözemiyor musun?" diye sorduğu, Dursun'un "Nasıl biliyor musun bu kırk ayaklar var ya 12 teker" "Onlardan paso mal yüklüyoruz Irak'a" "Dün gittim şeye Emre Bey falan ordaydı işte" "Dimes'teki yere gittim. Ali ŞİBİROĞLU falan ordaydı." "Seni dediler halledecez dedim ki abi benim harcamalanm var bari bunları şey edin e halledecez sıkıntımız var dedi bende sinirlendim çıktım geldim." dediği, 26.01.2007 günü saat 12.43'te Semih Tufan GÜLALTAY ile Dursun GÜLER arasındaki telefon görüşmesinde; Semih'in "Dursun bu BAŞKOMSERLER DERNEĞİNİN BAŞKANI döndü mü onla bi görüş de" "... Platformu biraz şey yap çalışma yap destek ver Dursun." "O deklarasyon metnini de tanıdığın bi dernek başkanına imzalattır tamam mı?" "Senide platforma üye olarak alalım." dediği, 19.02.2007 günü saat 11.25'te Ahmet FULİN ile Necdet ATIŞ arasındaki telefon görüşmesinde; Necdet'in "...Önümüzdeki pazar günü Taksim de miting var Azerbeycan'lılar Derneğinin" "... BAŞKAN SÖYLEDİ ŞEY GÖNDERECEZ OTOBÜS. Abi işte güzel bi organizasyon. Abi bi otobüs dolusu..." dediği, Ahmet'in "Tamam ... YEVMİYELERİNİ VERİK, HAMALLARI TOPLARIK." "Ne işler çıkardız gene" dediği, Necdet'in "Şey ya bizim TİMUR ABİNİN BASIN AÇIKLAMASI MİTİNG ŞEKLİNDE..." "ORDA ÇOK KALABALIK OLMAMIZ GEREKİYOR." dediği, 16.02.2007 günü saat 11.26'da Ahmet FULİN ile Cihan KARADAĞLI arasındaki telefon görüşmesinde; Cihan'm "İyidir abi bu ... heralde Hüseyin Ankara'dan beni aradı KARABULUT Hüseyin abiyle görüştürdüm. Dün akşam Hüseyin abi aradı. Ahmet beni bi arasın dedi." "Abi bana bak sen gene bu KARABULUT'U GÜZERGAHINDAN KAÇIRMA. Yani o biraz dengesiz bişeyler yapıyor heralde şimdi BURDA NE YAPACAĞI DA BELLİ DEĞİL." dediği, Ahmet'in "Şimdi burdan ben İstanbul'a geldim ya Cihan burda bi kardeş var Eyüp GECREK şimdi" "Bİ TAKIM İNSANLARLA DEVREYE GİRMİŞ O EYÜP KOKSAL PAŞALAR FALAN HEPSİ ŞEYDELER ANKARA'YA GEÇMİŞLER." dediği, Cihan'm ".... Bana KARABULUT dedi ki; BEN O PAŞA FİLANLA SEN DEDİN Kİ NERDEN GÖRÜŞECEKLER GÖRÜŞTÜ ÖYLE TAHMİN EDİYOM." "GEÇMİŞTİ DÜN GÖRÜŞTÜLER HERALDE" "Hüseyin abiyi aradı şimdi Hüseyin abi de dedi ki Ahmet beni bi arasın benim demek istediğimi sen anlamadın şimdi Hüseyin abi gider orda adam bulur bulamaz bu yanda maksat bu firmayı sen temize çıkarasm ki aklı başında ondan sonra zaten ömürlük bişey eğer" dediği, 16.02.2007 günü saat 11.29'da Ahmet FULİN ile Selahattin...? arasındaki telefon görüşmesinde;

