Ahzab Suresi

Vikikaynak sitesinden
Atla: kullan, ara
Secde Suresi Ahzab Suresi
Kuran-ı Kerim
Sebe' Suresi
Ahzab Suresi vikipedi maddesi


Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

1- Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

2- Sana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

3- Allah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter.

4- Allah, bir adamın kendi boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu (zıhar) yaptığınız eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin çocuklarınız saymadı. Bu, sizin ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve yola getirir.

5- Onları babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah Katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

6- Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Akrabalar da Allah'ın Kitab'ında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitap'ta yazılmış bulunmaktadır.

7- Hani Biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

8- Doğru olanlara doğruluklarını sorması için. Kafirlere ise acı bir azap hazırlamıştır.

9- Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece Biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir.

10- Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında zanlarda bulunuyordunuz.

11- İşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı.

12- Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.

13- Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib halkı, artık sizin için kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.

14- Eğer onlara etrafından girilseydi sonra da fitne istenseydi, hiç şüphesiz buna gelirler ve bunda ancak kolaylık elbiselerini giyerlerdi.

15- Oysa andolsun, daha önce 'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz ise, sorumluluktur.

16- De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile, birazcığı dışında yararlandırılmazsınız."

17- De ki: "Allah size bir kötülük veya rahmet isteyecek olsa, sizi Allah'tan koruyacak kimdir?" Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı bulamazlar.

18- Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.

19- Size karşı 'cimri ve bencildirler.' Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek kolaydır.

20- Onlar birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi sormayı cidden arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.

21- Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır.

22- Mü'minler (düşman) birlikleri gördükleri zaman dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü’nün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı.

23- Mü'minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile değiştirmediler.

24- Çünkü Allah, sadıkları sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse azaplandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

25- Allah, inkar edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiçbir hayra varamadılar. Savaşta Allah mü'minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galib olandır.

26- Kitap Ehlinden onlara arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve onların kalplerine korku düşürdü. Siz bir kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını ise esir alıyordunuz.

27- Ve sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yere mirasçı kıldı. Allah, herşeye güç yetirendir.

28- Ey peygamber, eşlerine söyle: "Eğer siz dünya hayatını ve onun süslü-çekiciliğini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım ve güzel bir salma tarzıyla sizi salıvereyim."

29- "Eğer siz Allah'ı, Resûlü’nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız artık hiç şüphesiz Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir hazırlamıştır."

30- Ey peygamberin kadınları, sizden kim açık bir çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak artırılır. Bu da Allah'a göre pek kolaydır.

31- Ama sizden kim Allah'a ve Rasulü’ne gönülden -itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve Biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır.

32- Ey peygamberin kadınları, siz kadınlardan herhangi biri değilsiniz -eğer sakınıyorsanız- artık sözü çekicilikle söylemeyin ki, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir tarzda söyleyin.

33- Evlerinizde vakarla oturun, ilk cahiliye açılması gibi açılıp saçılmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.

34- Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, latiftir, haberdar olandır.

35- Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden itaat eden erkekler ve gönülden itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla korkan erkekler ve saygıyla korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, arayerlerini koruyan erkekler ve koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

36- Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.

37- Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

38- Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şeyde peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. Daha önce gelip geçenlerde Allah'ın bir sünnetidir. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir.

39- Ki onlar Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter.

40- Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak O, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi bilendir.

41- Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin.

42- Ve O'nu sabah ve akşam tesbih edin.

43- O'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte, melekleri de. O, mü'minleri çok esirgeyicidir.

44- O'na kavuşacakları gün, onların dirlik temennileri: "Selam"dır. Ve O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır.

45- Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

46- Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çıra olarak.

47- Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır.

48- Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

49- Ey iman edenler, mü’min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık onları yararlandırın ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin.

50- Ey Peygamber, gerçekten Biz sana ücretlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- . Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariye) konusunda onlar üzerine neyi farz kıldığımızı bildik. Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

51- Onlardan dilediğini geri çevirir, ayrıldıklarından veya istek duyduklarından dilediğini de yanına alırsın; senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.

52- Bundan sonra sağ elinin malik olduğu (cariyeler) dışında kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; Allah her şeyi gözetleyip denetleyendir.