Ahmet'in "Adapazarı'ndaydım abi bi Adapazarı na geçmiştim bi yerde işlerim vardı. Benim olduğum bölgede de çekmiyordu. Sen ne yapıyorsun abi geçtin mi Ankara'ya" diye sorduğu, Selahattin'in geçtiği söylemesi üzerine Ahmet'in "Ne yaptın görüşmeler yaptın mı abi" diye sorduğu, Selahattin'in "YAPTIM BİR İKİ GÖRÜŞMELER VAR Bİ GELİŞMELER." dediği, Ahmet'in "KİMLE GÖRÜŞTÜNÜZ ABİ KOKSAL PAŞAYLA MI?" dediği, Selahattin'in "Yok Koksal Paşa ayrı Koksal Paşa" dediği, Ahmet'in "Hüseyin beyle o Amerika'dakiyle" dediği, Selahattin'in "He he onla görüştük Koksal Paşa di bana 400 milyar verin dedim anan güzel mi şirketi komple devredek borçlan ... sıfır işte bunlar var bizde dedik öyle bişey yok kardeşim" dediği, Ahmet'in "Abi sen onu Hüseyin'le görüş ya Hüseyin ÖZDEMİR'len de görüş o olaylara vakıf ya Hüseyin ÖZDEMİR'de bu aynntılan." dediği, Selahattin'in "Hüseyin şeyde işi yok. Bu Ankara şeylen o şey GÜL'e, Eyüp GÜL o Koksal Paşa ...." "Geldim burda adam di ben İstanbul'dayım o Koksal Paşa'yla konuşim di. Ben İstanbul'dayım yani bi çelişkiler var ha" dediği, 17.02.2007 günü saat 10.21'de Semih Tufan GÜLALTAY ile Ali ŞİBİROĞLU arasındaki telefon görüşmesinde; Semih'in ".. .ALİ BEY SAAT 1' DE İDRİS PAŞAYLA RANDEVUMUZ VAR." dediği ve Taksim'de bulunan Ramada otelin adresini tarif ettikten sonra "Sen bi dosya kataloklar broşür falan hazırla." dediği, 17.02.2007 günü saat 14.50'de Semih Tufan GÜLALTAY ile Ali ŞİBİROĞLU arasındaki telefon görüşmesinde; Semih'in "Şimdi Ali bey" "ÇIKTIKTAN SONRA SAYIN PAŞAMLA DA KONUŞTUK." "Bu Bulgaristan'daki iş 430 kilometre otoban işi" "BUNUN IŞIKLANDIRMASI, AYDINLATMASINI SANA VERİCEKLER." "Ora diyor çok iş var diyor. Bide orası artık Avrupa Birliği'ne girdi." "ŞEY KONUSUNA DA, ÇALIK KONUSUNA DA SİZİ GÖRÜŞTÜRECEK." dediği, Ahmet'in "YANİ ZATEN BİZİM GELMEK İSTEDİĞİMİZ NOKTAYI ÇOK HIZLANDIRACAK BİR OLUŞUM OLMAKTA VE HAYIRLISI OLSUN BU GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİDİR." dediği ve yorumlan sonraya bırakmak istediğini belirttiği, 19.02.2007 günü saat 11.25'te Ahmet FULİN ile Necdet ATIŞ arasındaki telefon görüşmesinde; Necdet'in "...Önümüzdeki pazar günü Taksim de miting var AzerbeycanTılar Derneğinin" "... BAŞKAN SÖYLEDİ ŞEY GÖNDERECEZ OTOBÜS. Abi işte güzel bi organizasyon. Abi bi otobüs dolusu..." dediği, Ahmet'in "Tamam ... YEVMİYELERİNİ VERİK, HAMALLARI TOPLARIK." "Ne işler çıkardız gene" dediği, Necdet'in "Şey ya bizim TİMUR ABİNİN BASIN AÇIKLAMASI MİTİNG ŞEKLİNDE..." "ORDA ÇOK KALABALIK OLMAMIZ GEREKİYOR." dediği, 10.03.2007 günü saat 17.24'te Semih Tufan GÜLALTAY ile Veli KILIÇ arasındaki telefon görüşmesinde; Bir süre hal hatır görüşmesi yaptıktan sonra Semih'in "... BİZDE İKİTELLİ'YE GİDİYORUZ TOPLANTIYA." dediği, Veli KILIÇ'm "Başkanım ben yazıyı hazırladım, akşam yaymlicam." "Bakalım ne cevaplar alacaz. Bakalım efendiler bunlarla ... gibi oynayacam. Bana bi eğlencelik çıktı başkanım o" dediği, Semih'in ise "Onun bunun serveti ya." dediği, Veli KILIÇ'm "Evet başkanım ama buna şimdi başka başkalanna da yazı yazdıracam. Başka arkadaşlara da tembihliyim." dediği, Semih'in ise "Tabi rüsva edecez onu." dediği, Veli KILIÇ'm ise bazı şahıslarla görüştüğünden ve onlarında yazılar yazacaklanndan bahsettiği, bunun üzerine Semih'in "Bölücülük yapıyor namussuz." dediği, bir süre aynı konuyla ilgili görüştükten sonra Semih'in "Ozanım herkes haddini bilecek."

dediği, Veli KILIÇ'm ise "Evet başkanım bildiricez." dediği ve Semih'le konuşmasından dolayı rahatladığından bahsettiği, Semih'in ise "Az kaldı az" ".... BU SİPERDE 3-5 AY DAHA ZATEN DAYANIRIZ." dediği,

d)Aramalarda elde edilen deliller[düzenle]

Şüpheli Ümit OGUZTAN'dan ele geçirilen disketlerin incelenmesi sonucunda elde edilen JİTEM'Cİ VE MİT'Çİ GAZETECİLER isimli dokümanın MİLLETVEKİLİNE DE FOTOĞRAF SATMIŞ bölümünde; JİTEM'ci gazeteci diyologda önemli bir başka bilgi daha verdi. Mesut Yılmaz ile Abdullah Çatlı'nm birlikte olduğu resmi DYP Ti bir milletvekiline sattığını söyleyen JİTEM'ci gazeteci, fotoğraflardan yüklü para aldığını söylüyor. Abdullah çatlı ile Mesut Yılmaz'm birlikte olduğu fotoğraf basında yer almadı. Sadece 1998 yılında Radikal gazetesinde manşetten yayınlanan bir haberde Mesut Yılmaz-Abdullah Çatlı ve Eyüp Aşık'm birlikte olduğu fotoğrafları kendilerine satmak için bazı kişilerin getirdiği yer almıştı. Radikal gazetesi fotoğrafın orijinalini değil, bilgisayarda hazırladığı kopyasını yayınlamıştı. Bu haberin yayınlanmasının ardından Akşam Gazetesi'nde görev yapan iki gazetecinin bu olay nedeniyle gazeteyle ilişkisi kesilmişti. Fotoğrafı arın Denizli Milletvekili Kemal Aykurt'a satıldığı ileri sürülüyor. Çünkü Aykurt, 23 Haziran 1998 tarihinde TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmada, Mesut Yılmaz ile Akın Birdal suikastının azmettiricisi Semih Tufan Günaltay'm birlikte çekilmiş fotoğraflarını kamuoyuna açıklamıştı. Şeklinde isminin geçtiği, Tutuklandığı dosyada el konulan bilgisayarında, Ulusal Birlik Komitesi.doc bilgisayarların yapılan incelemesinde; 53 Kişilik ulusal birlik komitesinin kurucular kurulunun listesi olduğu ve bu listenin ilk sırasında Semih Tufan GÜLALKAYTN 36. sırasında ise Muzaffer TEKİN isminin bulunduğu, Aynı bilgisayarda kayıtlı bulunan ÇOK GİZLİ333.doc Word formatmdaki metin dosya bulunmuş, bulunan bu dosyanın incelenmesinde genel merkezi Kadıköy'de bulunan Kuvayi Milliye derneği ve yöneticileri hakkında istihbari mahiyette geniş kapsamda bilgilerin olduğu anlaşılmıştır. 1-Derneğin genel başkanı Fikri KARADAĞ 2-Hüseyin GÖRÜM, 3-Prof. Burhan Omay 4-İbrahim ÖZCAN 5-Kahraman ŞAHİN 6-Ali ÖZOĞLU,7-Hatice BAHTİYAR 8-Ahmet TÜRKYILMAZ 9-Nuri VARDARBAŞI isimli şahıslar hakkında istihbarı nitelikte bilgilerin olduğu görülmüştür.

e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;[düzenle]

şüpheli Muzaffer TEKİN'in İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürlüğünce suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen PİYON (K) planlı operasyonda örgütün liderliğini yapan TİT'in kurucularından Semih Tufan GÜLALTAY ve halen firar olarak ARANMAKTA olan örgütün yöneticisi konumunda bulunan Emre GÜLALTAY ile irtibatının olduğu tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında halen tutuklu bulunan örgüt üyesi Hayrettin ERTEKİN'in Semih Tufan GÜLALTAY'm tutuklu bulunduğu ve liderliğini yaptığı suç örgütü ile ilgili dosyada hakkında yakalama karan çıkarılan örgütün yöneticisi konumunda bulunan Emre GÜLALTAY ile telefon görüşmelerinin olduğu. 01.02.2008 günü saat:13.55'de Hayrettin ERTEKİN ile emre gülaltay arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Emre'nin "abi şimdi katara gideceğim ordaki işlere bakip ondan sonra da buraya geleceğim..." "şimdi burda ortam uygun" "burda o diyorum derneği kuruyorum" "burda bide kasap oturmaya başladi" dediği, hayrettin'in "hi dur murat'i bir gicik edeyim firin açmayi düşünüyoruz diyeyim bizden önce hemen şey yapsinlar" "patentini aldik diyeyim" dediği, emre'nin "şey yapariz abi yarisini senle benim olur yarisi da bunlarin olsun" dediği, hayrettin'in "tamam baba ben varim" dediği, emre'nin "çünkü hiç olmazsa bunlar başinda da durur" dediği, hayrettin'in "ya yok onlara hiç güvenme onlar kendi kendi evlerinde ki işini yapamıyorlar onlardan bir şey bekleme bak onlara güvenirsen şey olmaz" "onu da biz yapariz ben oraya bir tane adam koyarim" dedikten sonra görüşmenin ilerleyen bölümlerinde hayrettin'in "bomba gibiyiz devam ediyoruz işte burda bir türban sikintisi var burda bu adamlar okuyorsundur şeyden mhp destek verdi bunlara onlarla ilgili bu gün bir yazi yazdim güzel bir böyle bunlara bir ufak yazmiyordum uzun zamandir şimdi ortalik yine hop oturup hop kalkacak böyle" dediği, emre'nin "ben sana bir şey söyleyeyim mi vatan için uğraşiyorsun sonra vatan hayini oluyorsun" "abi bizden vatan hayini olmaz da vatan hayini muamelesi görüyoruz" dediği, hayrettin'in "...en iyi kurt ölü kurttur dediğim için 301. maddeden dgm'de yargilaniyorum inşallah ceza verirler de ben de tarihe geçerim..." "...biz ya biz türk ırkinin türk milliyetçisinin ant içmiş yemin etmiş olan insanlar için çünkü bizim yeminler genlerimizde taşiniyor..." "...ben seni taniyorum yani seni biliyorum sen insana ne derlerse desinler seni bak biliyorum diyorum ki yanindayim sonuna kadar her zaman yani bunu bilesin" "...ne derlerse desinler organize çete desinler bilmem hain desinler... güleceksin şöyle bakacaksin diyeceksin ki bunun bir hedefi var bunun bir amaci var amacinin karşisinda duran benim" dediği, emre'nin "şu on beş günden beri çikarmadiklari şey kalmadi" "yok haplemin torunundan tuttular ya daha ankara'daki araçlara tut yok malatya'da olayi yok" dediği, hayrettin'in "genel kurmay başkani gibi bir tertemiz ... seçilmiş bir adama bile kalktılar fezleke düzenleyip çete diye dava açmaya kalkan milletten insanlardan ne beklenir onların bir amacı var onu niye yapıyorlar onu bu memlekete yıkmak için memleketin ilerlemesini" dediği, emre'nin "ya utanmıyorlar dün şu başlığı gördün mü gülmekten öldüm ya şey çete tetikçi dizilerden seçmiş diye ya bu kadar olmaz ya" "yalnız ben sana bir şey söyleyim mi çok büyük strateji hatası yapıyoruz biz yapıyoruz biz başından beri" "bu hem ak partiye hem bu İslamcı kanada karşi strateji hatası yapıyoruz" "biz aslında abi bunları devşirebiliriz ..." "abi en büyük tehlike kim biliyor musun bunlar değil bunlar yine bir noktada gelirler mecburen de olsa yani bunların içindeki kamuluşlari yani bu yüzde kırk yedinin içinde en fazla böyle kemikleşmiş böyle şey olan kısmi yüzde ondur geri yüzde otuz beşini biz kendi safımıza çekeriz ama en tehlikeli olanlar ikinci cumhuriyetçiler" "bak biz biz şimdi bunlan köşeye sıkıştınyoruz zannediyoruz bu ak parti ve o adamın ismi esasmda ikinci cumhuriyetçiler bunlan kullanıyorlar biz bunlan korkuttukça bak bizi öcü diye gösteriyorlar bunlar diyorlar sizi kesecek öyle yapacak böyle yapacak anlatabiliyor muyum bunlar sizi şöyle yapacak böyle yapacak diyorlar onlarin üzerinden bize operasyon yapiyorlar" "abi bütün basini ele geçirmişler" "ya şimdi bunlar sivil toplum biz sivil toplum örgütü kuruyoruz çete oluyor" "şimdi sivil toplum örgütü kur meydana çik sen çetesin abi olmayan bağlantilar olmayan suçlamalar ya o gazeteci kadini ne hale getirdiler güler kömürcü'yü" "... ekibi sedat peker'e telefon açmiş ya kadin sedat peker ile yatmiş da olabilir ne olacak yani bu kadini şey mi yapar" "ya o garibim o sevgi erenerol'a yaptiklari ya" dedikten sonra görüşmenin sonlarina doğru türk-çin işadamlari adi altinda bir dernek kurmayi planladikiari, türkiye'deki dernek başkaninin hayrettin ertekin olmasi, yurtdişindaki dernek başkanin da ibrahim..? isimli şahis olmasi yönünde konuşmalar yaptiklari tespit edilmiştir. İsmail yıldız'm işyerinde elde edilen bilgisayarda; Ulusal Birlik Hareketi Platformu; İnsan Haklan Derneği'nin eski Genel Başkanı Akın Birdal’a 1998 yılında silahlı saldırıda bulunulması eylemini organize eden Semih Tufan Günaltay, 4,5 yıl cezaevinde yattıktan sonra 2005 yılında Ulusal Birlik Partisi'ni (UBP) kurdu. Günaltay, Muzaffer Tekin'le Türksolu'nun düzenlediği bir etkinlikte tanıştı. Kitaplarını da Türksolu tanıyordu. Günaltay, Yargıtay kararıyla başkanlıktan ayrılınca UBP de kapandı. Günaltay, uzun bir sessizlikten sonra 11 Şubat'ta Ulusal Birlik Hareketi Platformu'nu (UBHP) kurduğunu açıkladı. Kağızman Gençlik Derneği'nin başkanlığını da yürüten Günaltay'm oluşumunda 38 kuruluş var. UBHP'nin Ankara'daki temsilciliğini ise Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı ve eski Jandarma Genel Komutam Orgeneral Şener Eruygur yürütüyor. UBH'ya destek veren kuruluşlar arasında Temiz'in UHB'si ve avukat Erkut Şahin'in İlerici Aydınlar Derneği (İAD) de yer alıyor. İlerici Aydınlar Derneği: Semih Tufan Günaltay'm Akm Birdal suikasti sonrası avukatlığını üstlenen Erkut Şahin, İlerici Aydınlar Derneği'ni (İAD) kurdu Hüseyin GÖRÜM; 27.05.2006 tarihinde danıştay davasında yakalandığında ankara c.başsavcılığmda alman ifadesinde; Muzaffer TEKİN'in Semih Tufan GÜNALTAY'm cezaevinde bulunduğu dönemlerde bu şahsa yardım ettiğini kendisine söylediğini,