53- Ey iman edenler Peygamberin evlerine girmeyin, yemek vaktini beklemeyin. Çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, haktan utanmaz. Onlardan bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Allah'ın Resûlü’ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah Katında çok büyüktür.

54- Bir şeyi açığa vursanız da, saklı tutsanız da; şüphesiz Allah, herşeyi bilici olandır.

55- Onlar için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeler) hakkında bir sakınca yoktur. Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah, herşeye şahid olandır.

56- Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de O'na salat edin ve tam bir teslimiyetle O'na selam verin.

57- Gerçek şu ki, Allah'a ve elçisine eziyet edenler; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için aşağılatıcı bir azap hazırlanmıştır.

58- Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikab etmedikleri sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

59- Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin hanımlarına söyle, cilbaplarını üzerlerine yaklaştırsınlar (veya üzerlerine alsınlar). Bu onların tanınmaları ve eziyete uğramamaları için daha uygundur.

60- Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapanlar bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az komşu kalabilirler.

61- Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe öldürülürler.

62- Daha önceden gelip-geçenler hakkında Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.

63- İnsanlar, sana kıyamet-saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın Katındadır." Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakın da olabilir.

64- Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır.

65- Orda ebedi olarak kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaklardır.

66- Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl’e itaat etseydik."

67- Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular."

68- "Rabbimiz, onlara azaptan iki katını ver ve büyük bir lanet ile lanet et."

69- Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah Katında vecihti.

70- Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve sözü doğru söyleyin.

71- Ki O, amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla kurtulmuştur.

72- Gerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.

73- Şundan ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azaplandıracak; mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Sureler

Fatiha Suresi | Bakara Suresi | Al-i İmran Suresi | Nisa Suresi | Maide Suresi | En'am Suresi | A'raf Suresi | Enfal Suresi | Tevbe Suresi | Yunus Suresi | Hud Suresi | Yusuf Suresi | Ra'd Suresi | İbrahim Suresi | Hicr Suresi | Nahl Suresi | İsra Suresi | Kehf Suresi | Meryem Suresi | Ta-Ha Suresi | Enbiya Suresi | Hac Suresi | Mü'minun Suresi | Nur Suresi | Furkan Suresi | Şu'ara Suresi | Neml Suresi | Kasas Suresi | Ankebut Suresi | Rum Suresi | Lokman Suresi | Secde Suresi | Ahzab Suresi | Sebe' Suresi | Fatır Suresi | Yasin Suresi | Saffat Suresi | Sad Suresi | Zümer Suresi | Mü'min Suresi | Fussilet Suresi | Şura Suresi | Zuhruf Suresi | Duhan Suresi | Casiye Suresi | Ahkaf Suresi | Muhammed Suresi | Fetih Suresi | Hucurat Suresi | Kaf Suresi | Zariyat Suresi | Tur Suresi | Necm Suresi | Kamer Suresi | Rahman Suresi | Vakı'a Suresi | Hadid Suresi | Mücadele Suresi | Haşr Suresi | Mümtehine Suresi | Saff Suresi | Cum'a Suresi | Münafikun Suresi | Teğabün Suresi | Talak Suresi | Tahrim Suresi | Mülk Suresi | Kalem Suresi | Hakka Suresi | Me'aric Suresi | Nuh Suresi | Cin Suresi | Müzzemmil Suresi | Müddessir Suresi | Kıyame Suresi | İnsan Suresi | Mürselat Suresi Nebe' Suresi | Nazi'at Suresi | Abese Suresi | Tekvir Suresi | İnfitar Suresi | Mutaffifin Suresi | İnşikak Suresi | Büruc Suresi | Tarık Suresi | A'la Suresi | Gaşiye Suresi | Fecr Suresi | Beled Suresi | Şems Suresi | Leyl Suresi | Duha Suresi | İnşirah Suresi | Tin Suresi | Alak Suresi | Kadr Suresi | Beyyine Suresi | Zilzal Suresi | Adiyat Suresi | Kari'a Suresi | Tekasür Suresi | Asr Suresi | Hümeze Suresi | Fil Suresi | Kureyş Suresi | Ma'un Suresi | Kevser Suresi | Kafirun Suresi | Nasr Suresi | Tebbet Suresi | İhlas Suresi | Felak Suresi | Nas Suresi |