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;[düzenle]

Mehmet Hadi ÖZCAN; hakkında bir kaç sefer çıkar amaçlı suç örgütü kurmak suçundan tutuklandığını, halen ayrı bir çıkar amaçlı suç örgütü kurmak suçundan Kandıra Cezaevinde tutuklu olduğunu, ERGENEKON ile alakalı olarak geçmişte bazı tanıdığı şahıslar olmuduğunu, ancak örgütün içinde fiilen bulunmadığını, VELİ KÜÇÜK'ü gıyaben tanıdığını, İzmit'te Alay komutanlığı yaptığı dönemde kendisi ile 1996 yılında bir olay sebebi ile arandığı için teslim olmak için birkaç sefer telefon görüşmesi olduğunu, ancak hiçbir zaman yüz yüze bir görüşmesinin olmadığını, SEMİH TUFAN GULALTAY'ı arkadaşı olan SAVAŞ UZUN ile aynı cezaevinde yatmasından dolayı tanıdığını, SEDAT PEKER in dayısını ve babasını tanıdığını, kendisini tanımadığını, kendisinin SUSURLUK Meclis Araştırma Komisyonuna ve ilk yakalandığında emniyet müdürlüğünde geçmiş dönemde ifade verdiğini, Ergenekon örgütü üyesi olmadığını, Tuncay güney mülakatında; SEMİH TUFAN GÜLALTAY ile ilgili olarak; PKK'nm K.Irakta Celal TALABANİ ile uyuşturucu işi yaptığını, PKK mn yanında yer alan Akm BİRDAL'm vurulması emrini YEŞİL(Mahmut YILDIRIM'in verdiğini, Yeşil'in Veli KÜÇÜK'ün adamı olduğunu, Yeşilin adamının da Cengiz Astsubay olduğunu, Semih Tufan GÜLALTAY'm Akm BİRAL'ı vurmaktan yakalanıp ceza evine konulduğunu,

Bir dönem Semih Tufan'm kardeşi Emre GÜLALTAY'm Korkmaz YİĞİT'i sıkıştırdığını, bunun üzerine Veli KÜÇÜK'ün Emre yi yanma çağırdığını, Emre GÜLALTAY'm Veli KÜÇÜK'ün karşısında "iki büklüm oturarak" bir emri olup olmadığını sorduğunu,

Mehmet Fikri KARADAĞ; SEMİH TUFAN GULALTAY'ı Elazığ'da görevli iken İHD başkanı Akm BİRDAL'm tetikçilerini azmettiren kişi olarak duyduğunu, Şahısla hapisten çıkana kadar herhangi bir görüşmesinin olmadığını, Semih Tufan GÜLALTAY hapisteyken Semih Tufan'm kardeşi Emre GULALTAY'ı Muzaffer TEKİN'in bürosunda tanıdığını, Emre'yi kendisine Muzaffer'in Semih Tufan GÜLALTAY'm kardeşi olarak tanıştırdığını, Emre'yi Muzaffer'in yanında 3-4 defa görmüş olabileceğini,

Semih Tufan cezaevinden çıktıktan sonra Muzaffer’le veya ayrı ayrı en az 10 defa görüştüğünü, Şahısla Ulusal Birlik Partisi kurulması aşamasında görüş verişlerinin olduğunu, Hatta partinin ismini birlikte koyduklarını, resmi olarak da birkaç defa yanma gittiğini, Şahısla Muzaffer TEKİN'in bürosunda da görüştüğünü, şahısla Ulusal Birlik Partisinin kurulması çerçevesinde Ankara'ya gittiklerini, İlerleyen dönemde Semih Tufan ticari ve gayri menkul faaliyetlerinin devlet tarafından engellendiğini söylediğini, bu söylemlerde bulunurken bu olayların kendisinden kaynaklandığını ima etmeye çalıştığını anladığını, Bunun üzerine kendisinin de şahsa kızarak "Bugüne kadar senle görüştüğüme yazık." diyerek şahsın yanından ayrıldığını bir daha görüşmediğini, Atilla AKSU savcılık ifadesinde; Ergenekon Terör örgütü operasyonu kapsamında halen tutuklu bulunan Avukat Kemal KERİNÇSİZ'in zaman zaman kendisinden Türklüğe hakaret, Atatürk'e hakaret, Recep Tayyip ERDOĞAN'm damadı, Abdullah UNAKITAN, Ali ÜLKER, Murat ÜLKER ve Türk İntikam Tugayından Semih Tufan GÜNALTAY'm tehdit edilmesi ile ilgili evrakları ve bunların sayı numaralarını istediğini, kendisinin bunlardan bazılarının numaralarını ve kesinleşmiş takipsizlik kararlarının birer örneğini, UYAP'tan ulaşabildiği kadarı ile istediği şeylerin, 301 madde ve Atatürk'e hakaret davaları ile ilgili liste suretlerini çıkartarak göndermiş olduğu ismini bilmediği elemanına verdiğini,kendisinin yasadışı Ergenekon terör örgütü ile bir bağlantısı olmadığmı,sadece görevi ile ilgili hatalar yapmış olabileceğini belirtmiştir. Muzaffer TEKİN Ankara Emniyet Müd.Tem Şube Müdürlüğü 26.05.2006 günü vermiş olduğu ifadesinde; Kendisini 1988 yılında Mete YALAZANGIL vasıtasıyla tanıdığını,1988-1998 yıllan arasında iki veya üç defa görüştüklerini, Bir ara bir güvenlik şirketi kurduğunu, bir ara da yurtdışında tahsil için bulunduğunu duyduğunu, Akın BİRDAL olayında beş sene ceza evinde yattığını bildiğini, Bir dönem Ulusal Birlik Partisini Kurduğunu,bu hareketin içinde yer almamı yönetim kuruluna gelmesini istediğini, Ancak kendisinin kabul etmediğini, Muzaffer TEKİN' savcılığımızda alman ifadesinde C.savcılığına posta ile gelen Sulhi CANACAR imzalı mektup içeriği sorulduğunda; Akın BİRDAL suikastı ile ilgili olarak aranan Semih Tufan GÜLALTAY'ı evinde saklamadığını, ancak bu kişiyi saklayan Emekli Binbaşı Mahmut Zihni OZAN'm kendisinin arkadaşı olduğunu, Semih Tufan GÜLALTAY' ı sözü edilen olaylardan 2-3 sene önce Mete YALAZANGİL aracılığı ile tanıdığım,olayı basından duyduğunu ve olayla ilgili olarak kendisinin ifadesinin alınmadığını, Doğuş Factoring Şirketinin hissedarı olduğunu, Ahmet ÇEKENKIRAN'm da bu şirketin sahibi olduğunu, İlhan PARLAK ve Hasan PARLAK'm Danıştay soruşturmasında kendisi ile birlikte ismi geçen Ayhan PARLAK'm kardeşleri olduğunu, Nezahat KELEŞ ve Erdoğan KELEŞ' i tanımadığını ve Doğuş Factoring Şirketinin 2003 yılında kapatıldığını, SEMİH TUFAN GÜLALTAY'IN CEZAEVİNE GİRMESİNDEN SONRA AİLESİ İLE İLGİLENDİĞİNİ, bu kişi 2003 yılında cezaevinden çıktıktan bir müddet sonra tekrar irtibat kurduklannı,yaklaşık 3 senedir görüşmediklerini, beyan etmiştir. Hayrettin ERTEKİN;Semih Tufan GÜLALTAY' ı tanımadığını, Emre GÜLALTAY' ı tarihten iki ay önce Çin de fuarda tanıdığını, Çin'de tercümanlığını yapan Murat KILIÇ vasıtası ile tanıştığını, Semih Tufan GÜLALTAY'm kardeşi olduğunu bilmediğini, kendisi ile hiçbir ilişkisi olmadığını, ara sıra telefonda görüştüklerini, bir kere Çin'de Çin-Türk iş adamları derneği kurmayı teklif ettiğini ancak kendisinin kabul etmediğini,

Osman YILDIRIM 21.05.2006 günü Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde Danıştay saldırısından dolayı alman ifadesinde; Semih Tufan GÜNALTAY ile hemşeri oldukların, 1995 yılından beri kendisini tanıdığını, Yozgat Cezaevinde 1999 yılında birlikte yattıklarm,2000 yılında cezaevinden çıktığımdan beri kendisi ile bir görüşmesinin olmadığını, Esra Feride GÖKÇİMEN 11.07.2006 Organize Suçlarla Muadele Şue Müdürlüğü'nde Vermiş olduğu ifadesinde; "... binaya sık sık gelen şahıslardan birinin Danıştay binasında yapılan silahlı saldırıda adı geçen Muzaffer TEKİN olduğunu, bu şahsını Muzaffer olarak bildiğini, soyadını Danıştay saldırısından sonra gazetelerden öğrendiğini, bu şahısın geldiğinde sadece birinci katta bulunan parti kısmına çıktığını„orada Semih Tufan GÜLALTAY ile baş başa görüştüklerini, bu şahısın son olarak Danıştay'da yapılan silahlı saldırıdan iki gün önce 4-5 kişilik kalabalık bir grup ile geldiğini ve Semih Tufan GÜLALTAY ile saatlerce toplantı yaptığını, Danıştay saldırısının yapıldığı gün gece geç saatlerde Veli KILIÇ kendisinin kullanmış olduğu, 0533 681 74 05 ya da 0533 300 74 40 numaralı telefondan arayarak "şimdi beni dikkatlice dinle ,sana söyleyeceğim isimleri not al ve bunları www.ulusalbirlikkomitesi.com isimli siteden sil, bu acil bi durum, bunları bu gece mutlaka sildir" dediği, kendisinin de bunu yapamayacağını bu işlerle benim uğraşmadığını söylediğini bunun üzerine veli'nin "Bu Semih Tufan GÜLALTAY'ın talimatıdır,o zaman bu işle kim uğraşıyorsa onu bul ve bu işi hallettir,sabah olmadan bu işin hallolması lazım" dediği, sonra tekrar kendisini arayarak Sami Alper EREN isimli şahsı 0216 489 13 70 numaralı telefondan acil araması gerektiğini söylediğini, kendisinin de bu numarayı aradığında Sami Alper EREN'in Veli KILIÇ 'm kendisine verdiği ve silmesini istediği isimleri tekrar yazdırarak bunlarm parti kurucu üye listesinden silinmesi gerektiğini söylediğini, silmem istenen isimlerin ise ; 01.MUZAFFER TEKİN, 02.SAVŞHAN TOSUNOĞLU, 03.MAHMUT AYDIN ve soyadını hatırlamadığı ama kurucu üye listesinde olan MAHMUT....isimli başka bir şahıs olduğunu,aynca Danıştay da yapılan silahlı saldın eylemi gerçekleştiren Avukat Alparslan ARSLAN 'm bu binaya kalabalık bir grup ile geldiğini gördüğünü,o dönemde adını bilmediğini, fotoğraflarını gazetelerde görünce Semih Tufan GÜLALTAY'ın yanma gelen şahıslardan biri olduğunu kesinlikle hatırladığını, Muzaffer GÖKÇİMEN 11.07.2006 Günü müşteki sıfatı ile vermiş olduğu ifadesinde; "... Ulusal Birlik isimli internet sitesinde isimleri olan şahıslardan bazılarının Danıştay cinayeti olunca cinayete adı kansan Muzaffer TEKİN, Alpaslan ASLAN, 2 tane Mahmut, isimli kurucu üyenin siteden işitiminin silindiğini, Semih GÜLALTAY'ın yanma Muzaffer TEKİN ,Alpaslan ARSLAN gibi cinayetle bağlantılı olduğu iddia edilen şahıslar gelip gittiğini, Mete YALAZANGİL İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde 25.08.2007 günü alman ifadesinde; 19.06.2007 GÜNÜ MUZAFFER TEKİN İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINDA SİZİNLE İLGİLİ OLARAK "... Akın Birdal suikastı konusuyla alakalı olarak da sadece eylemi yapanlan azmettiren Semih Tufan Gülaltay isimli şahsı evinde saklayan emekli binbaşı Namık Zihni Ozansoy isimli bir alt devrem olan arkadaşımı ben tanıyorum. Semih Tufan Gülaltay'ı da Mete Yalazangil vasıtası ile tanıyorum. Bu olaylardan 2-3 sene öncesinden tanıyordum. Olayı yaptıklannı basından duydum. Benim bu olaylarda ifadem alınmadı." şeklinde beyanda bulunduğu sorulduğunda; Semih Tufan GÜLALTAY'ı çocukluğundan beri tanıdığını Mikail SARI'nın Akm BİRDAL suikastından dolayı arandıklannı basın ve medyadan öğrendiğini, Mustafa GÜLEN'e olayın aslını sorduğunda Semih Tufan GÜLALTAY’ı Mikajl SARI ile SER şirketinde tanıştırdığını kendisinin bu olayla ilgisi olmadığını söylediğini,


1988-89 yıllarından önce Tekel'de çalıştığım dönemlerde Muzaffer TEKİN'de ile tanıştığım, zaman zaman Muzaffer TEKİN'in Kadıköy Kuşdilinde bulunan bürosuna gidip geldiğini, 1998 yılı içerisinde Muzaffer TEKİN'in Semih Tufan GÜLALTAY ve arkadaşı Namık Zihni OZANSOY'ım Kastamonu cezaevinde olduklarını ve görüşmeleri gerektiğini kendisine söylediğini, Muzaffer TEKİN ile birlikte Kastamonu'ya giderek Semih Tufan GÜLALTAY ve Namık Zihni OZANSOY ile cezaevinde görüştüklerini, Bu görüşmeden yaklaşık 1,5-2 ay kadar sonra milliyet gazetesinde Akm BİRDAL suikastı sanıklarından birisinin de kendisi olduğu yönünde haberler okuduğunu bunun üzerine Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gidip teslim olduğunu,Ankara DGM savcılığınca serbest bırakıldığını, 2001 yılında bir gün Semih Tufan GÜLALTAY'm yeğeni olan Necdet ATIŞ isimli şahısın Semih Tufan GÜLALTAY ve bu olaydan dolayı yakalanan bütün arkadaşlarının Yozgat cezaevine nakledildiklerini ve Semih Tufan GÜLALTAY'm kendisi ile görüşmek istediğini Muzaffer TEKİN'in Yozgat cezaevine gidip Semih Tufan GÜLALTAY ile görüşmesini istediğini, ancak kendisinin bunu da kabul etmediğini. Mehmet EYMÜR, 17,06,2008 tarihinde tanık olarak alman İfadesinde; Semih Tufan GÜLALTAY'ı şahsen tanımadığını, ancak Alpaslan Cemal ERTUĞ bu şahsın milliyetçi bir kişi olduğunu ve faydalı olabileceğini söylediğini, Kendisinin bu gibi konulardan biraz dilinin yandığı için bu şahsı bir müddet kontrole aldığını, Semih Tufan GÜLALTAY'm tahsilat işleri yaptığı, kirli işlerle uğraştığı, ağzının çok bozuk olduğu hususlarını öğrendiği için bu şahıstan faydalanmayı düşünmediğini, Ancak buna rağmen Semih Tufan iki veya üç defa birisi Kendilerinde eskiden şoförlük yapan bir teşkilat mensubu vasıtasıyla Mersin'de olan bazı olayları anlatmak üzere görevli arkadaşlarla görüştüğünü bir de İran'la ilgili bir konuda Mit mensubu personelle görüştüğünü bildiğini, bunun dışında kendisi Amerika'dayken Türk İntikam Tugayları adı altında örgütlenerek eski İnsan Haklan Derneği başkanı Akın BİRDAL'a saldın düzenlediklerini duyduğunu, bu eylemde Semih Tufan'la irtibatlı olan Mikail SARI sahte kimlikli Cemal KULAKSIZOĞLU' nun 1995-96 yıllanndan sonra teşkilatta haber elemanı olarak görevli bir kişi olduğunu, Cemal KULAKSIZOĞLU Yavuz ATAÇ tarafından teşkilata getirilmiş bir kişi olduğunu, Mit tarafından yurtdışında görevlendirildiğini, ancak daha sonra captagon işleri ile ilgilendiği, sınır girişlerinde kendini Mit mensubu olarak tanıtıp arattırmadığı gerekçesiyle Kendisinin talimatıyla ilişiğinin kesildiğini, ancak daha sonra kendisine bu hüviyetlerin verildiğini ve operasyon başkanlığının bu şahıstan faydalanmaya devam ettiğini öğrendiğini, ancak eylem hakkında teferruatlı bilgiye sahip olmadığını beyan etmiştir.

g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi;[düzenle]

Şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY'm Akm Birdal suikastının sanıklanndan olduğu bu konuda kesinleşmiş hapis cezasının olduğu ve cezaevinden çıktığı, dosyadaki belgelere göre bu suikastı Yeşil (Kod) Mahmut YILDIRIMIN talimatıyla yaptığı dosyadaki delillerden anlaşıldığı,

11.02.2007 tarihinde saat 11.00'de Beyoğlu İlçesi Savoy Otel'de toplanan gruba Ulusal Birlik Hareketi Platformu Başkanı şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY tarafından Yüce Türk milleti başlıklı basın bildirisinin okunduğu, Güvenlik şube müdürlüğünün konu ile ilgili göndermiş olduğu dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır.

25.02.2007 günü Taksim Gezi Parkında Azerbaycan Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen ve dernek başkanı Timur SELÇUK'un katıldığı basın açıklamasına; şüpheliler Veli KÜÇÜK, Av. Kemal KERİNÇSİZ, Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi ERENEROL, Muzaffer TEKİN, Semih Tufan GÜLALTAY ile Rafet ARSLAN ve Emre GULALTAY'ın katıldığı Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. Şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY'm bilgisayarında kayıtlı bulunan ÇOK GİZLİ333.doc Word formatmdaki metin dosya bulunmuş, bulunan bu dosyanın incelenmesinde; genel merkezi Kadıköy'de bulunan Kuvayi Milliye Derneği ve yöneticileri hakkında istihbari mahiyette geniş kapsamda bilgilerin olduğu anlaşılmıştır. 1 -Derneğin genel başkanı Fikri KARADAĞ 2-Hüseyin GÖRÜM, 3-Prof. Burhan Omay 4-İbrahim ÖZCAN 5-Kahraman ŞAHİN 6-Ali ÖZOĞLUJ-Hatice BAHTİYAR 8-Ahmet TÜRKYILMAZ 9-Nuri VARDARBAŞI isimli şahıslar hakkında istihbarı nitelikte bilgilerin olduğu görülmüştür. Şüphelinin hem Zafer (Kod) Muzaffer TEKİN hem de Paşa (Kod) M. Fikri KARADAĞ ile yakinen görüştüğü halen çıkar amaçlı suç örgütü kurup yönetmekten tutuklu bulunduğu, bu dosyadaki delillerden de şüphelinin halen bazı görevli ve emekli askeri şahıslarla görüşmeler yaptığı, bu görüşmelerin hayatın olağan akışına uygun görüşmeler olmadığı, ERGENEKON terör örgütünün yapılanmasına uygun ve gizli ilişkilerle örgütün hedefine varmak için oluşturulun illegal kişilerle irtibat olarak örgütün nitelediği kişilerden olduğu,

ERGENEKON terör örgütünün amaçlarına ulaşmak için ne kadar çok olursa o kadar etkili güçlü lobi oluşturulacağı ayrıca baskı unsuru ve istihbarat toplama faaliyetlerinde başarılı olunacağını belirten LOBİ ve ERGENEKON dokümanlarında önemle vurgulanan sivil toplum kuruluşları kurulması zorunluluğuna şüphelinin de uyarak, önce siyasi parti kurduğu, akabinde UBP adı altında ULUSAL BİRLİK PLATFORMU isimli birçok dernek ve sivil toplum kuruluşunun aynı çatı altında örgütleneceği sivil platform kurma çalışmaları yaptığı, bu çalışmada önemli bir yeri bulunan emekli Paşa M. Şener ERUYGUR'un bulunması hususlan da şüphelinin ERGENEKON terör örgütünün talimatlan doğrultusunda örgütlenmeye gittiği, görüşmelerde; kendisinin bir hedefi olduğunu bu hedefte önüne babası dahi çıksa öldüreceğini, karşısına çıkana acımayacağını yakın arkadaşlarına söyleyerek sivil toplum kuruluşu olarak adlandırdığı oluşumların bu kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştığı, Şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY'm bu tür sivil toplum kuruluşulan için adam öldürecek kadar önemli amacının dernek kurma ve düşünce özgürlüğü kapsamından çok ERGENEKON terör örgütünün amaçlan için çalıştığını göstermektedir.

Yine Zafer (Kod) Muzaffer TEKİN ve Paşa (Kod) M. Fikri KARADAĞ' m sürekli kendisiyle irtibat halinde olmalan ve görüşmeleri ve Danıştay saldırısından sonra Zafer (Kod) Muzaffer TEKİN'in ismini UBP listelerinden sildirmesi de kendisinin deşifre olmamak için bu şekilde davrandığını göstermektedir.

Şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY'm Türk Ortodoks patrikhanesinde yapılan ERGENEKON terör örgütünün gizli toplantılanna katıldığı, fikir ve düşünce olarak ülkücü görünmesine rağmen kendi yazdığı kitaplann Türk Solu dergisince yayınlandığı,

Ceza evinde olduğu dönemde Zafer (Kod) Muzaffer TEKİN'in kendisine maddi destek sağladığı, şüpheli Mete YALAZANGİL'in ceza evinde kendisini ziyaret ettiği, Paşa (Kod) M. Fikri KARADAĞTa Zafer (Kod) Muzaffer TEKİN' in ofisinde tanıştığı,

Aynca Hayrettin ERTEKİN'le kardeşi Emre GÜLALTAY'm hakkında yakalama karan bulunmasına rağmen telefonla görüşmeleri, Veli KÜÇÜK'ü tammadıklannı beyan etmelerine rağmen Tuncay GÜNEY'in Emre GÜLALTAYTa Veli KÜÇÜK'ün arasındaki ilişkiyi anlatması Veli KÜÇÜK ile Mahmut YILDIRIM arasındaki ilişkiler, kendisinin de Yeşil (Kod) Mahmut YILDIRIMTa görüşmeleri göz önüne alınarak, şüphelinin ERGENEKON terör örgütü ile organik bir bağ kurduğu anlaşılmıştır.

Şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY'm çıkar amaçlı suç örgütü kurup yönetmekten yargılandığı, yaptığı eylemleri çıkar amaçlı suç örgütü adı altında aslında ERGENEKON terör örgütünün çıkartan doğrultusunda yaptığı, ERGENEKON terör örgütü ile irtibatlarını devam ettirdiği tüm belge ve beyanlardan anlaşıldığından;

Şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY'm üzerine atılı ERGENEKON terör örgütü üyesi olmak eylemine uyan, TCK'nun 314/2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.